Danıştay 13. Daire Başkanlığı 2022/4343 E. , 2022/4524 K.
T.C.
D A N I Ş T A Y
ONÜÇÜNCÜ DAİRE
Esas No:2022/4343
Karar No:2022/4524
TEMYİZ EDENLER :
1- (DAVACI) : … Anonim Şirketi
VEKİLİ: Av. …
2- (DAVALI): … Kurumu Genel Müdürlüğü
VEKİLLERİ: Av. … Av. …
İSTEMİN KONUSU: … İdare Mahkemesi’nin … tarih ve E:…, K:… sayılı kararının temyizen incelenerek bozulması istenilmektedir.
YARGILAMA SÜRECİ :
Dava konusu istem: Türkiye Kömür İşletmeleri Kurumu Genel Müdürlüğü’ne bağlı Ege Linyitleri İşletmesi Müdürlüğü’nce 113 kalem hizmet dışı muhtelif marka ve model iş makinesi yedeği malzemelerinin 10/05/2022 tarihinde Türkiye Kömür İşletmeleri Kurumu Hizmet Dışı Mallar Yönetmeliği kapsamında satışına ilişkin ihalenin ve ihalenin iptal edilerek ihaleye konu malzemelerin taraflarına satışının yapılmasına yönelik … tarih ve … sayılı başvurunun reddine ilişkin … tarih ve … sayılı işlemin iptali istenilmiştir.
İlk Derece Mahkemesi kararının özeti: … İdare Mahkemesi’nce verilen kararda; dava konusu 113 kalem hizmet dışı muhtelif marka ve model iş makinesi yedeği malzemelerinin 10/05/2022 tarihinde satışına ilişkin ihalenin iptali istemi ile … tarih ve … sayılı işlemin “ihalenin iptal edilmesi isteminin reddine” ilişkin kısmı yönünden; dava konusu ihalenin, davacı kurumdan gelen yazıya istinaden sürecin sonucunun beklenmesi amacıyla 29/04/2022 tarihi itibarıyla iptal edildiği, dolayısıyla davanın, dava konusu ihalenin iptali istemi ile … tarih ve … sayılı işlemin, ihalenin iptal edilmesi isteminin reddine ilişkin kısmının konusunun kalmadığı anlaşıldığından, konusu kalmayan davanın bu kısımlarının esası hakkında karar verilmesine yer bulunmadığına,
Dava konusu … tarih ve … sayılı işlemin, “ihale satışına konu malzemelerin davacı idareye satışının yapılmasına yönelik başvurunun reddine” ilişkin kısmı yönünden; uyuşmazlığın dava konusu ihaleye konu malzemelerin hurda niteliği taşıyıp taşımadığı noktasında toplandığı, davalı idareye ait makine parkından hurdaya ayrılan muhtelif iş makinelerine ait hizmet dışı 83 kalem yedek malzemenin ve 30 kalem muhtelif deklase malzemenin ihtiyaç fazlası olarak belirlendiği, davacı tarafından anılan malzemelerin satışının 7330 sayılı Kanun kapsamında şirketlerine yapılmasının talep edildiği, söz konusu malzemelerin ilgili yönetmelik hükmünde tanımlanan hurda tanımına girmediği ve kullanılma imkanı olduğu, her ne kadar davacı şirket tarafından, söz konusu malzemelerin hurda olduğu iddia edilmiş ise de, bu iddiasını kanıtlayıcı somut bilgi ve belgenin bulunmadığı, dava konusu malzemelerin hurda olmadığı ve bu kapsamda davacı şirkete satış suretiyle devrinin gerekmediği, bu nedenle dava konusu … tarih ve … sayılı işlemin, ihale satışına konu malzemelerin davacı idareye satışının yapılmasına yönelik başvurunun reddine ilişkin kısmında hukuka aykırılık bulunmadığı sonucuna varılmıştır.
Belirtilen gerekçelerle dava konusu 113 kalem hizmet dışı muhtelif marka ve model iş makinesi yedeği malzemelerinin 10/05/2022 tarihinde satışına ilişkin ihalenin iptali istemi ile … tarih ve … sayılı işlemin “ihalenin iptal edilmesi isteminin reddine” ilişkin kısmı yönünden konusu kalmayan dava hakkında karar verilmesine yer olmadığına; … tarih ve … sayılı işlemin, “ihale satışına konu malzemelerin davacı idareye satışının yapılmasına yönelik başvurunun reddine” ilişkin kısmı yönünden ise davanın reddine, dava kısmen karar verilmesine yer olmadığı ve kısmen ret ile sonuçlandığından, davacı tarafından katlanılan 513,90-TL yargılama giderinin takdiren yarısı olan 256,95-TL’sinin ve Avukatlık Asgarî Ücret Tarifesi uyarınca duruşmalı işler için belirlenen 11.000,00-TL vekâlet ücretinin davalı idare tarafından davacıya ödenmesine, kalan yargılama giderinin davacı üzerinde bırakılmasına, reddedilen kısım yönünden Avukatlık Asgarî Ücret Tarifesi uyarınca duruşmalı işler için belirlenen 11.000,00-TL vekâlet ücretinin ve davalı idarece katlanılan 11,50-TL vekalet harcı yargılama giderinin yarısı olan 5,75-TL’nin davacı tarafından davalı idareye ödenmesine, yargılama giderinden geriye kalan kısmın davalı üzerinde bırakılmasına karar verilmiştir.
TEMYİZ EDENLERİN İDDİALARI: Davacı tarafından, Mahkemece ihale konusu edilen makinelerin sadece klasik anlamda hurda vasfında olup olmadığı yönünde bir değerlendirme yapıldığı, bu makinelerin aynı zamanda ihtiyaç fazlası ve kullanım dışı bırakılan malzeme vasfında olduklarının dava dilekçesinde ve davalı idareye gönderilen yazıda ayrıca ve özellikle belirtilmesine rağmen iddialarının bir kısmının ele alındığı, 7330 sayılı … Anonim Şirketi Hakkında Kanun’un 4. maddesinin 4. fıkrasına aykırı olarak kanaate varıldığı, bu maddede ihale konusu edilen makinelerin hurda vasfında değerlendirilebilmesinin şartları ve kapsamının açıkça ortaya konulduğu, kendilerine devri/satışı zorunlu tutulan makinelerin niteliği ve kapsamının klasik hurda tanımından daha geniş tutulduğu, ihtiyaç fazlası ve kullanım dışı bırakılan makine ve teçhizatların kendilerine satışının yapılması zorunluluğunun açık kanun hükmünden doğduğu, aksi durumun ilgili Kanun hükmünün dolanılması ve Kanun’un ihlâl edilmesi anlamına geldiği, Kanun kapsamına giren makinelerin değerlendirilmesinde esas olanın davalı idare uhdesindeki makinelerin davalı idare için ihtiyaç fazlası olması ve aynı zamanda davalı idare tarafından kullanım dışı bırakılmış olması olduğu ileri sürülmektedir.
Davalı idare tarafından, söz konusu malların piyasaya satışını içeren ihalenin 29/04/2022 tarihinde iptal edilmiş olmasının davacı tarafça iddia edilen hususların haklı olduğu sonucunu doğurmayacağı, 3284 sayılı Kanun kapsamına sadece hurdaların girdiği, ihalenin iptal tarihi ile davanın açılış tarihinin 29/04/2022 olduğu, davanın açılmasına sebebiyet veren taraf oldukları gerekçesiyle aleyhlerine vekalet ücretine ve yargılama giderlerine hükmedilmesinin hukuka aykırı olduğundan Mahkemece verilen karar verilmesine yer olmadığına ilişkin kısmının kaldırılarak davanın tamamının reddine karar verilmesi gerektiği ileri sürülmektedir.
TARAFLARIN SAVUNMASI: Davacı tarafından, söz konusu malzemelerin tek alıcısının kendileri olması sebebiyle dava konusu işlemlerin tamamının iptaline karar verilmesi gerektiği savunulmuştur.
Davalı idare tarafından, davacının iddialarının gerçeği yansıtmadığı, satışa konu malzemelerin hurda malzeme niteliğinde olmadığı açıkça belirtilmiş olması sebebiyle çelişkili beyanlarda bulundukları yönündeki ithamların kabulünün mümkün olmadığı, Türkiye Kömür İşletmeleri Kurumu Hizmet Dışı Mallar Yönetmeliği’nin tanımlar başlıklı 2. maddesinde ekonomik ömrünü doldurmuş mallar, hizmet dışı mallar, hurda mallar ve ihtiyaç fazlası malların neler olduğunun ayrıntılı şekilde tanımlandığı, bu yönetmelikte ekonomik ömrünü doldurmuş malların, hurda durumuna gelmemiş olmakla beraber, kullanılması verimli olmayan veya kullanılabilecek duruma getirilmesi için normalin üstünde harcama gerektirecek duruma gelmiş sabit kıymet olarak, hurda malların ise kullanılmaz duruma gelmiş sabit kıymetler, kayda tabi malzemeler ve işletmeleri olup başka şekle çevrilmeleri ile yararlanma olanağı bulunan hizmet artığı malları olarak tanımlandığı, bu kapsamda satışa konu malların davacıya satışının zorunlu olmadığı savunulmuştur.
DANIŞTAY TETKİK HÂKİMİ …’IN DÜŞÜNCESİ : Temyiz isteminin reddi ile usul ve yasaya uygun olan İdare Mahkemesi kararının onanması gerektiği düşünülmektedir.
TÜRK MİLLETİ ADINA
Karar veren Danıştay Onüçüncü Dairesi’nce, Tetkik Hâkiminin açıklamaları dinlendikten ve dosyadaki belgeler incelendikten sonra, 2577 sayılı İdari Yargılama Usulü Kanunu’nun 17. maddesinin ikinci fıkrası uyarınca davacının duruşma istemi yerinde görülmeyerek ve dosya tekemmül ettiğinden yürütmenin durdurulması istemi hakkında ayrıca bir karar verilmeksizin gereği görüşüldü:
İNCELEME VE GEREKÇE:
İLGİLİ MEVZUAT:
2577 sayılı İdari Yargılama Usulü Kanunu’nun 24. maddesinin (f) bendinde, kararlarda yargılama giderleri ve hangi tarafa yükletildiğinin belirtileceği; 31. maddesinde, yargılama giderleri hususunda Hukuk Usûlü Muhakemeleri Kanunu hükümlerinin uygulanacağı kurala bağlanmış; anılan madde ile atıfta bulunulan 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu’nun “Yargılama giderlerinin kapsamı” başlıklı 323. maddesinin (ğ) bendinde, “vekille takip edilen davalarda kanun gereğince takdir olunacak vekâlet ücreti” yargılama giderleri arasında sayılmış; 326. maddesinin (1) numaralı fıkrasında, yargılama giderlerinin aleyhine hüküm verilen taraftan alınmasına karar verileceği; 331. maddesinin (1) numaralı fıkrasında ise, davanın konusuz kalması sebebiyle davanın esası hakkında bir karar verilmesine gerek bulunmayan hâllerde, hâkimin, davanın açıldığı tarihteki haklılık durumuna göre yargılama giderlerini takdir ve hükmedeceği; 332. maddesinde ise, yargılama giderlerine mahkemece re’sen hükmedileceği belirtilmiştir.
2577 sayılı Kanun’un 49. maddesinin birinci fıkrasında, “Temyiz incelemesi sonunda Danıştay; a) Kararı hukuka uygun bulursa onar. Kararın sonucu hukuka uygun olmakla birlikte gösterilen gerekçeyi doğru bulmaz veya eksik bulursa, kararı, gerekçesini değiştirerek onar. b) Kararda yeniden yargılama yapılmasına ihtiyaç duyulmayan maddi hatalar ile düzeltilmesi mümkün eksiklik veya yanlışlıklar varsa kararı düzelterek onar.” kuralı yer almıştır.
HUKUKİ DEĞERLENDİRME :
İdare Mahkemesi kararının, davanın kısmen reddi, kısmen karar verilmesine yer olmadığı yolundaki esasa ilişkin kısmının incelenmesi:
İdare ve vergi mahkemelerinin nihaî kararlarının temyizen bozulması, 2577 sayılı İdari Yargılama Usulü Kanunu’nun 49. maddesinde yer alan sebeplerden birinin varlığı hâlinde mümkündür
Temyizen incelenen kararın davanın kısmen reddine, kısmen karar verilmesine yer olmadığına ilişkin kısmı usul ve hukuka uygun olup, dilekçelerde ileri sürülen temyiz nedenleri kararın bozulmasını gerektirecek nitelikte görülmemiştir.
İdare Mahkemesi kararının, yargılama giderleri ve vekâlet ücretine ilişkin kısmı yönünden incelenmesi:
Yargılama giderleri genel olarak, yargılama faaliyetinin başlaması, devamı ve sonuçlanması için ödenmesi lazım gelen harç, masraf ve ücretlerin tamamını ifade etmektedir. Kural olarak yargılama giderlerinin, yargılama sonunda aleyhine hüküm kurulan taraftan alınmasına karar verilir. Yargılama giderlerine tarafların talepte bulunmalarına gerek olmaksızın mahkemece re’sen hükmedilir.
Vekâlet ücreti, vekille takip edilecek davalarda kanun gereğince takdir olunacak vekâlet ücreti ve avukatlık sözleşmesinden kaynaklanan vekâlet ücreti olmak üzere ikiye ayrılmaktadır. İdari Yargılama Usulü Kanunu ve Hukuk Muhakemeleri Kanunu’nun yargılama giderlerine ilişkin kuralları incelendiğinde, vekille takip edilen davalarda kanun gereğince takdir olunacak vekâlet ücretinin yargılama gideri olarak kabul edildiği anlaşılmaktadır. Dolayısıyla, yargılama giderleri arasında sayılan vekâlet ücretinin hangi tarafa yükletildiğinin kararda gösterilmesi gerekmektedir. Takdir olunacak vekâlet ücreti tutarı ise, Avukatlık Asgari Ücret Tarifesi’ne göre belirlenmektedir.
Görüldüğü üzere yargılama giderleri; harçlar, yargılama sırasında yapılan masraflar ve vekâlet ücretinden oluşmaktadır.
Hukuk Mahkemeleri Kanunu’nun 294. maddesinde yargılama sonunda uyuşmazlığın esası hakkında verilen nihaî kararın “hüküm” olduğu, 297. maddesinde ise yargılama giderlerinin hükmün kapsamı içerisinde yer aldığı ifade edilmiştir. Bu sebeple, yargılama sonunda verilen nihaî kararda (hüküm) yargılama giderlerinin hangi tarafa yükletildiğinin belirtilmesi gerekmektedir.
Davanın konusuz kalması, işin esası incelenerek yargılama sonunda verilecek hüküm ve davaya son veren taraf işlemleri dışında yargılamayı sona erdiren durumlardan biridir. Davanın açılmasından sonra, davanın konusunun veya davacının dava açmaktaki hukukî yararının ortadan kalkması durumunda dava konusuz kalır. Dava konusuz kaldığında esas hakkında yargılama yapılmasına ve hüküm kurulmasına gerek kalmaz. Öte yandan, davanın konusuz kalması hâlinde nasıl bir karar verileceğine ilişkin usul kanunlarımızda herhangi bir düzenleme bulunmamaktadır. Ancak, davanın konusuz kalması durumunda davanın esası hakkında karar verilmesine gerek bulunmadığından, mahkemece konusu kalmayan dava hakkında karar verilmesine yer olmadığına karar verilmelidir.
Her ne kadar, davanın konusuz kalması durumunda esas hakkında yargılamaya devam edilerek karar verilmesine gerek kalmamakta ise de, yargılama giderleri hakkında bir karar verilmesi gerekmektedir. Zira, Hukuk Muhakemeleri Kanunu’nun “Esastan sonuçlanmayan davada yargılama gideri” başlıklı 331. maddesinin 1. fıkrasında, “Davanın konusuz kalması sebebiyle davanın esası hakkında bir karar verilmesine gerek bulunmayan hâllerde, hâkim, davanın açıldığı tarihteki haklılık durumuna göre yargılama giderlerini takdir ve hükmeder.” kuralı yer almaktadır. Davanın açıldığı tarihteki haklılık durumunun nihai olarak ortaya konulabilmesi ise, yargılama giderleri bakımından yargılamaya devam edilmesini gerekli kılmaktadır. Bu itibarla, davanın konusuz kalması durumunda mahkemece yargılama giderleri bakımından yargılamaya devam edilerek, davanın açıldığı tarihteki haklılık durumunun tespit edilmesi ve bu tespite göre yargılama giderlerine hükmedilmesi gerekmektedir.
Bu noktada, hüküm aşamasında ortaya çıkan “haklılık durumu” ile davanın açıldığı tarihteki “haklılık durumu” kavramları arasındaki farka değinmek gerekmektedir. Bir davada, hüküm verilebilir aşamaya gelininceye kadar çeşitli yargısal faaliyetlerde bulunularak tarafların haklılık durumu araştırılmakta, yargılama sonunda verilen hükümle birlikte tarafların haklılık durumu nihaî olarak ortaya çıkmaktadır. Esasen, bakılmakta olan bir davada tarafların haklılık durumunun nihaî olarak tespit edilebilmesi için öncelikle dosyanın tekemmül etmesi, gerektiğinde de keşif, bilirkişi, ara karar veya duruşma gibi çeşitli yargısal faaliyetlerde bulunulması gerekmektedir. Davanın konusuz kalması durumunda yargılama giderleri bakımından davaya devam edilerek, davanın açıldığı tarihteki haklılık durumunun tespit edilmesi gerekmekte ise de; bu aşamada yapılacak haklılık durumu tespitinin, davanın esası hakkında hüküm verecek düzeyde bir araştırma yapmayı zorunlu kılmayan, davanın konusuz kaldığı andaki mevcut duruma göre yapılan bir haklılık değerlendirmesini ifade ettiğinin kabulü gerekir. Aksi hâlde, konusu kalmadığından bahisle davanın esası hakkında karar verilmesine gerek bulunmayan davalarda, sadece yargılama giderlerinin hangi tarafa yükletilmesi gerektiğine karar verilebilmesi amacıyla, adeta davanın esası hakkında bir karar veriyormuşçasına yargılama faaliyetinde bulunulması zorunluluğu doğar ki, bu durum ne usûl ekonomisi ne de yargılama faaliyetinin amacıyla bağdaşır.
Öte yandan, tarafların haklılık durumunun nihaî olarak tespiti esasen yargılama sonunda verilen hüküm ile birlikte mümkün olduğundan, davanın açıldığı tarihteki haklılık durumunun tespiti çoğu zaman pek mümkün olamamaktadır. Her ne kadar, davanın konusuz kalması durumunda ideal olan yargılama giderleri bakımından yargılamaya devam edilerek davanın açıldığı tarihteki haklılık durumunun tespit edilmesi ise de, haklılık durumu tespitinin nihaî olarak ortaya konulabilmesi için uzun bir yargılama faaliyetine ihtiyaç duyulduğundan, davanın konusuz kaldığı andaki mevcut duruma göre davanın açıldığı tarihteki haklılık durumunun tespit edilememesi hâlinde, herhangi bir haklılık değerlendirmesi yapılamadığından bahisle yargılama giderlerinin taraflar üzerinde bırakılmasına ve vekâlet ücretine hükmedilmemesine karar verilmesi seçeneği usûl ekonomisi ve yargılama faaliyetinin amacına daha uygun düşmektedir. Zira, dosya tekemmül etmeden veya yeterli araştırma yapılmadan bir haklılık değerlendirmesi yapılması ve buna bağlı olarak hükmedilecek yargılama giderleri, taraflar açısından hukuka aykırı sonuçların doğmasına sebep olabilecektir.
Uygulamada bazı mahkemeler tarafından, konusu kalmayan davalarda haklılık durumu değerlendirmesi yapılamadığından bahisle yargılama giderlerinin taraflar üzerinde bırakılmasına karar verilmekle birlikte, toplam yargılama gideri taraflara eşit olarak paylaştırılmaktadır. Oysa, yargılama giderlerinin taraflar üzerinde bırakılmasında aslolan, tarafların kendi yaptıkları masraf ve giderlere katlanmasıdır.
Uyuşmazlığa konu olay incelendiğinde, davacı tarafından, davalı idarece 113 kalem hizmet dışı muhtelif marka ve model iş makinesi yedeği malzemelerinin 10/05/2022 tarihinde Türkiye Kömür İşletmeleri Kurumu Hizmet Dışı Mallar Yönetmeliği kapsamında satışına ilişkin ihalenin iptali ile ihalenin iptal edilerek ihaleye konu malzemelerin taraflarına satışının yapılmasına yönelik … tarihli ve … sayılı başvurusunun reddine dair … tarih ve … sayılı işlemin iptali istemiyle açılan davada, davacı tarafından dava açmadan önce davalı idareye yapılan itiraz üzerine davalı idarece ihalenin iptaline karar verilmiş olması nedeniyle Mahkeme’ce dava konusu 113 kalem hizmet dışı muhtelif marka ve model iş makinesi yedeği malzemelerinin 10/05/2022 tarihinde satışına ilişkin ihalenin iptali istemi ile … tarih ve … sayılı işlemin “ihalenin iptal edilmesi isteminin reddine” ilişkin kısmı yönünden konusu kalmayan dava hakkında karar verilmesine yer olmadığına karar verildiği ve davalı idare aleyhine yarı oranında yargılama giderine ve vekâlet ücretine hükmedildiği anlaşılmaktadır.
Bu itibarla, konusu kalmadığından bahisle davanın esası hakkında karar verilmesine gerek bulunmayan davanın açıldığı tarihteki tarafların haklılık durumu tespit edilemediğinden davalı idare aleyhine yargılama giderine ve vekâlet ücretine hükmedilmesinde usûl kurallarına uygunluk bulunmamaktadır.
Ancak, bu yanlışlığın düzeltilmesi yeniden yargılamayı gerektirmediğinden, 2577 sayılı Kanun’un 49. maddesinin birinci fıkrasının (b) bendi uyarınca temyize konu İdare Mahkemesi kararının yargılama giderlerine ilişkin kısmının, yargılama giderlerinin taraflar üzerinde bırakılmasına ve vekâlet ücretine hükmedilmemesine karar verilmesi suretiyle düzeltilerek onanması gerekmektedir.
KARAR SONUCU:
Açıklanan nedenlerle;
1. Tarafların temyiz istemlerinin reddine,
2. Davanın 113 kalem hizmet dışı muhtelif marka ve model iş makinesi yedeği malzemelerinin 10/05/2022 tarihinde satışına ilişkin ihalenin iptali istemi ile … tarih ve … sayılı işlemin, ihalenin iptal edilmesi isteminin reddine ilişkin kısmı yönünden konusu kalmayan dava hakkında karar verilmesine yer olmadığı, … tarih ve … sayılı işlemin, ihaleye konu malzemelerin davacı idareye satışının yapılmasına yönelik başvurunun reddine ilişkin kısmı yönünden ise davanın reddi yolundaki … İdare Mahkemesi’nin … tarih ve E:…, K:… sayılı temyize konu kararının hüküm fıkrasında yer alan “aşağıda dökümü yapılan ve davacı tarafından katlanılan …TL yargılama giderinin takdiren yarısı olan … TL’sinin ve karar tarihinde yürürlükte bulunan Avukatlık Asgarî Ücret Tarifesi uyarınca duruşmalı işler için belirlenen 11.000,00-TL vekâlet ücretinin davalı idare tarafından davacıya ödenmesine, kalan yargılama giderinin davacı üzerinde bırakılmasına, reddedilen kısım yönünden karar tarihinde yürürlükte bulunan Avukatlık Asgarî Ücret Tarifesi uyarınca duruşmalı işler için belirlenen 11.000,00-TL vekâlet ücretinin ve davalı idarece katlanılan 11,50 TL vekalet harcı yargılama giderinin yarısı olan …TL’nin davacı tarafından davalı idareye ödenmesine, yargılama giderinden geriye kalan kısmın davalı üzerinde bırakılmasına” ibaresinin, “yargılama giderlerinin taraflar üzerinde bırakılmasına ve davada reddedilen kısım yönünden karar tarihinde yürürlükte bulunan Avukatlık Asgarî Ücret Tarifesi uyarınca duruşmalı işler için belirlenen 11.000,00-TL vekâlet ücretinin davacı tarafından davalı idareye ödenmesine” şeklinde DÜZELTİLEREK ONANMASINA,
3. Temyiz giderlerinin istemde bulunanlar üzerinde bırakılmasına,
4. Posta giderleri avansından artan tutarın davacıya ve davalı idareye iadesine,
5. Kullanılmayan … TL yürütmeyi durdurma harcının istemi hâlinde davacıya iadesine,
6. Dosyanın anılan Mahkeme’ye gönderilmesine,
7. 2577 sayılı Kanun’un 20/A maddesinin ikinci fıkrasının (i) bendi uyarınca kesin olarak (karar düzeltme yolu kapalı olmak üzere), 01/12/2022 tarihinde oybirliğiyle karar verildi.