Görüntülediğiniz mahkeme kararı henüz kesinleşmemiştir. Yararlı olması amacıyla eklenmiştir.
T.C. SAKARYA ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ Esas-Karar No: 2022/603 Esas – 2023/542
T.C.
SAKARYA
ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ TÜRK MİLLETİ ADINA
GEREKÇELİ KARAR
ESAS NO : 2022/603 Esas
KARAR NO : 2023/542
HAKİM : ….
KATİP : ….
DAVACI : ….
VEKİLİ : Av. ….
DAVALI : ….
VEKİLİ : Av. ….
DAVA : İtirazın İptali (Ticari Satımdan Kaynaklanan)
DAVA TARİHİ : 15/06/2021
KARAR TARİHİ : 05/10/2023
GEREKÇELİ KARARIN
YAZILDIĞI TARİH : 03/11/2023
Sapanca Asliye Hukuk Mahkemesinin 28/02/2022 kesinleşme tarihli 2021/196 Esas 2022/30 Karar sayılı görevsizlik kararı , Mahkememize gelmiş olmakla, Mahkememizde 2022/603 Esasına kaydı yapılmış ve Mahkememizde yapılan açık yargılaması sonunda,
GEREĞİ DÜŞÜNÜLDÜ:
Davacı vekili dava dilekçesinde özetle; Davacı davalı ile akdettiği ticari sözleşmeler kapsamında davalıdan takip tarihi itibariyle 114.028,00 TL alacağının doğduğunu, borcun süresi içinde ödenmemesi üzerine Sapanca İcra Müdürlüğünün 2021/…. Esas sayılı dosyasıyla ilamsız icra takibi başlatıldığını, davalıca borca itiraz edildiğini, takibin durduğunu, ticari uyuşmazlıklarda zorunlu arabuluculuk dava şartının yerine getirildiğini, arabuluculuk sürecinde de uzlaşılamadığını, davalının itirazı haksız ve kötü niyetli olduğunu iptali gerektiğini, davalının davacı şirketten bir kısım ticari mal sipariş ettiği (çuha, şakayık, begonya, top kadife vs) malların alım satım akdi kapsamında kendisine teslim edildiğini, bu akdi ilişkiye dayanarak fatura düzenlendiği ve faturaların davacının ticari defterlerine işlendiğini, hal böyleyken borca itiraz edilmesi davacının haklı alacağını sürüncemede bırakmak gayesine matuf olduğunu, Sapanca İcra Müdürlüğünün 2021/…. esas sayılı dosyasında talep edilen faiz oranı Türk Borçlar Kanununa, Türk Ticaret Kanununa, taraflar arasında akdedilmiş sözleşmeye uygun olduğunu, tamamen usul ve yasaya uygun olarak başlatılan takip; davalının tamamen kötü niyetli ve müvekkilinin haklı alacağının tahsilini sürüncemede bırakmak gayesiyle yaptığı itiraz üzerine durduğunu, davacı şirketin alacağı likit ve muaccel bir alacak olduğunu, tüm bu sebeplerle davalı borçlunun takibe itirazının iptaline ve takibin takip talebindeki şartlarla devamına; davalının takip miktarının %20’ sinden az olmamak üzere icra inkar tazminatına mahkum edilmesine; her türlü yargılama harç ve masrafının davalıya yüklenmesine ve vekalet ücreti takdirine karar verilmesini talep ve dava etmiştir.
Davalılara dava dilekçesinin usulüne uygun tebliğ edilmesine rağmen cevap dilekçesi sunmadıkları görülmüştür.
Taraflar arasındaki uyuşmazlık; Sapanca İcra Müdürlüğünün 2021/…. Esas sayılı icra dosyasına yapılan itirazın haklı olup olmadığı, icra takibi kapsamında davacının davalıdan alacaklı olup olmadığı, alacaklı ise miktarının ne kadar olduğu davalının icra inkar tazminatına hükmedilmesine gerekip gerekmediği hususlarında olduğu anlaşıldı.
Sapanca İcra Müdürlüğü 2021…. Esas sayılı dosyası UYAP sistemi üzerinden dosya arasına alınarak incelenmiştir.
Davacı vekili süresi içerisinde arabuluculuk son tutanağı aslını sunmuştur.
Tarafların ilgili vergi dairelerinden Bs ve Ba kayıtları celp edilmiş ticari defterlerin ibrazı için taraf vekillerine süre verilmiş, davacı vekili ticari defterlerin bulunduğu Altınova Yalova adresini bildirmiş, sistem üzerinden davacı şirket defterleri üzerinde bilirkişi incelemesi yapılmış, davalı taraf ihtara rağmen ticari defterleri ibraz etmediğinden davalı tarafın ticari defterleri üzerinde inceleme yapılmamıştır.
Bilirkişi SMMM … 01/11/2022 tarihli ve 17/01/2023 -04/07/2023 tarihli ek raporlarında “…. önceki raporlarımda belirtiğimiz davalı şirket …. …. Süs Bitkileri Peyzaj Ltd. Şti’nin 2013 ve 2014 yılındaki hatalı muhasebe kayıtlarından kaynaklanan 46.099,11-TL hatalı kayıtların düzeltme kayıtlarının yapıldığı ve yapılan düzeltme kayıtlarının muhasebe ilkelerine uygun olduğu tespit edilmiştir. Önceki raporlarımında belirtiğim üzere davacının davalı şirket …. Peyzaj Mimarlık İnş. Ltd. Şti’den 88.936,50 TL anapara , ilgili dönemlere ilişkin hesaplanan faiz 32.565,38 TL olmak üzere toplam 121.501,88 TL alacaklı olduğu…” yönünde raporunu mahkememize ibraz etmiştir.
Olaya ilişkin yasal düzenlemeler ve yargı içtihatları değerlendirilecek olursa;
İcra Takibine İtiraz etmek istiyen borçlu, itirazını, ödeme emrinin tebliği tarihinden itibaren yedi gün içinde dilekçe ile veya sözlü olarak icra dairesine bildirmeye mecburdur. (2004 sayılı kanun 62.madde)Takip talebine itiraz edilen alacaklı, itirazın tebliği tarihinden itibaren bir sene içinde mahkemeye başvurarak, genel hükümler dairesinde alacağının varlığını ispat suretiyle itirazın iptalini dava edebilir. Bu davada borçlunun itirazının haksızlığına karar verilirse borçlu; takibinde haksız ve kötü niyetli görülürse alacaklı; diğer tarafın talebi üzerine iki tarafın durumuna, davanın ve hükmolunan şeyin tahammülüne göre, red veya hükmolunan meblağın yüzde yirmisinden aşağı olmamak üzere, uygun bir tazminatla mahkum edilir. (2004 sayılı kanun 67.madde)
Bu davada, ispat yükü kural olarak davayı açan alacaklıda olup, alacaklı alacağını ispatla yükümlüdür. Genel hükümler dairesinde her türlü delille ispat edilecek alacak da yine takip talebine konu olan ve borçlu tarafça itiraza uğrayan alacaktır. Zira aynı maddede itirazın haksızlığı borçlu açısından, takibin haksız ve kötü niyetli yapılması da alacaklı açısından tazminat müeyyidesine bağlanmıştır. (HGK 2017/(19)11-1309 Esas. 2021/377 Karar)
Vergi Usul Kanunu’nun (VUK) 229. maddesinde “Fatura, satılan emtia veya yapılan iş karşılığında müşterinin borçlandığı meblağı göstermek üzere emtiayı satan veya işi yapan tüccar tarafından müşteriye verilen ticari vesikadır” hükmünü haizdir.
Bu hüküm çerçevesinde, 24.12.2003 tarihli ve 25326 sayılı Resmî Gazetede yayımlanan Yargıtay İçtihatları Birleştirme Genel Kurulunun 27.06.2003 tarihli ve 2001/l E., 2003/l K. sayılı kararında fatura; “Ticari satışlarda satıcı tarafından alıcıya verilen ve satılan malın miktarını, vasıflarını, ölçüsünü, fiyatını ve sair hususları veya ifa edilmiş hizmetleri gösteren hesap pusulası olup, ticari belge niteliğindedir” şeklinde tanımlanmıştır.
TTK’nın 21. maddesine göre fatura düzenlenmesi için öncelikle taraflar arasında akdi bir ilişkinin bulunması gerekir. Madde hükmüne göre faturanın bir alacağı mevcudiyetine delil teşkil etmesi, karşı tarafa tebliğinden itibaren sekiz gün içinde hiçbir itiraza uğramamış olması koşuluna bağlıdır. Bunun için de öncelikle taraflar arasındaki sözleşmesel ilişkinin varlığının kanıtlanmış olması gerekir. Davalının sözleşmesel ilişkiyi inkâr etmesi durumunda davacının öncelikle aralarındaki akdi ilişkiyi yani alım-satım ilişkisini ispat etmesi gerekmektedir.
Bu nedenle, bir satım ilişkisinde davacı taraf sattığı malın miktarını ve alıcıya teslimini, davalı taraf ise yaptığı ödemeleri usulüne uygun bir şekilde ispat etmek zorundadır.
Tek başına fatura düzenlenmesi akdi ilişkinin varlığını ispat etmeye yeterli değilse de, satıcı tarafından gönderilen faturanın alıcı tarafından ticari defterlerine kaydedilmesi durumunda, alıcı ile satıcı arasındaki akdi ilişkinin var olduğu kabul edilebilir. Ancak, eğer fatura, alıcının ticari defterlerinde kayıtlı değilse, satıcı alacak iddiasını diğer delillerle ispat etmelidir. (HGK 2017/(19)11-944 Esas. 2021/197 Karar )
İtirazın iptali davaları, takibe sıkı sıkıya bağlı olup, uyuşmazlığın icra takibine dayanak yapılan belgelerle sınırlı olarak incelenip çözümlenmesi gerekir. Davacı tarafından icra takibinin dayanağı olarak takip talebine ekli faturalar gösterilmiş, mahkemece davacının iddia ettiği alacak miktarının tespitinde teslim belgelerine dayalı faturalardaki alacağın sabit olduğu kabul edilmiştir. Ancak mahkemece icra takibine dayanak yapılan fatura konusu alacak miktarının ödenip ödenmediği noktasında, takip konusu edilmeyen faturalar da inceleme konusu yapılarak karar verilmesi yerinde değildir. (HGK 2017/(19)11-1309 e. 2021/377 k.)
Ticari uyuşmazlıklarda mahkeme tarafların ticari defterlerinin ibrazına, resen veya taraflardan birinin istemi üzerine karar verebilir (HMK m 222/1, TTK m. 83/1). HMK’nın 222/2. maddesi uyarınca, ticari defterlerin ticari delil olarak kullanılabilmesi için, kanuna göre eksiksiz ve usulüne uygun olarak tutulmuş, kapanış onayları yaptırılmış ve defter kayıtlarının bir birini doğrulamış olması gerekmektedir. Öte yandan aynı Kanunun 222/3. maddesi uyarınca da, ticari defterlerin sahibi lehine delil olarak kabul edilmesi için, diğer tarafın aynı şartlara uygun olarak tutulmuş ticari defterlerindeki kayıtların bunlara aykırı olmaması veya diğer tarafın ticari defterlerini ibraz etmemesi yahut defter kayıtlarının aksinin senet veya diğer kesin delillerle ispatlanmamış olması gerekmektedir. Ayrıca Hukuk Muhakemeleri Kanunu, bazı belgelere senetle ispat kuralının aşılabilmesi ve hakimin delilleri değerlendirirken takdir yetkisini kullanabilmesi imkanını vermiştir. Ancak belgenin, kesin delille ispatlanması gereken bir vakıa karşısında bu kuralı aşıp değerlendirilmeye alınabilmesi için HMK m. 202’de belirtilen bütün unsurları karşılaması gerekmektedir. Hakimin bu konuda yani kurala istisna getiren “kanuni unsurlar” üzerinde ise herhangi bir takdir yetkisi yoktur; bu unsurların objektif olarak gerçekleşmesi gerekir. Bir belge ancak aleyhine kullanılacak kişiden kaynaklanmışsa ve hukuki işlemi muhtemel gösteriyorsa delil başlangıcı sayılabilir. Bu bağlamda elektronik veriler de delil başlangıcı teşkil edebilir. (Yargıtay 11. Hukuk Dairesi 2019/5327 esas- 2021/5363 karar)
Somut Olay Yukarıdaki Açıklamalar ile birlikte değerlendirilecek olursa;
Davacı tarafından davalı aleyhine dava konusu edilen faturalar ile ilgili olarak Sapanca İcra Müdürlüğü’nün 2021/4 esas sayılı takip dosyası ile 114.028,00-TL asıl alacak, 54.155,63-TL işlemiş faiz olmak üzere toplam 168.183,63-TL üzerinden ilamsız takip başlattığı, başlatılan takipteki ödeme emrinin davalı borçluya 18.01.2021 tarihinde tebliğ edildiği, davalının ödeme emrine 19.01.2021 tarihinde 2004 sayılı yasanın 62.maddesindeki yedi günlük sürede itiraz ettiği, itiraz dilekçelerinin davacı tarafa tebliğ edilmediği, eldeki bu davanın 15.06.2021 tarihinde 2004 sayılı yasanın 67.maddesindeki bir yıllık sürede açıldığı, (Dava Sapanca Asliye Hukuk Mahkemesinde açılmış Sapanca Asliye Hukuk Mahkemesinin 18.01.2022 Tarih 2021/…. Esas 2022/…. Karar sayılı görevsizlik kararıyla dosya mahkememize gönderilmiştir) davadan önce arabuluculuk dava şartının yerine getirildiği anlaşılmış ve esasa geçilmiştir.
Dosya kapsamında davacı tarafın davalı ile aralarındaki faturalara dayanarak davaya konu takibi açtığı anlaşılmıştır. Az yukarıda detaylandırıldığı üzere; faturalar tek başına taraflar arasındaki akdi ilişkiyi gösteren bir delil olmayıp, Yargıtay Hukuk Genel Kurulu’nun 2017/(19)11-944 Esas. 2021/197 Karar sayılı ilamında belirtildiği üzere; hizmet sağlayan tarafından gönderilen faturanın alıcı tarafından ticari defterlerine kaydedilmesi durumunda, taraflar arasındaki akdi ilişkinin var olduğu kabul edilebilir. Yine TTK’nın 21.maddesine göre faturanın bir alacağı mevcudiyetine delil teşkil etmesi, karşı tarafa tebliğinden itibaren sekiz gün içinde hiçbir itiraza uğramamış olması koşuluna bağlıdır. Bu bağlamda taraflar arasındaki akdi ilişkinin olup olmadığının tespiti amacıyla davacının delil olarak dayandığı ticari defterlerinin incelenmesi gerekmiş, bu hususta dosyamıza sunulan 01.11.2022 tarihli bilirkişi raporu, 17.01.2023 tarihli ve 04.07.2023 tarihli bilirkişi ek raporlarına göre; davacının 2015 ve 2016 yıllarına ait ticari defterlerinin usulüne uygun tutulduğu, açılış ve kapanış tasdiklerinin süresinde yapıldığı, dava ve takip konusu faturaların davacı defterlerinde kayıtlı olduğu, davacı şirket tarafından yapılan düzeltme kayıtlarının muhasebe ilkelerine uygun olduğu, davalı tarafından ticari defterlerin süresinde ibraz edilmediği, davaya konu faturalar ile ilgili taraflar arasında ticari ilişki kurulduğu ve davacının davalıdan ticari defterlerine göre 88.936,50 TL alacaklı olduğu anlaşılmıştır.
Ticari uyuşmazlıklarda mahkeme tarafların ticari defterlerinin ibrazına, resen veya taraflardan birinin istemi üzerine karar verebilir (HMK m 222/1, TTK m. 83/1). HMK’nın 222/2. maddesi uyarınca, ticari defterlerin ticari delil olarak kullanılabilmesi için, kanuna göre eksiksiz ve usulüne uygun olarak tutulmuş, kapanış onayları yaptırılmış ve defter kayıtlarının bir birini doğrulamış olması gerekmektedir. Öte yandan aynı Kanunun 222/3. maddesi uyarınca da, ticari defterlerin sahibi lehine delil olarak kabul edilmesi için, diğer tarafın aynı şartlara uygun olarak tutulmuş ticari defterlerindeki kayıtların bunlara aykırı olmaması veya diğer tarafın ticari defterlerini ibraz etmemesi yahut defter kayıtlarının aksinin senet veya diğer kesin delillerle ispatlanmamış olması gerekmektedir. Dosya kapsamında alınan 01.11.2022 tarihli bilirkişi raporu, 17.01.2023 tarihli bilirkişi ek raporu ve 04.07.2023 tarihli bilirkişi ek raporuna göre davacının defterlerinin usulüne uygun tutulması ve davalıya tutulması zorunlu, uyuşmazlığın niteliğine göre 2015 ve 2016 yıllarına ait ticari defterleri sunması veya bulundukları yeri bildirmesi için iki haftalık kesin süre verilmesi, bu hususta davalı vekiline 22.09.2022 tarihli celsede ihtarat yapılması, yapılan ihtarata rağmen verilen yasal sürede ticari defterlerin sunulmadığı gibi yerlerinin de bildirilmemesi nazara alındığında 6100 sayılı HMK’nın 222/3.maddesi gereği davacının usulüne uygun defter kayıtlarına itibar etmek gerekmiş, bu şekilde taraflar arasında akdi ilişkinin kurulduğu anlaşılmış, faturaların davacının ticari deftererine kayıtlı olduğu, davalının TTK’nın 21. maddesindeki 8 günlük itiraz süresinde fatura içeriklerine itiraz etmediği, davalının ticari defterlerini dosyaya sunmadığı, dolayısıyla davalının fatura içeriklerini kabul ettiği anlaşılmıştır.
Yukarıda detaylandırıldığı üzere; 6100 sayılı HMK’nın 222/2 ve 3 maddelerine göre davacının ticari defter kayıtları ve davalının alınan bilirkişi raporlarına itiraz etmemesi nedeniyle taraflar arasında takibe konu faturalar nedeniyle davacının davalıdan takip tarihi itibariyle 88.936,50 TL alacaklı olduğu, bu nedenle davalının takibe yaptığı itirazın asıl alacak yönünden kısmen haksız olduğu, defter kayıtlarına göre ve dosyaya sunulan kayıtlara göre anılan bedel yönünden faturaya ilişkin davalı tarafından bir ödeme de yapılmadığı anlaşılarak, anılan bedel yönünden davacının haklı olduğu, davacının takipten önce davalıyı temerrüde düşürmediği, temerrüdün takip ile oluştuğu anlaşılarak, davalının takip öncesi faize yaptığı itirazının yerinde olduğu anlaşılmakla, davalı itirazında kısmen haklı çıktığından davacının icra inkar tazminatı talebinin reddine karar verilerek aşağıdaki şekilde hüküm kurulmuştur.
Davacı takibi 114.028,00-TL asıl alacak, 54.155,63-TL işlemiş faiz olmak üzere toplam 168.183,63-TL üzerinden başlatmış ise de dava değeri 200.357,39 TL olarak gösterilmiş, vekalet ücreti ve kabul red oranı bu değer üzerinden hesaplanmıştır.
HÜKÜM: Yukarıda açıklanan nedenlerle;
1-Davanın KISMEN KABULÜ ile; Davalının Sapanca İcra Müdürlüğü’nün 2021/…. Esas sayılı yapmış olduğu itirazın kısmen iptali ile, takibin 88.936,50-TL üzerinden devamına, fazlaya ilişkin istemin reddine, asıl alacağa takip tarihinden itibaren yasal faiz işletilmesine,
2-Davalı itirazında kısmen haklı çıktığından davacının icra inkar tazminatı talebinin reddine,
3-Harçlar kanunu gereğince kabul edilen değer üzerinden alınması gereken toplam 6.075,25-TL harçtan daha önceden ödenen toplam 3.421,61-TL harç düşüldükten sonra eksik kalan 2.653,64-TL harcın davalıdan alınarak hazineye irad kaydına,
4-Davacı kendisini vekil ile temsil ettirdiginden A.A.Ü.T (madde-13 İkinci Kısım İkinci Bülüm) göre hesaplanan 17.900,00-TL maktu vekalet ücretinin davalıdan alınarak davacıya verilmesine,
5-Davalı kendisini vekil ile temsil ettirdiginden A.A.Ü.T göre hesaplanan 17.900,00-TL vekalet ücretinin davacıdan alınarak davalıya verilmesine,
6-Davacı tarafından yapılan; 59,30-TL Başvuru Harcı, 3.421,61-TL Peşin/nisbi Harcı, olmak üzere toplam 3.480,91TL harcın davalıdan alınarak davacıya verilmesine, ,
7-Davacı tarafından yapılan; 2.496,80-TL Tebligat, Posta ve diğer masraflar, olmak üzere toplam 2.496,80-TL yargılama giderinin kabul red oranı dikkate alınarak 1.108,33-TL lik kısmının davalıdan alınarak davacıya verilmesine, bakiye yargılama giderinin ise davacı üzerinde bırakılmasına,
8-Arabuluculuk nedeniyle hazine tarafından karşılanan 1.320,00-TL ücretin red kabul oranına (%44,39 Kabul, %55,61 Red) göre 585,95 TL’nin davalıdan, kalan 734,05-TL nin davacıdan alınarak Hazineye İrat Kaydına,
9-Fazla yatan gider avansı ile delil avansı var ise karar kesinleştikten sonra yatıran tarafa iadesine,
Dair, davacı vekilinin (e – duruşma vasıtasıyla) ve davalı vekilinin yüzünde verilen kararın, taraflara tebliğinden itibaren 2(iki) hafta içerisinde mahkememize veya mahkememize gönderilmek üzere başka bir yer mahkemesine verilecek dilekçe ile Sakarya Bölge Adliye Mahkemesi nezdinde istinaf kanun yolu açık olmak üzere, 6100 sayılı yasanın 321/2. Maddesi uyarınca gerekçeli kararın en geç bir ay içinde re’sen tebliğe çıkarılacağı hususu da bildirilerek karar verildi. 05/10/2023
Katip ….
e-imza
Hakim ….
e-imza