Danıştay 13. Daire Başkanlığı 2022/2842 E. , 2022/4635 K.
T.C.
D A N I Ş T A Y
ONÜÇÜNCÜ DAİRE
Esas No:2022/2842
Karar No:2022/4635
TEMYİZ EDENLER : 1. (DAVALI) … Büyükşehir Belediye Başkanlığı
VEKİLLERİ : Av. … , Av….
2. (DAVACI) … Kooperatifi
VEKİLİ : Av. …
İSTEMİN KONUSU : … İdare Mahkemesi’nin … tarih ve E:…, K:… sayılı kararının davalı idare tarafından esas davacı tarafından vekâlet ücreti yönünden temyizen incelenerek bozulması istenilmektedir.
YARGILAMA SÜRECİ :
Dava konusu istem: Antalya Büyükşehir Belediye Başkanlığı’nca, 2886 sayılı Devlet İhale Kanunu’nun 35/a maddesi uyarınca kapalı teklif usulü ile 26/04/2022 tarihinde yapılacak olan “Antalya İli, Manavgat İlçesi, sınırları içerisinde yer alan her bir 6 m2 yüzölçümlü toplam 258 m2 yüzölçümlü 43 adet su üstü sporları parkur noktalarının bir bütün halinde kiraya verilmesine” ilişkin ihalenin iptali istenilmiştir.
İlk Derece Mahkemesi kararının özeti: … İdare Mahkemesi’nce verilen kararda; ihale ilanında yer alan şartnamenin isteklilerden aranılan belgeler kısmının 6.10. maddesinde; Deniz Turizmi Yönetmeliği ve Deniz Turizmi Yönetmeliği Uygulama Tebliği uyarınca; her bir parkur noktası için 1 (bir) adet ticari sürat teknesi ve en az bir adet cankurtaran aracının maliki olduğunu gösterir belge veya kiralık deniz araçları için araç sahibi ile kişi/şirket arasında bir yıldan az olmamak kaydı ile yapılan kira sözleşmesi ve sözleşmeye konu teknenin ruhsatı, Deniz Turizmi Yönetmeliği ve Deniz Turizmi Yönetmeliği Uygulama Tebliği uyarınca; her bir parkur noktası için 1 (bir) kaptan, 1 (bir) cankurtaran ya da 2 (iki) kaptana ait ilgili kurumlardan alınmış ehliyetin/sertifikanın aslı veya noter onaylı sureti ve bu kişilerin her biri tarafından ayrı ayrı verilmiş, söz konusu işte çalışacağına dair noter onaylı taahhütname (…) şartına yer verildiği, Mahkemelerinin 20/04/2022 tarihli ara kararı ile davalı idareden şartnamedeki ilgili şartın eklenme gerekçesi ve bu şarta Antalya genelinde başkaca yapılan su üstü parkur kiralama ihalelerinde de yer verilip verilmediği hususu soruşmuş olup, davalı idarece verilen cevapta; söz konusu şartın; Deniz Turizmi Yönetmeliği ve Deniz Turizmi Yönetmeliği Uygulama Tebliğinde yer alması ve işin niteliği gereğince gerekli olması nedeniyle yer verildiği, 2022 yılında yapılacak benzer nitelikteki ihalelerde bu şartın ekleneceği, 2021 yılında benzer nitelikte yapılan ihalelerin pazarlık usulü ile yapıldığı, dolayısıyla farklılık arz ettiği belirtilmiş ve gönderilen örnek şartnamede yukarıda aktarılan şartın aranmadığı, ayrıca ihale konusu işe ilgisiz ve iştigal konusu bu olmayan kişilerin ihaleye katılmasının da engellenmesinin amaçlandığının belirtildiği, söz konusu şartta yer alan belgelerin yapılacak ihalenin ardından sözleşmenin imzalanması aşamasında ihaleyi üstlenen yükleniciden istenmesi gereken nitelikte belgeler olduğu, bu belgelerin henüz ihale yapılmadan ihaleye katılmak isteyen isteklilerden istenilmesinin, ihale öncesinde bahsi geçen araçlar vb. bulunmayan ancak ihaleye katılmak isteyen isteklilerin, ihaleye konu işi üstlenip üstlenmeyeceği belli olmadan belirtilen araçları alma veya kiralama zorunluluğunu doğuracağı, bu durumun ihaleyi üstlenip üstlenmeyeceği henüz kesin olmayan istekliler üzerindeki maddi külfeti de dikkate alındığında ihaleye katılım açısından caydırıcı etki yaratacağı, nitekim davalı idarece daha önce benzer nitelikte yapılan ihalelerde bu şartlara yer verilmediğinin anlaşıldığı, bu durumun yukarıda anılan rekabet ilkesini engelleyecek nitelikte olduğu, dolayısıyla açıklanan tüm bu hususlardan yola çıkılarak Devlet ihalelerinin yürütülmesinde hakim olan ihtiyaçların en iyi şekilde, uygun şartlarla ve zamanında karşılanması amacı çerçevesinde söz konusu ihalenin ilgili mevzuatta hüküm altına alınan rekabetin sağlanması esaslarına aykırı olduğu anlaşıldığından, dava konusu ihale işlemlerinde hukuka uyarlık bulunmadığı sonucuna varılmıştır.
Belirtilen gerekçelerle hukuka aykırı bulunan dava konusu işlemin iptaline karar verilmiştir.
TEMYİZ EDENİN İDDİALARI : Davalı idare tarafından, işin doğası ve niteliği gereği olmazsa olmaz nitelikte bulunan şartların ihaleye katılım aşamasında istenilmesinin rekabeti engellemeyeceği, Deniz Turizmi Yönetmeliği ve Tebliğinde aranan belgelerin yeterlilik kriteri olarak istenildiği, davacı ile idareleri arasında herhangi bir hukuki ilişki bulunmadığından dolayı davacının korunmaya değer bir menfaatinin bulunmadığı, belediyelerince yapılan her işleme karşı davacının dava açtığı, bu nedenle davacının kötüniyetli olduğuğu ileri sürülmektedir.
Davacı tarafından, İdare Mahkemesi’nce dava konusu işlemin iptaline karar verilmesine rağmen Avukatlık Asgari Ücret Tarifesi uyarınca davacı lehine vekâlet ücretine hükmedilmemesinde hukukî isabet bulunmadığı ileri sürülmektedir.
KARŞI TARAFIN SAVUNMASI : Davacı tarafından, davalı idarenin temyiz isteminin reddi gerektiği savunulmaktadır.
Davalı idare tarafından, davanın türü ve niteliği dikkate alındığında davacı lehine vekâlet ücretine hükmedilmemiş olmasında hukuka aykırılık bulunmadığı savunulmaktadır.
DANIŞTAY TETKİK HÂKİMİ …’IN DÜŞÜNCESİ : Temyiz isteminin reddi ile usul ve yasaya uygun olan İdare Mahkemesi kararının onanması gerektiği düşünülmektedir.
TÜRK MİLLETİ ADINA
Karar veren Danıştay Onüçüncü Dairesi’nce, Tetkik Hâkiminin açıklamaları dinlendikten ve dosyadaki belgeler incelendikten sonra gereği görüşüldü:
İNCELEME VE GEREKÇE :
İLGİLİ MEVZUAT:
2577 sayılı İdari Yargılama Usulü Kanunu’nun 24. maddesinin (f) bendinde, kararlarda yargılama giderleri ve hangi tarafa yükletildiğinin belirtileceği; 31. maddesinde, yargılama giderleri hususunda Hukuk Muhakemeleri Kanunu hükümlerinin uygulanacağı kurala bağlanmış; anılan madde ile atıfta bulunulan Hukuk Muhakemeleri Kanunu’nun 323. maddesinin (ğ) bendinde, “vekille takip edilen davalarda kanun gereğince takdir olunacak vekâlet ücreti” yargılama giderleri arasında sayılmış; 326. maddesinde, yargılama giderlerinin aleyhine hüküm verilen taraftan alınmasına karar verileceği; 330. maddesinde, vekil ile takip edilen davalarda mahkemece kanuna göre takdir olunacak vekâlet ücretinin taraf lehine hükmedileceği; 332. maddesinde ise yargılama giderlerine mahkemece re’sen hükmedileceği belirtilmiştir.
2577 sayılı Kanun’un 49. maddesinin birinci fıkrasında, “Temyiz incelemesi sonunda Danıştay; a) … b) Kararda yeniden yargılama yapılmasına ihtiyaç duyulmayan maddî hatalar ile düzeltilmesi mümkün eksiklik veya yanlışlıklar varsa kararı düzelterek onar.” kuralına yer verilmiştir.
1136 sayılı Avukatlık Kanunu’nun 164. maddesinde, avukatlık ücretinin, avukatın hukukî yardımının karşılığı olan meblağı veya değeri ifade ettiği belirtilmiş; 168. maddesinin son fıkrasında ise, avukatlık ücretinin takdirinde, hukukî yardımın tamamlandığı veya dava sonunda hüküm verildiği tarihte yürürlükte olan tarifenin esas alınacağı; 20/11/2021 tarih ve 31665 sayılı Resmî Gazete’de yayımlanan ve kararın verildiği tarihte yürürlükte bulunan Avukatlık Asgari Ücret Tarifesi’nin ikinci kısmının ikinci bölümünde, idare mahkemelerinde takip edilen davalar için duruşmasız ise 2.550,00-TL avukatlık ücretine hükmedileceği kurala bağlanmıştır.
HUKUKİ DEĞERLENDİRME:
İdare Mahkemesi kararının, dava konusu işlemin iptali yolundaki esasa ilişkin kısmının incelenmesi:
İdare ve vergi mahkemelerinin nihai kararlarının temyizen bozulması, 2577 sayılı İdari Yargılama Usulü Kanunu’nun 49. maddesinde yer alan sebeplerden birinin varlığı hâlinde mümkündür.
Temyizen incelenen kararın, dava konusu işlemin iptaline ilişkin kısmı usul ve hukuka uygun olup, davalı idare tarafından temyiz dilekçesinde ileri sürülen temyiz nedenleri kararın bozulmasını gerektirecek nitelikte görülmemiştir.
İdare Mahkemesi kararının, vekâlet ücretine ilişkin kısmı yönünden incelenmesi:
2577 sayılı Kanun’un 49. maddesinin birinci fıkrasının (b) bendi uyarınca, Danıştay’ın, temyize konu kararda yeniden yargılama yapılmasına ihtiyaç duyulmayan maddî hatalar ile düzeltilmesi mümkün eksiklik veya yanlışlıklar varsa kararı düzelterek onayabileceği kuşkusuzdur.
İdari Yargılama Usulü Kanunu ve Hukuk Muhakemeleri Kanunu’nun yargılama giderlerine ilişkin hükümlerine göre, vekille takip edilen davalarda kanun gereğince takdir olunacak vekâlet ücreti yargılama giderlerinden olup, vekâlet ücretinin tutarı ve hangi tarafa yükletildiğinin kararda gösterilmesi gerekmektedir.
Avukatın hukukî yardımının karşılığı olan vekâlet ücretinin tutarı ise, karar tarihinde yürürlükte bulunan Avukatlık Asgari Ücret Tarifesi esas alınmak suretiyle tespit edilmelidir.
Davada vekil tarafından temsil edilen ve dava açmak ve yürütmenin durdurulması kararına itiraz dilekçesine karşı beyan sunmak suretiyle hukuki yardım sağlayan davacı lehine vekâlet ücretine hükmedilmesi gerekirken vekâlet ücretine hükmedilmemesinde usûl hükümlerine uygunluk bulunmamaktadır.
Ancak, bu eksikliğin giderilmesi yeniden yargılamayı gerektirmediğinden, 2577 sayılı Kanun’un 49. maddesinin birinci fıkrasının (b) bendi uyarınca temyize konu İdare Mahkemesi kararının hüküm fıkrasına kararın verildiği tarihte yürürlükte bulunan Avukatlık Asgari Ücret Tarifesi uyarınca “Avukatlık Asgari Ücret Tarifesi uyarınca belirlenen 2.550,00-TL vekâlet ücretinin davalı idareden alınarak davacıya verilmesine” ibaresi eklenerek düzeltilmesi gerekmektedir.
KARAR SONUCU:
Açıklanan nedenlerle;
1. Tarafların temyiz isteminin reddine,
2. 2577 sayılı İdari Yargılama Usulü Kanunu’nun 49. maddesinde sayılan bozma nedenlerinden hiçbirisi bulunmadığından … İdare Mahkemesi’nin … tarih ve E:…, K:… sayılı temyize konu kararının hüküm fıkrasına “Avukatlık Asgari Ücret Tarifesi uyarınca belirlenen …-TL vekâlet ücretinin davalı idareden alınarak davacıya verilmesine” ibaresi eklenmek suretiyle DÜZELTİLEREK ONANMASINA,
3. Temyiz giderlerinin istemde bulunanlar üzerinde bırakılmasına,
4. Dosyanın anılan Mahkeme’ye gönderilmesine,
5. 2577 sayılı Kanun’un 20/A maddesinin ikinci fıkrasının (i) bendi uyarınca kesin olarak (karar düzeltme yolu kapalı olmak üzere), 07/12/2022 tarihinde oybirliğiyle karar verildi.