Danıştay Kararı 6. Daire 2022/3006 E. 2022/10449 K. 30.11.2022 T.

Danıştay 6. Daire Başkanlığı         2022/3006 E.  ,  2022/10449 K.
T.C.
D A N I Ş T A Y
ALTINCI DAİRE
Esas No : 2022/3006
Karar No : 2022/10449

TEMYİZ EDEN (DAVACILAR) : 1- …
2- …
3- …
4- …

KARŞI TARAF (DAVALI) : … Bakanlığı – …
VEKİLİ : Av. …
MÜDAHİL (DAVALI YANINDA) : … Elektrik Üretim A.Ş.
VEKİLİ : Av. …

İSTEMİN KONUSU : … İdare Mahkemesinin … tarih ve E:… , K:… sayılı kararının temyizen incelenerek bozulması istenilmektedir.

YARGILAMA SÜRECİ:
Dava konusu istem: Trabzon İli, Araklı İlçesi, Çatma Deresi ve Kara Dere üzerinde yapılması planlanan “Karadere Regülatörü ve HES (11,362 MWm/10,794 MWe) Projesi” ile ilgili olarak, Çevre ve Şehircilik Bakanlığınca verilen … tarihli, … sayılı (Mahkeme kararında sehven “… sayılı” denilmiştir.) ÇED Olumlu Kararının iptali istenilmiştir.
İlk Derece Mahkemesi kararının özeti: Temyize konu kararda; dava dosyasında mevcut bilgi ve belgeler ile mahallinde yaptırılan keşif ve bilirkişi incelemesi sonucunda düzenlenen bilirkişi raporunun birlikte değerlendirilmesinden, dava konusu “Karadere Regülatörü ve HES (11,362 MWm/10,794 MWe) Projesi” kapsamında projenin veri toplama ve ÇED çalışmaları kapsamında Ekosistem Değerlendirme Raporunun, Kümülatif Değerlendirme Raporunun, Peyzaj (Su, Potansiyel Erozyon, Habitat, Görsel) Onarım Planının, Döküm Sahaları Gerekçe Raporu Taşkın Analiz Raporunun ve Mansap Su Hakları Kullanım Raporunun hazırlandığı, toz-gürültü-patlatma-trafik yükleri modellemelerinin yapıldığı, bu raporlar ve modellemeler kapsamında proje sahasının niteliği dikkate alındığında yürütülecek çalışmaların su kaynakları, orman-tarım alanları, yerleşim yerleri, çevredeki bitki örtüsü ve doğal yaşam dikkate alınarak Çevre Kanunu ve Çevresel Etki Değerlendirmesi Yönetmeliği kapsamında çevre üzerindeki olumsuz etkilerinin alınacak önlemler sonucu ilgili mevzuat ve bilimsel esaslara göre kabul edilebilir düzeylerde olduğunun öngörüldüğü, işletme kapasitesi, kullanılacak teknik donanım ve yöntem gözetildiğinde, dava konusu işlemin teknik olarak yeterli ve uygun olduğu sonucuna varılmıştır.
Belirtilen gerekçelerle dava konusu işlem hukuka uygun bulunarak davanın reddine karar verilmiştir.

TEMYİZ EDENİN İDDİALARI : Proje alanının heyelan alanı ve sel baskını tehdidi altınd olan bir bölge olduğu, proje kapsamında cansuyu miktarının yeterli düzeyde belirlenmediği, Mahkemece hükme esas alınan bilirkişi raporunun proje alanı gezilip görülmeden hazırlandığı ve teknik ve bilimsel açıdan yeterli olmadığı ileri sürülmektedir.

KARŞI TARAFIN SAVUNMASI : Davalı ile davalı yanında müdahil tarafından savunma verilmemiştir.

DANIŞTAY TETKİK HAKİMİ … ‘IN DÜŞÜNCESİ : Temyiz isteminin kabulü ile mahkeme kararının Dairemiz kararında belirtilen gerekçeyle bozulması gerektiği düşünülmektedir.

TÜRK MİLLETİ ADINA
Tetkik Hakiminin açıklamaları dinlendikten ve dosyadaki belgeler incelendikten sonra, Üye …’in 2577 sayılı İdari Yargılama Usulü Kanunu’nun “İvedi yargılama usulü” başlıklı 20/A maddesinin (i) bendi uyarınca Dairemizce keşif ve bilirkişi incelemesinin yaptırılması ve sonucuna göre karar verilmesi gerektiği yolundaki usule ilişkin azlık oyuna karşın, Mahkemece yaptırılan bilirkişi incelemesinin yeterli ve mevzuata uygun olmaması nedeniyle maddi olay açıklığa kavuşturulmadığından, bu aşamada temyiz isteminin esasının görüşülemeyeceği sonucuna varılarak, gereği görüşüldü:

İNCELEME VE GEREKÇE:
MADDİ OLAY :
Trabzon İli, Araklı İlçesi, Çatma Deresi ve Kara Dere üzerinde, … Elektrik Üretim A.Ş. Tarafından yapılması planlanan “Karadere Regülatörü ve HES (11,362 MWm/10,794 MWe) Projesi” ile ilgili olarak, Çevre ve Şehircilik Bakanlığınca … tarihli, … sayılı ÇED Olumlu Kararı verilmiştir.
Bunun üzerine, anılan işlemin iptali istemiyle bakılan dava açılmıştır.
İLGİLİ MEVZUAT:
2577 sayılı İdari Yargılama Usulü Kanunu’nun 31. maddesinde; ” Bu Kanunda hüküm bulunmayan hususlarda; hakimin davaya bakmaktan memnuiyeti ve reddi, ehliyet, üçüncü şahısların davaya katılması, davanın ihbarı, tarafların vekilleri, dosyanın taraflar ve ilgililerce incelenmesi, feragat ve kabul, teminat, mukabil dava, bilirkişi, keşif, delillerin tespiti, yargılama giderleri, adli yardım hallerinde ve duruşma sırasında tarafların mahkemenin sukünunu ve inzibatını bozacak hareketlerine karşı yapılacak işlemler, elektronik işlemler ile ses ve görüntü nakledilmesi yoluyla duruşma icrasında Hukuk Usulü Muhakemeleri Kanunu hükümleri uygulanır. Ancak, davanın ihbarı Danıştay, mahkeme veya hakim tarafından re’sen yapılır. Bilirkişiler, bilirkişilik bölge kurulları tarafından hazırlanan listelerden seçilir ve bilirkişiler hakkında Bilirkişilik Kanunu ve 12/1/2011 tarihli ve 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanununun ilgili hükümleri uygulanır.” hükmüne yer verilmiştir.
Atıf yapılan Hukuk Usulü Muhakemeleri Kanunu yerine çıkarılan ve 01/10/2011 tarihinde yürürlüğe giren 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu’nun “Bilirkişiye başvurulması gereken haller” başlıklı 266. maddesinin 1. fıkrasında, ” Mahkeme, çözümü hukuk dışında, özel veya teknik bilgiyi gerektiren hâllerde, taraflardan birinin talebi üzerine yahut kendiliğinden, bilirkişinin oy ve görüşünün alınmasına karar verir.” hükmüne; “Bilirkişilerin görevlendirilmesi” başlıklı 268. maddesinin 3. fıkrasında, ” Kanunların görüş bildirmekle yükümlü kıldığı kişi ve kuruluşlara görevlendirildikleri konularda bilirkişi olarak öncelikli başvurulur. Ancak kamu görevlilerine, bağlı bulundukları kurumlarla ilgili dava ve işlerde, bilirkişi olarak görev verilemez.” hükmüne yer verimiş; “Bilirkişiye yemin verdirilmesi” başlıklı 271. maddesinde ise, bilirkişilere bilirkişilik görevini sadakat ve özenle, bilim ve fenne uygun olarak, tarafsız ve objektif bir biçimde yerine getirileceğine yönelik yemin verdirileceği düzenlenmiştir.
6754 sayılı Bilirkişilik Kanunu’nun 3. maddesinin 1. fıkrasında ise, “Bilirkişi, görevini dürüstlük kuralları çerçevesinde bağımsız, tarafsız ve objektif olarak yerine getirir.” hükmüne yer verilmiştir.
HUKUKİ DEĞERLENDİRME:
Yukarıda yer verilen mevzuat hükümlerinin değerlendirilmesinden, bilirkişinin görevini yerine getirirken tarafsız olması gerektiği, bu nedenle bilirkişiye tarafsız davranacağına dair yemin ettirileceği düzenlenmiş; ayrıca tarafsızlığın sağlanabilmesi için kamu görevlilerinin görevli bulundukları kurumlar ile ilgili dava ve işlerde görev alamayacakları anlaşılmaktadır. Bütün bu düzenlemeler ile bilirkişilerin tarafsız, objektif ve her türlü etkiden uzak şekilde görevlerini ifa etmeleri ve bu şekilde uyuşmazlığın çözümüne katkı sağlayacak teknik ve uzmanlık görüşü içeren raporun hazırlanmasının sağlanması amaçlanmaktadır.
Dosyanın ve Dairemizin E:2022/1711, K:2022/8441 sayılı dosyalarının birlikte incelenmesinden; Mahkemece hükme esas alınan bilirkişi heyetindeki bilirkişilerden ziraat mühendisi … ‘nun 20/10/2004 tarihinden bu yana Maçka Kaymakamlığı İlçe Tarım ve Orman Müdürlüğünde; çevre mühendisi … ‘nin ise, 02/10/2006 tarihinden bu yana Trabzon ve Rize İlleri Yerel Yönetimleri Katı Atık Tesisleri Yapma ve İşletme Birliği’nde görev yaptığı, söz konusu İşletme Birliğinin, 27/10/1997 tarih ve 97/10183 sayılı Bakanlar Kurulu kararı ile kurulduğu, resmi web sitesinde yer alan bilgilere göre, Birlik Başkanlığı görevini ise halen Trabzon Valisinin yürüttüğü görülmektedir. Ayrıca; dava dilekçesinde, uyuşmazlık konusu projenin, sucul canlılar başta olmak üzere hayvanlar üzerinde olumsuz etkileri olacağı yolunda iddialarda bulunulmasına ve proje alanının büyük bir bölümünün orman arazilerinden oluşmasına karşın, bilirkişi heyeti içerisinde, fauna uzmanı bir biyoloğun ve orman mühendisinin bulunmadığı anlaşılmaktadır.
Bu durumda, bilirkişilerin tarafsızlığı konusunda davanın taraflarında hiçbir kuşkuya yer bırakmayacak şekilde, üniversite öğretim üyeleri arasından seçilecek aralarında inşaat mühendisi (hidrolog), jeoloji mühendisi, çevre mühendisi, ziraat mühendisi, orman mühendisi, biyolog olmak ve heyetin tek sayı oluşturacak şekilde belirlenmesi gerektiği de dikkate alınarak, gerekirse başka dallardan da öğretim üyeleri seçilerek oluşturulacak yeni bir bilirkişi heyetiyle mahallinde yeniden keşif ve bilirkişi incelemesi yaptırılması ve projenin çevresel etkilerinin değerlendirilmesi suretiyle düzenlenecek rapor dikkate alınarak, işin esası hakkında yeniden karar verilmesi gerekmektedir.
Bu itibarla, davanın reddine ilişkin temyize konu İdare Mahkemesi kararında hukuki isabet bulunmamaktadır.

KARAR SONUCU :
Açıklanan nedenlerle;
1.2577 sayılı Kanunun 49. maddesine uygun bulunan davacıların temyiz isteminin kabulüne,
2.Davanın yukarıda özetlenen gerekçeyle reddine ilişkin temyize konu … İdare Mahkemesinin … tarih ve E:… , K:… sayılı kararının BOZULMASINA,
3. Dosyanın anılan Mahkemeye gönderilmesine,
4. 2577 sayılı İdari Yargılama Usulü Kanununun 20/A-2-(i) maddesi uyarınca, karar düzeltme yolunun kapalı olduğunun duyurulmasına, 30/11/2022 tarihinde, usulde oyçokluğu, esasta oybirliğiyle karar verildi.