Danıştay 10. Daire Başkanlığı 2022/544 E. , 2022/6443 K.
T.C.
D A N I Ş T A Y
ONUNCU DAİRE
Esas No : 2022/544
Karar No : 2022/6443
TEMYİZ EDENLER (DAVACILAR) : 1- Kendi adlarına asaleten; …, … ve … ‘a velayeten … ve …
2- …
3- …
4- …
5- …
6- …
7- …
8- …
VEKİLLERİ : Av. …
TEMYİZ EDEN (DAVALI) : … Bakanlığı
VEKİLİ : …
İSTEMLERİN_KONUSU : … Bölge İdare Mahkemesi … İdari Dava Dairesinin … tarih ve E:…, K:… sayılı kararının, taraflarca aleyhlerine olan kısımlarının temyizen incelenerek bozulması istenilmektedir.
DAVANIN KONUSU : Şırnak ili, Cizre ilçesinde, 04/09/2015-12/09/2015 tarihleri arasında ilan edilen sokağa çıkma yasağının sürdüğü dönemde, 09/09/2015 tarihinde telefon etmek amacıyla gittiği komşusundan dönerken kim tarafından ateşlendiği belli olmayan kurşunun isabet etmesi sonucu yakınları …’ı kaybeden davacılar tarafından, olayda idarenin sorumluluğunun bulunduğundan bahisle uğranıldığı ileri sürülen zararlara karşılık; baba … için 5.000,00 TL (miktar artırımıyla birlikte 85.426,07 TL) maddi, 100.00,00 TL manevi; anne … için 5.000,00 TL maddi (miktar artırımıyla birlikte 101.137,62 TL), 100.000,00 TL manevi; diğer davacılar olan kardeşleri için ayrı ayrı 5.000,00 TL maddi, 40.000,00 TL manevi olmak üzere toplam 660.000,00 TL tazminatın yasal faiziyle birlikte ödenmesine karar verilmesi istenilmiştir.
YARGILAMA SÜRECİ :
İlk Derece Mahkemesi kararının özeti: … İdare Mahkemesinin … tarih ve E:…, K:… sayılı kararıyla, vefat olayında idarenin hizmet kusurunun veya kusursuz sorumluluğunun bulunmadığı, ancak sosyal risk ilkesi çerçevesinde sorumluluğunun olduğu, müteveffanın da %50 oranında müterafik kusuru bulunduğu gerekçesiyle davacılardan … (… ) adına vekaletname bulunmadığından bu davacı yönünden davanın açılmamış sayılmasına, davacı anne ve babanın maddi tazminat istemlerinin kısmen kabulü ile anne … için 50.568,81 TL, baba … için 42.713,04 TL maddi tazminatın 5.000,00’er TL’lik kısımlarının idareye başvuru tarihinden, kalan kısımlarının ise miktar artırım dilekçesinin davalı idareye tebliğ tarihinden itibaren işletilecek yasal faiziyle birlikte adı geçen davacılara ödenmesine, baba … ve anne .. ‘ın fazlaya ilişkin maddi tazminat istemleri ile diğer davacıların maddi tazminat istemlerinin reddine, davacıların manevi tazminat istemlerinin kısmen kabulü ile davacılardan baba … ve anne … için ayrı ayrı 30.000,00 TL ve … (… ) hariç diğer davacı kardeşlerin her biri için ayrı ayrı 10.000,00 TL olmak üzere toplam 150.000,00 TL manevi tazminatın idareye başvuru tarihinden itibaren işletilecek yasal faiziyle birlikte adı geçen davacılara ödenmesine, fazlaya ilişkin manevi tazminat istemlerinin reddine karar verilmiştir.
Bölge İdare Mahkemesi kararının özeti: … Bölge İdare Mahkemesi … İdari Dava Dairesince; dava konusu olayda idarenin hizmet kusurunun veya kusursuz sorumluluğunun bulunmadığı, uyuşmazlığın maddi tazminata ilişkin kısmının 5233 sayılı Kanun kapsamında, manevi tazminata ilişkin kısmının ise genel hükümler kapsamında değerlendirilerek çözümlenmesi gerektiği gerekçesiyle, İdare Mahkemesi kararının manevi tazminata ilişkin kısmına yönelik tarafların istinaf başvuruları ile davacı … (…)’a ilişkin davacıların istinaf başvusunun reddine, İdare Mahkemesi kararının maddi tazminata ilişkin kısmına yönelik istinaf istemlerinin kısmen kabulü, kısmen reddi ile kararın anılan kısmının kaldırılmasına, davacı baba … ve anne bbb’ın maddi tazminat istemlerinin kısmen kabulü ile 33.620,30 TL maddi tazminatın 10.000,00 TL’sinin idareye başvuru tarihinden, geriye kalan kısmının ise miktar artırım dilekçesinin davalı idareye tebliğ tarihinden itibaren işletilecek yasal faiziyle birlikte miras hisseleri oranında davacı anne ve babaya ödenmesine, davacı baba … ve anne … ‘ın fazlaya ilişkin maddi tazminat istemleri ile diğer davacıların maddi tazminat istemlerinin reddine karar verilmiştir.
TEMYİZ_EDENİN_İDDİALARI : Davacılar tarafından, sokağa çıkma yasağı ilan edilmesine dair işlemin hukuka aykırı olduğu, olayda idarenin hizmet kusurunun bulunduğu, uyuşmazlığın 5233 sayılı Kanun kapsamında değerlendirilmesinin hatalı olduğu, müteveffanın olayda kusurunun bulunmadığı, hükmedilen manevi tazminat tutarlarının yetersiz olduğu iddialarıyla kararın aleyhlerine olan kısımlarının bozulması gerektiği ileri sürülmektedir.
Davalı idare tarafından, hükmedilen manevi tazminat tutarlarının yüksek olduğu, manevi tazminata faiz işletilmesinin hatalı olduğu, harçtan muaf olduklarından idareleri aleyhine harca hükmedilemeyeceği iddialarıyla kararın aleyhlerine olan kısımlarının bozulması gerektiği ileri sürülmektedir.
TARAFLARIN_SAVUNMALARI : Taraflarca savunma verilmemiştir.
DANIŞTAY TETKİK HAKİMİ : …
DÜŞÜNCESİ : Bölge İdare Mahkemesi kararının manevi tazminata ilişkin kısmının müteveffanın müterafik kusuru dikkate alınmadan değerlendirme yapıldığı, maddi tazminata ilişkin kısmının ise; uyuşmazlığın sosyal risk ilkesi kapsamında genel hükümlere göre değerlendirilmesi gerekirken, 5233 sayılı Kanun kapsamında değerlendirme yapıldığı gerekçesiyle bozulması gerektiği düşünülmektedir.
TÜRK MİLLETİ ADINA
Karar veren Danıştay Onuncu Dairesince, Tetkik Hâkiminin açıklamaları dinlendikten ve dosyadaki belgeler incelendikten sonra, dosyanın tekemmül ettiği görüldüğünden davacıların yürütmenin durdurulması istemi hakkında ayrıca bir karar verilmeksizin gereği görüşüldü:
Temyize Konu Kararın, Davacı … (… ) ile Diğer Davacıların Maddi ve Manevi Tazminat İstemlerinin Esasına İlişkin Kısımlarının İncelenmesi:
Bölge idare mahkemelerinin nihai kararlarının temyizen bozulması, 2577 sayılı İdari Yargılama Usulü Kanunu’nun 49. maddesinde yer alan sebeplerden birinin varlığı hâlinde mümkündür.
Temyizen incelenen kararın; hükmedilen maddi ve manevi tazminat tutarlarına işletilecek yasal faizin başlangıç tarihine ilişkin kısmı dışındaki diğer kısımları usul ve hukuka uygun olup, dilekçelerde ileri sürülen temyiz nedenleri kararın bu kısımlarının bozulmasını gerektirecek nitelikte görülmemiştir.
Temyize Konu Kararın, Hükmedilen Tazminat Tutarlarına İşletilen Yasal Faizin Başlangıç Tarihi Yönünden İncelenmesi:
2577 sayılı İdari Yargılama Usulü Kanunu’nun 13. maddesinin, davacıların ön karar başvurusunda bulunduğu tarihte yürürlükte olan halinde, idari eylemlerden hakları ihlal edilmiş olanların dava açmadan önce, bu eylemleri yazılı bildirim üzerine veya başka suretle öğrendikleri tarihten itibaren bir yıl ve her halde eylem tarihinden itibaren beş yıl içinde idareye başvurarak haklarının yerine getirilmesini istemeleri gerektiği; bu isteklerinin kısmen veya tamamen reddi halinde, bu konudaki işlemin tebliğini izleyen günden itibaren veya istek hakkında altmış gün içinde cevap verilmediği takdirde bu sürenin bittiği tarihten itibaren dava süresi içinde dava açılabileceği kuralı yer almakta olup, anılan maddede, idari eylemler nedeniyle uğranılan zararın tazmini için idareye başvuruda bulunulmasının, dava ön şartı olarak öngörülmesi ve zararın idare tarafından en erken bu tarihte sulhen ödenebilecek olması nedeniyle yargı yerince hükmedilecek tazminat miktarına, miktar artırım dilekçesiyle artırılan kısım da dahil olmak üzere, ön karar için idareye yapılan başvuru tarihi, adli yargıda dava açılması halinde adli yargıda dava açıldığı tarih itibarıyla yasal faiz uygulanması; dava dilekçesinde yasal faiz talebinde bulunulmakla birlikte faizin başlangıç tarihine yönelik belirleme yapılmaması halinde ise davanın açıldığı tarih itibarıyla yasal faiz işletilmesi, Danıştay’ın yerleşik içtihatlarıyla kabul edilmiştir.
Öte yandan, 2577 sayılı İdari Yargılama Usulü Kanunu’nun “Temyiz incelemesi üzerine verilecek kararlar” başlıklı 49. maddesinin birinci fıkrasının (b) bendinde, temyiz incelemesi sonunda kararda yeniden yargılama yapılmasına ihtiyaç duyulmayan maddi hatalar ile düzeltilmesi mümkün eksiklik veya yanlışlıklar varsa Danıştay’ın kararı düzelterek onayacağı hükme bağlanmıştır.
Dosyanın incelenmesinden, davacılar tarafından, dava dilekçesinde, talep ettikleri maddi ve manevi tazminat tutarlarına -başlangıç tarihi belirtilmeksizin- yalnızca yasal faiz işletilmesi yönünde istemde bulunulduğu, Bölge İdare Mahkemesince; İdare Mahkemesi kararının, idareye başvuru tarihinden itibaren yasal faiz işletilmesine hükmedilen davacıların manevi tazminat istemlerinin kabulüne ilişkin kısmına yönelik tarafların istinaf başvurularının reddine, İdare Mahkemesi kararının maddi tazminata ilişkin kısmının kaldırılmasına, davacıların maddi tazminat istemlerinin kısmen kabulü ile 33.620,30 TL maddi tazminatın 10.000,00 TL’sinin idareye başvuru tarihinden, 23.620,30 TL’sinin ise miktar artırım dilekçesinin davalı idareye tebliğ tarihinden itibaren işletilecek yasal faiziyle birlikte davacı anne ve babaya miras hisseleri oranında ödenmesine karar verildiği görülmektedir.
Uyuşmazlıkta, davacılar tarafından dava dilekçesinde yalnızca yasal faiz isteminde bulunulduğu, ayrıca yasal faizin başlangıç tarihine ilişkin bir belirlemede bulunulmadığı görüldüğünden, genel hükümler kapsamında açılan bu davada, Mahkemece, miktar artırım dilekçesi ile artırılan tazminat tutarı da dahil olmak üzere, hükmedilen tüm tazminat tutarına, Danıştay’ın yerleşik içtihatları gereği davanın açıldığı tarihten itibaren yasal faiz işletilmesine karar verilmesi gerektiği açıktır.
Bu durumda, Bölge İdare Mahkemesi kararının hüküm fıkrasında yer alan; “Kararın manevi tazminat kısmına ilişkin tarafların istinaf taleplerinin reddine,” ibaresinin, “Kararın manevi tazminat istemlerinin esasına ilişkin kısımlarına yönelik tarafların istinaf taleplerinin reddine, İdare Mahkemesi kararının hüküm fıkrasında yer alan; “… toplam 150.000,00 TL utarında manevi tazminatın idareye başvuru tarihi olan 29/06/2016 tarihinden itibaren hesaplanacak yasal faiziyle birlikte davalı idarece … (…) dışında kalan davacılara ödenmesine, fazlaya ilişkin manevi tazminat istemlerinin reddine,” ibaresinin, “… toplam 150.000,00 TL tutarında manevi tazminatın davanın açıldığı tarih olan 24/10/2016 tarihinden itibaren hesaplanacak yasal faiziyle birlikte davalı idarece … (… ) dışında kalan davacılara ödenmesine, fazlaya ilişkin manevi tazminat istemlerinin reddine,” şeklinde düzeltilmesine,” şeklinde; “… faiz yönünden anne … ve Baba … yönünden hisselerine düşecek 5.000,00 TL lik kısma idareye başvuru tarihi olan 29/06/2016 tarihinden, geriye kalan kısma ise ıslah dilekçesinin davalı idareye tebliğ tarihi olan 05/09/2019 tarihinden itibaren işleyecek yasal faizi ile birlikte davalı idarelerden alınarak davacılardan anne … ve baba …’a ödenmesine, fazlaya ilişkin talepler ile diğer davacıların maddi tazminat taleplerinin reddine” ibaresinin, “… faiz yönünden anne … ve baba … için 33.620,30 TL maddi tazminatın miras hisselerine düşecek kısmının davanın açıldığı tarih olan 24/10/2016 tarihinden itibaren işleyecek yasal faizi ile birlikte davalı idarelerden alınarak davacılardan anne … ve baba …’a ödenmesine, fazlaya ilişkin talepler ile diğer davacıların maddi tazminat taleplerinin reddine” şeklinde düzeltilmesi gerekmektedir.
KARAR SONUCU :
Açıklanan nedenlerle;
1. Davacılar … ve … ‘ın temyiz istemlerinin miktar artırım dilekçesi ile artırılan maddi tazminat tutarına işletilecek yasal faizin başlangıç tarihine ilişkin kısım yönünden KABULÜNE, diğer kısımlar yönünden REDDİNE, diğer davacıların temyiz istemlerinin REDDİNE, davalı idarenin temyiz isteminin dava dilekçesinde talep edilen maddi tazminat tutarı ile hükmedilen manevi tazminat tutarlarına işletilen yasal faizin başlangıç tarihine ilişkin kısımlar yönünden KABULÜNE, diğer kısımlar yönünden REDDİNE,
2. … Bölge İdare Mahkemesi … İdari Dava Dairesinin … tarih ve E:…, K:… sayılı temyize konu kararının yukarıda belirtildiği şekilde DÜZELTİLEREK ONANMASINA,
3. Davacının adli yardım talebi kabul edildiğinden temyiz aşamasına ilişkin tahsil edilmeyen yargılama giderlerinin davacıdan tahsili için Mahkemece ilgili vergi dairesine müzekkere yazılmasına, temyiz aşamasında davalı idare tarafından yapılan yargılama giderlerinin davalı üzerinde bırakılmasına, artan posta ücretinin istem halinde iadesine,
4. 2577 sayılı İdari Yargılama Usulü Kanunu’nun 50. maddesi uyarınca, bu onama kararının taraflara tebliğini ve bir örneğinin de … Bölge İdare Mahkemesi … İdari Dava Dairesine gönderilmesini teminen dosyanın … İdare Mahkemesine gönderilmesine, 22/12/2022 tarihinde, oy birliğiyle kesin olarak karar verildi.