Danıştay 7. Daire Başkanlığı 2019/5337 E. , 2022/4793 K.
T.C.
D A N I Ş T A Y
YEDİNCİ DAİRE
Esas No : 2019/5337
Karar No : 2022/4793
TEMYİZ EDEN (DAVALI) : … Bakanlığı adına … Gümrük Müdürlüğü
VEKİLİ : Av. …
KARŞI TARAF (DAVACI) : … Tekstil ve İplik Sanayi ve Dış Ticaret Limited Şirketi
VEKİLİ : Av. …
İSTEMİN KONUSU : … Bölge İdare Mahkemesi … Vergi Dava Dairesinin … tarih ve E:…, K:… sayılı kararının temyizen incelenerek bozulması istenilmektedir.
YARGILAMA SÜRECİ :
Dava Konusu İstem: Davacı adına tescilli … -… ,…-…, … , … -…, … -… tarih ve sayılı 5 adet serbest dolaşıma giriş beyannamesi kapsamında ithal edilen eşyanın, sonradan yapılan kontrollerde menşe belgelerinin Mısır yetkili makamlarınca düzenlenmediğinin bildirilmesi nedeniyle Mısır menşeli olmadığının tespit edildiğinden bahisle tahakkuk ettirilen gümrük ve ilave gümrük vergisi, dampinge karşı vergi ile bunların matraha ilavesi suretiyle ek olarak tahakkuk ettirilen katma değer vergisi ile bu vergiler üzerinden 4458 sayılı Gümrük Kanunu’nun 234. maddesinin 1. fıkrasının (b) bendi uyarınca hesaplanarak karara bağlanan para cezalarına vaki itirazın reddine ilişkin işlemin iptali istemiyle dava açılmıştır.
İlk Derece Mahkemesi kararının özeti: … Vergi Mahkemesinin … tarih ve E:…, K:… sayılı kararıyla; 4458 sayılı Gümrük Kanunu’nun 198. maddesinin 4. fıkrasına göre; dolaşım belgesinin ihracatçı gümrük idaresince yanlışlıkla onaylandığının tespit edilmesi durumunda, yükümlünün gerekli özeni göstermesi halinde sorumluluktan kurtulabileceği, bir diğer ifadeyle menşe ispat belgelerini yanlışlıkla düzenleyen ihracatçı gümrük idaresinin, bildiği veya bilmesi gerektiği koşullar altında belgeyi yanlışlıkla onayladığını açıkça kabul etmiş olması halinde iyi niyetli mükellefin sorumluluktan kurtulmasının mümkün olduğu, ancak belgenin yanlış düzenlenme nedenin ithalatçı firmanın yanlış bilgilendirmesi ve yönlendirmesine dayanması halinde yükümlü ithalatçının iyiniyet karinesinden yararlanamayacağı ve sorumluluk altında olacağı, olayda, her ne kadar davalı idare tarafından Mısır yetkili makamları ile yapılan yazışmalar sonucunda alınan 18/10/2016 tarihli cevabi yazıda beyannamelere ilişkin muhtelif sayılı EUR-MED ve EUR.1 dolaşım belgelerinin kendilerince düzenlenmediği ve belgenin doğru olmadığının bildirilmesi üzerine yapılan ek tahakkuk ve alınan para cezası kararlarının hukuka uygun olduğu savunulmuş ise de; davalı idare tarafından belgelerin Mısır yetkili makamlarınca düzenlenmediğine dair herhangi bir araştırma yapılmadığı, davacı şirketin gümrük işlemlerinin yürütülmesinde gerekli özeni gösterip göstermediğinin, herhangi bir ihmal veya kusurunun bulunup bulunmadığının araştırılmadığı, somut bilgi ve belgelerin ortaya konulamadığı anlaşılmış olup, davacı şirket nezdinde bir inceleme yapılmaksızın yalnızca Mısır yetkili makamlarınca belgelerin doğru olmadığının belirtilmesi üzerine yapılan ek tahakkuk ve alınan para cezası kararına vaki itirazın reddine ilişkin işlemde hukuka uygunluk bulunmadığı gerekçesiyle davaya konu işlemin iptaline karar verilmiştir.
Bölge İdare Mahkemesi kararının özeti: İstinaf başvurusuna konu kararın hukuka ve usule uygun olduğu ve davalı idare tarafından ileri sürülen iddiaların söz konusu kararın kaldırılmasını sağlayacak nitelikte görülmediği gerekçesiyle 2577 sayılı İdari Yargılama Usulü Kanunu’nun 45. maddesinin 3. fıkrası uyarınca istinaf başvurusunun reddine karar verilmiştir.
TEMYİZ EDENİN İDDİALARI : Uyuşmazlık konusu serbest dolaşıma giriş beyannameleri muhteviyatı eşyanın ithalatı sırasında Mısır menşeli olarak beyan edildiği, Mısır Gümrük İdaresine sonradan kontrolleri yapılmak üzere gönderilmesi üzerine alınan cevabi yazıda; anılan eşyanın Mısır menşeli kabul edilemeyeceğinin bildirildiği, mezkur beyannameler ekinde ibraz edilen menşe belgeleri reddedildiğinden eşyaların tercihli tarifeden yararlandırılmamaları suretiyle tesis edilen işlemde hukuka aykırılık bulunmadığı ileri sürülmektedir.
KARŞI TARAFIN SAVUNMASI : Savunma verilmemiştir.
DANIŞTAY TETKİK HÂKİMİ …’İN DÜŞÜNCESİ : Davacıya ait dolaşım belgesinin sahte olarak düzenlenmesi durumu söz konusu olduğundan, tercihli tarife uygulaması nedeniyle alınmayan vergilerin tahsil edilmesi gerektiği, dava konusu işlemin dampinge karşı vergi ve bu verginin matraha ilavesi suretiyle ek olarak tahakkuk ettirilen katma değer vergisine ilişkin kısmı yönünden; söz konusu vergiye tabi olduğu belirtilen eşyanın iddia edildiği gibi Çin Halk Cumhuriyeti menşeli olduğuna ilişkin İdarece yapılmış somut bir tespit bulunmadığı; 4458 sayılı Gümrük Kanunu’nun 234. maddesinin 1. fıkrasının (b) bendi uyarınca alınan para cezası kararına isabet eden kısmına gelince; olayda davacının beyan ettiği kıymette noksanlık bulunduğuna ilişkin herhangi bir tespite yer verilmediği, bu haliyle para cezası kesilebilmesi açısından maddede öngörülen koşulların gerçekleşmediği anlaşıldığından anılan hüküm fıkralarının iptaline yönelik istinaf isteminin reddinde hukuka aykırılık bulunmadığı düşünülmektedir.
TÜRK MİLLETİ ADINA
Karar veren Danıştay Yedinci Dairesince, Tetkik Hâkiminin açıklamaları dinlendikten ve dosyadaki belgeler incelendikten sonra gereği görüşüldü:
,
İNCELEME VE GEREKÇE:
MADDİ OLAY :
Davacı adına tescilli … -…,…-…, …, …-…, … … tarih ve sayılı 5 adet serbest dolaşıma giriş beyannamesi kapsamında ithal edilen eşyanın, sonradan yapılan kontrollerde menşe belgelerinin Mısır yetkili makamlarınca düzenlenmediğinin bildirilmesi nedeniyle Mısır menşeli olmadığının tespit edildiğinden bahisle tahakkuk ettirilen gümrük ve ilave gümrük vergisi, dampinge karşı vergi ile bunların matraha ilavesi suretiyle ek olarak tahakkuk ettirilen katma değer vergisi ile bu vergiler üzerinden 4458 sayılı Gümrük Kanunu’nun 234. maddesinin 1. fıkrasının (b) bendi uyarınca hesaplanarak karara bağlanan para cezalarına vaki itirazın reddine ilişkin işlemin iptali istemiyle dava açılmıştır.
İLGİLİ MEVZUAT :
27/12/2005 tarihinde Kahire’de imzalanan Türkiye Cumhuriyeti ile Mısır Arap Cumhuriyeti Arasında Bir Serbest Ticaret Alanı Tesis Eden Anlaşmanın Onaylanması hakkındaki 2007/11557 sayılı Bakanlar Kurulu Kararının 3. maddesinde ;”Bu bölümün hükümleri, işbu Anlaşmanın eklerinde sıralanan ürünler hariç tutulmak üzere, Armonize Mal Tanımlaması ve Kodlama Sisteminin 25 ila 97. fasıllarında yer alan taraf ülkeler menşeli ürünlere uygulanacaktır” denilmekte olup; söz konusu Serbest Ticaret Anlaşmasına da dayanan Pan Avrupa Akdeniz Menşe Kümülasyon Sistemi Kapsamı Ticarette Eşyanın Tercihli Menşeinin Tespiti Hakkında Yönetmeliğin Menşe İspat Belgeleri başlıklı 18. maddesinde, Taraf ülkelerden biri menşeli ürünlerin, diğer bir Taraf ülkeye ithal edilmeleri sırasında, aşağıdaki belgelerden birinin ibrazı üzerine Anlaşma ya da Karar’dan yararlanılacağı: (a) Örneği Ek III (a)’da yer alan EUR.1 dolaşım belgesi, (b) Örneği Ek III (b)’de yer alan bir EUR.MED dolaşım belgesi c) metni Ek IV (a)’da yer alan fatura beyanı veya Ek IV (b)’de yer alan EUR.MED fatura beyanı olarak kabul edildiği, bu şekilde eşyaya gümrük vergileri muafiyeti sağlanmasının amaçlandığı anlaşılmaktadır.
İthalat Rejim Kararına Ek 2015/8306 sayılı Bakanlar Kurulu Kararı uyarınca; ithal edilen eşyanın AB ve EFTA Üyesi ülkeler ile STA kapsamındaki İsrail, Makedonya, Bosna-Hersek, Fas, Batı Şeria ve Gazze Şeridi, Tunus, Mısır, Gürcistan, Arnavutluk, Ürdün, Şili, Sırbistan, Karadağ ve Kosova menşeli eşyalar için %0, Gelişme Yolundaki Ülke menşeli eşyalar için %6,4, Diğer Ülke menşeli eşyalar için ise %8 oranında gümrük vergisine tabi olduğu kabul edilmiştir.
15/09/2011 tarih ve 28055 sayılı Resmi Gazete’de yayınlanan 2011/2203 sayılı Bakanlar Kurulu Kararı ile yürürlüğe konulan İthalat Rejimi Kararına Ek Kararın 1.maddesinde, sözü edilen Karara ekli tabloda gümrük tarife istatistik pozisyonu ve ismi belirtilen maddelerin ithalatında ilave gümrük vergisinin alınacağı; 2. maddesinin 4. bendinde, gümrük idarelerince, ithalatta alınan gümrük vergileri ve diğer mali yükümlülüklerden ayrı olarak tahsil olunacağı ve genel bütçeye irat kaydedileceği; aynı maddenin 5. fıkrasında, karar kapsamı ilave gümrük vergisi hakkında gümrük vergisinin tabi olduğu usul ve hükümlerin uygulanacağı belirtilmiş; 15/09/2011 tarihinden itibaren geçerli olmak üzere AB ve EFTA ülke (TVO) menşeli olanlar için %0, En Az Gelişmiş Ülkeler (E.A.G.Ü.) menşeliler için %11 (Min 1,25$/Kg-Mak 4,25$/Kg), Özel Teşvik Düzenlemelerinden Yararlanacak Ülkeler (O.T.D.Ü.) menşeli eşyalar için %11 (Min 1,25$/Kg-Mak 4,25$/Kg), Gelişme Yolundaki Ülkele (G.Y.Ü.) menşeli eşyalar için %18 ( (Min 1,25$/Kg-Mak 4,25$/Kg) ve Diğer Ülkeler (D.Ü.) menşeli eşyalar için %20 (Min 1,25$/Kg-Mak 4,25$/Kg) oranında ilave gümrük vergisi alınacağı düzenlenmiştir.
3577 sayılı İthalatta Haksız Rekabetin Önlenmesi Hakkında Kanun’un 15. maddesinin 1. fıkrasında, gümrük mevzuatının, gümrük vergisinin tahsiline, takibine ve teminata bağlanmasına ilişkin bu Kanun’a aykırı olmayan usul ve şekle müteallik hükümlerinin, dampinge karşı verginin tahsili, takibi ve teminata bağlanması işlemlerinde de uygulanacağı; 16. maddesinin 2. fıkrasında, bu Kanun’un tatbikatında, Gümrük Kanunu ile diğer kanunların bu Kanun’a aykırı olan hükümlerinin uygulanmayacağı hükme bağlanmıştır.
4458 sayılı Gümrük Kanunu’nun 181. maddesinin 1. fıkrasının (a) bendinde, ithalatta gümrük yükümlülüğünün, ithalat vergilerine tabi eşyanın serbest dolaşıma girişi için verilecek gümrük beyannamesinin tescil tarihinde başlayacağı belirtilmiş; 195. maddesinin 1. fıkrasının (a) bendinde, geçici bir anti-damping vergisi veya fark giderici vergi uygulandığı, (b) bendinde, kanunen alınması gereken vergi tutarının, bir bağlayıcı tarife ve menşe bilgisine istinaden belirlenen tutarlardan yüksek olduğu, (c) bendinde, vergi tutarının Bakanlar Kurulu tarafından belirlenen seviyenin altında kaldığı hallerde, hesaplanan vergilerin Gümrük Vergileri Tahakkukunu İzleme Defterine kaydedilip özel durumunun defterde belirtileceği öngörülmüş; 198. maddesinin 5911 sayılı Kanun’la eklenen 4. fıkrasında ise, 195. maddenin birinci fıkrasının (a), (b) ve (c) bentlerinde belirtilen durumlar hariç olmak üzere; eşyanın tercihli tarifesinin karşı ülke idareleri ile idari işbirliği çerçevesinde oluşturulduğu durumlarda, dolaşım belgesinin karşı ülke idaresince yanlışlıkla onaylandığı tespit edildiğinde, yükümlü, gümrük mevzuatının gerektirdiği yükümlülüklerin yerine getirilmesinde tüm özeni gösterdiğini ispat edebildiği takdirde, tercihli tarife uygulanması nedeniyle tahakkuk ettirilmeyen vergilerin sonradan istenmeyeceği hükme bağlanmıştır.
4458 sayılı Gümrük Kanunu’nun 234. maddesinin 1. fıkrasının (b) bendinde ise; serbest dolaşıma giriş rejimine veya bir geçici muafiyet düzenlemesine tabi tutulan eşyaya ilişkin olarak, yapılan beyan ile muayene ve denetleme veya teslimden sonra kontrol sonucunda; kıymeti üzerinden gümrük vergisine tabi eşyanın beyan edilen kıymetinin, muayene ve denetleme sonucunda bu Kanun’un 23 ilâ 31. maddelerinde yer alan hükümler çerçevesinde belirlenen kıymete göre noksan bulunduğu takdirde, bu noksanlığa ait gümrük vergisinden başka bu vergi farkının üç katı para cezası alınacağı hükme bağlanmıştır.
HUKUKİ DEĞERLENDİRME:
4458 sayılı Kanun’un 198. maddesinin yukarıda yer alan 4. fıkrası ile menşe ispat belgelerini yanlışlıkla onaylayan ihracatçı ülke gümrük idaresinin belgeyi yanlışlıkla onayladığını kabul etmiş olması durumunda tüm özeni gösterdiğini ispat edebilen yükümlünün sorumluluktan kurtulması mümkün kılınmıştır.
Kanun koyucu, bunun gerçekleşebilmesini, dolaşım belgelerini yanlışlıkla onaylayan ihracatçı ülke gümrük idaresinin, belgeyi yanlışlıkla onayladığını açık veya örtülü bir şekilde kabul etmiş olması, bir başka ifadeyle, belgelerin yanlış olarak onaylanmasına ihracatçı tarafından sunulan yanlış verilerin neden olmadığını, belgenin yanlışlıkla onaylanmasının kendi kusurundan kaynaklandığını açık veya örtülü bir şekilde beyan etmiş olması şartına bağlamıştır. Ayrıca, ihracatçı ülke gümrük idaresinin yanlış onaylamanın kendi kusurundan kaynaklandığını açık veya örtülü bir şekilde beyan etmiş olmasını yeterli görmeyerek, tüm özeni gösterdiğine ilişkin ispat yükünü de ithalatçı yükümlüye yüklemiştir. Dolayısıyla, Türkiye ile idari işbirliği anlaşması bulunan bir ülkeden tercihli tarife kapsamında ithal edilen eşyaya ait dolaşım belgesinin karşı ülke idaresince yanlışlıkla onaylandığının tespit edilmesi durumunda, yükümlünün, herhangi bir ihmalinin bulunmadığını ve gümrük mevzuatının gerektirdiği yükümlülüklerin yerine getirilmesinde tüm özeni gösterdiğini ispat edebilmesi şartıyla, tercihli tarife uygulanması nedeniyle alınmayan veya tahakkuk ettirilmeyen vergiler sonradan istenemez.
Olayda davacının; Mısır yetkili makamlarınca düzenlenmediği anlaşılan EUR.1 ve EUR.MED dolaşım belgesi nedeniyle tercihli tarifeden yararlandırılmadığı anlaşılmaktadır. Davalı İdare tarafından dosyaya sunulmuş olan Mısır yetkili makamlarından alınan 18/10/2016 tarihli yazıda, dolaşım belgesi onaylarının doğru olmadığının, ihracatçı ülke genel ihracat ve ithalat kontrol teşkilatı tarafından yayımlanmadığının ve gerçeği yansıtmadığının bildirilmesi üzerine ek tahakkuk ve para cezası kararlarının alındığı görülmektedir. Dolayısıyla, davada, dolaşım belgesinin sahte olarak düzenlenmesi durumu söz konusu olduğundan, karşı ülke idaresince yanlışlıkla onaylanması durumunda değerlendirilebilecek nitelikteki hükmün işbu uyuşmazlıkta uygulanma koşulları bulunmadığından tercihli tarife uygulaması nedeniyle alınmayan vergilerin tahsil edilmesi gerekmektedir.
Uyuşmazlık konusu eşyanın Mısır menşeli olmadığının ihracatçı gümrük idaresince ortaya konulması nedeniyle dava konusu işlemin gümrük, ilave gümrük vergisi ve bu vergilerin matraha ilavesi suretiyle ek olarak tahakkuk ettirilen katma değer vergisine isabet eden kısmında hukuka aykırılık bulunmadığından, dava konusu işlemin sözü edilen kısmının iptaline ilişkin hüküm fıkrasına yönelik istinaf başvurusunun reddinde isabet görülmemiştir.
Dava konusu işlemin dampinge karşı vergi ve bu verginin matraha ilavesi suretiyle ek olarak tahakkuk ettirilen katma değer vergisine ilişkin kısmı yönünden;
3577 sayılı İthalatta Haksız Rekabetin Önlenmesi Hakkında Kanun uyarınca İthalatta haksız rekabet hallerinde dampinge veya sübvansiyona konu olan ithalatın sebep olduğu zarara karşı bir üretim dalının korunması amacıyla getirilen ve bir malın Türkiye’ye ihraç fiyatının, benzer malın normal değerinin altında olmasını ifade eden ticaret politikası önlemi niteliğindeki dampinge karşı verginin anılan fıkrada öngörülen koşullar yönüyle değerlendirilmesine imkan bulunmadığından, olayda uyuşmazlık konusu eşyanın iddia edildiği gibi Çin Halk Cumhuriyeti menşeli olduğuna ilişkin İdarece yapılmış somut bir tespitin mevcut olmadığının anlaşılması karşısında, tahakkukun bu kısmının iptaline ilişkin mahkeme kararına yönelik istinaf başvurusunun reddinde sonucu itibariyle isabetsizlik bulunmamaktadır.
Dava konusu işlemin 4458 sayılı Gümrük Kanunu’nun 234. maddesinin 1. fıkrasının (b) bendi uyarınca dampinge karşı vergi üzerinden hesaplanarak karara bağlanan para cezasına isabet eden kısmı incelendiğinde;
Yukarıda yer alan hükümlere göre, dampinge karşı verginin, yalnızca 4458 sayılı Kanun’un usul ve şekle müteallik hükümlerinin uygulanması bakımından, anılan Kanun’da tanımlanan “ithalat vergileri” niteliğinde değerlendirilmesi gerekmektedir. Esasen sözü edilen verginin dayanağını oluşturan 3577 sayılı Kanun, dampinge karşı verginin noksan ödenmesi suretiyle gerçekleştirilen ithalatlara yönelik olarak ceza uygulanacağı yolunda herhangi bir hüküm içermediği gibi, Kanun’un 15. maddesinde Gümrük Kanunu’nun uygulanacağı durumlar tadadi olarak belirtilmiş, bu durumlar usul ve şekle bağlı olarak sınırlandırılmış, cezalar yönünden herhangi bir atıfta bulunulmamıştır. Bununla beraber 16. maddede bu Kanun’un tatbikatında, Gümrük Kanunu ile diğer kanunların bu Kanun’a aykırı olan hükümlerinin uygulanmayacağı hükme bağlandığından, dampinge karşı verginin “ithalat vergileri” tanımı içerisinde olduğu değerlendirilmekle birlikte, özel kanun olan 3577 sayılı Kanun’un sınırlayıcı ve yasaklayıcı düzenlemeler içermesi nedeniyle, dampinge karşı vergi tutarı üzerinden ceza kararı alınması hukuka uygun düşmediğinden dava konusu işlemin dampinge karşı vergi üzerinden hesaplanarak karara bağlanan para cezasına isabet eden kısmının iptaline ilişkin hüküm fıkrasına karşı yapılan istinaf başvurusunun reddinde sonucu itibarıyla isabetsizlik görülmemiştir.
Dava konusu işlemin, gümrük, ilave gümrük ve katma değer vergisi üzerinden 4458 sayılı Gümrük Kanunu’nun 234. maddesinin 1. fıkrasının (b) bendi uyarınca alınan para cezası kararına isabet eden kısmına gelince;
4458 sayılı Gümrük Kanunu’nun 234. maddesinin 1. fıkrasının (b) bendi uyarınca ceza kesilebilmesi, gümrük vergisine tabi eşyanın beyan edilen kıymetinin, muayene ve denetleme sonucunda Kanun’un 23. ilâ 31. maddelerinde yer alan hükümler çerçevesinde belirlenen kıymete göre noksan bulunduğunun tespitini gerektirmekte olup, olayda davacının beyan ettiği kıymette noksanlık bulunduğuna ilişkin herhangi bir tespite yer verilmediği, bu haliyle para cezası kararının alınabilmesi açısından maddede öngörülen koşulların gerçekleşmediği anlaşıldığından para cezalarının iptaline dair hüküm fıkrasına yönelik istinaf isteminin reddinde de hukuka aykırılık bulunmamıştır.
KARAR SONUCU:
Açıklanan nedenlerle;
1. Temyiz isteminin kısmen reddine, kısmen de kabulüne,
2. … Bölge İdare Mahkemesi … Vergi Dava Dairesinin … tarih ve E:…, K:… sayılı kararının; dava konusu işlemin gümrük, ilave gümrük ve bu vergilere isabet eden katma değer vergisine ilişkin kısmının iptaline dair hüküm fıkrasının BOZULMASINA,
3. Kararın, para cezalarına ilişkin kısmı ile, dampinge karşı vergi ile dampinge karşı verginin matraha ilavesi suretiyle ek olarak tahakkuk ettirilen katma değer vergisi tahakkukuna isabet eden kısımlarına ilişkin hüküm fıkralarına yönelik TEMYİZ İSTEMİNİN REDDİNE,
4. Bozulan kısım hakkında yeniden bir karar verilmek üzere dosyanın anılan Daireye gönderilmesine,
5. 492 sayılı Harçlar Kanunu’nun 13. maddesinin (j) bendi parantez içi hükmü uyarınca alınması gereken harç dahil olmak üzere, yargılama giderlerinin yeniden verilecek kararda karşılanması gerektiğine, 01/12/2022 tarihinde kesin olarak oybirliğiyle karar verildi.