Danıştay 7. Daire Başkanlığı 2019/5596 E. , 2022/4840 K.
T.C.
D A N I Ş T A Y
YEDİNCİ DAİRE
Esas No : 2019/5596
Karar No : 2022/4840
TEMYİZ EDEN (DAVALI) : … Bakanlığı adına
… (… ) Gümrük Müdürlüğü
VEKİLİ : Av. …
KARŞI TARAF (DAVACI) : …
VEKİLİ : Av. …
İSTEMİN KONUSU : … Bölge İdare Mahkemesi … Vergi Dava Dairesinin … tarih ve E:… , K:… sayılı kararının temyizen incelenerek bozulması istenilmektedir.
YARGILAMA SÜRECİ :
Dava konusu istem: … Tekstil Sanayi ve Ticaret Anonim Şirketi adına tanzimli bila tarih ve sayılı dahilde işleme izin belgesi kapsamında işlem gören … tarih ve … sayılı serbest dolaşıma giriş beyannamesi muhteviyatı eşya nedeniyle tahakkuk ettirilen gümrük vergileri ile 4458 sayılı Gümrük Kanunu’nun 238. maddesi uyarınca karara bağlanan para cezasının tahsilli amacıyla kanuni temsilci/yönetim kurulu üyesi sıfatıyla davacı adına düzenlenen ödeme emrinin iptali istemiyle dava açılmıştır.
İlk Derece Mahkemesi kararının özeti: … Vergi Mahkemesinin … tarih ve E:… , K:… sayılı kararıyla; yönetim kurulu üyesi olduğu asıl amme borçlusu … Tekstil Sanayi ve Ticaret Anonim Şirketi’nin gümrük ve katma değer vergisi ile dampige karşı vergi ve buna ilişkin para cezası kararlarının şirkete posta yoluyla tebliğ edilememesi üzerine 19/06/2016 tarihinde ilanen tebliğ edildiği, şirket adına düzenlenen ödeme emrinin de 11/02/2017 tarihinde ilanen tebliğ edildiğinin görüldüğü, ancak şirketin bu tarihten önce ticaret sicilinden silindiğinin 20/03/2015 tarih ve 8783 sayılı Ticaret Sicil Gazetesi’nde ilan edildiği, tüzel kişiliği sona ermiş bir şirket adına tarhiyat yapılamayacağı ve ceza kararı alınamayacağı ortada ise de; şirketin yönetim kurulu üyesi adına ödeme emri ile takibe geçilebilmesi için öncelikle tasfiye öncesi dönemler için vergi ve cezaların yönetim kurulu üyesi davacı adına düzenlenecek yazı ve para cezası kararı ile istenilmesi, bu şekilde alacak kesinleştikten sonra ödeme emri düzenlenmesi gerekirken, davacı adına düzenlenen ödeme emrinde hukuka uyarlık bulunmadığı gerekçesiyle dava konusu işlemin iptaline karar verilmiştir.
Bölge İdare Mahkemesi kararının özeti: İstinaf başvurusuna konu kararın hukuka ve usule uygun olduğu ve davalı idare tarafından ileri sürülen iddiaların söz konusu kararın kaldırılmasını sağlayacak nitelikte görülmediği gerekçesiyle 2577 sayılı İdari Yargılama Usulü Kanunu’nun 45. maddesinin 3. fıkrası uyarınca istinaf başvurusunun reddine karar verilmiştir.
TEMYİZ EDENİN İDDİALARI: Şirketin tüzel kişiliği sona erse dahi kanuni temsilcinin sorumluluğunun devam ettiği, tesis edilen işlemde hukuka aykırılık bulunmadığı ileri sürülmektedir.
KARŞI TARAFIN SAVUNMASI : İstemin reddi gerektiği savunulmaktadır.
DANIŞTAY TETKİK HÂKİMİ … ‘IN DÜŞÜNCESİ : Temyiz isteminin reddi ile usul ve yasaya uygun olan kararın onanması gerektiği düşünülmektedir.
TÜRK MİLLETİ ADINA
Karar veren Danıştay Yedinci Dairesince, Tetkik Hâkiminin açıklamaları dinlendikten ve dosyadaki belgeler incelendikten sonra gereği görüşüldü:
TÜRK MİLLETİ ADINA
Karar veren Danıştay Yedinci Dairesince, Tetkik Hâkiminin açıklamaları dinlendikten ve dosyadaki belgeler incelendikten sonra gereği görüşüldü:
İNCELEME VE GEREKÇE:
MADDİ OLAY :
… Tekstil Sanayi ve Ticaret Anonim Şirketi adına tanzimli bila tarih ve sayılı dahilde işleme izin belgesi kapsamında işlem gören … tarih ve … sayılı serbest dolaşıma giriş beyannamesi muhteviyatı eşya nedeniyle tahakkuk ettirilen gümrük vergileri ile 4458 sayılı Gümrük Kanunu’nun 238. maddesi uyarınca karara bağlanan para cezasının tahsilli amacıyla kanuni temsilci/yönetim kurulu üyesi sıfatıyla davacı adına düzenlenen ödeme emrinin iptali istemiyle dava açılmıştır.
İLGİLİ MEVZUAT :
6183 sayılı Amme Alacaklarının Tahsil Usulü Hakkında Kanun’un mükerrer 35. maddesinde, tüzel kişilerle küçüklerin ve kısıtlıların, vakıflar ve cemaatler gibi tüzel kişiliği olmayan teşekküllerin mal varlığından tamamen veya kısmen tahsil edilemeyen veya tahsil edilemeyeceği anlaşılan amme alacaklarının, kanuni temsilcilerin ve tüzel kişiliği olmayan teşekkülü idare edenlerin şahsi mal varlıklarından bu Kanun hükümlerine göre tahsil edileceği, tüzel kişilerin tasfiye haline girmiş veya tasfiye edilmiş olmalarının, kanuni temsilcilerin tasfiyeye giriş tarihinden önceki zamanlara ait sorumluluklarını kaldırmayacağı; 55. maddesinde, amme alacağını vadesinde ödemeyenlere 7 gün içinde borçlarını ödemeleri veya mal bildiriminde bulunmaları lüzumunun bir ödeme emri ile tebliğ olunacağı hüküm altına alınmıştır.
HUKUKİ DEĞERLENDİRME :
Dosyanın incelenmesinden, dava konusu ödeme emri içeriği borçlara dayanak asıl amme borçlusu şirket adına düzenlenen ödeme emrinin 11/02/2017 tarihinde ilanen tebliğ edildiği, ancak şirketin bu tarihten önce ticaret sicilinden silindiğinin 20/03/2015 tarih ve 8783 sayılı Ticaret Sicil Gazetesi’nde ilan edildiği görülmüştür.
Her ne kadar Mahkemenin; 5520 sayılı Kurumlar Vergisi Kanunu’nun “Tasfiye” başlıklı 17. maddesine, 5904 sayılı Kanun’un 6. maddesiyle eklenen 9. fıkrası uyarınca tasfiyesi sonuçlanan bir şirketin temsilcisi adına, şirket borçları nedeniyle ödeme emri düzenlenebilmesi için, öncelikle şirketin tasfiye öncesi ve tasfiye dönemlerine ilişkin olarak yapılacak cezalı tarhiyatların, müteselsilen sorumlu olmak üzere, tasfiye öncesi dönemler için kanuni temsilciler, tasfiye dönemi için ise tasfiye memurları adına yapılarak, ödeme yapılmaması ya da bunlara karşı açılan davaların reddedilmesiyle, amme alacağının bu suretle kesinleştirilmesi gerektiği yolundaki gerekçesine, dahilde doğan vergilerde değerlendirilebilecek olan 5520 sayılı Kurumlar Vergisi Kanunu’nun 17. maddesinin gümrük vergisi uyuşmazlıklarında uygulanmasına imkan bulunmaması nedeniyle katılmak mümkün değil ise de; dava konusu ödeme emri içeriği borçlara dayanak asıl amme borçlusu şirket adına düzenlenen ödeme emrinin 11/02/2017 tarihinde ilanen tebliğ edildiğinin görüldüğü, ancak şirketin bu tarihten önce ticaret sicilinden silindiğinin 20/03/2015 tarih ve 8783 sayılı Ticaret Sicil Gazetesi’nde ilan edildiği, tüzel kişiliği sona ermiş bir şirket adına ilanen tebliğ yapılmasının ve bu şekilde şirket hakkında takip yollarına devam edilmesinin mümkün olmadığı, şirketin tüzel kişiliği tebliğ tarihinden önce sona erdiğinden şirkete yapılan bu tebliğin usulüne uygun olarak yapılmaması nedeniyle, tüzel kişilik adına takip yollarının tükendiğinden ve kanuni temsilciden takibi gerektirir kesinleşmiş bir vergi borcu bulunduğundan söz edilemeyeceğinden, dava konusu işlemin iptali yolunda verilen mahkeme kararına yönelik istinaf başvurusunun reddine ilişkin kararda sonucu itibariyle isabetsizlik görülmemiştir.
KARAR SONUCU:
Açıklanan nedenlerle;
1. … Bölge İdare Mahkemesi … Vergi Dava Dairesinin … tarih ve E:… , K:… sayılı kararına yönelik TEMYİZ İSTEMİNİN REDDİNE,
2. 2577 sayılı İdari Yargılama Usulü Kanunu’nun 50. maddesi uyarınca, bu kararın taraflara tebliği ve bir örneğinin de Bölge İdare Mahkemesine gönderilmesini teminen dosyanın ilk derece Mahkemesine gönderilmesine, 05/12/2022 tarihinde kesin olarak oybirliğiyle karar verildi.