Görüntülediğiniz mahkeme kararı henüz kesinleşmemiştir. Yararlı olması amacıyla eklenmiştir.
T.C.
İSTANBUL
4. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ
ESAS NO : 2022/497 Esas
KARAR NO : 2023/567
DAVA :İtirazın İptali (Ticari Nitelikteki Hizmet Sözleşmesinden Kaynaklanan)
DAVA TARİHİ : 14/07/2022
KARAR TARİHİ : 07/07/2023
Mahkememizde görülmekte olan İtirazın İptali (Ticari Nitelikteki Hizmet Sözleşmesinden Kaynaklanan) davasının yapılan açık yargılaması sonunda;
GEREĞİ DÜŞÜNÜLDÜ:
Davacı vekili 14/07/2022 tarihli dava dilekçesinde özetle; müvekkilinin aralarında asıl işveren-alt işveren ilişkisi bulunan asıl işveren davalı borçlu şirket ve dava dışı takip borçlularından olan alt işveren … Ltd. Şti.’nin inşaat şantiyelerine damacana suyu temin ettiğini, müvekkili davalı borçluya ait şantiyelere damacana su verdiğini, davalı borçlu şirketin de verilen mal karşılığında müvekkiline ödeme yaptığını, aralarındaki anlaşamaya göre faturalar alt işveren … Ltd. Şti.’ye kesildiğini, ödemeleri davalı şirketin yaptığını, bu ticari ilişkiye ait whatsapp grup yazışmalarının ekte sunulduğunu, müvekkilinden mesaj yoluyla davalının sürekli siparişler verdiğinin, müvekkilinin de bu siparişleri belirten şantiyelere teslim ettiğinin, ödemelerin geciktirildiğinin, müvekkilinin boş damacanalarını alamadığı gibi hususların ayrıntılı olarak görüldüğünü, davalı şirket tarafından sadece bir kısım ödeme yapıldığını, kalan takip konusu borcu ödemediğinin görüldüğünü, ilk ödemenin eylül ayında dava dışı alt işveren tarafından yapıldığını, sonraki aylarda 2 defa davalı asıl işveren tarafından ödeme yapıldığını ancak yapılan bu ödemelerin borcu karşılamadığı için müvekkilinin defalarca davalıları uyardığını ancak herhangi bir sonuç alamadığını, davalı şirket yetkilileri müvekkili ile iletişime geçerek “…” şeklinde talep ettikleri damacana suları müvekkilinin ilgili şantiyelere bıraktığını ve ardından ödemeyi bazen dava dışı alt işveren borçlu …Şti.’nin yaptığını, bazı zamanlarda da davalı asıl işveren … A.Ş. Tarafından ödemelerin banka aracılığı ile yapıldığını, müvekkilinin davalı şirketten 37.000,00 TL alacağının bulunduğunu, davalı şirket yetkililerinin ödemelerin yakın zamanda yapılacağı vaadiyle müvekkilini sürekli oyaladıklarını, müvekkili … tarafından kesilen faturaların mal karşılığı bedel olduğunu, davalı şirkete ait şantiye ve iş yerlerine verilen mal karşılığı olarak kendisine ödenmesi gerektiğini, müvekkilinin defalarca davalı şirket yetkilileri ile iletişime geçtiğini, fatura bedelinin ödenmesini istediğini ancak taleplerinin karşılığını uzun bir süre alamadığını, davalı tarafın müvekkilinin tüm ödeme ihtarlarına rağmen borcunu ödemediğinden dolayı 07/02/2022 tarihinde davalı borçlu ve diğer dava dışı alt işveren borçlu … Ltd. Şti. Aleyhine … 29. İcra Müdürlüğü’nün …esas sayılı dosyası ile icra takibi başlattığını ancak davalı tarafından ödeme emrine itiraz edildiğini, açıklanan nedenlerle davanın kabulü ile … 29. İcra Müdürlüğü’nün … esas sayılı dosyasına davalı tarafından yapılan itirazın iptali ve takibin devamına karar verilmesini, alacak likit olduğundan takibe itiraz eden davalı borçlunun alacağın %20’den aşağı olmamak üzere icra inkar tazminatına mahkum edilmesine ve avukatlık ücreti ile yargılama giderlerinin davalıya yükletilmesine karar verilmesini talep etmiştir.
Davalı vekili 12/08/2022 tarihli cevap dilekçesinde özetle; davacı ile müvekkili şirket arasında herhangi bir sözleşme bulunmadığını ve müvekkili şirketin davacıdan damacana suyu almadığını, dolayısıyla müvekkili şirkete husumet yönetilmesinin hukuken mümkün olmadığını, …’a fatura kestiği beyanı da dikkate alındığında davacının muhatabının … olabileceğini, müvekkili şirketin davacıya herhangi bir borcu bulunmadığını ve kanıtlanabilmiş bir alacağın da olmadığını, davanın reddedilmesi ve kötü niyetli olarak icra takibi başlatan alacaklı aleyhinde kötü niyet tazminatına hükmedilmesi gerektiğini, davacı tarafın tanık dinletmesine muvafakatlerinin bulunmadığını, davacı ile müvekkili şirket arasında sözleşmesel ilişki bulunmadığını, bu nedenle davacının müvekkili şirkete yöneltebileceği husumetin olmadığını, buna karşın müvekkili şirkete karşı ikame edilen huzurdaki davanın husumet yokluğu nedeniyle reddedilmesinin zorunlu olduğunu, davacının dava dışı … ile arasında şifahen de olsa bir sözleşmenin bulunduğunu, davacının iddia ettiği damacana suyu bedellerini … şirketine faturalandırdığının anlaşıldığını, başlı başına bu durumun dahi davacı ile müvekkili şirket arasında sözlü veya yazılı sözleşme bulunmadığını gösterdiğini, müvekkili şirketin davacı ile hiçbir sözleşmesel ilişkisi bulunmadığını müvekkili şirketin davacıdan herhangi bir mal satın veya teslim almadığını, davacının müvekkili şirkete kestiği herhangi bir fatura bulunmadığını ve buna paralel olarak müvekkili şirketin defter ve kayıtlarında davacının cari hesabı veya düzenlediği herhangi bir faturanın olmadığını, dava konusu icra takibinde Melik Harfiyatın da borçlu olarak gösterilmişken davanın sadece müvekkiline karşı açılmasının da kötü niyetli olduğunu, bu hususta mükerrer ödeme talebi varsa bunun da önüne geçmek adına …’ın davacıya ödeme yapıp yapmadığının da araştırılması gerektiğini, ayrıca müvekkili şirketin dava dışı …’ın veya başkasının davacıya olan borçlarını kefalet, garanti, üçüncü kişinin fiilini taahhüt veya başka bir surette güvence altına almadığını, bu nedenle de …’ın varsa davacıya olan ödenmemiş borçlarından müvekkili şirketin hukuken sorumlu tutulamayacağını, müvekkili şirket ile davacı arasında taşeronluk, alt taşeronluk sözleşmesi veya herhangi bir sözleşmesel ilişki bulunmadığını, davacının …’ın müvekkili şirkete ait şantiyede alt taşeronu olduğu varsayılsa dahi davacı taraf o iş kapsamında olsa bile müvekkili şirketten hiçbir talepte bulunamayacağını, yargı kararlarıyla da kabul edildiği üzere alt taşeron işverenden alacak talebinde veya başkaca istemde bulunamayacağını, davacının hem müvekkili şirket ile arasındaki sözleşmesel ilişkiyi hem de dava konusu alacağını ve alacak talebinin dayanağı olan mal teslimini de kanıtlayamadığını, kanıtlanamayan davanın reddinin zorunlu olduğunu, davacı tarafın somut olayda müvekkili şirkete husumet yöneltemeyeceğini, davacının alacak talebinin de kanıtlanamadığını ve haksız olduğunu, davacı tarafından iddia edilen alacağın likit ve muayyen olmadığını, bu doğrultuda davacının icra inkâr tazminatına hükmedilmesi yönündeki taleplerinin reddinin gerektiğini, müvekkili şirketten alacağı bulunmadığı ve müvekkili şirkete husumet yöneltemeyeceğini bildiği halde kötü niyetli olarak icra takibi başlatan davacı aleyhine kötü niyet tazminatına hükmedilmesi gerektiğini, açıklanan nedenlerden dolayı haksız, mesnetsiz ve kötü niyetli olarak başlatılan icra takibi neticesinde talep edilen icra inkâr tazminatının ve ikame edilen bu davanın reddinin hukuken zorunlu olduğunu, yine yukarıda ayrıntılarıyla izah edildiği üzere davacı alacağı bulunmadığı ve müvekkili şirkete husumet yöneltemeyeceği halde icra takibi başlatıldığını ve akabinde huzurdaki davayı açtığını, bu durumda davacının haksız ve kötü niyetli olarak takibe giriştiğini, dolayısıyla davacı aleyhine %20 oranından az olmamak kaydıyla kötü niyet tazminatına hükmedilmesi gerektiğini, dava konusu icra takibinde … da borçlu olarak gösterildiğini ancak dava sadece müvekkili şirkete karşı açıldığını, varsa alacaktan …’ın sorumlu olduğunun anlaşıldığını, damacana su alımını …’ın yaptığını, bu hususta faturaların …’a kesildiğinin ifade edildiğini, dava konusu alacak talebinden …’ın sorumlu olduğunu, davanın haksız olması ve müvekkili şirkete husumet yöneltilemeyecek olmasına rağmen olası bir aleyhe kararda müvekkili şirket aleyhine meblağların …’a rücu edeceğini, …’ın dava konusu borcu ödeyip kapatmış olması ihtimalinin de mevcut olduğunu, bu durumda davanın …’a ihbar edilmesini talep ettiklerini, izah edilen nedenlerle müvekkili şirkete karşı husumet yöneltilemeyeceği halde açılan bu davanın husumet yokluğu nedeniyle reddine, davanın reddine, davacının koşulları oluşmayan haksız icra inkâr tazminatı talebinin reddine, alacağı bulunmadığı ve müvekkili şirkete husumet yöneltemeyeceği halde haksız ve kötü niyetli olarak takibe girişen davacı aleyhine alacağın %20’si oranından az olmamak kaydıyla kötü niyet tazminatına hükmedilmesine, davanın … Ltd. Şti.’ye ihbar edilmesine, yargılama harç ve giderleri ile vekâlet ücretinin davacıya yükletilmesine karar verilmesini talep etmiştir.
DELİLLER: Bilirkişi raporu ve Gelir İdaresi Başkanlığı yazı cevabı dosyada mevcuttur.
DELİLLERİN DEĞERLENDİRİLMESİ:
17/02/2023 tarihli bilirkişi raporunda özetle; “Dosya mevcudu, davalı şirketin 2021 ve 2022 yılı ticari defterleri, dava ve icra dosyası ile yine bu kayıtların dayanağı belgelerin muhasebesel yönünden tetkiki sonucunda ve raporumun içinde açıklanan nedenlerle; Davacı … inceleme günü olan 09.01.2023 günü, saat 14:00’da mahkemenin duruşma salonunda incelemeye katılmadığı ve davacı yanın yerinde inceleme talebinde de bulunmadığı, İncelenen davalı şirkete ait 2021 ve 2022 yılı ticari defter ve belgelerinin Elektronik Defter Genel Tebliği usul ve esaslarına göre tutulduğu, Elektronik Defterler ile Envanter defterlerinin yasal süresinde onaylandığı ve davalı şirketin 2021 ve 2022 yılı ticari defterlerinin TTK. Hükümlerine göre usulüne uygun tutmuş olduğundan davalı şirketin 2021 ve 2022 yıllarına ait ticari defterlerinin sahibi lehine delil niteliği taşıdığı, Davalı şirketin 2021 ve 2022 yıllarına ait ticari defter ve kayıtlarının incelenmesi neticesinde: Davacı … ile davalı … AŞ. arasında cari hesaba dayanan herhangi bir ticari ilişkinin bulunmadığı, 4.4 Davacı şirket vekilinin dava dosyasına ibraz ettiği faturaların incelenmesi neticesinde; Davacı … tarafından düzenlenen faturaların icra takibi borçlularından … Nak. İnş. Gıda Tic. Ltd. Şti. unvanına düzenlenen faturalar olduğu, Davacı yanın ticari defterlerini ibraz etmemesinden dolayı icra takibi borçlusu … Nak. Inş. Gıda Tic. Ltd. Şti’den olan alacak miktarının ne kadar olduğuna dair tarafımdan herhangi bir tespitin yapılamadığı, Tarafların icra inkar tazminatı ve diğer benzeri taleplerinin değerlendirilmesinin Sayın Mahkemenizin takdirinde olduğu” yönünde sonuç ve kanaatlerine varıldığı belirtilmiştir.
22/05/2023 tarihli bilirkişi ek raporunda özetle; “Dosya mevcudu, davacı şirketin 2021 ve 2022 yılı ticari defterleri, kök rapor, davacı ve davalı şirket vekillerinin bilirkişi kök raporuna karşı itiraz ve beyanlar ile yine bu kayıtların dayanağı belgelerin muhasebesel yönünden tetkiki sonucunda ve raporumun içinde açıklanan nedenlerle; İncelenen Davacı şirkete ait 2021 yılı Ticari defterlerinin açılış tasdikleri ile yıl sonunda yaptırılması gereken kapanış tasdiklerinin yasal süresinde TTK. Hükümlerine göre usulüne uygun yaptırılmış olduğu, davacı şirketin 2021 yılı ticari defterlerinin sahibi lehine delil niteliği taşıdığı, davacı şirkete ait 2022 yılı ticari defterlerinin açılış tasdiklerinin T.T.K hükümlerine göre usulüne uygun ve yasal süresinde tasdik edildiği, davacı şirkete ait 2022 yılı ticari defterlerinden olan yevmiye defteri kapanış tasdikinin rapor hazırlanması aşamasında henüz kanuni süresinin dolmamış olması göz önünde bulundurularak davacı şirketin 2022 yılı ticari defterlerinin TTK. hükümlerine göre usulüne uygun tutulup tutulmadığına dair ve ticari defterlerin sahibi lehine delil niteliği taşıyıp taşımadığına dair kararın Sayın Yargı Makamının takdirine bağlı olduğu, Davacı şirketin icra takibi borçlularından … Nak. İnş. Gıda Tic. Ltd. Şti. unvanına düzenlediği damacana su satışı faturalarından kaynaklı olarak icra takip tarihi olan 08.02.2022 tarihi itibariyle icra takibi borçlusu … Nak. İnş. Gıda Tic. Ltd. Şti.’den 35.590,96 TL alacağının bulunduğu” yönünde sonuç ve kanaatlerine varıldığı belirtilmiştir.
GEREKÇE: Dava, hizmet kapsamında hazırlanan faturaların ödenmemesinden kaynaklı açılan itirazın iptali davasıdır.
Huzurdaki davada taraflar arasında hizmet sözleşmesi olmaksızın davalıya ait şantiyelere davacı tarafından içme suyu temin edildiği iddia edilmiş, davacı yanca verilen hizmet karşılığı hazırlanan faturaların davalı yana tebliğ edildiği, davalı yanca faturaların ödenmediği ve uyuşmazlığın bu ilişkiden kaynaklı fatura alacağına dayandığı anlaşılmaktadır.
Bir davada çekişmeli olguların kimin tarafından ispat edilmesi gerektiği konusuna, ispat yükü denir. Her iki taraf da ispat yükünün kime düştüğünü gözetmeden delil göstermişler ise bu halde hâkimin ispat yükünün hangi tarafa düştüğünü araştırmasına gerek yoktur. Çünkü hâkim, ilk önce tarafların gösterdikleri delilleri incelemekle yükümlüdür. İki tarafın (veya bir tarafın) gösterdiği deliller ile davaya ilişkin bütün çekişmeli olgular aydınlanmış ise yine ispat yükünün hangi tarafa düştüğünü araştırmakta bir yarar yoktur. Buna karşılık, gösterilen delillerin hâkime dava hakkında tam bir kanaat vermemesi halinde, ispat yükünün hangi tarafa düştüğünün tespit edilmesinde yarar vardır.
Delillerin davayı etkileyecek çekişmeli hususlarda gösterileceği ve ispat faaliyetinin çekişmeli vakıalar için söz konusu olduğu hususu göz önünde bulundurulmalıdır ( 6100 sayılı HMK m.187/1). TMK 6. maddesinde; “Kanunda aksine bir hüküm bulunmadıkça, taraflardan her biri, hakkını dayandırdığı olguların varlığını ispatla yükümlüdür.” denilmiştir. HMK’nun “İspat yükü” başlıklı 190. maddesinde ise bu düzenlemeye paralel bir düzenleme getirilmiştir. Anılan maddede “İspat yükü, kanunda özel bir düzenleme bulunmadıkça, iddia edilen vakıaya bağlanan hukuki sonuçtan kendi lehine hak çıkaran tarafa aittir.” denilmiştir.
İspat yükü ilk önce kural olarak davacıya düşer; yani davacı davasını dayandırdığı olguları ispat etmelidir. Kendisine ispat yükünün düştüğü taraf, uyuşmazlık konusu olguyu ispat edemezse davayı kaybeder. O taraf davacı ise davası reddedilir, davalı ise mahkûm edilir. Kendisine ispat yükü düşmeyen taraf, karşı (kendisine ispat yükü düşen) tarafın iddiasını (olguyu) ispat etmesini bekleyebilir. Kendisine ispat yükü düşen taraf iddiasını ispat edemezse, diğer (kendisine ispat yükü düşmeyen) tarafın onun iddiasının aksini (hilafını) ispat etmesine gerek yoktur; o olgu ispat edilmemiş (yani dava bakımından yok) sayılır.
Somut olayda davalı yan icra dosyasına yapmış olduğu itirazda davacı yana hiçbir borcunun olmadığı gerekçesiyle alacağa itiraz etmiş, huzurdaki davada davalı yan cevap dilekçesi ile husumet itirazı yanında faturanın hazırlandığı şirket ile hiçbir bağlarının olmadığı ve davacının alacağının bulunmadığı savunması yapılmıştır. Bu durumda ispat yükü davacı yanda olduğu görülmekle, ticari ilişki ve sözleşme karşılığı hizmetin verilip verilmediği, alacağın ticari kayıtlara nasıl işlendiği ve davacının alacaklı olup olmadığı hususunda tarafların ticari defter ve kayıtlarının bilirkişi marifetiyle incelenmesine karar verilmiştir.
HMK’nun 222/3 maddesi; “İkinci fıkrada belirtilen şartlara uygun olarak tutulan ticari defter kayıtlarının sahibi ve halefleri lehine delil olarak kabul edilebilmesi için, diğer tarafın aynı şartlara uygun olarak tutulmuş ticari defterlerindeki kayıtların bunlara aykırı olmaması veya diğer tarafın ticari defterlerini ibraz etmemesi yahut defter kayıtlarının aksinin senet veya diğer kesin delillerle ispatlanmamış olması gerekir.” hükmünü içermektedir. Bununla beraber Yargıtay Hukuk Genel Kurulu E. 2017/425 K. 2021/440 sayılı kararında; “Yasada delil vasfı taşıdığı takdirde aksinin yazılı veya kesin delillerle ispatının gerektiği düzenlendiğinden, ticari defterlerin kesin delil olduğu anlaşılmaktadır.” şeklinde belirtildiği üzere HMK’nun 222’deki şartları oluştuğunda ticari defterlerin ispat gücü bakımından sahibi lehine kesin delil niteliği taşıdığı kabul edilecektir. Bu kapsamda taraflarca ticari kayıtların sunulduğu ve incelendiği görülmüştür.
Dosyamıza sunulan 17/02/2023 tarihli bilirkişi kök raporunda; incelenen davalı şirkete ait 2021 ve 2022 yılı ticari defter ve belgelerinin Elektronik Defter Genel Tebliği usul ve esaslarına göre tutulduğu, Elektronik Defterler ile Envanter defterlerinin yasal süresinde onaylandığı ve davalı şirketin 2021 ve 2022 yılı ticari defterlerinin TTK. Hükümlerine göre usulüne uygun tutmuş olduğundan davalı şirketin 2021 ve 2022 yıllarına ait ticari defterlerinin sahibi lehine delil niteliği taşıdığı, Davalı şirketin 2021 ve 2022 yıllarına ait ticari defter ve kayıtlarının incelenmesi neticesinde: Davacı … ile davalı … Tic. AŞ. arasında cari hesaba dayanan herhangi bir ticari ilişkinin bulunmadığı, 4.4 Davacı şirket vekilinin dava dosyasına ibraz ettiği faturaların incelenmesi neticesinde; Davacı … tarafından düzenlenen faturaların icra takibi borçlularından … Nak. İnş. Gıda Tic. Ltd. Şti. unvanına düzenlenen faturalar olduğu, Davacı yanın ticari defterlerini ibraz etmemesinden dolayı icra takibi borçlusu … Nak. Inş. Gıda Tic. Ltd. Şti’den olan alacak miktarının ne kadar olduğuna dair tarafımdan herhangi bir tespitin yapılamadığı, yönünde rapor hazırlanmıştır.
İtiraz üzerine hazırlanan 22/05/2023 tarihli bilirkişi ek raporunda; incelenen davacı şirkete ait 2021 yılı Ticari defterlerinin açılış tasdikleri ile yıl sonunda yaptırılması gereken kapanış tasdiklerinin yasal süresinde TTK. Hükümlerine göre usulüne uygun yaptırılmış olduğu, davacı şirketin 2021 yılı ticari defterlerinin sahibi lehine delil niteliği taşıdığı, davacı şirkete ait 2022 yılı ticari defterlerinin açılış tasdiklerinin T.T.K hükümlerine göre usulüne uygun ve yasal süresinde tasdik edildiği, davacı şirkete ait 2022 yılı ticari defterlerinden olan yevmiye defteri kapanış tasdikinin rapor hazırlanması aşamasında henüz kanuni süresinin dolmamış olması göz önünde bulundurularak davacı şirketin 2022 yılı ticari defterlerinin TTK. hükümlerine göre usulüne uygun tutulup tutulmadığına dair ve ticari defterlerin sahibi lehine delil niteliği taşıyıp taşımadığına dair kararın Sayın Yargı Makamının takdirine bağlı olduğu, Davacı şirketin icra takibi borçlularından … Nak. İnş. Gıda Tic. Ltd. Şti. unvanına düzenlediği damacana su satışı faturalarından kaynaklı olarak icra takip tarihi olan 08.02.2022 tarihi itibariyle icra takibi borçlusu … Nak. İnş. Gıda Tic. Ltd. Şti.’den 35.590,96 TL alacağının bulunduğu, yönünde rapor hazırlanmıştır.
Bilirkişi kök ve ek raporunda da belirtildiği üzere davalı yan her ne kadar faturaların hazırlandığı şirket ile hiçbir alakalarının olmadığı belirtilmiş ise de davacı yanca dava dışı şirket adına hazırlanan bir kısım faturaların davalı yanca ödendiği, davacı yanca su temininin davalıya ait şantiye alanına yapıldığı ve buna ilişkin konuşma kayıtları da dikkate alındığında verilen hizmete rağmen bedelin ödenmediği görülmekle asıl alacak yönünden davanın kabulüne, ihtar ile temerrüt olmadığından işleyen faizin reddi gerekmiştir.
Davalının icra takibine haksız yere itirazda bulunması ve alacağın fatura alacağından kaynaklı olması sebebiyle likit olması nedeni ile toplam alacağın % 20 oranında icra inkar tazminatının (İİK md.67/2) davalıdan tahsilde tekerrür olmamak üzere alınarak davacıya verilmesine karar verilmiştir.
HÜKÜM; Açıklanan yasal gerektici nedenlere göre;.
1-Davanın tahsilde tekerrür olmamak kaydıyla KISMEN KABULÜNE,
Davalının … 29.İcra Müdürlüğünün … Esas sayılı dosyasında yapmış olduğu itirazın kısmen iptali ile takibin 35.590,96 TL asıl alacak ve bu alacağa takip tarihinden itibaren işleyecek yasal faiz üzerinden devamına, fazlaya ilişkin istemin reddine,
2-İİK mad. 67/2 uyarınca alacak likit ve itiraz haksız olduğundan 35.590,96 TL alacağın %20’si olan 7.118,19 TL icra inkâr tazminatının tahsilde tekerrür olmamak üzere davalıdan alınarak davacıya verilmesine,
3-Alınması gereken 2.431,21 TL nispi karar harcından peşin yatırılan toplam 446,87 TL harcın mahsubu ile bakiye kalan 1.984,34 TL harcın davalıdan alınarak HAZİNEYE GELİR KAYDINA,
4-Taraflar arabuluculuk görüşmesine katılmış olmakla Adalet Bakanlığı bütçesinden karşılanan 1.560,00 TL arabuluculuk ücretinin davalıdan alınarak HAZİNEYE GELİR KAYDINA
5-Davacı vekili lehine karar tarihinde yürürlükte bulunan avukatlık asgari ücret tarifesi gereğince hükmolunan kısım üzerinden hesaplanan 9.200,00 TL nispi vekalet ücretinin davalıdan alınarak davacı tarafa verilmesine,
6-Davalı vekili lehine karar tarihinde yürürlükte bulunan avukatlık asgari ücret tarifesi gereğince reddolunan kısım üzerinden hesaplanan 1.409,04 TL nispi vekalet ücretinin davacıdan alınarak davalı tarafa verilmesine,
7-Davacı tarafından yapılan 80,70 TL başvuru harcı, 446,87 TL nispi harç, 11,50 TL vekalet harcı, 2.000,00 TL bilirkişi ücreti ve 81,00 TL posta ücreti olmak üzere toplam 2.620,07 TL yargılama giderinin kabul/red oranına göre hesaplanan 2.520,30 TL’sinin davalıdan alınarak davacı tarafa verilmesine, bakiyesinin davacı üzerinde bırakılmasına,
8-Davacı ve davalı tarafından yatırılan, kullanılmayan bakiye gider avansının kararın kesinleşmesi halinde yatıran tarafa iadesine,
Dair, davacı vekilinin ve davalı vekilinin yüzüne karşı verilen karara karşı, gerekçeli kararın taraflara tebliğinden itibaren 2 haftalık yasal süre içerisinde mahkememize veya başka bir yer Asliye Ticaret Mahkemesine verilecek istinaf dilekçesi ile İstanbul Bölge Adliye Mahkemesine istinaf yolu açık olmak üzere verilen karar açıkça okunup usulen anlatıldı. 07/07/2023
Katip
e-imzalıdır
Hakim
e-imzalıdır