Danıştay 5. Daire Başkanlığı 2022/9825 E. , 2022/9880 K.
T.C.
D A N I Ş T A Y
BEŞİNCİ DAİRE
Esas No : 2022/9825
Karar No : 2022/9880
Temyiz İsteminde Bulunan (Davacı): … adına vesayeten …
Vekili : Av. …
Karşı Taraf (Davalı) : … Bakanlığı / ANKARA
Vekili : Av. …
İstemin Özeti : Öğretmen olarak görev yapmakta iken 672 sayılı Kanun Hükmünde Kararname eki listesinde ismine yer verilmek suretiyle kamu görevinden çıkarılan davacı tarafından, göreve iade talebiyle OHAL İşlemleri İnceleme Komisyonu’na yaptığı başvurunun reddine ilişkin … tarih ve … sayılı işlemin iptali ile kamu görevinden çıkarılması nedeniyle yoksun kaldığı parasal haklarının kamu görevinden çıkarılma tarihinden itibaren işletilecek yasal faiziyle birlikte ödenmesine karar verilmesi istemiyle açılan davanın reddi yolunda verilen … İdare Mahkemesi’nin … tarih ve E:…, K:… sayılı kararına karşı yapılan istinaf isteminin reddine ilişkin … Bölge İdare Mahkemesi …. İdare Dava Dairesinin … tarih ve E:…, K:… sayılı kararının temyizen incelenerek bozulması istenilmektedir.
Temyiz İsteminde Bulunan Davacının İddialarının Özeti: Masumiyet karinesinin ihlal edildiği, diğer yargılamalar göz önüne alındığında eşitlik ilkesine aykırı davranıldığı, OHAL sürecinde alınan tedbirlerin OHAL’in gerektirdiği ölçüde ve OHAL süresince sınırlı olacağı, OHAL sona erdiği için kamu görevinden çıkarılmasının anayasal dayanağı kalmadığı, OHAL KHK’sının Resmi Gazetede yayımlandığı gün meclisin onayına sunulması ve 30 gün içinde onaylanmasının zorunlu olduğu, söz konusu dönemde kamu görevinden çıkarma cezasının sonuçları itibariyle ceza hukuku anlamında bir ceza olduğu, bu nedenle yargı organı tarafından verilmesi gereken bir karar iken yürütme ve yasama organı tarafından verilmesinin fonksiyon gaspını oluşturduğu, ölçülülük ve doğal hakim ilkelerine aykırı hareket edildiği, sadakat yükümlülüğünü ihlal etmediği, Milli Güvenlik Kurulu kararına dayanılarak hüküm kurmanın Anayasa’ya aykırı olduğu, söz konusu kararların bağlayıcı olmadığı, bağlayıcı olduğu kabul edilse dahi 26/05/2016 tarihli Milli Güvenlik Kurulu kararı öncesinde FETÖ’den bahsetme imkanı bulunmadığı, dolayısıyla sadakat yükümlülüğü için yüklenecek eylemlerin bu tarihten sonra olması gerektiği, söz konusu oluşumun bir terör örgütü olduğuna dair Yargıtay … Ceza Dairesinin 18/07/2017 tarihli kararından önce kesinleşmiş bir yargı kararı bulunmadığı, yargılama aşamasındaki mahkeme kararlarındaki değerlendirmelerin Anayasa ve Avrupa İnsan Hakları Sözleşmesi’ne aykırı olduğu, ByLock programının münhasıran FETÖ/PDY mensupları tarafından kullanıldığı iddiasının temelsiz olduğu, program verilerinin yasadışı delil olup hiçbir yargılamada kullanılamayacağı, Milli İstihbarat Teşkilatı tarafından elde edilen istihbari nitelikteki bilgilerin delil niteliği bulunmadığı, ByLock verilerine ilişkin tespitlerin tarafına bildirilmemesi nedeniyle çekişmeli yargılama ve silahların eşitliği ilkesinin ihlal edildiği, ByLock uygulamasını kullanmanın haberleşme, düşünce ve ifade özgürlüğü kapsamında değerlendirilmesi gerektiği, hakkındaki diğer iddialar olan basın kuruluşuna, derneğe para yatırmanın, bankada para bulundurmanın tamamen yasal eylemler olduğu, terör örgütü üyeliği suçlamasıyla iki kez yargılama (adli ve idari) yapılmasının hukuka aykırı olduğu ve tek fiile tek ceza ilkesine aykırılık oluşturduğu, yargılama giderlerinin karar kesinleştikten sonra tahsil edilmesi yönündeki kararın hüküm kısmının adli yardımdan yararlanan kişiler açısından davanın kaybedilmesi halinde tüm masrafların ödenmesi tehditine neden olduğundan bu durumun mahkemeye başvuru açısından caydırıcı etkisi olduğu ve mahkemeye erişim hakkının kısıtlandığı, dava aşamsında ileri sürülen ve davanın sonucunu etkileyebilecek iptal nedenleri ve argümanların yargılama aşamasında hiçbir şekilde incelenmediği, gerekçeli karar hakkının ihlal edildiği belirtilerek Bölge İdare Mahkemesi kararının bozulması gerektiği iddia edilmektedir.
Davalı İdarenin Savunmasının Özeti: Bölge İdare Mahkemesi kararında usul ve esas bakımından hukuka aykırılık bulunmadığı, davacının temyiz iddialarının 2577 sayılı Kanun’un 49. maddesinde sayılan sebeplerden hiçbirisine uymadığı belirtilerek temyiz isteminin reddi gerektiği savunulmaktadır.
Danıştay Tetkik Hakimi : …
Düşüncesi : Temyiz isteminin reddi ile usul ve yasaya uygun olan İdare Dava Dairesi kararının gerekçe eklenmek suretiyle onanması gerektiği düşünülmektedir.
TÜRK MİLLETİ ADINA
Karar veren Danıştay Beşinci Dairesince, Tetkik Hâkiminin açıklamaları dinlendikten ve dosyadaki belgeler incelendikten sonra, 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu’nun 334. maddesi uyarınca adli yardım talebi İdare Mahkemesince kabul edilmiş olan davacının, aynı Kanun’un 335. maddesinin 3. fıkrasında yer alan “adli yardım, hükmün kesinleşmesine kadar devam eder.” düzenlemesi gereğince temyiz aşamasındaki adli yardım talebi hakkında karar verilmesine yer olmadığına karar verilerek gereği görüşüldü:
Bölge idare mahkemesi idare dava daireleri tarafından verilen kararların temyiz yolu ile incelenerek bozulabilmeleri, 2577 sayılı İdari Yargılama Usulü Kanununun 49. maddesinde belirtilen nedenlerden birinin varlığı halinde mümkün olup, davacı tarafından ileri sürülen hususlar bunlardan hiçbirisine uymamaktadır.
Bununla birlikte, davacı hakkında yürütülen ceza yargılaması neticesinde verilen ve Bölge Adliye Mahkemesi ile Yargıtay incelemesinden geçmek suretiyle 27/09/2021 tarihinde kesinleşen … Ağır Ceza Mahkemesinin … tarih ve E:…, K:… sayılı kararında yer alan;
”…Gizli tanık …’un soruşturma aşamasında teslim ettiği Micro SD kart içeriğinin sanıkla ilgili kısmının yapılan incelemesinde; sanığın FETÖ/PDY silahlı terör örgütünün emniyet mahrem yapılanması içinde “…” kod adı ile … bölgesinde MÜDÜR olarak görev yaptığı, elde edilen dijital materyallere göre A vasfında tanımlandığı anlaşılmıştır.
Sanığın örgütsel konumu ve faaliyetleri ile uyumlu olarak Fetö/Pdy silahlı terör örgütünün gizli haberleşme aracı olarak kullandığı Bylock programını, … numaralı GSM hattı ile … ve … IP adresleri üzerinden 01.01.2014 – 01/01/2017 tarihleri arasında 4573 kez aktif bir şekilde kullandığının Cgnat kayıtları, Hts kayıtları, Bylock tespit ve değerlendirme tutanağı ve Bylock bilirkişi raporu ile sabit olduğu anlaşılmıştır.
Bylock hakkında mahkememizce aldırılan bilirkişi raporunda özetle;
… numaralı GSM hattından 11 Ağustos 2014 günü saat 09:22:42’de başlayıp 03 Nisan 2015 günü saat 11:57:20’ye kadar Bylock’un dokuz adet İP numarasından … ve … nolu İP’lere 4.573 kez bağlandığına dair trafik kaydının olduğu, söz konusu trafik kaydının 111 farklı günde gerçekleştiği,
…
Her ne kadar sanık, gizli tanık …’dan ele geçen sd kart içeriklerini kabul etmediğini ve Bylock programını kullanmadığını savunmuş ise de gizli tanık Garson’dan ele geçen sd kart içeriğinde yapılan incelemede sanığın kod adının “….” olduğu, sanığa ait … ID numaralı Bylock tespit ve değerlendirme tutanağında yapılan incelemede ise adı kısmında “…” şeklinde kayıtlı olduğu görülmüş, Bylock yazılımına ve sunucularına ait IP adresine yapılan erişimlerin baz istasyon bilgileri ile GPRS/WAP bağlantı kayıtları baz istasyon bilgilerinin birbiri ile eşleştiğinin görülmesi ile elde edilen kayıtların birbiriyle örtüştüğü ve uyumlu olduğu anlaşılmıştır.
Sanık her ne kadar yukarıda da belirtildiği üzere Bylock programını kullanmadığını savunmuş ise de sanığın kullandığı tespit edilen … ID ve … ID numaralı Bylock tespit ve değerlendirme tutanakları içeriğinde Bylock programına kayıtlı kişiler arasında örgüt hiyerarşisindeki görev ve konumuna uygun olarak “…, …, …., …, …, …, …, …., …., …., …., …” isimli emniyet mensuplarının bulunduğu, değişik kurum ve kuruluşlarda çalışan örgüt mensubu şahısların olduğu ve sanığın kayıtlı kişiler arasında tanıdığı kişilerin bulunduğu…” tespitleri, bakılmakta olan dava dosyasında yer alan diğer tespitler ile birlikte değerlendirildiğinde, davacının FETÖ/PDY ile iltisak ve irtibatının bulunduğu sonucuna varılmıştır.
… Bölge İdare Mahkemesi …. İdare Dava Dairesinin yukarıda belirtilen kararı ve dayandığı gerekçe hukuk ve usule uygun olup, bozulmasını gerektirecek bir sebep bulunmadığından, temyiz isteminin reddi ile anılan kararın yukarıda belirtilen gerekçenin eklenmesi suretiyle ONANMASINA, temyiz giderlerinin istemde bulunan üzerinde bırakılmasına, adli yardım talebinin daha önce kabul edilmiş olması nedeniyle temyiz aşamasında tahsil edilmeyen yargılama giderinin tahsili için Mahkemesince müzekkere yazılmasına, 2577 sayılı İdari Yargılama Usulü Kanunu’nun 50. maddesi uyarınca, bu onama kararının taraflara tebliğini ve bir örneğinin de belirtilen İdare Dava Dairesine gönderilmesini teminen dosyanın kararı veren ilk derece Mahkemesine gönderilmesine, 06/12/2022 tarihinde oybirliğiyle kesin olarak karar verildi.