Danıştay 10. Daire Başkanlığı 2018/5027 E. , 2022/5763 K.
T.C.
D A N I Ş T A Y
ONUNCU DAİRE
Esas No : 2018/5027
Karar No : 2022/5763
TEMYİZ EDEN (DAVACILAR) : 1- …
2- …
3- …
4- …
VEKİLİ : Av…
KARŞI TARAF (DAVALILAR) : 1- S… Büyükşehir Belediye Başkanlığı
VEKİLİ : Av. …
2- … Belediye Başkanlığı / …
VEKİLİ : Av. …
3- … Bakanlığı / …
VEKİLİ : Av. …
4- … Bakanlığı …
VEKİLİ : Av. …
5- … Bakanlığı / …
VEKİLİ : Hukuk Müşaviri …
İSTEMİN_KONUSU : … Bölge İdare Mahkemesi … İdari Dava Dairesinin … tarih ve E:…, K:… sayılı kararının temyizen incelenerek bozulması istenilmektedir.
YARGILAMA SÜRECİ :
Dava konusu istem: Davacılar tarafından, yakınları …’in gezmek amacıyla arkadaşlarıyla birlikte 17/05/2015 tarihinde gittiği Samsun ili, Çarşamba ilçesinde bulunan … Şelalesi’nden düşerek hayatını kaybetmesi sonucu uğranıldığı ileri sürülen zararlara karşılık davacılardan … ve … için 30.000,00’er TL maddi, 100.000,00’er TL manevi; … ve … için 80.000,00’er TL manevi olmak üzere toplam 60.000,00 TL maddi, 360.000,00 TL manevi tazminatın fazlaya ilişkin haklar saklı tutularak kaza tarihinden itibaren işleyecek yasal faizi ile birlikte davalı idarelerden müştereken ve müteselsilen tazminine karar verilmesi istenilmiştir.
İlk Derece Mahkemesi kararının özeti: … İdare Mahkemesince verilen … tarih ve E:…, K:… sayılı kararla; … Cumhuriyet Başsavcılığının … sayılı hazırlık dosyasında yürütülen soruşturma kapsamında alınan 11/01/2016 tarihli iş güvenliği uzmanı raporu uyarınca … Cumhuriyet Başsavcılığınca olay yerinin yerleşim alanlarına uzak, doğal güzellik sayılabilecek, Devletin hüküm ve tasarrufu altında bulunan yerlerden olduğu, ancak kendi halinde bırakıldığı ve turizme açılmadığı, etrafında herhangi bir gerçek veya tüzel kişi tarafından işletilen turistik işletme ve piknik alanının bulunmadığı, müteveffanın kusuru haricinde herhangi bir kurum ve şahsın kusuru bulunmadığı gerekçesi ile kovuşturmaya yer olmadığına karar verildiği, … Şelalesinin bulunduğu yerin hiç bir kamu kurumu tarafından turizme açılmadığı, yol ya da tesis inşa edilmediği gözetildiğinde, idarenin bu tür güvenlik önlemleri alınma yükümlülüğünün bulunmadığı, davacılar tarafından dosyaya ibraz edilen tanıtım kitapçığının …Şelalesiyle ilgili bölümünde suyun temas ettiği bütün zeminlerin yosun oluşumundan dolayı çok kaygan olduğu için özellikle dikkat edilmesi gerektiği şeklinde uyarıya yer verildiği, dava dosyasında yer alan Savcılık soruşturma dosyası kapsamındaki bilirkişi raporu, Adli Tıp raporu, fotoğraflar, tutanaklar ve olay yeri inceleme raporunun birlikte değerlendirilmesinden, …’in 17/05/2015 tarihinde meydana gelen ölüm olayında davalı idarelerin hizmet kusurunun bulunmadığı, ölüm olayının müteveffanın kusurundan kaynaklandığı gerekçesiyle davanın reddine karar verilmiştir.
Bölge İdare Mahkemesi kararının özeti: … Bölge İdare Mahkemesi … İdari Dava Dairesince; istinaf başvurusuna konu … İdare Mahkemesi kararının hukuka ve usule uygun olduğu ve davacılar tarafından ileri sürülen iddiaların söz konusu kararın kaldırılmasını sağlayacak nitelikte görülmediği belirtilerek 2577 sayılı İdari Yargılama Usulü Kanunu’nun 45. maddesinin 3. fıkrası uyarınca istinaf başvurusunun reddine karar verilmiştir.
TEMYİZ_EDENLERİN_İDDİALARI : Davacılar tarafından, … Şelalesinin yaz aylarında turistik bir bölge olduğu, şelalenin bulunduğu alanda herhangi bir uyarı levhasının bulunmadığı, …Büyükşehir Belediyesinin tanıtım kitapçığında ve İl Kültür Turizm Müdürlüğünün internet sitesinde şelalenin tanıtıldığı, bu nedenle şelalenin Devletin hüküm ve tasarrufunda bulunmasının davalı idareleri sorumluluktan kurtarmayacağı belirtilerek Bölge İdare Mahkemesi kararının bozulması gerektiği ileri sürülmektedir.
KARŞI_TARAFIN_SAVUNMALARI : Davalı idarelerden … Belediyesi Başkanlığı tarafından savunma verilmemiş olup diğer davalı idareler tarafından temyiz isteminin reddi gerektiği savunulmaktadır.
DANIŞTAY TETKİK HAKİMİ : …
DÜŞÜNCESİ : Temyiz isteminin reddi ile Bölge İdare Mahkemesi kararının bozulması gerektiği düşünülmektedir.
TÜRK MİLLETİ ADINA
Karar veren, 2575 sayılı Danıştay Kanunu’nun Ek 1. maddesi uyarınca Danıştay Onuncu ve Sekizinci Dairelerinden oluşan Müşterek Kurulca; Tetkik Hâkiminin açıklamaları dinlendikten ve dosyadaki belgeler incelendikten sonra gereği görüşüldü:
İNCELEME VE GEREKÇE :
MADDİ OLAY :
Davacılar yakını …’in 17/05/2015 tarihinde Samsun ili, Çarşamba ilçesinde bulunan … şelalerine gezme amaçlı arkadaşlarıyla birlikte gittiği, şelalenin en üst noktasına çıktıklarında …şelalenin uçurum kısmının yaklaşık 1-2 metre gerisinde cep telefonu ile fotoğraf çekerken ayağının kayarak ıslak zemine yüzüstü düşmesi üzerine tutunmaya çalıştığı ancak yerin yosunlu olması sebebi ile tutunamayarak kayalıklara çarpmak suretiyle yaklaşık 35 metre yüksekliğindeki uçurumdan su göletine düşmesi neticesinde vefat etmesi nedeniyle davalı idarelerin hizmet kusurunun bulunduğu ileri sürülerek meydana geldiği iddia edilen zararlara karşılık maddi ve manevi tazminat istemiyle davalı idarelere başvuruda bulunulduğu, başvuruların reddi üzerine de bakılmakta olan davanın açıldığı anlaşılmıştır.
İLGİLİ MEVZUAT:
Anayasanın 125. maddesinde, idarenin her türlü eylem ve işlemlerine karşı yargı yolunun açık olduğu belirtildikten sonra, son fıkrasında, idarenin kendi eylem ve işlemlerinden doğan zararı ödemekle yükümlü olduğu hükme bağlanmış; 2577 sayılı İdari Yargılama Usulü Kanunu’nun 2. maddesinin 1. fıkrasının (b) bendinde ise, idari eylem ve işlemlerden dolayı kişisel hakları doğrudan muhtel olanlar tarafından açılan tam yargı davaları, idari dava türleri arasında sayılmıştır.
Genel anlamı ile tam yargı davaları, idarenin faaliyetlerinden ötürü, hakları zarara uğrayanlar tarafından idare aleyhine açılan tazminat davalarıdır. Bu tür davalarda mahkeme, hem olayın maddi yönünü, yani zararı doğuran işlem veya eylemleri, hem de bundan çıkabilecek hukuki sonuçları tespit edecektir.
İdare kural olarak, yürüttüğü kamu hizmetiyle nedensellik bağı kurulabilen zararları tazminle yükümlü olup; idari eylem ve/veya işlemlerden doğan zararlar, idare hukuku kuralları çerçevesinde, hizmet kusuru veya kusursuz sorumluluk ilkeleri gereği tazmin edilmektedir.
Tam yargı davalarında, öncelikle zarara yol açtığı öne sürülen idari işlem veya eylemin hukuka uygunluğunun denetimi yapılacağından, olayın oluşumu ve zararın niteliği irdelenip, idarenin hizmet kusuru olup olmadığının araştırılması, hizmet kusuru yoksa kusursuz sorumluluk ilkelerinin uygulanıp uygulanmayacağının incelenmesi, tazminata hükmedilirken de her halde sorumluluk sebebinin açıkça belirtilmesi gerekmektedir.
İdarenin yürütmekle görevli olduğu bir hizmetin kuruluşunda, düzenlenişinde veya işleyişindeki nesnel nitelikli bozukluk, aksaklık veya boşluk olarak tanımlanabilen hizmet kusuru; hizmetin kötü işlemesi, geç işlemesi veya hiç işlememesi hallerinde gerçekleşmektedir. Hizmet kusurundan dolayı sorumluluk, idarenin sorumluluğunun doğrudan ve asli nedenini oluşturmaktadır.
Kamu hizmetlerinin yerine getirilmesi sırasında bu hizmetten doğan nedenlerle kişilerin uğradığı zararların hizmetin sahibi idarece karşılanması esas olmakla birlikte, tazminata hükmedilirken, olayın meydana geliş şekline göre zarara uğrayan kişilerin de kusurlu olup olmadığının, dolayısıyla olayda müterafik kusur bulunup bulunmadığının da ortaya konulması gerekmektedir.
Müterafik kusur (ortak kusur), zarara uğrayanın; zararın doğumuna veya zararın artmasına yardım (etki) etmesidir. Böyle bir durumda, zarara uğrayana veya mirasçılarına ödenecek tazminat miktarları müterafik kusur oranında orantısal olarak azaltılmalıdır.
HUKUKİ DEĞERLENDİRME:
Dava dosyasının incelenmesinden, vefat olayının meydana geldiği …Şelalesi’ne araç yolunun bulunmadığı, söz konusu şelalenin insan yerleşim alanlarına uzak, doğal güzellik sayılabilecek nitelikte, kendi haline bırakılmış ve insan turizmine açılmamış, etrafında herhangi bir gerçek veya tüzel kişi tarafından turistlik işletme veya piknik alanı olmayan bir yerde bulunduğu, Devletin hüküm ve tasarrufunda bulunan yerlerden olduğu; bununla birlikte, … Büyükşehir Belediyesinin tanıtım kitapçığında ve … İl Kültür Turizm Müdürlüğünün internet sitesinde … Şelalesinin turistik ve doğal güzellikler arasında gösterildiği, … Büyükşehir Belediyesinin tanıtım kitapçığında şelalede suyun temas ettiği tüm yerlerin yosun oluşumundan dolayı çok kaygan olması nedeniyle özellikle dikkat edilmesi gerektiğinin belirtildiği, buna rağmen şelale etrafında herhangi bir uyarı levhasının yer almadığı anlaşılmaktadır.
Bu bilgiler çerçevesinde, davalı idarelerden Devletin hüküm ve tasarrufu altındaki bakir bir alanda, kendi sorumlulukları altında bulunan bir alanda alması gereken tedbirlerin tümünü almasının beklenemeyeceği tabii olmakla birlikte, ölüm olayının meydana geldiği … Şelalesinin yöre halkı tarafından bilinen doğal güzelliklerden olduğu, özellikle yaz aylarında turistlerin ilgisini çeken yerler arasında yer aldığı, davalı idarelerce şelalenin turistik bir yer olarak tanıtımlarının çeşitli mecralarda yapıldığı hususları bir arada değerlendirildiğinde, şelale çevresinde asgari ölçüde birtakım tedbirlerin alınması da bir gerekliliktir. Bu noktada, şelalenin bulunduğu alanda herhangi bir tedbir almadığı anlaşılan davalı idarelerin tazmin sorumluluğunun bulunduğu açıktır.
Somut olayda; müteveffa …’in olayın meydana geldiği tarihte 22 yaşında olduğu, yaşı itibarıyla olayın yaşandığı yerde başına ne gibi kazaların gelebileceğini tam olarak ayırt edebilecek durumda bulunduğu, kendisinin arkadaşları tarafından ikaz edilmiş olmasına rağmen şelalenin üst kısmında en uç noktaya kadar gittiği, bu noktada ayağının kayması sonucu düşerek vefat ettiği dikkate alındığında müteveffanın asli kusurlu olarak %70 oranında; şelale çevresinde uyarıcı levha dahi bulundurmayan davalı idarelerin de tali kusurlu olarak %30 oranında kusurlu olduğu sonucuna varılmıştır.
İdare Mahkemesince işbu bozma kararı üzerine yapılacak yargılamada, öncelikle olayın meydana gelmesinde tali kusurlu olarak % 30 oranında sorumlulukları bulunan davalı idarelerin her birinin bu tutar oranı içinde kalan kusur oranlarının gerektiğinde bilirkişi incelemesi sonucunda saptanması, akabinde davacılara ödenmesi gereken maddi zarara tekabül eden maddi tazminat miktarının alınacak hesap bilirkişisi raporu uyarınca yukarıda belirtilen kusur oranları dikkate alınmak suretiyle belirlenerek kusur oranları üzerinden idarelerce davacılara ödenmesine, manevi tazminatın ise müteveffanın müterafik kusuru da göz önünde bulundurulmak suretiyle takdir edilerek davacılara ödenmesine karar verilmesi gerekmektedir.
Bu itibarla, davanın reddi yönündeki … İdare Mahkemesi kararına yönelik istinaf isteminin reddine ilişkin temyize konu … Bölge İdare Mahkemesi … İdari Dava Dairesi kararında hukuki isabet bulunmamaktadır.
KARAR SONUCU :
Açıklanan nedenlerle;
1. Davacıların temyiz isteminin KABULÜNE,
2. Davanın reddine ilişkin … İdare Mahkemesi kararına yönelik olarak yapılan istinaf başvurusunun reddi yolundaki temyize konu … Bölge İdare Mahkemesi … İdari Dava Dairesinin … tarih ve E:…, K:… sayılı kararının BOZULMASINA,
3. Yeniden bir karar verilmek üzere dosyanın … Bölge İdare Mahkemesi … İdari Dava Dairesine gönderilmesine, 07/12/2022 tarihinde oy birliğiyle kesin olarak karar verildi.