Danıştay Kararı 6. Daire 2022/5993 E. 2022/10671 K. 06.12.2022 T.

Danıştay 6. Daire Başkanlığı         2022/5993 E.  ,  2022/10671 K.

T.C.
D A N I Ş T A Y
ALTINCI DAİRE
Esas No : 2022/5993
Karar No : 2022/10671

DAVACILAR :
1- …
2- …
3- …
4- … Mahallesi Muhtarlığı
5- …

19- …
VEKİLİ : Av. …
20- …
VEKİLİ : Av. …
DAVALI : … Bakanlığı

DAVANIN KONUSU : 08/04/2017 tarih ve 30032 sayılı Resmi Gazete’de yayımlanan Stratejik Çevresel Değerlendirme Yönetmeliği’nin 6. maddesi uyarınca Kuzey Ege Nehir Havzası Yönetim Planının Hazırlanması Projesine yönelik hazırlatılan Stratejik Çevresel Değerlendirme Raporu, anılan raporun onaylanmasına ilişkin Çevre, Şehircilik ve İklim Değişikliği Bakanlığı kararı ile 08/04/2017 tarih ve 30032 sayılı Resmi Gazete’de yayımlanan Stratejik Çevresel Değerlendirme Yönetmeliği’nin iptali istenilmektedir.

DANIŞTAY TETKİK HAKİMİ …’NIN DÜŞÜNCESİ : Davacılardan … Mahallesi Muhtarlığı yönünden davanın ehliyet nedeniyle reddine; 08/04/2017 tarih ve 30032 sayılı Resmi Gazete’de yayımlanan Stratejik Çevresel Değerlendirme Yönetmeliği’nin 6. maddesi uyarınca Kuzey Ege Nehir Havzası Yönetim Planının Hazırlanması Projesine yönelik hazırlatılan “Stratejik Çevresel Değerlendirme Raporu” ile anılan raporun onaylanmasına ilişkin Çevre, Şehircilik ve İklim Değişikliği Bakanlığı kararı hakkında diğer davacılar yönünden davanın incelenmeksizin reddine; 08/04/2017 tarih ve 30032 sayılı Resmi Gazete’de yayımlanan Stratejik Çevresel Değerlendirme Yönetmeliği hakkında diğer davacılar yönünden ise davanın süre aşımı nedeniyle reddine karar verilmesi gerektiği düşünülmektedir.

TÜRK MİLLETİ ADINA
Karar veren Danıştay Altıncı Dairesince, Tetkik Hakiminin açıklamaları dinlendikten ve dosyadaki belgeler 2577 sayılı İdari Yargılama Usulü Kanunu’nun 14. maddesi gereğince incelendikten sonra işin gereği görüşüldü:

İLGİLİ MEVZUAT ve HUKUKİ DEĞERLENDİRME:
Davanın davacılardan … Mahallesi Muhtarlığına ilişkin kısmı hakkında;
2577 sayılı İdari Yargılama Usulü Kanunu’nun 2. maddesinde; idari işlemler hakkında yetki, şekil, sebep, konu ve maksat yönlerinden biri ile hukuka aykırı olduklarından dolayı iptalleri için menfaatleri ihlal edilenler tarafından açılan davalar “iptal davası” olarak tanımlanmış olup; 14. maddesinde, dava dilekçelerinin ehliyet yönünden inceleneceği ve 15/1-b maddesinde ise, bu hususta Kanuna aykırılık görülmesi halinde davanın reddine karar verileceği düzenlenmiştir.
5393 sayılı Belediye Kanunu’nun 3/d maddesinde, mahallenin, belediye sınırları içinde, ihtiyaç ve öncelikleri benzer özellikler gösteren ve sakinleri arasında komşuluk ilişkisi bulunan idarî birimi ifade ettiği; 9. maddesinde, mahallenin, muhtar ve ihtiyar heyeti tarafından yönetileceği kurala bağlanmakla birlikte; 4541 sayılı Şehir ve Kasabalarda Mahalle Muhtar ve İhtiyar Heyetleri Teşkiline Dair Kanun ve ilgili mevzuatta mahalle muhtarlıklarına ve ihtiyar heyetine kamu tüzel kişiliği tanınmamıştır.
Bu durumda; tüzel kişiliği bulunmayan … Mahalle Muhtarlığının, davada taraf olma ehliyetinin ve mahalle adına dava açma yetkisinin bulunmadığı, dolayısıyla görülmekte olan davada taraf olma ehliyeti bulunmayan söz konusu davacı yönünden davanın ehliyet nedeniyle reddine karar verilmesi gerektiği sonucuna varılmıştır.
Diğer davacıların 08/04/2017 tarih ve 30032 sayılı Resmi Gazete’de yayımlanan Stratejik Çevresel Değerlendirme Yönetmeliği’nin 6. maddesi uyarınca Kuzey Ege Nehir Havzası Yönetim Planının Hazırlanması Projesine yönelik hazırlatılan “Stratejik Çevresel Değerlendirme Raporu” ile anılan raporun onaylanmasına ilişkin Çevre, Şehircilik ve İklim Değişikliği Bakanlığı kararının iptali istemleri yönünden;
2577 sayılı İdari Yargılama Usulü Kanunu’nun 14. maddesinin 3. fıkrasının (d) bendinde, dilekçelerin, idari davaya konu olacak kesin ve yürütülmesi gereken bir işlem olup olmadığı yönünden inceleneceği belirtilmiş olup; davanın esastan incelenebilmesi için dava konusu işlemin kesin ve yürütülmesi zorunlu bir işlem olması gerekmektedir.
08/04/2017 tarih ve 30032 sayılı Resmi Gazete’de yayımlanan Stratejik Çevresel Değerlendirme Yönetmeliği’nin “Amaç” başlıklı 1. maddesinde, “Bu Yönetmeliğin amacı; çevrenin korunmasını sağlamak üzere sürdürülebilir kalkınma ilkesi doğrultusunda, çevre üzerinde önemli etkiler yapması beklenen plan/programların hazırlanması ve onayı sürecine çevresel unsurların entegre edilmesi için uygulanan Stratejik Çevresel Değerlendirme sürecinde uyulacak idari ve teknik usul ve esasları düzenlemektir.” hükmüne; “Tanımlar” başlıklı 5. maddesinin birinci fıkrasının (k) bendinde, “SÇD Raporu: Yetkili kurum tarafından, kapsam belirleme raporu çerçevesinde Ek-4’teki bilgiler esas alınarak ve istişare toplantısında belirtilen görüşler ile halkın ve Bakanlığın görüşleri doğrultusunda hazırlanan raporu,” hükmüne; “SÇD raporu hazırlama yükümlülüğü” başlıklı 6. maddesinde, “Yetkili kurum; bu Yönetmelik kapsamında yer alan bir planlama/programlama sürecinin başlatılmasına karar verildiği aşamadan itibaren, söz konusu planlama/programlama sürecinin başladığını Bakanlığa bildirmek, planlama/programlama süreci ile eşzamanlı olarak SÇD sürecini yürütmek, SÇD Raporunu hazırlamak/hazırlatmak ve plan/programın onayı için yasal prosedür başlatılmadan bu raporu Bakanlığa sunmakla yükümlüdür.” hükmüne; “SÇD ve ÇED uygulamaları” başlıklı 7. maddesinde ise, “(1) Bu Yönetmelik kapsamında yapılan hiçbir iş ve işlem, Çevresel Etki Değerlendirmesi Yönetmeliğinde yer alan hüküm ve yükümlülükleri ortadan kaldırmaz. (2) Bu Yönetmelik kapsamında SÇD Raporu hazırlanarak onaylanmış bir plan/programın kapsamına giren ve Çevresel Etki Değerlendirmesi Yönetmeliğine tabi projelere dair uygulanacak ÇED sürecinde SÇD Raporundaki hususlar dikkate alınır. (3) Bir plan/program için yürütülen SÇD’de, tekrardan kaçınılması ve elde edilmiş olan veriler ile tavsiyelerin sistematik bir şekilde kullanılabilmesi için daha önce yürütülmüş olan ilgili SÇD Raporlarındaki çalışmaların çıktıları dikkate alınır.” hükmüne yer verilmiştir.
İdari işlemler, idarî makamların, kamu gücü kullanarak, idare işlevine ilişkin olarak tesis ettikleri, muhatapları yönünden çeşitli hak ve/veya yükümlülükler doğuran, muhataplarının hukukî durumlarında değişiklik yapan tek yanlı irade açıklamalarıdır. Buna göre, idari işlemlerin “idari makamlarca tesis edilmiş olma”, “tek yanlı olma” ve “icrailik niteliğini taşıma” unsurlarını bünyesinde barındırması gerekmektedir. Bir işlemin iptal davasına konu edilebilir nitelikte kesin ve yürütülebilir bir işlem olup olmadığının, işlemin ismine veya idarenin isimlendirmesine bakılarak değil, işlemin içeriğine bakılarak belirlenmesi gerekmektedir.
Bir idari işlemin kesin ve yürütülmesi zorunlu işlem sayılabilmesi; hukuk düzeninde varlık kazanabilmesi için gerekli idarî usulün son aşamasını da geçirmiş bulunmasına, bir başka idari makamın onayına ihtiyaç göstermeksizin hukuk düzeninde değişiklikler meydana getirebilmesine bağlı bulunmaktadır. İlgililerin hukuki durumları üzerinde etki yaparak, ilgililer için yeni hukuki durumlar doğuran, ilgililerin mevcut hukuki durumlarını değiştiren veya ortadan kaldıran işlemler, icrai nitelik taşıyan işlemlerdir. İdarenin belirli konularına ilişkin olarak açıklayıcı ve bilgilendirici mahiyetteki işlemleri ise muhataplarının hukuki durumları üzerinde etkide bulunmayan icrailik niteliği taşımayan işlemlerdir.
Uyuşmazlıkta; yukarıda yer verilen mevzuat hükümleri uyarınca hazırlatılan “Stratejik Çevresel Değerlendirme Raporu” ile söz konusu raporun onaylanmasına ilişkin Bakanlık işleminin, idari davaya konu olabilecek kesin ve yürütülmesi gerekli işlemler niteliğinde bulunmadığı; kaldı ki söz konusu raporun hazırlanmasının Çevresel Etki Değerlendirmesi Yönetmeliğinde yer alan hüküm ve yükümlülükleri ortadan kaldırmayacağı, bu bağlamda anılan rapor kapsamında yapılması planlanan proje/projeler hakkında Çevresel Etki Değerlendirmesi Yönetmeliği hükümleri uyarınca verilecek “Çevresel Etki Değerlendirmesi Gerekli Değildir” veya “Çevresel Etki Değerlendirmesi Olumlu” kararlarının iptali istemiyle idari yargı yerlerinde dava açılabileceği hususları birlikte değerlendirildiğinde; dava konusu “Stratejik Çevresel Değerlendirme Raporu” ile söz konusu raporun onaylanmasına ilişkin Bakanlık işleminin, idari davaya konu olabilecek, icrai, kesin ve yürütülebilir işlemler niteliğinde olmadığı sonucuna varılmış olup; anılan işlemler yönünden davanın esasının incelenmesine hukuken olanak bulunmamaktadır.
Diğer davacıların 08/04/2017 tarih ve 30032 sayılı Resmi Gazete’de yayımlanan Stratejik Çevresel Değerlendirme Yönetmeliği’nin iptali istemlerine gelince;
2577 sayılı İdari Yargılama Usulü Kanunu’nun ”Dava açma süresi” başlıklı 7. maddesinde; ”1. Dava açma süresi, özel kanunlarında ayrı süre gösterilmeyen hallerde Danıştayda ve idare mahkemelerinde altmış ve vergi mahkemelerinde otuz gündür. 2. Bu süreler; a) İdari uyuşmazlıklarda; yazılı bildirimin yapıldığı, (…) tarihi izleyen günden başlar. (…) 4. İlanı gereken düzenleyici işlemlerde dava süresi, ilan tarihini izleyen günden itibaren başlar. Ancak bu işlemlerin uygulanması üzerine ilgililer, düzenleyici işlem veya uygulanan işlem yahut her ikisi aleyhine birden dava açabilirler. Düzenleyici işlemin iptal edilmemiş olması bu düzenlemeye dayalı işlemin iptaline engel olmaz.” hükmü yer almaktadır.
Yukarıda yer verilen mevzuat hükmünün değerlendirilmesinden; düzenleyici işlemlere karşı ilan tarihinden itibaren altmış gün içinde dava açılabileceği gibi, söz konusu düzenleyici işleme dayanılarak tesis edilen uygulama işleminin varlığı halinde, bu işlemin tebliğinden itibaren altmış gün içinde uygulama işlemine veya düzenleyici işleme yahut her ikisine birden dava açılabileceği sonucuna ulaşılmaktadır.
Yukarıda yer verilen yasal düzenlemeler uyarınca, ilan tarihinden itibaren işlemeye başlayan dava açma süresi içerisinde idari davaya konu edilmeyen düzenleyici işlemlerin, bu tarihten sonra davaya konu edilebilmeleri, söz konusu düzenleyici işleme dayanılarak, ilgili hakkında uygulama işlemi tesis edilmiş olması; uygulama işleminin ise, birlikte dava konusu yapıldığı düzenleyici işlemin uygulaması niteliğinde bulunması ile kesin ve yürütülebilir nitelik taşıması halinde mümkündür.
Bu durumda; Kuzey Ege Nehir Havzası Yönetim Planının Hazırlanması Projesi’ne yönelik hazırlatılan “Stratejik Çevresel Değerlendirme Raporu” ile anılan raporun onaylanmasına ilişkin Çevre, Şehircilik ve İklim Değişikliği Bakanlığı kararının, idari davaya konu olabilecek, icrai, kesin ve yürütülebilir işlemler niteliğinde olmadığı, dolayısıyla 2577 sayılı Kanun’un 7. maddesinin dördüncü fıkrası bağlamında herhangi bir uygulama işleminin bulunmadığı hususları birlikte değerlendirildiğinde; 28/02/2022 tarihinde kayda giren dilekçe ile açılan işbu davanın 08/04/2017 tarih ve 30032 sayılı Resmi Gazete’de yayımlanarak yürürlüğe giren Stratejik Çevresel Değerlendirme Yönetmeliği’ne ilişkin kısmının süre aşımı nedeniyle incelenmesine hukuken olanak bulunmadığı sonucuna varılmıştır.

KARAR SONUCU:
Açıklanan nedenlerle;
1. Davacılardan … Mahallesi Muhtarlığına ilişkin kısım yönünden DAVANIN EHLİYET NEDENİYLE REDDİNE,
2. 08/04/2017 tarih ve 30032 sayılı Resmi Gazete’de yayımlanan Stratejik Çevresel Değerlendirme Yönetmeliği’nin 6. maddesi uyarınca Kuzey Ege Nehir Havzası Yönetim Planının Hazırlanması Projesine yönelik hazırlatılan “Stratejik Çevresel Değerlendirme Raporu” ile anılan raporun onaylanmasına ilişkin Çevre, Şehircilik ve İklim Değişikliği Bakanlığı kararı hakkında diğer davacılar yönünden DAVANIN İNCELENMEKSİZİN REDDİNE,
3. 08/04/2017 tarih ve 30032 sayılı Resmi Gazete’de yayımlanan Stratejik Çevresel Değerlendirme Yönetmeliği hakkında diğer davacılar yönünden DAVANIN SÜRE AŞIMI NEDENİYLE REDDİNE,
4. Ayrıntısı aşağıda gösterilen toplam …-TL yargılama giderinin davacılar üzerinde bırakılmasına,
5. Kullanılmayan …-TL yürütmenin durdurulması harcının istemleri halinde davacılara iadesine,
6. Posta gideri avansından artan tutarın kararın kesinleşmesinden sonra davacılara iadesine,
7. Bu kararın tebliğ tarihini izleyen 30 (otuz) gün içerisinde Danıştay İdari Dava Daireleri Kuruluna temyiz yolu açık olmak üzere, 06/12/2022 tarihinde oybirliğiyle karar verildi.