Emsal Mahkeme Kararı İstanbul Anadolu 10. Asliye Ticaret Mahkemesi 2022/972 E. 2023/580 K. 15.06.2023 T.

Görüntülediğiniz mahkeme kararı kesinleşmiş bir karardır.

T.C. İstanbul Anadolu 10. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ
ESAS NO:2022/972 Esas
KARAR NO:2023/580
DAVA:İtirazın İptali (Hizmet Sözleşmesinden Kaynaklanan)
DAVA TARİHİ:14/12/2022
KARAR TARİHİ:15/06/2023

Mahkememizde görülmekte olan İtirazın İptali (Hizmet Sözleşmesinden Kaynaklanan) davasının yapılan açık yargılaması sonunda,

GEREĞİ DÜŞÜNÜLDÜ:
DAVA:Davacı vekili dava dilekçesinde özetle; Müvekkili ————- şoförü olduğunu ve şirketlerin belirlemiş olduğu yerler arasında yük taşıdığını, davalı tarafından düzenlenen irsaliyede de görüleceği üzere — plakalı araç ile— yükün taşınması konusunda borçlu —– tarihinde müvekkili —— değerinde fatura tanzim edildiğini, davalı ile müvekkili arasındaki ticari iş ilişkisi çerçevesinde müvekkilinin belirlenen yere yükü taşımış olmasına rağmen borçlu tarafından düzenlenen faturaya konu borcun davalıca ödenmesi gerekirken bugüne kadar herhangi bir ödeme yapılmadığından davalı hakkında——– dosyasıyla faturaya dayalı olarak bakiye 17.160,-TL asıl alacağın tahsili amacıyla yapılan takibe davalının 21.09.2022 tarihinde itiraz ederek takibi durdurduğunu, arabulucuk sürecnin anlaşamama ile sonuçlandığını, davalının haksız ve dayanaksız itirazı neticesinde müvekkilnin zarara uğradığını belirterek uygun görülecek teminat karşılığında davalının taşınmazları banka hesapları ve araçları üzerine ihtiyati tedbir konulmasına, borçlunun borca ve icra takibine yaptığı itirazın iptaline, takibin —— dosyası üzerinden devamına, borçlunun takip konusu borcu işlemiş ticari faiziyle ödemeye ve takip konusu alacağın %20’sinden az olmamak üzere icra inkar tazminatına mahkum edilmesine, yargılama giderleri ve vekalet ücretinin karşı taraf üzerinde bırakılmasına karar verilmesini talep ve dava etmiştir.

CEVAP:Davalı vekili cevap dilekçesinde özetle; Davacının huzurdaki davaya konu davalı aleyhinde başlattığı icra takibinde dayanak olarak gösterdiği faturada belirtilen meblağın kendilerine ödenmediğini iddia etse de bu iddiaların asılsız ve mesnetsiz olduğunu, taraflar arasında imza edilen geçerli ve yazılı bir taşıma sözleşmesi olmadığını, şifahen anlaşılan meblağın karşı tarafa işin usulü gereğince peşinen ödendiğini, bu itibarla dava konusu takibin haksız ve hukuka aykırı olduğu, huzurdaki dava konusunun itirazın iptali olduğunu, ispat yükünün davacı tarafa ait olduğu, davacının takip talebinde iddia etmiş olduğu borcun varlığını usulüne uygun delillerle kanıtlamak durumunda olduğunu ve davacı tarafın dosyaya sunmuş olduğu tek delilin tek taraflı düzenlenmiş bir fatura sureti olduğunu, faturaların alacağın varlığına tek başına karine teşkil etmediği yönündeki sayısız —- kararı olduğunu, davacının davalının kendisine hiçbir borcu olmamasına rağmen, müvekkili aleyhinde icra takibi başlatmakta açıkça kötü niyetli olduğunu belirterek haksız ve hukuka aykırı davanın esastan reddine, davacı aleyhine asıl alacağın %20’sinden aşağı olmamak üzere kötüniyet tazminatına hükmedilmesine, tüm yargılama giderlerinin ve ücreti vekaletin davacı tarafa yükletilmesine karar verilmesini talep etmiştir.RAPOR: Bilirkişi raporunda özetle;”Davalı——- Mahkemenizde yapılacak bilirkişi incelemesinde hazır bulunmadığı, Sayın Mahkemenize delil, belge ve defterlerini ibraz etmediği, ticari defter ve kayıtlarının bulunduğu yer ile inceleme sırasında muhatap alınacak yetkili kişi bildiriminde de bulunmadığı, kayıtlarını ibraz etmeyen tarafın defter ibrazından kaçınmış ve karşı tarafın delillerini kabul etmiş sayılacakları ve haklarında ——– Fıkrası uyarınca ticari defterlerin sunulmaması halinde sunan tarafın kayıtlarına delil olarak dayanılacağı hususundaki takdirin Sayın Mahkemeye ait olduğu; Davacı ——– incelenen ticari defterleri ve dayandığı belgeler ile yardımcı defterlerinin birbirini tamamlaması, teyid etmesi ve usulune uygun tutulmuş olması nedeniyle TTK. md.85 ve HMK 222. madde gereğince sahibi lehine delil niteliğinde bulunduğu; Davacı —– davalı——- davaya ve takibe konu faturadan kaynaklı —- tarihinden itibararen ve —- alacaklı olduğu; Davalı——–delil, belge ve defterlerini ibraz etmediği, ticari defter ve kayıtlarının bulunduğu yer ile inceleme sırasında muhatap alınacak yetkili kişi bildiriminde de bulunmadığı,d avali ——— kanuni defterleri ve kayıtları incelenemediğinden taraf kayıtları arasındaki farklar konusunda bir görüşün bildirilemediği; Davacı — tarafından davalı———— kapsamında elektronik ortamda usulune uygun olarak davalıya tebliğ edildiği, dava dosyası içeriğinde takip ve dava konusu edilen faturanın davalı tarafından iade edildiğine dair herhangi bir belgenin görülmediği. takip ve dava konusu edilen faturanın davacı tarafından — konu edildiği, davalı tarafından —– konu edilmediği; Davacı— tarafından davalı —- kesilmiş—— içeriği hizmetin verildiğine dair davalı ——— numaralı e-irsaliye ile davalı ——- tarafından ————paket mantolama dübelinin ——- adresine taşındığı, depo sorumlusu ——— tarafından söz konusu irsaliyenin kaşelenip imzalandığı, irsaliye içeriği malların teslim alındığı;” şeklinde sonuç ve kanaatine varıldığı beyan edilmiştir.

DAVANIN HUKUKİ NİTELİĞİ ve GEREKÇE:
Dava, genel haciz yolu ile takipte ödeme emrine itirazın iptali ve takibin devamı istemine ilişkindir.
İtirazın iptali davası İcra İflas Kanunun 67. Maddesinde “Takip talebine itiraz edilen alacaklı, itirazın tebliği tarihinden itibaren bir sene içinde mahkemeye başvurarak, genel hükümler dairesinde alacağının varlığını ispat suretiyle itirazın iptalini dava edebilir.Bu davada borçlunun itirazının haksızlığına karar verilirse borçlu; takibinde haksız ve kötü niyetli görülürse alacaklı; diğer tarafın talebi üzerine iki tarafın durumuna, davanın ve hükmolunan şeyin tahammülüne göre, red veya hükmolunan meblağın yüzde yirmisinden aşağı olmamak üzere, uygun bir tazminatla mahkum edilir.İtiraz eden veli, vasi veya mirasçı ise, borçlu hakkında tazminat hükmolunması kötü niyetin sübutuna bağlıdır.Birinci fıkrada yazılı itirazın iptali süresini geçiren alacaklının umumi hükümler dairesinde alacağını dava etmek hakkı saklıdır.Bu Kanunda öngörülen icra inkar tazminatı, kötü niyet tazminatı ve benzeri tazminatların tespitinde, takip talebi veya davadaki talep esas alınır.” şeklinde düzenlenmiştir. İcra dosyası fiziken celp edilmiş, borçlunun ödeme emrine süresi içerisinde itiraz ederek takibi durdurduğu tespit edilmiştir.4721 sayılı Türk Medeni Kanununun (TMK) 6. maddesi uyarınca kural olarak, aksi kanunca belirlenmedikçe iki taraftan her biri iddiasını ispata mecburdur. Bu hüküm, kaynak———–şekli gibi, “bir vakıadan kendi lehine haklar çıkaran taraf, o vakıayı ispat etmelidir” şeklinde anlaşılmalıdır.Taraflar arasında 1 adet fatura bedelinin ödenmemesinden kaynaklı hukuki ihtilaf çıktığı, davacı yanın takip başlatıldığı, takibe itiraz üzerine iş bu davanın açıldığı anlaşılmıştır. Davalı yan süresinde cevap dilekçesi sunmadığı, bilirkişi raporuna karşı itiraz dilekçesi sunmadığı anlaşılmıştır. Davalı yan ticari defter ve kayıtlarını bilirkişi incelemesine esas olmak üzere mahkememize ibraz etmediği görülmüştür.Davacı şirketin davalı şirket aleyhine başlatmış olduğu ——-esas sayılı takipteki ödeme emri incelendiğinde —– asıl alacak üzerinden takip başlatıldığı, borcun sebebi kısmına ——–yazıldığı görülmüştür.Davacı şirket ticari defter ve kayıtları üzerinde yapılan inceleme sonucu hazırlanan bilirkişi raporunda; ” Davacı———– davaya ve takibe konu faturadan kaynaklı 31.08.2022 tarihinden itibararen ve 14.12.2022 takip tarihinde de 17.160,- TL alacaklı olduğu ” tespit edilmiştir.Ticari davalarda yani iki tarafın tacir olduğu ve dava konusunun ticari işletmeleri ile ilgili olduğu davalarda ticari defterler ile sözleşme ilişkisinin veya alacak miktarının ispatı mümkündür. Ticari defterler kesin delillerdendir. Yasada delil vasfı taşıdığı takdirde aksinin yazılı veya kesin delillerle ispatı gerektiği düzenlenmiş olduğundan, yasanın ticari defterleri kesin delil olarak düzenlediği açıkça anlaşılmaktadır. Ticari defterler kesin delillerden ise de ancak HMK 222. maddedeki koşullar çerçevesinde ispat aracı olabilir. Ticari defter kayıtlarının sahibi ve halefleri lehine delil olarak kabul edilebilmesi için, diğer tarafın aynı şartlara uygun olarak tutulmuş ticari defterlerindeki kayıtların bunlara aykırı olmaması veya diğer tarafın ticari defterlerini ibraz etmemesi yahut defter kayıtlarının aksinin senet veya diğer kesin delillerle ispatlanmamış olması gerekir. Her iki ticari defterlerde yer alan kayıtlar birbiri ile uyuşması halinde ticari defterler ,içeriğine göre delil vasfına sahip olabilecektir.
Mahkememizce 31/03/2023 günü yapılması istenilen defter incelemesine davalı yanın hazır olmadığı duruşma olan 1 nolu celsede karar verildiği, davalı şirkete duruşma zaptının tebliği ile inceleme gün ve saati ihtar edildiği, davalının ticari defterlerini dosyaya ibraz etmediği gibi dava dosyasına ticari defter ve kayıtlarının bulunduğu yer ile inceleme sırasında muhatap alınacak yetkili kişiyi bildirmediği, 6100 sayılı Hmk’nın 222/3. maddesinde, 28/07/2020 tarihli resmi gazetede yayımlanan —– kanunla ticari defterlerin sunulmamasına ilişkin 23. madde ile değişiklik yapılmış ve ticari defterlerin davalı tarafından sunulmaması halinde davacının ticari defter kayıtlarının lehine delil olacağının belirtildiği, davacı —— incelenen defter kayıtlarına göre, davacının davalıdan 17.160,00 TL alacaklı olduğunun tespit edildiği, böylece bilirkişinin davacı tarafın ticari defterlerinin incelenmesi neticesinde takip tarihi itibariyle davacının davalıdan 17.160,00 TL alacaklı olduğu anlaşılmıştır. Eldeki dosya incelendiğinde davalı tarafın ticari defterlerini incelemeye esas olmak üzere ibraz etmediği ve bu nedenle usulüne uygun tutulmuş davacı kayıtlarının ticari defterlerin delil niteliği göz önüne alınarak davacı lehine delil teşkil ettiği görülmüş ve davanın kabulüne karar verilmiştir.Alacağın likit olması konusunu ——– ”Her uyuşmazlığın kendine özgü somut özelliklerine göre değişmekle birlikte, bir uyuşmazlıkta alacağın likit olup olmadığı belirlenirken, alacak ve onun borçlusu birlikte değerlendirilmelidir. Buna göre, likit bir alacaktan söz edilebilmesi için, ya alacağın gerçek miktarının belli ve sabit olması ya da borçlusu tarafından belirlenebilmesi için bütün unsurların bilinmesi veya bilinmesinin gerekmekte olması; böylece, borçlunun borç tutarını tahkik ve tayin etmesinin mümkün bulunması; başka bir ifadeyle, borçlunun yalnız başına ne kadar borçlu olduğunu tespit edebilir durumda olması gerekir. Gerek borç ve gerekse borçlu bakımından, bu koşullar mevcut ise, ortada likit bir alacak bulunduğu kabul edilmelidir.” şeklinde açıklamıştır. Bir alacağın likit olup olmadığı hususu değerlendirilirken her uyuşmazlık kendi koşullarında değerlendirilecek, alacağın miktarının belli ve sabit ya da borçlu tarafından bilinebilir olduğu durumlarda söz konusu alacağın likit olduğu kabul edilecektir. Somut olayımızda davalı yan almış ödemeden bakiye kalan borcunun tespitini kendi ticari defter ve kayıtları üzerinden rahatça tayin ve tespit edebileceği hususu nazara alınarak söz konusu alacağın likit olduğu kabul edilerek %20 icra inkar tazminatına hükmedilmiştir.
Davada hükmolunün miktarın 2023 yılı kesinlik sınırı olan 17.830,00 TL nin altında kalması nazara alınarak kesin olarak karar verilmiştir. Zira ——— karar sayılı ilamında benzer konuya ilişkin; —–karar altına alınan miktarın yıllar itibariyle yeniden değerlendirme oranları nazara alındığında — yılı istinaf kesinlik sınırı olan 5.880,00 TL’ nin altında kaldığı, dolayısıyla istinafa gelen davalı yönünden kabul edilen dava miktarı itibariyle mahkeme kararının tutar itibariyle kesin nitelikte olduğu anlaşıldığından tarafça yapılan istinaf başvurusunun bu sebeplerle reddinin gerekeceği, kanunun bahşetmediği bir hakkın ise mahkemece taraflara verilemeyeceği, dolayısıyla yerel mahkeme kararında istinaf yasa yolunun açık olduğunun bildirilmesinin taraflar lehine kazanılmış hak doğurmayacağı üzere davalı vekilinin istinaflarının esastan incelenemeyeceği anlaşılmıştır. ” şeklinde karar verildiği görülmüştür.

HÜKÜM:Gerekçesi yukarıda açıklandığı üzere;
1-Davanın KABULÜNE; davalı tarafından—— sayılı icra takip dosyasına yapmış olduğu itirazın iptaline takibin DEVAMINA,
2-17.160 TL üzerinden hesaplanan %20 icra inkar tazminatının (3.432,00 TL) davalıdan alınarak davacıya verilmesine,
3-Hüküm altına alınan miktar üzerinden hesaplanan 1.172,19 TL karar ve ilam harcının, dava açılırken peşin olarak alınan 207,25 TL harçtan mahsubu ile bakiye 964,94‬ TL karar ve ilam harcının davalıdan tahsili ile hazineye irat kaydına,
4-Davacı davada kendisini vekil ile temsil ettirdiğinden karar tarihinde yürürlükte bulunan Avukatlık Asgari Ücret Tarifesine göre hesaplanan 9.200,00 TL vekalet ücretinin davalıdan tahsili ile davacıya verilmesine,
5-Davacı tarafından yatırılan 80,70 TL başvuru harcı, 207,25 TL peşin harç toplamı 287,95‬ TL ile 1.922,00 TL (Bilirkişi Ücreti, Kep Reddiyatı, Posta Masrafı, Elektronik Posta Masrafı) olmak üzere toplam 2.209,95‬ TL olan yargılama giderinin davalıdan tahsili ile davacıya verilmesine,
6-Arabuluculuk ücreti 3.120,00 TL’ nin davalıdan tahsili ile hazineye irat kaydına,
7-Taraflarca dava dosyasına yatırılan gider avansından artan kısmın HMK. 333.maddesi gereğince karar kesinleştikten sonra talep halinde yatırana iadesine,
Dair, davacı vekilinin yüzüne karşı, davalı tarafın yokluğunda, dava değeri kesinlik sınırının altında kalması nazara alınarak KESİN olmak üzere verilen karar açıkça okunup anlatıldı. 15/06/2023