Danıştay Kararı 6. Daire 2022/5416 E. 2022/11100 K. 12.12.2022 T.

Danıştay 6. Daire Başkanlığı         2022/5416 E.  ,  2022/11100 K.
T.C.
D A N I Ş T A Y
ALTINCI DAİRE
Esas No : 2022/5416
Karar No : 2022/11100

DAVACI : … Belediye Başkanlığı
VEKİLİ : Av. …

DAVALILAR : 1- …-ANKARA
2- … Başkanlığı

DAVANIN ÖZETİ : İstanbul İli, Esenyurt İlçesi, … Mahallesi, … ada, …, … ve … parsel sayılı taşınmazlara ilişkin olarak Hazine ve Maliye Bakanlığı Özelleştirme İdaresi Başkanlığı tarafından hazırlanarak 02.12.2021 tarihli, 4884 sayılı Cumhurbaşkanlığı kararı ile onaylanan 1/100.000 ölçekli çevre düzeni planı değişikliği, 1/5000 ölçekli nazım ve 1/1000 ölçekli uygulama imar planı değişikliklerinin iptali istenilmektedir.

TÜRK MİLLETİ ADINA
Karar veren Danıştay Altıncı Dairesince, Tetkik Hakimi …’ın açıklamaları dinlendikten ve dosyadaki belgeler incelendikten sonra gereği görüşüldü:

İNCELEME VE GEREKÇE:

MADDİ OLAY:
İstanbul İli, Esenyurt İlçesi, … Mahallesi, … ada, …, … ve … parsel sayılı taşınmazlar İstanbul Büyükşehir Belediye Meclisinin … tarihli, … sayılı kararıyla onaylanan 1/5000 ölçekli Esenyurt Tem Kuzeyi Nazım İmar Planında kentsel hizmet alanı olarak belirlenmiştir.
Bu planın iptali istemiyle … ve … tarafından açılan davada, …İdare Mahkemesinin … tarihli, E:…, K:… sayılı kararıyla, dava konusu 1/5000 ölçekli nazım imar planından önce yürürlükte bulunan planın yoğunluk değerlerini arttırmasına karşılık nüfus artışını dengeleyecek yeni donatı alanlarının oluşturulmadığı gerekçeleriyle mahkeme kararları ile iptal edildiği ve bu imar planının da şehircilik ilkelerine, planlama esaslarına, imar mevzuatına uygunluğu ile dengeli donatı dağılımının sağlanması amacıyla ve önceki nazım imar planının bütününün iptaline yönelik mahkeme kararlarının gerekçeleri doğrultusunda hazırlandığı hususu dikkate alındığında; söz konusu planlama alanının neredeyse yarısının boş olmasına rağmen planda açık ve yeşil alanlar ile sosyal altyapı alanları standartlarının sağlanamadığı, bu itibarla dava konusu 1/5000 ölçekli Esenyurt Tem Kuzeyi Nazım İmar Planının şehircilik ilkelerine, planlama esaslarına ve mevzuata uygun olmadığı gerekçesiyle iptaline karar verilmiştir.
Bu karara karşı yapılan istinaf başvurusu üzerine, … Bölge İdare Mahkemesi … İdari Dava Dairesinin … tarih ve E:…, K:… sayılı kararında, aynı nazım imar planının iptali istemiyle TMMOB Şehir Plancıları Odası tarafından … İdare Mahkemesinin E:… esas sayılı dosyasında açılan davada mahallinde yaptırılan bilirkişi incelemesi üzerine dava dosyasına sunulan bilirkişi raporunda özetle; nazım imar planında mevcut durumdaki donatı alanlarının %14’lük bir oranda artırılmaya çalışıldığının tespit edildiği, önceki nazım imar planında yerleşim alanlarının tamamı için 600 ki/ha yoğunluğun tanımlandığı, dava konusu nazım imar planı ile 150 ki/ha, 300 ki/ha, 400 ki/ha, 500 ki/ha ve 600 ki/ha yoğunluk kademelenmesinin yapıldığı, böylelikle önceki imar planlarındaki yoğunluk değeri 80.000 kişi civarında iken yapılan nazım imar planı değişikliği ile yoğunluk değerinin 63.000 civarında bir nüfusa indirildiği tespitlerine yer verildiği, her ne kadar dava dosyasındaki mevcut bilirkişi raporunda dava konusu plan değişikliği ile açık ve yeşil alanlar ile sosyal altyapı alanlarının yönetmelikte belirlenen asgari standartları sağlamadığı tespitlerine yer verilmiş ise de, söz konusu alanın büyük bir kısmının yapılaşmış olması, ilk kez planlamaya konu edilmemesi ve dava konusu plan değişikliği ile önceki plan kararlarının aksine donatı alanlarında bir artışa ve yoğunluk kararlarında ise bir azalmaya gidildiğinin görülmesi karşısında, mahkeme kararına dayanak alınan bilirkişi raporunda yer verilen tespitlerin dava konusu plan değişikliğini kusurlandırmayacağı sonucuna varıldığından, dava konusu plan kararlarının şehircilik ilkeleri, planlama esasları ve kamu yararına aykırı olmadığı gerekçesiyle istinaf isteminin kabulüne, anılan İdare Mahkemesi kararının kaldırılmasına ve davanın reddine karar verilmiş ve bu karar temyiz edilmeksizin kesinleşmiştir.
Bu süreç sonrasında 22.10.2020 tarihli, 3120 sayılı Cumhurbaşkanlığı kararıyla mezkur taşınmazlar özelleştirme kapsam ve programına alınmış ve bu özelleştirme kararının iptali istemiyle idari yargı mercilerinde herhangi bir dava açılmamıştır.
Özelleştirme kapsam ve programına alınan taşınmazların fonksiyonu Özelleştirme İdaresi Başkanlığınca hazırlanan ve 28.06.2021 tarihli, 4186 sayılı Cumhurbaşkanlığı kararıyla onaylanan 1/100.000 ölçekli çevre düzeni planında meskun alandan lojistik bölgeye dönüştürülmüştür. Alandaki 1/5000 ölçekli nazım imar planının yukarıda yer verilen İdare Mahkemesi kararı üzerine ilk aşamada iptaline karar verildiğinden Bölge İdare Mahkemesi kararına kadar plansız durumda bulunan taşınmazlara aynı Cumhurbaşkanlığı kararıyla kısmen lojistik tesis alanı, kısmen teknik altyapı alanı, kısmen park alanı ve kısmen yol kullanım kararı getirilmiştir. Yine aynı Cumhurbaşkanlığı kararı ile onaylanan 1/1000 ölçekli uygulama imar planı değişikliği ile Esenyurt Belediye Meclisinin … tarihli, …sayılı kararıyla kabul edilen ve İstanbul Büyükşehir Belediye Meclisinin 14.05.2015 tarihli, 822 sayılı kararıyla onaylanan 1/1000 ölçekli Esenyurt İlçesi Tem Kuzeyi 1. Etap Uygulama İmar Planında kısmen termik santral alanı, kısmen park alanında kalan ve üzerinden enerji nakil hattı geçen taşınmazlar, kısmen lojistik tesis alanı (%73,28), kısmen teknik altyapı alanı (%25,67), kısmen park alanı (%0,65) ve kısmen yol alanı (%0,40) kullanımına dönüştürülmüştür.
Bu plan değişikliklerinin askıya çıkarılması üzerine davacı idarenin de aralarında bulunduğu idareler ve özel şahıslarca yapılan itirazlar sonucunda söz konusu plan değişiklikleri ile getirilen lojistik tesis alanı kararının bölgeye yoğun bir ulaşım yükü getireceği anlaşıldığından dava konusu 02.12.2021 tarihli, 4884 sayılı Cumhurbaşkanlığı kararıyla itirazların kısmen kabulüne karar verilmiştir. Bu karar ile mezkur taşınmazlar 1/100.000 ölçekli çevre düzeni planında lojistik bölge alanından kentsel meskun alana dönüştürülmüş, 1/5000 ölçekli nazım imar planında kısmen ticaret+konut alanı, kısmen enerji depolama alanı, kısmen park alanı fonksiyonu getirilmiş, 1/1000 ölçekli uygulama imar planında ise kısmen ticaret+konut alanı (%44,33), kısmen teknik altyapı alanı (%25,67), kısmen park alanı (%29,55), kısmen yol alanı (%0,45) kullanım kararı öngörülmüştür.
Anılan plan değişikliklerinin 20.12.2021 – 18.01.2022 tarihleri arasında davacı idarece askıya çıkarılması üzerine askı süresi içerisinde İstanbul Büyükşehir Belediye Başkanlığı ve özel şahıslarca davaya konu planlara itiraz edilmiş ise de davacı idarece itirazda bulunulmamıştır. Söz konusu itirazların 06.04.2022 tarihli, 31801 sayılı Resmi Gazete’de yayımlanan 05.04.2022 tarihli, 5379 sayılı Cumhurbaşkanlığı kararıyla reddine karar verilmiştir. Bu kararın Özelleştirme İdaresi Başkanlığının … tarihli, … sayılı yazısıyla davacı idareye 15.06.2022 tarihinde tebliği üzerine davacı idare tarafından, davaya konu plan değişikliklerinin nüfus ve trafik yoğunluğunu arttıracağı, nüfus artışı ile beraber sosyal donatı ihtiyacı oluşacağı mevcutta alandaki sosyal donatı alanlarının zaten yetersiz olduğu, uyuşmazlık konusu plan değişiklikleri ile donatı alanlarının daha da azalacağı, İstanbul Büyükşehir Belediye Başkanlığınca 21.07.2014 tarihinde onaylanan 1/5000 ölçekli nazım imar planında olduğu gibi anılan taşınmazlara kentsel hizmet alanı fonksiyonu verilmesi gerektiği belirtilerek 02.12.2021 tarihli, 4884 sayılı Cumhurbaşkanlığı Kararıyla onaylanan 1/100.000 ölçekli çevre düzeni planı değişikliği ile 1/5000 ölçekli nazım imar planı değişikliğinin ve 1/1000 ölçekli uygulama imar planı değişikliğinin iptali istemiyle 30.06.2022 tarihinde bakılan dava açılmıştır.

İLGİLİ MEVZUAT:
Anayasanın 40. maddesinin ikinci fıkrasında; Devletin, işlemlerinde, ilgili kişilerin hangi kanun yolları ve mercilere başvuracağını ve sürelerini belirtmek zorunda olduğu hükme bağlanmış, 125. maddesinin üçüncü fıkrasında da; 40. maddedeki düzenlemenin devamı niteliğinde, “İdari işlemlere karşı açılacak davalarda süre, yazılı bildirim tarihinden başlar.” hükmüne yer verilmiştir.
2577 sayılı İdari Yargılama Usulü Kanununun “Dava açma süresi” başlıklı 7. maddesinin 1. fıkrasında, “Dava açma süresinin, özel kanunlarında ayrı süre gösterilmeyen hallerde Danıştay’da ve idare mahkemelerinde altmış ve vergi mahkemelerinde otuz gündür.” hükmüne, 2. fıkrasında, “Bu süreler, idari uyuşmazlıklarda yazılı bildirimin yapıldığı tarihi izleyen günden itibaren başlar.” hükmüne, 4. fıkrasında ise, “İlanı gereken düzenleyici işlemlerde dava süresi, ilan tarihini izleyen günden itibaren başlar.” hükmüne yer verilmiştir.
Aynı Kanunun, “Üst Makamlara Başvurma” başlıklı 11. maddesinde ise, “İlgililer tarafından idari dava açılmadan önce, idari işlemin kaldırılması, geri alınması, değiştirilmesi veya yeni bir işlem yapılması üst makamdan, üst makam yoksa işlemi yapmış olan makamdan, idari dava açma süresi içinde istenebilir. Bu başvurma, işlemeye başlamış olan idari dava açma süresini durdurur.” hükmü yer almaktadır.
Yine, Kanunun “İvedi yargılama usulü” başlıklı 20/A maddesinin 1.fıkrasında, “İvedi yargılama usulü aşağıda sayılan işlemlerden doğan uyuşmazlıklar hakkında uygulanır:
(…)
c) Özelleştirme Yüksek Kurulu kararları.(…)” hükmüne, 2.fıkrasında, “İvedi yargılama usulünde:
a) Dava açma süresi otuz gündür.
b) Bu Kanunun 11 inci maddesi hükümleri uygulanmaz. (…)” hükmüne yer verilmiştir.
09.07.2018 tarih ve 30473 sayılı Resmi Gazetede yayınlanarak yürürlüğe giren 703 sayılı Kanun Hükmünde Kararnamenin 85. maddesinin birinci fıkrasının (e) bendi ile 4046 sayılı Özelleştirme Uygulamaları Hakkında Kanununun 3. maddesinin birinci fıkrası yürürlükten kaldırılarak Özelleştirme Yüksek Kurulunun hukuki varlığına son verilmişse de, aynı Kanun Hükmünde Kararnamenin 85. maddesinin birinci fıkrasının (f) bendi ile aynı Kanuna eklenen Geçici 29. madde ile bu Kanun Hükmünde Kararnamenin yürürlüğe girdiği tarihten itibaren Özelleştirme Yüksek Kurulunca görülmekte olan işlerin Cumhurbaşkanı veya yetkilendireceği makam tarafından sonuçlandırılacağı öngörülmüştür.

HUKUKİ DEĞERLENDİRME:
Anayasanın temel hak ve hürriyetlerin korunması başlıklı 40. maddesinin ikinci fıkrasında yer alan hüküm ile bireylerin yargı ya da idari makamlar önünde sonuna kadar haklarını arayabilmelerine kolaylık ve imkan sağlanmasının amaçlandığı, son derece dağınık mevzuat karşısında kanun yolu, mercii ve sürelerin belirtilmesinin hak arama, hak ve hürriyetlerin korunması açısından zorunluluk haline geldiği maddenin gerekçesinde belirtilmiştir.
İdari işlemden hak ve menfaati etkilenen kişilere, bu işleme karşı başvurulabilecek tüm idari ve yargısal yolların ve merciilerin gösterilmesi mahkemeye erişim hakkının etkin kullanımı dolayısıyla hak arama hürriyetinin sağlanması bakımından önem arz etmektedir.
Bilindiği üzere, 2577 sayılı İdari Yargılama Usulü Kanunun 7. maddesinde genel dava açma süresi düzenlenmiş, 11. maddesinde ise dava açmadan önce idari işlemin kaldırılması, geri alınması, değiştirilmesi veya yeni bir işlem tesis edilmesinin üst makamdan üst makam yoksa işlemi tesis eden makamdan istenilmesine izin veren idari başvuru yolu öngörülmüş, söz konusu idari başvurunun ise dava açma süresini durduracağı ve kalan sürede dava açabileceği belirtilmiştir.
Ancak nitelikleri gereği bazı idari işlemlere karşı yasalarla özel dava açma süreleri getirilmiş ve söz konusu 11. madde kapsamında yapılacak başvurunun dava açma süresini etkilemeyeceği düzenlenmiştir.
2577 sayılı Kanunun 20/A maddesinde öngörülen ivedi yargılama usulü de bu kapsamda yer almaktadır. Anılan maddede ivedi yargılama usulüne tabi işlemlere karşı dava açma süresinin genel dava açma süresinden farklı olarak 30 (otuz) gün olduğu ve Kanun’un 11. maddesinin uygulanmayacağı hüküm altına alınmıştır.
Ancak bu hususların davacıların, kendilerine bir bildirim yapılmadığı sürece, özel dava açma süresi ve koşullarının var olduğu ivedi yargılama usulüne tâbi olan bir işlemi öğrendiklerinde, kaç gün içinde dava açılacağını, anılan Kanun’un 11. maddesi uyarınca idari merciye başvurulup başvurulamayacağını, başvuruya verilen cevap ya da zımni ret işlemi üzerine kalan sürede dava açıp açılamayacağını bilmeleri gerektiği beklenemez.
Bu itibarla, ivedi yargılama usulüne tabi işlemlerin ilgililere bildirilmesi sırasında, anılan işlemlere karşı 30 gün içinde dava açılması gerektiğinin ve dava açmadan önce 11. madde kapsamında yapılacak başvurunun işlemeye başlayan dava açma süresini etkilemeyeceğinin işlemde açıkça belirtilmesi yukarıda aktarıldığı üzere anayasal bir zorunluluktur. İdari işlemde açıklanması durumunda ise, idari işlemin tebliğ tarihinden itibaren, anılan özel dava açma süresi içerisinde dava açılması gerektiği kabul edilmelidir.
Nitekim Danıştay İçtihatları Birleştirme Kurulunun 15.03.2022 tarih ve E:2021/2, K:2022/1 sayılı kararında; “özel dava açma süresine tâbi bir idarî işlemde, dava açma süresinin gösterilmemiş olması durumunda, vergi mahkemelerinde 30, Danıştay ve idare mahkemelerinde 60 günlük genel dava açma süresinin uygulanması gerektiği; aynı şekilde genel dava açma süresine tâbi bir idarî işlemde dava açma süresi gösterilmemiş olsa da, 30 ve 60 günlük genel dava açma süresinin uygulanması gerektiği” hükme bağlanmıştır.
Uyuşmazlık bu çerçevede ele alındığında, Hazine ve Maliye Bakanlığı Özelleştirme İdaresi Başkanlığı tarafından hazırlanan ve 02.12.2021 tarih ve 4884 sayılı Cumhurbaşkanlığı kararı ile onaylanan 1/100.000 ölçekli çevre düzeni planı değişikliği, 1/5000 ölçekli nazım ve 1/1000 ölçekli uygulama imar planı değişiklikleri 2577 sayılı Kanunun 20/A maddesi uyarınca ivedi yargılama usulüne tabi olduğundan bu işlemlere karşı 30 gün içerisinde dava açılabileceğinin ve 2577 sayılı Kanunun 11. maddesinin uygulanmayacağının düzenleyici işlem niteliğinde bulunan imar planlarının ilan-askı tutanağında ve her türlü ilan araçlarında Anayasanın 40. maddesi gereğince ilgililere açıkça bildirilmesi gerekmektedir.
Dava dosyasında bulunan, davalı Hazine ve Maliye Bakanlığı Özelleştirme İdaresi Başkanlığı tarafından davacı idareye gönderilen 07.12.2021 tarihli ve … sayılı yazıda, dava konusu 1/100.000 ölçekli çevre düzeni planı değişikliği ile 1/5000 ölçekli nazım ve 1/1000 ölçekli uygulama imar planı değişikliklerinin 3194 sayılı İmar Kanununun 8.maddesi gereğince tespit edilen ilan yerlerinde ilan edilmesi, ilan süresi içinde yapılan itirazların ilan tutanağı ile birlikte taraflarına iletilmesi, ayrıca ilan tutanağı içerisinde söz konusu imar planlarına yönelik açılabilecek davaların 2577 sayılı İdari Yargılama Usulü Kanununun 20/A maddesinde yer alan “İvedi yargılama usulünde dava açma süresi otuz gündür.” hükmüne tabi olduğunun belirtilmesi istenilmiştir. Bu doğrultuda anılan yazı ile davacı idarenin dava konusu planların özel dava açma süresine tabi olduğu yönünde bilgi sahibi olduğu anlaşılmaktadır.
Bu durumda, dava konusu 1/100.000 ölçekli çevre düzeni planı değişikliği ile 1/5000 ölçekli nazım ve 1/1000 ölçekli uygulama imar planı değişikliklerinin 20.12.2021 – 18.01.2022 tarihleri arasında davacı idarece askıya çıkarıldığı, davacı tarafından askı süreleri içerisinde söz konusu planlara itiraz edilmediği görüldüğünden, askı süresinin son günü olan 18.01.2022 tarihini izleyen 30 günlük süre içerisinde en son 17.02.2022 tarihinde davanın açılması gerekirken, 30.06.2022 tarihinde açılan davanın süre aşımı nedeniyle incelenme olanağı bulunmamaktadır.
Öte yandan, davacı dışındaki kamu idareleri ve özel şahıslarca askı süresi içinde planlara yapılan itiraz, 06.04.2022 tarih ve 31801 sayılı Resmi Gazete’de yayımlanan 05.04.2022 tarih ve 5379 sayılı Cumhurbaşkanlığı kararı ile reddine karar verilmiş ve bu karar Özelleştirme İdaresi Başkanlığının 06.06.2022 tarihli, 32096 sayılı yazısıyla davacı idareye 15.06.2022 tarihinde tebliğ edilmiş ise de itirazda bulunmayan davacı bakımından davalı idare tarafından verilen cevabın dava açma süresini yeniden canlandırmayacağı açıktır.

KARAR SONUCU:
Açıklanan nedenlerle;
1. Davanın SÜRE AŞIMI NEDENİYLE REDDİNE,
2. Ayrıntısı aşağıda gösterilen toplam …-TL yargılama giderinin davacı üzerinde bırakılmasına,
3.Kullanılmayan …-TL yürütmenin durdurulması harcının istemi halinde hemen, posta gideri avansından artan tutarın ise kararın kesinleşmesinden sonra davacıya iadesine,
4. 2577 sayılı Yasanın 20/A maddesi kapsamında kalan davada, bu kararın tebliğ tarihini izleyen (15 gün) içerisinde Danıştay Dava Daireleri Kuruluna temyiz yolu açık olmak üzere, 12/12/2022 tarihinde oybirliğiyle karar verildi.