Danıştay Kararı 4. Daire 2018/470 E. 2022/7495 K. 05.12.2022 T.

Danıştay 4. Daire Başkanlığı         2018/470 E.  ,  2022/7495 K.

T.C.
D A N I Ş T A Y
DÖRDÜNCÜ DAİRE
Esas No : 2018/470
Karar No : 2022/7495

TEMYİZ EDEN (DAVALI) : … Vergi Dairesi Başkanlığı
(… Vergi Dairesi Müdürlüğü)
VEKİLİ : Av. …
KARŞI TARAF (DAVACI) : … Elektrik Elektronik ve İletişim İnşaat Taahhüt
Ticaret Limited Şirketi

İSTEMİN KONUSU : … Bölge İdare Mahkemesi … Vergi Dava Dairesinin … tarih ve E:… , K:… sayılı kararının temyizen incelenerek bozulması istenilmektedir.

YARGILAMA SÜRECİ :
Dava konusu istem: Bir kısım alışlarını sahte fatura ile belgelendirdiği ileri sürülen davacı adına 2011/1, 5, 8, 9 ve 12. dönemleri için bir kat vergi ziyaı cezalı olarak re’sen tarh edilen katma değer vergisinin kaldırılması istenilmiştir.
İlk Derece Mahkemesi kararının özeti: … Vergi Mahkemesince verilen … tarih ve E:…, K:… sayılı kararda; davacıya fatura düzenleyen Galata Vergi Dairesi mükellefi … Elektrik İnşaat Taah. San. Tic. Ltd. Şti ile İlyasbey Vergi Dairesi mükellefi … İnş. Met. Elek. Hırd. ve Orm. Ürün. San. Tic. Ltd. Şti. hakkında düzenlenen vergi tekniği raporlarında yapılan tespitler söz konusu mükellefler tarafından düzenlenen faturaların sahte belge niteliğinde olduğunu ortaya koyacak nitelikte yeterli tespit içermediğinden, bahsi geçen mükelleflerden alınan faturalarda yer alan katma değer vergisi indirimlerinin reddi suretiyle yapılan vergi ziyaı cezalı katma değer vergisi tarhiyatlarında hukuka uyarlık bulunmadığı, İlyasbey Vergi Dairesi mükellefi … Orman Ürünleri İnş. ve Elek. Kim. San. Tic. Ltd. Şti.’den alınan faturalarda yer alan katma değer vergisi indirimlerinin reddi suretiyle yapılan vergi ziyaı cezalı katma değer vergisi tarhiyatlarında hukuka aykırılık bulunmadığı sonucuna varılmıştır. Belirtilen gerekçelerle davanın kabulüne/reddine/kısmen kabul, kısmen reddine/dava konusu işlemin iptaline karar verilmiştir.
Bölge İdare Mahkemesi kararının özeti: Bölge İdare Mahkemesince; istinaf başvurusuna konu Vergi Mahkemesi kararının usul ve hukuka uygun olduğu ve davalı tarafından ileri sürülen iddiaların söz konusu kararın kaldırılmasını sağlayacak nitelikte görülmediği belirtilerek 2577 sayılı İdari Yargılama Usulü Kanunu’nun 45. maddesinin 3. fıkrası uyarınca istinaf başvurusunun reddine karar verilmiştir.

TEMYİZ EDENİN İDDİALARI : Davalı idare tarafından kararın kabule ilişkin kısımlarının hukuka aykırı olduğu ve bozulması gerektiği ileri sürülmektedir.

KARŞI TARAFIN SAVUNMASI : Cevap verilmemiştir.

TETKİK HÂKİMİ : …
DÜŞÜNCESİ : Temyiz isteminin reddi ile usul ve yasaya uygun olan Bölge İdare Mahkemesi kararının onanması gerektiği düşünülmektedir.

TÜRK MİLLETİ ADINA
Karar veren Danıştay Dördüncü Dairesince, Tetkik Hâkiminin açıklamaları dinlendikten ve dosyadaki belgeler incelendikten sonra gereği görüşüldü:

İNCELEME VE GEREKÇE :
Temyiz dilekçesinde kararın … Elektrik İnşaat Taah. San. Tic. Ltd. Şti.’den alınan faturalara isabet eden kısmı bakımından ileri sürdüğü iddialar kararın buna ilişkin hüküm fıkralarının bozulmasını gerektirecek nitelikte bulunmamıştır.
Kararın … İnşaat Metal Elektrik Hırdavat ve Orman Ürünleri Sanayi Ticaret Limited Şirketinden alınan faturalara isabet eden cezalı tarhiyatlara ilişkin hüküm fıkrasına yönelik temyiz istemine gelince;
213 sayılı Vergi Usul Kanunu’nun 3/B maddesinde, vergilendirmede vergiyi doğuran olay ve bu olaya ilişkin muamelelerin gerçek mahiyetinin esas olduğu, 134. maddesinin 1. fıkrasında, vergi incelemesinden maksadın, ödenmesi gereken vergilerin doğruluğunu araştırmak, tespit etmek ve sağlamak olduğu kurala bağlanmış, 359. maddesinin (b) bendinde ise gerçek bir muamele veya durum olmadığı halde bunlar varmış gibi düzenlenen belgeler, sahte belge olarak tanımlanmıştır.
3065 sayılı Katma Değer Vergisi Kanunu’nun 29. maddesinin 1. fıkrasının (a) bendinde; mükelleflerin, yaptıkları vergiye tabi işlemler üzerinden hesaplanan katma değer vergisinden, bu Kanunda aksine hüküm olmadıkça faaliyetlerine ilişkin olarak, kendilerine yapılan teslim ve hizmetler dolayısıyla hesaplanarak düzenlenen fatura ve benzeri vesikalarda gösterilen katma değer vergisinin indirilebileceği hükme bağlanmıştır.
Katma değer vergisi, bünyesinde yer alan indirim müessesesiyle yansıtılabilir bir vergidir. Katma değer vergisi sisteminde mükellef ve sorumlu; üretim ve dağıtım kademeleri içinde, verginin tahsiline, indirimlerin yapılmasına, beyan edilip ödenmesine aracılık eder. Bu bakımdan indirim, mükellefiyete bağlı bir görev olduğu kadar aynı zamanda bir haktır. Katma değer vergisinde genel prensip, vergiye tabi teslimler üzerinden hesaplanan vergiden, alış faturalarında gösterilen verginin indirilmesidir. Katma değer vergisi indirimi hakkından yararlanabilmek için Kanun bazı şartların varlığını öngörmüştür. Bu şartların bir kısmı esasa, bir kısmı ise şekle ilişkindir. Katma değer vergisi, vergiyi doğuran olayın gerçekleşmesi halinde, zincirleme olarak kendi içinde otokontrol sistemi taşımaktadır.
Kayıt ve belge nizamına uyulması ve faturaların gerçek bir mal teslimi veya hizmet ifasına dayanması halinde, mal teslimi veya hizmet ifasına bağlı olarak tahsil edilen katma değer vergisinden, mükelleflerin kendilerine yapılan teslim ve ifaya ilişkin olarak ödedikleri katma değer vergisini indirmeleri mümkün olup, aksi durumda, faturaların gerçek bir mal teslimi veya hizmet ifasına dayanmadığının tespiti halinde, bu faturalarda yer alan katma değer vergisinin indirimi mümkün bulunmamaktadır.
Buna göre, alış belgelerinde yer alan katma değer vergisinin indirim konusu yapılabilmesi için, alış faturası ya da benzeri vesikalarda ayrıca gösterilmesi ve bu vesikaların kanuni defterlere kaydedildiğinin tevsik edilmesinin yanında, söz konusu belgelerin gerçeği yansıtması da gerekmektedir.
Yukarıda aktarılan mevzuat hükümlerine göre, uyuşmazlığın esasını, davacıya anılan faturaları düzenleyen firmanın düzenlediği faturaların, gerçek bir mal ve hizmet satışını içerip içermediği, dolayısıyla sahte olup olmadığı hususlarının tespiti oluşturmakta olup, uyuşmazlığın çözümü için söz konusu belgelerin hukuki mahiyetinin anlaşılabilmesi bakımından, bu belgeleri tanzim eden mükellefler hakkında yapılan incelemeler sonucunda tespit edilen hususların irdelenmesi gerekmektedir.
Davacının fatura aldığı İlyasbey Vergi Dairesi mükellefi … İnşaat Metal Elektrik Hırdavat ve Orman Ürünleri Sanayi Ticaret Limited Şirketi hakkında düzenlenen … tarih ve … sayılı Vergi Tekniği Raporu’nda; 06/12/2010 tarihinde çimento, alçı, harç, kireç, mozaik vb. inşaat malzemeleri toptan ticareti faaliyetinde bulunmak üzere mükellefiyet tesis ettirdiği, mükellefiyetinin 16/04/2013 tarihi itibariyle re’sen terkin edildiği, defter ve belge isteme yazısı şirket müdürünün ikametgah adresinde tebliğ edilmesine rağmen defter ve belgelerin incelemeye ibraz edilmediği, 10/12/2010 tarihli açılış yoklamasında, 2 işçisi bulunduğu, demirbaş olarak 1 adet 8 tonluk vinç, 1 adet 2 tonluk kantarın bulunduğu, 26/08/2011 tarihli yoklamada, iş yerinin 1000 m² olduğu ve iş yerinde bir miktar inşaat malzemesinin bulunduğu, 9 işçinin çalıştığı, 29/11/2011 tarihli yoklamada, faaliyetine devam ettiği, kullanım alanının 1400 m² olduğu ve içerisinde ofisin bulunduğu, 9 işçinin çalıştığı, 16/04/2013 ve sonraki tarihli yoklamalarda, mükellefin adreste bulunmadığı, iş yerinin kapalı olduğu ve iş yerinde inşaat malzemelerinin bulunmadığının tespit edildiği, herhangi bir defter tasdik bilgisinin bulunmadığı, 25.620.004 TL vergi borcu olduğu, 2010/12 döneminde 356.949.00 TL, 2011 yılında 86.394.932 TL, 2012 yılında 94.365.685 TL, 2013/1-4 dönemlerinde ise 19.541.589 TL katma değer vergisi matrahı beyan ettiği,Ba formları ile 2010 yılında 458,087-TL, 2011 yılında 63.317.376-TL, 2012 yılında 51.381.507-TL alış beyan ettiği, alış beyan ettiği mükelleflerinin çoğunun hakkında sahte fatura düzenlemekten dolayı vergi tekniği raporunun bulunduğu, Bs formları ile 2011 yılında 85.934.393-TL, 2012 yılında 94.666.364-TL, 2013 yılında ise 20.386.812-TL satış beyan ettiği, aynı yıllarda mükelleften alış yapan firmaların sırasıyla 78.393.630-TL, 87.868.194-TL ve 27.626.805-TL alış beyan ettiği, 2013/5 döneminden itibaren beyannamelerini vermediği tespitlerine yer verilmiştir.
Yukarıda yer verilen tespitler bir arada değerlendirildiğinde, söz konusu mükellefin kurulmasından çok kısa süre sonra yüksek miktarlı fatura düzenlemesi ve düzenlediği fatura tutarları kadar iş yapabilecek organizasyon ve kapasiteye sahip olmaması hususları dikkate alındığında, adı geçen mükellef tarafından davacı şirkete düzenlenen ihtilaf konusu faturaların gerçek bir mal teslimi veya hizmet ifasına dayanmadığı sonucuna ulaşıldığından, Vergi Dava Dairesi kararının adı geçen mükelleften alınan faturalardan kaynaklı tarhiyata ilişkin kısmında hukuki isabet görülmemiştir.

KARAR SONUCU :
Açıklanan nedenlerle;
1. Temyiz isteminin kısmen kabul, kısmen reddine,
2. … Bölge İdare Mahkemesi … Vergi Dava Dairesinin … tarih ve E:… , K:… sayılı kararının, cezalı tarhiyatın … Elektrik İnşaat Taah. San. Tic. Ltd. Şti.’den alınan faturalara isabet eden kısmının … ve … ‘in karşı oyu ile oy çokluğu ile ONANMASINA,
3. Anılan Vergi Dava Dairesi kararının, cezalı tarhiyatın … İnşaat Metal Elektrik Hırdavat ve Orman Ürünleri Sanayi Ticaret Limited Şirketi’den alınan faturalara isabet eden kısmının … ‘nin karşı oyu ile oyçokluğu ile BOZULMASINA,
4. Bozulan kısım hakkında yeniden bir karar verilmek üzere dosyanın Vergi Dava Dairesine gönderilmesine, 05/12/2022 tarihinde karar verildi.

(X) KARŞI OY :
Temyiz dilekçesinde öne sürülen hususlar, temyize konu Vergi Dava Dairesi kararının cezalı tarhiyatın … İnşaat Metal Elektrik Hırdavat ve Orman Ürünleri Sanayi Ticaret Limited Şirketi’den alınan faturalara isabet eden kısmının bozulmasını sağlayacak nitelikte bulunmadığından temyiz isteminin reddi gerektiği görüşüyle Dairemiz kararına katılmıyorum.

(XX) KARŞI OY :
213 sayılı Vergi Usul Kanunu’nun 3/B maddesinde, vergilendirmede vergiyi doğuran olay ve bu olaya ilişkin muamelelerin gerçek mahiyetinin esas olduğu, 134. maddesinin 1. fıkrasında, vergi incelemesinden maksadın, ödenmesi gereken vergilerin doğruluğunu araştırmak, tespit etmek ve sağlamak olduğu kurala bağlanmış, 359. maddesinin (b) bendinde ise gerçek bir muamele veya durum olmadığı halde bunlar varmış gibi düzenlenen belgeler, sahte belge olarak tanımlanmıştır.
3065 sayılı Katma Değer Vergisi Kanunu’nun 29. maddesinin 1. fıkrasının (a) bendinde; mükelleflerin, yaptıkları vergiye tabi işlemler üzerinden hesaplanan katma değer vergisinden, bu Kanunda aksine hüküm olmadıkça faaliyetlerine ilişkin olarak, kendilerine yapılan teslim ve hizmetler dolayısıyla hesaplanarak düzenlenen fatura ve benzeri vesikalarda gösterilen katma değer vergisinin indirilebileceği hükme bağlanmıştır.
Buna göre, alış belgelerinde yer alan katma değer vergisinin indirim konusu yapılabilmesi için, alış faturası ya da benzeri vesikalarda ayrıca gösterilmesi ve bu vesikaların kanuni defterlere kaydedildiğinin tevsik edilmesinin yanında, söz konusu belgelerin gerçeği yansıtması da gerekmektedir.
Yukarıda aktarılan mevzuat hükümlerine göre, uyuşmazlığın esasını, davacıya anılan faturaları düzenleyen firmanın düzenlediği faturaların, gerçek bir mal ve hizmet satışını içerip içermediği, dolayısıyla sahte olup olmadığı hususlarının tespiti oluşturmakta olup, uyuşmazlığın çözümü için söz konusu belgelerin hukuki mahiyetinin anlaşılabilmesi bakımından, bu belgeleri tanzim eden mükellef hakkında yapılan incelemeler sonucunda tespit edilen hususların irdelenmesi gerekmektedir.
Davacı adına fatura düzenleyen Galata Vergi Dairesi mükellefi … Elektrik İnşaat Taahhüt San. Ve Tic. Ltd. Şti. hakkında düzenlenen … tarih ve … sayılı Vergi Tekniği Raporunun incelenmesinden; 09/06/2009 tarihinde elektrik malzemeleri toptan ticareti faaliyetinde bulunmak üzere mükellefiyet tesis ettirdiği, mükellef hakkında sahte belge kullanmaktan farklı tarihlerde 47 adet inceleme yapılmasının istendiği, defter ve belge isteme yazılarının şirkete ve kanuni temsilcisine bilinen adreslerinde ulaşılamaması nedeniyle tebliğ edilemediği, bu nedenle incelemenin tarh dosyası ve GİB intranet üzerindeki bilgiler üzerinden yürütüldüğü, muhtasar beyannamelerine göre 1 ilâ 7 işçi çalıştırdığı, 2010 yılındaki Ba bildiriminin 13.992.070,00-TL olduğu, alışlarının %85’i hakkında sahte fatura düzenlemekten vergi tekniği raporu bulunan mükelleflerden olduğu, bu oranın hakkında olumsuz tespitler bulunan mükellefler de eklendiği zaman %99 olduğu, buna karşılık mükellefe mal satanların bildiriminin 5.656.467,00-TL olduğu, 2011 yılındaki Ba bildiriminin 14.144.391,00-TL olduğu, alışlarının %70’i hakkında sahte fatura düzenlemekten vergi tekniği raporu bulunan mükelleflerden olduğu, bu oranın hakkında olumsuz tespitler bulunan mükellefler de eklendiği zaman %95 olduğu, buna karşılık mükellefe mal satanların bildiriminin 3.868.061,00-TL olduğu, 2012 yılındaki Ba bildiriminin 3.133.225,90-TL olduğu, alışlarının %81’i hakkında sahte fatura düzenlemekten vergi tekniği raporu bulunan mükelleflerden olduğu, bu oranın hakkında olumsuz tespitler bulunan mükellefler de eklendiği zaman %90 olduğu, buna karşılık mükellefe mal satanların bildiriminin 220.927,00-TL olduğu, 2010 Bs bildiriminin 14.168.179,00-TL olduğu, buna karşılık mükelleften mal alanların bildiriminin 13.108.792,00-TL olduğu, 2011 Bs bildiriminin 14.262.551,00-TL olduğu, 2012 Bs bildiriminin 3.204.490,00-TL olduğu, buna karşılık mükelleften mal alanların bildiriminin 2.901.242,00-TL olduğu,
tahakkuk eden vergilerin %94’ünün ödenmediği, mükellefin herhangi bir araç ve taşınmazının olmadığı tespitlerine yer verilmiştir.
Yukarıda belirtilen tespitlerin bir bütün olarak değerlendirilmesinden, anılan mükellef tarafından yapılan alımların büyük bir kısmının sahte fatura düzenleyicisi şirketlerden yapıldığı, Ba bildirimleri ile davacıya mal satan mükelleflerin Bs bildirimleri arasında uyumsuzluk olduğu, tahakkuk eden vergilerin büyük bir kısmını ödemediği, beyan edilen hasılatı gerçekleştirecek ticari kapasitenin bulunmadığı göz önüne alındığında, bu mükellef tarafından düzenlenen dava konusu tarhiyata konu faturaların gerçek bir mal veya hizmet karşılığında düzenlenmediği sonucuna varılmıştır. Bu itibarla, yapılan işlemlerde hukuka aykırılık bulunmadığı, davayı kabul eden Mahkeme kararına yönelik istinaf başvurusunu reddeden Vergi Dava Dairesi kararının bozulması gerektiği görüşüyle karara katılmıyoruz.