Danıştay 9. Daire Başkanlığı 2020/2379 E. , 2022/6140 K.
T.C.
D A N I Ş T A Y
DOKUZUNCU DAİRE
Esas No : 2020/2379
Karar No : 2022/6140
TEMYİZ EDEN (DAVALI) : … Vergi Dairesi Müdürlüğü
VEKİLİ : Av. …
KARŞI TARAF (DAVACI) : … A. Ş.
VEKİLİ : Av. …
İSTEMİN KONUSU : … Bölge İdare Mahkemesi … Vergi Dava Dairesinin … tarih ve E:…, K:… sayılı kararının, temyizen incelenerek bozulması istenilmektedir.
YARGILAMA SÜRECİ:
Dava konusu istem: Davacı adına 2002/Ocak dönemine ait damga vergisi üzerinden kesilen üç kat vergi ziyaı cezasının gecikme zammıyla birlikte davacı tarafından ödendikten sonra … Vergi Mahkemesinin … tarih ve E:…, K:… sayılı kararına istinaden davacıya iade edilmesi üzerine, söz konusu tutar üzerinden, 213 sayılı Vergi Usul Kanunu’nun 112/4. maddesi uyarınca hesaplanacak tecil faizinin ödenmesi talebiyle yapılan başvurunun reddine yönelik … tarih ve … sayılı işlemin iptali ve 218.734,09-TL tecil faizinin ödenmesi istemine ilişkindir.
İlk Derece Mahkemesi kararının özeti: … Vergi Mahkemesinin … tarih ve E:…, K:… sayılı kararıyla; dosyasının incelenmesinden; davacı adına, 2002/Ocak dönemine ilişkin pişmanlıkla ödenen damga vergisi üzerinden kesilen üç kat vergi ziyaı cezasına karşı açılan davanın … Vergi Mahkemesinin … tarih ve ve E:…, K:… sayılı kararıyla reddedilmesi üzerine, vergi ziyaı cezasının, yargı harcının ve gecikme zammının davacı tarafından 29/05/2008 tarihinde davalı idareye ödendiği, sonrasında söz konusu Mahkeme kararının Danıştay Yedinci Dairesinin 20/10/2009 tarih ve E:2008/1142, K:2009/4301 sayılı kararı ile bozulduğu, … Vergi Mahkemesinin … tarih ve E:…, K:… sayılı kararı ile bozma kararına uyularak davanın kabul edilip vergi ziyaı cezasının kaldırıldığı, anılan karara karşı yapılan temyiz başvurusunun Danıştay Dokuzuncu Dairesinin 22/02/2016 tarih ve E:2013/5295, K:2016/630 sayılı kararı reddedildiği, karar düzeltme başvurusun ise Danıştay Dokuzuncu Dairesinin 11/04/2017 tarih ve E:2016/24403, K:2017/3923 sayılı kararı ile reddedilerek uyuşmazlığın davacı lehine kesinleştiği, ardından, davacı tarafından,29/05/2008 tarihinde ödenen tutarın tecil faizi ile birlikte iadesi istemiyle yapılan … tarih ve … sayılı başvuru sonucu idarece, 13/10/2017 tarihinde sadece ödenen tutarın iade edildiği, davacı tarafından tecil faizinin iadesi istemiyle İstanbul Vergi Dairesi Başkanlığına yapılan başvurunun reddine yönelik dava konusu 10/01/2018 tarih ve 30144 sayılı işlemin tesis edilmesi üzerine, davacı tarafından söz konusu işlemin iptali ve idarece vergi ziyaı cezası ve gecikme faizinin tahsil edildiği 29/05/2008 tarihinden düzeltme fişinin tarafına tebliğ edildiği 15/11/2017 tarihine kadar işletilecek toplam 218.734,096-TL tecil faizinin iadesi istemiyle görülmekte olan davanın açıldığı, olayda, idarece yapılan bir işlem nedeniyle davacı tarafından isteği dışında ödenmek zorunda kalınan, dolayısıyla, isteği dışında davacının elinden çıkan paranın davacının tasarrufu altında olmadığı döneme isabet eden faiz tutarının ödenmemesi halinde mülkiyet hakkının ihlal edilmiş olacağı açık olup, davalı idarece tesis edilen ceza kesme işleminin yargı kararı ile iptal edilmiş olması ve bu karara istinaden davacıdan yersiz olarak tahsil edilen paranın davacıya iade edilmiş olması karşısında, idarece, hukuka aykırı işlemi nedeniyle tasarrufundan mahrum bıraktığı paranın davacıya tecil faizi ile birlikte iade edilmesi gerektiğinden, dava konusu işlemde hukuka uyarlık bulunmadığı gerekçesiyle davanın kabulüne, dava konusu işlemin iptaline, idarece vergi ziyaı cezası ve gecikme faizinin tahsil edildiği 29/05/2008 tarihinden düzeltme fişinin davacı tarafa tebliğ edildiği 15/11/2017 tarihine kadar işletilecek 218.734,096-TL tecil faizinin davacıya iadesine karar verilmiştir.
Bölge İdare Mahkemesi kararının özeti: İstinaf başvurusuna konu Vergi Mahkemesi Kararının hukuka ve usule uygun olduğu ve davalı idare tarafından ileri sürülen iddiaların söz konusu kararın kaldırılmasını sağlayacak nitelikte görülmediği belirtilerek istinaf başvurusunun reddine karar verilmiştir.
TEMYİZ EDENİN İDDİALARI: Tecil faizi ödenmesine ilişkin Yasada öngörülen koşullar olayda gerçekleşmediğinden, dava konusu işlemde hukuka aykırılık bulunmadığı iddiasıyla kararın bozulması istenilmektedir.
KARŞI TARAFIN SAVUNMASI: Yasal dayanaktan yoksun olan temyiz isteminin reddi gerektiği yolundadır.
DANIŞTAY TETKİK HÂKİMİ …’IN DÜŞÜNCESİ: Temyiz isteminin reddi ile usul ve yasaya uygun olan Bölge İdare Mahkemesi kararının onanması gerektiği düşünülmektedir.
TÜRK MİLLETİ ADINA
Karar veren Danıştay Dokuzuncu Dairesince, Tetkik Hâkiminin açıklamaları dinlendikten ve dosyadaki belgeler incelendikten sonra gereği görüşüldü:
İNCELEME VE GEREKÇE:
MADDİ OLAY:
Davacı adına 2002/Ocak dönemine ait damga vergisi üzerinden kesilen üç kat vergi ziyaı cezasının gecikme zammıyla birlikte davacı tarafından ödendikten sonra … Vergi Mahkemesinin … tarih ve E:…, K:… sayılı kararına istinaden davacıya iade edilmesi üzerine, söz konusu tutar üzerinden, 213 sayılı Vergi Usul Kanunu’nun 112/4. maddesi uyarınca hesaplanacak tecil faizinin ödenmesi talebiyle yapılan başvurunun reddine yönelik … tarih ve … sayılı işlemin iptali ve 218.734,09-TL tecil faizinin ödenmesi istemine ilişkindir.
İLGİLİ MEVZUAT:
Anayasa Mahkemesinin 10/02/2011 tarih ve E:2008/58, K: 2011/37 sayılı iptal kararı üzerine, 15/06/2012 tarihli ve 28324 sayılı Resmi Gazete’de yayımlanarak aynı tarihte yürürlüğe giren 6322 sayılı Amme Alacaklarının Tahsil Usulü Hakkında Kanun ile Bazı Kanunlarda Değişiklik Yapılmasına Dair Kanunla yeniden düzenlenen 213 sayılı Vergi Usul Kanunu’nun 112. maddesinin 4. fıkrasında “fazla veya yersiz olarak tahsil edilen vergilerin, fazla veya yersiz tahsilatın, mükelleften kaynaklanması halinde düzeltmeye dair müracaat tarihi, diğer hallerde verginin tahsili tarihinden düzeltme fişinin mükellefe tebliğ edildiği tarihe kadar geçen süre için aynı dönemde 6183 sayılı Kanuna göre belirlenen tecil faizi oranında hesaplanan faiz ile birlikte, 120. madde hükümlerine göre mükellefe red ve iade edileceği düzenlenmiştir.
3095 sayılı Kanuni Faiz ve Temerrüt Faizine İlişkin Kanun’un “Kanuni Faiz” başlıklı 1. maddesinde; Borçlar Kanunu ve Türk Ticaret Kanunu’na göre faiz ödenmesi gereken hallerde, miktarı sözleşme ile tespit edilmemişse yıllık, bu Kanun’da belirtilen oranda ödeme yapılacağı kuralı bulunmaktadır.
HUKUKİ DEĞERLENDİRME:
Bölge İdare Mahkemesi kararının, dava konusu işlemin 15/06/2012 tarihinden sonraki dönemlere isabet eden tecil faizi oranında hesaplanacak faiz tutarına ilişkin kısmının iptaline yönelik hüküm fıkrası usul ve hukuka uygun olup, ileri sürülen temyiz nedenleri kararın bu kısmının bozulmasını gerektirecek nitelikte görülmemiştir.
Bölge İdare Mahkemesi kararının, dava konusu işlemin 15/06/2012 tarihinden önceki dönemlere isabet eden kısmına yönelik temyiz istemine gelince;
Mükelleflerden fazla ve yersiz olarak tahsil edilen vergilerin iadesi durumunda, iade edilen tutarlara hangi oranda faiz ödeneceği konusunda açık bir düzenleme bulunmadığından, hukuk yaratma yetkisi kapsamında yerleşik Danıştay içtihatları ile 3095 sayılı Kanuni Faiz ve Temerrüt Faizine İlişkin Kanun uyarınca hesaplanacak faiz oranının uygulanması öngörülmüş bulunmaktaydı. Ancak, 15/06/2012 tarihinde yürürlüğe giren 6322 sayılı Kanun ile 213 sayılı Vergi Usul Kanunu’nun 112/4. maddesi yeniden düzenlenmiş ve fazla ve yersiz tahsil edilen vergilerin 6183 sayılı Kanuna göre belirlenen tecil faiziyle iade edileceği açıkça düzenlenmiş bulunmaktadır.
Dosyanın incelenmesinden, davacıdan 29/05/2008 tarihinde tahsil edilen vergi ziyaı cezası ve gecikme zammının, …Vergi Mahkemesinin … tarih ve E:…, K:… sayılı kararına istinaden davalı idare tarafından davacıya iade edildiği anlaşılmaktadır.
Bu durumda davacı tarafından, anılan Kanun’un yürürlüğe girdiği 15/06/2012 tarihinden önce tahsil edilen vergi ziyaı cezasının davacının kullanımından mahrum kaldığı dönemlere ilişkin olarak Kanunun yürürlüğe girdiği tarihe kadar Danıştay yerleşik içtihatları uyarınca 3095 sayılı Kanuni Faiz Ve Temerrüt Faizine İlişkin Kanun uyarınca hesaplanacak faiz oranıyla; 15/06/2012 tarihinden sonraki dönemlere isabet eden kısmının ise iadenin yapıldığı tarihe kadar tecil faizi oranında hesaplanacak faizi ile iadesi gerekirken, tahsil tarihinden 15/06/2012 tarihine kadar geçen dönem için de tecil faizi ödenmesine hükmeden Bölge İdare Mahkemesi kararının bu hususa ilişkin kısmında hukuka uyarlık bulunmamaktadır.
Diğer yandan, yeniden verilecek kararda, taleple bağlılık ilkesi uyarınca, davacı tarafından 218.734,09-TL faiz ödenmesi talebinde bulunduğunun da dikkate alınacağı tabiidir.
KARAR SONUCU:
Açıklanan nedenlerle;
Davalının temyiz isteminin kısmen kabulüne, kısmen reddine
… Bölge İdare Mahkemesi … Vergi Dava Dairesinin … tarih ve E:…, K:… sayılı kararının fazla ve yersiz tahsil edilen tutarın tahsil edildiği tarihten 15/06/2012 tarihine kadar geçen süre için tecil faizi oranında hesaplanacak faiz tutarına ilişkin kısmının BOZULMASINA, diğer kısmının ONANMASINA,
Bozulan kısım hakkında yeniden bir karar verilmek üzere dosyanın … Bölge İdare Mahkemesi … Vergi Dava Dairesine gönderilmesine, 01/12/2022 tarihinde kesin olarak oybirliğiyle karar verildi.