Danıştay Kararı 10. Daire 2018/2813 E. 2022/5659 K. 05.12.2022 T.

Danıştay 10. Daire Başkanlığı         2018/2813 E.  ,  2022/5659 K.
T.C.
D A N I Ş T A Y
ONUNCU DAİRE
Esas No : 2018/2813
Karar No : 2022/5659

TEMYİZ EDEN (DAVACILAR): …, …,
…’ye velayeten, kendilerine asaleten
…, …
VEKİLİ : Av. …

TEMYİZ EDEN (DAVALI) : … Genel Müdürlüğü/ …
VEKİLLERİ : Av. …, Av. …

İSTEMLERİN_KONUSU : … Bölge İdare Mahkemesi … İdari Dava Dairesinin … tarih ve E:…, K:… sayılı kararının taraflarca aleyhlerine olan kısımlarının temyizen incelenerek bozulması istenilmektedir.

YARGILAMA SÜRECİ :
Dava konusu istem: Davacılar tarafından; 01/04/2006 doğumlu yakınları …’nün 17/03/2011 tarihinde Sivas ili, Zara İlçesi, Zara-Şerefiye Yolu yakınında bulunan … düşerek vefat etmesi sonucu uğranıldığı ileri sürülen zarara karşılık olarak davacı anne … için 2.000,00 TL (miktar artırımıyla 49.636,12 TL) maddi, 40.000,00 TL manevi, baba … için 3.000,00 TL (miktar artırımıyla 35.772,86 TL) maddi ve 50.000,00 TL manevi; davacı kardeşlerden … için 30.000,00 TL, … için 30.000,00 TL ve … için 10.000,00 TL manevi tazminatın olay tarihi olan 17/03/2011 tarihinden itibaren işleyecek yasal faiziyle birlikte ödenmesine karar verilmesi istenilmektedir.
İlk Derece Mahkemesi kararının özeti: … İdare Mahkemesince verilen … tarih ve E:…, K:… sayılı kararla; dava konusu olaya ilişkin olarak … Asliye Ceza Mahkemesi’nin E:… sayılı dosyasında yaptırılan bilirkişi incelemesi sonucu düzenlenen 09/12/2014 tarihli bilirkişi raporunda; davalı idarenin meskun mahalde bulunan … kenarında yapmış olduğu istinat duvarının toprak seviyesinde olduğu, çocukların dereye düşme riskine karşı yeterli tedbirin alınmadığı, sadece ikaz levhaları ile yetinildiği, olayda davalı idarenin asli, davacı anne …’nün 5 yaşındaki çocuğunu gereği gibi koruyamaması nedeniyle tali kusurlu olduğu yönünde görüş bildirildiği, davacıların uğradıkları maddi zararın tespiti amacıyla yaptırılan bilirkişi incelemesi sonucu düzenlenen 18/05/2016 havale tarihli bilirkişi raporunda davacı anne …’nün maddi zararının 49.636,12 TL, davacı baba …’nün 35.772,86 TL maddi zararının bulunduğunun belirtildiği, davacılar tarafından 07/12/2016 tarihinde Mahkeme kaydında giren dilekçe ile davacı anne … için talep edilen 2.000,00 TL maddi tazminatın 47.636,12 TL artırılarak 49.636,12 TL’ye, davacı baba … için talep edilen 3.000,00 TL maddi tazminatın ise 32.772,86 TL artırılarak 35.772,86 TL’ye çıkartıldığı, olaya ilişkin yapılan değerlendirme sonucu Mahkemece olayda davacı annenin %30, davalı idarenin ise %70 oranında kusurunun bulunduğu kanaatine varıldığı gerekçesiyle davanın kısmen kabulüne, kısmen reddine karar verilmiştir.
Bölge İdare Mahkemesi kararının özeti: … Bölge İdare Mahkemesi … İdari Dava Dairesince; davalı idarenin ve annenin kusur oranlarını belirlenmesi amacıyla alınan 06/12/2017 tarihli ek raporda; Orman ve Su İşleri Bakanlığı DSİ 19. Bölge Müdürlüğünün (insanların dereye düşmemeleri için, üst seviyesi toprak seviyesinde bulunan duvarın üzerinde korkuluk yapılmadığı, insanların düşmemesi için yeterli tedbir alınmamış olmasından dolayı) %75 oranında kusurlu olduğu, ölen çocuğun annesi …’nün (5 yaşındaki çocuğunu gereği gibi koruyup kollamamış olmasından dolayı) %25 oranında kusurlu olduğu yönünde görüş bildirildiği, bu kusur oranları dikkate alındığında meydana gelen olayda %75 asli kusuru bulunan davalı idare tarafından davacı anne … için 37.227,09 TL ve davacı baba … için 26.829,64 TL olmak üzere toplam 64.056,73 TL destekten yoksun kalma tazminatı ödenmesi gerektiği gerekçesiyle davalı idare istinaf isteminin reddine, kararın davacıların maddi ve manevi tazminat taleplerinin kısmen kabulüne ilişkin kısımlarının onanmasına, davacıların istinaf istemlerinin kısmen kabulü, kısmen reddi ile anılan İdare Mahkemesi kararının toplam 4.270,44 TL maddi tazminat talebinin reddine ilişkin kısmının kaldırılmasına, yeniden incelenen davada ilave olarak toplam 4.270,44 TL maddi tazminatın miktar artırım dilekçesinin davalı idareye tebliğ edildiği tarih olan 21/12/2016 tarihinden itibaren işletilecek yasal faizi ile birlikte davacılara ödenmesine, fazlaya ilişkin talepler yönünden davanın reddine karar verilmiştir.

TEMYİZ_EDENLERİN_İDDİALARI : Davacılar tarafından, hükme esas alınan bilirkişi raporunun hatalı olduğu, olayda kendilerinin kusurunun olmadığı, olay tarihinden itibaren faiz işletilmesi gerektiği, hükmedilen manevi tazminatın yetersiz olduğu ileri sürülmektedir.
Davalı idare tarafından, olayda sorumluluklarının bulunmadığı, hükmedilen tazminat miktarının fazla olduğu ileri sürülmektedir.

TARAFLARIN_SAVUNMALARI:Taraflarca diğer tarafın temyiz isteminin reddi gerektiği savunulmaktadır.

DANIŞTAY TETKİK HAKİMİ : …
DÜŞÜNCESİ :Bölge İdare Mahkemesi kararının kısmen onanmasına, kısmen bozulmasına karar verilmesi gerektiği düşünülmektedir.

TÜRK MİLLETİ ADINA
Karar veren Danıştay Onuncu Dairesince, Tetkik Hâkiminin açıklamaları dinlendikten ve dosyadaki belgeler incelendikten sonra gereği görüşüldü:

İNCELEME VE GEREKÇE :
MADDİ OLAY :
Davacıların 01/04/2006 doğumlu yakınları …, 17/03/2011 tarihinde Sivas ili, Zara İlçesi, Zara-Şerefiye Yolu yakınında bulunan … düşerek vefat etmiştir.
Davacılar tarafından olayın meydana gelmesinde davalı idarelerin hizmet kusuru bulunduğundan bahisle uğranıldığı ileri sürülen maddi ve manevi zararın ödenmesine karar verilmesi istemiyle bakılan dava açılmıştır.

İLGİLİ MEVZUAT:
Anayasa’nın 125. maddesinde, idarenin her türlü eylem ve işlemlerine karşı yargı yolunun açık olduğu belirtildikten sonra, aynı maddenin son fıkrasında, idarenin kendi eylem ve işlemlerinden doğan zararı ödemekle yükümlü olduğu kuralına yer verilmiştir.
4721 sayılı Türk Medeni Kanunu’nun 185. maddesinin 2. fıkrasında eşlerin çocukların bakımına, eğitim ve gözetimine beraberce özen göstermekle yükümlü oldukları hükme bağlanmıştır.
İdare kural olarak yürüttüğü kamu hizmetiyle nedensellik bağı kurulabilen zararları tazminle yükümlü olup, idari eylem ve/veya işlemlerden doğan zararlar idare hukuku kuralları çerçevesinde, hizmet kusuru veya kusursuz sorumluluk ilkeleri gereği tazmin edilmektedir.
İdarenin yürütmekle görevli olduğu bir hizmetin kuruluşunda, düzenlenişinde veya işleyişindeki nesnel nitelikli bozukluk, aksaklık veya boşluk olarak tanımlanabilen hizmet kusuru, hizmetin kötü işlemesi, geç işlemesi veya hiç işlememesi hallerinde gerçekleşmekte ve idarenin tazmin yükümlülüğünün doğmasına yol açmaktadır.
Tazminat hukukunda asıl olan, ortaya çıkan zarar ile idari faaliyet arasında nedensellik bağının bulunması olup, hizmet kusuru nedeniyle idarenin sorumluluğuna gidebilmek için ortaya çıkan zarar ile idari faaliyet arasında nedensellik bağının bulunması şarttır. Zarar ile idari faaliyet arasında nedensellik bağının kurulabildiği hallerde öncelikle idarenin hizmet kusurunun bulunup bulunmadığının araştırılması, hizmet kusuru yoksa kusursuz sorumluluk ilkesine göre zararın tazmin edilip edilmeyeceğinin belirlenmesi gerekmektedir. Bu sebeple, hizmet kusurundan dolayı sorumluluk, idarenin sorumluluğunun doğrudan ve asli nedenini oluşturmaktadır.
Kamu hizmetlerinin yerine getirilmesi sırasında bu hizmetten doğan nedenlerle kişilerin uğradığı zararların hizmetin sahibi idarece karşılanması esas olmakla birlikte, tazminata hükmedilirken, olayın meydana geliş şekline göre zarara uğrayan kişilerin de kusurlu olup olmadığının, dolayısıyla olayda müterafik kusur bulunup bulunmadığının da ortaya konulması gerekmektedir.
Müterafik kusur (ortak kusur), zarara uğrayanın; zararın doğumuna veya zararın artmasına yardım (etki) etmesidir. Böyle bir durumda, zarara uğrayana veya mirasçılarına ödenecek tazminat miktarları müterafik kusur oranında orantısal olarak azaltılmalıdır.

HUKUKİ DEĞERLENDİRME:
A) Temyiz konu Bölge İdare Mahkemesi kararının, maddi tazminata ilişkin kısmının incelenmesi;
Uyuşmazlık konusu olayda, … kenarında yapılan istinat duvarı üzerinde gerekli güvenlik tedbirlerini almadığı anlaşılan davalı idarenin hizmet kusurunun bulunduğu açıktır.
Bununla birlikte, söz konusu olayın olay tarihinde henüz 5 yaşında olan davacılar yakınının tek başına evinden uzak olduğu bir sırada meydana gelmiş olması karşısında, bakım ve gözetim yükümlülüğünü yerine getirmekte ihmali olduğu anlaşılan anne ve babasının da % 50 oranında kusurlu olduğu anlaşılmaktadır.
Bu itibarla, Mahkemece davacı küçüğün uğramış olduğu maddi zararın tazminine karar verilirken; olayın meydana gelmesinde, davalı idarenin hizmet kusurunun bulunduğu ve ebeveynlerin de %50 oranında (müterafik kusur) kusurlu oldukları gözetilerek hükmedilecek tazminat miktarından indirime gidilmesi gerekirken bu husus gözardı edilerek verilen kararda hukuki isabet bulunmamaktadır.
Diğer yandan Bölge İdare Mahkemesince hükme esas alınan, davacı anne ve babanın destekten yoksun kalma zararının tespitine ilişkin 18/15/2016 havale tarihli hesap bilirkişi raporu incelendiğinde; bakiye ömür belirlenmesinde TRH 2010 yaşam tablosunun esas alınmadığı, anne ve babanın destek paylarının hatalı olduğu, gelir getirici bir işte çalışmayan anneden yetiştirme gideri indirimi yapıldığı görülmektedir.
Anılan rapor, hükme esas alınabilecek nitelikte olmayıp, Bölge İdare Mahkemesince, zarar miktarının tespiti amacıyla aşağıda yer verilen hususlara göre bilirkişi ek raporu alınması gerekmektedir.
Bu raporda TRH 2010 yaşam tablosu esas alınması, destek paylarının küçük yaşasaydı evleninceye kadar gelirinden anne ve babanın her birine %25, evlendikten sonra %16’şar, ilk çocuk olduktan sonra %14’er, ikinci çocuk olduktan sonra %12,5’ar oranında hesaplanması gerekmektedir.
Ayrıca davacı annenin gelir getirici bir işte çalışmadığı göz önünde bulundurulduğunda, davacı anneye ödenecek tazminat miktarından bu yönde bir indirim yapılmayarak, yalnızca baba yönünden hesaplanacak tazminattan, babanın müteveffa çocuğunun 18 yaşına gelinceye kadar geçecek süre boyunca asgari ücret üzerinden elde edeceği gelirin %5’i kadar yetiştirme gideri indirilmesi yerinde olacaktır.

B)Temyiz konu Bölge İdare Mahkemesi kararının, davacılardan …, … ve …’ye ilişkin kısımlarının incelenmesi;
İdare Mahkemesince, davacılardan anne … için 30.000,00 TL, kardeşler … için 10.000,00 TL manevi tazminatın ödenmesine karar verilmiş, davacılardan …’nün manevi tazminat istemi ise olay tarihinde henüz hayatta olmadığı gerekçesiyle reddedilmiştir.
Anılan kısımlara yönelik tarafların istinaf başvuruları Bölge İdare Mahkemesince reddedilmiştir.
Bölge İdare Mahkemelerinin nihai kararlarının temyizen bozulması, 2577 sayılı İdari Yargılama Usulü Kanunu’nun 49. maddesinde yer alan sebeplerden birinin varlığı hâlinde mümkündür.
Temyizen incelenen kararın, davacılardan …, …’nün manevi tazminat istemlerinin kısmen kabulü, kısmen reddi; davacı …’nün manevi tazminat isteminin reddine ilişkin kısmı usul ve hukuka uygun olup, dilekçelerde ileri sürülen temyiz nedenleri Bölge İdare Mahkemesi kararının bu kısımlarının bozulmasını gerektirecek nitelikte görülmemiştir.

C) Temyiz konu Bölge İdare Mahkemesi kararının, davacılardan … ve …’ye ilişkin kısımlarının incelenmesi;
İdare Mahkemesince, davacılardan anne … için 30.000,00 TL manevi tazminata hükmedilirken, baba … için 40.000,00 TL manevi tazminata hükmedildiği aynı şekilde kardeş … için 10.000,00 TL manevi tazminata hükmedilirken, diğer kardeş … için 20.000,00 TL manevi tazminata hükmedildiği görülmektedir.
Uyuşmazlıkta, davacıların aynı olay nedeniyle manevi yönden zarara uğradıkları ve dosya kapsamından müteveffaya aynı derecede yakınlıkları bulunan davacılar için farklı miktarda tazminata hükmedilmesini gerektirecek bir nedenin bulunmadığı anlaşıldığından, Mahkemece anne ve baba arasında ayrım yapılarak baba … için 40.000,00 TL, kardeş … için 20.000,00 TL manevi tazminata hükmedilmesinde hukuka uyarlılık bulunmadığı sonucuna varılmıştır.

D) Temyiz konu Bölge İdare Mahkemesi kararının, maddi tazminatın miktar artırım dilekçesi ile artırılan kısmına yürütülen faize ilişkin kısmının incelenmesi:
Faiz; en basit biçimiyle, idarenin tazmin borcu bağlamında; kişilerin, idarenin eylem ve/veya işlemlerinden dolayı uğradıkları zararların giderilmesi istemiyle başvurmalarına karşın, idarenin zararı kendiliğinden ödemeyip, yargı kararıyla tazminata mahkûm edilmesi sonucunda, idarenin temerrüde düştüğü tarihten tazminatı ödediği tarihe kadar geçen süre için 3095 sayılı Kanuna göre hesaplanacak tutarı ifade etmektedir.
2577 sayılı İdari Yargılama Usulü Kanunu’nun, uyuşmazlık bakımından ön karar başvurusunda bulunulduğu tarihteki haliyle 13. maddesinde, idari eylemlerden hakları ihlal edilmiş olanların dava açmadan önce, bu eylemleri yazılı bildirim üzerine veya başka suretle öğrendikleri tarihten itibaren bir yıl ve her halde eylem tarihinden itibaren beş yıl içinde idareye başvurarak haklarının yerine getirilmesini istemeleri gerektiği; bu isteklerinin kısmen veya tamamen reddi halinde, bu konudaki işlemin tebliğini izleyen günden itibaren veya istek hakkında altmış gün içinde cevap verilmediği takdirde bu sürenin bittiği tarihten itibaren dava süresi içinde dava açılabileceği kuralı yer almaktadır.
Anılan maddede, idari eylemler nedeniyle uğranılan zararın tazmini için idareye başvuruda bulunulmasının, dava ön şartı olarak öngörülmesi ve zararın idare tarafından en erken bu tarihte sulhen ödenebilecek olması nedeniyle yargı yerince hükmedilecek tazminat miktarına, ön karar için idareye yapılan başvuru tarihi itibarıyla yasal faiz uygulanması, Danıştay’ın yerleşik içtihatlarıyla kabul edilmiştir.
Bakılmakta olan davada da Danıştay’ın yerleşik içtihatlarında yer aldığı üzere, artırılan miktar dahil, faizin başlangıç tarihine, davalı idarenin temerrüde düştüğü, dolayısıyla davacıların idareye başvurduğu tarihin esas alınması gerekirken, maddi tazminatın miktar artırım dilekçesi ile artırılan kısmı yönünden dilekçenin Mahkemeye giriş tarihinin esas alınarak hüküm kurulmasında hukuki isabet bulunmamaktadır.

KARAR SONUCU:
Açıklanan nedenlerle;
1. Tarafların temyiz istemlerinin KISMEN KABULÜNE, KISMEN REDDİNE,
2. Davanın kısmen kabulüne, kısmen reddine ilişkin … İdare Mahkemesi kararına yönelik olarak yapılan istinaf başvurularının kısmen kabulü, kısmen reddi yolundaki temyize konu … Bölge İdare Mahkemesi … İdari Dava Dairesinin … tarih ve E:…, K:… sayılı kararının; maddi tazminata ilişkin kısmı ile maddi tazminatın miktar artırım dilekçesi ile artırılan kısmına yürütülen faize ilişkin kısmının BOZULMASINA, davacılardan …, …’nün manevi tazminat istemlerinin kısmen kabulü, kısmen reddi ile …’nün manevi tazminat isteminin reddine ilişkin kısımlarının ONANMASINA, davacılardan … ve …’nün manevi tazminat istemlerinin kısmen kabulü, kısmen reddine ilişkin kısımlarının BOZULMASINA,
3.Bozulan kısımlar hakkında yeniden bir karar verilmek üzere dosyanın … Bölge İdare Mahkemesi … İdari Dava Dairesine gönderilmesine, 05/12/2022 tarihinde oy birliğiyle kesin olarak karar verildi.