Danıştay 8. Daire Başkanlığı 2022/6729 E. , 2022/7492 K.
T.C.
D A N I Ş T A Y
SEKİZİNCİ DAİRE
Esas No : 2022/6729
Karar No : 2022/7492
DAVACI : … Lojistik Uluslararası Taşımacılık Depolama Dağıtım ve Ticaret Anonim Şirketi
VEKİLİ : Av. …
DAVALILAR : 1- … Bakanlığı
2- … Büyükşehir Belediye Başkanlığı
DAVANIN ÖZETİ : Davacı şirketin ticari yük taşımacılığında kullandığı … ve … plakalı araçlarının güzergah kullanım izin belgesi olmadan taşımacılık yaptıklarından bahisle ayrı ayrı 581,00 TL idari para cezası ile cezalandırılmasına ilişkin … tarih ve … sayılı; …tarih ve …-…sayılı İstanbul Büyükşehir Belediyesi Encümen kararlarının; bu işlemin dayanağı olduğu belirtilen İstanbul Büyükşehir Belediyesi Karayolu Yük Taşımacılığı Yönergesinin 1. maddesinin, 5. maddesinin birinci fıkrasının (h) bendinin ve 6. maddesinin birinci fıkrasının; İstanbul Büyükşehir Belediyesi Belediye Kuralları Yönetmeliği’nin 8. maddesinin 1. fıkrasının (l) bendinin; İstanbul Büyükşehir Belediyesi Lojistik Yönetimi ve Terminaller Müdürlüğü Görev ve Çalışma Yönetmeliği’nin 5. maddesinin 20. bendinin, Büyükşehir Belediyeleri Koordinasyon Merkezleri Yönetmeliği’nin 18. maddesinin 1. fıkrasının (d) bendinin iptali ve yürütmesinin durdurulması istenilmektedir.
DANIŞTAY TETKİK HAKİMİ : …
DÜŞÜNCESİ : 2577 sayılı Kanunun 3. ve 5. maddelerine uygun bulunmayan dava dilekçesinin reddi gerektiği düşünülmektedir.
TÜRK MİLLETİ ADINA
Hüküm veren Danıştay Sekizinci Dairesince, 2577 sayılı İdari Yargılama Usulü Kanununun 14. maddesi uyarınca dava dosyası incelenerek işin gereği görüşüldü.
İNCELEME VE GEREKÇE:
USUL YÖNÜNDEN:
2577 sayılı İdari Yargılama Usulü Kanununun “İdari Davaların Açılması” başlığını taşıyan 3. maddesinde; davanın konusu ve sebepleri ile dayandığı delillerin, davaya konu olan idari işlemin yazılı bildirim tarihinin belirtileceği; dava konusu kararın ve belgelerin asılları veya örneklerinin dava dilekçesine ekleneceği; dilekçeler ile bunlara ekli evrakın örneklerinin karşı taraf sayısından bir fazla olacağı; “Aynı dilekçe ile dava açılabilecek haller” başlığını taşıyan 5. maddesinin 1. fıkrasında; her idari işlem aleyhine ayrı ayrı dava açılacağı ancak aralarında maddi veya hukuki yönden bağlılık ya da sebep-sonuç ilişkisi bulunan birden fazla işleme karşı da bir dilekçe ile dava açılabileceği belirtilmiştir.
2577 sayılı Kanunun “Dilekçeler üzerine ilk inceleme” başlıklı 14. maddesinin üçüncü fıkrasının (g) bendinde ise, dilekçelerin bu Kanun’un 3. ve 5. maddelerine uygun olup olmadığı yönünden inceleme yapılacağı; “İlk inceleme üzerine verilecek karar” başlıklı 15. maddesinin birinci fıkrasının (d) bendinde, bu yönlerden Kanuna aykırılık görülür ise otuz gün içinde 3. ve 5. maddelere uygun şekilde yeniden düzenlenmek veya noksanları tamamlanmak üzere dilekçelerin reddine karar verileceği; 15. maddesinin beşinci fıkrasında ise, bu yönlerden dilekçenin reddedilmesi üzerine yeniden verilen dilekçelerde aynı yanlışlıklar yapıldığı takdirde davanın reddedileceği hükümlerine yer verilmiştir.
Dava dilekçesinin 2577 sayılı Kanun’un 3. maddesi yönünden incelenmesi:
İdari yargılama usulünde geçerli olan yazılılık ilkesi gereği dava dilekçelerinin, 2577 sayılı Kanunda belirtilen şekil kurallarına uygun bir biçimde ve yargılamanın gerektirdiği bilgileri içerecek nitelikte düzenlenmesi gerekmektedir. Bunu sağlamak için, dava dilekçelerinde; dava konusu edilen işlemlerin ve dava sebeplerinin, başka bir ifadeyle; idari işlemin içerdiği iddia edilen hukuka aykırılığın dayandığı hukuk kurallarının açık ve net bir biçimde somut olarak belirtilmesi şarttır. Ayrıca birden fazla işlemin davaya konu edilmesi ya da bir işlemin birden fazla madde, fıkra veya bendinin iptalinin istenilmesi halinde söz konusu işlemler ve bu işlemlerin hangi madde veya fıkralarının iptalinin istendiğinin tek tek sayılmak suretiyle belirtilmesi de yukarıda alıntısı yapılan düzenlemeler ve idari yargılama usulü ilkelerinin bir gereğidir.
Dava dilekçesinin “İptalleri istenen idari işlemler ve eylemler” başlıklı bölümü ile “Sonuç ve istem” kısmında, davaya konu edilen düzenleyici işlemler haricinde davacı şirkete ait … ve …plakalı araçların güzergah kullanım izin belgesi olmadan taşımacılık yaptıklarından bahisle ayrı ayrı 581,00 TL idari para cezası ile cezalandırılmasına ilişkin … tarih ve … sayılı; … tarih ve … sayılı İstanbul Büyükşehir Belediyesi Encümen kararlarının da iptali istemine yer verildiği halde dilekçe içeriğinde belirtilen Encümen kararlarından kaynaklanan idari para cezalarına karşı Sulh Ceza Hakimliklerine itirazda bulunulduğundan bu cezalar hakkında Yüksek Mahkemeden herhangi bir taleplerinin olmadığı yönünde açıklamaya yer verildiği görülmektedir.
Buna göre, dava dilekçesinin “konu”, “sonuç” ve içerik itibariyle iptali istenen işlemler yönünden birbiriyle tutarsız olduğu, yargısal denetimi yapılacak işlem veya işlemler yönünden tereddüt hasıl olduğu anlaşıldığından dava dilekçesinin bu haliyle 2577 sayılı Kanunun 3. maddesine uygun bulunmadığı sonucuna varılmıştır.
Öte yandan; idari para cezalarının dayanağı olduğu belirtilen İstanbul Büyükşehir Belediyesi Karayolu Yük Taşımacılığı Yönergesinin tamamının iptali istemiyle açılan ilk davada; Dairemizin 11.08.2022 tarih ve E:2022/4923 K:2022/4651 sayılı kararı ile; davaya konu edilen Yönerge’de yük taşıtlarına güzergah kullanım izin belgesi verilmesine ilişkin düzenlemeler dışında başka düzenlemelerin de (yük taşıtlarında ve taşımacılık faaliyetlerinde aranacak şartlar, denetim, yük taşımacılığı komisyonu, yük taşımacılığı denetim komisyonu, komisyonların oluşumu, görev ve yetkileri vs.) mevcut bulunduğu, bu hale göre davacının dava konusu Yönergenin tamamının iptalini istemek hususunda sahip olduğu menfaatin ve hukuki sebeplerin ortaya konulması gerektiği, şayet Yönergenin sadece davacıya yönelik olan maddelerinin/kısımlarının iptali isteniyorsa, iptali istenen kısımlarının açıkça, tek tek ve tereddüte yer bırakmayacak şekilde gerekçeleri ile belirtilmesi gerektiği gerekçesiyle dilekçe ret kararı verilmiştir.
Yenilenen dava dilekçesinde ise; İstanbul Büyükşehir Belediyesi Karayolu Yük Taşımacılığı Yönergesinin 1. maddesinin, 5. maddesinin birinci fıkrasının (h) bendinin ve 6. maddesinin birinci fıkrasının iptali istemine yer verildiği, söz konusu düzenlemelerden “Uygulama Usul ve Esasları” başlıklı 5. maddesinin birinci fıkrasının (h) bendinde, “Transit yük taşımacılığı yapan taşıtlara Yük Taşıma Aracı Güzergâh Kullanım İzin Belgesi düzenlenmez.” hükmü; “Boğaz Köprüleri İle İlgili Esaslar” başlıklı 6. maddesinin birinci fıkrasında ise, “Yük taşıtları; Yük Taşıma Aracı Güzergâh Kullanım İzin Belgesi alınması kaydıyla (Transit yük taşımacılığı yapan taşıtlar hariç) sadece Yavuz Sultan Selim Köprüsü’nden geçiş yapabilir.” hükmünün yer aldığı, iptali istenen düzenlemelere bakıldığında, transit yük taşımacılığı yapan taşıtlar lehine güzergah kullanım izin belgesi düzenlenmeyeceğine ilişkin hükümler ihtiva ettiği, oysa davacı şirketin ticari yük taşımacılığında kullandığı araçların güzergah kullanım izin belgesi olmadan taşımacılık yaptıklarından bahisle idari para cezası ile cezalandırıldığı dikkate alındığında, uygulama işlemine dayanak olmayan ve davacı lehine düzenleme içeren İstanbul Büyükşehir Belediyesi Karayolu Yük Taşımacılığı Yönergesinin davaya konu edilen 5/1-h ve 6/1. maddelerinin iptalini istemek hususunda menfaatinin bulunmadığı anlaşıldığından dava dilekçesinin bu haliyle de 2577 sayılı Kanunun 3. maddesine uygun bulunmadığı sonucuna varılmıştır.
Dava dilekçesinin 2577 sayılı Kanun’un 5. maddesi yönünden incelenmesi:
Dava dilekçesinin “konu” ve “sonuç” kısımlarında, idari para cezasına konu … tarih ve … sayılı; … tarih ve …-…sayılı İstanbul Büyükşehir Belediyesi Encümen kararlarının iptaline karar verilmesi istenilmektedir.
5326 sayılı Kabahatler Kanununun “Genel Kanun niteliği” başlıklı 3. maddesinde, “(1) Bu Kanunun; a) İdari yaptırım kararlarına karşı kanun yoluna ilişkin hükümleri, diğer kanunlarda aksine hüküm bulunmaması halinde, b) Diğer genel hükümleri, idari para cezası veya mülkiyetin kamuya geçirilmesi yaptırımını gerektiren bütün fiiller hakkında uygulanır.”; “Yaptırım türleri” başlıklı 16. maddesinin birinci fıkrasında, “Kabahatler karşılığında uygulanacak olan idari yaptırımlar, idari para cezası ve idari tedbirlerden ibarettir.”; “Başvuru yolu” başlıklı 27. maddesinin birinci fıkrasında, “İdari para cezası ve mülkiyetin kamuya geçirilmesine ilişkin idari yaptırım kararına karşı, kararın tebliği veya tefhimi tarihinden itibaren en geç onbeş gün içinde, sulh ceza mahkemesine başvurulabilir. Bu süre içinde başvurunun yapılmamış olması halinde idari yaptırım kararı kesinleşir.” hükmü yer almıştır.
Dosyanın incelenmesinden, İstanbul Büyükşehir Belediyesi Encümen kararlarına konu idari para cezalarının İstanbul Büyükşehir Belediyesi Belediye Kuralları Yönetmeliği’nin “Trafik ve toplu taşıma ile ilgili kurallar” başlıklı 8. maddesinin 1. fıkrasının (l) bendinde yer alan “UKOME kararları kapsamında yük taşımacılığı yapan araçlar ile, güzergah kullanım izin belgesi olmadan taşımacılık yapmak” fiili sebebiyle verildiği anlaşılmakta olup aynı Yönetmeliğin “Uygulanacak yaptırımlar” başlıklı 10. maddesinin birinci fıkrasında ise, bu Yönetmeliğin 4-5-6-7-8 ve 9. maddelerinde belirtilen kurallara aykırı hareket edenler hakkında 1608 sayılı Umuru Belediyeye Müteallik Ahkamı Cezaiye Hakkında Kanunun 1. maddesine göre işlem yapılacağı belirtilmektedir.
Uyuşmazlıkta, 1608 sayılı Kanun’un 1. maddesine dayanılarak davacının idari para cezası ile cezalandırılmasına karar verildiği, kararın bu haliyle 5326 sayılı Kabahatler Kanun’un 16. maddesinde belirtilen idari yaptırım türlerinden olduğu, 1608 sayılı Kanun’da bu idari yaptırımlara karşı itiraz konusunda görevli mahkemenin gösterilmediği anlaşılmakla, Kabahatler Kanunu’nun 3. maddesinde belirtildiği üzere, idari yaptırım kararlarına karşı kanun yoluna ilişkin hükümlerinin, diğer kanunlarda aksine hüküm bulunmaması halinde uygulanacağına yönelik kural gereği görevli mahkemenin belirlenmesinde 5326 sayılı Yasa hükümlerinin dikkate alınması gerektiği, buna göre idari para cezalarına karşı açılan davanın görüm ve çözümünde, anılan Kanunun 27. maddesinin 1. fıkrası uyarınca adli yargı yerinin (sulh ceza hakimliğinin) görevli olduğu açıktır.
İdari yargılama usulündeki, her idari işlem aleyhine ayrı ayrı dava açılması gerektiğine ilişkin asıl kuraldan ayrık olarak getirilmiş olan 2577 sayılı Kanun’un 5. maddesinin birinci fıkrasına göre, birden fazla idari işleme karşı tek dilekçe ile dava açılabilmesi için, anılan maddede yer verilen “maddi veya hukuki yönden bağlılık” ya da “sebep-sonuç ilişkisi” koşullarının yanında İdari Yargılama Usulü Kanunu’nun öngördüğü diğer koşulların birlikte gerçekleşmesi gerekmektedir.
Ayrıca; aralarında maddede aranan biçimde bağlılık ya da ilişki bulunsa bile, birden fazla idari işlemin aynı dilekçeyle idari davaya konu edilebilmesi için; bu durumun, Anayasa ile yargılama usulünü belirleyen yasalarda yer almış olan mahkemelerin görevlerini belirleyen ve kamu düzeninin korunması için getirilen kuralları ve anılan kurallarla korunan ve Anayasa’nın 37. maddesinde öngörülen “kanuni hakim ilkesi”ni ihlal ediyor olmaması da gereklidir.
Zira kamu düzeninin korunması için getirilen görev kuralları ile Anayasal bir ilke olan doğal hakim ilkesinin, davanın açılmasına ilişkin bir usul kuralının uygulandığı aşamadan daha önceki bir aşamayı ilgilendirdiği ve öncelikle dikkate alınması gerektiği açıktır.
Buna göre, farklı yargı kollarının incelemesine tabi olan dava konusu düzenleyici işlemler ile İstanbul Büyükşehir Belediyesi Encümen kararlarıyla tesis edilen idari para cezalarına karşı tek dilekçe ile dava açılmasına hukuken olanak bulunmamaktadır.
Ayrıca davacı vekili tarafından söz konusu Encümen kararlarına karşı Sulh Ceza Hakimliklerinde dava açıldığı belirtilmiş ise de; bakılmakta olan davada da açıkça zikredilen kararların iptali istemine yer verildiğinden dava dilekçesinin 2577 sayılı Kanunun 5. maddesine uygun olmadığı sonucuna varılmıştır.
KARAR SONUCU:
Açıklanan nedenlerle;
1. 2577 sayılı İdari Yargılama Usulü Kanunu’nun 15/1-d maddesi uyarınca bu kararın tebliğinden itibaren 30 (otuz) gün içinde 3. ve 5. maddelere uygun şekilde yeniden düzenlenecek ayrı ayrı dilekçelerle, gerekli harç ve masrafları yatırılmak suretiyle dava açmakta serbest olmak üzere DAVA DİLEKÇESİNİN REDDİNE,
2. 2577 sayılı Kanun’un 15/5. maddesi hükmüne göre dilekçenin reddi üzerine yeniden verilen dilekçede de aynı yanlışlıklar yapıldığı takdirde davanın reddine karar verileceğinin davacı vekiline bildirilmesine,
3. Aşağıda dökümü yapılan … TL yargılama giderinin davacı üzerinde bırakılmasına, artan posta giderinin istemi halinde davacıya iadesine, dilekçenin bir örneğinin davacı vekiline gönderilmesine, 09/12/2022 tarihinde oybirliğiyle karar verildi.