Danıştay Kararı 10. Daire 2018/291 E. 2022/5766 K. 07.12.2022 T.

Danıştay 10. Daire Başkanlığı         2018/291 E.  ,  2022/5766 K.
T.C.
D A N I Ş T A Y
ONUNCU DAİRE
Esas No : 2018/291
Karar No : 2022/5766

TEMYİZ EDEN (DAVACI) : … Otomotiv San. ve Tic. Ltd. Şti.
VEKİLİ : Av. …

KARŞI TARAF (DAVALILAR): 1- … Bakanlığı / …
VEKİLİ : Av. …
2- … Bakanlığı / …
VEKİLİ : Av. …

İSTEMİN_KONUSU : … Bölge İdare Mahkemesi … İdari Dava Dairesinin … tarih ve E:…, K:… sayılı kararının temyizen incelenerek bozulması istenilmektedir.

DAVANIN_KONUSU : Davacı tarafından, davacı şirkete ait … plakalı aracın tescil kaydına sahte belge kullanılmak suretiyle ülkeye sokulduğu ve gümrük kaçağı olduğundan bahisle tedbir şerhi konulduğu, tedbir şerhinden ötürü aracın gerektiği şekilde kullanılamadığı ve bu sebeple 190.000,00 TL maddi zarara uğranıldığı, zararın meydana gelmesinde davalı idarelerin hizmet kusurunun bulunduğu belirtilerek, uğranıldığı iddia edilen 190.000,00 TL zararın dava tarihinden itibaren işleyecek yasal faiziyle birlikte tazminine hükmedilmesi istenilmiştir.

YARGILAMA SÜRECİ :
İlk Derece Mahkemesi kararının özeti: … İdare Mahkemesinin … tarih ve E:…, K:… sayılı kararıyla davanın reddine karar verilmiştir.
Bölge İdare Mahkemesi kararının özeti: … Bölge İdare Mahkemesi … İdari Dava Dairesince; istinaf başvurusuna konu … İdare Mahkemesi kararının esas yönünden hukuka ve usule uygun olduğu gerekçesiyle davacının istinaf başvurusunun reddine, yargılama giderleri yönünden davalıların istinaf başvurularının kabulü ile nispi vekalet ücretine hükmedilmesine karar verilmiştir.

TEMYİZ_EDENİN_İDDİALARI: Davacı tarafından, otomotiv sanayi ve alım satım işi üzerine kurulu bir şirket oldukları, dava konusu aracın da ticari kazanç elde edilmesi amacıyla alındığı, ancak tedbir şerhi konulması nedeniyle aracı satamadıkları, bu araca yatırılan paraya işleyecek faiz tutarı kadar zararları olduğu, davanın reddi nedeniyle nispi vekalet ücretine hükmedilmesinin hak arama hürriyetini kısıtlar nitelikte olduğundan maktu vekalet ücretine hükmedilmesi gerektiği ileri sürülerek Bölge İdare Mahkemesi kararının bozulmasına karar verilmesi istenmektedir.

KARŞI_TARAFIN_SAVUNMASI: Davalı idarelerden … Bakanlığı tarafından temyiz isteminin reddi gerektiği savunulmakta olup …Bakanlığı tarafından savunma verilmemiştir.

DANIŞTAY TETKİK HAKİMİ : …
DÜŞÜNCESİ : Temyiz isteminin reddi ile usul ve yasaya uygun olan Bölge İdare Mahkemesi kararının davalı idareler lehine hükmedilen vekalet ücreti yönünden düzeltilerek onanması gerektiği düşünülmektedir.

TÜRK MİLLETİ ADINA
Karar veren, 2575 sayılı Danıştay Kanunu’nun Ek 1. maddesi uyarınca Danıştay Onuncu ve Sekizinci Dairelerinden oluşan Müşterek Kurulca, Tetkik Hâkiminin açıklamaları dinlendikten ve dosyadaki belgeler incelendikten sonra gereği görüşüldü:

A) Temyize Konu Bölge İdare Mahkemesi Kararının, Davanın Reddi Yolundaki İdare Mahkemesi Kararına Yönelik Davacının İstinaf İsteminin Reddine İlişkin Kısmının İncelenmesi:
Bölge İdare Mahkemelerinin nihai kararlarının temyizen bozulması, 2577 sayılı İdari Yargılama Usulü Kanunu’nun 49. maddesinde yer alan sebeplerden birinin varlığı hâlinde mümkündür.
Temyizen incelenen kararın, … İdare Mahkemesinin davanın reddi yolundaki kararına yönelik davacının istinaf isteminin reddine ilişkin kısmı usul ve hukuka uygun olup, dilekçede ileri sürülen temyiz nedenleri kararın bu kısmının bozulmasını gerektirecek nitelikte görülmemiştir.

B) Temyiz İstemine Konu Bölge İdare Mahkemesi Kararının Reddedilen Maddi Tazminat Nedeniyle Davalı İdareler Lehine Nispi Vekâlet Ücretine Hükmedilmesine İlişkin Kısmı Yönünden İncelenmesi:
2577 sayılı İdari Yargılama Usulü Kanunu’nun “İstinaf” başlıklı 45. maddesinin 3. fıkrasında, “Bölge idare mahkemesi, yaptığı inceleme sonunda ilk derece mahkemesi kararını hukuka uygun bulursa istinaf başvurusunun reddine karar verir. Karardaki maddi yanlışlıkların düzeltilmesi mümkün ise gerekli düzeltmeyi yaparak aynı kararı verir.”; “Temyiz” başlıklı 46. maddesinde; “Danıştay dava dairelerinin nihai kararları ile bölge idare mahkemelerinin aşağıda sayılan davalar hakkında verdikleri kararlar, başka kanunlarda aksine hüküm bulunsa dahi Danıştayda, kararın tebliğinden itibaren otuz gün içinde temyiz edilebilir…” ve “Temyiz incelemesi üzerine verilecek kararlar” başlıklı 49. maddesinin 1. fıkrasında; “Temyiz incelemesi sonunda Danıştay; … b) Kararda yeniden yargılama yapılmasına ihtiyaç duyulmayan maddi hatalar ile düzeltilmesi mümkün eksiklik veya yanlışlıklar varsa kararı düzelterek onar.” hükümleri yer almaktadır.
21/12/2015 tarih ve 29569 sayılı Resmî Gazete’de yayımlanarak yürürlüğe giren ve Mahkeme kararı tarihi itibarıyla uyuşmazlığa uygulanan Avukatlık Asgari Ücret Tarifesi’nin “Tarifelerin üçüncü kısmına göre ücret” başlıklı 13. maddesinde; “Tarifenin ikinci kısmının ikinci bölümünde gösterilen hukuki yardımların konusu para veya para ile değerlendirilebiliyor ise avukatlık ücreti, davanın görüldüğü mahkeme için Tarifenin İkinci Kısmında belirtilen maktu ücretlerin altında kalmamak kaydıyla (7 nci maddenin ikinci fıkrası, 9 uncu maddenin birinci fıkrasının son cümlesi ile 10 uncu maddenin son fıkrası hükümleri saklı kalmak kaydıyla) Tarifenin üçüncü kısmına göre belirlenir.” düzenlemesi,
Aynı Tarifenin “Manevi tazminat davalarında ücret” başlıklı 10. maddesinde ise “(1) Manevi tazminat davalarında avukatlık ücreti, hüküm altına alınan miktar üzerinden Tarifenin üçüncü kısmına göre belirlenir. (2) Davanın kısmen reddi durumunda, karşı taraf vekili yararına Tarifenin üçüncü kısmına göre hükmedilecek ücret, davacı vekili lehine belirlenen ücreti geçemez. (3) Bu davaların tamamının reddi durumunda avukatlık ücreti, Tarifenin ikinci kısmının ikinci bölümüne göre hükmolunur. (4) Manevi tazminat davasının, maddi tazminat veya parayla değerlendirilmesi mümkün diğer taleplerle birlikte açılması durumunda; manevi tazminat açısından avukatlık ücreti ayrı bir kalem olarak hükmedilir.” düzenlemesi yer almaktadır.
Dava, 190.000,00 TL maddi tazminatın ödenmesine karar verilmesi istemiyle açılmıştır. İdare Mahkemesince, davanın reddine ve Avukatlık Asgari Ücret Tarifesine göre maktu olarak belirlenen 900,00 TL vekalet ücretinin davacıdan alınarak davalı idarelere verilmesine karar verilmiştir.
Maddi tazminat talebiyle açılan davalarda, davanın tümden reddi veya kısmen kabul ile kısmen reddi durumunda kabul edilen tazminat miktarının önemli kısmının vekalet ücreti olarak davalı idareye ödenmesi, açılan tazminat davasını davacı açısından anlamsız hale getirmekte, bazı olaylarda ise, davacının dava açılmadan önceki durumundan daha kötü bir duruma girmesine neden olmakta, bu durum gerek Anayasa Mahkemesinin bireysel başvuru kararlarında gerekse Avrupa İnsan Hakları Mahkemesi kararlarında mahkemeye erişim hakkının ihlali olarak değerlendirilmektedir. Tümden ret ya da kısmen kabul, kısmen ret ile sonuçlanan maddi tazminat davalarında, taraflar lehine hükmedilecek vekalet ücretinin, kişilerin hak arama özgürlüğü kapsamındaki mahkemeye erişim hakkını ihlal etmeden ne şekilde hesaplanacağı konusunda Tarifenin 10. maddesinin 2. ve 3. fıkralarına paralel bir düzenlemeye yer verilmemiş olması nedeniyle, reddedilen maddi tazminatın Tarifenin üçüncü kısmına göre belirleneceğine ilişkin Tarife hükmünün ihmal edilmesi, hakkaniyete daha uygun olacaktır.
Yukarıda yer alan açıklamalar uyarınca, İdare Mahkemesince, maddi tazminat isteminin tamamen reddi hükmü kurulmuş olması nedeniyle yürürlükte olan Avukatlık Asgari Ücret Tarifesine göre belirlenen 990,00 TL maktu vekalet ücretine hükmedilmesi yerinde olduğundan davalı idarelerin nispi vekalet ücreti verilmesi yönündeki istinaf başvurularının Bölge İdare Mahkemesince reddedilmesi gerekmekte iken kabul edilmesinde hukuki isabet görülmemiştir.
Bu durumda; 2577 sayılı Kanun’un 45. maddesinin 3. fıkrası uyarınca temyizen incelenen Bölge İdare Mahkemesi kararının hüküm fıkrasında yer alan, “davalı istinaf başvurularının kabulüne, … İdare Mahkemesi’nin … gün ve E: …, K: … sayılı kararının davalı idareler vekilleri lehine vekalet ücreti yönünden kaldırılmasına” ibaresi ile “reddedilen 190.000,00TL maddi tazminat istemi için hesaplanan 17.350 TL nisbi vekalet ücretinin ve istinaf aşamasında davalı idare posta ücretinden harcanan 22.00-TL’nin davacıdan alınarak davalı idarelere verilmesine” ibaresinin 2577 sayılı Kanun’un 49. maddesinin 1. fıkrasının (b) bendi uyarınca; “davalı idarelerin istinaf başvurularının reddine” ve “davalı idareler tarafından yapılan yargılama giderlerinin üzerlerinde bırakılmasına” şeklinde düzeltilmesi gerekmektedir.

KARAR SONUCU :
Açıklanan nedenlerle;
1. Davacının temyiz isteminin esas yönünden REDDİNE, vekalet ücreti yönünden KABULÜNE,
2. Davanın reddine ilişkin … İdare Mahkemesi kararına yönelik olarak yapılan istinaf başvuruları üzerine davacının istinaf başvurusunun reddi, davalı istinaf başvurularının kabulü yolundaki temyize konu … Bölge İdare Mahkemesi … İdari Dava Dairesinin … tarih ve E:…, K:… sayılı kararının yukarıda belirtildiği şekilde DÜZELTİLEREK ONANMASINA,
3. Temyiz yargılama giderlerinin istemde bulunan üzerinde bırakılmasına, artan posta ücretinin iadesine,
4. 2577 sayılı İdari Yargılama Usulü Kanunu’nun 50. maddesi uyarınca, bu onama kararının taraflara tebliğini ve bir örneğinin de …Bölge İdare Mahkemesi … İdari Dava Dairesine gönderilmesini teminen dosyanın … İdare Mahkemesine gönderilmesine, 07/12/2022 tarihinde oy çokluğuyla kesin olarak karar verildi.

(X)-KARŞI OY :
Dava, davacı şirkete ait … plakalı aracın tescil kaydına, sahte belge kullanılmak suretiyle ülkeye sokulduğu ve gümrük kaçağı olduğundan bahisle tedbir şerhi konulduğu, tedbir şerhinden ötürü aracın gerektiği şekilde kullanılamadığı ve bu sebeple oluştuğu iddia edilen 190.000,00 TL maddi zararın dava tarihinden itibaren işleyecek yasal faiziyle birlikte tazminine hükmedilmesi istemiyle açılmıştır.
Dava dosyasının incelenmesinden; davacıya ait … plakalı aracın ilk tescilinin 05/11/2009 tarihinde yapıldığı, bu tarihten itibaren pek çok kez noter kanalıyla satışının yapıldığı, en son davacı şirket tarafından, İzmir 35. Noterliği’nce düzenlenen … tarih ve … yevmiye nolu satış sözleşmesi ile …isimli şahıstan 190.000,00 TL bedelle satın alındığı; … Ağır Ceza Mahkemesi’nce, aracın trafik tescil kaydına tedbir şerhi konularak davacıya teslim edildiği daha sonra ise davacının 6770 sayılı Kanun ile Kaçakçılıkla Mücadele Kanunu’na eklenen geçici 10. madde kapsamında başvuruda bulunarak aracın ilk iktisabında ödenmesi gereken ÖTV tutarının %25’ini ödeyerek araç üzerine konulan mahrumiyetin kaldırılmasını sağladığı anlaşılmaktadır.
Anayasanın 125. maddesinde, idarenin her türlü eylem ve işlemlerine karşı yargı yolunun açık olduğu belirtildikten sonra, idarenin kendi eylem ve işlemlerinden doğan zararı ödemekle yükümlü olduğu hükme bağlanmış; 2577 sayılı İdari Yargılama Usulü Kanunu’nun 2/1-b maddesinde ise, idari eylem ve işlemlerden dolayı kişisel hakları doğrudan muhtel olanlar tarafından açılan tam yargı davaları, idari dava türleri arasında sayılmıştır.
5607 sayılı Kaçakçılıkla Mücadele Kanunu’nun “Kaçakçılığı önleme, izleme ve araştırmakla görevli olanlar” başlıklı 19. maddesinin 1. fıkrasında, mülkî amirler, Gümrük Müsteşarlığı personeli ile Emniyet Genel Müdürlüğü, Jandarma Genel Komutanlığı ve Sahil Güvenlik Komutanlığına bağlı personelin, bu Kanunla yaptırım altına alınan fiilleri önleme, izleme ve araştırmakla yükümlü olduğu hüküm altına alınmıştır.
4458 Sayılı Gümrük Kanunu’nun 10/A maddesinde, “1. Gümrük idareleri, mevzuatın belirlediği şartlar çerçevesinde, Türkiye Gümrük Bölgesi ile diğer ülkeler arasında taşınan eşyanın giriş, çıkış, transit, aktarma ve nihai kullanımını ve serbest dolaşımda bulunmayan eşyanın durumunu düzenleyen gümrük mevzuatı ve diğer mevzuatın doğru uygulanmasını sağlamak için gerekli görülen gümrük kontrollerini yerine getirir.” hükmü; 65. maddesinin 1. fıkrasında ise, “Gümrük idareleri, beyanın doğruluğunu araştırmak üzere; a) Beyanname ile ilgili ve beyannameye ekli belgeleri kontrol edebilir ve beyannamenin içerdiği bilgilerin doğruluğunu araştırmak amacı ile beyan sahibinden diğer belgeleri de vermesini isteyebilir, b) Eşyayı muayene edebilir ve ayrıntılı muayene veya tahlil amacıyla numune alabilirler.” hükmü yer almaktadır.
Uyuşmazlıkta, dava konusu aracın usulsüz şekilde yurda getirilmesinde herhangi bir ilgisi ve kusuru bulunmayan, gümrük idaresince işlemleri tamamlanarak ithal edilen, trafik siciline tescil işlemleri yapılan aracı satın alan iyiniyetli 3. kişi durumunda bulunan davacının, ithalatı gerçekleştiren kişilerin sahte belgelerle dava konusu aracı ithal ettiklerinden bahisle açılan ceza davasında aracın trafik kaydına şerh konulmak suretiyle el konulması nedeniyle uğradığı zararın (aracın ilk iktisabında ödenmesi gereken ÖTV tutarının %25’i) kusurlu sorumluluk ilkesi gereğince tazmin edilmesi gerekmekte olup, Bölge İdare Mahkemesi kararında hukuki isabet bulunmamaktadır.
Bu nedenle, davacının temyiz isteminin kabulüyle Bölge İdare Mahkemesi kararının bozulmasına karar verilmesi gerektiği oyu ile Müşterek Kurul kararına katılmıyorum.

(XX) KARŞI OY :
Reddedilen maddi tazminat yönünden davalı idareler lehine maktu vekalet ücretine hükmedilmesi gerekirken nisbi vekalet ücretine hükmedilmesi; 2577 sayılı İdari Yargılama Usulü Kanunu’nun “Temyiz incelemesi üzerine verilecek kararlar” başlıklı 49. maddesinin birinci fıkrasının (b) bendi uyarınca kararın düzeltilerek onanmasını gerektiren, “yeniden yargılama yapılmasına ihtiyaç duyulmayan maddi hata ile düzeltilmesi mümkün eksiklik veya yanlışlık” kapsamında bulunmayıp, anılan maddenin ikinci fıkrasının (b) bendi uyarınca kararın bozulmasını gerektiren, “hukuka aykırılık” teşkil ettiğinden, Bölge İdare Mahkemesi kararının, bu hususta yeniden bir karar verilmek üzere bozulması gerektiği oyuyla Müşterek Kurul kararına bu yönden katılmıyorum.