Danıştay Kararı 3. Daire 2019/6415 E. 2022/5087 K. 01.12.2022 T.

Danıştay 3. Daire Başkanlığı         2019/6415 E.  ,  2022/5087 K.
T.C.
D A N I Ş T A Y
ÜÇÜNCÜ DAİRE
Esas No : 2019/6415
Karar No : 2022/5087

TEMYİZ EDENLER : 1- (DAVALI) … Vergi Dairesi Müdürlüğü …
VEKİLİ : Av. …

2- (DAVACI) : …
VEKİLİ : Av. …

İSTEMİN KONUSU : … Vergi Mahkemesinin … tarih ve E:…, K: … sayılı kararına yöneltilen istinaf başvurularına ilişkin … Bölge İdare Mahkemesi … Vergi Dava Dairesinin … tarih ve E:… , K:… sayılı kararının temyizen incelenerek bozulması istenilmektedir.

YARGILAMA SÜRECİ :
Dava konusu istem: Davacı adına, asıl borçlu … İnşaat Hafriyat Enerji Sanayi ve Ticaret Limited Şirketinden alınamayan 2010 ila 2017 yıllarına ait muhtelif kamu alacağının tahsili amacıyla kanuni temsilci sıfatıyla düzenlenen … tarih ve … ila … takip numaralı ödeme emirlerinin iptali istemine ilişkindir.
İlk Derece Mahkemesi kararının özeti: Dava konusu … takip numaralı ödeme emrinin 2010 yılına ait vergi ziyaı cezalı katma değer vergisine ilişkin kısmının dayanağını oluşturan ve asıl borçlu şirket adına tanzim edilen ihbarnamenin 213 sayılı Vergi Usul Kanunu’nun tebliğe yönelik hükümleri yerine 7201 sayılı Tebligat Kanunu’nun 21. maddesi uyarınca muhtara bırakılmak ve kapıya yapıştırılmak suretiyle tebliği usulsüz olduğundan bu kamu alacağı yönünden davacının takibinde hukuka uyarlık bulunmadığı, davacının asıl borçlu şirkette ortak ve kanuni temsilci olduğu hususunun 29/07/2010 tarih ve 7617 Ticaret Sicili Gazetesinde ilan edildiği, her ne kadar davacı 22/09/2011 tarihli noter hisse devri sözleşmesiyle şirketteki tüm hisselerini devretmiş ise de bu hususun ilan edilmediği ve üçüncü şahıs konumunda bulunan davalı idare açısından herhangi bir hüküm ifade etmeyeceğinden asıl borçlu şirket hakkında usulüne uygun olarak yapılan takip sonucunda tahsil edilemeyeceği anlaşılan kamu alacağının tahsili amacıyla kanuni temsilci sıfatıyla tanzim edilen … takip numaralı ödeme emrinin diğer kısmı ile … ila … ve … takip numaralı ödeme emirlerinde hukuka aykırılık görülmediği gerekçesiyle … takip numaralı ödeme emrinin katma değer vergisi, vergi ziyaı cezası ve gecikme faizinden oluşan kısmı iptal edilmiş, sözü edilen ödeme emrinin diğer bölümü ile … ila … ve … takip numaralı ödeme emirleri yönünden ise dava reddedilmiştir.
Bölge İdare Mahkemesi kararının özeti:
… takip numaralı ödeme emrinin, 2010 yılına ait vergi ziyaı cezalı katma değer vergisine ilişkin ihbarnamenin 213 sayılı Kanun hükümleri yerine Tebligat Kanunu uyarınca tebliği usulsüz olduğundan ve usulsüz olarak yapılan tebligatın zamanaşımını kesmesinden söz edilemeyeceğinden zamanaşımına uğradığı anlaşılan söz konusu vergi ve cezanın tahsili amacıyla düzenlenen ödeme emrinin değinilen kısmında ve … takip numaralı ödeme emrinin, beyan üzerine tahakkuk eden Temmuz 2011 dönemine ait gelir (stopaj) vergisinin vadesinin rastladığı 26/08/2011 tarihinde kanuni temsilci sıfatı bulunan davacının şirketten alınamayan söz konusu kamu alacağı nedeniyle takibinde hukuka aykırılık bulunmadığı gerekçesiyle Vergi Mahkemesi kararının, değinilen ödeme emirlerinin belirtilen kısmına ilişkin hüküm fıkrasına yöneltilen istinaf başvuruları reddedilmiştir.
Davacının … tarih ve … yevmiye numaralı noter hisse devri sözleşmesiyle hisselerinin tamamını devrederek şirketten ayrıldığı ancak bu durumun Ticaret Sicili Gazetesinde ilan edilmediği anlaşılmakta ise de ortaklar kurulu kararıyla şirketi temsil ve ilzama yetkili kılınan bir ortağın, şirketteki payının tümünü üçüncü bir kişiye devrederek ortaklık sıfatının sona ermesinden sonra yeni ortaklar tarafından ortaklar dışından müdür olarak atanmadıkça şirketi temsil yetkisinin devam ettiğinden söz edilemeyeceği sonucuna ulaşılan olayda … takip numaralı ödeme emrinin Temmuz 2011 dönemine ait katma değer vergisine ilişkin asıl borçlu şirket adına tanzim edilen ödeme emrinin 25/10/2011 tarihinde tebliğ edildiği, buna göre 31/12/2016 tarihi itibarıyla tahsil zamanaşımı süresinin dolduğu, dosyada tahsil zamanaşımını kesen herhangi bir bilgi ve belge de olmadığından tahsil zamanaşımı süresi dolduktan sonra 25/12/2017 tarihinde tebliğ edilen ödeme emrinin değinilen kısmında ve beyan üzerine tahakkuk eden ve vadesi davacının kanuni temsilci sıfatının bulunmadığı dönemlere isabet eden diğer kamu alacağından sorumlu tutulamayacağından bu kamu alacağına yönelik tanzim edilen ödeme emirlerinde hukuka uyarlık görülmediği gerekçesiyle Vergi Mahkemesi kararının, sözü edilen ödeme emirleri yönünden davanın reddine ilişkin hüküm fıkrasına yöneltilen davacı istinaf başvurusu kabul edilerek sözü edilen hüküm fıkraları kaldırıldıktan sonra … takip numaralı ödeme emrinin Temmuz 2011 dönemine ilişkin katma değer vergisine ilişkin kısmı ile … ila … , … takip numaralı ödeme emrinin 2010 yılına vergi ziyaı cezalı katma değer vergisi haricindeki bölümü ve … takip numaralı ödeme emri iptal edilmiştir.

TEMYİZ EDENLERİN İDDİALARI:
Davalı idare tarafından, Tebligat Kanunu uyarınca yapılan tebligatın usulunu uygun olduğu, şirketten tahsil edilemeyeceği anlaşılan kamu alacağının tahsili amacıyla davacı adına düzenlenen ödeme emirlerinde hukuka aykırılık bulunmadığı ileri sürülerek kararın aleyhe olan hüküm fıkrasının bozulması istenilmektedir.
Davacı tarafından, hisse devir senedi ile asıl borçlu şirketteki tüm hisselerini devrettiğinden ödeme emirlerine konu kamu alacağından sorumlu tutulamayacağı ileri sürülerek kararın aleyhe olan hüküm fıkrasının bozulması istenilmektedir.

TARAFLARIN SAVUNMALARI :
Davalı idare tarafından savunma verilmemiştir.
Davacı tarafından 213 sayılı Kanun’un tebliğe ilişkin hükümleri yerine Tebligat Kanunu uyarınca yapılan tebliğde hukuka uyarlık bulunmadığı belirtilerek istemin reddi gerektiği savunulmaktadır.

DANIŞTAY TETKİK HÂKİMİ …’IN DÜŞÜNCESİ: Temyiz istemlerinin reddi gerektiği düşünülmektedir.

TÜRK MİLLETİ ADINA
Karar veren Danıştay Üçüncü Dairesince, Tetkik Hâkiminin açıklamaları dinlendikten ve dosyadaki belgeler incelendikten sonra gereği görüşüldü:

HUKUKİ DEĞERLENDİRME:
Bölge idare mahkemelerinin nihai kararlarının temyizen bozulması, 2577 sayılı İdari Yargılama Usulü Kanunu’nun 49. maddesinde yer alan sebeplerden birinin varlığı hâlinde mümkündür.
Temyizen incelenen karar usul ve hukuka uygun olup, dilekçelerde ileri sürülen temyiz nedenleri kararın bozulmasını gerektirecek nitelikte görülmemiştir.

KARAR SONUCU:
Açıklanan nedenlerle;
1. Temyiz istemlerinin reddine,
2. Temyize konu Vergi Dava Dairesi kararının ONANMASINA,
3. Davacıdan 492 sayılı Harçlar Kanunu’na bağlı (3) sayılı Tarife uyarınca …-TL maktu harç alınmasına,
4. 2577 sayılı İdari Yargılama Usulü Kanunu’nun 50. maddesi uyarınca, kararın taraflara tebliğini ve bir örneğinin de ilgili Vergi Dava Dairesine gönderilmesini teminen dosyanın kararı veren ilk derece mahkemesine gönderilmesine, 01/12/2022 tarihinde oyçokluğuyla kesin olarak karar verildi.

(X)-KARŞI OY :
213 sayılı Vergi Usul Kanunu’nun “Kanuni Temsilcilerin Ödevi” başlıklı 10. maddesinde, tüzelkişilerin ödevlerinin kanuni temsilciler tarafından yerine getirileceği ve Kanunda yazılı ödevlerin yerine getirilmemesi yüzünden mükelleften alınamayan vergi ve buna bağlı alacakların kanuni ödevleri yerine getirmeyen kanuni temsilcilerin malvarlıklarından alınacağı kuralı ile tüzelkişilerin borcundan dolayı kanuni temsilcilerinin malvarlıklarına gidilebilmesi “kanuni bir ödevin yerine getirilmemesi” şartına bağlanmıştır. Diğer bir ifade ile kanuni temsilciler şirketten tamamen veya kısmen alınamayan amme borcundan her halukarda sorumlu tutulmamışlardır.
213 sayılı Kanunda vergisel ödevler arasında sayılmayan “vergi ödeme” eylemi bir ödevin değil, bir borcun yerine getirilmesidir. Bu borcun ödenmemesi halinde de 6183 sayılı Amme Alacaklarının Tahsil Usulü Hakkında Kanun’un ilgili hükümleri uyarınca mükellef veya vergi sorumlusundan tahsili yoluna gidilmesi gerekir.
Bu nedenle Vergi Usul Kanununda sayılan vergisel ödevlerini yerine getirip getirmediğine bakılmaksızın şirketin amme borcunu sırf vadesinde ödememiş olmasından dolayı kanuni temsilciyi sorumlu tutmak kanunun lafzına ve amacına aykırı düşecektir.
Asıl borçlu … İnşaat Hafriyat Enerji Sanayi ve Ticaret Limited Şirketinden tahsil edilemeyen kamu alacağının tahsili amacıyla kanuni temsilci sıfatıyla düzenlenen dava konusu … takip numaralı ödeme emrinin beyan üzerine tahakkuk eden Temmuz 2011 dönemine ait gelir (stopaj) vergisi ve fer’ileri yönünden; verginin ödenmemesi tek başına vergisel ödevin yerine getirilmemesi anlamına gelmeyeceğinden, dolayısıyla davacının 213 sayılı Kanunu’nun 10. maddesinde belirtilen ödevi yerine getirmediğinden bahisle kanuni temsilci sıfatıyla takibinde hukuka uygunluk görülmediğinden, ödeme emrinin belirtilen kısmı yönünden davacı temyiz isteminin kabulü ile Bölge İdare Mahkemesi kararının sözü edilen hüküm fıkrasının bozulması gerektiği oyuyla Daire kararına katılmıyorum

(XX)-KARŞI OY :
22/09/2011 tarihli noter hisse devir sözleşmesiyle asıl şirketteki hisselerinin tamamını devrettiği hususu ticaret sicilinde tescil ve ilan edilmese de davacının bu tarihten sonraki dönemlere isabet eden kamu alacağından kanuni temsilci sıfatıyla sorumlu tutulamayacağı gerekçesiyle değinilen kamu alacağının tahsili amacıyla düzenlenen ödeme emirleri Vergi Dava Dairesince iptal edilmiştir.
Davacı 29/10/2010 tarih ve 7617 sayılı Ticaret Sicili Gazetesinde ilan edilen duruma göre asıl borçlu şirketi müştereken temsil ve ilzama yetkili kılınmıştır.
Davacı, her ne kadar asıl borçlu şirketteki tüm hisselerini 22/09/2011 tarihli noter hisse devri sözleşmesiyle devretmiş ise de bu husus tescil ve ilan edilmediğinden üçüncü şahıs konumunda bulunan davalı idare açısından herhangi bir hüküm ifade etmeyeceği gibi davacı tarafından sözü edilen durumun idarenin bilgisine girdiği yolunda da iddiada bulunulmadığı anlaşılan olayda davacının sözü edilen dönemlere isabet eden kamu alacağı yönünden kanuni temsilci sıfatıyla sorumluluğunun sona erdiğinden söz edilemeyeceği, dolayısıyla usulüne uygun olarak kesinleşen ve şirket mal varlığından alınamayan değinilen kamu alacağının tahsili için takibinde hukuka aykırılık görülmediğinden davalı idare temyiz isteminin bu yönden kabulü ile Vergi Dava Dairesi kararının söz konusu hüküm fıkrasının bozulması gerektiği oyuyla Daire kararına katılmıyoruz.