Danıştay Kararı 4. Daire 2019/9196 E. 2023/788 K. 16.02.2023 T.

Danıştay 4. Daire Başkanlığı         2019/9196 E.  ,  2023/788 K.
T.C.
D A N I Ş T A Y
DÖRDÜNCÜ DAİRE
Esas No : 2019/9196
Karar No : 2023/788

TEMYİZ EDEN (DAVALI) : … Vergi Dairesi Başkanlığı
(… Vergi Dairesi Müdürlüğü)
VEKİLİ : Av. …

KARŞI TARAF (DAVACI) : …

İSTEMİN KONUSU : … Bölge İdare Mahkemesi … Vergi Dava Dairesinin .. tarih ve E:.., K:… sayılı kararının temyizen incelenerek bozulması istenilmektedir.

YARGILAMA SÜRECİ :
Dava konusu istem: Davacı tarafından, 2017 yılına ilişkin ihtirazi kayıtla verilen gelir vergisi beyannamesi ile Kocaeli İli, Gebze İlçesi, … Mahallesi, … parselde adına kayıtlı bulunan taşınmazın acele kamulaştırılması sebebiyle 2017 yılında tarafına ödenen 882.143,36-TL el koyma bedeli üzerinden hesaplanan değer artış kazancı üzerinden yapılan tahakkuk işleminin iptali ve fazladan tahakkuk ettirilerek tahsil edilen verginin ödeme tarihinden itibaren işleyecek yasal faiziyle birlikte iadesi istenilmiştir.

İlk Derece Mahkemesi kararının özeti: … Vergi Mahkemesince verilen … tarih ve E:…, K:… sayılı kararda; … Asliye Hukuk Mahkemesi’nin … esaslı dosyasında görülen acele kamulaştırma davası acele kamulaştırmaya ilişkin Bakanlar Kurulu kararının ivedilikle uygulanabilmesi için taşınmazın boşaltılması, ortalama bir bedelin tespiti ve taşınmazın devir, ferağ ve temlikinin kısıtlanması için öngörülen bir prosedür olduğu, acele kamulaştırma kararı sonrasında Kamulaştırma Kanunu’nun 10. maddesinde düzenlenen bedel tespit ve tescil davaları açılabileceği, bu doğrultuda kamulaştırma yapan idare tarafından acele kamulaştırma kararında tespit edilen bedelin fahiş olduğu iddiası ile … Asliye Hukuk Mahkemesinin … esaslı dosyasında kamulaştırma bedelinin tespiti ve tescil davası açıldığı, söz konusu taşınmazın kamulaştırma bedelinin bu dava sonucunda kesin olarak tespit edilebileceği ve halen mülkiyeti davacıda olan taşınmazın Mahkeme kararı sonucunda idare adına tescil edilebileceği, dolayısıyla ortada henüz kesinleşmiş bir kazanç olmadığı gibi taşınmazın mülkiyetinin halen davacıda olduğu ve bu konudaki yargısal sürecin devam ettiği göz önüne alındığında dava konusu tahakkuk işleminde hukuka uyarlık, davacının faiz istemine ilişkin kısmında; tahsili hukuka aykırı bulunan ve idarece tahsili tarihinden işbu karara göre iadesi tarihine kadar geçen süre içinde kullanımından mahrum kalınan tutarın Kanuni faiz uygulanmak suretiyle davacıya iadesi gerektiği sonucuna varılmıştır. Belirtilen gerekçelerle davanın kabulüne karar verilmiştir.

Bölge İdare Mahkemesi kararının özeti: Bölge İdare Mahkemesince; istinaf başvurusuna konu Vergi Mahkemesi kararının usul ve hukuka uygun olduğu ve davalı tarafından ileri sürülen iddiaların söz konusu kararın kaldırılmasını sağlayacak nitelikte görülmediği belirtilerek 2577 sayılı İdari Yargılama Usulü Kanunu’nun 45. maddesinin 3. fıkrası uyarınca istinaf başvurusunun reddine karar verilmiştir

TEMYİZ EDENİN İDDİALARI : Davalı idare vekili tarafından yapılan işlemin hukuka uygun olduğu, aksi yönde verilen kararın bozulması gerektiği ileri sürülmektedir.

KARŞI TARAFIN SAVUNMASI : Cevap verilmemiştir.

TETKİK HÂKİMİ : …
DÜŞÜNCESİ : Temyiz isteminin reddi ile usul ve yasaya uygun olan Bölge İdare Mahkemesi kararının onanması gerektiği düşünülmektedir.

TÜRK MİLLETİ ADINA
Karar veren Danıştay Dördüncü Dairesince, Tetkik Hâkiminin açıklamaları dinlendikten ve dosyadaki belgeler incelendikten sonra gereği görüşüldü:

İNCELEME VE GEREKÇE :
Bölge idare mahkemelerinin nihai kararlarının temyizen bozulması, 2577 sayılı İdari Yargılama Usulü Kanunu’nun 49. maddesinde yer alan sebeplerden birinin varlığı hâlinde mümkündür.
Temyizen incelenen karar usul ve hukuka uygun olup, dilekçede ileri sürülen temyiz nedenleri kararın bozulmasını gerektirecek nitelikte görülmemiştir.

KARAR SONUCU :
Açıklanan nedenlerle;
1. Temyiz isteminin reddine,
2. Temyize konu … Bölge İdare Mahkemesi … Vergi Dava Dairesinin … tarih ve E:…, K:… sayılı kararının ONANMASINA,
3. Temyiz giderlerinin istemde bulunan üzerinde bırakılmasına,
4. 2577 sayılı İdari Yargılama Usulü Kanunu’nun 50. maddesi uyarınca, kararın taraflara tebliğini ve bir örneğinin de Vergi Dava Dairesine gönderilmesini teminen dosyanın Vergi Mahkemesine gönderilmesine, 16/02/2023 tarihinde oyçokluğuyla karar verildi.

(X) KARŞI OY :
Davacının mülkiyetinde Kocaeli İli, Gebze İlçesi, … Mahallesi, … parselde yer alan tarla vasfındaki taşınmazın, … Otoyolu Projesi kapsamında Bakanlar Kurulu’nun … tarih ve … sayılı kararı ile acele kamulaştırmasına karar verildiği, bu karar doğrultusunda Karayolları Genel Müdürlüğü tarafından … Asliye Hukuk Mahkemesi’nin … esaslı dosyasında kamulaştırma (bedel tespit ve tescili) davası açıldığı, anılan Mahkemece … tarih …. kararıyla taşınmazın 2942 sayılı Kamulaştırma Kanunu’nun 27.maddesi gereğince acele el koyulmasına, kamulaştırma bedelinin 882.143,36-TL olarak tespitine, bu tutarın … Vakıflar Bankası Şubesinde açılan hesaba depo edildiğinin anlaşıldığından bankaya yatırılan bedelin tüm getirileri ile birlikte ….’a bilirkişi heyet raporunda belirlenen bedel nispetinde ödenmesine kesin olarak karar verildiği, ardından tespit edilen kamulaştırma bedeli üzerinden hesaplanan değer artış kazancının 2017 yılı gelir vergisi beyannamesinde ihtirazi kayıtla beyan edildiği, idarece ihtirazi kayıt dikkate alınmayarak elde edilen kazancın değer artış kazancı olduğundan bahisle dava konusu tahakkuk işlemi yapılması üzerine bakılan davanın açıldığı anlaşılmaktadır.
193 sayılı Gelir Vergisi Kanunun 1. maddesinde; gerçek kişinin gelirlerinin gelir vergisine tabi olduğu, gelirin bir gerçek kişinin bir takvim yılı içinde elde ettiği kazanç ve iratların safi tutarı olduğu, 2. maddesinde ise diğer kazanç ve iratların da gelire giren kazanç ve iratlardan olduğu hükmüne yer verilmiştir.
Yine aynı Kanun’un mükerrer 80. maddesinde, diğer kazanç ve iratlardan değer artışı kazançlarının hangi işlemlerden doğduğu açıklandıktan sonra 6. bentte; iktisap şekli ne olursa olsun (ivazsız iktisap edilenlere hariç) 70. maddesinin birinci fıkrasında (1), (2),( 4), ve (7) numaralı bentlerinde yazılı mal ve hakların iktisap tarihinden başlayarak beş yıl içinde elden çıkarılmasından doğan kazançlar değer artışı kazancı olarak vergiye tabi gelire dahil edilmiştir. Buna göre, gayrimenkuller üzerindeki mülkiyet hakkının devredilmesinden doğan kazancın (belli şart ve süreler için devri halinde) değer artışı kazancı olduğunda tereddüt bulunmamaktadır.
Dolayısıyla, gayrimenkullerin elden çıkarılmasından sağlanan kazançların değer artışı kazancı sayılabilmesi için bir bedel karşılığında edinilmiş olması, edinme tarihinden itibaren beş yıl içinde elden çıkarılması ve gayrimenkulün kişisel servete dahil olması gerekmektedir.
Dosyanın incelenmesinden yargısal süreç devam ettiği ve satış işlemi gerçekleşmediği için taşınmazın mülkiyeti halen davacıda olduğundan ortada henüz kesinleşmiş bir kazanç olmadığı gibi değer artış kazancı için gereken edim tarihi de bilinmediğinden yalnızca elde edilen bedel üzerinden yapılan tahakkukta hukuka uyarlık bulunmadığından, anılan gerekçe ile Mahkeme Kararının onanması gerektiği görüşüyle Dairemiz kararına gerekçe yönünden katılmıyorum.