Danıştay 4. Daire Başkanlığı 2022/6234 E. , 2022/7744 K.
T.C.
D A N I Ş T A Y
DÖRDÜNCÜ DAİRE
Esas No : 2022/6234
Karar No : 2022/7744
TEMYİZ EDEN TARAFLAR : 1) … Vergi Dairesi Başkanlığı
(… Vergi Dairesi Müdürlüğü)
VEKİLİ : Av. …
2) …
VEKİLİ : Av. …
İSTEMİN KONUSU : … Vergi Mahkemesinin … tarih ve E:…, K:… sayılı kararının temyizen incelenerek bozulması istenilmektedir.
YARGILAMA SÜRECİ :
Dava konusu istem: Davacı adına, 2010 yılı yasal defterlerinin boş ve işlenmemiş olduğundan bahisle düzenlenen vergi inceleme raporuna istinaden re’sen tarh edilen 2010/2 ila 12 dönemlerine ilişkin katma değer vergileri ile 2010/6 ila 12 dönemleri tekerrür hükümleri uygulanarak kesilen vergi ziyaı cezaları ve 2010/2 ila 5 dönemleri tekerrür uygulanmaksızın kesilen vergi ziyaı cezalarının kaldırılması istenilmiştir.
İlk Derece Mahkemesi kararının özeti: Danıştay bozma kararı üzerine Vergi Mahkemesinin temyize konu kararıyla; olayda, her ne kadar muhasebe kayıtları bilgisayar ortamında tutulmuş olsa bile, yasal süreler içerisinde işlemlerin yasal deftere kaydedilmediği, bu haliyle mevzuata göre alış faturalarında gösterilen katma değer vergilerinin ilgili dönem katma değer vergisi beyannamesinde indirilmesi mümkün olmadığından dava konusu bir kat vergi ziyaı cezalı katma değer vergilerinde hukuka aykırılık bulunmadığı, vergi ziyaı cezalarının tekerrür nedeniyle artırılan kısmına gelince; incelenen dosyada, davacı adına, tekerrüre dayanak alınan cezanın 2012 yılı içerisinde kesinleştiği, 213 sayılı Kanun’un 339. maddesi uyarınca bu tarihi takip eden yılın (2013) başından başlamak üzere gerçekleşen eylemler için tekerrür uygulanabileceği dikkate alındığında vergi ziyaı cezalarının tekerrür nedeniyle artırılan kısımlarında ise hukuka uyarlık bulunmadığı sonucuna ulaşılmıştır. Belirtilen gerekçelerle davanın kısmen kabulüne, kısmen reddine karar verilmiştir.
TEMYİZ EDEN DAVACININ İDDİALARI : Davacı tarafından, 213 sayılı Kanun’un 134. maddesinde vergi incelemesinden maksatın “ödenmesi gereken vergilerin doğruluğunu araştırmak, tespit etmek ve sağlamak olduğu” hükmüne yer verildiği, aynı Kanun’un “İncelemenin Yapılacağı Yer” başlığını taşıyan 139. maddesinde ise “vergi incelemeleri, esas itibariyle incelemeye tabi olanın iş yerinde yapılır.” hükmünün yer aldığı, ilgili dönemde mali müşavirlik ve muhasebe işlerini yapan …’ın hesaplarını inceleyen vergi müfettişlerinin adı geçenin iş yerine baskın yaparak defterini tuttuğu bütün mükelleflerin defter ve belgelerine cebir ve şiddet kullanarak el koyduğu ve çuvallar içinde alıp götürdüğü, el konulan bu defter ve belgeler içinde tarafına ait defter ve belgelerin de bulunduğu, dolayısıyla bu belgelerin sağlıklı bir şekilde tasnif edilip edilmediği, hepsinin muhafaza edilip edilmediğinin hâlâ daha bilinmediği, 2010 yılına ait defter ve belgelerin ne müfettişler tarafından ne de davalı vergi dairesi tarafından bugüne kadar iade edilmediği, serbest muhasebeci mali müşavir tarafından vergi müfettişleri hakkında cebir ve şiddet nedeniyle Cumhuriyet Başsavcılığı’na suç duyurusunda bulunulduğu, nitekim bu şahısların görevlerinden alındığı, defter tasdiklerinin zamanında yapıldığı, bu döneme ait bilgilerin bilgisayarda kayıt altında olduğu, bu kayıtların da incelenmesi ile rapor tanzimi mümkün iken salt deftere kayıt yapılmadığı gerekçesiyle vergi tahakkuk ettirilemeyeceği, kaldı ki kayıtların incelenmesi ile gerekli beyannamelerin verildiği ve tahakkuk eden vergilerin de ödendiğinin davalı idarenin kayıtlarında da mevcut olduğu, zaten kayıtların bilgisayardan deftere geçirilmemesi dışında bir suçlamanın da dava konusu olayda söz konusu olmadığı, vergi incelemesi yapılacağı ve buna ilişkin defter ve belgelerin ibrazı gerektiği yönünden alınmış bir karar ve tarafına yapılan bir tebligatın da bulunmadığı, işin esasında karar olmaksızın aleyhte vergi incelemesi yapılması ve bu incelemede 213 sayılı Kanun hükümlerine aykırı olarak rapor tanzim edilmesinin tamamen usul ve yasaya aykırı olduğu ve yok hükmünde bulunduğu, vergi tarhiyatının dayanağını oluşturan vergi inceleme raporunun tebliğ edilmediğinden adil savunma hakkının ihlal edildiği, dava aşamasında da dile getirilen bu hususun Mahkemece incelenmediği ve eksik inceleme ile karar verildiği, vergi inceleme raporunun tebliğ edilmemesinin 213 sayılı Kanun’un 366. maddesine ve buna bağlı olarak Anayasanın 36. maddesine ve adil yargılama haklarını düzenleyen Avrupa İnsan Hakları Sözleşme hükümlerine aykırılık teşkil ettiği belirtilerek temyiz isteminin kabulü ile Vergi Mahkemesi kararının aleyhe olan kısmının bozulması gerektiği ileri sürülmektedir.
TEMYİZ EDEN DAVALININ İDDİALARI: Davalı idare tarafından, yapılan işlemlerin yasal ve yerinde olduğu belirtilerek temyiz isteminin kabulü ile Vergi Mahkemesi kararının aleyhe olan kısmının bozulması gerektiği ileri sürülmektedir.
DAVACININ SAVUNMASI : Cevap verilmemiştir.
DAVALININ SAVUNMASI : Cevap verilmemiştir.
TETKİK HÂKİMİ : …
DÜŞÜNCESİ : Temyiz istemlerinin reddi ile usul ve yasaya uygun olan Vergi Mahkemesi kararının onanması gerektiği düşünülmektedir.
TÜRK MİLLETİ ADINA
Karar veren Danıştay Dördüncü Dairesince, Tetkik Hâkiminin açıklamaları dinlendikten ve dosyadaki belgeler incelendikten sonra gereği görüşüldü:
İNCELEME VE GEREKÇE :
Davacının temyiz istemi yönünden;
Mahkeme kararlarının Danıştay tarafından bozulması halinde, Mahkemelerce bozmaya ilişkin kararlar üzerine yeniden verilen kararlara karşı yapılan temyiz başvuruları, bozma kararındaki esaslara uyulup uyulmadığı yönünden incelenebilecektir.
Temyiz istemine konu kararın Danıştay Dördüncü Dairesinin 23/11/2020 tarih ve E:2016/17701, K:2020/4737 sayılı kararındaki esaslar doğrultusunda verildiği anlaşıldığından, temyiz konusu karar usul ve hukuka uygun olup, dilekçede ileri sürülen temyiz nedenleri kararın bozulmasını gerektirecek nitelikte görülmemiştir.
Davalı idarenin temyiz istemine gelince;
İdare ve vergi mahkemelerinin nihai kararlarının temyizen bozulması, 2577 sayılı İdari Yargılama Usulü Kanunu’nun 49. maddesinde yer alan sebeplerden birinin varlığı hâlinde mümkündür.
Temyizen incelenen karar usul ve hukuka uygun olup, dilekçede ileri sürülen temyiz nedenleri kararın bozulmasını gerektirecek nitelikte görülmemiştir.
KARAR SONUCU :
Açıklanan nedenlerle;
1. Tarafların temyiz istemlerinin reddine,
2. Temyize konu … Vergi Mahkemesinin … tarih ve E:…, K:… sayılı kararının ONANMASINA,
3. 492 sayılı Harçlar Kanunu’na bağlı (3) sayılı Tarife uyarınca, davacı aleyhine onanan tutar üzerinden binde 9,10 oranında ve … TL den az olmamak üzere hesaplanacak nispi karar harcından, varsa evvelce ödenen harcın mahsubundan sonra kalan harç tutarının temyiz eden davacıdan alınmasına,
4. Temyiz giderlerinin istemde bulunanlar üzerinde bırakılmasına,
5. Dosyanın anılan Vergi Mahkemesine gönderilmesine,
6. 2577 sayılı İdari Yargılama Usulü Kanunu’nun (Geçici 8. maddesi uyarınca uygulanmasına devam edilen) 54. maddesinin 1. fıkrası uyarınca bu kararın tebliğ tarihini izleyen günden itibaren onbeş (15) gün içinde karar düzeltme yolu açık olmak üzere, 08/12/2022 tarihinde oybirliğiyle karar verildi.