Danıştay Kararı İdari Dava Daireleri Kurulu 2022/1627 E. 2022/3551 K. 07.12.2022 T.

DANIŞTAY İDARİ DAVA DAİRELERİ KURULU         2022/1627 E.  ,  2022/3551 K.
T.C.
D A N I Ş T A Y
İDARİ DAVA DAİRELERİ KURULU
Esas No : 2022/1627
Karar No : 2022/3551

DAVACI : …
VEKİLİ : Av. …

DAVALI : … Başkanlığı

DAVANIN KONUSU : 6749 sayılı Olağanüstü Hal Kapsamında Alınan Tedbirlere İlişkin Kanun Hükmünde Kararnamenin Değiştirilerek Kabul Edilmesine Dair Kanun’un 3/1. maddesi uyarınca FETÖ/PDY ile irtibatının olduğundan bahisle davacının meslekte kalmasının uygun olmadığına ve meslekten çıkarılması yönündeki Danıştay Başkanlık Kurulunun 03/11/2017 tarih ve 2017/52 sayılı kararına karşı yapılan itirazın reddine ilişkin Danıştay Başkanlar Kurulunun 02/02/2018 tarih ve 2018/1 sayılı kararının iptali, yoksun kalınan özlük haklarının iadesi, parasal haklarının ve uğranıldığı ileri sürülen 1.000,00 TL manevi zararın yasal faizi ile birlikte tazminine karar verilmesi istenilmektedir.

DAVACININ İDDİALARI : Davacı tarafından, usul yönünden, meslekten çıkarılmanın görüşüldüğü toplantının gündeminin Danıştay İç Tüzüğü’nün 33. maddesine uygun olarak Başkan tarafından belirlendiği ve önceden üyelere dağıtıldığı, ancak toplantı gündeminde olan konuların görüşülmesi tamamlandıktan sonra, tarafının itirazının gündem dışı konu olarak ele alındığı ve karara bağlandığı, Danıştay Kanunu’nun 19. maddesine göre mazereti nedeniyle toplantıya katılmayan bir daire başkanı yerine, kıdem durumu itibarıyla toplantıya katılma yetkisi olmayan bir Danıştay Üyesinin de katılımıyla ardı ardına usul hataları yapıldığı, ilk kararda imzası bulunan üyelerin, bu karara karşı yapılan itirazın incelenmesi aşamasında da karar verme sürecine katılmaları nedeniyle tarafsızlık ilkesinin ihlal edildiği, soruşturma safahatını bütün ayrıntılarıyla bilen ve süreci yöneten muhakkik üyenin toplantıda hazır bulunmadığı, dosya sunumunun tetkik hakimi tarafından yapıldığı, karşı oyların yazılarak karar metnine eklenmesi beklenmeksizin, sadece çoğunluğun görüşünün Resmi Gazete’de yayımlandığı; esas yönünden ise, 2014 yılında Danıştay üyesi olarak seçildiği, hakkında ileri sürülen iddialarla ilgili veriler ve işleme dayanak alınan maddi delillerin tarafına bildirilmediği, bu hususta kendisini savunma fırsatı verilmediği, dava konusu kararların Anayasa’ya, uluslararası sözleşmelere, temel hukuk prensiplerine aykırı olduğu, oğlunun 2011 yılında üniversiteye kayıt için İzmir’e gittiğinde, Kredi ve Yurtlar Kurumuna bağlı yurtlara yerleşme imkanı bulamadığı, bu sebeple lisedeki öğretmeninin tavsiye ettiği bir öğrenci evine yerleşmek zorunda kaldığını tarafına telefonla bildirdiği, bu evden derhal çıkıp başka bir yer bulmasını söylemişse de, ne kendisinin ne de annesinin bu konuda yaptıkları ikazları dinlemediği, o dönemde yirmi yaşlarında olup, tarafının kendisini yönlendirmesi ve ısrarlı taleplerinden vazgeçirmesinin mümkün olamadığı, ByLock programını ilk defa 15 Temmuz darbe girişiminden sonra duyduğu, 2014 yılının tahminen Mayıs ayında, oğlunun eski akıllı telefonunu annesine verdiği, bir kampanya kapsamında tarafı adına tahsis edilen, ancak eşinin 2003 yılından beri kullandığı … numaralı SIM kartını oğlunun verdiği telefona takarak bu telefonu kullanmaya başladığı, 17-25 Aralık 2013 ten sonra da, oğlunun FETÖ’ye ait bu evden ayrılması için çok mücadele ettiği, oğlunun, tatillerde ailesinin yanına geldiğinde veya annesi İzmir’e yanına gittiğinde, annesinin telefonunun internetini kullanmak için internet paylaşım özelliğini açıp … numaralı SIM kartının yer aldığı kendi telefonuyla annesinin telefonuna bağlandıktan sonra ByLock uygulamasıyla internet üzerinden mesajlaştığı, bu nedenle eşinin kullandığı ve tarafı adına kayıtlı olan 05…66 numaralı telefonda ByLock bağlantısı göründüğünden bahisle hakkında soruşturma açıldığı, ayrıntılı bir teknik inceleme yapılmasını ve hatadan dönülmesini istemesine rağmen bunun yeterli şekilde yapılmadığı, oğlunun 15 Temmuz 2016 sonrasında derhal savcılığa giderek etkin pişmanlık hükümleri doğrultusunda ifade vermesinin ardından bir yıl sonra tam da meslekten çıkarılma kararının hemen öncesinde tutuklandığı, eşi ve aile fertleri arasında 15 Temmuz gecesi yapılan yazışma ve paylaşımlarda, eşinin FETÖ terör örgütüne karşı duruşunu herkesten açık ve yüksek sesle haykırdığı, tarafını en baştan belli ettiğinin görüldüğü, teknik inceleme sonucu kendi adına kayıtlı eşi tarafından kullanılan telefonda ByLock kurulu olmadığının ve telefonda derin silme yapılmadığının anlaşıldığı, 32 yıllık kamu görevinde bu yapıdan fayda görmediği, aksine zararını gördüğü, dava konusu işlemin olağanüstü döneme özgü bir disiplin cezası olduğu, adil yargılanma hakkına riayet edilmesi gerektiği, sadakat yükümlülüğüne aykırı hareket etmediği ve bunun aksine bir delilin de idarece sunulamadığı belirtilerek dava konusu kararın iptali ile yoksun kalınan özlük haklarının iadesi, parasal haklarının ve uğranıldığı ileri sürülen 1.000,00 TL manevi zararın yasal faizi ile birlikte tazminine karar verilmesi gerektiği ileri sürülmektedir.

DAVALI İDARENİN SAVUNMASI : Davalı Başkanlık tarafından, usule ilişkin olarak, gündemin bir gün önce dağıtılması hususunun İçtüzük hükmü olmakla birlikte, gündem dışı konuların Kurulda görüşülemeyeceğine ilişkin herhangi bir düzenlemenin bulunmadığı, aksine Kanun gereği Danıştay Başkanının görüşülmesini öngördüğü her konunun, Kurulca görüşülebileceği ve karara bağlanabileceği, bu bağlamda konunun Danıştay Başkanının iradesiyle gündem dışı olarak Kurula sunulduğu, zımni bir irade birliğiyle Kurulda görüşüldüğü ve karar verildiği, Danıştay Kanunu’nda Başkanlar Kurulu için toplanma yeter sayısı veya yedek üye öngörülmediği, tam sayı ile toplanmasının esas alındığı, bunun yanında Kurula Daire başkanlarının mazereti halinde, dairenin en kıdemli üyesinin katılacağı kurala bağlanarak, Kurulun toplanmasının olanaklı hale getirildiği, böylelikle Başkanların mazeretleri halinde Kurulun görevini ifa etme olanağının sağlandığı ve işleyişin kolaylaştırıldığı, uygulamada Kurula Başkanların mazeretli oldukları durumlarda, en kıdemli üyenin katıldığı, en kıdemli üyenin de mazeretinin olması halinde fiilen en kıdemli durumuna gelen ikinci en kıdemli üyenin katıldığı, uyuşmazlıkta Başkanlar Kurulu toplantısına katılamayanların mazeretli oldukları, Kanun’da Başkanlar Kuruluna katılım konusunda başka özel bir düzenleme bulunmadığı, idari kararlara karşı yapılan bir idari itirazın bulunması halinde idari karara katılanların başvuruyu itirazen incelemesini engelleyen genel bir idari usul kuralının da bulunmadığı, davacı tarafından yapılan itiraz üzerine ilk toplantıda muhakkik üyenin itiraza konu olayı tüm ayrıntılarıyla Başkanlar Kuruluna aktardığı ve nihai görüşünü bildirdiği, bu toplantıda bazı teknik konularda ek araştırma yapılması hususunda Danıştay Başkanlığına yetki verilmesine karar verilmesi üzerine yapılan araştırmalar sonucunda teknik konulara ilişkin intikal eden bilgi ve belgeleri sunmak üzere İçtüzük’ün 33. maddesi uyarınca bir tetkik hakiminin görevlendirildiği, itirazın reddine ilişkin dava konusu Başkanlar Kurulu kararına muhalif kalan Daire Başkanlarının karşı oy yazılarının kararın Resmi Gazete’de yayımından sonra Başkanlar Kuruluna intikal ettiği, bu nedenle karşı oylar hakkında herhangi bir işlem yapılamadığı, kararın önemi ve içeriği dikkate alındığında ivedilikle Resmi Gazete’de yayımlanmasının zorunlu olduğu, aksi kabulle bu hususun sürüncemede bırakılmasının idarenin sorumluluğunu doğurabilecek nitelikte olduğu, kaldı ki karşı oy için makul bir süre de tanındığı, esasa ilişkin olarak ise, Ankara Cumhuriyet Başsavcılığınca özel bilişim uzmanlarına yaptırılan bilirkişi incelemesi sonucu hazırlanan 02/01/2018 tarihli bilirkişi raporunun sonuç kısmında; davacı adına 05..,66 numaralı hattın kullanıldığı telefonda her ne kadar mevcut imkanlarla ByLock yüklendiğinin tespit edilemediği ifade edilmişse de, oğlunun 27/10/2016 tarihli savcılık ifadesi ile Danıştaya sunduğu beyan ve ek beyanlarda, İzmir’de öğrenci evlerinde örgüt içinde görevler aldığı dönemde ByLock programını yüklediği ve sonrasında 2014 yılı Mayıs ayında annesinin İzmir’e geldiği dönemde ByLock yüklü bu telefonu kendisine verdiği iddiasının yer almakta olduğu, bu iddia kapsamında … numaralı hattın takılı olduğu telefonda ByLock yüklü olmadığını savunmanın bir çelişki teşkil ettiği, kaldı ki … numaralı hattan ByLock irtibatının ilk tespit edildiği tarihin 08/09/2015, … numaralı hat açısından ise 07/07/2015 tarihi olduğu, bu durumun bu telefona, telefonun davacının oğlunun fiili kullanımından çıktıktan sonra ByLock yüklenmiş olabileceğini gösterdiği, öte yandan, oğluna ait hat üzerinden ByLock kullanımı yapılan ID’ye ilişkin tarih aralıkları incelendiğinde davacı üzerine kayıtlı hattan yapılan ByLock kullanımı zamanlarına ilişkin hiçbir örtüşme tespit edilemediği, bu durumun 05…66 numaralı hattan bağımsız bir ID ile farklı bir ByLock kullanımı sağlandığını ortaya koyabilecek nitelikte olduğunun değerlendirildiği, davacının dosyadan belge taleplerinin karşılanmasının hukuken mümkün olmadığı, dosyada yer alan iddia ve suçlamalardan haberdar olmadığı veya kendisine savunma hakkı tanınmadığı iddiasının yersiz olduğu, nitekim 6749 sayılı Kanun uyarınca yürütülen araştırmalar kapsamında savunma alma yükümlülüğü bulunmamasına rağmen muhakkik üye tarafından hazırlanan ve davacı tarafından da imzalanan 19/12/2016 tarihli tutanakta davacıya hakkındaki isnatlara ilişkin yazılı ve ayrıntılı olarak açıklama yapıldığı ve bu konudaki beyanlarının sunulmasının istenildiği ve davacı tarafından beyan sunulduğu, kendi üzerine kayıtlı hat üzerinden ByLock programının kullanıldığı, ByLock yüklü telefonun ise fiilen eşi tarafından kullanıldığı, oğlunun FETÖ/PDY örgütünün mensubu olduğu ve bu örgüt içerisinde fiilen görevler aldığı sabit olan davacının irtibat düzeyinde bu örgütle ilişkisinin olduğu ve Danıştay üyeliği gibi hassas bir görevi yürütmesinin beklenilemeyeceği, olağanüstü hal kapsamında araştırılan hususların 15 Temmuz darbe girişimi öncesinde gerçekleştirilen eylemler olduğu, davacının veya yakınlarının 15 Temmuz gecesi darbeyi lanetleyen mesajlaşmalar içerisinde bulunmasının önceki tarihlerde gerçekleşmiş eylemleri ortadan kaldırmayacağı, nitekim FETÖ/PDY’nin niteliği ve 15 Temmuz sonrasındaki stratejisi izlendiğinde, mensuplarına darbe girişimi ve örgüt elebaşı olan Fetullah Gülen’i eleştirecek ve lanetleyecek şekilde davranılması yönünde talimat verildiğinin de kamuoyunca bilinen bir gerçek olduğu, bu çerçevede davacı tarafından bahsedilen mesajlaşmaların FETÖ/PDY aleyhtarlığının bir kanıtı olacak nitelikte olmadığı belirtilerek davanın reddi gerektiği savunulmaktadır.

DANIŞTAY TETKİK HÂKİMİ …’ÜN DÜŞÜNCESİ : Dava konusu işlemin şekil unsuru yönünden hukuka aykırı olması nedeniyle iptaline, bu kararın davacının göreve başlatılması sonucunu doğurmaması nedeniyle yoksun kalınan özlük haklarının iadesi, parasal haklarının ve uğranıldığı ileri sürülen 1.000,00 TL manevi zararın yasal faizi ile birlikte tazmini talepleri hakkında karar verilmesine yer olmadığına karar verilmesi gerektiği düşünülmektedir.

DANIŞTAY SAVCISI …’IN DÜŞÜNCESİ : Dava; davacının Danıştay Üyeliği ve Hakimlik Mesleğinden çıkarılmasına ilişkin Danıştay Başkanlık Kurulunun 03.11.2017 tarih ve 2017/52 sayılı kararı ile bu kararın kaldırılması ve görevine döndürülmesi yönündeki itirazının reddine dair 02.02.2018 tarihli ve 2018/1 sayılı Danıştay Başkanlar Kurulu kararının iptali, yoksun kaldığı özlük haklarının tanınması, parasal haklarının yasal faizi ile birlikte ödenmesi, 1.000,00.- TL manevi tazminatın dava tarihinden itibaren işletilecek yasal faizi ile birlikte ödenmesine karar verilmesi istemiyle açılmıştır.
Davacının usule ilişkin iddiaları yerinde görülmemiştir.
Üstün kamu gücü yetkisi niteliğindeki yargı yetkisini kullanan hâkim ve savcıların, tarafsız ve bağımsız olarak görev yapmaları, T.C. Anayasası’na, kanuna ve hukuka uygun olarak vicdani kanaatlerine göre hüküm vermeleri ve anayasal düzene sadakat göstermeleri, hukuk devletinde demokratik toplum düzeninin korunması açısından büyük önem arz etmektedir.
Nitekim, T.C. Anayasası’nda, yargı yetkisinin Türk Milleti adına bağımsız ve tarafsız mahkemelerce kullanılacağı (9.madde); herkesin meşru vasıta ve yollardan faydalanmak suretiyle yargı mercileri önünde davacı veya davalı olarak iddia ve savunma ile adil yargılanma hakkına sahip olduğu (36.madde); hâkimlerin görevlerinde bağımsız oldukları ve Anayasa’ya, kanuna ve hukuka uygun olarak vicdanî kanaatlerine göre hüküm verecekleri (138.madde); meslekten çıkarılmayı gerektiren bir suçtan dolayı hüküm giymiş olmaları veya meslekte kalmalarının uygun olmadığına karar verilmesi hakkında kanundaki istisnalar saklı olmak üzere azlolunamayacakları (139.madde) kurala bağlanmıştır.
Birleşmiş Milletler İnsan Hakları Komisyonu’nun 23 Nisan 2003 tarihli oturumunda kabul edilen Bangalor Yargı Etiği İlkelerinde de, bağımsızlık, tarafsızlık, doğruluk, dürüstlük, eşitlik, ehliyet ve liyakat korunan değerler olarak sayılmış olup, hâkimlerin herhangi bir yerden herhangi bir sebeple doğrudan ya da dolaylı olarak gelebilecek her türlü dış etki, rüşvet, baskı, tehdit ve müdahaleden uzak şekilde, olaylara ilişkin kendi değerlendirmelerine dayanarak ve hukuka dair kendi vicdani anlayışları ile uygun biçimde yargı işlevini bağımsız olarak yerine getirmeleri gerektiği; yargı görevlerini tarafsız, önyargısız ve iltimassız olarak yerine getirmek zorunda oldukları; mahkeme içerisinde ve dışında, halkın, hukukçuların ve dava taraflarının yargı ve hâkim tarafsızlığına duyduğu güveni koruyacak ve artıracak davranışlar içerisinde olmaları gerektiği; davranışlarının makul bir kişinin gözünde tasvip edilir nitelikte olmasını sağlamaları ve hâl ve davranış tarzlarının, insanların yargının doğruluğuna ilişkin inancını kuvvetlendirici nitelikte olması gerektiği; yalnızca adaleti sağlamakla kalmamaları, bu görüntüyü yansıtılmak zorunda da oldukları; sıradan bir vatandaşın ağır olarak nitelendirebileceği kişisel sınırlamaları kabul etmek durumunda oldukları ve bunu özgürce ve kendi iradeleriyle yapmaları gerektiği; ailelerinin, sosyal ilişkilerinin veya diğer ilişkilerinin, hâkim olarak meslekî davranışlarını veya kararlarını uygunsuz bir şekilde etkilemesine izin vermemeleri gerektiği; yargı görevinin yerine getirilmesinde herhangi bir kimsenin kendilerini uygunsuz bir şekilde etkileyebileceği izlenimine yol açmamaları ve başkalarının böyle bir izlenime yol açmasına müsaade etmemeleri gerektiği; özetle, hâkimlerin yargı vazifesinin onuruyla uyumlu bir tarzda davranmak zorunda oldukları belirtilmiştir.
Yukarıda belirtilen meslek ve davranış kurallarının benimsenmesi ve sürdürülebilmesi bakımından yargı mensuplarının denetimi ve gerektiğinde bu konuda meşru tedbir ve yaptırımların uygulanması zorunludur.
2575 sayılı Danıştay Kanunu’nun 67.maddesinde; Danıştay Başkanı, Başsavcısı, Başkan vekilleri, Daire Başkanları ve Üyelerin, yüksek hakimlik vakar ve şerefi ile bağdaşmayan veya hizmetin aksamasına yol açan hal ve hareketleri görülür veya öğrenilirse haklarında bu Kanun hükümleri uyarınca disiplin kovuşturması yapılacağı hükmü öngörülmüştür.
6479 sayılı Olağanüstü Hal Kapsamında Alınan Tedbirlere İlişkin Kanun Hükmünde Kararnamenin Değiştirilerek Kabul Edilmesine Dair Kanun’un “Yargı Mensupları ile Bu Meslekten Sayılanlara İlişkin Tedbirler” başlıklı 3.maddesinde: “Terör örgütlerine veya Milli Güvenlik Kurulunca Devletin milli güvenliğine karşı faaliyette bulunduğuna karar verilen yapı, oluşum veya gruplara üyeliği, mensubiyeti veya iltisakı yahut bunlarla irtibatı olduğu değerlendirilen Anayasa Mahkemesi Üyeleri hakkında Anayasa Mahkemesi Genel Kurulunun salt çoğunluğunca; Yargıtay Daire Başkanı ve Üyeleri hakkında Yargıtay Birinci Başkanlık Kurulunca; Danıştay Daire Başkanı ve Üyeleri hakkında Danıştay Başkanlık Kurulunca; Hakim ve Savcılar hakkında Hakimler ve Savcılar Yüksek Kurulu Genel Kurulunca; Askeri Yüksek İdare Mahkemesi Daire Başkanı ve Üyeler Hakkında Başkanlar Kurulunca; Askeri Hakimler hakkında Milli Savunma Bakanının başkanlığında, Milli Savunma Bakanı tarafından birinci sınıf askeri hakimler arasından seçilecek iki askeri hakimden oluşan komisyonca ve Sayıştay meslek mensupları hakkında Sayıştay Başkanının başkanlığında ,başkan yardımcıları ile Sayıştay Başkanı tarafından belirlenecek bir daire başkanı ve bir üyeden oluşan komisyonca meslekte kalmalarının uygun olmadığına ve meslekten çıkarılmalarına karar verilir. Bu kararlar Resmi Gazete’de yayımlanır ve yayımı tarihinde ilgililere tebliğ edilmiş sayılır. Meslekten çıkarma kararlarına karşı ilgili kanunlarda yer alan hükümler uyarınca itiraz edilmesi veya yeniden inceleme talebinde bulunulması üzerine verilen kararlar da Resmi Gazete’de yayımlanır ve yayımı tarihinde ilgililere tebliğ edilmiş sayılır.” düzenlemesi yer almaktadır.
Dosyanın incelenmesinden: Davacı hakkında 2016 yılı Ekim ayında, adına kayıtlı telefon hattı üzerinden FETÖ/PDY ‘ye müzahir şahıslar tarafından kullanılan internet tabanlı kriptolu haberleşme uygulaması olan Bylock kullandığı yönünde bilgi ve belgelerin Danıştay Başkanlığına bildirilmesi üzerine, Danıştay Başkanlık Kurulu Kararıyla bildirilen hususun araştırılması amacıyla hakkında inceleme başlatılmış; 16.01.2017 tarihli araştırma raporu düzenlenmiş; ardından raporda yer verilen tespitleri netleştirmek üzere ek rapor istenilmesi nedeniyle 26.10.2017 tarihli ek rapor düzenlenmiş olduğu; raporlarda yer verilen tespitlerden Davacının terör örgütlerine veya Milli Güvenlik Kurulunca Devletin milli güvenliğine karşı faaliyette bulunduğuna karar verilen yapı, oluşum veya gruplardan olan FETÖ/PDY ile irtibatı olduğu değerlendirilerek Danıştay Başkanlık Kurulu’nun 03.11.2017 tarih ve 2017/52 sayılı kararıyla meslekte kalmasının uygun olmadığına ve meslekten çıkarılmasına karar verildiği, Danıştay Başkanlar Kurulu’nun 17.11.2017 tarih ve 2017/4 sayılı kararıyla da; Davacının itiraz dilekçesinde yer verilen … numaralı hattın internet paylaşım özelliği aktif hale getirilmek suretiyle … numaralı hattın takılı olduğu cihazın internet erişimi sağladığı ve bu yöntemle Bylock programına erişim sağlandığı, fiilen … numaralı hattın kullanıldığı cihaza Bylock programı yüklenmediği iddiasının araştırılması hususunda Danıştay Başkanlığına verilen yetki çerçevesinde Ankara Cumhuriyet Başsavcılığı, Milli istihbarat Teşkilatı ve Emniyet Genel Müdürlüğüne gönderilen müzekkereler üzerine edinilen bilgi ve belgelerin değerlendirilmesi suretiyle Danıştay Başkanlık Kurulu’nun 02.02.2018 tarih ve 2018/1 sayılı kararıyla Davacı itirazının reddedildiği anlaşılmaktadır.
6749 sayılı Kanunun 3.maddesinin 1.fıkrasında öngörülen yaptırımların uygulanabilmesi için terör örgütleriyle iltisak ve irtibatın yeterli olduğu düzenlemesi yer almıştır. Dava konusu işleme dayanak alınan teknik raporlarda: Davacı üzerine kayıtlı iki hat üzerinden Bylock erişimi yapıldığı, bu erişimlerin Davacının eşi ve oğlu tarafından kullanıldığı anlaşılan telefon IMEI numaraları ile eşleşme sağladığının sabit olduğu, kendi üzerine kayıtlı hattan Bylock programı kullanıldığı, Bylock yüklü telefonun fiilen eşi tarafından kullanıldığı, oğlunun FETÖ/PDY örgütünün mensubu olduğu, örgüt içinde aktif görev üstlendiği dikkate alınarak, yüksek yargı mensubu kamu görevlisinden beklenen Devlete sadakat yükümlülüğü ve güven ilişkisini zedeleyecek düzeyde anılan örgütle irtibatı değerlerlendirilerek işlem tesis edildiği anlaşılmakta olup, işleme dayanak alınan tespitlerin Davacının yerine getirdiği görevin hassasiyeti, nitelik ve özelliği dikkate alındığında iptalini gerektiren hukuka aykırılık içermediği sonucuna varılmıştır.
Diğer taraftan, dava konusu işlemlerde hukuka aykırılık görülmediğinden, davacının bu nedenle meydana geldiğini ileri sürdüğü kayıplarının tazminine de olanak bulunmamaktadır.
Açıklanan nedenlerle, davanın reddi gerektiği, düşünülmüştür.

TÜRK MİLLETİ ADINA
Karar veren Danıştay İdari Dava Daireleri Kurulunca, 30/05/2022 tarih ve E:2022/1627 sayılı ara kararı ile, Danıştay Beşinci Dairesi Başkanı … ile Üyeler …, … ve …’un uyuşmazlığa konu kararlarda imzaları bulunduğundan bahisle 6100 sayılı Kanun’un 34. maddesinin birinci fıkrasının (a) bendine dayalı olarak yaptıkları Dairelerinin 2018/3195 esasına kayıtlı davadan çekinme istemleri yerinde görülerek, 2577 sayılı İdari Yargılama Usulü Kanunu’nun 56. maddesinin ikinci fıkrası uyarınca adı geçen Başkan ve Üyelerin çekinme istemlerinin kabulüne karar verilmesi üzerine aynı fıkra uyarınca uyuşmazlık incelendi.
Duruşma için taraflara önceden bildirilen 07/12/2022 tarihinde, davacı vekili Av. …’un geldiği, davalı Başkanlığı temsilen gelen olmadığı ve Danıştay Savcısının hazır olduğu görülmekle, açık duruşmaya başlandı. Gelen tarafa usulüne uygun olarak söz verilerek dinlendikten ve Danıştay Savcısının düşüncesi alındıktan sonra gelen tarafa son kez söz verilip, duruşma tamamlandı. Tetkik Hâkiminin açıklamaları dinlendikten ve dosyadaki belgeler incelendikten sonra gereği görüşüldü:

İNCELEME VE GEREKÇE:
MADDİ OLAY :
Danıştay Üyesi olarak görev yapmakta iken, davacının üzerine kayıtlı telefon hattı üzerinden ByLock isimli programı kullandığı yönünde bilgi ve belgelerin davalı Başkanlığa bildirilmesi üzerine, Danıştay Başkanlık Kurulunun 04/11/2016 tarih ve 2016/55 sayılı kararıyla, 6749 sayılı Kanun’un 3/1. maddesi uyarınca davacının terör örgütlerine veya Milli Güvenlik Kurulunca Devletin milli güvenliğine karşı faaliyette bulunduğuna karar verilen yapı, oluşum veya gruplara üyeliği, mensubiyeti veya iltisakı yahut bunlarla irtibatı olup olmadığının araştırılmasını teminen muhakkik olarak bir Danıştay Üyesi tayin edilmiş ve bu araştırma sonuçlandırılıp bir karar verilinceye kadar davacının 2575 sayılı Danıştay Kanunu’nun 52/A maddesi uyarınca görev yaptığı Dairedeki görevinin sonlandırılmasına karar verilmiştir.
Başkanlık Kurulu tarafından yetkilendirilen muhakkik tarafından 16/01/2017 tarihli araştırma raporunun düzenlenmesi sonrasında, … tarih ve … sayılı Başkanlık yazısı ile muhakkikten ek rapor hazırlanmasının istenilmesi üzerine 26/10/2017 tarihli ek rapor düzenlenmiş ve anılan rapor ile kurumlarla yapılan yazışmalar sonucu elde edilen bilgi ve belgelerin Danıştay Başkanlık Kuruluna sunulması üzerine Kurulun 03/11/2017 tarih ve 2017/52 sayılı kararıyla, davacının terör örgütlerine veya Milli Güvenlik Kurulunca Devletin milli güvenliğine karşı faaliyette bulunduğuna karar verilen yapı, oluşum veya gruplardan olan FETÖ/PDY ile irtibatı olduğu değerlendirildiğinden meslekte kalmasının uygun olmadığına ve meslekten çıkarılmasına oybirliğiyle karar verilmiş ve anılan karar 08/11/2017 tarih ve 30234 sayılı Resmi Gazete’de yayımlanmıştır.
Davacı tarafından anılan karara itiraz edilmesi üzerine, Danıştay Başkanlar Kurulunun 17/11/2017 tarih ve 2017/4 sayılı kararıyla; davacının iddiaları dikkate alınarak … numaralı hattın internet paylaşım özelliği aktif hale getirilmek suretiyle mi, yoksa bizatihi bu cihaza ByLock programı yüklenmek suretiyle mi erişim sağlandığı hususlarını teminen ek araştırma yapılması hususunda Danıştay Başkanlığına yetki verilmesine oybirliğiyle karar verilmiş, anılan karar uyarınca Ankara Cumhuriyet Başsavcılığı, Milli İstihbarat Teşkilatı ve Emniyet Genel Müdürlüğünün ilgili birimlerine müzekkereler yazılmış, teknik konulara ilişkin iletilen bilgi ve belgeleri sunmak üzere bir tetkik hakimi görevlendirilmiş ve konu Danıştay Başkanlar Kurulunun, Danıştay Başkanının başkanlığında Başsavcı, Başkanvekilleri, Daire Başkanları, mazeretleri olan Onuncu ve Onbirinci Daire Başkanları yerine anılan Dairelerin en kıdemli üyeleri; Beşinci ve Onikinci Daire Başkanları yerine katılması gereken ancak mazeretleri bulunan en kıdemli üyelerin yerine de anılan Dairelerin en kıdemli ikinci üyelerinin katılımıyla yapılan 02/02/2018 tarihli toplantısında görüşülerek karara bağlanmıştır.
Söz konusu toplantıda alınan 2018/1 sayılı karar ile, Onüçüncü Daire Başkanı ve Birinci Daire Başkanının itirazın kabulü yolundaki ayrışık oylarına karşılık itirazın reddine oyçokluğu ile karar verildiği, kararda karşı oyda kalan Daire Başkanlarının isimlerinin altında imzalarının yer almadığı, imzadan imtina edildiğine ilişkin bir tutanak bulunmamasına rağmen bu kısma “İmzadan İmtina Etmiştir” şerhi düşüldüğü, UYAP kayıtlarından ise, bahsi geçen karşı oyların gerekçelerine ilişkin yazıların imzalı şekilde makul bir sürede davalı Başkanlığa sunulduğu görülmüştür.
Danıştay Başkanlar Kurulu kararının çoğunluk görüşünü içeren metninin, karşı oy olmaksızın 08/02/2018 tarih ve 30326 sayılı Resmi Gazete’de yayımlanarak davacıya tebliğ edilmiş sayılması üzerine bakılmakta olan dava açılmıştır.

İLGİLİ MEVZUAT :
6749 sayılı Olağanüstü Hal Kapsamında Alınan Tedbirlere İlişkin Kanun Hükmünde Kararnamenin Değiştirilerek Kabul Edilmesine Dair Kanun’un dava konusu işlem tarihinde yürürlükte bulunan haliyle 3. maddesinin 1. fıkrasında, terör örgütlerine veya Milli Güvenlik Kurulunca Devletin milli güvenliğine karşı faaliyette bulunduğuna karar verilen yapı, oluşum veya gruplara üyeliği, mensubiyeti veya iltisakı yahut bunlarla irtibatı olduğu değerlendirilen Danıştay daire başkanı ve üyeleri hakkında Danıştay Başkanlık Kurulunca meslekte kalmalarının uygun olmadığına ve meslekten çıkarılmalarına karar verileceği, bu kararların, Resmi Gazete’de yayımlanacağı ve yayımı tarihinde ilgililere tebliğ edilmiş sayılacağı, meslekten çıkarma kararlarına karşı ilgili kanunlarda yer alan hükümler uyarınca itiraz edilmesi veya yeniden inceleme talebinde bulunulması üzerine verilen kararların da Resmi Gazete’de yayımlanacağı ve yayımı tarihinde ilgililere tebliğ edilmiş sayılacağı düzenlemesine yer verilmiştir.
23/01/2017 tarih ve 29957 sayılı Resmi Gazete’de yayımlanarak yürürlüğe giren Olağanüstü Hal İşlemleri İnceleme Komisyonu Kurulması Hakkında 685 sayılı Kanun Hükmünde Kararname’nin 11. maddesinin 2. fıkrasında; “22/07/2016 tarihli ve 667 sayılı Olağanüstü Hal Kapsamında Alınan Tedbirlere İlişkin Kanun Hükmünde Kararnamenin 3 üncü maddesinin birinci fıkrası ile 18/10/2016 tarihli ve 6749 sayılı Olağanüstü Hal Kapsamında Alınan Tedbirlere İlişkin Kanun Hükmünde Kararnamenin Değiştirilerek Kabul Edilmesine Dair Kanunun 3 üncü maddesinin birinci fıkrası kapsamında meslekte kalmalarının uygun olmadığına ve meslekten çıkarılmalarına karar verilenler, kararın kesinleşmesinden itibaren altmış gün içinde ilk derece mahkemesi olarak Danıştaya dava açabilir.” hükmüne yer verilmiş; 08/03/2018 tarih ve 30354 (Mükerrer) sayılı Resmi Gazete’de yayımlanarak yürürlüğe giren 7075 sayılı Kanun’la anılan Kanun Hükmünde Kararname değiştirilerek kabul edilmiş ve söz konusu hüküm aynen korunmuştur.
2575 sayılı Danıştay Kanunu’nun 19. maddesinde, Başkanlar Kurulunun, Danıştay Başkanının başkanlığında Başsavcı, başkanvekilleri ve daire başkanlarından oluşacağı, Daire başkanının mazereti halinde, Kurula, dairenin en kıdemli üyesinin katılacağı, kararların oy çokluğu ile verileceği, oylarda eşitlik halinde Başkanın bulunduğu tarafın çoğunluğu sağlamış sayılacağı; 52. maddesinde, Danıştay Başkanının Kurulda görüşülmesini uygun gördüğü işleri görüşme ve karara bağlamanın Başkanlar Kurulunun görevleri arasında olduğu, Başkanlar Kurulunun kararlarının kesin olduğu ve bu kararlar aleyhine başka bir yargı merciine başvurulamayacağı; 52/A maddesinde, Başkanlık Kurulunun kararlarına karşı ilgililerce Başkanlar Kuruluna yedi gün içinde itiraz edilebileceği, Başkanlar Kurulunun, Başkanlık Kurulu kararlarını aynen onaylayabileceği gibi değiştirerek de onaylayabileceği; 63. maddesinde, Danıştay meslek mensuplarının ve tetkik hakimleri ile savcıların bu Kanun maddelerinde yazılı görevlerinin uygulanmasına, idari daire ve kurulların çalışma usullerinin düzenlenmesine ve 7. maddede yazılı müdürlükler, bürolar ve kalemlerin görevlerinin ifasına ve işlerin belirli sürelerde sonuçlandırılmasına ilişkin hükümlerin Danıştay İçtüzüğü’nde gösterileceği kurala bağlanmıştır.
31/01/2002 tarih ve 24657 sayılı Resmi Gazete’de yayımlanarak yürürlüğe giren Danıştay İçtüzüğü’nün “Amaç ve kapsam” başlıklı 1. maddesinde; “Bu İçtüzük, Danıştay meslek mensupları ile savcılar ve tetkik hakimlerinin görevlerinin yerine getirilmesine, idari daire ve kurulların çalışma usullerine, idari hizmetlerle ilgili müdürlükler, bürolar ve kalemlerin görevlerinin yürütülmesine ve işlerin belirli sürelerde sonuçlandırılmasına ilişkin hususları düzenler.” hükmüne, “Başkanlar Kurulu” başlıklı 33. maddesinde; “(1) Başkanlar Kurulu Başkan, Başsavcı, başkanvekilleri ve daire başkanlarından oluşur. Daire başkanının mazereti halinde, Kurula dairenin en kıdemli üyesi katılır. (2) Kurulun gündemi Başkan tarafından belirlenir ve toplantı gününden en az bir gün önce Kurul üyelerine dağıtılır. Gündemin dağıtılması toplantıya çağrı sayılır. (3) Kurulda kararlar oyçokluğuyla verilir. Oylarda eşitlik halinde Başkanın bulunduğu taraf çoğunluğu sağlamış sayılır. (4) Görüşülecek işler, Başkan tarafından görevlendirilecek genel sekreter yardımcıları ve tetkik hakimleri tarafından Kurula sunulur…” hükmüne yer verilmiştir.
HUKUKİ DEĞERLENDİRME:
Danıştay Kanunu’nun 52. maddesinde, Başkanlar Kurulu kararlarının kesin olduğu ve bu kararlar aleyhine başka bir yargı merciine başvurulamayacağı belirtilmiş ise de, dava konusu Danıştay Başkanlar Kurulu kararı, davacının meslekte kalmasının uygun olmadığına ve meslekten çıkarılmasına ilişkin Danıştay Başkanlık Kurulu kararına karşı yapılan itirazın reddine yönelik ve söz konusu kararı kesinleştiren bir idari işlem niteliğini haiz olup, 7075 sayılı Kanun’la kabul edilen 685 sayılı Kanun Hükmünde Kararname’nin 11. maddesinin 2. fıkrasında, meslekten çıkarılma işlemlerine karşı kararın kesinleşmesinden itibaren altmış gün içinde ilk derece mahkemesi olarak Danıştayda dava açılabileceği kuralı düzenlendiğinden, dava konusu bu işlemin yargısal denetiminin yapılarak tüm unsurları yönünden hukuka uygunluğunun değerlendirilmesi gerekmektedir.
2577 sayılı İdari Yargılama Usulü Kanunu’nun 2. maddesinde, hukuka aykırılığı iddia edilerek menfaatleri ihlal edilenler tarafından idari işlemlere karşı açılan iptal davalarında, işlemin şekil unsuru yönünden de yargısal denetime tabi olduğu kabul edilmiştir.
Bu bakımdan, idari işlemin tesisinde, önceden mevzuatla belirlenmiş bulunan usul ve şekil kuralına uyulmaması hukuka aykırılık halini oluşturur. Ancak, işlemin şekil unsuru üzerindeki yargısal denetimi sırasında, şekil ve usule aykırılık halinin işlem üzerindeki hukuki etkisinin ve önceden uyulması öngörülen şekil koşullarının konuluş amacının da göz önünde bulundurulması gerekir.
Bilindiği gibi, bazı idari işlemlerin tesisinde uyulması gereken idari usul ve şeklin önceden tespitinin amacı, kişilere hukuki teminat sağlamaktır.
Usul ve şekille ilgili kurallara uyulmaması hukuka aykırılık halini oluşturmakla beraber, bu aykırılığın her zaman, idari işlemin iptalini gerektirmeyeceği yargı kararları ile kabul edilmektedir. Bu durumda, işlemin şekil unsuru yönünden yargı denetiminde, şekil unsurundaki aykırılık halinin işlem üzerindeki hukuki etkisine bakılmalıdır.
6749 sayılı Kanun’un 3. maddesinin 1. fıkrası ile, terör örgütlerine veya Milli Güvenlik Kurulunca Devletin milli güvenliğine karşı faaliyette bulunduğuna karar verilen yapı, oluşum veya gruplara üyeliği, mensubiyeti veya iltisakı yahut bunlarla irtibatı olduğu değerlendirilen Danıştay daire başkanı ve üyelerinin meslekte kalmalarının uygun olmadığına ve meslekten çıkarılmalarına karar verme görev ve yetkisinin Danıştay Başkanlık Kuruluna verilmiş olup, bu kararlara karşı yapılacak itirazı incelemekle görev ve yetkili olan Danıştay Başkanlar Kurulunca meslekten çıkarma kararına yönelik itiraz hakkında karar verilirken davalı Başkanlığın kendi mevzuatında belirlenen usul ve esaslara uyularak bir karar verilmesi gerekmektedir.
Danıştay Başkanlar Kurulunun toplantılarında uyulması zorunlu usuller Danıştay İçtüzüğü’nün 33. maddesi ile hükme bağlanmış olup; anılan madde uyarınca Kurulda görüşülecek konulara ilişkin gündemi belirlemede takdir yetkisi bulunan Danıştay Başkanı tarafından belirlenen toplantı gündeminin, toplantı gününden en az bir gün önce üyelere iletilmesi gerekmekle birlikte, İçtüzük’te bu kuralın herhangi bir istisnasına yer verilmemiştir. Gündemin dağıtılması ile Başkanlar Kurulu üyelerinin ikinci görev olarak yürüttükleri Kurul toplantılarına hazırlıklı gelmeleri amaçlanmıştır.
Uyuşmazlıkta, meslekte kalmasının uygun olmadığına ve meslekten çıkarılmasına ilişkin Danıştay Başkanlık Kurulu kararına karşı davacı tarafından yapılan itirazın, Danıştay Başkanlar Kurulunda gündem dışı olarak ilk kez 17/11/2017 tarihli toplantıda görüşüldüğü, bu toplantıda ek araştırma yapılması hususunda Danıştay Başkanlığına yetki verilmesi üzerine yapılan araştırmaya istinaden konuya ilişkin bilgi ve belgelerin Başkanlığa iletilmesinin ardından yine gündem dışı olarak 02/02/2018 tarihli toplantıda görüşülerek dava konusu kararın alındığı anlaşılmaktadır.
Her ne kadar, davalı Başkanlık tarafından, konunun Danıştay Başkanının iradesiyle gündem dışı olarak Kurula sunulduğu, zımni bir irade birliğiyle Kurulda görüşüldüğü ve karar verildiği ileri sürülmüş ise de; Başkanlar Kurulunun çalışma usullerinin belirlendiği Danıştay İçtüzüğü’nde, Başkanlar Kurulunun gündem dışı görüşme yapıp karar alabilmesi yönünde bir hüküm bulunmaması karşısında, anılan İçtüzük’e aykırı olarak, toplantının yapıldığı gün gündem dışı görüşülüp karara bağlanan dava konusu işlemin şekil yönünden sakat olduğu ve işlemdeki bu şekil eksikliğinin esası etkileyebilecek nitelikte bir sakatlık olduğu değerlendirilmiştir.
Diğer taraftan, birden çok iradenin katılımı ile oluşan kararların, tarafların iddia ve savunmaları ile ileri sürülen delillerinin, kurulu oluşturanlarca ortaya konulan görüş ve karşı görüşlerin tartışılması sonucunda oluştuğu göz önüne alındığında, kurul kararlarının değerlendirilmesinde, çoğunluk oyları kadar, karşı görüşte olanların da oylarının bilinmesi önemli olup, kararın bütünlüğü bakımından, kurul kararlarında varsa karşı oy görüşlerinin de bulunması gereklidir. Başka bir anlatımla, birden fazla kişisel iradenin bulunduğu ve konunun müzakere edilmesini gerektiren kolektif işlemler, çoğunluk ve karşı görüşte olanların oylarıyla birlikte bir bütündür.
Bakılan uyuşmazlıkta, kararın, çoğunluk görüşüne katılmayan Daire Başkanlarının UYAP kayıtlarından gerekçesi bulunduğu anlaşılan karşı oy görüşleri Başkanlığa intikal etmeden, dolayısıyla henüz oluşmadan Resmi Gazete’de yayımlanarak davacıya tebliğ edilmesinin esası etkileyebilecek nitelikte bir şekil eksikliği olduğu sonucuna varılmıştır.
Bu durumda, yukarıda belirtilen şekil eksikliklerinin, esası etkileyebilecek nitelikte olması nedeniyle dava konusu işlemde hukuka uyarlık görülmemiştir.
Nitekim, benzer nitelikte, Kurulumuzun 15/02/2002 tarih ve E:2001/565, K:2002/161 sayılı kararında, karşı oy yazılarının işlemde yer almaması nedeniyle; 25/06/2020 tarih ve E:2019/2026, K:2020/1185 sayılı kararında da, mevzuatında öngörülmesine rağmen gündemin toplantı gününden önce bildirilmemesi suretiyle tesis edilmesi nedeniyle dava konusu işlemlerin şekil yönünden hukuka aykırı olduğu gerekçesiyle iptallerine yönelik verilen Daire kararları onanmıştır.
Öte yandan, Kurulumuzun bu kararı ile dava konusu işlemin şekil yönünden hukuka aykırı olduğunun saptanmış olmasının, davacının görevine başlatılması sonucunu doğurmayacağı açık olup, iptal edilen işlemin tesis edildiği tarih itibarıyla hukuk düzeninden kalkacak olması nedeniyle tespit edilen usuli eksiklikler giderilerek davacının itirazı hakkında Danıştay Başkanlar Kurulunca yeniden bir karar verilmesi gerekmektedir.
Diğer taraftan, dava konusu işlemin şekil yönünden hukuka aykırı bulunarak iptali nedeniyle meslekten çıkarma kararının esası yönünden bir hukuka uygunluk değerlendirmesi yapılmadığından ve bu iptal kararı davacının doğrudan görevine başlatılması sonucunu doğurmayacağından, bu aşamada, davacının özlük haklarının iadesi, parasal haklarının ve uğradığını ileri sürdüğü 1.000,00 TL manevi zararın yasal faiziyle birlikte tazmini istemi hakkında karar verilmesine yer olmadığı sonucuna varılmıştır.

KARAR SONUCU:
Açıklanan nedenlerle;
1. Danıştay Başkanlık Kurulunun 03/11/2017 tarih ve 2017/52 sayılı kararına karşı yapılan itirazın reddine yönelik Danıştay Başkanlar Kurulunun 02/02/2018 tarih ve 2018/1 sayılı kararının İPTALİNE,
2. Davacının yoksun kalınan özlük haklarının iadesi, parasal haklarının ve uğranıldığı ileri sürülen … TL manevi zararın yasal faizi ile birlikte tazminine karar verilmesi istemi yönünden KARAR VERİLMESİNE YER OLMADIĞINA,
3. Aşağıda dökümü yapılan … TL yargılama gideri ile karar tarihinde yürürlükte bulunan Avukatlık Asgari Ücret Tarifesi uyarınca duruşmalı işler için belirlenen … TL avukatlık ücretinin davalı idareden alınarak davacıya verilmesine,
4. Posta avansından artan tutarın istemi halinde davacıya iadesine,
5. Kesin olarak, 07/12/2022 tarihinde oyçokluğu ile karar verildi.

KARŞI OY

X- Uyuşmazlıkta, dava konusu Başkanlar Kurulu kararının karşı oy yazıları olmaksızın Resmi Gazete’de yayımlanarak davacıya tebliğ edildiği görülmekte ise de, anılan kararda, iki Daire Başkanının karşı oyda kaldığının açıkça belirtildiği; kaldı ki, bu hususun, öncesinde Başkanlar Kurulunun oyçokluğuyla tesis ettiği işlemin ortaya koyduğu iradeyi değiştirmediği ve işin esasını etkileyecek nitelik taşımadığı açıktır.
Ayrıca, dava konusu işlemin bir Danıştay meslek mensubunun meslekten ihracına ilişkin olması nedeniyle konusunun meslek mensupları tarafından biliniyor olması ve konunun daha önce Başkanlar Kurulunda görüşülerek bazı hususların araştırılmasına karar verilmesi üzerine yapılan araştırmanın tamamlanmasının ardından tekrar yapılan toplantıda görüşülmüş olması hususları göz önünde bulundurulduğunda, ikinci defa yapılan Başkanlar Kurulu toplantısında konunun gündem dışı görüşülerek karara bağlanmasının esas kararın sonucuna etkili olmayacağı da kuşkusuzdur.
Bu itibarla, belirtilen şekil eksikliklerinin idari işlemin iptalini gerektirecek ağırlıkta bir sakatlık oluşturmadığı açık olup, işlemin sebep, konu ve maksat unsurları yönünden incelenmesi suretiyle bir karar verilmesi gerektiği oyuyla, şekil yönünden verilen iptal kararına katılmıyoruz.