Danıştay Kararı 5. Daire 2022/10059 E. 2022/10575 K. 21.12.2022 T.

Danıştay 5. Daire Başkanlığı         2022/10059 E.  ,  2022/10575 K.

T.C.
D A N I Ş T A Y
BEŞİNCİ DAİRE
Esas No : 2022/10059
Karar No : 2022/10575

Temyiz İsteminde Bulunan (Davacı): …
Vekili : Av. …
Karşı Taraf (Davalı) : … Bakanlığı …
Vekili : …

İstemin Özeti : Davalı idare bünyesinde öğretmen olarak görev yapmakta iken, 672 sayılı Kanun Hükmünde Kararname eki listesinde ismine yer verilmek suretiyle kamu görevinden çıkarılan davacı tarafından, göreve iade talebiyle OHAL İşlemleri İnceleme Komisyonuna yaptığı başvurunun reddine ilişkin … tarih ve … sayılı işlemin iptaline karar verilmesi istemiyle açılan davanın reddi yolunda verilen … İdare Mahkemesinin … tarih ve E:…, K:… sayılı kararına karşı yapılan istinaf isteminin reddine ilişkin … Bölge İdare Mahkemesi … İdare Dava Dairesinin … tarih ve E:… , K:… sayılı kararının temyizen incelenerek bozulması istenilmektedir.
Temyiz İsteminde Bulunan Davacının İddialarının Özeti: OHAL sürecinde alınan tedbirlerin OHAL’in gerektirdiği ölçüde ve OHAL süresince sınırlı olacağı, OHAL sona erdiği için kamu görevinden çıkarılmasının anayasal dayanağı kalmadığı, OHAL KHK’larının Resmi Gazetede yayımlandıkları gün TBMM’nin onayına sunulması ve en geç 30 gün içerisinde görüşülüp karara bağlanmasının zorunlu olduğu, bu usule uyulmadığı için dava konusu işlemin dayanaksız kaldığı, dava konusu işlemin tesis edildiği tarihte hakkında verilmiş bir mahkumiyet hükmünün olmadığı, AİHM kararı uyarınca kamu görevinden çıkarma cezasının sonuçları itibariyle ceza hukuku anlamında bir ceza olduğu, bu nedenle yargı organı tarafından verilmesi gereken bir karar iken yürütme organı tarafından verilmesinin fonksiyon gaspını oluşturduğu, 2014 yılından sonra alınan tavsiye niteliğindeki MGK kararlarına uygun hareket etmediği için ceza hukuku anlamında bir cezaya maruz bırakıldığı, savunma hakkının kullandırılmadığı, bir çok temel hak ve özgürlüğe aykırı işlem tesis edildiği, önceleri cemaat olarak bilinen yapılanmanın, FETÖ/PDY terör örgütü olarak adlandırılmasının Yargıtay Ceza Genel Kurulunun 18/07/2017 tarih ve E:2016/162, K:2017/4786 sayılı kararıyla olduğu, bahsi geçen bu karardan önce yapılanmanın terör örgütü olduğuna dair kesinleşmiş bir yargı kararı bulunmadığı, delillerin bir an için yapılanmayla bağlantılı olduğunu gösterdiği kabul edilse dahi, cezai sorumluluk anlamında öngörülebilirliğin söz konusu olmadığı, terör suçlamasının 15/07/2016 tarihinden önceki eylemlerini kapsamaması gerektiği, Devlete karşı olan sadakat yükümlülüğünü ihlal etmediği, Bylock programının tespitinin tamamen hukuka aykırı yöntemlerle yapıldığı ve haberleşmenin gizliliğini ihlal ettiği yargılama giderlerinin karar kesinleştikten sonra tahsil edilmesi yönündeki kararın hüküm kısmının, adli yardımdan yararlanan kişiler açısından davanın kaybedilmesi halinde tüm masrafların ödenmesi tehditine neden olduğundan bu durumun mahkemeye başvuru açısından caydırıcı etkisi olduğu ve mahkemeye erişim hakkını kısıtlandığı, savunma, adil yargılanma, özel hayata ve aile hayatına saygı, mülkiyet, eğitim, mahkemeye erişim, şeref ve itibara saygı haklarının, suç ve cezaların şahsiliği, geçmişe yürümezliği, suçta ve cezada kanunilik, non in bis idem ilkelerinin, ifade, örgütlenme, barışçıl toplanma özgürlüklerinin, ayrımcılık yasağının, masumiyet karinesinin ihlal edildiği belirtilerek Bölge İdare Mahkemesi kararının bozulması gerektiği ileri sürülmektedir.

Davalı İdarenin Savunmasının Özeti: Savunma verilmemiştir.

Danıştay Tetkik Hakimi : …
Düşüncesi : Temyiz isteminin reddi ile usul ve yasaya uygun olan İdare Dava Dairesi kararının onanması gerektiği düşünülmektedir.

TÜRK MİLLETİ ADINA
Karar veren Danıştay Beşinci Dairesince, Tetkik Hâkiminin açıklamaları dinlendikten ve dosyadaki belgeler incelendikten sonra gereği görüşüldü:
Bölge idare mahkemesi idare dava daireleri tarafından verilen kararların temyiz yolu ile incelenerek bozulabilmeleri, 2577 sayılı İdari Yargılama Usulü Kanununun 49. maddesinde belirtilen nedenlerden birinin varlığı halinde mümkün olup, davacı tarafından ileri sürülen hususlar bunlardan hiçbirisine uymamaktadır.
Bununla birlikte, davacı hakkında yürütülen ceza yargılaması neticesinde verilen … Ağır Ceza Mahkemesinin … tarih ve E:…, K:… sayılı kararında yer alan; “…Soruşturma aşamasında Ankara Cumhuriyet Başsavcılığı’nca soruşturma evrakına eklenmiş olan belge içeriğine göre sanığın … nolu GSM hattı üzerinden … ve … IMEI nolu telefon cihazları ile 14/11/2014 tarihinden itibaren Bylock sistemini kullandığı tespit edilmiştir. Mahkememizdeki yargılama sırasında da Ankara Cumhuriyet Başsavcılığı Anayasal Düzene Karşı İşlenen Suçlar Soruşturma Bürosu ile yapılan yazışma sonucunda dosyamıza gönderilen Tespit ve Değerlendirme Tutanağına göre: Sanığın … nolu GSM hattı üzerinden Bylock sistemini kullandığı ve son online tarihi olarak 18/02/2016 tarihinin tespit edildiği, ID numarasının … , kullanıcı adının … , şifresinin … olduğu, adı ibaresinin … olduğu; sanığın adı ibaresinde yer alan … kelimesinin kullandığı kod adı ile uyuşma gösterdiği, ID Numaraları ve TC Kimlik Numaraları tespit edilmiş olan farklı kurum ve kuruluşlarda görev yapan başka şahıslarla irtibat halinde olup yine bu iletişim programı üzerinden birbirlerini ekleme işlemi gerçekleştirdikleri anlaşılmıştır. Emniyet Genel Müdürlüğü KOM Daire Başkanlığı tarafından düzenlenen 06/07/2017 tarihli üst yazıya ekli Bylock kullanım analizine göre; …’nin Bylock sistemi üzerinden hakkında FETÖ/PDY üyeliği yönünden işlem yapılan ve örgüt bağlamında adliye sorumlusu oldukları iddia edilen şahıslar …, …, …, … ve … ile yoğun şekilde irtibatlı olduğu …” şeklindeki tespitler bakılmakta olan dava dosyasında yer alan diğer tespitler ile birlikte değerlendirildiğinde, davacının FETÖ/PDY silahlı terör örgütü ile iltisak ve irtibatının bulunduğu sonucuna varılmıştır.
… Bölge İdare Mahkemesi … İdare Dava Dairesinin yukarıda belirtilen kararı ve dayandığı gerekçe hukuk ve usule uygun olup, bozulmasını gerektirecek bir sebep bulunmadığından, temyiz isteminin reddi ile anılan kararın yukarıda belirtilen gerekçenin eklenmesi suretiyle ONANMASINA, temyiz giderlerinin istemde bulunan üzerinde bırakılmasına, adli yardım talebinin daha önce kabul edilmiş olması nedeniyle temyiz aşamasında tahsil edilmeyen yargılama giderinin tahsili için müzekkere yazılmasına, 2577 sayılı İdari Yargılama Usulü Kanunu’nun 50. maddesi uyarınca, bu onama kararının taraflara tebliğini ve bir örneğinin de belirtilen İdare Dava Dairesine gönderilmesini teminen dosyanın kararı veren ilk derece Mahkemesine gönderilmesine, 21/12/2022 tarihinde oybirliğiyle kesin olarak karar verildi.