Danıştay 12. Daire Başkanlığı 2022/5255 E. , 2022/6265 K.
T.C.
D A N I Ş T A Y
ONİKİNCİ DAİRE
Esas No : 2022/5255
Karar No : 2022/6265
TEMYİZ EDEN (DAVALI) : … Büyükşehir Belediye Başkanlığı
VEKİLİ : Av. …
KARŞI TARAF (DAVACI) : …’yı temsilen … Sendikası (…Sen)
VEKİLİ : Av. …
İSTEMİN KONUSU : … Bölge İdare Mahkemesi … İdari Dava Dairesinin … tarih ve E:…, K:… sayılı kararının temyizen incelenerek bozulması istenilmektedir.
YARGILAMA SÜRECİ :
Dava konusu istem: … Büyükşehir Belediye Başkanlığında şube müdürü olarak görev yapan davacının; 5434 sayılı Türkiye Cumhuriyeti Emekli Sandığı Kanunu’nun Geçici 206. maddesi ile 5510 sayılı Sosyal Sigortalar ve Genel Sağlık Sigortası Kanunu’nun Geçici 4. maddesi kapsamında, 30 yıl fiili hizmet süresini ve 61 yaşını doldurduğundan bahisle, resen emekliye sevk edilmesine ilişkin … tarih ve … sayılı işlemin iptali ile yoksun kaldığı parasal hakların hak ediş tarihlerinden itibaren hesaplanacak yasal faiziyle birlikte ödenmesine karar verilmesi istenilmiştir.
İlk Derece Mahkemesi kararının özeti: … İdare Mahkemesinin … tarih ve E:…, K:… sayılı kararıyla; dava konusu işlem tarihi itibarıyla, davalı idarenin 5434 sayılı Kanun’un 39. maddesinin birinci fıkrasının (b) bendinin ikinci paragrafı uyarınca, kamu kurumlarının hizmet gereklerine ve kamu yararına uygun olması şartıyla, 30 yıl hizmet süresini doldurmuş olan personeli somut/haklı sebeplerle resen emekli edebilme hususunda takdir yetkisi bulunmakla birlikte, bu yetkinin mutlak ve sınırsız olmadığı; resen emekliye sevk etme hususunda idareye tanınan takdir yetkisinin, subjektif olarak amacını aşar nitelikte, kamu yararı ve hizmetlerine aykırı olarak kullanımının mümkün bulunmadığı; uyuşmazlık konusu olayda, davalı idare tarafından, davacının sürekli izin alması nedeniyle hizmetlerinden istenilen düzeyde kurumsal fayda sağlanamadığı, işlerin aksamasına, verimliliğin ve diğer personellerin motivasyonunun düşmesine neden olduğu ve hizmetine ihtiyaç duyulmadığı ileri sürülmüş ise de, 31/03/2022 tarihli ara kararıyla davalı idareden istenilen bilgi ve belgelerin incelenmesinden, davacının 31/05/2021 tarihinden geçerli olmak üzere 54 gün yıllık izin talebinde bulunduğu ve bu talebinin idarece uygun görüldüğü; bunun dışında başkaca bir tespitin bulunmadığı; buna göre, davalı idarenin söz konusu iddialarının tek dayanağının davacının kullandığı 54 günlük yıllık izin olduğu anlaşılmış olup; 657 sayılı Devlet Memurları Kanunu ile tanınan yıllık izin hakkı kullanımının, davacının hizmetine ihtiyaç duyulmadığını tek başına ortaya koyacak mahiyette olmadığı, takdir yetkisinin kamu yararı ve hizmet gereklerine uygun olarak kullanılmadığı sonucuna ulaşıldığından, davacının resen emekliye sevk edilmesine ilişkin işlemde hukuka uygunluk bulunmadığı gerekçesiyle, dava konusu işlemin iptali ile yoksun kalınan parasal hakların ödenmesi gereken tarihlerden itibaren hesaplanacak yasal faiziyle birlikte davacıya ödenmesine karar verilmiştir.
Bölge İdare Mahkemesi kararının özeti: … Bölge İdare Mahkemesi … İdari Dava Dairesince; istinaf başvurusuna konu İdare Mahkemesi kararının hukuka ve usule uygun olduğu ve davalı idare tarafından ileri sürülen iddiaların söz konusu kararın kaldırılmasını gerektirecek nitelikte görülmediği gerekçesiyle 2577 sayılı İdari Yargılama Usulü Kanunu’nun 45. maddesinin üçüncü fıkrası uyarınca istinaf başvurusunun reddine karar verilmiştir.
TEMYİZ EDENİN İDDİALARI : Davacının 07/05/2021 tarihli dilekçeyle emeklilik talebinde bulunduğu, bu tarihten itibaren sürekli olarak izin kullandığı, daha sonra emekli olma talebinden vazgeçtiği, emeklilik istemli dilekçesi nedeniyle hizmetlerinden istenilen düzeyde kurumsal fayda sağlanamadığı ve işlerin aksaması ile çalışma arkadaşlarının da motivasyonunun düşmesine neden olduğu; öte yandan pandemi şartları ve bütçe olanakları dikkate alınarak hizmetine ihtiyaç duyulmayan personelin Cumhurbaşkanlığının tasarruf tedbirleri kapsamında atıl personel oluşmamasıyla amacıyla emekliliğe sevk edildiği, davacının 5434 sayılı Kanun’un 39. maddesi uyarınca, resen emekliye sevk edildiği tarih itibarıyla 30 fiili hizmet yılını ve 61 yaşını doldurduğu, hizmetine ihtiyaç duyulmadığı ve atıl hale geldiği, davacının emekliye sevk edilmesi hususunda idarenin takdir yetkisinin bulunduğu belirtilerek, Bölge İdare Mahkemesi kararının bozulması gerektiği ileri sürülmektedir.
KARŞI TARAFIN SAVUNMASI : Tüm memuriyet hayatı değerlendirildiğinde asla sürekli rapor ve izin alan bir personel olarak nitelendirilemeyeceği; 5434 sayılı Kanun’un, her 30 yılını dolduran personeli, kurumun lüzum görmesi durumunda zorunlu olarak emekli etme yetkisini vermediği, bütçe olanaklarının resen emekliye sevk edilme gerekçesi olamayacağı, memurun 65 yaşını dolduracağı tarihe kadar görev yapma hakkına sahip olduğu belirtilerek, temyiz isteminin reddi gerektiği savunulmaktadır.
DANIŞTAY TETKİK HÂKİMİ : …
DÜŞÜNCESİ : Temyiz isteminin reddi gerektiği düşünülmektedir.
TÜRK MİLLETİ ADINA
Karar veren Danıştay Onikinci Dairesince, Tetkik Hâkiminin açıklamaları dinlendikten ve dosyadaki belgeler incelendikten sonra gereği görüşüldü:
HUKUKİ DEĞERLENDİRME:
Bölge idare mahkemelerinin nihai kararlarının temyizen bozulması, 2577 sayılı İdari Yargılama Usulü Kanunu’nun 49. maddesinde yer alan sebeplerden birinin varlığı hâlinde mümkündür.
Temyizen incelenen kararın esasa ilişkin kısmı usul ve hukuka uygun olup, dilekçede ileri sürülen temyiz nedenleri kararın esasa ilişkin kısmının bozulmasını gerektirecek nitelikte görülmemiştir.
Diğer taraftan, 2577 sayılı İdari Yargılama Usulü Kanunu’nun, 6545 sayılı Kanun’un 22. maddesiyle değişik “Temyiz incelemesi üzerine verilecek kararlar” başlıklı 49. maddesinin birinci fıkrasının (b) bendinde; temyiz incelemesi sonunda kararda yeniden yargılama yapılmasına ihtiyaç duyulmayan maddi hatalar ile düzeltilmesi mümkün eksiklik veya yanlışlıklar varsa Danıştayın kararı düzelterek onayacağı kuralına yer verilmiştir.
Bir idari işlem veya eylem nedeniyle uğranılan zararın tazmini istemiyle açılan davalarda, uygulanacak yasal faizin başlangıç tarihi olarak; idareye başvuru varsa başvuru tarihinin, başvuru yoksa davanın açıldığı tarihin esas alınması gerektiği hususu, Danıştay içtihatlarıyla istikrar kazanmıştır.
Bu durumda, İdare Mahkemesince, davacının resen emekliye sevk işlemi nedeniyle yoksun kaldığı parasal haklarının yasal faizinin başlangıç tarihi olarak, davanın açıldığı tarihin esas alınması gerekirken, “…yoksun kalınan parasal hakların ödenmesi gereken tarihlerden itibaren hesaplanacak yasal faiziyle birlikte davacıya ödenmesine…” şeklinde hüküm kurulmasında ve Bölge İdare Mahkemesince bu kısım yönünden istinaf başvurusunun reddedilmesinde hukuka ve Danıştay içtihatlarına uygunluk bulunmamakta ise de; bu yanlışlık 2577 sayılı İdari Yargılama Usulü Kanunu’nun 49. maddesinin birinci fıkrasının (b) bendi uyarınca yeniden yargılama yapılmasına ihtiyaç duyulmayan eksiklik ve yanlışlık kapsamında olduğundan; Bölge İdare Mahkemesi kararının “…davacının yoksun kalınan parasal hakların dava tarihine kadar olan kısmının, dava açma (24/08/2021) tarihinden itibaren; dava tarihinden sonraki döneme ilişkin kısmının ise hak ediş tarihlerinden itibaren işletilecek yasal faiziyle birlikte davalı idare tarafından davacıya ödenmesine…” şeklinde düzeltilmesi gerekmektedir.
KARAR SONUCU :
Açıklanan nedenlerle;
1. Davalı idarenin temyiz isteminin reddine,
2. Yukarıda özetle gerekçeyle dava konusu işlemin iptali ile yoksun kalınan parasal hakların ödenmesi gereken tarihlerden itibaren hesaplanacak yasal faiziyle birlikte davacıya ödenmesine ilişkin İdare Mahkemesi kararına karşı yapılan istinaf başvurusunun reddi yolundaki temyize konu Samsun Bölge İdare Mahkemesi … İdari Dava Dairesinin … tarih ve E:…, K:… sayılı kararının, yukarıda belirtildiği şekilde düzeltilerek ONANMASINA,
3. Temyiz giderlerinin istemde bulunan üzerinde bırakılmasına,
4. 2577 sayılı İdari Yargılama Usulü Kanunu’nun 50. maddesi uyarınca, bu kararın taraflara tebliğini ve bir örneğinin de … Bölge İdare Mahkemesi … İdari Dava Dairesine gönderilmesini teminen dosyanın … İdare Mahkemesine gönderilmesine, 08/12/2022 tarihinde kesin olarak oybirliğiyle karar verildi.