Emsal Mahkeme Kararı İstanbul Anadolu 10. Asliye Ticaret Mahkemesi 2022/616 E. 2023/375 K. 12.04.2023 T.

Görüntülediğiniz mahkeme kararı henüz kesinleşmemiştir. Yararlı olması amacıyla eklenmiştir.

T.C. İstanbul Anadolu 10. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ

ESAS NO : 2022/616 Esas
KARAR NO : 2023/375

DAVA : Menfi Tespit (Kambiyo Senetlerinden Kaynaklanan)
DAVA TARİHİ : 29/08/2022
KARAR TARİHİ : 12/04/2023

Mahkememizde görülmekte olan Menfi Tespit (Kambiyo Senetlerinden Kaynaklanan) davasının yapılan açık yargılaması sonunda,

GEREĞİ DÜŞÜNÜLDÜ:
DAVA:Davacılar vekili dava dilekçesinde özetle; Müvekkilleri ile davalı arasında herhangi bir ticaret olmadığı, bu kişi ile alış veriş yapılmadığı ancak icra takibine konu olan senedi bu kişiye ciro eden —–isimli kişi ile geçmişte inşaat yapma nedeni ile tanıştıkları, bu kişinin elde kalan belegelerden getirdiği bir belgeyi bono haline getirerek bu kişiye ciro ettiğini tahmin ettiklerini, her iki müvekkilinin de bu kişiye bir bono verilmediğini ve kesinlikle bir borç olmadığını beyan ettiklerini, müvekkillerinin icra takibine yeni muttali oldukları, icra dosyasında incelenen bononun ekte sunulduğu, bu bononun 07.02.2018 tanzim tarihli olduğu ve vadesinin 04.01.2019 olduğunun görüldüğü, miktar olarak 600.000.00 TL ise de davalının 100.000,00 TL üzerinden ihtiyati haciz yolu ile takip talebinde bulunduğu, bahsedilen senetteki yazıların hiçbirinin her iki müvekkilinin eli mahsulü olmadığı, senedi ciro eden —— bir şekilde bu bonoyu hazırladığı ve müvekkillerine imza ettirdiği ancak her iki kişiye karşı müvekkillerinin bir borcu bulunmadığı, bu nedenle öncelikle borçlu olunmadığına karar verilmesini ve cebri icra tehditi altında kalarak ödeme zorunda kalınması halinde geri alınmasına /istirdatına karar verilmesi için işbu davayı açtıklarını, senet üzerindeki yazı ve rakamların müvekkillerinin eli mahsulü olmadığını, bir borç olmadığını, müvekkillerinin davalı ——Esas Sayılı dosyasında borçlu olmadığının tespitine, icra zoru ile ödeme yapılması halinde geri ödenmesine (istirdatına), yargılama gideri ile vekalet ücretinin davalıyayüklenmesine karar verilmesini talep ve dava etmiştir. Davalı tarafın usulüne uygun tebligatta rağmen dosyamıza herhangi bir cevap dilekçesi sunmadığı anlaşıldı.

DELİLLERİN DEĞERLENDİRİLMESİ VE GEREKÇE:
Dava kambiyo senedi vasfı bulunan senet kaynaklı başlatılan icra takibinde borçlu olmadığının tespiti istemine ilişkindir.Davacının iddiası yukarıda özetlenmiş olup davalı yan davaya cevap vermemiştir. Davalı vekili duruşmalara iştirak ederek davada yazılı delille ispat zorunluluğu bulunduğunu, davacının soyut iddiası dışında bir delil sunmadığını belirterek davanın reddini savunmuştur.
Senet metninden anlaşılan def’iler, senedin incelenmesi ile görülebilecek savunmalardır. Burada senet ile kast edilen, senedin ön yüzü ve metni, arka yüzü ve alonjudur. Bu yüzden senet metninden anlaşılan def’iler mutlak def’iler olup, niteliğine göre bazen sadece ilgili borçlu ve bazen de her borçlu tarafından her hamile karşı ileri sürülebilirler. Örneğin bir kambiyo senedinin kanunda öngörülen zorunlu şekil şartlarının birinden yoksun olması, senedin vadesinin gelmemesi, senedin zamanaşımına uğraması her borçlu tarafından herkese karşı ileri sürülebilir. Buna mukabil ciroya konulan sorumsuzluk ve ciro yasağı kayıtları (TTK m. 685/2), sadece bu kayıtları koyan ilgili borçlu (ciranta) tarafından herkese karşı ileri sürülebilir. Sonuç olarak bütün bu def’iler, senet metninden anlaşılan def’ilerdir. Senetten doğan taahhüdün geçersizliğine (hükümsüzlüğüne) ilişkin def’iler, senedin metninden yahut ön veya arka yüzünden anlaşılmazlar. Bu def’iler, ortada şekil şartları açısından geçerli bir senedin varlığına rağmen, borçlulardan birinin veya bazılarının sorumluluğu ile sınırlı olarak, bu senedin hüküm doğurmaması halinde söz konusudur. Bu sonuç, sadece hükümsüzlük sebebi şahsında gerçekleşen kişi hakkında doğar. Geçersizlik şahsında gerçekleşen borçlu, geçersizlik def’ini herkese karşı ileri sürebilir. Bu yüzden senetten doğan taahhüdün geçersizliğine ilişkin def’iler mutlak def’iler olup, ilgili borçlu tarafından her hamile karşı ileri sürülebilirler. Senedi sonradan iktisap eden hamiller iyi niyetli olsalar bile, anılan def’ilerin ileri sürülmesi mümkündür. Örneğin bir kambiyo senedindeki borçlulara ait imzalardan birisi, yetkisiz temsilci tarafından atılmışsa veya bu imza sahte ise, anılan borçlu sorumluluk altına girmez. Senet, anılan borçlular bakımından geçersizdir (hükümsüzdür). Ancak bu geçersizlik hali, yalnızca geçersizlik şahsında gerçekleşen borçlu/borçlular tarafından ileri sürülebilir. İmzaların bağımsızlığı ilkesi (TTK m. 677) gereği bu geçersizlik, başka borçlular tarafından ileri sürülemez.
Kişisel def’iler, taraflar arasındaki doğrudan doğruya mevcut olan hukuki ilişkilerden kaynaklanır. Bu hukuki ilişki, senedin düzenlenmesine/verilmesine neden olan temel ilişki veya özel bir anlaşma şeklinde ortaya çıkabilir. Emre yazılı senetlerde kişisel def’iler, kural olarak taraflar arasında ileri sürülebilir; üçüncü kişilere karşı ileri sürülemez. Bunun istisnası, sonraki hamilin bilerek borçlunun zararına hareket etmesidir. Bu halde kişisel def’iler, üçüncü kişilere karşı da ileri sürülebilir. Hamilin bile bile borçlu zararına hareketi tespit edilirken senedin beldesiz olduğunu bilmesi tek başına yetmez, aynı zamanda kambiyo senedini devraldığı anda borçlusunun şahsi defilerini ileri sürme imkanını kaybedeceğini idrak etmesi ve bu idrake bağlı olarak da ” zarar görürse görsün” şeklinde irade ortaya koyarak senedi devralması gerekir.Kişisel defiler emre yazılı borç senetlerindeki borç taahhüdünün objektif mevcudiyetine hiç bir etkisi olmayan borçlunun belli bir alacaklı ile arasındaki hukuki münasebetten doğan defilerdir. Bu nedenle kişisel defiler kural olarak doğrudan doğruya ilişkileri bulunan kimseler arasında ileri sürülebilir.—— Sayılı kararında “…. Mahkemece, yapılan yargılama ve toplanan delillere göre, kambiyo hukukunda açığa imza atılmak suretiyle düzenlenen bononun sonradan doldurulması halinde geçerli olduğu, bononun anlaşmaya aykırı olarak doldurulduğu hususunun davacı tarafından yazılı delille ispatlanamadığı gerekçesiyle davanın reddine karar verilmiş, hüküm davacı vekili tarafından temyiz edilmiştir.Dosyadaki yazılara kararın dayandığı delillerle gerektirici sebeplere, delillerin takdirinde bir isabetsizlik bulunmamasına göre, davacı vekilinin yerinde görülmeyen bütün temyiz itirazlarının reddiyle usul ve kanuna uygun bulunan hükmün ONANMASINA…” gerekçesi ile verdiği kararında kambiyo hukukunda açığa imza atılmak sureti ile sonradan düzenlenen senedin dahi geçerli olduğunu, anlaşmaya aykırı olarak doldurulduğu iddiasının yazılı delille ispatı gerektiğini belirtmiştir. Keza senedin anlaşmaya aykırı şekilde doldurulduğu iddiasının da iyi niyetli 3. Kişilere karşı ileri sürülemeyeceği açıktır. ( Bkz. 6102 sayılı TTK m. 680, 778/2-f,818/c )Bilerek borçlunun zararına hareket edildiğinden bahsedebilmek için, hamil tarafından sadece kişisel def’inin mevcut olduğunun bilinmesi yeterli değildir. Bilerek borçlunun zararına hareket, kişisel def’inin ileri sürülmesine engel olmak (bir tür danışıklı dövüş) amacı taşıyan bir devirle senedin elde edilmesidir. Kişisel def’iler, senede bu şekilde sahip olan sonraki hamile karşı da ileri sürülebilir.Davacı senetteki yazıların müvekkillerine ait olmadığını ileri sürmüş, imza inkarında bulunmamıştır. Yerleşik Yargıtay kararları gereği borçlunun senet üzerinde imzasının bulunması yeterli olup bunun haricinde senet üzerindeki diğer yazıların davacıya ait olmasına gerek bulunmamaktadır. Keza davacının dava dışı senedin ilk lehdarı olan—–ait ileri sürdüğü iddialar kişisel defi olup davalıya karşı ileri sürülmesi kural olarak mümkün değildir. Davacının davalının senedi iktisabında kötü niyetli olduğu ve bile bile senedi iktisap ettiği yolunda bir iddia da ileri sürülmemiştir. Soyut şekilde sadece davacının bu miktardaki senedi alacak ekonomik gücü olmadığı, müzikhollerde müzik çalan biri olduğu iddiası ileri sürülmüştür. Davanın miktar ve değeri nazara alındığında yazılı delille ispat zorunluluğu bulunmakta olup davacı yanca ispat külfeti yerine getirilemediğinden davanın reddine dair aşağıdaki şekilde hüküm kurulmuştur.

HÜKÜM: Gerekçesi yukarıda açıklandığı üzere ;
1-DAVANIN REDDİNE,
2-492 Sayılı Harçlar Kanununa göre alınması gereken 179,90 TL maktu harcın, peşin alınan 1.707,75 TL ile tamamlama harcı olarak alınan 10.200,00 TL olmak üzere toplam 11.907,75 TL harç’dan mahsubu ile fazla yatırılan 11.727,85 TL harcın karar kesinleştiğinde ve talep halinde davacıya iadesine,
3-Davacılar tarafından yapılan yargılama giderinin üzerinde bırakılmasına,
4-Davalı tarafından yapılan bir yargılama gideri bulunmadığından bu hususta karar verilmesine yer olmadığına,
5-Karar tarihinde yürürlükte bulunan Av. Asg. Üc. Trf.’ne göre, 95.000,00 TL nispi vekalet ücretinin davacılardan tahsiliyle davalıya ödenmesine,
6-6100 Sayılı HMK’nın 333. maddesi gereğince bakiye gider avansının talep halinde taraflara iadesine,Dair karar, 6100 Sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanununun İstinafa ilişkin hükümleri doğrultusunda, kararın tebliğ tarihinden itibaren iki (2) haftalık süre içerisinde (HMK’nın 345. maddesi), mahkememize veya başka bir yer mahkemesine dilekçe ile başvurmak (HMK’nın 343. maddesi) ve istinaf harcı ile gerekli giderlerin tamamen ödemek (HMK’nın 344. maddesi) suretiyle, —– Bölge Adliye Mahkemesi nezdinde İstinaf yolu açık olmak üzere, davacı ve davalı vekillerinin yüzüne karşı, oy birliği ile açıkça okunup usulen anlatıldı.