Danıştay Kararı 6. Daire 2020/5848 E. 2022/10490 K. 30.11.2022 T.

Danıştay 6. Daire Başkanlığı         2020/5848 E.  ,  2022/10490 K.
T.C.
D A N I Ş T A Y
ALTINCI DAİRE
Esas No : 2020/5848
Karar No : 2022/10490

DAVACI : … Kimya Sanayi ve Ticaret Ltd. Şti.
VEKİLİ : Av. …

DAVALI : … Bakanlığı – …
VEKİLİ : Av. …

DAVANIN KONUSU : 21/12/2019 tarih ve 30985 sayılı Resmî Gazetede yayımlanan Atık Yağların Yönetimi Yönetmeliğinin 4. maddesinin (s) bendinin, 5. maddesinin 1. fıkrasının (d) bendinin ve 10. maddesinin iptali istenilmektedir.

DAVACININ İDDİALARI : Dava konusu Yönetmeliğin 4.maddesinin (s) bendi yönünden; söz konusu hükümde yer alan “yetkilendirilmiş kuruluş” kavramının muğlak olduğu, yetkilendirilmiş kuruluşun tanımında yer verilen organizasyonun ne olduğunun nasıl oluşturulacağının, kamu tarafından mı yoksa sektördeki şirketler tarafından mı oluşturulacağının belli olmadığı, dava konusu Yönetmeliğin 5. maddesinin (d) bendi yönünden; atık yağların yetkilendirilmiş kuruluşlarca toplanmasına ilişkin düzenlemenin kanuna aykırı olduğu, zira yetkilendirilmiş kuruluşların atık toplama faaliyetinin yanında bu atıkları işleme faaliyetini de yürütüp yürütemeyeceklerinin belli olmadığı, dava konusu Yönetmeliğin 10.maddesi yönünden; söz konusu düzenlemede yetkilendirilmiş kuruluşların bir takım yükümlülükleri yerine getirmekle sorumlu kılındıkları, ancak yetkilendirilmiş kuruluş için ön görülen %10 piyasa payı oranının nasıl hesaplanacağının belli olmadığı, hiç bir firmanın tek başına %10 oranını sağlayamayacağı, ayrıca atık toplamada tek yetkili kuruluş olarak kabul edilen yetkilendirilmiş kuruluşun atık toplama dışında topladığı atıkları işleyip işleyemeyeceği hususunda herhangi bir açıklama içermediği için 10. maddenin tamamının iptalinin gerektiği ileri sürülmektedir.

DAVALININ SAVUNMASI : Dava konusu Yönetmeliğin 4.maddesinin (s) bendi yönünden; Atık Yönetimi Yönetmeliğinin 4. maddesinin 1. fıkrasının (rr) bendinde ve dava konusu Yönetmelik ile yürürlükten kaldırılan Atık Yağların Kontrolü Yönetmeliğinin 4. maddesinin 1. fıkrasının (ş) bendinde yetkilendirilmiş kuruluşun tanımına yer verildiği, dolayısıyla yetkilendirilmiş kuruluşların dava konusu Yönetmelik ile mevzuat kapsamına alınmış olmadıkları, Çevre Kanunu kapsamında yükümlülükleri bulunan kuruluşlar olduğu, dava konusu Yönetmeliğin 5. maddesinin (d) bendi yönünden; yetkilendirilmiş kuruluşun bir kamu kurumu ya da doğrudan bir şirket olarak faaliyet göstermesinin söz konusu olmadığı, bakanlık koordinasyonunda üreticilerin bir araya gelerek oluşturdukları tüzel kişiliği haiz bir organizasyonu ifade ettiği, dava konusu Yönetmeliğin 5. maddesinin 4. fıkrasında yetkilendirilmiş kuruluşun piyasa payı hesabının nasıl yapılacağının açıkça düzenlenmiş olduğu, yetkilendirilmiş kuruluşun Atık Yağların Yönetimi Yönetmeliği kapsamında sadece atık yağ toplama yükümlülüğünün bulunduğu, atık yağların işlenmesi faaliyetinin yetkilendirilmiş kuruluş tarafından değil atık yağ rafinasyonu konulu çevre lisansına sahip tesisler tarafından gerçekleştirileceği, dava konusu Yönetmeliğin 10.maddesi yönünden; dava konusu Atık Yağların Yönetimi Yönetmeliği ile motor yağı / sanayi yağı ayrımının kaldırılarak atık madeni yağların bir bütün olarak ele alındığı ve yetkilendirilmiş kuruluşun sağlaması gereken piyasa payının %30′ dan %10′ a çekilerek birden fazla yetkilendirilmiş kuruluşun faaliyet göstermesine imkan tanındığı, birden fazla yetkilendirilmiş kuruluşun faaliyet göstermesi ile atık yağların toplanmasının daha etkin hale getirilmesinin hedeflendiği, bu düzenlemenin atık yağ geri kazanımı yapan firmalara olumsuz yönde herhangi bir etkisinin bulunmadığı aksine birden fazla yetkilendirilmiş kuruluşun faaliyet göstermesine imkan tanınarak atık yağların toplanmasının daha etkili hale getirileceği ve atık yağ geri kazanım firmalarının daha yüksek kapasitelerde atık yağ işleyebilecekleri, diğer taraftan, Bakanlıkça yetkilendirilen kuruluşun dilediği şekilde çalışması, dilediği tesise atık madeni yağ teslim etmemesi, dilediği tesisle sözleşme imzalamaması gibi bir durumun söz konusu olmadığı, yetkilendirme işlemlerinin “Yetkilendirme Usul ve Esasları” kapsamında gerçekleştirilmekte olduğu, yetkilendirme yapılırken yetkilendirilecek kuruluştan, atık yağların toplanması ve taşınması ve atık yağların atık yağ rafinasyon tesislerine teslim edilmesi için tesis edilecek sisteme ilişkin bilgiler ile atık madeni yağların Atık Yağların Yönetimi Yönetmeliği hükümleri çerçevesinde yönetiminin sağlanması amacıyla düzenlenecek eğitim ve bilinçlendirme faaliyetlerine ilişkin bilgilerin talep edildiği, iptali istenilen düzenlemelerin hukuka uygun olduğu savunulmuştur.

DANIŞTAY TETKİK HAKİMİ …’IN DÜŞÜNCESİ :Dava konusu Yönetmeliğin 4. maddesinin (s) bendi ve 10. maddesinin 1. fıkrasının (ç) bendi dışında kalan bentleri yönünden davanın reddine, 5. maddesinin 1. fıkrasının (d) bendi ve 10. maddesinin 1. fıkrasının (ç) bendi yönlerinden ise karar verilmesine yer olmadığına karar verilmesi gerektiği düşünülmektedir.

DANIŞTAY SAVCISI …’NUN DÜŞÜNCESİ : Dava, 21/12/2019 tarih ve 30985 sayılı Resmî Gazetede yayımlanan Atık Yağların Yönetimi Yönetmeliğinin 4. maddesinin (s) bendinin, 5. maddesinin (d) bendinin ve 10. maddesinin iptali istemiyle açılmıştır.
Türkiye Cumhuriyeti Anayasası’nın “Sağlık hizmetleri ve çevrenin korunması” başlıklı 56. maddesinde; ” Herkes, sağlıklı ve dengeli bir çevrede yaşama hakkına sahiptir. Çevreyi geliştirmek, çevre sağlığını korumak ve çevre kirlenmesini önlemek Devletin ve vatandaşların ödevidir.Devlet, herkesin hayatını, beden ve ruh sağlığı içinde sürdürmesini sağlamak; insan ve madde gücünde tasarruf ve verimi artırarak, işbirliğini gerçekleştirmek amacıyla sağlık kuruluşlarını tek elden planlayıp hizmet vermesini düzenler.Devlet, bu görevini kamu ve özel kesimlerdeki sağlık ve sosyal kurumlarından yararlanarak, onları denetleyerek yerine getirir…” hükmüne yer verilmiştir.
Dava konusu Atık Yağların Kontrolü Yönetmeliği’nin dayanağı olan 2872 sayılı Çevre Kanunu’nun 1. maddesinde; Kanunun amacının, bütün canlıların ortak varlığı olan çevrenin, sürdürülebilir çevre ve sürdürülebilir kalkınma ilkeleri doğrultusunda korunmasını sağlamak olduğu vurgulanmış, 8. maddesinde; her türlü atık ve artığı, çevreye zarar verecek şekilde, ilgili yönetmeliklerde belirlenen standartlara ve yöntemlere aykırı olarak doğrudan ve dolaylı biçimde alıcı ortama vermek, depolamak, taşımak, uzaklaştırmak ve benzeri faaliyetlerde bulunmanın yasak olduğu belirtilmiş, kirlenme ihtimalinin bulunduğu durumlarda ilgililerin kirlenmeyi önlemekle; kirlenmenin meydana geldiği hallerde kirletenin kirlenmeyi durdurmak, kirlenmenin etkilerini gidermek veya azaltmak için gerekli tedbirleri almakla yükümlü oldukları hükme bağlanmış, 11. maddesinde; atıkların üretiminin ve zararlarının önlenmesi veya azaltılması ve geri kazanılabilen atıkların kaynağından, ayrı toplanmasının esas olduğu, atık yönetim planlarının hazırlanmasına ilişkin esasların, Bakanlıkça çıkarılacak yönetmelikle düzenleneceği, üretici, ithalatçı ve piyasaya sürenlerin sorumluluğu kapsamında yükümlülük getirilen üreticiler, ithalatçılar ve piyasaya sürenlerin, ürünlerinin faydalı kullanım ömrü sonucunda oluşan atıklarının toplanması, taşınması, geri kazanımı, geri dönüşümü ve bertaraf edilmelerine dair yükümlülüklerinin yerine getirilmesi ve bunlara yönelik gerekli harcamalarının karşılanması, eğitim faaliyetlerinin gerçekleştirilmesi amacıyla Bakanlığın koordinasyonunda bir araya gelerek tüzel kişiliği haiz birlikler oluşturacağı, bu kapsamda yükümlülük getirilen kurum ve kuruluşların sorumluluklarının bu birliklere devrine ilişkin usûl ve esasların Bakanlıkça çıkarılacak yönetmeliklerle belirleneceği hükme bağlanmıştır.
Avrupa Birliği’nin atık yönetimi ile ilgili stratejisi 5 Nisan 2006 tarihli ve 2006/12/AET sayılı atık çerçeve direktifi ile 2000/532-AT sayılı atık listesi kararı ile belirlenmiş, 75/439/EEC sayılı AB Atık Yağlar Direktifi ile, atık yağların bertarafı hususunda ana çerçeve çizilerek atık ile ilgili tanımlar yapılmış; atık yönetimi ile ilgili genel esasların yetkili otoritenin oluşturulması, atık yönetim planları, geri kazanım ve bertaraf faaliyeti yapan işletmelerin lisans alma zorunluluğu, üretici sorumluluğu, atık bertaraf maliyetlerini kirletenin ödeyeceği gibi ilkeleri oluşturan hükümler getirilmiş, bu direktifler Ülkemizin AB müktesabatının istenilmesine dair Ulusal Program’da “öncelikle uyumlaştırılması gereken direktifler” bölümünde yer almıştır.
21/12/2019 tarih ve 30985 sayılı Resmi Gazetede yayımlanan Atık Yağların Yönetimi Yönetmeliğinin; tanımlar başlıklı 4. maddesinin (s) bendinde; “Yetkilendirilmiş kuruluş: Atık Yönetimi Yönetmeliğinde tanımlanan ve piyasa payları toplamı en az %10 olan yağ üreticileri tarafından kurulan organizasyonu…” ifade eder kuralı, Yönetmeliğin atık yağların yönetimine ilişkin genel ilkeleri belirleyen 5. maddesinin (d) bendinde; “Atık yağlar, yetkilendirilmiş kuruluşlarca toplanır ve taşınır. Yetkilendirilmiş kuruluş, kendisine ait lisanslı atık taşıma araçları bulunan atık üreticileri ve/veya rafinasyon tesisleriyle atık yağların taşınması amacıyla iş birliği yapabilir.” kuralı, Yetkilendirilmiş kuruluşların yükümlülüklerini belirleyen 10. maddesinde
” (1) Yetkilendirilmiş kuruluşlar;
a) Toplamda en az %10 olan piyasa payını sağlamakla,
b) Bakanlıkça belirlenen esaslar çerçevesinde yetki belgesi almakla,
c) Atık Yönetimi Yönetmeliği ile yetkilendirilmiş kuruluşlara getirilen yükümlülüklere uymakla,
ç) Atık yağların bu Yönetmelik hükümleri doğrultusunda toplanması ve taşınmasını sağlayarak atık yağları, atık yağ rafinasyon tesislerine teslim etmekle ve bununla ilgili olarak Bakanlığa raporlamada bulunmakla,
d) Atık yağların bu Yönetmelik hükümleri çerçevesinde yönetiminin sağlanması amacıyla Bakanlıkla koordinasyonlu olarak eğitim ve bilinçlendirme faaliyetlerini düzenlemekle, bu faaliyetlere destek olmakla, bu faaliyetlerin sürekliliğini sağlamakla,
e) Atık yağların yönetimi için kapasite oluşturmakla, atık yağların toplanması amacıyla ülke genelinde atık yağları toplayacak şekilde gerekli sistemi kurmak veya kurulmasını sağlamakla ve bunlara ilişkin harcamaları karşılamakla,
Yükümlüdür.” kuralına yer verilmiştir.
Dava konusu yönetmelik atık yağların geçici depolanmasına, toplanmasına, taşınmasına, rafinasyona tabi tutulmasına, enerji geri kazanımının sağlanmasına ve bertaraf edilmesine ilişkin teknik ve idari esasların belirlenerek çevre ve insan sağlığının korunması ile doğal kaynakların verimli kullanımının sağlanmasına ilişkin usul ve esasları belirlemektedir.
Üreticiler dışındaki kurum ve kuruluşlara atık motor yağı toplama yetkisinin verilmesi sonucunda bu yağların alınıp satıldığı illegal piyasanın oluşması, akaryakıt kaçakçılığı, yağların hava kirliliğine neden olacak şekilde işlenmesi ve atık motor yağı ve sanayi yağının ayrı ayrı tanımı toplanmasına ilişkin farklı usuller nedeniyle uygulamada karşılaşılan sorunların bertaraf edilmesi yanında atık yağların kaynağında en aza indirilmesi, kaynağından ayrı olarak biriktirme, depolama, bertaraf etme, geri kazanma, geri kazanım imkanı bulunmayan atık yağların lisanslı tehlikeli atık bertaraf tesislerinde bertaraf etme, atık yağları kayıt altına alma, toplama ve ekonomiye geri kazandırma amacıyla çıkarıldığı anlaşılmaktadır.
1/1/2020 tarihinde Atık Yağların Yönetimi Yönetmeliği’nin yürürlüğe girmesi ile 30/7/2008 tarihli, 26952 sayılı resmi gazetede yayımlanan Atık Yağların Kontrolü Yönetmeliği yürürlükten kaldırılmış, davaya konu 21/12/2019 tarih ve 30985 sayılı Resmi Gazetede yayımlanan Atık Yağların Yönetimi Yönetmeliği’nde atık motor yağı ve atık sanayi yağı ayrımı kaldırılarak atık madeni yağlar bir bütün olarak ele alınmış ve yetkilendirilmiş kuruluşun sağlaması gereken piyasa payı %30’dan % 10’a çekilmiştir.
Düzenlemeyle, atık yağ toplanması yükümlülüğünün anılan yağı üretenin sorumluluğu kapsamında sadece üreticilerden oluşan yetkilendirilmiş kuruluşlara getirilmesi ve atıkların kayıt altına alınması, toplanması ve ekonomiye geri kazandırılması için atık yağ rafinasyonu konulu çevre lisansına sahip lisanslı tehlikeli atık bertaraf tesislerinde bertaraf edilmesi amacıyla teslimi yoluyla bu tesislerde işlenmeleri öngörülmesinde hukuka aykırılık bulunmamıştır.
Davacı tarafından, Türkiye genelinde %10 payı sağlayacak şirket bulunmadığı iddia edilmekte ise de; esasen yağ üretmeyen şirketlerin müstakil olarak yağ toplamaları mümkün olmadığı gibi Yönetmeliğin 5. maddesinin 4. fıkrasında yer alan; “Yetkilendirilmiş kuruluş piyasa payı hesabında; yetkilendirilmiş kuruluşun toplama organizasyonuna dâhil olan yağ üreticilerinin, bir önceki yıl piyasaya sürdükleri madeni yağ miktarının tüm yağ üreticilerinin yurt içinde piyasaya sürdükleri madeni yağ miktarına oranı esas alınır” tanımlaması dikkate alındığında, piyasa payının bir şirketin değil, atık yağ toplamak yükümlülüğüyle birden çok yağ üreticisinin bir araya gelmesi suretiyle oluşturduğu yetkilendirilmiş kuruluş bünyesindeki üreticilerin tümünün piyasa payları toplamının en az %10 olması gerektiğinin öngörüldüğü dolayısıyla anılan iddianın sübut bulmadığı sonucuna ulaşılmaktadır.
Açıklanan nedenlerle, hukuka ve üst hukuk normlarına aykırılığı bulunmadığı anlaşılan yönetmelik kurallarının iptali istemiyle açılan davanın reddi gerektiği düşünülmektedir.

TÜRK MİLLETİ ADINA
Karar veren Danıştay Altıncı Dairesince, 29/10/2021 günlü, 31643 sayılı Resmi Gazetede yayımlanan 85 sayılı Cumhurbaşkanlığı Kararnamesinin 1. maddesi uyarınca, 1 sayılı Cumhurbaşkanlığı Teşkilatı Hakkında Cumhurbaşkanlığı Kararnamesinin Altıncı Kısmının Dördüncü Bölümünün başlığı “Çevre, Şehircilik ve İklim Değişikliği” şeklinde değiştirildiğinden, husumetin Çevre ve Şehircilik Bakanlığı yerine Çevre, Şehircilik ve İklim Değişikliği Bakanlığına yöneltilmesine karar verilerek, Tetkik Hakiminin açıklamaları dinlendikten ve dosyadaki belgeler incelendikten sonra işin gereği görüşüldü:

İNCELEME VE GEREKÇE:
MADDİ OLAY:
21/12/2019 tarih ve 30985 sayılı Resmî Gazetede yayımlanan Atık Yağların Yönetimi Yönetmeliğinin 4. maddesinin (s) bendinin, 5. maddesinin (d) bendinin ve 10. maddesinin iptali istemiyle bakılan dava açılmıştır.

İLGİLİ MEVZUAT:
2872 sayılı Çevre Kanununun 1. maddesinde bütün canlıların ortak varlığı olan çevrenin, sürdürülebilir çevre ve sürdürülebilir kalkınma ilkeleri doğrultusunda korunmasını sağlamanın Kanunun amacı olduğu belirtilmiş, 3.maddesinin 1.fıkrasının (h) bendinde “Çevrenin korunması, çevre kirliliğinin önlenmesi ve giderilmesi, sıfır atığın yaygınlaştırılması, döngüsel ekonomi ilkelerinin uygulanması ve iklim değişikliği ile mücadele edilmesi için uyulması zorunlu standartlar ile vergi, harç, katılma payı, yenilenebilir enerji kaynaklarının ve temiz teknolojilerin teşviki, motorsuz veya elektrikli araçların teşviki, atıkların geri kazanımı ile arıtılmış atıksuların yeniden kullanımının teşviki, geri kazanım katılım payı, plastik içerikli poşet veya ambalaj ve tek kullanımlık materyallerin kullanımının azaltılması, depozito uygulaması, emisyon ücreti, kirletme bedeli ve kirliliğin önlenmesine yönelik teminat alınması ve sera gazı emisyonlarının takibine yönelik karbon ticareti gibi piyasaya dayalı mekanizmalar ile ekonomik araçlar ve teşvikler kullanılır. Bu bentteki uygulamalara ilişkin usul ve esaslar Bakanlıkça belirlenir.” hükmüne, 11.maddesinin 10.fıkrasında; “Atıkların, doğal kaynak ve hammadde kullanımının azaltılması ve geri kazanımın artırılması amacıyla kullanılması esastır. Atıkların veya atıklardan elde edilen geri dönüştürülmüş malzemelerin kullanımına yönelik düzenlemeler ile zorunlu kullanıma ilişkin esaslar Bakanlıkça çıkarılan yönetmelikle belirlenir. Geri kazanım imkânı olmayan atıklar, yönetmeliklerle belirlenen uygun yöntemlerle bertaraf edilir.” hükmüne, 13. fıkrasında; “Üretici, ithalatçı ve piyasaya sürenlerin sorumluluğu kapsamında yükümlülük getirilen üreticiler, ithalatçılar ve piyasaya sürenler, ürünlerinin faydalı kullanım ömrü sonucunda oluşan atıklarının toplanması, taşınması, geri kazanımı, geri dönüşümü ve bertaraf edilmelerine dair yükümlülüklerinin yerine getirilmesi ve bunlara yönelik gerekli harcamalarının karşılanması, eğitim faaliyetlerinin gerçekleştirilmesi amacıyla Bakanlığın koordinasyonunda bir araya gelerek tüzel kişiliği haiz birlikler oluştururlar. Bu kapsamda yükümlülük getirilen kurum ve kuruluşların sorumluluklarının bu birliklere devrine ilişkin usûl ve esaslar Bakanlıkça çıkarılacak yönetmeliklerle belirlenir.” hükmüne yer verilmiştir.
1 sayılı Cumhurbaşkanlığı kararnamesinin 97.maddesinin 1.fıkrasının (b) bendinde; “Çevrenin korunması, iyileştirilmesi, çölleşme ve erozyonla mücadele ile çevre kirliliğinin önlenmesine yönelik prensip ve politikaların belirlenmesi amacıyla gerekli çalışmaları yapmak, standart ve ölçütler geliştirmek, programlar hazırlamak; bu çerçevede eğitim, araştırma, projelendirme, eylem planları ve kirlilik haritalarını oluşturmak, bunların uygulama esaslarını tespit etmek ve izlemek, iklim değişikliği ile ilgili iş ve işlemleri yürütmek” Çevre, Şehircilik ve İklim Değişikliği Bakanlığının görev ve yetkileri arasında sayılmıştır.
2872 sayılı Çevre Kanununun 8., 11. ve 12. maddeleri ile 10/07/2018 tarihli, 30474 sayılı Resmi Gazetede yayımlanan 1 sayılı Cumhurbaşkanlığı Teşkilatı Hakkında Cumhurbaşkanlığı Kararnamesinin 97. ve 103. maddelerine dayanılarak hazırlanan ve 21/12/2019 tarihli, 30985 sayılı Resmi Gazetede yayımlanan Atık Yağların Yönetimi Yönetmeliğinin 1. maddesinde Yönetmeliğin amacının atık yağların geçici depolanmasına, toplanmasına, taşınmasına, rafinasyona tabi tutulmasına, enerji geri kazanımının sağlanmasına ve bertaraf edilmesine ilişkin teknik ve idari esasların belirlenerek çevre ve insan sağlığının korunması ile doğal kaynakların verimli kullanımının sağlanmasına ilişkin usul ve esasları belirlemek olduğu düzenlenmiş, 4.maddesinin (b) bendinde “Atık yağ: Orijinal kullanım amacına uygun olmayan ve Ek-1’de atık kodları yer alan madeni yağlar”, (c) bendinde “Atık yağ rafinasyon tesisi: TS 13541 – İş Yerleri – Atık Yağ Rafinasyon ve Rejenerasyon Tesisleri İçin Kurallar standardı ve Bakanlıkça belirlenen tesis özelliklerine sahip, atık yağlardan TS 13369 – Yağlama Yağları, Endüstriyel Yağlar ve İlgili Ürünler (Sınıf L) – Baz Yağlar standardına uygun olarak baz yağ üretiminin yapıldığı atık işleme tesisi”, (e) bendinde “Baz yağ: TS 13369 standardında tanımlanan ürün”, (h) bendinde “Deneme üretimi:Atık yağ rafinasyon tesisinde atık yağlardan TS 13369 standardına uygun olarak baz yağın üretildiğinin ve rafinasyon prosesi yetkinliğinin ispatıamacıyla yapılan çalışma”, (o) bendinde “Piyasa payı: Üreticilerin, bir önceki yıl piyasaya sürdükleri madeni yağ miktarının, tüm yağ üreticilerinin yurt içinde piyasaya sürdükleri madeni yağ miktarına oranı”, (ö) bendinde “Rafinasyon:Atık yağların her türlü kirletici parametreden, oksidasyon ürünlerinden, partiküllerden ilave kirlilik üretmeyen teknolojilerle yüksek verimde arındırılarak TS 13369 standardına uygun baz yağ elde edilmesi”, iptali istenilen (s) bendinde “Yetkilendirilmiş kuruluş: Atık Yönetimi Yönetmeliğinde tanımlanan ve piyasa payları toplamı en az %10 olan yağ üreticileri tarafından kurulan organizasyon”olarak tanımlanmıştır.
Anılan Yönetmeliğin 6.maddesinin (a) bendinde; “Atık yağların çevre ile uyumlu bir şekilde yönetilmesine ilişkin program ve politikaları tespit etmek”, (ç) bendinde; “Atık yağ rafinasyon tesislerine çevre lisansı vermek” bakanlığın görev ve yetkileri arasında sayılmış, “Genel ilkeler” başlıklı 5. maddesinin 1. fıkrasının iptali istenilen (d) bendinde; “Atık yağlar, yetkilendirilmiş kuruluşlarca toplanır ve taşınır. Yetkilendirilmiş kuruluş, kendisine ait lisanslı atık taşıma araçları bulunan atık üreticileri ve/veya rafinasyon tesisleriyle atık yağların taşınması amacıyla iş birliği yapabilir.
” hükmüne, “Yetkilendirilmiş kuruluşların yükümlülükleri” başlıklı 10. maddesinde; ” (1) Yetkilendirilmiş kuruluşlar; a) Toplamda en az %10 olan piyasa payını sağlamakla, b) Bakanlıkça belirlenen esaslar çerçevesinde yetki belgesi almakla, c) Atık Yönetimi Yönetmeliği ile yetkilendirilmiş kuruluşlara getirilen yükümlülüklere uymakla, ç) Atık yağların bu Yönetmelik hükümleri doğrultusunda toplanması ve taşınmasını sağlayarak atık yağları, atık yağ rafinasyon tesislerine teslim etmekle ve bununla ilgili olarak Bakanlığa raporlamada bulunmakla, d) Atık yağların bu Yönetmelik hükümleri çerçevesinde yönetiminin sağlanması amacıyla Bakanlıkla koordinasyonlu olarak eğitim ve bilinçlendirme faaliyetlerini düzenlemekle, bu faaliyetlere destek olmakla, bu faaliyetlerin sürekliliğini sağlamakla, e) Atık yağların yönetimi için kapasite oluşturmakla, atık yağların toplanması amacıyla ülke genelinde atık yağları toplayacak şekilde gerekli sistemi kurmak veya kurulmasını sağlamakla ve bunlara ilişkin harcamaları karşılamakla yükümlüdür.” hükmüne yer verilmiştir.
Öte yandan, 23/12/2022 günlü,31343 sayılı Resmi Gazetede yayımlanan Atık Yağların Yönetimi Yönetmeliğinde Değişiklik Yapılmasına Dair Yönetmeliğin 2. maddesiyle dava konusu Yönetmeliğin iptali istenilen 5. maddesinin 1. fıkrasının (d) bendi; “Atık yağlar, Bakanlıktan toplama yetkisi almış atık yağ rafinasyon tesisleri ve yetkilendirilmiş kuruluşlarca toplanır ve taşınır. Rafinasyon tesisleri ve yetkilendirilmiş kuruluşlar hazırlayacakları atık yağ toplama planlarını Bakanlığa sunarlar. Toplama planı ve toplama yetkisine ilişkin usul ve esaslar Bakanlıkça belirlenir.” şeklinde, anılan Yönetmeliğin 6. maddesiyle dava konusu Yönetmeliğin iptali istenilen 10. maddesinin 1. fıkrasının (ç) bendi; “Atık yağların bu Yönetmelik hükümleri doğrultusunda toplanması ve taşınmasını sağlayarak atık yağları, atık yağ rafinasyon tesislerinin kapasitesi oranında teslim etmekle ve bununla ilgili olarak Bakanlığa raporlamada bulunmakla” şeklinde değiştirilmiştir.

HUKUKİ DEĞERLENDİRME:
Türkiye Cumhuriyeti Anayasasının 124. maddesinde; “Cumhurbaşkanı, bakanlıklar ve kamu tüzelkişileri, kendi görev alanlarını ilgilendiren kanunların ve Cumhurbaşkanlığı kararnamelerinin uygulanmasını sağlamak üzere ve bunlara aykırı olmamak şartıyla, yönetmelikler çıkarabilirler. Hangi yönetmeliklerin Resmî Gazetede yayımlanacağı kanunda belirtilir.” hükmüne yer verilmiştir.
İdarelerin, yönetmeliklerle yapacakları düzenlemelerin üst kurallara aykırı olmaması, düzenlemenin yasalarla idarelere tanınan yetkiler çerçevesinde ve yasayla belirlenen sınırlara bağlı olarak, tamamlayıcı, açıklayıcı ve üst normların uygulanmasına yönelik olması gerekmektedir.
Bütün canlıların ortak varlığı olan çevrenin, sürdürülebilir çevre ve sürdürülebilir kalkınma ilkeleri doğrultusunda korunmasını sağlamak amacıyla yürürlüğe konulan 2872 sayılı Çevre Kanunununda döngüsel ekonomi ve sıfır atık yaklaşımı doğrultusunda atık oluşumunun önlenmesi/azaltılması, yeniden kullanıma öncelik verilmesi suretiyle çevre ve insan sağlığının ve tüm kaynakların korunmasının ilke olarak kabul edildiği, atıkların geri kazanılmasını düzenleyen ve teşvik eden hükümlere yer verildiği görülmektedir.
Bu kapsamda, 2872 sayılı Çevre Kanununun 11.maddesinin 13. fıkrasında; üretici, ithalatçı ve piyasaya sürenlerin sorumluluğu kapsamında yükümlülük getirilen üreticilerin, ithalatçıların ve piyasaya sürenlerin, ürünlerinin faydalı kullanım ömrü sonucunda oluşan atıklarının toplanması, taşınması, geri kazanımı, geri dönüşümü ve bertaraf edilmelerine dair yükümlülüklerinin yerine getirilmesi ve bunlara yönelik gerekli harcamalarının karşılanması, eğitim faaliyetlerinin gerçekleştirilmesi amacıyla Bakanlığın koordinasyonunda bir araya gelerek tüzel kişiliği haiz birlikler oluşturacakları, bu kapsamda yükümlülük getirilen kurum ve kuruluşların sorumluluklarının bu birliklere devrine ilişkin usûl ve esasların Bakanlıkça çıkarılacak yönetmelikle belirleneceği kuralına yer verilmiştir.
Dava konusu Yönetmeliğin 4.maddesinin (s) bendi yönünden;
Atık oluşumunun azaltılması, atıkların yeniden kullanımı, geri dönüşümü, geri kazanımı gibi yollar ile doğal kaynak kullanımının azaltılması ve atık yönetiminin sağlanmasına ilişkin genel usul ve esasların belirlenmesi amacıyla 2872 sayılı Çevre Kanununun 8.,11.,12. ve 13. maddelerine dayanılarak hazırlanan 02/04/2015 tarih ve 29314 sayılı Resmi Gazetede yayımlanan Atık Yönetimi Yönetmeliğinin “Tanımlar” başlıklı 4. maddesinin 1.fıkrasının (rr) bendinde; yetkilendirilmiş kuruluşun, üretici, ithalatçı ve piyasaya sürenlerin sorumluluğu kapsamında yükümlülük getirilen üreticiler, ithalatçılar ve piyasaya sürenlerin, ürünlerinin faydalı kullanım ömrü sonucunda oluşan atıklarının toplanması, taşınması, geri kazanımı, geri dönüşümü ve bertaraf edilmelerine dair yükümlülüklerinin yerine getirilmesi ve bunlara yönelik gerekli harcamalarının karşılanması, eğitim faaliyetlerinin gerçekleştirilmesi amacıyla Bakanlığın koordinasyonunda bir araya gelerek oluşturdukları tüzel kişiliği haiz birlikleri ifade ettikleri düzenlenmiş, 01/01/2020 tarihinde yürürlüğe giren dava konusu Atık Yağların Yönetimi Yönetmeliği ile yürürlükten kaldırılan 30/07/2008 tarihli 26952 sayılı Resmi Gazetede yayımlanan Atık Yağların Kontrolü Yönetmeliğinin “Tanımlar” başlıklı 4. maddesinin (ş) bendinde; yetkilendirilmiş kuruluş, atık motor yağlarının toplanması amacıyla Bakanlıkça belirlenen esaslar dahilinde piyasa payları toplamı en az %30 olan motor yağı üreticileri tarafından kurulan atık motor yağı toplama organizasyonu olarak tanımlanmış, dava konusu Yönetmeliğin iptali istenilen “Tanımlar” başlıklı 4. maddesinin (s) bendinde ise; yetkilendirilmiş kuruluş, Atık Yönetimi Yönetmeliğinde tanımlanan ve piyasa payları toplamı en az %10 olan yağ üreticileri tarafından kurulan organizasyon olarak tanımlanmıştır.
Davacı tarafından yetkilendirilmiş kuruluş tanımının muğlak olduğu iddia edilmekte ise de yukarıda yer verilen mevzuat hükümlerinin birlikte değerlendirilmesinden yetkilendirilmiş kuruluş kavramının ilk defa dava konusu Yönetmelikle düzenlenmediği, 2872 sayılı Çevre Kanununun 11. maddesinin 13. fıkrasında kurulması öngörülen tüzel kişiliği haiz birlikler kapsamında gerek Atık Yönetimi Yönetmeliğinde gerek mülga Atık Yağların Kontrolü Yönetmeliğinde yetkilendirilmiş kuruluşun düzenlenmiş olduğu, dava konusu Yönetmelikle mülga Atık Yağların Kontrolü Yönetmeliğinde yer alan motor yağı / sanayi yağı ayrımının kaldırılarak atık madeni yağların bir bütün olarak ele alındığı ve yetkilendirilmiş kuruluşun sağlaması gereken piyasa payının %30′ dan %10′ a çekilerek birden fazla yetkilendirilmiş kuruluşun faaliyet göstermesine imkan tanındığı anlaşılmaktadır.
Bu itibarla, 2872 sayılı Çevre Kanununun yukarıda bahsedilen ilkelerine uygun olarak ve Kanun hükmünün uygulanması amacıyla yapılan dava konusu düzenlemede üst hukuk normuna ve hukuka aykırılık görülmemiştir.
Dava konusu Yönetmeliğin 5. maddesinin 1. fıkrasının (d) bendi yönünden;
Dava konusu Yönetmeliğin iptali istenilen 5. maddesinin 1. fıkrasının (d) bendi 23/12/2022 günlü, 31343 sayılı Resmi Gazetede yayımlanan Atık Yağların Yönetimi Yönetmeliğinde Değişiklik Yapılmasına Dair Yönetmeliğin 2. maddesiyle değiştirilmiş olduğundan, konusu kalmayan Yönetmelik hükmü hakkında karar verilmesine yer olmadığı sonucuna ulaşılmıştır.
Dava konusu Yönetmeliğin 10. maddesinin 1. fıkrasının (ç) bendi yönünden;
Dava konusu Yönetmeliğin iptali istenilen 10. maddesinin 1. fıkrasının (ç) bendi 23/12/2022 günlü, 31343 sayılı Resmi Gazetede yayımlanan Atık Yağların Yönetimi Yönetmeliğinde Değişiklik Yapılmasına Dair Yönetmeliğin 6. maddesiyle değiştirilmiş olduğundan, konusu kalmayan Yönetmelik hükmü hakkında karar verilmesine yer olmadığı sonucuna ulaşılmıştır.
Dava konusu Yönetmeliğin 10. maddesinin 1. fıkrasının (ç) bendi dışındaki bentlerine gelince;
Davacı tarafından yetkilendirilmiş kuruluş için ön görülen %10 piyasa payı oranının nasıl hesaplanacağının belli olmadığı, hiç bir firmanın tek başına %10 oranını sağlayamayacağı iddia edilmekte ise de dava konusu yönetmeliğin 5. maddesinin 4. fıkrasında; yetkilendirilmiş kuruluş piyasa payı hesabında; yetkilendirilmiş kuruluşun toplama organizasyonuna dâhil olan yağ üreticilerinin, bir önceki yıl piyasaya sürdükleri madeni yağ miktarının tüm yağ üreticilerinin yurt içinde piyasaya sürdükleri madeni yağ miktarına oranının esas alınacağı kuralına yer verilmek suretiyle yağ üreticileri tarafından piyasaya sürülen madeni yağ miktarları dikkate alınarak yetkilendirilmiş kuruluş için ön görülen %10 piyasa payı oranının hesaplanmasının öngörüldüğü ayrıca söz konusu oranın tek bir yağ üreticisi firmanın piyasaya sürdüğü madeni yağ miktarı üzerinden değil yetkilendirilmiş kuruluş bünyesine dahil firmaların toplam yağ üretimleri dikkate alınarak hesaplanacağı anlaşılmaktadır.
Diğer taraftan dava konusu Yönetmelikle motor yağı / sanayi yağı ayrımı kaldırılarak atık madeni yağların bir bütün olarak ele alınarak ve yetkilendirilmiş kuruluşun sağlaması gereken piyasa payının %30′ dan %10′ a çekilerek birden fazla yetkilendirilmiş kuruluşun faaliyet göstermesine, atık yağ toplama faaliyetini daha etkin hale getirilerek atık yağ rafinasyon tesislerince daha yüksek miktarlarda atık yağ işlenmesine imkan tanındığı sonucuna varılmaktadır.
Öte yandan yukarıda yer verilen mevzuat hükümlerinin değerlendirilmesinden yetkilendirilmiş kuruluşların yalnızca atık yağların toplanmasını gerçekleştireceği, atık yağların işlenmesi ile ilgili faaliyetlerinin söz konusu olmayacağı anlaşılmaktadır.
Bu durumda, dava konusu Yönetmelik hükmünde dayanağı 2872 sayılı Çevre Kanununa ve hukuka aykırılık bulunmamaktadır.

KARAR SONUCU:
Açıklanan nedenlerle;
1. 21/12/2019 tarih ve 30985 sayılı Resmî Gazetede yayımlanan Atık Yağların Yönetimi Yönetmeliğinin 4. maddesinin (s) bendi ve 10. maddesinin 1. fıkrasının (ç) bendi dışında kalan bentleri yönünden DAVANIN REDDİNE,
2. 21/12/2019 tarih ve 30985 sayılı Resmî Gazetede yayımlanan Atık Yağların Yönetimi Yönetmeliğinin 5. maddesinin 1. fıkrasının (d) bendi ve 10. maddesinin 1. fıkrasının (ç) bendi
yönlerinden KARAR VERİLMESİNE YER OLMADIĞINA,
3. Dava kısmen ret, kısmen karar verilmesine yer olmadığına şeklinde sonuçlandığından, ayrıntısı aşağıda gösterilen toplam …-TL yargılama giderinin haklılık oranına göre takdir edilen …-TL’sinin davacı üzerinde bırakılmasına, …-TL yargılama giderinin ise davalı idareden alınarak davacıya verilmesine,
4. Karar tarihinde yürürlükte bulunan Avukatlık Asgari Ücret Tarifesi uyarınca duruşmasız işler için belirlenen …-TL vekâlet ücretinin davacıdan alınarak davalı idareye, …-TL vekalet ücretinin de davalı idareden alınarak davacıya verilmesine,
5. Posta gideri avansından artan tutarın kararın kesinleşmesinden sonra davacıya iadesine,
6. Bu kararın tebliğ tarihini izleyen 30 gün içerisinde Danıştay İdari Dava Daireleri Kuruluna temyiz yolu açık olmak üzere, 30/11/2022 tarihinde oybirliğiyle karar verildi.