Danıştay Kararı İdari Dava Daireleri Kurulu 2022/270 E. 2022/3572 K. 12.12.2022 T.

DANIŞTAY İDARİ DAVA DAİRELERİ KURULU         2022/270 E.  ,  2022/3572 K.
T.C.
D A N I Ş T A Y
İDARİ DAVA DAİRELERİ KURULU
Esas No : 2022/270
Karar No : 2022/3572

TEMYİZ EDEN (DAVACI) : … Odaları Birliği
VEKİLİ : Av. …

KARŞI TARAF (DAVALILAR) : 1- …
VEKİLLERİ : Av…, Av. …
2- … Bakanlığı
VEKİLİ : Hukuk Müşaviri …

İSTEMİN KONUSU :Danıştay Onuncu ve Altıncı Dairesi Müşterek Kurulunun 28/09/2021 tarih ve E:2016/883, K:2021/4319 sayılı kararının temyizen incelenerek bozulması istenilmektedir.

YARGILAMA SÜRECİ :
Dava konusu istem: 19/02/2016 tarih ve 29629 sayılı Resmi Gazete’de yayımlanan, Sakarya ili, Karasu ilçesinde bulunan ve ekli haritada sınırları gösterilen alanın … Sanayi ve Ticaret A.Ş.’ye münferit yatırım yeri olarak tahsis edilmesine ilişkin 08/02/2016 tarih ve 2016/8513 sayılı Bakanlar Kurulu Kararının iptali istenilmiştir.
Daire kararının özeti: Danıştay Onuncu ve Altıncı Dairesi Müşterek Kurulunun 28/09/2021 tarih ve E:2016/883, K:2021/4319 sayılı kararıyla;
Münferit yatırım yeri olarak tahsis edilen uyuşmazlık konusu proje alanına ilişkin olarak ÇED Olumlu kararı ile alana yönelik 1/25.000 ve 1/100.000 ölçekli çevre düzeni plan değişikliklerine karşı açılan davaların reddedilip kanun yolu aşamalarından da geçmek suretiyle kesinleşmiş olmaları; davalı idareler tarafından yapılan tespitler, üniversiteler tarafından düzenlenen bilimsel raporlar ile bölgeye ilişkin düzenlenen bilirkişi raporlarındaki tespitlerin birbirini tamamlayan bir bütün oluşturması; dava konusu alanın ekolojisi, kumul alanları ve kumlu toprak yapısı, alanın kıyıya yakınlığı, Acarlar Longoz Gölü’ne olan mesafe ile alanın koruma amaçlı yönetim planı ve tampon bölge ilişkileri ile üst ölçekli planlama kararları gibi nedenlerle olası çevresel etkilerinin kontrol edilmesi yönünden alanda ÇED çalışmasının yapılmış olması, ÇED kararının yargısal denetiminin yapılarak uygun bulunması; münferit yatırım yeri olarak tahsis edilen alanın, alternatif alan araştırması sonucunda, 1/25.000 Ölçekli Çevre Düzeni Planında da görüleceği üzere, Karasu İlçesi sınırları içerisinde üç farklı kısımda belirlenen toplam 830 hektarlık Bölgesel Çalışma Alanı içinden 222 hektarlık kısmının seçilerek belirlenmiş olması, Endüstri Bölgeleri Yönetmeliği’nin 8. maddesi uyarınca alternatif alanların değerlendirilmesi amacıyla anılan maddede belirtilen özelliklerin de dikkate alındığı uygun ölçekte haritaların hazırlanarak Endüstri Bölgeleri Koordinasyon Kuruluna önerilebilecek özellikteki en uygun alanı ve yerleşim birimini tanıtıcı “özet değerlendirme raporu”nun Endüstri Bölgeleri Koordinasyon Kuruluna sunulmuş olması; işlemin Endüstri Bölgeleri mevzuatı, Çevre ve İmar Kanunu ile ilgili yönetmelik hükümleri birlikte dikkate alınarak tesis edilmiş olması karşısında, münferit yatırım yeri olarak tahsis edilen dava konusu alanda savunma, otomotiv ve yan sanayilerine yönelik imalat sanayi dallarının ağırlıklı olarak faaliyette bulunmalarında, bilimsel esaslar ve mevzuatın amir hükümleri yönünden sakınca görülmediği, bu nedenle, ekonomik, sosyal ve mekansal zorunluluklardan kaynaklanan ve 4737 sayılı Kanun’un 1. maddesinde belirtilen amaçları gerçekleştirecek nitelikte bulunan dava konusu Bakanlar Kurulu Kararında, anılan kamu hizmetinin gereklerine, kamu yararına ve hukuka aykırılık bulunmadığı gerekçesiyle, davanın reddine karar verilmiştir.

TEMYİZ EDENİN İDDİALARI : Davacı tarafından, temyize konu Daire kararında, dava konusu alanın korunması gerekli özellikleri ortaya konularak başka bir alanın belirlenmesi gerektiği yolundaki bilirkişi raporunda yer alan tespitlerin dikkate alınmadığı, tesisin Karasu’da yapılmasını zorunlu kılan bir durum bulunmadığı, projenin bu alanda yapılacak olmasının bu alanda yapılmasının zorunlu olduğunu göstermediği, yatırım yeri olarak tahsis edilen alanda yapılacak yatırımlar ile yürütülecek faaliyetlerin niteliği ve kapsamı dikkate alındığında alanın orman sınırı, kıyı kenar çizgisi, dolgu planları, mücavir alan, çevre düzeni planı ve imar planı ile yapılaşma yasağı getirilen alanlar, su baskını, heyelan ve kaya düşmesi gibi afet risk ve tehlikesine maruz alanlar yönüyle ve bulunduğu deprem kuşağı açısından uygun olmadığı, alanın su ürünleri, üreme ve istihsal sahaları ile yatırıma tahsis edilen alan ve çevresinde bulunan su kaynaklarına olumsuz etki edeceği, alanın, mevcut doğal sit alanları yönünden yatırıma engel olduğu, yine alanın, jeolojik yapı, diğer benzersiz jeolojik ve jeomorfolojik oluşumların bulunduğu alanlar bakımından uygun olmadığı, bu durumda söz konusu alanda yatırım yapılmasının, çevre, hayvan ve insan sağlığına olası etkilerinin ulusal mevzuat ve tarafı olduğumuz uluslararası antlaşmalara uygun olmadığı, aynı alana ilişkin daha önce de bazı işlemler tesis edildiği ve bunların dava konusu edildiği, açılan davalarda yargı merciilerince işlemlerin iptaline karar verildiği, yine anılan yerin 1/25.000 ölçekli planda bölgesel çalışma alanı olarak belirlenmesine ilişkin işleme karşı dava açıldığı, dava konusu edilen işlemin 4737 sayılı Kanun’da öngörülen amaca, konuyla ilgili tüm yasal düzenlemelere ve kamu yararına aykırı olarak tesis edildiği, ileri sürülmektedir.

KARŞI TARAFIN SAVUNMASI : Davalı … Bakanlığı tarafından, Danıştay Onuncu ve Altıncı Daireleri Müşterek Kurulunca verilen kararın usul ve hukuka uygun bulunduğu ve temyiz dilekçesinde öne sürülen nedenlerin, kararın bozulmasını gerektirecek nitelikte olmadığı belirtilerek temyiz isteminin reddi gerektiği savunulmuş, davalı Cumhurbaşkanlığı tarafından savunma verilmemiştir.

DANIŞTAY TETKİK HAKİMİ …’NUN DÜŞÜNCESİ: Dava konusu işlemin tesis edildiği tarihte yürürlükte bulunan hâliyle Endüstri Bölgeleri Yönetmeliği’nin 4. maddesinde münferit yatırım yeri, yerli ve/veya yabancı yatırımcılar tarafından talep edilmesi durumunda, kalkınma planlarında belirtilen ileri teknoloji sektörlerinden birini kullanan ve belli kriterleri karşılayan yatırımlar için tahsis edilebilecek alan olarak tanımlanmış; Yönetmeliğin 50. maddesinde, başvurusu Bakanlıkça uygun bulunan yatırımlar için, 6., 7., 8. ve 9. maddelerde açıklandığı şekilde yer seçimi etüdü ve değerlendirme raporu hazırlanacağı ve Kurula sunulacağı hükme bağlanmış, “Alternatif alanların değerlendirilmesi” başlıklı 8. maddesinde ise genişleme alanı ve sağlık koruma bandı alanı dahil olmak üzere ihtiyacı karşılayabilecek büyüklükte alternatif alanlar tespit edilip maddede gösterilen başlıklar halinde özelliklerinin belirtileceği ifade edilmiştir. Dosyada yer alan bilirkişi raporu ile idarece yaptırılan bilimsel incelemede ifadesini bulan en az 10 km çap dikkate alınarak, Acarlar Longozu tampon bölgesi ile endüstri bölgesi kuruluş yeri ve etki alanına ilişkin alternatif alanların belirlenmesinin -hem Endüstri Bölgeleri Yönetmeliği’nin 50. maddesinin göndermede bulunduğu aynı Yönetmeliğin 6. ve 8. maddeleri uyarınca, hem de 1971 yılında yapılan basit bir dere ıslahının bile Acarlar Longozunun %40’ının yok olmasına sebep olduğu dikkate alındığında, böylesine nadide bir coğrafi oluşumun ortaya çıkardığı ekosistemin korunması açısından- bir zorunluluk olduğu sonucuna varılmıştır. Bu nedenle, alternatif alanlar yönünden bir değerlendirme yapılmaksızın tesis edilen dava konusu işlemde hukuka uyarlık bulunmadığından, davanın reddi yolundaki kararın bozulması gerektiği düşülmektedir.

TÜRK MİLLETİ ADINA
Karar veren Danıştay İdari Dava Daireleri Kurulunca, Tetkik Hâkiminin açıklamaları dinlendikten ve dosyadaki belgeler incelendikten sonra, dosya tekemmül ettiğinden yürütmenin durdurulması istemi hakkında ayrıca bir karar verilmeksizin gereği görüşüldü:

İNCELEME VE GEREKÇE:

MADDİ OLAY :
08/04/2015 tarih ve 29323 sayılı Resmi Gazete’de Sakarya ili, Karasu ilçesinde bulunan ve ekli haritada sınırları gösterilen 222 hektar alan Karasu Otomotiv İhtisas Endüstri Bölgesi olarak ilan edilmiştir. … Sanayi ve Ticaret A.Ş. tarafından, anılan alanın planladıkları yatırımlara elverişli olduğundan bahisle, taraflarına tahsis edilmesi talebi ile davalı Sanayi ve Teknoloji Bakanlığına başvuruda bulunulmuştur. Bunun üzerine Bakanlıkça, 1. derece doğal sit alanı olan Acarlar Gölü Longoz Ormanı Sulak Alanı tampon bölgesinde organize sanayi bölgesi, endüstri bölgesi ve serbest bölge kurulamayacağı, ancak mevzuatta, tampon bölge dışında kalan faaliyetler için herhangi bir sınırlama yer almadığı hususlarını içeren özet değerlendirme raporu Endüstri Bölgeleri Koordinasyon Kuruluna sunulmuş ve Kurulca, anılan bölgenin yatırıma uygun bulunması üzerine, Bakanlar Kurulu kararı ile Sakarya ili, Karasu ilçesinde bulunan ve ekli haritada sınırları gösterilen 222 hektar alan … Sanayi ve Ticaret A.Ş.’ye münferit yatırım yeri olarak tahsis edilmiştir. Anılan karar ile bazı alanların Karasu Otomotiv İhtisas Endüstri Bölgesi olarak ilan edilmesine ilişkin 08/04/2015 tarih ve 2015/7527 sayılı Bakanlar Kurulu kararı yürürlükten kaldırılmıştır.
Bunun üzerine temyizen incelenen dava açılmıştır.

İLGİLİ MEVZUAT :
19/01/2002 tarih ve 24645 sayılı Resmi Gazete’de yayımlanarak yürürlüğe giren 4737 sayılı Endüstri Bölgeleri Kanunu’nun işlem tarihinde yürürlükte olan şekliyle 1/A. maddesinin (d) bendinde, “Kurul” ibaresinin, Endüstri Bölgeleri Koordinasyon Kurulunu ifade ettiği; 2. maddesinde, “Endüstri bölgeleri kurulacak alanları belirlemek ve bu Kanunla verilen diğer görevleri yerine getirmek üzere Bakanlık Müsteşarının başkanlığında; Maliye, Bayındırlık ve İskan, Tarım ve Köyişleri, Çevre ve Orman Bakanlıkları, Hazine ve Devlet Planlama Teşkilatı müsteşarlıklarından en az genel müdür seviyesinde birer temsilci ile Türkiye Odalar ve Borsalar Birliği temsilcisinden oluşan Endüstri Bölgeleri Koordinasyon Kurulunun” kurulduğu, 4/C maddesinde, “Münferit bir sanayi yatırımı gerçekleştirmek amacıyla, yatırımı gerçekleştirecek yerli ve/veya yabancı gerçek ya da tüzel kişilerin başvurusu üzerine Bakanlığın uygun gördüğü alanların, Kurulun değerlendirmesinin ardından Bakanlar Kurulunca bu Kanun kapsamında münferit yatırım yeri olarak tahsis edilmesine karar verilebilir.
Birinci fıkra uyarınca tahsis edilebilecek yerlerde, en az yetmişbeştrilyon Türk Lirası yatırım yapılacak olması, söz konusu faaliyet için ileri teknoloji kullanılması, kurulacağı alanın en az yüzellibin metre kare büyüklüğünde olması koşulları aranır. Yatırım tutarı her yıl, 213 sayılı Vergi Usul Kanunu uyarınca Maliye Bakanlığınca belirlenecek yeniden değerleme oranında artırılır.
Yerli ya da yabancı gerçek ya da tüzel kişilerin Bakanlığa başvurusunun ardından, Bakanlık yer incelemesi yapar ve incelenen alana ilişkin değerlendirme raporunu Kurula sunar. Sunulan değerlendirme raporu üzerine söz konusu alanın Kurul tarafından yatırıma uygun bulunması durumunda, ÇED mevzuatı uyarınca ÇED olumlu kararı veya ÇED gerekli değildir kararının alınmasının ardından alanın, Bakanlar Kurulu kararı ile 2942 sayılı Kamulaştırma Kanununun 27 nci maddesi uyarınca acele kamulaştırma yapılabileceği kaydıyla yatırım yeri olarak tahsis edilmesine karar verilir. Ayrıca, Bakanlıkça da uygun görülmesi halinde, münferit yatırım yeri olarak ilan edilen arazi, bedeli ilgili yatırımcı tarafından karşılanmak suretiyle de kamulaştırılabilir. Bu şekilde yapılan kamulaştırmalarda 4 üncü maddenin ikinci fıkrasına göre işlem yapılır.
Belirlenen alanın kamulaştırılmasının ardından alan, Hazine adına tescil edilir ve sabit yatırım tutarının binde beşini geçmemek üzere Bakanlar Kurulunca belirlenecek tutarın, Bakanlık Merkez Saymanlık Müdürlüğü hesabına yatırılmasını takiben yatırımcı lehine, 3 üncü ve 4 üncü madde hükümleri de dikkate alınarak bedelli veya bedelsiz olarak Maliye Bakanlığınca irtifak hakkı tesis edilir. Bakanlık Merkez Saymanlığınca tahsil edilen bu tutarlar bütçeye gelir kaydedilir.” hükümlerine yer verilmiştir.
Bu Kanuna dayanılarak, 16/12/2004 tarih ve 25672 sayılı Resmi Gazete’de yayımlanarak yürürlüğe konulan ve işlem tarihinde yürürlükte olan Endüstri Bölgeleri Yönetmeliği’nin 4. maddesinde; “Endüstri bölgesi (Bölge): Yatırımları teşvik etmek, yurt dışında çalışan Türk işçilerinin tasarruflarını Türkiye’de yatırıma yönlendirmek ve yabancı sermaye girişinin artırılmasını sağlamak üzere 4737 sayılı Kanun uyarınca kurulacak üretim bölgelerini, “Münferit yatırım yeri: Yerli ve/veya yabancı yatırımcılar tarafından talep edilmesi durumunda, kalkınma planlarında belirtilen ileri teknoloji sektörlerinden birini kullanan ve belli kriterleri karşılayan yatırımlar için tahsis edilebilecek alanı,” “Yer seçimi etüd raporu: Endüstri bölgesi kurulabilecek nitelikleri taşıyan alanların tespiti için mahallinde yapılan inceleme sonucu hazırlanan raporu,” “Özet değerlendirme raporu: Endüstri bölgesi kurulması talebinde bulunan kurum ve kuruluşların hazırlayacağı bilgi formu ve fizibilite raporu ile Bakanlıkça hazırlanan yer seçimi raporu bilgilerinin özetlendiği, Kurula önerilebilecek özellikteki en uygun alanı ve yerleşim birimini tanıtıcı bilgileri içeren ve Bakanlıkça Kurula sunulan raporu,” “Çevresel etki değerlendirmesi (ÇED) raporu: 9/8/1983 tarihli ve 2872 sayılı Çevre Kanunu uyarınca hazırlanması gereken raporu,”;
48. maddesinde, “Münferit bir sanayi yatırımı gerçekleştirmek amacıyla, yatırımı gerçekleştirecek yerli ve/veya yabancı gerçek ya da tüzel kişilerin başvurusu üzerine Bakanlığın uygun gördüğü alanların, Kurulun değerlendirmesinin ardından Bakanlar Kurulunca münferit yatırım yeri olarak tahsis edilmesine karar verilebilir.
Münferit yatırım yeri talebinde bulunan yatırımcı, Bakanlık tarafından formatı belirlenen detaylı bilgi formunu ve fizibilite raporunu, Bakanlığa sunar. Münferit yatırım yeri başvurularında istenen fizibilite raporunda; kurulacak tesisin üretim konusu, yatırım tutarı, iç ve dış sermaye yapısı, yatırım tutarı finansman durumu, sağlayacakları istihdam ve katma değer, geliştirilecek/transfer edilecek teknolojinin niteliği, ihracatta döviz kazancı, ithalatı ikame suretiyle sağlanacak döviz tasarrufu, yatırımın karlılık ve geri dönüş süresi, yatırımın o yörede gerçekleştirilmek istenmesinin gerekçeleri ve yatırımı gerçekleştirme süresi ile ilgili bilgilerin de bulunması gerekmektedir.
Sunulan başvuru formunun ve fizibilite raporunun Bakanlıkça incelenmesinin ardından uygun görülmesi durumunda, yer seçimi etüdü yapılır. Söz konusu bilgi formu ve fizibilite raporunun uygun bulunmaması halinde, başvurunun uygun bulunmadığı, başvuru sahibine yazılı olarak bildirilir.”;
49. maddesinde, “Münferit yatırım yeri tahsis talebiyle Bakanlığa başvuracak olan yerli ve/veya yabancı gerçek ya da tüzel kişilerin gerçekleştirecekleri yatırımlarda, en az yetmiş beş trilyon Türk Lirası tutarında sabit yatırım yapılacak olması, kalkınma planlarında belirtilen ileri teknoloji yatırımlarından birinin yapılması, kurulacağı alanın en az yüz elli bin metre kare büyüklüğünde olması koşulları aranır. Sabit yatırım tutarı her yıl bir önceki yıla ilişkin olarak 4/1/1961 tarihli ve 213 sayılı Vergi Usul Kanunu uyarınca belirlenen yeniden değerleme oranında artırılmak suretiyle uygulanır.”;
50. maddesinde, “Bakanlıkça uygun bulunan yatırımlar için, 6 ncı, 7 nci, 8 inci ve 9 uncu maddelerde açıklandığı şekilde yer seçimi etüdü ve değerlendirme raporu hazırlanır ve Kurul’a sunulur. Münferit yatırım yerinin belirlenmesi amacıyla toplanacak Kurulda, Enerji ve Tabii Kaynaklar, Kültür ve Turizm, Sağlık, Çalışma ve Sosyal Güvenlik bakanlıkları ile Dış Ticaret müsteşarlığının görüşünün alınması zorunludur.
Sunulan değerlendirme raporu üzerine söz konusu alanın Kurul tarafından yatırıma uygun bulunması durumunda, ÇED mevzuatı uyarınca ÇED olumlu kararı veya ÇED gerekli değildir kararının alınmasının ardından alanın, Bakanlar Kurulu kararı ile 24/4/2001 tarihli ve 4650 sayılı Kanunla değişik 4/11/1983 tarihli ve 2942 sayılı Kamulaştırma Kanununun 27 nci maddesi uyarınca acele kamulaştırma yapılabileceği kaydıyla münferit yatırım yeri olarak tahsis edilmesine karar verilir.
Ayrıca Bakanlıkça da uygun görülmesi halinde, münferit yatırım yeri olarak ilan edilen arazi, bedeli ilgili yatırımcı tarafından karşılanmak suretiyle de kamulaştırılabilir. Bu şekilde yapılan kamulaştırmalarda Kanunun 4 üncü maddesinin ikinci fıkrasına göre işlem yapılır.”;
51. maddesinde, “Belirlenen alanın kamulaştırılmasının ardından alan, Hazine adına tescil edilir ve sabit yatırım tutarının binde beşini geçmemek üzere Bakanlar Kurulunca belirlenecek tutarın, Bakanlık Merkez Saymanlık Müdürlüğü hesabına yatırılmasını takiben yatırımcı lehine, Kanunun 3 üncü ve 4 üncü madde hükümleri de dikkate alınarak bedelli veya bedelsiz olarak Maliye Bakanlığınca irtifak hakkı tesis edilir. Bakanlık Merkez Saymanlık Müdürlüğünce tahsil edilen bu tutarlar bütçeye gelir kaydedilir.” düzenlemeleri yer almaktadır.

HUKUKİ DEĞERLENDİRME:
Münferit yatırım yeri tahsis kararının dayanağı plan ve ÇED olumlu kararları incelendiğinde;
Dava konusu Bakanlar Kurulu kararı ile münferit yatırım yeri olarak tahsis edilen alanın, endüstri bölgesi sınırları içinde yer aldığı, 1/100.000 ölçekli Çevre Düzeni Planı’nın … numaralı paftasında “Bölgesel Çalışma Alanı” ikonunun bulunduğu kısımda kaldığı; endüstri bölgesi olarak ilan edilen alanın, Sakarya ili 1/100.000 ölçekli Çevre Düzeni Planının öngörüleri ve kararları gözetilerek tespit edildiği ve bölge alanının Çevre ve Şehircilik Bakanlığının … tarih ve … sayılı Olur’u ile onaylanan Sakarya ili Kuzey ve Doğu Planlama Alt Bölgeleri 1/25.000 ölçekli Çevre Düzeni Planında “Bölgesel Çalışma Alanı” olarak lekelenen kısım içinde kaldığı görülmektedir.
Uyuşmazlığa konu münferit yatırım yeri olarak belirlenen alanda sanayi tesisleri kurulmasında -Çevre Kanunu’na uyulması kaydıyla- sakınca bulunmadığı, anılan yere ilişkin Çevresel Etki Değerlendirme (ÇED) Olumlu Kararının bulunduğu ve anılan ÇED Olumlu Kararı ile alana ilişkin 1/25.000 ve 1/100.000 ölçekli çevre düzeni plan değişikliklerine karşı açılan davaların reddine ilişkin kararların, kanun yolu aşamalarından geçmek suretiyle kesinleştikleri anlaşılmaktadır.
Alternatif alan değerlendirmesi yapılması gerekip gerekmediği yönünden uyuşmazlık incelendiğinde;
Yukarıda yer verilen mevzuatın değerlendirilmesinden, yerli ya da yabancı gerçek ya da tüzel kişilerce, belli bir alana yönelik olarak münferit yatırım yeri tahsis talebinde bulunulması durumu ile yer gösterilmeksizin talepte bulunulması durumunun birbirinden farklı değerlendirilmesi gerektiği; buna göre, belli bir alana yönelik olarak başvuruda bulunulması durumunda, Bakanlık tarafından sadece söz konusu alanın yatırıma uygun olup olmadığı ile sınırlı bir inceleme yapılmasının yeterli olduğu ve münferit yatırıma yönelik herhangi bir alternatif alan araştırmasına gerek bulunmadığı sonucuna varılmıştır.
Uyuşmazlıkta da, münferit yatırımı gerçekleştirecek şirket tarafından, dava konusu alana yönelik fizibilite raporu hazırlanarak, Sakarya ili, Karasu ilçesinde bulunan 222 hektar büyüklüğündeki alanın münferit yatırım yeri olarak tahsis edilmesi için Bilim Sanayi ve Teknoloji Bakanlığına başvuru yapılmış, söz konusu alana yönelik Bakanlıkça hazırlanan yer seçimi etüdü raporu değerlendirilerek, Endüstri Bölgeleri Koordinasyon Kurulu tarafından alanın yatırıma uygun olduğuna karar verilmiştir.
Bu durumda, dava konusu alanın ekolojisi, kumul alanları ve kumlu toprak yapısı, alanın kıyıya yakınlığı, Acarlar Longoz Gölü’ne olan mesafe ile alanın koruma amaçlı yönetim planı ve tampon bölge ilişkileri ile üst ölçekli planlama kararları gibi nedenlerle olası çevresel etkilerinin kontrol edilmesi yönünden alanda ÇED çalışmasının yapılmış olması, ÇED olumlu kararı ile alana ilişkin 1/25.000 ve 1/100.000 ölçekli çevre düzeni plan değişikliklerine karşı açılan davaların reddedilip kanun yolu aşamalarından da geçmek suretiyle kesinleşmiş olmaları; davalı idareler tarafından yapılan tespitler, konuya ilişkin bilimsel raporlar ile bilirkişi raporlarındaki tespitlerin birbirini tamamlayan bir bütün oluşturması; münferit yatırıma yönelik herhangi bir alternatif alan araştırmasına gerek bulunmaması karşısında, dava konusu Bakanlar Kurulu kararında hukuka aykırılık görülmemiştir.
Bu durumda, davanın reddi yolundaki Daire kararında sonucu itibarıyla hukuki isabetsizlik bulunmadığı sonucuna varılmuştır.

KARAR SONUCU:
Açıklanan nedenlerle;
1. Davacının temyiz isteminin reddine,
2.Davanın reddine ilişkin Danıştay Onuncu ve Altıncı Dairesi Müşterek Kurulunun temyize konu 28/09/2021 tarih ve E:2016/883, K:2021/4319 sayılı kararının, yukarıda belirtilen gerekçeyle ONANMASINA,
3. … TL yürütmeyi durdurma harcının istemi hâlinde davacıya iadesine,
4. Kesin olarak, 12/12/2022 tarihinde oyçokluğu ile karar verildi.

KARŞI OY
X- Dava; 19/02/2016 tarih ve 29629 sayılı Resmi Gazete’de yayımlanan Sakarya ili, Karasu ilçesinde bulunan ve ekli haritada sınırları gösterilen alanın … Sanayi ve Ticaret A.Ş.’ne münferit yatırım yeri olarak tahsis edilmesine ilişkin 08/02/2016 tarih ve 2016/8513 sayılı Bakanlar Kurulu Kararının iptali istemiyle açılmıştır.
19/01/2002 tarih ve 24645 sayılı Resmi Gazete’de yayımlanarak yürürlüğe giren 4737 sayılı Endüstri Bölgeleri Kanunu’nun işlem tarihinde yürürlükte olan şekliyle, “Münferit yatırımlar” başlıklı 4/C maddesinde, “Münferit bir sanayi yatırımı gerçekleştirmek amacıyla, yatırımı gerçekleştirecek yerli ve/veya yabancı gerçek ya da tüzel kişilerin başvurusu üzerine Bakanlığın uygun gördüğü alanların, Kurulun değerlendirmesinin ardından Bakanlar Kurulunca bu Kanun kapsamında münferit yatırım yeri olarak tahsis edilmesine karar verilebilir.” kuralına, bu Kanuna dayanılarak, 16/12/2004 tarih ve 25672 sayılı Resmi Gazete’de yayımlanarak yürürlüğe konulan ve işlem tarihinde yürürlükte olan Endüstri Bölgeleri Yönetmeliği’nin “Yer Seçimi ve Kamulaştırma” başlıklı 50. maddesinde, “Bakanlıkça uygun bulunan yatırımlar için, 6 ncı, 7 nci, 8 inci ve 9 uncu maddelerde açıklandığı şekilde yer seçimi etüdü ve değerlendirme raporu hazırlanır ve Kurul’a sunulur. Münferit yatırım yerinin belirlenmesi amacıyla toplanacak Kurulda, Enerji ve Tabii Kaynaklar, Kültür ve Turizm, Sağlık, Çalışma ve Sosyal Güvenlik bakanlıkları ile Dış Ticaret müsteşarlığının görüşünün alınması zorunludur.” kuralına yer verilmiştir.
Endüstri Bölgeleri Yönetmeliği’nin 50. maddesinin göndermede bulunduğu, aynı Yönetmeliğin “Yer Seçimi ve Safhaları” başlıklı 6. maddesinin birinci fıkrasının (b) bendinde, “alternatif alanların değerlendirilmesi” yer seçimi safhaları arasında sayılmış, “Alternatif Alanların Değerlendirilmesi” başlıklı 8. maddesinde ise alternatif alanların tespit edileceği ve alternatif alanların özelliklerine göre bir değerlendirme yapılarak Kurula önerilebilecek özellikteki en uygun alanı ve yerleşim birimini tanıtıcı özet değerlendirme raporu hazırlanacağı hükme bağlanmıştır.
Yukarıda yer verilen mevzuattan, münferit yatırım yeri tahsis kararı verilmeden önce alternatif alan değerlendirmesi yapılmasının bir zorunluluk olduğu anlaşılmaktadır.
Bu nedenle, dava konusu Bakanlar Kurulu kararında sınırları gösterilen alanın ekolojisi, kumlu toprak yapısı, 1.derece doğal sit alanı olan Acarlar Gölü ve Longoz Ormanına yakınlığı nedeniyle doğuracağı çevresel etkiler araştırılıp, alternatif bir alan bulunup bulunmadığı hususu yetkili kurullarda incelenip değerlendirilmeksizin kurulan dava konusu işlemde mevzuata uyarlık görülmediğinden, davanın reddi yolundaki Danıştay Onuncu ve Altıncı Dairesi Müşterek Kurulu kararının bozulması gerektiği oyuyla, karara katılmıyorum.

KARŞI OY
XX- Dava; 19/02/2016 tarih ve 29629 sayılı Resmi Gazete’de yayımlanan Sakarya ili, Karasu ilçesinde bulunan ve ekli haritada sınırları gösterilen alanın … Sanayi ve Ticaret A.Ş.’ne münferit yatırım yeri olarak tahsis edilmesine ilişkin 08/02/2016 tarih ve 2016/8513 sayılı Bakanlar Kurulu Kararının iptali istemiyle açılmıştır.
Temyizen incelenen dosya kapsamında yerinde yaptırılan keşif ve bilirkişi incelemesi neticesinde düzenlenen bilirkişi raporunda;
“Proje ile ilgili olarak ÇED sürecinde hazırlanmış ve “olumlu” kararı verilmiş ÇED Raporunda biyolojik varlıklar, habitatlar ve özellikle de Fauna ile ilgili kısımda bazı eksikler, soru işaretleri ve çelişkiler olduğu görülmektedir.
ÇED Raporu ile Acarlar Longozu Yönetim Planı (hazırlayan firmalar arasında sıkı organik bağlar vardır) karşılaştırıldığında, Yönetim Planı’nın 36. 37. 39. ve 52. sayfalarında; Ayrıca Bakanlık tarafından hazırlanan fizibilite raporunun 47. sayfasında ve Ankara Üniversitesi Taşınmaz Geliştirme Anabilim Dalı (A.Ü.T.G.A.D) tarafından hazırlanan raporun 50 ve 57. sayfalarında alanın büyük kuş göç yolu üzerinde yer aldığı ifade edilmesine karşılık ÇED Raporunun 106.ve 112. sayfalarında proje alanının ana veya tali kuş göç yolu üzerinde olmadığı ifade edilmektedir.
Kuş göç yoluyla ilgili bu önemli çelişki kuş türü sayılarında da devam etmektedir. A.Ü.T.G.A.D Raporunun 46.63 ve 68. sayfalarında alan ve bölge için verilen kuş türü sayısı 140’tır. Buna karşılık ÇED Raporunda (Sayfa 100 ve Tablo II.5.8) ve Yönetim Planında 169 kuş türü verilmiştir. Acarlar Longozu için hazırlanmış liste Proje Sahası için de kullanılmıştır. Her iki tür sayısı arasında 29 kuş türü gibi önemli bir fark bulunmaktadır.
Alanın kuşlar açısından “önemli” olarak nitelenebilecek bir alan olduğuna dair bir ifade bulunmamasına karşılık raporda proje sahası için verilmiş olan 169 kuş türü, Türkiye açısından oldukça büyük bir rakamdır. Bu kadar tür Türkiye’de bugüne kadar kayıt altına alınmış olan kuş türlerinin 1/3’inden daha fazlasının sınırlı büyüklükteki bu bölgede, 2 günlük bir saha çalışması sonrasında bulunduğunun ifade edilmesi raporun bu kısmının konuya hakim olmayan kişiler tarafından hazırlanmış olabileceğini ya da habitat farklılıkları ve kuş ekolojisinden kaynaklanabilecek farklılıklar göz önünde bulundurulmadan diğer listenin buraya alınmış olduğunu düşündürmektedir. (s.21)
Normal koşullarda, farklı bir lokalitede bu tip bir projenin söz konusu olması ve zemini iyileştirmeye yönelik çabaların hayata geçirilmesi durumunda önemli riskler beklenmeyebilirdi. Yine burada, proje sahasına çok uzak olmayan bir kesimde, deniz kıyısına yaklaşık olarak 1,5 km mesafede, Türkiye’de nadir olan birkaç subasar ormanlardan birisi olan ve büyüklük açısından ikinci sırada yer alan Acarlar Longozu gibi bir sulak alan ekosistemi yer almasaydı, proje sahasının da yer aldığı kesimlerin bu sulak alan ekosistemi ile en azından yeraltı suları aracılığıyla bağlantı içerisinde bulunmasaydı planlanan faaliyetin hayata geçirilmesi sürecinde çok yönlü ve canlı bileşenler ve habitatlar açısından önemli risklerin şekillenmesi beklenmeyebilirdi. Fakat hâlihazırdaki durumda, proje sahasında, geniş sayılabilecek bir alanda yeraltı su sistemine yapılan müdahaleler; bunun yanında sürecin devamında da aynı kaygılar nedeniyle drenaj yapısının kalıcı hale gelmesinin bölgenin sulak alan yapısına zarar verebileceği endişesini de beraberinde getirmektedir. Bilindiği gibi Acarlar Gölü’nün derinliği normalde 5-6 m civarında iken doğal ritimde, suyun azaldığı dönemde bu yükseklik 1 m’ye kadar inmektedir. Proje sahasındaki drenaj süreçlerinin özellikle yaz döneminde gölde su kalmamasına neden olabileceği, bunun da lokal canlı yaşamı ve bağlantılı habitatlar açısından önemli riskleri beraberinde getirme olasılığı da gözden uzak tutulmamalıdır (s.24).
Bölgede halihazırda en nazik konu yeraltı suyu ile ilgili süreçlerdir. Çünkü habitatların bu haliyle devamlılığı ve bağlantılı olarak canlı bileşenlerin bu kesimdeki mevcudiyeti doğrudan lokal su sisteminin mevcudiyeti ve doğal ritimleriyle doğrudan ilişkilidir. Bölgedeki bütünün önemli bir parçası olan Acarlar Longozu ile ilgili olarak hazırlanmış, 2016-2020 arasında geçerli olacak Sulak Alan Yönetim Planı’na göre “bu bölgede yeraltı suyu kullanılamaz” ifadesi yer almaktadır. Proje alanında yeraltı suyuna yönelik olarak gerçekleştirilen müdahaleler yeraltı suyu kullanımı tanımına girmeyebilir fakat yeraltı suyuna yönelik drenaj sürecinin doğrudan yeraltı suyuna yönelik bir müdahale olduğu da aşikardır. Yönetim Planında yine Acarlar Gölü etrafında yer alan kanalların Acarlar Gölü’nün su seviyesini düşürdüğü ifade edilirken endüstri bölgesinde, alan çevresinde ve alan içerisinde açılan kanallar ve pompaj sürecinin bölgedeki su rejimine önemli etkilerinin olmayacağını ifade etmem pek mümkün görünmemektedir (s.25).
Yönetim Planında “Endüstri Bölgesi İçerisinde Sanayiye Yönelik Depolama Yapılamaz” ifadesi de yer almaktadır. Bu tip büyük ölçekli ve ağır sayılabilecek sanayi üretimlerinin de söz konusu olacağı, kompleks bir sanayi tesisiyle ilgili olarak depolama süreçlerinin söz konusu olmayacağı da pek inanılır bulunmamaktadır. Bu ifadenin doğruluğu durumunda ise sahaya doğru ve sahadan dışarıya doğru sürekli taşıma süreçleri gündemde olacaktır. Bu durumda hem maliyetlerin, hem de taşıma sürecinde yararlanılacak araçlarda bu konuda üzerinde durulması gereken nokta proje sahasında hangi maddelerin nasıl ve hangi sürelerle depolanacağının ortaya konması, bağlantılı olarak da risk potansiyellerinin değerlendirilerek sürece yönelik etki azaltıcı ve koruma tabanlı önlemlerin ortaya konulması olduğu düşünülmektedir.
Sonuç olarak, biyolojik açıdan “önemli” olarak nitelenebilecek bir bölgede, hayata geçirilmesi planlanan faaliyet sebebiyle inşaat aşaması öncesi, inşaat aşaması ve işletme sürecinde, özellikle de lokal yeraltı suyu rejimine yönelik müdahaleler, yakın çevredeki korunan alan ve doğrudan ya da dolaylı olarak desteklediği canlı bileşenler ve habitatlar açısından önemli risklere neden olabileceğinden sürecin yeniden gözden geçirilmesi, bölgede Acarlar Longozu’na çok yakın olmayan, başta Longozun su sistemine, halihazırdaki habitat tiplerine ve çeşitli şekillerde desteklediği canlı bileşenlere etkilerin söz konusu olmayacağı bir sahanın bu amaçla belirlenmesinin daha uygun olacağı düşünülmektedir. (s.26)”
görüş ve tespitlerine yer verilmiştir.
Bu itibarla, dava dosyasının ve mahallinde yaptırılan keşif ve bilirkişi incelemesi neticesinde düzenlenen raporun birlikte değerlendirilmesinden, Türkiye’de nadir olan birkaç subasar ormanından biri olan ve büyüklük açısından ikinci sırada yer alan Acarlar Longozu gibi biyolojik açıdan “önemli” olarak nitelenebilecek bir bölgede, hayata geçirilmesi planlanan faaliyet sebebiyle inşaat aşaması öncesi, inşaat aşaması ve işletme sürecinde, özellikle de lokal yeraltı suyu rejimine yönelik müdahalelerin, yakın çevredeki korunan alan ve doğrudan ya da dolaylı olarak desteklediği canlı bileşenler ve habitatlar açısından önemli risklere neden olabileceği sonucuna varılmış olup, dava konusu işlemde hukuka uyarlık bulunmadığı, bu nedenle davanın reddi yolundaki Danıştay Onuncu ve Altıncı Dairesi Müşterek Kurulu kararının bozulması gerektiği oyuyla karara katılmıyorum.

KARŞI OY
XXX- Temyiz edilen kararla ilgili dosyanın incelenmesinden; Danıştay Onuncu ve Altıncı Dairesi Müşterek Kurulunca verilen kararın usul ve hukuka uygun olduğu, dilekçede ileri sürülen temyiz nedenlerinin kararın bozulmasını gerektirecek nitelikte olmadığı anlaşıldığından, temyiz isteminin reddi ile temyize konu kararının aynen onanması gerektiği oyuyla, karara gerekçe yönünden katılmıyorum.