Danıştay Kararı 2. Daire 2022/1424 E. 2022/6198 K. 01.12.2022 T.

Danıştay 2. Daire Başkanlığı         2022/1424 E.  ,  2022/6198 K.
T.C.
D A N I Ş T A Y
İKİNCİ DAİRE
Esas No : 2022/1424
Karar No : 2022/6198

TEMYİZ EDEN (DAVALI): … Genel Müdürlüğü
VEKİLİ: Av. …

KARŞI TARAF (DAVACI): …
VEKİLİ: Av. …

İSTEMİN KONUSU: … İdare Mahkemesince verilen … günlü, E:…, K:… sayılı kararın, dilekçede yazılı nedenlerle 2577 sayılı İdari Yargılama Usulü Kanunu’nun 49. maddesi uyarınca temyizen incelenerek bozulması isteminden ibarettir.

YARGILAMA SÜRECİ:
Dava Konusu İstem : … İl Emniyet Müdürlüğü emrinde Trafik Tescil Şube Müdür Yardımcısı olarak görev yapan davacı, “yetkisini ve nüfuzunu kendisine ve başkalarına çıkar sağlamak amacıyla kullanmak” fiilini işlediğinden bahisle Emniyet Teşkilatı Disiplin Tüzüğü’nün 8/7. maddesi uyarınca “meslekten çıkarma” cezası ile cezalandırılmasına ilişkin … günlü, … sayılı Emniyet Genel Müdürlüğü Yüksek Disiplin Kurulu kararının iptali istemiyle dava açmıştır.
… İdare Mahkemesince verilen … günlü, E:…, K:… sayılı kararla dava reddedilmiş, Mahkeme kararı Danıştay Beşinci Dairesinin 27/11/2018 günlü, E:2016/21490, K:2018/17712 sayılı kararıyla bozulmuştur. Davalı İdare tarafından yapılan karar düzeltme başvurusu ise Danıştay İkinci Dairesinin 01/12/2022 günlü, E:2021/8050, K:2021/4634 sayılı kararıyla reddedilmiştir.
İlk Derece Mahkemesi Kararının Özeti : Danıştay Beşinci Dairesinin anılan bozma kararına uyularak … İdare Mahkemesince verilen temyize konu kararla; Emniyet Teşkilatı Disiplin Tüzüğü’nün 8/7. maddesinde “Yetkisini veya nüfuzunu kendisine veya başkalarına çıkar sağlamak amacıyla veya kin veya dostluk nedeniyle kötüye kullanmak” fiilinin meslekten çıkarma cezasını gerektiren fiil ve haller arasında sayıldığı, Anayasa Mahkemesinin 14/01/2015 günlü, E:2014/100, K:2015/6 sayılı kararında belirtildiği üzere, ceza hukukunun temel ilkelerinin disiplin hukuku açısından da geçerli olduğu hususunun tartışmasız olduğu, ayrıca 5271 sayılı Ceza Muhakemesi Kanunu’nun (CMK) “Tesadüfen elde edilen deliller” başlıklı 138. maddesinin 2. fıkrasında “Telekomünikasyon yoluyla yapılan iletişimin denetlenmesi sırasında, yapılmakta olan soruşturma veya kovuşturmayla ilgisi olmayan ve ancak, 135 inci maddenin altıncı fıkrasında sayılan suçlardan birinin işlendiği şüphesini uyandırabilecek bir delil elde edilirse; bu delil muhafaza altına alınır ve durum Cumhuriyet Savcılığına derhâl bildirilir.” hükmüne yer verilmek ve Yargıtay Ceza Genel Kurulunun E:…, K:… sayılı kararında “Maddi gerçeğin araştırılması aşamasında kişisel ya da toplumsal değerlerin korunması zorunludur. Bu değerlerin korunması amacıyla kanun koyucu delillerin serbestliği ilkesine delil yasakları olarak adlandırılan birtakım sınırlamalar getirmiştir. Delil yasakları delil elde etme ve delil değerlendirme yasağı olarak iki gruba ayrılmaktadır. Delillerin elde edilme şekline ilişkin yasaklara delil elde etme yasakları, hukuka uygun elde edilmiş olsa bile o delilin yargılamada ortaya konulup değerlendirilmesine ilişkin yasaklara ise delil değerlendirme yasakları denilmektedir. CMK’nın telekomünikasyon yoluyla yapılan iletişimin denetlenmesi sırasında elde edilen delillerin aynı Kanunun 135. maddesinin altıncı fıkrasında sayılanlar dışında bir suçun soruşturma ve kovuşturulmasında kullanılmaması ise delil değerlendirilmesi yasaklarına örnek olarak gösterilebilir. 5271 sayılı CMK’nın 217. maddesinin ikinci fıkrasında yer alan; “Yüklenen suç, hukuka uygun bir şekilde elde edilmiş her türlü delille ispat edilebilir” şeklindeki düzenleme ile ayrıca ceza muhakemesinde kullanılacak delillerin hukuka uygun şekilde elde edilmesi gerektiği belirtilmiştir. Ancak, 135. maddenin altıncı fıkrasında sayılan suçlarla sınırlı olmak kaydıyla aynı soruşturma veya kovuşturmayla ilgili suçlar yönüyle evleviyetle kullanılabileceğinin kabulü gerekir” denilmekle, 135. maddede sayılan suçlar için başlatılmış bir soruşturma veya kovuşturmada elde edilen delillerin 135. madde kapsamında olmayan suçlar için kullanılamayacağının kabul edilmiş olduğu; yukarıda yer verilen kanun hükümleri ve yargı kararlarının değerlendirilmesinden, telekomünikasyon yoluyla yapılan iletişimin dinlenmesi ve denetlenmesi sırasında elde edilen ses kayıtlarının, bu soruşturma veya kovuşturmayla ilgisi olmayan üçüncü kişiler hakkında yürütülecek disiplin soruşturmasında tek başına delil olarak kullanılamayacağı ve hukuka uygun olarak elde edilmiş başka delil ve belgeler olmaksızın sadece bu delillere dayanılarak disiplin cezası verilemeyeceği sonucuna ulaşıldığı; olayda, dava konusu meslekten çıkarma cezasına esas alınan davacıya isnat edilen fiillerin, davacı dışındaki üçüncü kişilerin telefon görüşmelerinin dinlenilmesi sonucu elde edilen tape kayıtlarından tespit edildiği ve bu tape kayıtlarının dışında, polis memuru …’nin, soruşturma kapsamında alınan ifadesinde belirttiği …, …, … ve … isimli kişilerle irtibat kurmasını ve tanışmasını davacının sağladığı, soruşturma konusu tescil işlemlerinin tümünü davacının isteği üzerine yaptığı beyanı dışında, başka bir tanık ifadesi veya somut delilin mevcut olmadığı, ayrıca, davacı hakkında uyuşmazlık konusu olaya esas fiilleri nedeniyle … Cumhuriyet Başsavcılığınca … soruşturma sayısı ile başlatılan soruşturma sonucunda … günlü, K:… sayılı karar ile, “davacı hakkında yürütülen soruşturmanın … sayılı soruşturma kapsamında tesadüfen elde edilen delillere istinaden başlatılmış olduğu ve soruşturmanın başından itibaren görevi kötüye kullanma suçundan yürütüldüğü, ön soruşturmanın bu suçtan yapıldığı, … Valiliğince verilen soruşturma izninin bu suç nedeniyle verildiği, 5271 sayılı Ceza Muhakemesi Kanunu’nun 138. madde hükmü kaşısında, tesadüfen elde edilen delillerin ancak Ceza Muhakemesi Kanunu’nun 135. maddesinde sayılan suçlardan birinin işlenmesi durumunda delil olarak kullanılabileceği, dolayısıyla Ceza Muhakemesi Kanunu’nun 135. maddesinde sayılan katalog suçlardan olmayan görevi kötüye kullanma ve Vergi Usul Kanunu’na muhalefet suçlarında delil olarak kullanılamayacağı, bu delillerin kullanılmaması halinde ise görevi kötüye suçunu işlediğine dair yeterli delil olduğundan bahsedilemeyeceği gibi bu delillerin soruşturmada kullanılabileceği varsayılsa dahi, … plakaya tescil edilen aracın özel tüketim vergisinin tamamının yatırılmış olduğu, dolayısıyla kamu zararı kalmadığı gibi, evrak kapsamına göre herhangi bir kişinin mağduriyetinin de söz konusu olmadığı, dolayısıyla mevcut delil durumuna göre atılı suçun yasal unsurlarının oluştuğundan bahsedilemeyeceği” gerekçesiyle kovuşturmaya yer olmadığına karar verildiği; kaldı ki, davacı hakkında tesis edilen disiplin cezasına esas tape kayıtları içeriğinde, davacının üzerine atılı fiili işlediğine ilişkin bir beyan da bulunmadığı; bu durumda, davacıya isnat edilen fiiller davacı aleyhine tek başına delil olarak kullanılamayacak olan tapeler dışında, her türlü şüpheden uzak, kesin ve somut başka delillerle kanıtlanamadığından, davacıya Emniyet Teşkilatı Disiplin Tüzüğü’nün 8/7. maddesi uyarınca verilen meslekten çıkarma cezasında hukuka uyarlık bulunmadığı gerekçesiyle dava konusu işlemin iptaline karar verilmiştir.

TEMYİZ EDENİN İDDİALARI: Davalı İdare tarafından; dava konusu işlemin hukuka ve mevzuata uygun olduğu; davacının, yetkisini ve nüfuzunu kendisine ve başkalarına çıkar sağlamak amacıyla kullanmak fiilini işlediği sübuta erdiğinden eylemine uyan dava konusu disiplin cezası ile tecziye edildiği ileri sürülerek, dava konusu işlemin iptaline ilişkin Mahkeme kararının bozulması istenilmektedir.

KARŞI TARAFIN CEVABI: Cevap verilmemiştir.

DANIŞTAY TETKİK HAKİMİ: …
DÜŞÜNCESİ: Temyiz isteminin reddi ile usul ve yasaya uygun olan İdare Mahkemesi kararının onanması gerektiği düşünülmektedir.

TÜRK MİLLETİ ADINA
Karar veren Danıştay İkinci Dairesince, Tetkik Hakiminin açıklamaları dinlendikten ve dosyadaki belgeler incelendikten sonra, dosyanın tekemmül ettiği anlaşıldığından davalı İdarenin yürütmenin durdurulması istemi hakkında karar verilmeksizin işin gereği görüşüldü:

HUKUKİ DEĞERLENDİRME:
İdare ve vergi mahkemelerinin nihai kararlarının temyizen bozulması, 2577 sayılı İdari Yargılama Usulü Kanunu’nun 49. maddesinde yer alan sebeplerden birinin varlığı halinde mümkündür.
Temyizen incelenen karar usul ve hukuka uygun olup, dilekçede ileri sürülen temyiz nedenleri kararın bozulmasını gerektirecek nitelikte görülmemiştir.

KARAR SONUCU:
Açıklanan nedenlerle;
1. DAVALI İDARENİN TEMYİZ İSTEMİNİN REDDİNE,
2. … İdare Mahkemesince verilen … günlü, E:…, K:… sayılı kararın ONANMASINA,
3. Temyiz giderlerinin istemde bulunan davalı idare üzerinde bırakılmasına,
4. Dosyanın Mahkemesine gönderilmesine,
5. 2577 sayılı Kanun’un (Geçici 8. maddesi uyarınca uygulanmasına devam edilen) 54. maddesinin 1. fıkrası uyarınca bu kararın tebliğ tarihini izleyen günden itibaren (15) onbeş gün içinde Danıştayda karar düzeltme yolu açık olmak üzere, 01/12/2022 tarihinde oybirliğiyle karar verildi.