Görüntülediğiniz mahkeme kararı kesinleşmiş bir karardır.
T.C. İstanbul Anadolu 12. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ
ESAS NO:2020/677 Esas
KARAR NO:2023/309
DAVA: İtirazın İptali (Ticari Satımdan Kaynaklanan)
DAVA TARİHİ:01/09/2020
KARAR TARİHİ:12/05/2023
Mahkememizde görülmekte olan İtirazın İptali (Ticari Satımdan Kaynaklanan) davasının yapılan açık yargılaması sonunda,
GEREĞİ DÜŞÜNÜLDÜ:
DAVA:Davacı vekili dava dilekçesinde özetle; müvekkil şirketin önceki unvanı ——Olduğunu, ticaret unvanının ——– olarak değiştirilmiş ve bu durum —– tarihinde———— tescil edildiğini, davalı firma ile yapılan işlemler ve faturalar müvekkil şirketin eski unvanı üzerinden yapılmış olup, karışıklığa neden olmaması adına açıklama yapma gereği hasıl olduğunu, müvekkil şirket ile davalı şirket arasında ticari ilişki mevcut olup müvekkil şirketin —- tarihli cari hesap ekstresine konu alacakların tahsili davalı şirket aleyhine ——– dosyasına ilişkin ödeme emri davalı şirkete 10.07.2020 tarihinde tebliğ edildiğini icra takibine itiraz edildiğini, müvekkil şirketin, davalı şirketten 07.02.2019 tarihi itibari 8.368,23 TL alacağının bulunduğu müvekkil şirkete ait ticari defter ve kayıtlar ile sabit olup, dava dosyası kapsamında alınacak bilirkişi raporu ile iddialarımızın doğruluğu ortaya çıkacağını arabuluculuk görüşmelerinde anlaşma sağlanamadığını tüm bu nedenlerle itirazın iptaline, takibin devamına, davalının takibe konu alacak üzerinden %20’den az olmamak üzere icra inkar tazminatı ödemeye mahkum edilmesine, yargılama giderleri ile vekalet ücretinin davalıya yükletilmesine karar verilmesini dava ve talep etmiştir.
SAVUNMA:Davalı yan kendisine usulüne uygun yapılan tebliğe rağmen davacının dava dilekçesine cevap vermemiştir.
İNCELEME VE GEREKÇE: Dava hukuki niteliği itibariyle—– sayılı icra takibine davalının yapmış olduğu itirazın İİK 67. maddesi gereğince iptali ile icra inkar tazminatı isteminden ibarettir.İİK. mad. 67/I -III, V‟de düzenlenmiş bulunan itirazın iptali davası, borçlunun itirazının hükümsüz kılınarak, itiraz ile duran ilâmsız takibe konu olan alacağın varlığının saptanarak, icra takibinin devam etmesini (ve bu suretle, takip konusu alacağın borçludan alınmasını) sağlamak amacı ile açılır.
İtirazın iptali davası açılabilmesi için; a) Yetkili icra dairesinde yapılmış geçerli bir ilamsız icra takibi bulunmalıdır. İtirazın iptal davası, icra takibi ile bağlantılı olduğundan, davalı aleyhine yapılmış geçerli bir icra takibi bulunmadıkça, itirazın iptali davası dinlenmez. Yetkili icra dairesinde yapılmış usulüne uygun bir icra takibi bulunmadıkça, itirazın iptali davası açılamaz. Eğer, icra mahkemesince “ödeme emrinin iptaline” ya da “icra takibinin iptaline” karar verilmişse, iptal davası konusuz kalır.
b) Borçlu tarafından süresi içinde yapılmış -ve hakkındaki takibi durdurmuş olan- geçerli bir itiraz bulunmalıdır.
Borçlu tarafından süresinden sonra ödeme emrine itiraz edilmiş olduğu için ya da süresi içinde olmakla beraber yanlış (yetkisiz/görevsiz) yere itiraz edildiği için takip kesinleşmisse veya takip, borçlunun itirazı nedeniyle değil de icra mahkemesinin kararıyla durdurulmuşsa bu gibi durumlarda itirazın iptali davası açmakta hukuki yarar bulunmayacaktır.
c) Alacaklı tarafından, borçlunun itirazının kendisine tebliğinden itibaren bir yıl içinde itirazın iptali davasının açılmış olması gerekir. Alacaklının, “itirazın kendisine tebliğinden itibaren” bir yıl içinde borçlunun itiraz ettiği alacağının tespiti ve itirazın iptali dileğiyle açtığı dava “itirazın iptali” davası niteliğini taşır. Bu davanın açılabildiği, “bir yıllık süre” hak düşürücü süredir. Bir yıllık dava açma süresinin başlangıcı, “itirazın alacaklıya tebliğ tarihi”dir. Bu halde; borçlunun itirazı, alacaklıya tebliğ edilmemişse, bir yıllık dava açma süresi işlemeye başlamayacaktır. Davacının, itirazı herhangi bir şekilde öğrenip öğrenmemesi de sürenin başlamasını gerektirmez.İtirazın iptali istemine konu, ——sayılı takip dosyasının incelenmesinde; davacı alacaklının, davalı borçlu aleyhine genel haciz yolu ile icra takibinde bulunduğu, ödeme emrinin borçluya tebliğ edildiği; borçlu tarafından borca itiraz edildiği, itiraz dilekçesinin davacı tarafa tebliğ edilmediği huzurdaki davanın yasal süre içerisinde açıldığı anlaşılmıştır.
Mahkemece yapılan yargılama sırasında taraflarca gösterilen deliller toplanmış ve konunun incelenmesi uzmanlık gerektiren yönleri bulunduğundan bilirkişi incelemesi yaptırılmıştır.Bilirkişi mali müşavir —– tarafından alınan kök ve ek raporda özetle ; Davacı ———- ticari defterlere ilişkin madde hükümlerine uygun tutuldukları, e-defter esasında tutulmuş defterlerin açılış kapanış beratlarının kanuni sürelerinde onaylanmış oldukları, ticari defterlerin sahipleri lehine delil olma niteliklerinde oldukları tespit edildiği, davalının , davacı adına düzenlediği tüm faturalar ile davacının davalıya yaptığı ödemelerin, davacının yasal ticari defterlerinde kayıt görmüş olduğu ve muavin defter hesap hareketleriyle örtüştüğü, davalı ateyhine 8.368,23 TL. borç bakiyesi bulunduğu davacının yasal ticari defterterinde kayıt görmüş kdv öncesi aylık 5.000,00 TL. ve üstü faturatar toplamlarının davacı tarafından müke!ilefi bulunduğu ——– ile beyan edildiği, beyan edilen tutarların beyanlar ve ticari defter kayıtlarıyla örtüştüğü Davacının cari hesaptan kaynaklanan 8.368,23 TL.’ nin ödenmesi için vekili tarafından —— tarihinde ihtarname keşide edildiği ve tebliğ tarihinden itibaren 3 gün içinde ödenmesinin aksi halde yasal yollara başvurulacağının ihtar edildiği görülmüş, ancak tebliğ tarihi tespit edilemediği davacı ve davalının aynı şehirde ikamet ettikleri düşünüldüğünde; İhtarnamenin bir gün sonra 09.05.2020 tarihinde tebliğ edildiğinin kabulü durumunda, temerrüt faizinin 3 gün geçtikten sonra—— tarihinden itibaren takip tarihine kadar uygulanması gerekeceği 13.05.2020 – 15.06.2020 tarihleri arasında %13,75 oranında temerrüt faizi : 8.368,23 TL. X 13,75/100 X 33 gün/365 – 104,03 TL. işlemiş faiz talep edebileceği Davacı ———- cari hesaptan kaynaklanan alacağı olduğu, asıl alacak tutarına 104,03 TL. işlemiş faiz ilavesi ve taraflar tacir olduklarından 3095/2 – sayılı yasa maddesine göre asıl alacağa 15.06.2020 takip tarihinden itibaren olmak üzere % 10,80 ve değişen oranlarda avans faizinin uygulanması gerekeceği hususlarını beyan ve rapor etmiştir.Bilirkişi Mali müşavir—– tarafından alınan kök ve ek raporda özetle; davacı şirketin ————– yıllarına ilişkin ticari defterlerinin GİB onaylı beratlarının süresinde alındığı, TTK ve VUK hükümlerine göre usulüne uygun tutulduğu, 15.06.2020 takip tarihi itibariyle, davacı şirketin kendi defterlerinde 8.368,23 TL alacaklı gözüktüğü Davalı şirket mali müşaviri tarafından, ihtilaf konusu dönemde birden çok mali müşavirin değişmiş olması nedeniyle, programın olmadığı, fiziki olarak bulunan defterlerin de tarafıma ibraz edildiği bildirilmiş olup, inceleme ibraz edilen defterler üzerinden yapılmış olup, davalı şirketin ——yıllarına ilişkin açılış ve kapanış tasdiklerinin zamanında yapıldığı, ibraz edilen belgelerin incelenmesinde, davacı ve davalı şirket arasındaki hesap hareketlerinin detaylı tespitinin yapılamadığı, davalı şirketin kayıtlarında, davacı şirket adına düzenlenen faturaların kayıtlı olduğu, ancak davacı şirket tarafından yapılan ödemelerin çoğunluğunun davalı şirket defterlerinde kayıtlı olmadığı, ayrıca davacı şirket defterlerinde kayıtlı olan 3 adet ———-işleminin, davalı kayıtlarında yer alıp almadığının tespiti yapılamadığı, davacı şirketin ticari defterlerinde, grup şirket olan—-davalı —- olan alacağının, davacı şirkete devrine ilişkin; —— ——- işlemi yaparak, borç kaydı girmiş olduğu, aynı şekilde dava dışı —– ticari defterlerinde de ——–işlemi yapılarak davalı şirkete alacak kaydı girmiş olduğu, işbu virmanlara dayanak belge olarak,———adına düzenlenen ———-talimatlarının, davacı şirket tarafından sunulmuş olduğu, talimatlarda davalı şirketin kaşe ve imzasının bulunduğu, davalı şirket mali müşaviri tarafından incelemede ibraz edilen ticari defterlerde ———işlemlerinin davalı şirkette kayıtlı olup olmadığının tespiti yapılamadığı davalı şirket vekilinin, ——–işlemlerinin kendilerine ait olmadığı, müvekkili şirketin davacı ve dava dışı——şirketine herhangi bir borçları bulunmadığı yönündeki virmanlara itirazına ilişkin araştırmanın ve hukuki değerlendirmenin mahkememize ait olduğu davacının teslim tesellümü ispatlanan 8.368,23 TL’yi davalı taraftan talep edebileceği, davacı lehine hüküm kurulması halinde, davacı şirket vekili tarafından, davalı şirkete takip konusu alacak tutarı olan 8.368,23 TL’nin tahsili amacıyla——- yevmiye no.lu ihtarnamesinin gönderilerek, ihtarnamenin tebliğinden itibaren 3 gün içerisinde ödenmesinin talep edildiği, dosya kapsamında ihtarnamenin tebliğine ilişkin tebliğ belgesinin bulunmaması nedeniyle faiz hesabının yapılamadığı, dava dosyasında mevcut SMMM Bilirkişi —— raporunda benimsendiği şekilde ihtarnamenin 1 gün sonrasında davalı şirkete tebliğ edilmiş olabileceği yönündeki değerlendirmesinin kabul edilmesi halinde, davacı alacağının 13.05.2020 tarihinde muaccel olacağı ve davacının icra takip öncesinde 104,03 TL’lik faiz talep edebileceği, mahkememizin kısmen ya da tamamen Davacı lehine hüküm kurması halinde; tarafların tacir olması, işin ticari iş olması temerrüt faiz oranının önceden kararlaştırılmamış olması münasebetiyle, takip sonrasında hükmolunacak davacı alacağı için 3095 s.k m.2/2 kapsamında reeskont avans faiz talebinde bulunabileceği, —– bildirimlerinin aylık—– ve üzeri fatura satış ve alışlarına ilişkin bildirimde bulunulabileceği, ———kayıtlarının kaynağının alım/satım faturası olmaması nedeniyle —— kapsamına girmediğinden beyanname konusu yapılamayacağı, somut olaydaki davalının imzasının bulunduğu ——belgelerin, borçlu davalının değişmediği, alacaklının değiştiği belge olduğu, hususlarını beyan ve rapor etmiştir.Mahkememizde isticvap olunan davalı şirket yetkilisi ——– beyanında; ” Bana göstermiş olduğunuz ——–talimatı başlıklı yazılar altındaki kaşe ve imza müvekkil şirkete ait değildir söz konusu kaşeler çok kolay bir şekilde başkaları tarafından yaptırılabilir ayrıca imza da tarafımıza ait değildir şirket çalışanlarına da ait değildir çünkü şirket çalışanlarının imza yetkisi bulunmamaktadır ” şeklinde isticvap beyanında bulunmuştur.
HMK 222(1).madde gereğince Mahkeme ticari davalarda tarafların ticari defterlerinin ibrazına kendiliğinden veya taraflardan birinin talebi üzerine karar verebilir. Tarafların ticari defter ve kayıtları üzerinde bilirkişi incelemesi yaptırılmasına karar verilmiş, davacı ve davalı tarafın ticari defterlerini incelenmek üzere sunduğu, d HMK 222/3. Maddesinde ” İkinci fıkrada belirtilen şartlara uygun olarak tutulan ticari defter kayıtlarının sahibi ve halefleri lehine delil olarak kabul edilebilmesi için, diğer tarafın aynı şartlara uygun olarak tutulmuş ticari defterlerindeki kayıtların bunlara aykırı olmaması veya diğer tarafın ticari defterlerini ibraz etmemesi—–yahut defter kayıtlarının aksinin senet veya diğer kesin delillerle ispatlanmamış olması gerekir. Diğer tarafın ikinci fıkrada yazılan şartlara uygun olarak tutulan ticari defterlerinin, ilgili hususta hiçbir kayıt içermemesi hâlinde ticari defterler, sahibi lehine delil olarak kullanılamaz.—-Bu şartlara uygun olarak tutulan defterlerdeki sahibi lehine ve aleyhine olan kayıtlar birbirinden ayrılamaz.” hükmü de dikkate alınarak;Davaya konu edilen —— işlemlerine ilişkin, dava dışı —– kayıtlarında, davalı—– ait hesap hareketleri ve —— kayıtları mali müşavir bilirkişi tarafından incelendiği ve dava dışı ——– kayıtlarında, davacı şirket defterlerinde kayıtlı olan —– işlemlerinin aynı şekilde kayıtlı olduğu, dava dışı şirketin kayıtlarında işbu —–karşılık davalı şirkete alacak kaydetmiş olduğu görülmüştür.Davalı tarafın ticari defterlerinin incelemesinde ise davalı şirket mali müşaviri tarafından, ihtilaf konusu dönemde birden çok mali müşavirin değişmiş olması nedeniyle, programın olmadığı, fiziki olarak bulunan defterlerin de yerinde inceleme yetkisi verilen bilirkişiye ibraz edildiği ve incelemenin ibraz edilen defterler üzerinden yapıldığı ;davalı şirketin mali müşaviri tarafından ibraz edilen belgelerin incelenmesinde, davacı ve davalı şirket arasındaki hesap hareketlerinin detaylı tespitinin yapılamadığı, davalı şirketin kayıtlarında, davacı şirket adına düzenlenen faturaların kayıtlı olduğu, ancak davacı şirket tarafından yapılan ödemelerin çoğunluğunun davalı şirket defterlerinde kayıtlı olmadığı, ayrıca davacı şirket defterlerinde kayıtlı olan 3 adet —–işleminin, davalı kayıtlarında yer alıp almadığı tespit edilemediği anlaşılmakla davalı tarafın ticari kayıtlarını tam ve eksiksiz olarak bilirkişiye sunmadığı söz konu ————kayıtlarının dava dışı şirket kayıtlarında da yer aldığı ve davacının ticari defterlerine yönelik kayıtları tam ve eksiksiz biçimde bilirkişiye ibraz ettiği görülmekle yukarıda izah edilen kanun hükmü uyarınca davacı defterlerindeki kayıtlara itibar edilmekle açılan davanın kısmen kabulüne karar vermek gerekmiştir.Dosya kapsamında davalıyı temerrüde düşürücü bir ihtar bulunmasına rağmen ihtarın tebliğ edildiğine dair dayanak belgenin dosyaya ibraz edilmediği anlaşılmakla davalının TBK. 117 (eski TBK. 101) maddesi uyarınca temerrüt ihtarnamesi ile temerrüde düşürülmesi ya da borcun ödeneceği günün tarafların anlaşmasıyla kesin olarak belirlenmesi (TBK. m. 117/2) şarttır. Takibe kadar işlemiş faize yönelik davalı itirazının haklı olduğu değerlendirilerek takibe kadar işlemiş faiz tutarı bakımından davacının fazlaya ilişkin isteminin reddine karar verilmiştir.
İcra ve İflas Kanununun 67.maddesinin 2.fıkrası gereğince, icra tazminatına hükmedilebilmesi için, borçlunun takip sırasında ödeme emrine itiraz etmesi ve alacaklının alacağını mahkemede dava ederek haklı çıkması yasal koşullardandır. Borçlunun itirazının kötüniyetli olması ise yasal koşul değildir. İcra inkar tazminatı, aleyhindeki icra takibine itiraz eden ve işin çabuk bitirilmesine engel olan borçluya karşı konulmuş bir yaptırımdır. Alacağın likit ve belli olması da gerekir. Alacağın gerçek miktarı belli, sabit veya borçlu tarafından belirlenebilmesi için bütün unsurlar bilinmekte ya da bilinmesi gerekmekte, böylece borçlu tarafından borcun tutarının tahkik ve tayini mümkün ise; başka bir ifadeyle borçlu yalnız başına ne kadar borçlu olduğunu tespit edebilir durumda ise, alacağın likit ve muayyen olduğunun kabulü zorunludur. Takip talebi ve bilirkişi raporu birlikte değerlendirildiğinde alacak likit olduğu anlaşılmakla asıl alacağın %20 si oranında icra inkar tazminatının davalının tahsiline ilişkin talebin kabulüne karar verilmiştir.
Arabuluculuk görüşmesine katılmayan taraf, davada haklı da çıksa haksız da çıksa yargılama giderlerini ödemeye mahkum edilir. Ayrıca davada haklı çıkması halinde lehine vekalet ücretine hükmedilmez. Bu halde arabuluculuk görüşmesine katılmayan taraf vekalet ücreti alamaz ve yargılama giderini ödemeye mahkum edilir. Davalı arabuluculuk görüşmelerine katılmadığı anlaşılmakla arabuluculuk Kanunu’nun 18/A-(11) maddesi uyarınca yargılama giderleri üzerinde bırakılmış ve lehine vekalet ücretine hükmedilmemiştir.
HÜKÜM:Gerekçesi yukarıda açıklandığı üzere;
Davanın kısmen KABULÜNE,
1-Davalının —— takip dosyasına yapmış olduğu asıl alacak olan 8.368,23 TL yönünden itirazının iptaline, takibin asıl alacak üzerinden aynen devamına, fazlaya yönelik talebin reddine
2-Alacak likit olmakla hüküm altına alınan asıl alacağın %20 si oranında icra inkar tazminatının davalıdan alınarak davacıya verilmesine,
3-Karar harcı 571,63 TL ‘den davacı tarafça peşin olarak yatırılan 176,87 TL harcın mahsubu ile bakiye 394,76 TL harcın davalı taraftan tahsili ile hazine adına irad kaydına,
4-Davacı tarafından yatırılan 54,40 TL başvurma harcı, 176,87 TL peşin harç olmak üzere toplam 231,27 TL harcın davalıdan alınarak davacıya verilmesine,
5-Davacı tarafından yapılan tebligat, müzekkere gideri ve bilirkişi ücreti olmak üzere toplam 1.369,75 TL yargılama giderinin davalı taraftan tahsili ile davacı tarafa ödenmesine,
6-Davalı tarafından yapılan yargılama giderinin kendi üzerinde bırakılmasına,
7-Davanın kabul edilen kısmı için davacı yararına karar tarihinde geçerli A.A.Ü.T. deki esaslara göre belirlenen 8.368,23 TL nispi vekalet ücretinin davalıdan alınarak davacıya verilmesine,
8-Davalı lehine Arabuluculuk Kanunu’nun 18/A-(11) maddesi uyarınca vekalet ücreti verilmesine yer olmadığına,
9- Arabuluculuk Kanunu’nun 18/A-(13) maddesi ve Hukuk Uyuşmazlıklarında Arabuluculuk Yönetmeliğinin 26/2 maddeleri ile Arabuluculuk Asgari Ücret Tarifesi uyarınca —— bütçesinden ödenen 1.320,00 TL arabuluculuk ücretinin davalıdan tahsili ile hazineye irat kaydına,
10-Taraflarca dosyaya yatırılan ve sarf edilmeyen gider avansının karar kesinleştiğinde ilgili tarafa iadesine,
Dair davacı ve davalı vekili ve davalı şirket yetkilisinin yüzüne karşı miktar itibariyle kesin olmak üzere verilen karar, açıkça okunup, usulen anlatıldı. 12/05/2023