Görüntülediğiniz mahkeme kararı henüz kesinleşmemiştir. Yararlı olması amacıyla eklenmiştir.
T.C. İstanbul Anadolu 8. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ
ESAS NO: 2019/54
KARAR NO:2023/385
DAVA:Tazminat ( Bayilik sözleşmesinin haksız feshi nedeniyle zararın tazmini- Denkleş- tirme tazminatı)
DAVA TARİHİ: 08/03/2019
KARAR TARİHİ: 17/05/2023
Mahkememizde görülmekte olanTazminat ( Bayilik sözleşmesinin haksız feshi nedeniyle zararın tazmini- Denkleştirme tazminatı) davasının yapılan açık yargılaması sonunda,
GEREĞİ DÜŞÜNÜLDÜ:
İDDİA:Davacı vekili dava dilekçesinde özetle; müvekkilinin —-yılından beri —-olarak faaliyet gösterdiğini, davalı ile —- tarihli —- İşletme sözleşmesi imzaladıklarını, davalı tarafça gönderilen —- tarihli fesih ihbarındaki fesih beyanının geri alındığına ve feshin hükümsüz olduğuna dair —— tarihinde protokol imzaladıklarını, davalı tarafından — tarihli ihtarname keşide edilerek satış sözleşmesinin —— uyarınca satış hedefine ulaşılması ve performansın yeterli ve tatminkar bir seviyede tutulması gerekirken aylık satış hedeflerine ulaşılamamış olmasının başlıca fesih nedenlerinden sayıldığını, yükümlülükler yerine getirilmez ise sözleşmenin feshedileceğinin ihtar edildiğini, müvekkilinin —- tarihinde ihtarnameye cevap verdiğini, —-tarihinde müvekkiline davalı tarafından taraflar arasındaki her iki sözleşmenin fesih ihbarnamesinin gönderildiğini, fesih ihbarnamesinin —- tarihinde müvekkili tarafından tebliğ alındığını, müvekkili tarafından davalı şirkete, —– tarihinde fesih ihbarı ve hizmet yeterlilik belgesi hususuna dair cevabi ihbarname gönderildiğini, davalı şirket yetkilisi ile müvekkilinin yetkililerinin toplantı yaptığını, yapılan toplantı sonrasında davalı şirket tarafından, yeni sözleşmelerin imzalanması durumunda geçmişe yönelik ihtarname fesihname ve taleplerinden vazgeçeceklerini bildiren mail atıldığını, davalı şirketin müvekkiline 02.01.2019 tarihinde araç satışı için bayi yetki belgesi düzenlediğini, 02.01.2019 tarihinde müvekkilinin davalı şirkete ihtarname düzenleyerek fesih ihtarının ve bildiriminin hukuken kabul edilmesinin mümkün olmadığını, mahrum kalınan kar, yapılan yatırım gideri vb. tazminat kalemlerinin karşı taraftan talep edileceğini beyan ettiğini, davalı tarafın sözleşmeyi —- tarihinde haksız şekilde feshettiğini, davalı tarafın sözleşmeyi fesih etmeyeceğine ilişkin müvekkilinde net bir kanaat oluşturduğunu, davaya konu sözleşmenin haksız şekilde feshedildiğini, davalı şirketin fesih iddialarının gerçeği yansıtmadığını, müvekkilinin denkleştirme tazminatı talep etme hakkına ek olarak, başlanmış işlerin tamamlanmaması nedeniyle uğradığı ücret kaybını ve ayrıca müspet zararına karşılık gelen fiili zararın ve yoksun kaldığı karını talep etme hakkı olduğunu, davalı tarafından sözleşmenin feshedilmesi sebebiyle doğan 10.000,00.-TL tutarındaki zararının, dava tarihinden itibaren işleyecek en yüksek ticari faiz ile tahsilini,ayrıca denkleştirme tazminatı istediklerini, 10.000,00.-TL tutarındaki denkleştirme alacağının, dava tarihinden itibaren işleyecek en yüksek ticari faiz ile birlikte davalıdan tahsiline karar verilmesini talep ve dava etmiştir.
SAVUNMA:Davalı vekili cevap dilekçesinde özetle; müvekkilinin——- görevini yürüttüğünü, ——sınırları içerisinde tek yetkili satıcı olduğunu ve 30’u aşkın şirket ile anlaşarak yetkili araç satış bayiliği sözleşmeleri ve yetkili servis işletme sözleşmeleri yapmış olduğunu, davacı şirket ile — yılından itibaren bayilik ilişkisinin olduğunu— yetkili araç satış bayiliği sözleşmesi ile —– yetkili servis işletmeleri sözleşmesi gereğince davacının birçok yükümlülüğünü yerine getirmediğini, bu sebeple müvekkilinin ticari imajının zedelendiğini, pazar kaybı yaşadığını, davacı bayinin karşılıklı olarak belirlenen aylık satış hedeflerine süreklilik arz edecek şekilde ulaşamadığını, müvekkilinin davacıya satış performansının düşük olduğu hususlarını beyan ettiğini ve hedefler ile sözleşmeden kaynaklanan yükümlülüklerin yerine getirilmemesi durumunda sözleşmenin haklı sebeple feshedileceğini 05.06.2014 tarihinde ihtar ettiğini, buna karşılık davacının müvekkiline 15.09.2014 tarihli ihtarname göndererek satış hedefinin ekonomik şartlar dahilinde mümkün olmadığını beyan ettiğini, davacı tarafından gönderilen ihtarnamedeki iddiaların dayanıksız olduğunu, doğru olduğunun kabulünde dahi müvekkilinin haklı sebeple fesih hakkının saklı olduğunu, davacı şirket tarafından müvekkiline 09/09/2015 tarihli ihtarname gönderildiğini, bayilik sözleşmesinin——- maddesine aykırı olarak müşteri sırrı niteliğindeki bilgilerin rakip bayiler ile paylaşılmasına sebebiyet veren kişinin işine son verilmesini talep ettiğini, müvekkilinin 17.09.2015 tarihli ihtarname göndererek ———— ayının raporları mail yolu ile davacıya iletilirken sehven başka bir bayiinin e-mail adresinin de eklendiği hususunun beyan edildiğini, müvekkili tarafından 12.01 2017 tarihinde davacı şirkete iki adet ihtarname keşide edilerek yetkili servis işletme sözleşmesine uyulmadığını, düzenlenen servis eğitimlerine katılım sağlanmadığını,——— belgesine sahip olmadığını, hedeflenen ve istenilen performans puanının altında kaldığını, yetkili bayilik sözleşmesine uygun hareket edilmediğini, tebliğden itibaren 24 ay sonra geçerli olmak üzere her iki sözleşmenin feshedildiğinin ihtar edildiğini bunun üzerine cevaben davacı şirket tarafından müvekkiline ——- tarihli ihtarname gönderildiğini daha sonra davacı şirketin müvekkiline 05.05.2017 tarihinde araç teslimlerinin yapılması için ihtarname gönderdiğini, cevaben müvekkilinin davacı şirkete 20.06.2017 tarihinde ihtarname gönderdiğini, müvekkili yetkilileri ile davacı şirket yetkililerinin toplantı yaptığını, kılavuza uygun olarak bayideki eksiklerin giderilmesi, ——–standartlarına uyulması, eksik personelin tamamlanması, satış hedeflerine ulaşılması kaydıyla yeni sözleşme yapabileceklerini beyan ettiklerini, ancak davacının şartları yerine getirmemesi üzerine yeni sözleşme yapılmadığını, müvekkili tarafından davacı şirkete gönderilen 25.12.2018 tarihli ihtarname ile sözleşmenin 16.01.2019 tarihinde feshedilmiş olacağının beyan edildiğini, davacı şirket tarafından 02.01.2019 tarihinde , sözleşmenin tek taraflı feshedilmesinin portföy tazminatı başta olmak üzere çeşitli sonuçları doğuracağını beyan ettiğini, taraflar arasındaki uyuşmazlığın tahkime tabi olduğunu, mahkemenin görevsiz olduğunu, davanın belirsiz alacak davası olarak açılmasının mümkün olmadığını, H.M.K’na aykırı yapılan tespitin delil olmayacağını, taraflar arasında delil sözleşmesi bulunduğunu, müvekkilinin bayilik sözleşmesinin devam edeceğine dair güven yarattığı iddiasının gerçekleri yansıtmadığını, feshin haklı nedenlerle gerçekleştiğini, müvekkilinin kusurlu bir davranışının olmadığını, denkleştirme tazminatı koşullarının oluşmadığını, tazminat hesaplanması yapılacak ise hakkaniyet indirimi uygulanması gerektiğini, davacı tarafın yapmadığı giderleri tazminat olarak talep edemeyeceğini, bayilik ve servis sözleşmesi haklı nedenlerle feshedilmiş olduğundan davanın reddine karar verilmesini savunmuştur.
İNCELEME ve GEREKÇE : Dava, hukuki niteliği itibari ile; davalı tarafın taraflar arasındaki yetkili araç satış bayilik sözleşmesi ile yetkili servis işletme sözleşmesini haksız olarak feshettiği iddiasına dayalı olarak açılmış maddi tazminat ve denkleştirme tazminatı taleplerine ilişkindir. Davacı maddi tazminat olarak sözleşmelere duyduğu güven nedeniyle yapılan masraflar ve uğranılan zarar, başlanıp bitirilemeyen satış faaliyetleri nedeniyle ücret kaybı, yapılan ancak haksız fesih nedeniyle yararlanılamayan yatırım harcamaları ve masraflar, müspet zarara denk gelen fiili zarar ve yoksun kalınan karı talep etmiştir. Davalı ise davacının sözleşmelerden doğan yükümlülüklerini yazılı ve sözlü ihtarlara rağmen yerine getirmediğini, feshin her iki sözleşme yönünden de haklı sebeplere dayandığını, davacının ———- markasının ticari itibarına uygun hareket etmediğini, yükümlülüklerini ihlal ettiğini, davacının münhasır bayi olmadığını, bu yüzden denkleştirme tazminatı talep edemeyeceğini, denkleştirme tazminatının diğer koşullarının da mevcut olmadığını, davacının yapmadığı giderleri de tazminat olarak isteyemeyeceğini, davacı tarafa 2 yıl öncesinden fesih ihbarında bulunulduğunu, bu durumda TTK 121/IV m.uyarınca tazminat talep edilemeyeceğini, 2 yıllık ihbar öneli içinde davacının gerekli tedbirleri alması gerektiğini aksi halde zararın artmasına kendisinin sebebiyet vereceğini bu nedenle uğradığı zararı da talep edemeyeceğini belirterek davanın reddini savunmuştur.
Dilekçeler aşaması tamamlanarak mahkememizin ——– günlü ön inceleme duruşmasında dava şartları ve ilk itirazlar incelenmiş, tarafların sulh olma imkanı bulunmadığından uyuşmazlık noktalarının tespiti ile tahkikat aşamasına geçilip deliller toplanarak bilirkişi raporu alınmak suretiyle sonuca gidilmiştir.
Davalı yan süresinde sunduğu cevap dilekçesinde tahkim ilk itirazında bulunmuş, gerek bayilik sözleşmesi gerekse servis sözleşmesi bakımından davaya konu uyuşmazlıkların tahkim sözleşmesinin konusu olduğunu, tarafların çıkacak uyuşmazlıklar için tahkim yolunu kararlaştırdıklarını ileri sürmüştür. Davacı yan tahkim itirazını kabul etmemiş usul ve yasaya uygun geçerli bir tahkim anlaşmasından söz edilemeyeceğini, sözleşmelerde kabul edilen tahkim şartının HMK 407 maddesine uygun olmadığını, ayrıca sözleşmelerde tahkime gidilmesinin dahi dava açılmasına engel teşkil etmediğinin kabul edildiğini, tahkime başvurunun hangi hallerde zorunlu olduğunun da sözleşme düzenlendiğini, dava konusunun bu hallerden olmadığını belirterek tahkim itirazının reddini savunmuştur.
Tahkim HMK 407 ve devamı maddelerinde düzenlenmekte olup HMK 413/1 maddesine göre tahkim sözleşmesinin konusunu oluşturan bir hususta çözüm için mahkemeye dava açılmış ise karşı tarafın tahkim ilk itirazını ileri sürebileceği kabul edilmiştir.Tahkim sözleşmesinin tanımı ve şekli de HMK 412 maddesinde düzenlenmiştir.
HMK 412.Maddesi ((1) Tahkim sözleşmesi, tarafların, sözleşme veya sözleşme dışı bir hukuki ilişkiden doğmuş veya doğabilecek uyuşmazlıkların tamamı veya bir kısmının çözümünün hakem veya hakem kuruluna bırakılması hususunda yaptıkları anlaşmadır.
(2) Tahkim sözleşmesi, taraflar arasındaki sözleşmenin bir şartı veya ayrı bir sözleşme şeklinde yapılabilir.
(3) Tahkim sözleşmesi yazılı şekilde yapılır. Yazılı şekil şartının yerine getirilmiş sayılması için, tahkim sözleşmesinin taraflarca imzalanmış yazılı bir belgeye veya taraflar arasında teati edilen mektup, telgraf, teleks, faks gibi bir iletişim aracına veya elektronik ortama geçirilmiş olması ya da dava dilekçesinde yazılı bir tahkim sözleşmesinin varlığının iddia edilmesine davalının verdiği cevap dilekçesinde itiraz edilmemiş olması yeterlidir. Asıl sözleşmenin bir parçası hâline getirilmek amacıyla tahkim şartı içeren bir belgeye yollama yapılması hâlinde de tahkim sözleşmesi yapılmış sayılır.
(4) Tahkim sözleşmesine karşı, asıl sözleşmenin geçerli olmadığı veya tahkim sözleşmesinin henüz doğmamış olan bir uyuşmazlığa ilişkin olduğu itirazında bulunulamaz.
(5) Yargılama sırasında tarafların tahkim yoluna başvurma konusunda anlaşmaları hâlinde, dava dosyası mahkemece ilgili hakem veya hakem kuruluna gönderilir.) hükmünü haizdir.
Somut olaya dönüldüğünde taraflar arasında imzalanan yetkili servis işletme sözleşmesinin ——maddesinde “uzman veya hakeme başvurma”başlığı altında ve yine Bayilik Sözleşmesinin——maddesinde bu hususun düzenlendiği, tarafların sözleşmeden veya ona bağlı olarak doğan uyuşmazlıkları dostane müzakerelerle halletmeye çalışacakları 15 gün içinde mutabakat sağlanmazsa her bir tarafın uyuşmazlığı 3.kişi uzman veya hakeme götürebileceği uzman veya hakeme başvurunun tarafların mahkemeye başvuru hakkına halel getirmeyeceğinin kabul edildiği, aynı zamanda hangi konularda bu yola gidilebileceğinin de sözleşmede sayıldığı görülmüştür. Aynı yöndeki düzenleme yetkili servis işletme sözleşmesinin ———maddesinde de mevcuttur. Madde metinleri incelendiğinde uyuşmazlığın uzman 3.kişi yahut hakeme götürülmesinin seçenek çözüm olarak düzenlendiği, sözleşmenin taraflarının bu yolu kullanabileceği gibi tarafların mahkemeye başvuru haklarının da mevcut olduğu uzman ya da hakem yoluna başvurunun zorunluluk olmadığı, bundan ayrı olarak her iki madde metninde sınırlı olarak sayılan hususların ise bu davanın konusunu içermediği anlaşıldığından davalı yanın tahkim itirazının reddine karar verilmiştir.Davalının bir diğer itirazı ise iş bu davanın belirsiz alacak davası olarak açılamayacağına ilişkin olup HMK 107 maddesindeki düzenleme uyarınca davacının zarar kalemleri ve denkleştirme tazminatı talebinin belirsiz alacak davasına konu edilebileceği davacının isteyebileceği miktarların ancak inceleme sonucu ortaya çıkacağı anlaşılmakla davalının bu itirazı da reddedilmiştir.
Taraf tanıkları dinlenmiş, davacı tanığı —– duruşmada ” Davalı şirkette Genel Müdür olarak çalışıyorum, Göreve yeni başladığım zamanlardı, bayilere ziyaretler gerçekleştiriyordum bu kapsamda davacı bayi de ziyaret ettim, davacı şirket yetkilisi ——- beyle görüştük, aynı zamanda bayinin devam etmesi koşullarının devam edip etmediğinin tespiti için bir denetim gerçekleştirdim ancak bayi gerekli şartları taşımıyordu, bu hususta davacı şirket yetkilisine tespitlerimi aktardım ve eksiklikleri gidermeleri halinde kendileri ile çalışmaya devam etmek istediğimizi söyledim, —- markasından güncelleme olması halinde bayilerin sözleşmeleri yenilenmektedir, o dönemde yine bir sözleşme yenilemesi yapılması gerekiyordu, davacı taraf bu sözleşmeyi imzalamadı, eksik olduğunu tespit ederek kendisine aktardığım marka standartları henüz sağlanmadan da davacı tarafın sağlanacağına ilişkin tarafımıza taahhüt vermiş olsaydı sözleşme imzalanabilirdi ancak kendileri sözleşmeyi imzalamamayı tercih ettiler, sözleşmenin feshi için ihtarname — ayında gönderilmişti, fesih için verilen süre işlemeye devam ediyordu, şirketimizin bayi geliştirme yöneticisi —- davacı şirketin bahsettiği maili atmasını ben söyledim, mailde de aynı şekilde standartların sağlanması halinde çalışmaya devam edileceği hususu belirtilmişti, davacı taraf yatırım yapmak istediğini beyan etti, bu konuda olumlu düşüncelerini iletti, bayilere indirim ve primler piyasa şartlarına göre uygulanmaktadır ve her bayiye eşit şekilde uygulanmaktadır, davacı tarafa diğer bayilerden farklı bir uygulama yapıldığına şahit olmadım, dedi.
Davacı vekili tanığa; Sözleşmenin imzalanması halinde bayilik devam eder miydi, çalışmaya devam edilen ve şartları taşımayan herhangi bir bayi var mı sorusuna;Tanık cevaben: Evet bayilik devam ederdi ancak bayi standartlarına ilişkin yatırımların yapılması ve sözleşmenin imzalanması şartı devam ediyordu, şartları taşımayan 2 bayi vardı, bu bayiler standartları sağlayacaklarına ilişkin taahhütte bulundular ancak koşulları sağlayamadıkları için bu 2 bayiye de fesih ihbarnamesi gönderildi. Davalı vekili tanığa; Davacı şirket yetkilisinin daha sonra kendisini ziyaret edip etmediği ve bu ziyarette yatırım yapıp yapmayacağı hususunda beyanda bulunmadığı ve hedeflere imza atıp atmayacağı ve nihayetinde davalı şirkete güven duyup duymadığı,———- bayilere denetim yapması ve bayinin standartlara uygun olmadığını tespit etmesi halinde yaptırımının ne olacağının sorusu hususunda soruldu;
Tanık beyanında : Kendisi beni ziyaret ettiğinde yeni yatırımlar yapmayacağını, sözleşmeyi imzalamayacağını ve davalı şirkete olan güvenini yitirdiğini söyledi,——- denetim yapmaz ancak olur da yapması halinde bayinin standartlara uygun olmadığın tespiti halinde bizim distribitörlük sözleşmemizi feshedebilir” demiştir. Davacı tanığı —- Daha önce davacı şirkette servis müdürü olarak çalışıyordum, araçların onarım ve bakımı gibi işlemlerde görevliydim, şuan şirkette çalışmıyorum,——- şirketimizi ziyaret ettiği gün ben toplantıda değildim, davalı şirketin davacı şirkete yönelik çifte standartları olduğu hususunda genel müdürümüzün bir düşüncesi vardı ancak ben kendi alanımda böyle bir şey hissetmedim, araçların geç teslim edildiği yada müşteri bilgilerinin başka bayilerle paylaşılıp paylaşılmadığı hususunda bir bilgim yok, dedi. Davacı vekili tanığa; Davalı şirkete yapılan ziyarette yapılan konuşmaların ve sözleşmenin ve bayiliğin devam edilip edilmeyeceği hususunda konuşulup konuşulmadığı sorusuna:Tanık cevaben: Standartlar konusunda konuşuldu, şartların yerine getirilmesi halinde davalı şirket sözleşmeye devam edeceğini beyan etti ancak bizim şirketin ne cevap verdiğini ve şartları sağlayıp sağlayamayacağına ilişkin söylediklerini hatırlamıyorum, dedi.
Davalı vekili tanığa; Eğitim gitme zorunluluğunuz var mıydı ve eğitime gittiğiniz mi, yeni güncelleme ve yeni teknik bültenlere ilişkin gönderilen güncellemeler uyarınca bakım ve onarımlarının yapılıp yapılmadığına ilişkin sorusuna;Tanık cevaben: Evet eğitimlere katılma zorunluluğumuz vardı, eğitimlere katıldım, eğitimler teknik amaçlı eğitimler ve bilgi amaçlı eğitimler olmak üzere 2 ye ayrılıyor, bana gösterdiğiniz maillerdeki eğitimler benim çalıştığım departmana yönelik yapılan eğitimlerdir, eğitimlerin bir kısmına daha önce o konuda eğitim aldığımız için katılmadık, bir kısmına genel müdürümüz eğitime katılmasını istemediği için katılmadık, ——-gönderdiği teknik servis bültenlerini uygulamamamız gibi bir ihtimal söz konusu değildir, gönderilen her şey uygulanırdı, ben kendi çalıştığım serviste bu konuda herhangi bir sıkıntı yaşamadım” şeklinde beyanda bulunmuştur.Davalı tanığı —— ben davalı şirkette satış bölge yöneticisi olarak çalışıyorum, davacı şirket bayi bülteni ile belirlenmiş yükümlülüklere uygun davranmamıştır, örneğin yeterli personel bulundurmamıştır, bayinin fiziki şartları uygun değildi, örneğin — düzgün değildi, mobilyaları yeni değildi, ben —– itibaren davacı şirketi takip etmeye başladım, çoğu aylarda satış hedefini tutturamadı, ayrıca bizden alması gereken alış hedefini de çoğu zaman tutturamadı, dedi.
Davacı vekili tanığa, davacı şirketteki eksiklikleri bizzat görüp görmediği, yerin/binanın reklam değeri, konumu ve yeni bir sözleşme imzalatılması yönünde müvekkiline bir beyanda bulunulup bulunulmadığı hususunda bir bilgisinin olup olmadığı, sözleşme imzalanmış olması halinde bayilik anlaşmasının devam edip etmeyeceği hususları soruldu.Tanık cevaben; Davacı şirkete ben denetlemeye başladıktan sonra ortalama ayda bir kez denetime gittim ve eksiklikleri yerinde tespit ettim, davacı şirketin görev yaptığı yerin reklam değerinin tespiti benim uzmanlık alanım olmadığından bu hususta beyanda bulunamayacağım, yeni sözleşme ve bayiliğin devamı hususları görev alanımda olmadığından ayrıntılı bir bilgim yoktur, bu hususta bir beyanda bulunamayacağım, dedi.Davalı vekili tanığa, yeterli çalışan sayısının olup olmadığı, ——- uygun ortamın ve nitelikli çalışanın sağlanıp sağlanmadığı, personellerin eğitimlere katılıp katılmadığı ve davacı şirkete konulan hedeflerin gerçekçi olup olmadığı hususu soruldu.
Tanık cevaben; Yaptığımız denetimlerde yeterli çalışan sayısının olmadığını tespit ettik, bayi bülteni uyarınca 3 satış danışmanı ve 1 satış müdürü olması gerekirken davacı şirkette yaklaşık 6 ay boyunca sadece satış müdürü vardı, yeni araç satışları ile ilgilenen satış danışmanı yoktu, yeni araç satışları ile satış müdürü ilgileniyordu, yılın sonuna doğru satış müdürünün işten ayrılması üzerine 2. El araç satışlarında görevli personel yeni araçların satış ile de ilgilenmeye başladı, personellerin eğitimlere katılmaları konusunda davacı şirketin eksiklikleri vardı, eksik personel ile çalıştıkları için eğitim olduğunda bu personel işlerini bırakıp eğitime gelemezlerdi, davacı şirkete verilen hedefler—— genelinde ulaşılabilir düzeydeydi, hatta davacı şirkete gerçekleştirebilmesi için diğer bayilerden daha düşük hedefler verilirdi.” demiştir.
Davalı tanığı ——–“davalı şirkette bayi geliştirme müdürü olarak çalışıyorum, davacı şirketin bayideki eksikleri ve personel yetersizliği dolayısıyla fesih sürecinden vazgeçilmesi ve bayiliğin devam etmesi yönünde herhangi bir inanç oluşturmamız mümkün değildir, o süreçte bağımsız denetçiler yoluyla davacı hakkında yapılan tespitler ile eksiklikleri tespit edilmişti, biz davacı şirketin bu eksiklikleri gidermesi halinde bayiliğe devam edip etmeyeceği hususunu ayrıca değerlendireceğimizi bildirdik, davacı şirketin yeni bir sözleşme imzalaması için kendisini herhangi bir şekilde zorlamadık, davacı şirket mevcut şartlarını sözleşmeye uygun hale getirmiş olsaydı mevcut sözleşmesi ile bayilik hala devam edebilirdi, zira bu şekilde olan bayilerimiz vardır, davacı şirkete yetki belgesi, fesih ihtarnamesinin gönderilmesinden sonra sözleşmenin feshine kadar olan süreçte işlemlerine devam edebilmesi içindir, aksi halde davacı şirket bizim adımıza satış yapamazdı, dedi.
Davacı vekili tanığa; —– müvekkilime gönderdiği mail hakkında bilgisinin olup olmadığı, şatları tamamen sağlamamasına rağmen yeni bir sözleşme imzaladığı için bayiliği devam eden bayinin olup olmadığı,
Tanık cevaben; Gönderilen mail hakkında bir bilgim vardır, mailde davacı şirketin standartları sağlaması halinde bayiliğin devam edeceği bildirilmiştir, biz bayilerimizi sürekli denetleriz, bayilerin zaman zaman personel eksikliği yada başka bazı hususlarda eksikleri olabilir, bu eksikliklerin giderilmesi için makul süreler veririz, verilen sürede eksiklikler giderilmemesi halinde ihtar ve fesih süreçleri işletilmeye başlar, davacının durumunda olduğu gibi sürekli eksiklikleri olduğu tespit edilip uyarılmasına rağmen eksikliklerini tamamlamayan bir bayimiz yoktur, dedi.
Davalı vekili tanığa; —– belgesini güncelleyip güncellemedikleri ve davacı tarafa diğer bayilere kıyasla ayrımcılık yapılıp yapılmadığı soruldu.
Tanık Cevaben; —– zorunlu belgelerdendir ve yıllık olarak yenilenmesi gerekir, bayi süresi geçtiği halde yenileme yapmamıştır, benim çalıştığım alan ile ilgili davacı tarafa herhangi bir ayrımcılık yapılmamıştır, genel olarak ta davacıya yönelik böyle bir tutum olduğu hususunda bir bilgim yoktur.” demiştir.Dosyada ileri sürülen iddia ve savunmalarda değerlendirilip taraf ticari defter ve dayanak kayıtları üzerinde inceleme yapılarak bilirkişi heyetinden kök ve ek raporlar alınmıştır.Davacının mahkememizde açtığı davadaki ilk talebi denkleştirme tazminatına ilişkindir. Denkleştirme tazminatı TTK 122 ve devamı maddelerinde düzenlenmekte olup maddenin 5.fıkrasında bu hükmün hakkaniyete aykırı düşmedikçe tek satıcılık ve benzeri diğer tekel hakkı veren sürekli sözleşme ilişkilerinin sona ermesi halinde de uygulanabileceği kabul edilmiştir. Buna göre denkleştirme tazminatı tek satıcılık hakkı veren bayilik sözleşmeleri bakımından da uygulanabilecektir. Taraflar arasında —-marka araçlar yönünden —— tarihli yetkili araç satış bayiliği sözleşmesi ve —- tarihli yetkili servis işletme sözleşmesi imzalandığı sabittir. Davalı yan davacının münhasır bayi olmadığını, denkleştirme tazminatının diğer koşullarının da mevcut olmadığını belirterek davacının talebinin reddi gerektiğini savunmaktadır. Davacı ise kendisinin ——- bayisi olarak faaliyet gösterdiğini, markaya pekçok müşteri kazandırdığını, taraflar arasındaki ilişkinin tek satıcılık benzeri bir ilişki olduğunu, çalışmalarının davalının denetimi altında olduğunu bu nedenle denkleştirme tazminatı talep edebileceklerini ileri sürmektedir. —- kararlarında “Tek satıcılık sözleşmesi yapımcı ile tek satıcı arasındaki hukuki ilişkileri düzenleyen çerçeve niteliğinde, sürekli öyle bir sözleşmedir ki bununla yapımcı, mamullerinin tamamını ya da bir kısmını belirli bir coğrafi bölgede inhisar sahibi olarak satmak üzere sadece tek satıcıya göndermeyi, buna karşılık tek satıcı da sözleşme konusu malları kendi adına ve kendi hesabına satarak malların sürümünü arttırmak için faaliyette bulunmak yükümlülüğünü üstlenir”şeklinde tanımlanmıştır. Bayilik sözleşmesi ise çerçeve niteliğinde, sürekli öyle bir sözleşmedir ki üretici malların tamamı ya da bir kısmını belirli bir bölgede satmak üzere bayiye göndermeyi buna karşılık olarak bayi de üreticinin dağıtım ağına dahil olarak sözleşme konusu mal veya hizmeti kendi adına ve hesabına satmak ve bu mal ile hizmetlerin sürümünü arttıracak faaliyetlerde bulunmak yükümlülüğünü üstlenir şeklinde tanımlanmıştır. Tek satıcılık sözleşmesi bayilik sözleşmesinin özel bir alt türü olup ikisini birbirinden ayırt eden unsur tek satıcının belli bir bölgeyi kapsayan münhasır satış hakkına sahip olmasıdır. Bilirkişi heyetince düzenlenen raporlar davacı ve davalı arasında imzalanan sözleşmelerin davacıya tekel hakkı veren sürekli sözleşme ilişkisi niteliğinde olmadığı yalnızca bayilik ilişkisi olduğu dolayısıyla davacının TTK 122 maddesine dayalı olarak denkleştirme tazminatı talep edemeyeceği yönündedir.Dosyada yer alan her iki sözleşmenin maddeleri incelenip değerlendirildiğinde her iki sözleşmenin 3.maddesinde bu hususun açıklandığı ve bayinin bu sözleşmeye göre ——— temin edeceği araçları riski kendisine ait olmak üzere kendi nam ve hesabına satış ile görevli ve yetkili olup yaptığı her tür işlemden dolayı kendisinin sorumlu olacağı, sözleşmelerin bayiyi hiçbir şekilde ——– acentesi ya da hukuki temsilcisi kılmadığı, bayinin ——— herhangi bir şekilde bağlayıcı bir yükümlülük altına sokma, temsil etme hak ve yetkisinin olmadığı, bayiye satış yetkisi verilmiş olmasının mutlak hak devri niteliğinde olmadığının kabul edildiği görülmüştür. Bu durumda taraflar arasındaki sözleşme ilişkisinin bayilik ilişkisi olduğu, sözleşmelerin davacıya tek satıcılık hakkı vermediği, tekel hakkı tanımadığı sonucuna varılarak denkleştirme tazminatı taleplerinin reddine karar verilmiştir.Davacının bir diğer iddiası ise taraflar arasındaki yetkili araç satış bayiliği ve yetkili servis sözleşmelerinin haksız olarak feshi nedeniyle uğranılan maddi zararların davalıdan tahsiline ilişkindir. Davacı yan davalının sözleşmeleri haksız olarak feshettiğini, sözleşmeleri feshetmeyeceğine dair kendilerinde net bir kanaat oluşturduğunu, fesih gerekçelerinin gerçeği yansıtmadığını ileri sürmektedir. Davalı ise taraflar arasında —– yılından bu yana süre gelen bayilik ilişkisi bulunduğunu, davacının — tarihli yetkili araç satış bayiliği sözleşmesi ile —- tarihli yetkili servis işletmesi sözleşmelerinden doğan yükümlülüklerini yazılı ve sözlü uyarılara rağmen yerine getirmediğini, bu yüzden davacıya ———no.lu ihtarnamelerin gönderildiğini, bu tarihten sonra gönderilen tüm ihtarnamelerde de fesih beyanının geçerli ve yürürlükte olduğunun ifade edildiğini, mevcut sözleşmeler ile devam iradesinin bulunmadığını, davacı nezdinde aksi bir inancın yaratılmasının söz konusu olmadığını, —— ihtarname ile davacının yetkili servis işletmesi sözleşmesine aykırı davrandığına ilişkinin sebeplerde belirtilip sözleşmenin —-maddesine uygun olarak tebliğden itibaren 24 ay sonra geçerli olmak üzere sözleşmenin feshedildiğinin ihtar edilip bundan ayrı olarak aykırılıkların en kısa sürede giderilmemesi halinde sözleşmenin derhal feshedileceğinin de bildirildiğini, aynı tarihli —-ihtar ile de davacının —— Sözleşmesine uygun hareket etmesi gerektiği belirtilip sözleşmenin — uygun olarak tebliğden itibaren —- sonra geçerli olmak üzere sözleşmenin feshedildiğinin ihtar edildiğini, yine bundan bağımsız olarak aykırılıkların giderilmemesi halinde sözleşmenin derhal feshedileceğinin bildirildiğini, bu ihtarlardan sonra davacı yana başka ihtarnamelerinde gönderildiğini, fesih iradesinin yansıtıldığını, davacının da bu durumu bildiğini, 12/01/2017 tarihli ihtarnameler ile sözleşmelerde kendilerine tanınan olağan fesih hakkını kullandıklarını, bu durumda davacı şirkete fesih için herhangi bir gerekçe sunmak zorunda olmadıklarını bunun yanı sıra davacının sözleşmelerdeki pekçok edimi yerine getirmemesi nedeniyle derhal haklı nedenle fesih haklarının da bulunduğunu savunmuştur.
Davalının dayandığı ——– davalı tarafından davacıya gönderilmiş, 16/01/2017 tarihinde davacıya tebliğ edilmiştir. Bu ihtarnamede davalı yetkili servis işletme sözleşmesine ilişkin olarak sözleşmenin —– uyarınca sözleşmeyi ihtarın tebliğinden itibaren 24 ay sonra geçerli olmak üzere feshettiklerini ihtar etmiş ayrıca ihtarnamede belirtilen aykırılıkların en kısa süre içinde giderilmemesi halinde de sözleşmenin —– aylık süre beklenmeden sözleşmenin derhal feshedilebileceğini bildirmiştir. Dayanak ihtarda davacının sözleşmeye aykırı olduğu iddia edilen eylemleri sayılmıştır.Dayanak sözleşmenin——maddesinde sözleşmenin süresi, sözleşmenin iptali ve sona ermesi düzenlenmiş olup ilk paragrafta tarafların belirsiz süreli sözleşmeyi en az 24 ay önceden fesih ihbarında bulunarak yahut karşılıklı mutabakat ile sonlandırabilecekleri kabul edilmiş, bunun yanı sıra taraflara tek taraflı olarak ihbar süresine bağlı olmaksızın sözleşmeyi sona erdirme hakkı da tanınmıştır.
Davalının dayandığı —-yevmiye no.lu ihtarnamede davalı tarafından davacıya gönderilmiş ve —- tarihinde tebliğ edilmiştir. Bu ihtarname ile davalı davacının —- ilişkin olarak sözleşmenin —–maddesi uyarınca sözleşmeyi ihtarın tebliği tarihinden itibaren —— ay sonra geçerli olmak üzere feshettiklerini ihtar etmiş, ayrıca ihtarnamede belirtilen aykırılıkların en kısa sürede giderilmemesi halinde sözleşmenin — aylık sürenin bitimi beklenmeden derhal feshedilebileceğini de bildirmiştir. Dayanak ihtarda davacının sözleşmeye aykırı olduğu iddia edilen eylemleri de belirtilmiştir. Sözleşmenin —maddesinin diğer sözleşmenin—-maddesi ile aynı içerikte düzenlendiği anlaşılmıştır.Dosya kapsamında alınan bilirkişi heyeti kök ve ek raporlarında fesih ihtarnamelerinde bildirilen aykırılık iddiaları her iki sözleşme yönünden ayrı ayrı değerlendirilmiş, tarafların ticari defter ve dayanak kayıtları da incelenerek, yetkili servis sözleşmesi bakımından davacının —— belgesine sahip olduğuna ilişkin belgeyi sunmadığı, sözleşmenin —- mevzuata uygun davranılması gerektiği, aksi halde sözleşmenin feshi nedeni sayılacağının kabul edildiği, bu belgenin eksik olması ve yenilenmemiş olmasının sözleşme bakımından haklı nedenle fesih sebebi oluşturduğu raporda ifade edilmiştir. Bu husus davacının delil olarak dayandığı —– dosyasında alınan raporda da değerlendirilmiş ve davacının yetkili servis olarak — bulundurma zorunluluğunun olduğu, davacının ——- sınıf araçların satış sonrası —- bulunmakla birlikte, fesih ihbarnamesinin gönderildiği tarihte geçerli ——– standart belgesine sahip olmaması nedeniyle feshin haklı olduğu kanaati açıklanmıştır.
Davalı yan ——–Sözleşmesini feshettiklerini bildiren ihtarnamede davacının sözleşmeye ve sözleşmenin ayrılmaz parçası kabul edilen ———- hükümlerine uygun hareket edilmesi gerektiği halde, davacının belirlenen il pazar payına istinaden makul olarak beklenen satış performansını göstermediğini, bayi denetimleri sonrasında bildirilen marka kurumsallığının yerine getirilmediğini, test aracının eksik olduğunu, ——— iç kurumsal kimlik yenilemesinin yapılmadığını, —– kullanımı ile yeni araç sergileme kriterlerine uyulmadığını, satış eğitimlerine katılım sağlanmadığını, araç sergi stoğunun tavsiye edilen minimum kırılımda tutulmadığını bildirmiştir. Bilirkişi heyeti kök ve ek raporlarında bu hususları da incelemiş, davacının sözleşme gereği —– Kılavuzunda yer alan kriterleri yerine getirmeyi taahhüt ettiğini, sözleşmenin—- maddesinin satış hedeflerine ulaşma yükümlülüğünü düzenlemekte olduğunu, davacının — yılına kadar olan araç satışlarından davalının memnun kalmayıp davacıya — tarihinde ihtarname gönderdiğini, ayrıca yine — yılından itibaren davacıya satış hedef sayısı gönderdiğini, yalnızca — için mutabakat yapıldığını, davacının — yıllarında hedef sayılarına %33 ve %20 oranında ulaştığını, ancak tarafların hedef satış sayıları konusunda anlaşamadıklarını, davacının bildirilen sayıların kendilerine sorulmadığını ve sözleşme kriterlerine göre belirlenmediğini, gerçekleşen satış sayılarının başarı performansını yakaladığını ileri sürdüğünü, sözleşmenin satış hedefi belirlenmesini düzenleyen — maddesi incelendiğinde davalının bu madde de kabul edilen şekilde hedef satış sayılarını belirlemediği sonucuna ulaşıldığını, dolayısıyla sözleşmenin fesih nedeni olarak gösterilen bu durumun haklı sebep olarak kabul edilemeyeceğini, davalı yanın delil listesi ekinde sunulan —- tarihli bayi denetim raporunda satış bölümüne ilişkin kısımda ——– tespit edilen eksikliklerin belirlendiğini, — yılına ilişkin denetimlerde ise daha önce tespit edilen eksikliklerin giderilmediğinin tespit edildiğini, ancak saptanan bu eksikliklerin satış sözleşmesinin feshine yönelik sözleşmenin ——- maddeleri kapsamında kabul edilemeyeceğini, dolayısıyla araç satış bayilik sözleşmesi yönünden haklı sebeple fesihten bahsedilemeyeceğini, bunun dışında test aracı eksikliği, araç sergi stoğu, marka kurumsallığının sağlanamamasına ilişkin olarak dosyada bir belirleme yapılamadığını ifade etmişlerdir. Yapılan yargılama toplanan deliller, dinlenen tanıkların beyanları ve alınan bilirkişi heyeti raporlarıyla taraflar arasında varlığı kabul edilen her iki sözleşmenin davalı tarafça gönderilen 2 ayrı ihtarname ile feshedildiği bu ihtarnamelerde sözleşmelerin ilgili hükümlerine dayanılmak suretiyle 24 ay sonra geçerli olmak üzere sözleşmelerin feshedildiğinin ihtar edildiği ve her iki sözleşme yönünden ayrı ayrı sebeplerin bildirildiği anlaşılmıştır. Davacı sözleşmelerin haksız olarak feshi nedeniyle oluşan maddi zararlarını talep etmektedir. Dosyadaki beyan ve belgelerden davalının her iki sözleşmeyi de sözleşmelerde kabul edilen olağan fesih hakkını kullanmak suretiyle feshettiği anlaşılmaktadır. Bu durumda davalının fesih hakkını kullanırken TMK 2 maddesinde öngörülen dürüstlük kurallarına uygun olarak hareket etmesi gerekmektedir. Davalı yetkili servis sözleşmesi yönünden gönderdiği ihtarnamede davacıya ——–eksikliğinin giderilmesi gerektiğini bildirmiş, ancak davacı fesih tarihi itibariyle aradan geçen 2 yıllık süreçte bu eksikliği gidermemiştir. Bu durum bilirkişi raporları ile de sabit olup mahkememizce davacının yükümlülüğünü yerine getirmediği, davalının yetkili servis sözleşmesini sözleşmede kabul edilen olağan fesih hakkını kullanmak suretiyle feshetmesinin dürüstlük kurallarına aykırı bir davranış teşkil etmediği dolayısıyla davacının bu sözleşme yönünden zarar talebinde bulunamayacağı sonucuna varılmıştır.
Davalı yan aynı şekilde davacıya gönderdiği bir diğer ihtarname ile yetkili araç satış bayiliği sözleşmesini de sözleşmenin tanıdığı imkanı kullanarak olağan fesih yoluyla feshetmiştir. Bilirkişi heyeti bu feshin haklı nedene dayanmadığı görüşündedir. Ancak dosya kapsamında dinlenen davacı tanığı — işyeri sahibinin talimatı ile bazı eğitimlere katılmadıklarını ifade etmiştir. Yine dosyaya sunulan —- yıllarına ilişkin denetim raporlarında satış bölümü yönünden— eksikliklerinin — denetiminde tespit edildiği — denetiminde de bunların giderilmediğinin belirlendiği araç sergileme kriterlerine uyulmadığı, ——-eksikliklerinin yerine getirilmediği belirlenmiştir. Bilirkişi heyetince bu eksikliklerin sözleşmenin 4.maddesindeki bayi taahhüdü kısmında olmadığı ifade edilmiş ise de dayanak—- bayi taahhütlerini düzenleyen ——-maddesinde Bayinin Bayilik Sözleşmesine göre üstlendiği görev ve yükümlülükleri, özellikle “Yetkili Bayi Satış Standartları Kılavuzu”nda yer alan kapsamdaki kriterleri yerine getirmeyi kabul ve taahhüt ettiği görülmüştür. Söz konusu Kılavuz incelendiğinde ise showroomlar için standart ve kriterlerin belirlendiği anlaşılmaktadır. Dolayısıyla davalının bu kriterlerin yerine getirilmesini davacıdan beklemesi ve istemesi TMK 2.maddesi kapsamında dürüstlük kurallarına aykırı nitelik taşımadığından denetim raporunda ——alanındaki eksikliklerin tespit edilip davacı tarafından bu eksikliklerin de yerine getirilmemesi karşısında bu sözleşme yönünden de davalının fesih hakkının doğduğunun kabulü ile bilirkişi heyeti görüşünden ayrılmak suretiyle davacının Yetkili Araç Satış Bayiliği Sözleşmesi yönünden de zarar taleplerinin reddine karar verilerek aşağıdaki hüküm kurulmuştur.
H Ü K Ü M:Gerekçesi yukarıda açıklandığı üzere;
1-DAVANIN REDDİNE,
2-Karar harcı 179,90 TL ‘nin davacı tarafça peşin olarak yatırılan 341,55 TL harçtan mahsubu ile bakiye 161,65 TL harcın ve ıslah harcı olarak yatırılan 22.352.00 TL harcın karar kesinleştiğinde davacı tarafa iadesine,
3-Davacı tarafından yapılan yargılama giderinin üzerinde bırakılmasına,
4-Davalı tarafından yapılan 150,00 TL.yargılama giderinin davacıdan tahsili ile davalıya ödenmesine,
5-Davalı taraf kendisini vekille temsil ettirdiğinden karar tarihinde geçerli A.A.Ü.T. 13/4 maddesindeki esaslara göre belirlenen 9.200,00 TL vekalet ücretinin davacıdan alınarak davalıya verilmesine,
6-7155 sayılı Kanun ile 6325 sayılı Hukuk Uyuşmazlıklarında Arabuluculuk Kanunu’na eklenen 18/A maddesinin 13.fıkrası ve yürürlükte bulunan Arabuluculuk Ücret Tarifesi uyarınca Hazine tarafından karşılanan 1.320,00 TL arabuluculuk ücretinin davacıdan tahsili ile hazine adına irad kaydına,
7-Davacı ve davalı tarafından dosyaya yatırılan ve sarf edilmeyen gider avansının karar kesinleştiğinde davacı ve davalı tarafa iadesine,
HMK 345. Maddesi hükmü uyarınca kararın tebliğinden itibaren 2 haftalık süre içinde istinaf yolu açık olmak üzere davacı vekili ile davalı vekillerinin yüzlerine karşı oy birliğiyle verilen karar açıkça okunup usulen anlatıldı.17/05/2023