Görüntülediğiniz mahkeme kararı henüz kesinleşmemiştir. Yararlı olması amacıyla eklenmiştir.
T.C.
İSTANBUL
4. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ
ESAS NO : 2021/430 Esas
KARAR NO : 2023/443
DAVA : Alacak (Genel Kredi Sözleşmesi Kaynaklı)
DAVA TARİHİ : 29/12/2020
KARAR TARİHİ : 24/05/2023
Mahkememizde görülmekte olan Alacak (Genel Kredi Sözleşmesi Kaynaklı) davasının yapılan açık yargılaması sonunda,
GEREĞİ DÜŞÜNÜLDÜ:
DAVA VE TALEP :
Davacı vekili dava dilekçesinde özetle; Müvekkili şirketin 03.07.2012 tarihinde … Bankası A.Ş.’den 5.000.000TL limitli kredi çektiğini ve bu kredi için Genel Kredi Sözleşmesi yapıldığını, söz konusu kredi için 13.000.000TL değerinde olan …adresindeki akaryakıt istasyonu ipotek olarak verildiğini, bu kredinin 2016 yılında kapatıldığını ve ipoteğin kaldırıldığını, kredinin kapatılmasından sonra şirketin tüm hesapları ilgili bankanın Natoyolu şubesine aktarıldığını, 2018 yılında banka tarafından; uygun faiz koşulları, … kredisinden komisyon alınmaması, çek/senet ve hesap işletim ücreti, pos kullanımı ücreti gibi faaliyetlerinde masrafsızlık tanımlanacağı vaatleriyle … kredi teklifi yapıldığını, müvekkil şirketin ticari kredi limiti 3.000.000,00- TL rotatif ve 5.000.000,00- TL taksitli krediyi … adresindeki 13.000.000,00-TL eksper değerli şubesini ipotek göstererek aldığını ve o dönemde … A.Ş.’de kullanmakta olduğu … kredisini kapatıp … A.Ş. ile çalışmaya başladığını, söz konusu kredi için müvekkili şirket ile davalı banka arasında herhangi bir sözleşme imzalanmadığını, müvekkili şirketin, sözleşmenin kendisine verilmesini istemiş ancak banka böyle bir sözleşmenin ellerinde olmadığını söylediğini ve müvekkilinin rızası olmadan açtığı birçok hesaptan komisyon ücreti adı altında haksız ve hukuka aykırı tahsilatlar yapmaya devam ettiğini ileri sürerek taraflarından haksız ve hukuka aykırı olarak yapılan tahsilatların tam olarak tespit edilememesi sebebiyle belirsiz olan alacakları için şimdilik 5.000 TL’nin davalı bankanın hesabına girdiği andan işleyecek reeskont faiziyle birlikte tahsiline, yargılama gideri ve vekalet ücretinin davalı üzerinde bırakılmasına karar verilmesini talep etmiştir.
CEVAP :
Davalı vekili davaya cevap dilekçesinde özetle; Davacının tacir olduğunu, ticari işlemlerinde kullandığı krediler ve bankacılık işlemleri hakkında bilgi sahibi olup tüm bu işlemlerinin kaydını tutmakla yükümlü olduğunu, davacı ile müvekkili Banka arasındaki tüm işlemlerinin kayıt altında olduğunu, davacı ile de paylaşıldığını, davacının ürünleri arasında yer almakta olan İnternet Bankacılığı üzerinden her zaman tüm ürün ve hesaplarına erişebildiğini ve tüm işlemlerini görüntüleyebildiğini, bu nedenle dava konusu davacı açısından belirsiz olmadığını, belirsiz alacak davası açamayacağını, HMK’NIN 119. maddesi gereği davacı tarafından dava dilekçesinin usulüne uygun şekilde sunulmamış olduğundan hangi kredileri ve ürünlerine ne sebeple itiraz edildiğinin belirli hale getirilmesi için HMK 119 gereği 1 hafta süre verilmesi gerektiğini aksi halde dava şartı yokluğundan davanın reddedileceğinin ihtar edilmesine karar verilmesi gerektiğini, dava konusu kredi ilişkisinin müvekkili Banka ile davacı arasında imzalanan Genel Kredi Sözleşmeleri ‘ne bağlı olarak kurulduğunu; dava konusu kredilerin … kredileri olduğunu, bu kredinin ticari müşterilerin, kısa süreli nakit ihtiyaçlarını karşılaması için, süreklilik arz eder şekilde cari hesap olarak işleyebilen kredi anlamına geldiğini, bu kredinin maksimum vade süresi, kredinin ilk kullanım tarihinden itibaren 12 ay olduğunu, bu süre zarfında kredi, istenilen zamanda ve istenilen miktarda kullanılabildiğini, talep edildiği takdirde istenilen zamanda da kapatılabildiği, … kredilerinde, her devre sonrasında veya hesabın kapanışında faiz hesaplandığını, Rotatif kredi de denilen … kredilerinin faizlerinin her 12 aylık dönemin; Mart, Haziran, Eylül ve Aralık aylarının sonunda tahakkuk ettiğini, … kredilerinin faiz hesaplamalarının gün sonu borç bakiyeleri dikkate alınarak yapıldığını, dönem arasında herhangi bir duruma bağlı kalmadan kapatılabilen ve kullanılabilen kredi hesabının faizinde gün sonu borç bakiyesi dikkate alındığını, rotatif kredinin ne limitle kullanılacağı, kredi faiz oranı, kredi koşulları ibraz edilen gelirlere, şirket yapısına ve diğer detaylara bağlı olarak değişebileceğini, borçlanma limitinin arttırılmasının da ancak ek teminatlar verilmesiyle mümkün olabildiği, bu belgelerin ibraz edilmesi sonrasında ticari hesaba bir borçlanma limiti belirleneceği ve bu limit uyarınca istenilen zamanda limit dahilince kredi çekilmesi mümkün olduğunu, çekilen kredi geri ödendiğinde tekrar aynı limitle kredi çekilebileceğini, yani limit düşmediği, rotatif kredinin faiz oranları dönemsel bazda hesaplandığını ve ticari kişiye bildirileceğini, bunun kabul edilmesi halinde rotatif kredi kullanılabileceğini, dönemsel bazda belirlenen faiz oranı söz konusu olduğu için net bir hesaplama yapmanın mümkün olmadığını, ticari kişilerin ne zaman kredi kullanacaksa o dönemde geçerli olan rotatif kredi faiz oranı üzerinden hesaplama yapıldığını, davacı ile kullanmış olduğu tüm kredilerin; kredinin niteliği, anaparası, faizi, vade tarihleri, vade tutarları ve masraf gibi kredi koşullarıyla müzakere edildiğini, davacı da müvekkili Banka ile gerçekleştirdiği müzakereler sonucunda, kredi koşullarını kabul ederek, kredi sözleşmesi imzaladığını, … kredisinin özelliği gereği her yeni kredi tanımlamasında aynı müzakere sürecinin tekrar edildiğini, … kredilerinin işleyişi bakımından, davacının 3 aylık faiz tahakkuk dönemlerinde, ilgili kredilerini kapatarak, haksız ve fahiş olduklarını iddia ettiklerini bu faizi ödemeden kurtulabilecekken kredi ilişkisine devam edilmesi, kredi süresince de, kredi faizleri ile ilgili olarak herhangi bir itiraz ileri sürülmemesi davacının da bu şekilde kredi kullanmaktan memnun olduğunu gösterdiğini, bu şekilde davacının, imzaladığı sözleşmeler kapsamında kullandırılan kredilerde mutabık kaldıkları faiz oranları, komisyon tutarları üzerinden kredi kullandığını ve kredi ile elde etmek istediği yararı elde etmiş iken, kredi ilişkisinin sona ermesinin ardından, faiz oranlarının fahiş olduğunu, ödemiş olduğu komisyona ilişkin iddiada bulunmalarının hiç bir şekilde kabul edilemez olduğunu, delil olarak göstermekte olduklarını gerek davacı taraf defter ve kayıtları gerekse de müvekkilim Banka defter ve kayıtlarının; davacı ile müvekkili Banka arasındaki tüm kredi ilişkilerinin, hangi kredinin, hangi tarihte, ne şekilde, hangi koşullarda kullanıldığının yazılı delil teşkil ettiğini, dava konusu tüm kredilerin davacı tarafından verilen talimatlar gereği kullanıldığını, davacının, yıllar boyunca aynı türde kredi kullanmaya devam etmekle işbu kredinin özelliklerinden, ne şekilde işlediğinden, faiz ve komisyon uygulamasından haberdar olduğunu; taraflar arasındaki ilişkinin süresinin, davacı tarafından bugüne kadar kullanılan krediler, aynı şekilde yıllar boyunca işlem yapılmaya devam edilmesinin, işlemlere onayın yanı sıra icazet de verilmiş olduğunu, tüm bu işlemlerin davacı defter ve kayıtlarında işli olmasının ve ayrıca davacının her davasında kullandığı kredilerin kendi menfaatine kullanmış olması hususlarının da, tüm işlemlerin davacının bilgisi dahilinde, talimatı ve onayı ile gerçekleştirildiği, somut şekilde gösterdiğini, davacının 16.01.2020 tarihli talimatında açıkça kredi kapama bakiyesini belirttiğini, bu tutarda hesabından tahsilat yapılarak kredisinin kapatılmasını istediğini, müvekkili Banka tarafından da talimata uygun şekilde işlem yapıldığını, bu nedenle gelinen aşamada davacının erken kapama işlemlerine ilişkin itirazının da kabul edilebilmesinin mümkün olmadığını; gerek davacının gerekse de müvekkil Bankanın tacir sıfatı ve dava konusu işlemin niteliği birlikte değerlendirildiğinde; tarafların tüzel kişiler olduğunu ve işbu Sözleşme ve sözleşme kapsamındaki krediye öncelikle; sözleşme serbestisi ilkesinin uygulanacağının kuşkusuz olduğunu, taraflar arasında imzalı bulunan Genel Kredi Sözleşmesi’nin VII. Maddesinde “Komisyon, Vergi ve Masraflar” başlığı ile davacının kredi komisyonlarından da sorumlu olduğu açıkça düzenlendiğini, bununla birlikte; bir an için dava konusu uyuşmazlığa ilişkin taraflar arasındaki sözleşmede bir düzenleme yer almasa dahi; yasal düzenlemeler ile Bankacılık uygulama ve teamülleri gereği müvekkili Banka’nın davacıdan kullanılan krediye bağlı olarak ücret ve masraf isteme hakkı bulunduğunu, 15.11.2014 tarihli, 29176 Sayılı, Resmi Gazete ’de yayınlanan T.C. Merkez Bankası’nın 2014/6 sayılı Tebliğ ile; 9/12/2006 tarihli ve 26371 sayılı Resmî Gazete ‘de yayımlanan Mevduat ve Kredi Faiz Oranları ve Katılma Hesapları Kâr ve Zarara Katılma Oranları ile Kredi İşlemlerinde Faiz Dışında Sağlanacak Diğer Menfaatler Hakkında Tebliğ (Sayı: 2006/1)’in 1 inci maddesinin birinci fıkrasının: “Bu Tebliğin amacı; bankaların kredi verme işlemleri ve mevduat kabulünde uygulayacakları faiz oranları ve katılma hesaplarında uygulayacakları kâr ve zarara katılma oranları ile tüketici kredileri dışındaki kredi işlemlerinde faiz dışında sağlanacak diğer menfaatlere ilişkin esas ve şartları belirlemektir.” şeklinde değiştirildiğini, 2006/1 sayılı Tebliğ ise; “Kredi faiz oranları ve sağlanacak diğer menfaatler” başlıklı 4’üncü maddesinde; bankalar tarafından reeskont kaynaklı krediler dışındaki kredilere uygulanacak faiz oranları ile faiz dışında sağlanacak diğer menfaatlerin ve tahsil olunacak masrafların nitelikleri ve sınırlarının serbestçe belirlenmesinin öngörüldüğünü, yasal mevzuat ile açıklamaları üzere müvekkili Bankanın dava konusu krediden masraf almakta hak sahibi ve yetkili olduğunu, emsal Yargıtay kararlarında da; ticari kredi masraflarının genel kredi sözleşmesi hükümlerine göre incelenmesi gerektiği ve bankanın komisyon talep hakkı bulunduğunun karara bağlandığını beyan ederek davanın reddine karar verilmesini talep etmiştir.
DELİLLER :
Taraflar arasında imzalanan sözleşme, ticari kayıtlar, banka kayıtları, bilirkişi incelemesi.
DELİLLERİN DEĞERLENDİRİLMESİ KABUL VE GEREKÇE:
Davacı tarafından açılan dava, İİK 67.maddesine dayalı itirazın iptali davasıdır.
Taraflar arasındaki uyuşmazlık, davacı şirketin davalı bankadan almış olduğu … ve … kredilerde fazladan tahsil edildiği iddia edilen faiz, komisyon ücreti vs. miktarların davacıya iadesi gerekip gerekmediği, belirsiz alacak davası açılamayacağı itirazının yerinde olup olmadığı hususlarındadır.
Davacının dava açarken dava değerini tam ve kesin olarak belirleyebilmesinin kendisinden beklenemeyeceği kabul edilerek HMK 107/1.fıkrası gereğince davalının belirsiz alacak davası açılamayacağı yönündeki itirazın reddine karar verilmiştir.
Bilirkişi raporu ile, Davacı Şirket ile Davalı Banka arasında imzalanan Genel Kredi Sözleşmesi uyarınca kredi ilişkisinin tesis edildiği bu sözleşme tahtında davalı banka tarafından davacı şirkete muhtelif tarihlerde muhtelif türlerde kredilerin kulladırıldığı, davacı şirketin 2018 ve 2020 yılları arasında muhtelif zamanlarda Borçlu Cari Kredi kullandığı ve en son 16.01.2020 tarihinde 3.763.000 TL ödeme ile kapattığı, yasal düzelemeler gereğince Türkiye Cumhuriyet Merkez Bankası tarafından belirlenen azami oranları geçemez hükmünün sadece kredili mevduat ürünü yönünden uygulama bulabileceği, bu yönüyle davaya konu olayımızda uygulamayacağı, davalı Bankanın mevzuata aykırı davrandığından bahsedebilmek için Borçlu Cari Kredi için TCMB’e yaptığı bildirimden daha fazla oranda faiz oranı uygulaması gerekeceği ancak davalı bankanın bu oranın altında faiz uyguladığı, rotatif kredinin bir tür olan borçlu cari kredi ürününde faiz ile birlikte komisyon alınabildiğinden alınan komisyonun bankacılık uygulamasına aykırılık teşkil etmediği, bankanın kredilerin kulanıldığı veya cari olduğu dönemler de yasal düzenleme gereğince bildirimleri yapıp yapmadığını tespit edebilmek adına internet sitelerinin eski tarihlerdeki hallerini görebilmemizi sağlayan https://web.archive.org/ adresinden yapılan araştırmada bankanın internet sitesinde ürün ve hizmet ücretleri” sekmesinde bildirimlerde bulunduğu, davacı şirketin internet bankacılığı ürünü bulunduğu ve bankanın sunduğu IP kayıtlarından bu ürünü aracılığıyla hesaplarını düzenli olarak kontrol ettiği, davalı bankanın mevzuata ve bankacılık uygulamasına aykırı bir işlemi veya atfı kabil bir kusuru bulunmadığı tespit edilmiştir.
İtirazlar üzerine üzerine alınan bilirkişi ek raporunda, …Ticaret A.Ş. sehven yazılmış olup doğrusu … A.Ş. ile Kredi Genel Sözleşmesi … Şubesi ile kredi 03.07.2012 tarihinde sözleşme tutarı 5.000.000-TL lık 17.06.2014 tarihinde 48.000.000.00 TL lık sözleşmeler imzalandığı, taraflar arasında imzalanan sözleşmenin “Krediyi Kullandıracak Şube” başlıklı 7.maddesi, “ Kredi’nin kullanılacağı şube Kredi Özel Şartlar’ında belirlenmedikçe, Banka krediyi yurt içi veya yurt dışı herhangi bir şubesinden kullandırmaya, Müşteri’nin talebi üzerine veya şubenin kapanması veya diğer bir haklı ya da zorunlu sebeple kullandmlan krediyi diğer bir yurt içi veya yurt dışı şubeye nakletmeye yetkilidir. Müşteri’nin talep ettiği devirler nedeniyle doğacak masraflar Müşteri tarafından ödenir.” hükmünde olduğu, diğer banka uygulamaları ve davalı bankanın TCMB na bildirmiş olduğu oranlara göre değerlendirme yapıldığı, bankacılık uygulamalarında 3 er aylık devrelerde faiz hesabı yapılır ve bu faiz üzerinden bankalar komisyon tahakkuku yapar bu komisyon oranında anlaşma olmadığı sürece bankalar en fazla % 2 ye kadar sözleşmede komisyon alınacağı kararlaştırılmış ise alma hakkının bulunduğu, iş bu davada davacının itirazı da bu yönde olup dava dilekçesinde beyan ettiği gibi en yüksek %1.40 olup bankacılık uygulamalarına uygun olduğu, diğer yandan taraflar arasında imzalanan sözleşmenin” X -Diğer Hükümler “ alt başlıklı 6-Hesap özeti maddesi, “…Banka işbu Sözleşme gereği açtığı kredi hesabı ile ilgili olarak Müşteri’nin bu Sözleşmede belirtilen adresine 31 Mart, 30 Haziran, 30 Eylül ve 31 Aralık tarihleri itibariyle 3’er aylık (Kredili ticari mevduat hesaplan ile ilgili olarak Müşteri’nin talep etmesi halinde her ay sonu) hesap durumunu gösteren hesap özetlerini gönderir. Hesap özetini alan Müşteri, aldığı tarihten itibaren ilgili mevzuat uyannca, 1 ay içerisinde itirazda bulunmadığı takdirde, hesap özetinin gerçeğe aykırılığını Banka’ya karşı ancak borcunu ödedikten sonra iddia, dava edebilir. Süresinde itiraz edilmemiş hesap özetleri İcra İflas Kanunu kapsamında sayılan kesin belgelerdendir. İlgili tarihlerde hesap özetleri eline geçmeyen Müşteri, bu tarihlerden itibaren 15 gün içerisinde noter aracılığı ile durumu Banka’ya bildirerek hesap özetini ister.” hükmünde olup davacı firmanın bu konuda yapmış olduğu talep ve itiraz bulunmadığından davalı bankaya atfedilecek bir kusur olmaması nedeniyle kök raporda yapılacak bir değişikliğin bulunmadığı beyan edilmiştir.
Dosya kapsamına uygun, ayrıntılı, açıklayıcı ve denetime elverişli kök ve ek raporlar çerçevesinde, davalı bankanın mevzuata ve bankacılık uygulamasına aykırı bir işlemi veya atfı kabil bir kusuru bulunmadığı anlaşılmış, davanın reddine karar vermek gerekmiştir.
HÜKÜM: Açıklanan yasal, gerektirici nedenlere göre;
Davanın reddine,
Harçlar Kanununca alınması gerekli 179,90 TL ilam harcından peşin yatırılan 85,39 TL harcın mahsubu ile bakiye 94,51 TL harcın davacıdan alınarak hazineye gelir kaydedilmesine,
6325 sayılı Hukuk Uyuşmazlıklarında Arabuluculuk Kanunu 18/A-13,14.maddeleri ve Arabuluculuk Kanunu Yönetmeliği 26.maddesi gereğince Adalet Bakanlığı bütçesinden karşılanan 1.320,00 TL arabuluculuk ücretinin davacıdan alınarak hazineye gelir kaydedilmesine,
Karar tarihinde yürürlükte bulunan A.A.Ü.T gereğince hesaplanan 5.000,00 TL avukatlık ücretinin davacıdan alınarak davalıya verilmesine,
Davalı tarafından yapılan 50,00 TL yargılama giderlerinin davacıdan alınarak davalıya verilmesine,
Davacı tarafından yapılan masrafların kendi üzerinde bırakılmasına, kullanılmayan bakiye gider avansının karar kesinleştiğinde davacıya iadesine,
Dair tebliğ tarihinden itibaren iki haftalık yasal süresi içerisinde İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi nezdinde İstinaf yolu açık olmak üzere verilen karar taraf vekillerinin yüzüne karşı açıkça okunup, usulen anlatıldı.24/05/2023
Katip
¸e-imzalıdır
Hakim
¸e-imzalıdır