Danıştay Kararı 6. Daire 2019/1295 E. 2022/10487 K. 30.11.2022 T.

Danıştay 6. Daire Başkanlığı         2019/1295 E.  ,  2022/10487 K.
T.C.
D A N I Ş T A Y
ALTINCI DAİRE
Esas No : 2019/1295
Karar No : 2022/10487

TEMYİZ EDEN (DAVALILAR) : 1- … Büyükşehir Belediye Başkanlığı
VEKİLİ : Av. ..
2-… Belediye Başkanlığı
VEKİLİ : Av. …
KARŞI TARAF (DAVACI) : …
VEKİLİ : Av. …

İSTEMİN KONUSU : … Bölge İdare Mahkemesi … İdari Dava Dairesinin … tarih ve E:… , K:… sayılı kararının temyizen incelenerek bozulması istenilmektedir.

YARGILAMA SÜRECİ :
Dava konusu istem: İzmir İli, Karabağlar İlçesi, … Mahallesi, … pafta, … ada, … parsel sayılı taşınmaza ilişkin İzmir Büyükşehir Belediye Meclisinin …tarih ve … sayılı kararı ile kabul edilen Karabağlar 1. Etap (Üçkuyular-Hatay Kesimi) 1/5000 ölçekli Nazım İmar Planı ile Karabağlar Belediye Meclisinin … tarih ve … sayılı kararı ve İzmir Büyükşehir Belediye Meclisinin … tarih ve … sayılı kararı ile kabul edilen 1/1000 ölçekli Karabağlar 1. Etap Üçkuyular-Şehitler Mahallesi Revizyon Uygulama İmar Planının iptali istenilmiştir.
İlk Derece Mahkemesi kararının özeti: … İdare Mahkemesince verilen … tarih ve E:…, K:… sayılı kararda; mahallinde yaptırılan keşif ve bilirkişi incelemesi sonucunda hazırlanan bilirkişi raporundaki tespitler ile dava dosyasında yer alan diğer tüm bilgi ve belgelerin birlikte değerlendirilmesinden, dava konusu taşınmazın bulunduğu alanda kabul edilen imar planlarında önerilen arazi kullanım kararlarının, üst ölçekli planlarda öngörülen kullanım kararlarıyla çelişmediği ve planların kademeli birlikteliği ilkesine uygun olduğu, bölgede 1/5000 ölçekli nazım imar planı hazırlanmasının planlama ilke ve esasları ile yasal mevzuat açısından bir zorunluluktan kaynaklandığı, 09/03/1987 tarihli 1/1000 ölçekli Esendere Uygulama İmar Planının imar uygulamalarını yönlendirmede yetersiz kaldığı ve alanda bütüncül bir nazım imar planı hazırlandığından dava konusu 1/1000 ölçekli uygulama imar planının revize edildiği, deprem açısından son derece riskli olan dava konusu taşınmazın da yer aldığı alanın yapı stoğunun ve mülkiyet desenin yenilenmesine ilişkin stratejilerin planlama esaslarına, şehircilik ilkelerine ve kamu yararına uygun olduğu, taşınmazın içinde yer aldığı park alanı kullanımının yer seçimi ve tasarımına ilişkin temel planlama ve tasarım ilkelerine uygun olduğu, ancak; plan notlarında ve plan açıklama raporunda “arazi toplulaştırması” ile kastedilenin ne olduğunun ve nasıl uygulanacağının tanımlanmadığı, mevcut yapı stoğunun, mülkiyet desenin ve ulaşım sisteminin kısacası kentsel dokunun topyekün yenilenmesinin öngörüldüğü planlama çalışmalarında plan kararlarının uygulama araçlarının ve sonuçlarının birlikte tasarlanmasının planlama ilke ve esasları açısından bir zorunluluk oluşturduğu, bu bağlamda, planlarda bu ilişkinin kurulmamış olduğu, dava konusu imar planlarında önerilen yapı adalarının mevcut imar yollarını yapı adası içerisinde bırakacak şekilde tanımlandığı dikkate alınarak; imar adası içerisinde uygulama sonrasında inşaat faaliyetlerinin eş zamanlı veya ada bütününde gerçekleşmemesi durumunda mevcut yollardan cephe alan ve yeni imar adası içerisinde kalan parsellerde uygulamanın ne şekilde olacağı, mevcut imar parsellerinin formu ve büyüklüğü yeniden belirlenen imar adalarına transferi sonrasında yapı yüksekliğinin serbest bırakılması nedeniyle aynı yapı adası içerisinde çok farklı yapı yüksekliklerine sahip parsellerin oluşabileceği göz önüne alındığında, yapı adalarındaki bina-bina, bina-parsel ilişkilerinin nasıl sağlıklı bir yapıya kavuşturulacağı, dava konusu imar planı kararları ile teknik ve sosyal altyapı alanlarında kalan çok sayıda parselin aktarılacağı çevre yapı adalarındaki mevcut parsel stoğu da göz önüne alındığında, yapı adası bazında yapılaşma dengesinin nasıl kurulacağı gibi hususların, dava konusu plan içerisinde çözümlenmediği görüldüğünden dava konusu planlarda şehircilik ilkelerine, planlama esaslarına ve kamu yararına uyarlık bulunmadığı sonucuna varılmıştır.
Belirtilen gerekçelerle, hukuka aykırı bulunan dava konusu işlemin iptaline karar verilmiştir.
Bölge İdare Mahkemesi İdari Dava Dairesi kararının özeti: İstinaf başvurusuna konu İdare Mahkemesi kararının hukuka ve usule uygun olduğu ve istinaf dilekçelerinde ileri sürülen iddiaların söz konusu kararın kaldırılmasını sağlayacak nitelikte görülmediği gerekçesiyle 2577 sayılı İdari Yargılama Usulü Kanununun 45. maddesinin 3. fıkrası uyarınca istinaf başvurusunun reddine karar verilmiştir.

TEMYİZ EDENLERİN İDDİALARI :
Karabağlar Belediye Başkanlığı tarafından; Esendere uygulama imar planının 1987 yılında onaylanmış olması nedeniyle günümüzdeki uygulamayı yönlendirmede yetersiz kaldığı, alanda yapılaşmanın büyük ölçüde tamamlandığı, planlama alanında yoğunluk artışının getirilmediği, revizyon imar planından önceki planlarda B-2 koşullu imar adalarının yoğunluk artışı getirilmeden toplulaştırılarak bu alanlarda emsal değerleri ile yeni bir yapılaşmanın tarif edildiği, bu imar adalarında toplam inşaat alanı değişmeden yükseklik serbest bırakılarak arazinin topoğrafyasına uygun ve mimari açıdan esnek yapılaşmanın ön görüldüğü, bilirkişi raporu incelendiğinde mahkemenin verdiği yetkinin dışında dava konusu planlardan başka imar uygulamaları, inşaat faaliyetleri ve yenileme araçlarına ilişkin tespitlerde bulunulduğu, dava konusu planların planlama esaslarına uygun olduğu ileri sürülmektedir.
İzmir Büyükşehir Belediye Başkanlığı tarafından; arazi toplulaştırmasının bir önceki imar planındaki imar adalarının bütünleştirilerek yürürlükteki İmar Yönetmeliğine uygun yapı ve parsellerin oluşturulmasına olanak sağlayacak şekilde bahçe/parsel içi boşlukları olan yeni imar adalarını, ayrıca bir önceki plandaki ada formu korunan imar adalarında plan notları ile belirlenen minimum parsel büyüklüğünü sağlayacak şekilde oluşturulacak yeni parselleri ifade ettiği, dava konusu revizyon uygulama imar planında imar mevzuatı dışında farklı uygulama aracı tarif etme zorunluluğu bulunmadığı, alanda riskli alan ilanı ya da kentsel dönüşüm kararı alınmadığından uygulamaların 3194 sayılı Kanun uyarınca öncelikli olarak parselasyon yapılması suretiyle çözümleneceği ileri sürülmektedir.

KARŞI TARAFIN SAVUNMASI : Temyiz edilen kararda bozma nedenlerinden hiçbirisi bulunmadığından, usul ve kanuna uygun olan kararın onanması gerektiği savunulmaktadır.

DANIŞTAY TETKİK HAKİMİ …’İN DÜŞÜNCESİ: Temyiz isteminin kabulü ile Bölge İdare Mahkemesi İdari Dava Dairesi kararının bozulması gerektiği düşünülmektedir.

TÜRK MİLLETİ ADINA
Karar veren Danıştay Altıncı Dairesince, Tetkik Hakiminin açıklamaları dinlendikten ve dosyadaki belgeler incelendikten sonra gereği görüşüldü:

İNCELEME VE GEREKÇE:
MADDİ OLAY : İzmir İli, Karabağlar İlçesi, …Mahallesi, …pafta, … ada, … parsel sayılı taşınmaza ilişkin İzmir Büyükşehir Belediye Meclisinin …tarih ve … sayılı kararı ile kabul edilen Karabağlar 1. Etap (Üçkuyular-Hatay Kesimi) 1/5000 ölçekli Nazım İmar Planı ile Karabağlar Belediye Meclisinin …tarih ve …sayılı kararı ve İzmir Büyükşehir Belediye Meclisinin …tarih ve …sayılı kararı ile kabul edilen 1/1000 ölçekli Karabağlar 1. Etap Üçkuyular-Şehitler Mahallesi Revizyon Uygulama İmar Planının iptalinin istenilmesi üzerine görülmekte olan dava açılmıştır.
İLGİLİ MEVZUAT: 3194 sayılı İmar Kanununun “Tanımlar” başlıklı 5. maddesinin işlem tarihinde yürürlükte olan şeklinde, “Nazım imar planı; varsa bölge ve çevre düzeni planlarına uygun olarak hali hazır haritalar üzerine yine varsa kadastral durumu işlenmiş olarak çizilen ve arazi parçalarının genel kullanış biçimlerini, başlıca bölge tiplerini, bölgelerin gelecekteki nüfus yoğunluklarını, gerektiğinde yapı yoğunluğunu, çeşitli yerleşme alanlarının gelişme, yön ve büyüklükleri ile ilkelerini, ulaşım sistemlerini ve problemlerinin çözümü gibi hususları gösteren ve uygulama imar planının hazırlanmasına esas olmak üzere düzenlenen detaylı bir raporla açıklanan ve raporu ile beraber bir bütün olan plan, uygulama imar planı ise, tasdikli halihazır haritalar üzerine varsa kadastral durumu işlenmiş olarak nazım imar planı esaslarına göre çizilen ve çeşitli bölgelerin yapı adalarını, bunların yoğunluk ve düzenini, yolları ve uygulama için gerekli imar uygulama programlarına esas olacak uygulama etaplarını ve diğer bilgileri ayrıntıları ile gösteren plan olarak tanımlanmıştır.

HUKUKİ DEĞERLENDİRME: Dava dilekçesinde, dava konusu planların davacının taşınmazına ilişkin kısmının iptalinin istenildiği, esasen taşınmaza park kullanımı getirilmesinin hukuka aykırı olduğu iddiasıyla bu davanın açıldığı, İdare Mahkemesince ise planların tümüne ilişkin olarak davanın konusunun ele alındığı ve planların tümü yönünden hüküm kurulduğu görüldüğünden, davacının talebine bağlı kalınarak uyuşmazlık “dava konusu planların davacının taşınmazına ilişkin kısmının” iptali istemi olarak incelenmiştir.
İdare Mahkemesince hükme esas alınan bilirkişi raporunda, dava konusu parselin 1/5000 ölçekli nazım imar planı ve 1/1000 ölçekli revizyon uygulama imar planında park alanı kullanımında kaldığı, dava konusu parsele ilişkin olarak önerilen arazi kullanım kararlarının, üst ölçekli 1/25.000 ölçekli İzmir Büyükşehir Bütünü Çevre Düzeni Planı ve İzmir-Manisa Planlama Bölgesi 1/100.000 ölçekli Çevre Düzeni Planında öngörülen kullanım kararıyla çelişmediği, planların kademeli birlikteliği ilkesine uygun olduğu, dava konusu taşınmazın içerisinde yer aldığı alanda bütüncül olarak hazırlanmış üst ölçekli bir nazım imar planının bulunmaması ve nazım imar planı olmadan kentsel alanlardaki imar uygulamalarının ve değişikliklerinin yürütülmesinin planlama ilkeleri ve imar mevzuatına aykırılık göstermesi nedenleriyle alanda 1/5000 ölçekli nazım imar planı hazırlanmasının planlama ilke ve esasları ile mevzuat açısından bir zorunluluk olduğu, yürürlükte bulunan imar planlarının parçacı bir biçimde hazırlanması ve eski tarihli olması nedeniyle günümüzde uygulamayı yönlendirmede yetersiz kaldığı, alanda bütüncül bir nazım imar planı hazırlanmasında ve 1/1000 ölçekli uygulama imar planının revize edilmesinde mevzuata, planlama esaslarına ve şehircilik ilkelerine aykırılık bulunmadığı, dava konusu alandaki toplam parsel sayısının %78’inin 0-300 m2 büyüklükteki parsellerden oluştuğu, niteliksiz konutlar inşa edilmiş, ruhsatsız yapılarla teşekkül etmiş, kentsel standartları son derece düşük, donatı alanları yetersiz, yapı kalitesi düşük, sağlıksız koşullara sahip ve deprem açısından son derece riskli olan dava konusu taşınmazın da içerisinde yer aldığı alanın yapı stoğunun ve mülkiyet deseninin yenilenmesine ilişkin stratejilerin planlama esaslarına, şehircilik ilkelerine ve kamu yararına uygun olduğu; bu kapsamda, dava konusu taşınmazın içerisinde yer aldığı yaklaşık 4150 m2 yüzölçümündeki park alanının, değişik kullanıcı gruplarına yönelik işlevsel çeşitlilik yaratılmasına olanak sağlayacağı, yaya erişilebilirliğinin son derece yüksek olduğu, çevresinde öngörülen yapı adaları ile taşıt ve yaya yolları ile sağlanan erişim olanakları dikkate alındığında, yer seçiminin planlama ilkelerine uygun olduğu tespit ve değerlendirmelerine yer verilmiştir.
Görüldüğü üzere, anılan bilirkişi raporunda, planlama alanının bütününe yönelik olarak ve başkaca alanlarda getirilen kullanım kararlarına atıfla belli yerlerde farklı kullanımlar getirilmesi gerektiği, plan notlarında ve plan açıklama raporunda yer alan arazi toplulaştırmasının ne olduğunun ve nasıl uygulanacağının tanımlanmadığı, yapı adası bazında yapılaşma dengesinin nasıl kurulacağı gibi hususların dava konusu plan içerisinde çözümlenmediği yolunda tespitlerde bulunulmuşsa da, bu tespitlerin davacılara ait taşınmaza ilişkin olarak nazım ve uygulama imar planının hukuka aykırılığına yol açmadığı, dolayısıyla iptalini gerektirir nitelikte olmadığı, davacıya ait taşınmazın içinde bulunduğu alanın park alanı olarak ayrılmasına engel teşkil edecek teknik, yasal veya jeolojik bir zorunluluğun da ortaya konulmadığı anlaşıldığından bilirkişi raporunun bu tespitlerinin dava konusu planları uyuşmazlık konusu taşınmaz bakımından kusurlandırmayacağı sonucuna ulaşılmıştır.
Kaldı ki, plan notlarında ve plan açıklama raporunda arazi toplulaştırmasının ne olduğunun ve nasıl uygulanacağının tanımlanmadığı ileri sürülse de, 1/1000 ölçekli revizyon uygulama imar planına ait plan açıklama raporunda (syf. 44) arazi toplulaştırması suretiyle yenilenmenin ve yeni yapılaşma koşullarının açıklandığı, aynı zamanda plan notları ile de yenilenmenin uygulanacağı alana ilişkin yapılaşma koşullarının belirlendiği görülmüştür.
Sonuç olarak, dava konusu 1/5000 ölçekli nazım imar planında ve bu plana uygun olarak kabul edilen 1/1000 ölçekli uygulama imar planında taşınmaza park alanı kullanımı getirildiği, davacıya ait taşınmazın geniş bir park alanının parçası niteliğinde olması nedeniyle getirilen park alanı kullanım kararının çevresindeki kullanım kararları ile uyumlu, bütüncül bir karar olduğu, deprem açısından riskli olan bu bölgedeki yoğun yapı stoğu, donatı yetersizliği, ulaşım olanakları ve arazinin eğimli yapısı dikkate alındığında, yer seçimi yönünden kamu yararına, şehircilik ilkelerine ve planlama esaslarına uygun olduğu anlaşılmıştır.
Bu durumda, temyize konu Bölge İdare Mahkemesi İdari Dava Dairesi kararında isabet bulunmamaktadır.

KARAR SONUCU:
Açıklanan nedenlerle;
1. 2577 sayılı Kanunun 49. maddesine uygun bulunan davalıların temyiz isteminin kabulüne,
2. Dava konusu işlemin yukarıda özetlenen gerekçeyle iptaline ilişkin Mahkeme kararına yönelik olarak yapılan istinaf başvurusunun reddi yolundaki temyize konu … Bölge İdare Mahkemesi … İdari Dava Dairesinin … tarih ve E:…, K:…sayılı kararının BOZULMASINA,
3. Yeniden bir karar verilmek üzere dosyanın anılan Bölge İdare Mahkemesi İdari Dava Dairesine gönderilmesine, 30/11/2022 tarihinde, kesin olarak, oy birliğiyle karar verildi.