Danıştay 13. Daire Başkanlığı 2022/4350 E. , 2022/4620 K.
T.C.
D A N I Ş T A Y
ONÜÇÜNCÜ DAİRE
Esas No:2022/4350
Karar No:2022/4620
TEMYİZ EDEN (DAVACI) : …
VEKİLİ : Av. …
KARŞI TARAF (DAVALI) : … İşletmeleri (…)Genel Müdürlüğü
VEKİLİ : Av. …
İSTEMİN KONUSU : …. İdare Mahkemesi’nin … tarih ve E:…, K:… sayılı kararının temyizen incelenerek bozulması istenilmektedir.
YARGILAMA SÜRECİ:
Dava konusu istem: … Elektrik Tramvay ve Tünel (…) İşletmeleri Genel Müdürlüğü’ne ait İstanbul ili, Sarıyer ilçesi, … Mahallesi, … ada, … parselde bulunan taşınmaz üzerine arsa satışı karşılığı gelir (hasılat) paylaşımı usulü ile inşaat yapılması işine yönelik 2886 sayılı Devlet İhale Kanunu’nun 36. maddesi uyarınca kapalı teklif usulü ile 27/10/2021 tarihinde gerçekleştirilen ihalenin iptali istenilmiştir.
İlk Derece Mahkemesi kararının özeti: …. İdare Mahkemesi’nce verilen kararda; dava konusu ihalenin, Basın İlan Kurumu aracılığıyla 16/10/2021 ve 18/10/2021 tarihlerinde İstanbul Gazetesi’nde, 16/10/2021 tarihinde Olay Gazetesi’nde, ayrıca 16/10/2021 tarih ve 31630 sayılı Resmî Gazete’de yayınlanarak ilan edildiği ve 27/10/2021 tarihinde ihalenin gerçekleştirildiği görüldüğünden, 2577 sayılı İdari Yargılama Usulü Kanunu’nun 20/A maddesinde ivedi yargılama usulüne tabi olan ihale işlemlerine karşı dava açma süresinin otuz gün olduğu dikkate alındığında, en geç ihalenin yapıldığı 27/10/2021 tarihinden itibaren 30 günlük dava açma süresi içinde dava açılması gerekirken, bu süre geçirildikten sonra 22/09/2022 tarihinde kayda giren dilekçe ile açılan davanın süre aşımı nedeniyle esasının incelenme olanağının bulunmadığı sonucuna varılmıştır.
Belirtilen gerekçelerle süre aşımı yönünden davanın reddine karar verilmiştir.
TEMYİZ EDENİN İDDİALARI : Davacı tarafından, dava konusunun ihaleye çıkma kararı değil ihale işlemi olduğu, ihalenin yapıldığına ve sonucuna dair herhangi bir duyuru, ilan veya tebliğin yapılmadığı, …’ye ait taşınmazların satışına karar verme yetkisinin İstanbul Büyükşehir Belediye Meclisi’ne ait olduğu, Kültür Varlıklarını Koruma Bölge Kurulu’ndan ve irtifak hakkı sahibi DSİ’den izin alınmadığı, ihalenin imar planlarına uygun olmadığı, ihalede rekabet şartlarının gerçekleşmediği ileri sürülmektedir.
KARŞI TARAFIN SAVUNMASI : Davalı idare tarafından, ihalenin 16/10/2021 tarihinde ilan edildiği ve sosyal medyadan da kamuoyunun bilgisine sunulduğu, davanın süresinde açılmadığı, davacının dava açmakta hukuki yararının ve ehliyetinin bulunmadığı belirtilerek istemin reddi gerektiği savunulmuştur.
DANIŞTAY TETKİK HÂKİMİ …’IN DÜŞÜNCESİ : Temyiz isteminin kabulü gerektiği düşünülmektedir.
TÜRK MİLLETİ ADINA
Karar veren Danıştay Onüçüncü Dairesi’nce, Tetkik Hâkiminin açıklamaları dinlendikten ve dosyadaki belgeler incelendikten sonra, dosya tekemmül ettiğinden yürütmenin durdurulması istemi hakkında ayrıca bir karar verilmeksizin gereği görüşüldü:
İNCELEME VE GEREKÇE:
USUL YÖNÜNDEN:
MADDİ OLAY :
Davacı tarafından, … Elektrik Tramvay ve Tünel (…) İşletmeleri Genel Müdürlüğü’ne ait İstanbul ili, Sarıyer ilçesi, … Mahallesi, … ada, … parselde bulunan taşınmaz üzerine arsa satışı karşılığı gelir (hasılat) paylaşımı usulü ile inşaat yapılması işine yönelik 2886 sayılı Devlet İhale Kanunu’nun 36. maddesi uyarınca kapalı teklif usulü ile 27/10/2021 tarihinde gerçekleştirilen ihalenin iptali istemiyle 22/09/2022 tarihinde Mahkeme kaydına giren dilekçeyle bakılan dava açılmıştır.
İLGİLİ MEVZUAT:
Anayasa’nın 125. ve 2577 sayılı Kanun’un 7. maddelerinde, idarî işlemlere karşı açılacak davalarda sürenin, yazılı bildirimin yapıldığı tarihi izleyen günden itibaren başlayacağı belirtilmek suretiyle dava açma süresinin başlamasında, “yazılı bildirim”in esas alınması öngörülmüş olup, hak arama özgürlüğünün kullanılması bakımından, idarî işlemlerin idare tarafından ilgililere açık ve anlaşılabilir biçimde bildirilmesi gerekmektedir.
2577 sayılı Kanun’un 8. maddesinde, sürelerin, tebliğ, yayın veya ilan tarihini izleyen günden itibaren işlemeye başlayacağı; 20/A maddesinin birinci fıkrasında, ihaleden yasaklama kararları hariç ihale işlemlerinin ivedi yargılama usulüne tâbi olduğu, aynı maddenin ikinci fıkrasında, ivedi yargılama usulünde dava açma süresinin “otuz gün” olduğu kurala bağlanmıştır.
HUKUKİ DEĞERLENDİRME:
Bireysel idarî işlemlerin iptali istemiyle açılan davalarda, dava açma sürelerinin hesabında, idarî işlemin ilgilisine tebliğ edildiği tarihin esas alınması gerekmekte ise de, idarece tesis edilen işlemin doğrudan tarafı olmayan ve bu nedenle de idarece yazılı bildirim zorunluluğu bulunmayan kişilerin açacakları davalarda, bu kişilerin idarî işlemi öğrenme tarihinin belirlenebildiği durumlarda, öğrenme tarihinin esas alınması gerekmektedir.
İdare Mahkemesi’nce, dava konusu ihalenin, 16/10/2021 ve 18/10/2021 tarihlerinde İstanbul Gazetesi’nde, 16/10/2021 tarihinde Olay Gazetesi’nde, ayrıca 16/10/2021 tarih ve 31630 sayılı Resmî Gazete’de yayınlanarak ilan edildiği, ihaleninde 27/10/2021 tarihinde gerçekleştirildiği, bu nedenle ihalenin yapıldığı 27/10/2021 tarihini izleyen günden itibaren otuz gün içinde dava açılması gerekirken, bu süre geçirildikten sonra açılan davanın süre aşımı nedeniyle esasının incelenemeyeceği sonucuna varılmış ise de, tebliğ edilmeyen ve dava dilekçesinde beyan edilen tarihten önce öğrenildiği de ortaya konulamayan dava konusu işlemin, ihalenin gerçekleştirildiği tarihte öğrenildiği kabul edilerek dava açma süresinin ihalenin gerçekleştirildiği 27/10/2021 tarihinden itibaren başlatılmasına hukuken imkân bulunmamaktadır.
Davacı tarafından, uyuşmazlığa konu ihalenin öğrenilme tarihi dava dilekçesinde 19/09/2019 olarak belirtilmiş olup, dosya incelendiğinde, davacının, söz konusu ihaleden, bu tarihten daha önce haberdar olduğuna ilişkin bir tespitin de bulunmadığı anlaşılmaktadır.
Bu itibarla, davacı tarafından öğrenme tarihi olarak belirtilen 19/09/2022 tarihini izleyen günden itibaren 2577 sayılı Kanun’un 20/A maddesinde öngörülen otuz günlük dava açma süresi içinde 22/09/2022 tarihinde açılan davanın süresinde olduğu anlaşıldığından, davanın süre aşımı nedeniyle reddine yönelik İdare Mahkemesi kararında usul kurallarına uygunluk görülmemiştir.
KARAR SONUCU :
Açıklanan nedenlerle;
1. Davacının temyiz isteminin kabulüne;
2. 2577 sayılı İdari Yargılama Usulü Kanunu’nun 49. maddesi uyarınca … İdare Mahkemesi’nin … tarih ve E:…, K:… sayılı kararının BOZULMASINA,
3. Yeniden bir karar verilmek üzere dosyanın anılan Mahkeme’ye gönderilmesine,
4. 2577 sayılı Kanun’un 20/A maddesinin ikinci fıkrasının (i) bendi uyarınca kesin olarak (karar düzeltme yolu kapalı olmak üzere), 06/12/2022 tarihinde oyçokluğuyla karar verildi.
(X) KARŞI OY :
2577 sayılı İdari Yargılama Usulü Kanunu’nun 7. maddesinin ikinci fıkrasında, dava açma süresinin özel kanunlarında ayrı süre gösterilmeyen hâllerde Danıştay’da ve idare mahkemelerinde altmış gün olduğu, ikinci fıkrasının (a) bendinde, bu sürelerin idarî uyuşmazlıklarda yazılı bildirimin yapıldığı tarihi izleyen günden başladığı, dördüncü fıkrasında, ilanı gereken düzenleyici işlemlerde dava süresinin, ilan tarihini izleyen günden itibaren başlayacağı; “İvedi yargılama usulü” başlıklı 20/A maddesinin 1. fıkrasının (a) bendinde, ihaleden yasaklama kararları hariç ihale işlemlerinden doğan uyuşmazlıklarda ivedi yargılama usulünün uygulanacağı; 2. fıkrasının (a) bendinde, ivedi yargılama usulünde dava açma süresinin otuz gün olduğu düzenlenmiştir.
2577 sayılı Kanun’un 7. maddesinde, idarî işlemlere karşı açılacak davalarda sürenin, yazılı bildirimin yapıldığı tarihi izleyen günden başlayacağı kurala bağlanmak suretiyle dava açma süresinin başlamasında “yazılı bildirimin” esas alınması gerektiği, ilanı gereken düzenleyici işlemlere karşı açılan idarî davalarda ise, dava açma süresinin hesabında bildirim yerine ilanın esas alınarak sürenin ilan tarihini izleyen günden itibaren başlaması gerektiği öngörülmüştür.
Düzenleyici işlemler dışında kalan bireysel nitelikteki idarî işlemlerin iptali istemiyle açılan davalarda ise, dava açma sürelerinin hesabında, işlemin ilgilisine tebliğ edildiği tarihin esas alınması gerekmekle birlikte, özellikle idarenin tesis ettiği işlemin doğrudan tarafı olmayan ve bu nedenle de idarece yazılı bildirim zorunluluğu bulunmayan kişilerin açacakları davalarda, bu kişilerin idarî işlemi öğrenme tarihinin belirlenebildiği durumlarda, öğrenme tarihinin esas alınması gerektiği yargısal içtihatlarla kabul edilmektedir. Bu itibarla, ihale kararı, ilanı gereken düzenleyici işlem olmadığından dava açma süresinin ilan veya ihale tarihinden itibaren başlatılmaması, yazılı bildirim yapılan hallerde bildirim tarihinde, yazılı bildirim yapılmayan hâllerde ise işlemin öğrenildiği tarihi izleyen günden itibaren başlatılması gerekmektedir.
Ancak, işleminin öğrenme tarihinin belirlenmesi her zaman mümkün olmadığı gibi işlem, çok uzun süre sonra da öğrenilmiş olabilir veya daha önce öğrenildiği halde aksi ispat edilemeyeceği için hakkın kötüye kullanılması suretiyle yeni öğrenildiği beyan edilerek dava açılabilir. Oysa ki; dava açma süresi, kamu düzenine ilişkin bir konu olup, sürenin başlangıcının kişilerin takdirine bırakılması mümkün değildir.
İdari işlemin tarafı olmayan ve kendisine bildirim yapılmayan kişiler tarafından, işlemin yeni öğrenildiği beyan edilerek, işlemin tesis edildiği tarihten uzunca bir zaman geçtikten sonra dava açılması halinde, idarî işlemler ve dolayısıyla işlem neticesi elde edilen haklar devamlı olarak iptal edilme riskine maruz kalacaktır. Bu risk nedeniyle de idari istikrar ve hukuki güvenlik ilkelerinin ihlali sonucu doğacak ve bu durum, kamu hizmetlerinin işleyişini aksatacağı için de kamu düzeni bozulacaktır.
Bu nedenle hukuki güvenlik ve idari istikrarın sağlanması ile kişilerin mahkemeye erişim haklarının korunması arasında âdilâne dengenin kurulması gerekmekte olup, bu denge her bir somut uyuşmazlığın özelliğine göre yargı mercilerince makul bir dava açma süresi belirlenmesiyle sağlanabilir.
Nitekim Fransız Danıştayı 13/07/2016 tarihli … kararında dava açma süresine ilişkin olarak, Fransız İdarî Yargı Kanunu’ndaki düzenlemelerden hareketle, başvuru yolları, başvuru ve dava süreleri konusunda bilgi verme zorunluluğuna uyulmaması veya idarenin bu bilgileri ilgiliye verdiğine dair kanıt bulunmaması hallerinde, ilgili kişiye İdarî Yargı Kanunu’nda yer alan genel dava açma sürelerinin uygulanmayacağını ve kişilerin dava açma süreleri geçmiş olsa bile dava açabilecekleri, ancak “hukukî güvenlik” ilkesinin kişilerin süresiz olarak, her istedikleri zaman dava açamamalarını gerektirdiği, bununla birlikte dava yollarına makul süreler içerisinde başvurulabileceği yönünde karar vermiştir. (Conseil d’Etat, Asambleé, 13/07/2016, No:387763) (Erişim: https://www.conseil-etat.fr/arianeweb – Ariane Web Arama Motoru) (Kararın çevirisi için bkz. AYDIN, M. A., Başvuru Yolu ve Süresi Gösterilmeyen Tebligatın Dava Açma Süresine Etkisi, Fransız Danıştayı’nın Eski Polis Komiseri M.A.B. Kararı, Terazi Hukuk Dergisi, C. 12, S. 134, Ekim 2017, s. 86-89)
Anılan kararda makul sürenin belirlenmesindeki amaçlardan biri ise; “dava açma süresinin makul süre ile sınırlandırılması, muhtemel davalı idarelerin aşırı gecikmeli açılan davalar sonucu çıkabilecek iptal kararlarına maruz kalmalarını önleyecek, adaletin daha iyi işlemesini sağlayacak ve hukukî durumların güvenliğe ve sabitliğe kavuşmasını sağlayacaktır.” şeklinde belirtmiştir.
Dosyanın incelenmesinden, … Elektrik Tramvay ve Tünel (…) İşletmeleri Genel Müdürlüğü’nce 27/10/2021 tarihinde gerçekleştirilen ihalenin iptali istemiyle 22/09/2022 tarihinde, yani işlem tarihinden 11 ay sonra dava açıldığı anlaşılmaktadır.
Dava konusu ihale işlemi açısından, makul süre olarak belirli bir süre öngörmek güç olmakla birlikte, işlemin niteliği ve işlemin doğrudan davacının bir hakkına yönelik olmadığı dikkate alındığında, ihale tarihinden 11 ay sonra açılan davanın süresinde olmadığının kabulü hakkaniyete uygun olacağından davanın süre aşımı nedeniyle reddi gerekmektedir.
Açıklanan nedenle, süre aşımı nedeniyle davanın reddi yolundaki İdare Mahkemesi kararında sonucu itibarıyla hukukî isabetsizlik bulunmadığından, kararın bu gerekçeyle onanması gerektiği oyuyla karara katılmıyorum.