DANIŞTAY VERGİ DAVA DAİRELERİ KURULU 2021/1642 E. , 2022/1531 K.
T.C.
D A N I Ş T A Y
VERGİ DAVA DAİRELERİ KURULU
Esas No : 2021/1642
Karar No : 2022/1531
TEMYİZ EDEN (DAVALI) : …Vergi Dairesi Başkanlığı – …
(… Vergi Dairesi Müdürlüğü)
VEKİLİ : Av. …
KARŞI TARAF (DAVACI) : … Nakliye Emlak Otomotiv İnşaat Temizlik Gıda Taahhüt Sanayi ve Ticaret Limited Şirketi
VEKİLİ : Av. …
İSTEMİN KONUSU :…Bölge İdare Mahkemesi … Vergi Dava Dairesinin … tarih ve E:…, K:… sayılı ısrar kararının temyizen incelenerek bozulması istenilmektedir.
YARGILAMA SÜRECİ :
Dava konusu istem: Davacı adına, hakkında düzenlenen vergi inceleme raporu uyarınca, 2012 yılına ait defter ve belgelerini incelemeye ibraz etmemesi nedeniyle katma değer vergisi indirimleri reddedilmek ve 2011 yılının Aralık döneminden devreden katma değer vergisinin bulunmadığı kabul edilmek suretiyle yeniden düzenlenen beyan tablosuna göre 2012 yılının Ocak, Şubat, Nisan, Haziran ilâ Aralık dönemleri için re’sen salınan katma değer vergileri ile vergilerin üç katı tutarında kesilen vergi ziyaı cezalarının kaldırılması istemiyle dava açılmıştır.
… Vergi Mahkemesinin … tarih ve E:…, K:… sayılı kararı:
Defter ve belge isteme yazısı şirket kanuni temsilcisinin adresinde 28/04/2016 tarihinde tebliğ edilmesine rağmen defter ve belgeler mücbir sebep hallerinden biri olmaksızın ibraz edilmediğinden dava konusu üç kat vergi ziyaı cezalı katma değer vergilerinde hukuka aykırılık görülmemiştir.
Mahkeme bu gerekçeyle davayı reddetmiştir.
Davacının istinaf istemini inceleyen …Bölge İdare Mahkemesi … Vergi Dava Dairesinin … tarih ve E:…, K:… sayılı kararı:
Davacı şirketin 2012 yılına ait defter ve belgelerinin incelemeye ibrazının istenilmesine ilişkin 26/04/2016 tarihli yazı, davacı şirketin kanuni temsilcisinin ikametgah adresinde kanuni temsilcinin eşine 28/04/2016 tarihinde tebliğ edilmiştir.
213 sayılı Vergi Usul Kanunu’nun 94. maddesi uyarınca tebligatı almaya yetkili olan şirket kanuni temsilcisinin şirket adresinde bulunmaması halinde tebliğin bu adresteki memur ya da müstahdemlere yapılması olanaklıdır. Bununla beraber şirket kanuni temsilcisinin ikametgâh adresinde şirket adına tebliğe gidilmesi halinde tebliğin şirketle herhangi bir bağ ve ilgisi bulunmayan şirket müdürünün eşine yapılmasına anılan maddenin cevaz verdiğinden bahsedilemez.
Dolayısıyla, defter ve belge isteme yazısının şirket müdürünün ikametgah adresinde şirketle ilgisi bulunmayan şirket müdürünün eşine tebliğ edilmesinin hukuka aykırı olduğu sonucuna varılmıştır. Bu durumda defter ve belge isteme yazısının usulüne uygun olarak tebliğ edilmemesi nedeniyle davacı şirketin defter ve belgeleri ibraz yükümlülüğünden söz edilemeyeceğinden dava konusu vergi ziyaı cezalı katma değer vergilerinde hukuka uygunluk bulunmamaktadır.
Vergi Dava Dairesi, bu gerekçeyle mahkeme kararını kaldırdıktan sonra dava konusu cezalı tarhiyatları kaldırmıştır.
Davalının temyiz istemini inceleyen Danıştay Dokuzuncu Dairesinin 02/06/2021 tarih ve E:2018/4184, K:2021/3511 sayılı kararı:
09/12/2015 tarihli defter ve belge isteme yazısı, davacı şirketin adresinde bulunamaması ve yeni adresinin bilinmemesi nedeniyle tebliğ edilememiştir. Aynı adreste 24/03/2016 tarihinde yapılan yoklamada şirketin adresinde bulunmadığı, adreste başka bir mükellefin faal olduğu ve yeni adresinin bilinmediği tespit edilmiştir. Bunun üzerine 26/04/2016 tarihli defter ve belge isteme yazısı, davacı şirketin kanuni temsilcisinin ikamet adresinde kanuni temsilcinin eşine 28/04/2016 tarihinde tebliğ edilmiştir.
Davacı şirketin adresinde bulunmadığı sabit olduğundan, 2012 yılına ait defter ve belgelerin istenilmesine ilişkin yazının, davacı şirketin kanuni temsilcisinin ikamet adresinde kanuni temsilcinin eşine tebliğ edilmesinin hukuka uygun olduğu sonucuna varılmıştır.
Davacılar tarafından daha önce vergi idaresine ibraz edilmeyen defter ve belgelerin gerçek bir ticari harekete ve teslime dayanıp dayanmadığı konusundaki saptama ancak, her türlü imkân ve yetki ile donatılmış vergi idaresi tarafından yapılacak incelemeyle ortaya konulabileceğinden, vergi mahkemesine sunulacak defter ve belgeler hakkında vergi idaresinin bilgi ve tespitlerine başvurulması, bu amacın sağlanması için gereklidir. Tesis ettiği vergilendirme işlemine karşı açılan davanın tarafı olan vergi idaresinin, ancak yargılama sırasında ulaşabileceği defter ve belgeler hakkında, gerek biçimsel yönden gerek belgelerin temsil ettiği hukukî muamelelerin gerçekliği konusundaki saptamaları, kendisine Vergi Usul Kanunu’nun tanıdığı yetki ve tekniklere göre yapacağında kuşku yoktur. Vergi mahkemesi tarafından, yukarıdaki saptamalardan sonra durum gerektirdiği takdirde diğer kanıtların, 2577 sayılı İdari Yargılama Usulü Kanunu’nun 31. maddesinin birinci fıkrası uyarınca elde edilmesi mümkündür. Burada yargı organınca, idarenin yerine geçerek herhangi bir inceleme yapılmamakta, ödenmesi gereken verginin doğruluğu konusunda yargısal denetim yapılmakta olup, bu da İdari Yargılama Usulü Kanunu’ndan doğmaktadır.
Olayda, defter ve belgelerin incelemeye ibraz edilmemesi re’sen tarh nedeni ise de re’sen araştırma ilkesi ile vergiyi doğuran olay ve bu olaya ilişkin muamelenin gerçek mahiyetinin esas olduğuna dair kural gereğince, davacı tarafından defter ve belgelerin incelenmek üzere hazır olduğu, istenmesi halinde ibraz edilebileceği hususunun dava dilekçesinde ileri sürüldüğü görüldüğünden, Vergi Mahkemesince davacının ibraz edebileceğini belirttiği defter ve belgeler istenip ibraz edilecek olanlardan vergi idaresi de haberdar edilmek suretiyle, yukarıda değinilen incelemenin yapılıp vergilendirmenin konusunu oluşturan katma değer vergisi indiriminin dayandığı faturalarda bu verginin ayrıca gösterilip gösterilmediği, belgelerin yasal defterlere usulüne göre kaydedilip kaydedilmediği ve temsil ettiği hukukî muamelenin gerçek olup olmadığına ilişkin inceleme yapıldıktan sonra karar verilmesi gerekmektedir.
Nitekim, Danıştay İçtihatları Birleştirme Kurulunun 08/02/2019 tarih ve E:2013/3, K:2019/1 sayılı kararı da bu yöndedir.
Öte yandan, yeniden verilecek kararda 2011 yılının Aralık döneminden devreden katma değer vergisinin bulunmadığının da dikkate alınması gerekmektedir.
Daire bu gerekçeyle kararı bozmuştur.
Yargısal yetki alanının yeniden belirlenmesi nedeniyle dosyanın gönderildiği …Bölge İdare Mahkemesi … Vergi Dava Dairesinin … tarih ve E:…, K:… sayılı ısrar kararı:
Defter ve belgelerin incelemeye ibraz edilmemesi nedeniyle davacı şirketin kanuni temsilcisi hakkında 213 sayılı Vergi Usul Kanunu’na muhalefet suçundan dolayı açılan kamu davasında, … Asliye Ceza Mahkemesinin … tarih ve E:…, K:… sayılı kararıyla, davacı şirketin kanuni temsilcisinin eşi olan ve kendisine tebliğ yapılan …’ın imza inkârında bulunması üzerine yaptırılan bilirkişi incelemesiyle tebliğ zarfındaki imza ve yazıların davacı şirketin kanuni temsilcisinin eşine ait olmadığının tespit edildiği, dolayısıyla yüklenen suçun davacı şirketin kanuni temsilcisi tarafından işlendiğinin sabit olmadığı gerekçesiyle kanuni temsilcinin beraatine karar verilmiştir. Bu karar istinaf incelemesinden geçerek kesinleşmiştir.
Bu husus gözetildiğinde davacı şirketin 2012 yılına ait defter ve belgelerinin ibrazının istenilmesine ilişkin yazının usulüne uygun olarak tebliğ edilmemesi nedeniyle davacı şirketin defter ve belgeleri ibraz yükümlülüğünden söz edilemeyeceğinden dava konusu cezalı tarhiyatların 2012 yılına ait katma değer vergisi indirimlerinin reddedilmesinden kaynaklanan kısımlarında hukuka uygunluk bulunmamaktadır.
Öte yandan, davacı adına re’sen salınan 2010 yılına ait vergi ziyaı cezalı katma değer vergilerini kaldıran … Vergi Mahkemesinin … tarih ve E:…, K:… sayılı kararının Danıştay Üçüncü Dairesinin 17/01/2017 tarih ve E:2015/9926, K:2017/76 sayılı kararıyla onandığı; 2011 yılına ait vergi ziyaı cezalı katma değer vergilerine karşı açılan davada verilen ilk derece mahkemesi kararının, …Bölge İdare Mahkemesi … Vergi Dava Dairesinin … tarih ve E:…, K:… sayılı kararıyla kaldırılarak davanın kabulüne karar verildiği görüldüğünden, dava konusu cezalı tarhiyatların 2011 yılının Aralık döneminden devreden katma değer vergisinin bulunmadığı kabul edilmek suretiyle sonraki dönem beyanlarının düzeltilmesinden kaynaklanan kısmında da hukuka uygunluk bulunmamaktadır.
Vergi Dava Dairesi, … Bölge İdare Mahkemesi … Vergi Dava Dairesinin kararında yer alan hukuksal nedenler ve gerekçeye yer vermeksizin bu gerekçeyle ısrar etmiştir.
TEMYİZ EDENİN İDDİALARI: Defter ve belge isteme yazısının usulüne uygun olarak tebliğ edildiği, dava konusu vergi ve cezalarda hukuka aykırılık bulunmadığı belirtilerek ısrar kararının bozulması gerektiği ileri sürülmektedir.
KARŞI TARAFIN SAVUNMASI: Tüzel kişilere yapılacak tebliğin yetkili temsilciye yapılması gerektiği, yetkili temsilcinin iş yerinde bulunamaması halinde bu durum tebliğ mazbatasına yazılmak suretiyle tebliğin hazır bulunan memur veya müstahdemlerden birine yapılabileceği, defter ve belge isteme yazısının usulüne uygun olarak tebliğ edilmediği, dava konusu vergi ve cezaların dayanağı vergi inceleme raporunun tebliğ edilmediği, … Asliye Ceza Mahkemesince yapılan yargılamada defter ve belge isteme yazısındaki imzanın şirketin kanuni temsilcisinin eşine ait olmadığı tespit edilerek şirketin kanuni temsilcisinin beraatine karar verildiği ve bu kararın kesinleştiği belirtilerek temyiz isteminin reddi gerektiği savunulmuştur.
DANIŞTAY TETKİK HÂKİMİ …’İN DÜŞÜNCESİ: Temyiz isteminin reddi gerektiği düşünülmektedir.
TÜRK MİLLETİ ADINA
Karar veren Danıştay Vergi Dava Daireleri Kurulunca, Tetkik Hâkiminin açıklamaları dinlendikten ve dosyadaki belgeler incelendikten sonra gereği görüşüldü:
İNCELEME VE GEREKÇE :
MADDİ OLAY:
Davacı şirketin iş yeri adresinde bulunamaması ve yeni adresinin bilinmemesi nedeniyle 09/12/2015 tarihli defter ve belge isteme yazısı tebliğ edilememiştir. Adreste bulunamama durumuna ilişkin olarak muhtar nezdinde 18/12/2015 tarihli adres tespit tutanağı düzenlenmiştir. Aynı adreste 24/03/2016 tarihinde yapılan yoklamada, şirketin adresinde bulunmadığı ve yeni adresinin bilinmediği, adreste başka bir mükellefin faal olduğu tespit edilmiştir. Bunun üzerine 26/04/2016 tarihli defter ve belge isteme yazısı, davacı şirketin kanuni temsilcisinin ikamet adresinde kanuni temsilcinin eşine 28/04/2016 tarihinde tebliğ edilmiştir.
Buna rağmen defter ve belgelerin mücbir sebep hallerinden biri olmaksızın incelemeye ibraz edilmediğinden bahisle düzenlenen vergi inceleme raporu uyarınca, 2012 yılına ilişkin katma değer vergisi indirimleri reddedilmek ve 2011 yılının Aralık döneminden devreden katma değer vergisinin bulunmadığı kabul edilmek suretiyle yeniden düzenlenen beyan tablosuna göre 2012 yılının Ocak, Şubat, Nisan, Haziran ilâ Aralık dönemleri için katma değer vergileri tarh edilmiş ve vergilerin üç katı tutarında vergi ziyaı cezaları kesilmiştir.
Defter ve belgelerin incelemeye ibraz edilmemesi nedeniyle davacı şirketin kanuni temsilcisi hakkında 213 sayılı Vergi Usul Kanunu’na muhalefet suçundan dolayı … Asliye Ceza Mahkemesinde açılan davada, defter ve belge isteme yazısına ilişkin tebliğ alındısındaki imzanın davacı şirketin kanuni temsilcisinin eşi olan …’a ait olmadığı iddia edilmiştir. Bunun üzerine … Asliye Ceza Mahkemesince tebliğ alındısındaki imza ve yazı ile …’ın mahkeme huzurunda alınan imza ve yazı örnekleri üzerinde üç farklı bilirkişi incelemesi yaptırılmıştır.
Adli tıp ve grafoloji uzmanına yaptırılan inceleme sonucu düzenlenen 21/04/2017 tarihli bilirkişi raporunda, mukayese edilen imzalar arasında büyük uygunluk ve benzerlik tespit edildiği, bu nedenle tebliğ alındısındaki imzanın …’ın eli ürünü olduğunun kabulü gerektiği, tebliğ alındısındaki yazıların ise adı geçen şahsın eli ürünü olmadığı kanaatine varıldığı belirtilmiştir.
İncelemenin yeterli teknik donanımı bulunan laboratuvar ortamında yapılmadığı yönündeki davacı itirazı üzerine adli tıp uzmanına yaptırılan bilirkişi incelemesi sonucu düzenlenen 06/06/2017 tarihli bilirkişi raporunda, teknik cihazlar kullanılarak yapılan inceleme sonucunda tebliğ alındısındaki imza ve yazının …’ın eli ürünü olmadığı kanaatine varıldığı belirtilmiştir.
Değinilen iki rapor arasındaki çelişkinin giderilmesi amacıyla Adli Tıp Kurumuna yaptırılan inceleme sonucu düzenlenen 22/08/2017 tarihli bilirkişi raporunda ise tebliğ alındısındaki imzanın teşhise götürecek önemli karakteristik tanı ve yazı unsuru içermeyen, tersimi basit, taklidi kolay, karalama tarzında bir imza olması nedeniyle …’ın eli ürünü olup olmadığının tespit edilemediği belirtilmiştir.
… Asliye Ceza Mahkemesi … tarih ve E:…, K:… sayılı kararıyla, yaptırılan bilirkişi incelemesi sonucu düzenlenen raporlarda, defter ve belge isteme yazısına ilişkin tebliğ alındısındaki imza ve yazıların davacı şirketin kanuni temsilcisinin eşine ait olmadığının tespit edildiği, dolayısıyla yüklenen suçun sanık tarafından işlendiğinin sabit olmadığı gerekçesiyle kanuni temsilcinin beraatine karar verilmiştir. Bu karar istinaf incelemesinden geçerek kesinleşmiştir.
İLGİLİ HUKUK :
i. İlgili Mevzuat:
213 sayılı Vergi Usul Kanunu’nun 93. maddesinde, tahakkuk fişinden gayri vergilendirme ile ilgili olup hüküm ifade eden bilumum vesikalar ve yazıların, adresleri bilinen gerçek ve tüzel kişilere posta vasıtasıyla ilmühaberli taahhütlü olarak tebliğ edileceği kurala bağlanmıştır.
Aynı Kanun’un “Tebliğ yapılacak kimseler” başlıklı 94. maddenin birinci fıkrasında, tebliğin, mükelleflere, bunların kanuni temsilcilerine, umumi vekillerine veya vergi cezası kesilenlere yapılacağı; ikinci fıkrasında, tüzel kişilere yapılacak tebliğin bunların başkan, müdür veya kanuni temsilcilerine yapılacağı, tüzel kişilerin müteaddit müdür veya temsilcisi varsa tebliğin bunlardan birine yapılmasının yeterli olacağı; üçüncü fıkrasında ise kendisine tebligat yapılacak kimsenin bulunmaması halinde tebliğin, ikametgâh adresinde bulunanlardan veya iş yerlerindeki memur ya da müstahdemlerden birine yapılacağı düzenlenmiştir.
213 sayılı Kanun’un “Bilinen adresler” başlıklı 101. maddesinin 7061 sayılı Kanun’un 16. maddesiyle değiştirilmeden önceki hali şu şekildedir:
“Bu kanuna göre bilinen adresler şunlardır:
1. Mükellef tarafından işe başlamada bildirilen adresler;
2. Adres değişikliğinde bildirilen adresler;
3. İşi bırakmada bildirilen adresler;
4. Vergi beyannamelerinde bildirilen adresler;
5. Yoklama fişinde tesbit edilen adresler;
6. Vergi mahkemesinde dava açma dilekçelerinde ve cevaplarında gösterilen adresler;
7. Yetkili memurlar tarafından bir tutanakla tesbit edilen adresler (İlgilinin tutanakta imzası bulunmak şartiyle);
8. Bina ve arazi vergilerinde komisyonlarca tahrir varakalarında tesbit edilen adresler.
Mektupların gönderilmesinde bu adreslerden tarih itibariyle tebligat yapacak makama en son olarak bildirilmiş veya bu makamca tesbit edilmiş olanı nazara alınır.”
2577 sayılı İdari Yargılama Usulü Kanunu’nun 31. maddesinde, bu Kanun’da hüküm bulunmayan hususlarda, sayılan diğer hususlar yanında bilirkişi bakımından da Hukuk Usulü Muhakemeleri Kanunu hükümlerinin uygulanacağı, bilirkişilerin, bilirkişilik bölge kurulları tarafından hazırlanan listelerden seçileceği ve bilirkişiler hakkında Bilirkişilik Kanunu ve 12/01/2011 tarih ve 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu’nun ilgili hükümlerinin uygulanacağı düzenlemesine yer verilmiştir.
Kanun’un 31. maddesinde atıfta bulunulan 1086 sayılı Hukuk Usulü Muhakemeleri Kanunu’nu, yürürlüğe girdiği 01/10/2011 tarihi itibarıyla yürürlükten kaldıran 6100 sayılı Kanun’un 447. maddesinin (2) numaralı fıkrasında, mevzuatta, 1086 sayılı Kanun’a yapılan yollamaların, Hukuk Muhakemeleri Kanunu’nun bu hükümlerinin karşılığını oluşturan maddelerine yapılmış sayılacağı belirtilmiştir.
Hukuk Muhakemeleri Kanunu’nun “Sahtelik incelemesi” başlıklı 211. maddesinde ise şu düzenlemelere yer verilmiştir.
“(1) Bir belgenin sahteliğinin iddia edilmesi durumunda, bu hususta karşı tarafın açıklamaları da dikkate alınarak, aşağıdaki sıra ile inceleme yapılarak öncelikle karar verilir:
a) Hâkim, yazı veya imzayı inkâr eden tarafı isticvap ettikten sonra bir kanaat edinememişse, huzurda bu kişiye yazı yazdırıp imza attırmak suretiyle elde ettiği belge ve diğer delilleri değerlendirir. Hâkim, sahtelik konusunda başka bir incelemeye gerek duymadan karar verebilecek durumda ise gerekçesini açıkça belirtmek suretiyle, senedin sahteliği hakkında bir karar verir. İsticvap için mahkemeye davet edilen taraf, belirtilen günde hazır bulunmadığı takdirde, inkâr etmiş olduğu belgedeki yazı veya imzayı ikrar etmiş sayılır; bu husus kendisine çıkartılacak davetiyede ayrıca ihtar edilir.
b) (a) bendi hükmüne göre yaptığı incelemeye rağmen, hâkimde sahtelik konusunda kesin bir kanaat oluşmamışsa, bilirkişi incelemesine karar verir. Bilirkişi incelemesinden önce, mevcutsa, o tarafa ait olan karşılaştırma yapmaya elverişli yazı ve imzalar, ilgili yerlerden getirtilir. Bilirkişi, bu yazı ve imzalarla, o mahkemede elde edilen yazı ve imzaları esas alarak inceleme yapar. Bilirkişi, inceleme için gerekli görürse, kendi huzurunda tarafın yeniden yazı yazması veya imza atmasını mahkemeden talep edebilir.”
ii. İlgili Karar:
Danıştay İçtihatları Birleştirme Kurulunun 08/02/2019 tarih ve E:2013/3, K:2019/1 sayılı kararıyla; davacılar tarafından, mücbir sebep olmaksızın inceleme elemanına ibraz edilmeyen yasal defterler ve belgelerin mahkemeye sunulabileceğinin ileri sürülmesi halinde bu defter ve belgeler davacıdan istenilip defterlerdeki kayıtlar incelenip bu kayıt ve belgeler hakkında davanın diğer tarafı olan vergi idaresinin görüşü ve saptamaları da alınarak yapılacak hukuki değerlendirmeye göre karar verilmesi gerektiği sonucuna ulaşıldığından, aykırı içtihatların bu doğrultuda birleştirilmesine karar verilmiştir.
HUKUKİ DEĞERLENDİRME:
Tebliğ, hukuki bir işlemden ilgili kimsenin haber almasını sağlamak için yetkili makamın kanuni şekilde yazı veya ilan ile yapacağı belgelendirme işlemidir. İdari işlemlerin ilgilisine tebliğ edilmesinde amaç, işlemin muhatabı açısından yasal haklarını kullanabilmesine imkan tanımak; işlemi tesis eden idare açısından da hakkında işlem tesis edilen kişilerin hukuki sorumluluklarını yerine getirip getirmediğini tespit etmektir.
213 sayılı Kanun’da, gerçek ve tüzel kişilerin hangi adreslerinin bilinen adres olarak kabul edileceği sayma suretiyle belirlenmiştir. Bilinen adresler arasında tüzel kişilerin kanuni temsilcilerinin ikametgâh adresleri sayılmamıştır. Dolayısıyla tüzel kişilere 213 sayılı Kanun’da sayılan bilinen adreslerinde ulaşılamaması halinde kanuni temsilcisinin ikametgâh adresinde tebliğin denenmesi yönünde kanuni bir zorunluluk bulunmamaktadır. Ancak tüzel kişilerin bilinen adreslerinde bulunamadığı hususunun usulüne uygun olarak tespit edilmiş olması durumunda, tebligatın yukarıda belirtilen amaçları dikkate alındığında, vergilendirme ile ilgili işlemin kanuni temsilcinin ikametgâh adresinde tebliğ edilmesinde hukuken bir engel bulunmamaktadır.
Olayda, davacı şirketin iş yeri adresinde bulunamadığı ve yeni adresinin bilinmediği usulüne uygun olarak tespit edildikten sonra defter ve belge isteme yazısı davacı şirketin kanuni temsilcisinin ikametgâh adresinde eşine tebliğ edildiğinden defter ve belge isteme yazısının kanuni temsilcinin ikametgâh adresinde tebliğ edilmesinde hukuka aykırılık bulunmadığı sonucuna varılmıştır.
Öte yandan, davacı şirket tarafından, defter ve belgelerin incelemeye ibraz edilmemesi nedeniyle şirketin kanuni temsilcisi hakkında 213 sayılı Vergi Usul Kanunu’na muhalefet suçundan dolayı …Asliye Ceza Mahkemesinde açılan davada, 06/06/2017 tarihli bilirkişi raporu ile defter ve belge isteme yazısındaki imzanın şirketin kanuni temsilcisinin eşi olan …’a ait olmadığının tespit edildiği iddia edilmektedir.
Hukuk Muhakemeleri Kanunu’nun 211. maddesinde, hâkimin inkâr edilen yazı veya imza üzerinde bilirkişi incelemesine karar vermesi halinde bilirkişi incelemesinden önce, mevcutsa, karşılaştırma yapmaya elverişli yazı ve imzaların ilgili yerlerden getirtileceği, bilirkişinin, bu yazı ve imzalarla, mahkemede elde edilen yazı ve imzaları esas alarak inceleme yapacağı belirtilmiştir.
Ceza mahkemesince yaptırılan bilirkişi incelemelerinde tebliğ alındısındaki imza ve yazı ile …’ın mahkeme huzurunda alınan imza ve yazı örneklerinin karşılaştırılması suretiyle yetinilmiş, …’ın karşılaştırma yapmaya elverişli yazı ve imzaları ilgili yerlerden getirtilmemiştir. Ayrıca, 21/04/2017 ve 06/06/2017 tarihli bilirkişi raporlarındaki çelişkinin giderilmesi amacıyla Adli Tıp Kurumuna yaptırılan inceleme sonucu düzenlenen 22/08/2017 tarihli bilirkişi raporunda, tebliğ alındısındaki imzanın teşhise götürecek önemli karakteristik tanı ve yazı unsuru içermeyen, tersimi basit, taklidi kolay, karalama tarzında bir imza olması nedeniyle …’ın eli ürünü olup olmadığının tespit edilemediğinin belirtilmiş olması karşısında defter ve belge isteme yazısındaki imzanın şirketin kanuni temsilcisinin eşine ait olmadığı yolundaki davacı iddiasına itibar edilmemiştir.
Bu hususlar birlikte değerlendirildiğinde, defter ve belge isteme yazısının davacıya usulüne uygun olarak tebliğ edildiği sonucuna varılmış olup davacının dava dilekçesinde ibraz edebileceğini belirttiği defter ve belgeler istenilerek Danıştay İçtihatları Birleştirme Kurulunun 08/02/2019 tarih ve E:2013/3, K:2019/1 sayılı kararında belirtilen inceleme yapılmak üzere ısrar kararının bozulması gerekmektedir.
Bozma kararı üzerine, dava konusu cezalı tarhiyatların 2011 yılının Aralık döneminden devreden katma değer vergisinin bulunmadığının kabul edilmesinden kaynaklanan kısmı hakkında yeniden karar verileceği tabiidir.
KARAR SONUCU :
1- Davalının temyiz isteminin KABULÜNE,
2-… Bölge İdare Mahkemesi … Vergi Dava Dairesinin … tarih ve E:…, K:… sayılı ısrar kararının BOZULMASINA,
3-Yeniden verilecek kararda karşılanacağından, yargılama giderleri hakkında hüküm kurulmasına gerek bulunmadığına,
07/12/2022 tarihinde oyçokluğuyla kesin olarak karar verildi.
X – KARŞI OY:
Temyiz dilekçesinde ileri sürülen iddialar, dayandığı hukuksal nedenler ve gerekçe karşısında ısrar kararının bozulmasını gerektirecek nitelikte bulunmadığından, istemin reddi gerektiği oyu ile karara katılmıyoruz.