Danıştay Kararı 6. Daire 2019/15774 E. 2022/10478 K. 30.11.2022 T.

Danıştay 6. Daire Başkanlığı         2019/15774 E.  ,  2022/10478 K.
T.C.
D A N I Ş T A Y
ALTINCI DAİRE
Esas No : 2019/15774
Karar No : 2022/10478

DAVACI : … Şehir Plancıları Odası
VEKİLİ : Av. …

DAVALILAR : 1- …
2- … Bakanlığı … Başkanlığı-…
VEKİLİ : Av. …

İSTEMİN KONUSU : Yalova İli, Armutlu İlçesi, … Mahallesi, … parsel sayılı taşınmaza ilişkin Özelleştirme İdaresi Başkanlığı tarafından hazırlanan ve Cumhurbaşkanlığının … tarih ve … sayılı kararıyla onaylanan 1/5000 ölçekli nazım imar planı değişikliğinin ve 1/1000 ölçekli uygulama imar planı değişikliğinin iptali ve yürütmesinin durdurulması istenilmektedir.

DAVACININ İDDİALARI : Davacı tarafından, dava konusu plan değişikliği için gerekli bilimsel, nesnel ve teknik gerekçelerin bulunmadığı, alanın parsel bazında ele alındığı, üst ölçekli plan kararlarına aykırı olduğu, kaldırılan sosyal donatı alanlarına eşdeğer yeni sosyal donatı alanları öngörülmediği, detaylı plan açıklama raporu bulunmadığı, plan değişikliklerinin kamu yararı yerine kamu kuruluşunun yararına tesis edildiği ileri sürülmektedir.

DAVALILARIN SAVUNMASI : Davalı tarafından, davanın süresinde açılmadığı, davacının menfaati ihlal edilmediğinden dava açma ehliyetinin bulunmadığı, kamu yararının gerektirdiği artı değer oluşturma amacıyla birlikte nüfus donatı dengesinin dikkate alındığı, kamu elinde bulunan ve atıl vaziyette olan kaynakların etkin ve verimli şekilde değerlendirilmesinin amaçlandığı, plan kararlarının parsel çevresindeki yapılaşmaya uygun olduğu ve parçacı bir yaklaşımla ele alınmadığı, plan değişikliği işleminin plan ana kararlarını, sürekliliğini, bütünlüğünü, sosyal ve teknik altyapı dengesini bozmadığı, üst ölçekli planlarla uyumlu olduğu, onama yetkisi sadece özelleştirme kapsam ve programında bulunan taşınmazlarla sınırlı olduğu için tek bir kullanıma ilişkin plan kararı getirildiği, 1/5000 ve 1/1000 ölçekli plan notlarında farklılaşmaya ihtiyaç duyulmadığı, hazırlanan planların kamu yararına uygun olarak hazırlandığı ve hukuka aykırılık bulunmadığı savunulmaktadır.

DANIŞTAY TETKİK HAKİMİ …’İN DÜŞÜNCESİ : Uyuşmazlığa konu planların 1/25.000 ölçekli plana aykırı olduğu, bölge için belirlenen kentin planlama bütünlüğünün bozulduğu, ayrıca kaldırılan sosyal ve teknik altyapı alanları yerine aynı bölgede eş değer yer ayrılmadığı gibi dava konusu planlamalarda artan nüfus için gerekli olan sosyal ve teknik alt yapı alanlarının öngörülmediği tespit edildiğinden anılan planlarda, şehircilik ve planlama ilkelerine, kamu yararına ve hukuka uyarlık bulunmadığı sonucuna ulaşılarak dava konusu işlemin iptali gerektiği düşünülmektedir.

DANIŞTAY SAVCISI …’İN DÜŞÜNCESİ : Dava, Yalova ili, Armutlu ilçesi, … Mahallesi, … parsel sayılı taşınmaza ilişkin Özelleştirme İdaresi Başkanlığı tarafından hazırlanan ve Cumhurbaşkanının 18/04/2019 tarih ve 994 sayılı kararıyla onaylanarak yürürlüğe giren 1/5000 ölçekli nazım imar planı değişikliğinin ve 1/1000 ölçekli uygulama imar planı değişikliğinin iptali istemiyle açılmıştır.
Davalı idarenin usule ilişkin itirazları yerinde görülmeyerek işin esasına geçilmiştir.
4046 sayılı Özelleştirme Uygulamaları Hakkında Kanununun 1. maddesinde, “Bu Kanunun amacı; A) Bu maddede belirtilen ve Kanunun uygulanmasında “kuruluş” adı ile anılacak olan;
a) İktisadi devlet teşekküllerinin, bunların müessese, bağlı ortaklık, işletme, işletme birimleri ile varlıklarının ve iştiraklerindeki kamu paylarının,
b) Kamu iktisadi teşebbüsleri statüsü dışında kalmakla beraber sermayesinin tamamı veya yarısından fazlası devlete ve/veya diğer kamu tüzelkişilerine ait olan ticari amaçlı kuruluşlardaki kamu payları ile bu kuruluşlara ait müessese, bağlı ortaklık, işletme, işletme birimleri ve varlıklarının, iştiraklerindeki kamu paylarının,
c) Devletin diğer iştiraklerindeki kamu payları ile Hazineye ait payların,
d) Genel ve katma bütçeli idareler ile bunlara bağlı döner sermayeli kuruluşların ve kamu iktisadi teşebbüslerinden kamu iktisadi kuruluşlarının gördükleri kamu hizmetleri ile doğrudan doğruya ilgili olmayan varlıklarının ve iştiraklerindeki paylarının,
e) Belediye ve il özel idarelerine ait ticari amaçlı kuruluşlar ile pay oranlarına bakılmaksızın her türlü iştiraklerindeki paylarının,
f) Genel ve katma bütçeli idarelerle bunlara bağlı döner sermayeli kuruluşların, mal ve hizmet üretim birimleri ve varlıkları (baraj, gölet, otoyol, yataklı tedavi kurumları, limanlar ve benzeri diğer mal ve hizmet üretim birimleri) ile bu Kanunun 35 inci maddesinin (B) fıkrasında belirtilen kamu iktisadi kuruluşlarının temel kuruluş amaçlarına uygun mal ve hizmet üretim birimlerinin işletilmesi haklarının, ekonomide verimlilik artışı, kamu giderlerinde azalma sağlamak, Hazineye ait taşınmazları değerlendirmek suretiyle kamuya gelir elde etmek gerekçelerinden birisi ile özelleştirilmelerine ilişkin esasları düzenlemektir. ” hükmüne yer verilmiştir.
3194 sayılı İmar Kanununun 9. maddesinin 2. fıkrasında, “Belediye hudutları ve mücavir alanlar içerisinde bulunan ve özelleştirme programına alınmış kuruluşlara ait arsa ve arazilerin, ilgili kuruluşlardan (Belediye) gerekli görüş alınarak çevre imar bütünlüğünü bozmayacak imar tadilatları ve mevzi imar planlarının ve buna uygun imar durumları; Özelleştirme İdaresi Başkanlığınca hazırlanarak Özelleştirme Yüksek Kurulunca onaylanmak suretiyle yürürlüğe girer ve ilgili Belediyeler bu arsa ve arazilerin imar fonksiyonlarını 5 yıl değiştiremezler. İlgili belediyeler görüşlerini onbeş gün içinde bildirir.” hükmü yer almıştır.
Anılan Kanun’un Ek-3. maddesinde, “Özelleştirme programındaki kuruluşlara ait veya kuruluş lehine irtifak ve/veya kullanım hakkı alınmış arsa ve araziler ile özel kanunları uyarınca özelleştirilmek üzere özelleştirme programına alınan arsa ve arazilerin, 3621 sayılı Kıyı Kanunu veya 2634 sayılı Turizmi Teşvik Kanunu kapsamında kalan yerler dahil olmak üzere genel ve özel kanun hükümleri kapsamında yer alan tüm alanlarda imar planlarını yapmaya ve onaylamaya yetkili olan kurum veya kuruluşlardan görüş alınarak çevre imar bütünlüğünü bozmayacak her tür ve ölçekte plan, imar planı ile değişiklik ve revizyonları müellifi şehir plancısı olmak üzere Başbakanlık Özelleştirme İdaresi Başkanlığınca yapılarak veya yaptırılarak Özelleştirme Yüksek Kurulunca onaylanmak ve Resmi Gazetede yayımlanmak suretiyle kesinleşir (İptal ibare: Anayasa Mahkemesi’nin 09/06/2011 tarih ve 2008/87 E, 2011/95 K. sayılı Kararı ile.) yürürlüğe girer. İlgili kuruluşlar bu madde kapsamında yapılan planları devir tarihinden itibaren beş yıl süreyle değiştiremezler. Bu süre içerisinde imar planlarına ilişkin olarak, verilecek mahkeme kararlarının gereklerinin yerine getirilmesini teminen yapılacak imar planı değişikliğine ilişkin iş ve işlemler Özelleştirme İdaresi Başkanlığınca bu maddede belirtilen usul ve esaslara göre gerçekleştirilir. İlgili kuruluşlar görüşlerini onbeş gün içinde bildirirler. Bu madde kapsamında yapılan her ölçekteki plan ve imar planlarında 2863 sayılı Kültür ve Tabiat Varlıklarını Koruma Kanununun 17 nci maddesinin (a) bendinin ikinci ve sekizinci paragrafındaki hükümler uygulanmaz. Özelleştirme sürecinde ihtiyaç duyulması halinde, bu planlara göre yapılacak imar uygulamasına ilişkin parselasyon planları Özelleştirme İdaresi Başkanlığı tarafından yapılır veya yaptırılır. Bu parselasyon planları Özelleştirme İdaresi Başkanlığınca onaylanır (İptal ibare: Anayasa Mahkemesi’nin 09/06/2011 tarih ve 2008/87 E, 2011/95 K.sayılı Kararı ile.) Bu planlara göre yapılacak yapılarda her türlü ruhsat ve diğer belgeler ile izinler, ilgili mevzuat çerçevesinde yetkili kurum ve kuruluşlarca verilir.” hükmü bulunmaktadır.
3194 sayılı İmar Kanununun 5. maddesinde, nazım imar planı, varsa bölge planlarının mekana ilişkin genel ilkelerine ve varsa çevre düzeni planlarına uygun olarak halihazır haritalar üzerine, yine varsa kadastral durumu işlenmiş olarak çizilen ve arazi parçalarının; genel kullanış biçimlerini, yerleşme alanlarının gelişme yön ve büyüklüklerini, nüfus yoğunlukları ve eşiklerini, ulaşım sistemlerini göstermek ve uygulama imar planlarının hazırlanmasına esas olmak üzere düzenlenen, plan hükümleri ve raporuyla beraber bütün olan plan olarak, uygulama imar planı ise tasdikli halihazır haritalar üzerine varsa kadastral durumu işlenmiş olarak nazım imar planı esaslarına göre çizilen ve çeşitli bölgelerin yapı adalarını, bunların yoğunluk ve düzenini, yolları ve uygulama için gerekli imar uygulama programlarına esas olacak uygulama etaplarını ve diğer bilgileri ayrıntıları ile gösteren plan olarak tanımlanmış, 6. maddesinde ise her planın bir üst kademedeki plana uygun hazırlanacağı hükme başlanmıştır.
Mekânsal Planlar Yapım Yönetmeliğinin 26.maddesinde, ” (1) İmar planı değişikliği; plan ana kararlarını, sürekliliğini, bütünlüğünü, sosyal ve teknik altyapı dengesini bozmayacak nitelikte, kamu yararı amaçlı, teknik ve nesnel gerekçelere dayanılarak yapılır.
(2) İmar planlarında sosyal ve teknik alt yapı hizmetlerinin iyileştirilmesi esastır. Yürürlükteki imar planlarında öngörülen sosyal ve teknik altyapı standartlarını düşüren plan değişikliği yapılamaz.
(3) İmar planlarında bulunan sosyal ve teknik altyapı alanlarının kaldırılması, küçültülmesi veya yerinin değiştirilmesine dair plan değişiklikleri zorunluluk olmadıkça yapılamaz.” kuralına yer verilmiş, zorunlu hallerde böyle değişikliğin yapılabilmesi için kurallar öngörülmüş olup bunlardan biri de kaldırılan veya küçültülen sosyal ve teknik altyapı alanına, etki alanı içinde, eşdeğer alan ayrılmasıdır. Aynı maddenin 5. fıkrasında, imar planında verilmiş olan inşaat emsalinin, kat adedinin, ifraz şartlarının değiştirilmesi sonucu nüfus yoğunluğunun artırılmasına dair imar planı değişikliklerinde artan nüfusun ihtiyacı olan sosyal ve teknik altyapı alanlarının, standartlara uygun olarak plan değişikliğine konu alana hizmet vermek üzere ayrılacağı kurala bağlanmış, Yönetmeliğin eki Ek-2 tabloda da farklı nüfus gruplarında asgari sosyal ve teknik altyapı alanlarına ilişkin standartlar belirlenmiştir.
Dava konusu taşınmaz, 08/06/2007 tarihli 1/25000 ölçekli çevre düzeni planında orta yoğunlukta kentsel gelişim konut alanında, Armutlu Belediye Meclisinin … tarih ve … sayılı kararıyla onaylanan 1/5000 ölçekli nazım imar planında kamu hizmet alanı, sağlık tesis alanı, parklar ve dinlenme alanları ve yolda, anılan belediye meclisinin … tarih ve … sayılı kararıyla onaylanan 1/1000 ölçekli uygulama imar planında ise sosyal tesis alanı, idari hizmet alanı, park ve yolda kalırken dava konusu 18/04/2019 tarih ve 994 sayılı Cumhurbaşkanlığı kararı ile onaylanan 1/5000 ölçekli nazım imar planı değişikliği ile kısmen yüksek yoğunluklu gelişme konut alanı (251- 400 kişi/ha), kısmen park ve yeşil alanlar, kısmen 10m ve 12m yol, 1/1000 ölçekli uygulama imar planı değişikliğiyle de kısmen gelişme konut alanı (ayrık nizam, 4 katlı, ön bahçe çekme mesafesi 5m, yan bahçe çekme mesafesi 3m, taks:0.40, kaks: 1.60 yapılaşma koşullu), kısmen park alanı, kısmen 12m ve 10m lik taşıt yolu, kısmen 7m lik yaya yolu olarak belirlenmiştir.
Dosyada yer alan bilirkişi raporunda özetle;
Uyuşmazlığa konu 1/5000 ölçekli nazım imar planı ve 1/1000 ölçekli uygulama imar planı değişikliklerinin üst ölçekli olan 1/25000 ölçekli çevre düzeni planında tanımlanan kentsel gelişme konut alanları kullanımı ile ilk etapta uyumlu gözüktüğü, ancak 1/25000 ölçekli planın, orta yoğunlukta kentsel gelişme konut alanlarına ilişkin plan notlarında, kentsel gelişme konut alanlarında yapılacak alt ölçekli planlar için nüfus yoğunluk aralıklarının brüt 100-150 kişi/ha olarak belirtildiği ve yine plan notlarında, “…Bu plan ile belirlenen nüfus esas olmak üzere, alt ölçekli imar planı çalışmaları sırasında çevre imar bütünlüğü de dikkate alınarak kentsel yerleşik konut alanları ve kentsel gelişme konut alanlarında yoğunluk aktarımı yapılabilir. Yoğunluk aktarımı yapılırken nazım ve uygulama imar planlarının idari sınırlar bütününü kapsaması zorunludur. Yoğunluk aktarımı yapılan alanda artan nüfus ihtiyacına yönelik sosyal donatı alanları alt ölçekli imar planlarında ayrılmak zorundadır…”ibaresi bulunmasına karşın 1/5000 ölçekli nazım imar planı değişikliğinde anılan taşınmaz için planlanan konut alanları için kısmen yüksek yoğunluklu gelişme konut alanı ( brüt 251- 400 kişi/ha) kullanım kararının getirildiği ve bu karar ile oluşan artan nüfus ihtiyacına yönelik sosyal donatı alanlarının ayrılmaması sebepleriyle bir üst ölçeğin ana kararlarının korunmadığı, üst ölçek plan kararları ile çeliştiği ve planların kademeli birlikteliği ilkesine aykırı olduğu, dava konusu 1/1000 ölçekli uygulama imar planı değişikliğinde 15.294,68 m2 yüz ölçümüne sahip gelişme konut alanı öngörüldüğü, ana planın (bir önceki plan) hesaplarına göre 1200 m2 yüzölçümüne sahip parsellerde 4 katlı yapılarda 3 hane yaşayacağı ve her hanede de ortalama 3 kişinin bulunduğu düşünüldüğünde 1200 m2’lik yüzölçümünde 9 kişinin yaşayacağı bir durumun öngörüldüğü, buradan 15.294,68*9/1200= 115 kişi değerine ulaşıldığı, bu durumda 1/1000 ölçekli planda öngörülen yapılaşma yoğunluğu değerleri ile dava konusu parselde en fazla 115 kişi/ha yaşayabildiğinin hesaplandığı, dava konusu nazım imar planında ise bu bölgenin 251-400 kişi / ha yüksek yoğunluklu gelişme konut alanı içerisinde tanımlandığı, halbuki 115 kişi /ha değerin orta yoğunluk (100-150 kişi/ha) içerisinde tanımlanması gerektiği, uygulama imar planında nazım imar planındaki yoğunluk değerleri aşılmamış olsa da nazım imar planındaki yüksek yoğunluk değerlerinin hem 1/25000 ölçekli çevre düzeni planı hem de 1/1000 ölçekli uygulama imar planı ile örtüşmediği, planların kademeli birlikteliği ilkesine nüfus ve yapılaşma koşulları ilişkisi çerçevesinde de aykırı bir durumun oluştuğu, dava konusu plan değişikliği öncesi yürürlükte olan imar planında 6086 sayılı parselde planlanan sosyal tesis alanı, idari hizmet alanı ve kısmen park alanı kullanımlarının Mekansal Planlar Yapım Yönetmeliğinin 5/i bendine göre sosyal altyapı alanları olarak tarif edildiği ve bu kullanımların gelişme konut alanı kullanımına dönüştürülmesi işleminin yine Mekansal Planlar Yapım Yönetmeliğinin 26/2 bendinde belirtilen “…İmar planlarında sosyal ve teknik altyapı hizmetlerinin iyileştirilmesi esastır. Yürürlükteki imar planlarında öngörülen sosyal ve teknik altyapı standartlarını düşüren plan değişikliği yapılamaz….” ve 26/3-b fıkrasında belirtilen “…İmar planında yer alan yol hariç sosyal ve teknik altyapı alanlarının ve kamuya ait sosyal ve kültürel tesis alanlarının kaldırılabilmesi veya küçültülmesi ancak bu tesislerin hitap ettiği hizmet etki alanı içinde eşdeğer yeni bir alanın ayrılması suretiyle yapılabilir…” maddelerine uymadığı, dava konusu plan değişikliği öncesi plan konumunda olan … tarih ve … sayılı Armutlu Belediye Meclisi kararıyla onaylanan 1/1000 ölçekli uygulama imar planı ilave ve revizyonu plan açıklama raporunda belirtilen 562,1 ha’lık plan alanı için 2035 yılı plan nüfusunun üst ölçekli çevre düzeni planı kararları doğrultusunda 36000 kişi olarak belirlendiği ve tüm sosyal ve teknik altyapı alanlarının miktarının bu nüfusa göre hesaplandığı, bu kapsamda parsel bazında yapılan plan değişikliği ile sosyal altyapı alanlarında azalma olacağı ve plan değişikliği işlemi ile kaldırılan sosyal altyapı alanlarının hitap ettiği hizmet etki alanı içinde eşdeğer yeni bir alanın ayrılmadığı, bu kapsamda davaya konu parselin eğim, zemin özellikleri vb. fiziksel koşullar açısından gelişme konut alanı kentsel kullanımına uygun bir alan olarak gözükmesine rağmen sosyal altyapı alanlarına bir önceki plan sınırları dahilinde eş değer bir alan yaratmaması ve dolayısıyla azaltması, plan değişikliği ile getirdiği yeni nüfusa yönelik yeni sosyal ve teknik altyapı alanı hesaplarına ve fiziksel mekan çalışmalarına plan kapsamında girmemesi sebepleriyle mevzuata aykırılık taşıdığı, ayrıca, 1/5000 ölçekli nazım imar planındaki yüksek yoğunluk (251-400 kişi/ha) değerinin 1/1000 ölçekli uygulama imar planındaki yapılaşma koşulları ile ilişkisinin kurulmadığı, bu durumun dava konusu planlarda açıklanmamasının bir belirsizlik yarattığı, çünkü ana planda dava konusu parselin bulunduğu bölgede nazım imar planında orta yoğunluklu konut alanlarına denk gelen parsellerde uygulama imar planında TAKS=0,40 KAKS=1,60 yapılaşma koşulları öngörülmüşken, dava konusu nazım imar planında yüksek yoğunluklu konut alanı olarak belirlenen alanda yine TAKS=0,40, KAKS=1,60 yapılaşma koşullarının belirlenmesinin mümkün olmadığı, plana ilişkin nüfus ve yapılaşma koşulları ilişkisinin net bir şekilde kurulmamış olmasından ötürü, dava konusu nazım imar planında dava konusu parselde öngörülen nüfus yoğunluğu değerinin çevredeki gelişme konut alanlarındaki nüfus yoğunluğu değerlerinden fazla olup mekansal anlamda dava konusu parsel ile çevresindeki parseller arasında yapılaşma koşulu açısından eşitsizlik yarattığı, uyuşmazlığa konu 1/1000 ölçekli uygulama imar planı değişikliğinin plan açıklama raporunda plan gerekçesinin yeterli detayı içermediği, davaya konu parsele gelişme konut alanı, park alanı ve yol planlama kararları getirilirken parselden kaldırılan sosyal tesis alanı, idari hizmet alanı ve kısmen park alanı kullanımlarının bölge bütününe hizmet eden kamusal kullanımlar olması sebebiyle ne olacağı veya nereye gideceğinin plan açıklama raporundan tespit edilmediği, raporda kaldırılacak olan sosyal altyapı alanlarının imar mevzuatı kapsamı dâhilinde fiziki mekân anlamında planlanmadığı, sosyal ve teknik altyapı alanlarının kentsel mekandaki gösterimlere/kararlara ilişkin tanımlamaların net olarak yapılmadığı, raporda jeolojik, halihazır, mülkiyet ve kadastral durum bilgilerinin ve yapı analizi çalışmalarının bulunmasına rağmen yapılan plan değişikliğinin kamusal kullanım olan sosyal altyapı alanlarının plan değişikliği ile kaldırılması olduğu için gereklilik analizi niteliğindeki donatı hesap tabloları ve sosyal donatı yerleşim analizleri gibi somut ve yerleşmeye özel verileri içermediği, davaya konu parsele isabet eden sosyal altyapı alanlarının bölge bütününde bakıldığında hizmet etki alanları ile ilgili analiz çalışmalarının yapılmadığı sebeplerine dayanarak Mekansal Planlar Yapım Yönetmeliği’nin 9/4. bendinde belirtilen tanımı karşılamadığı, planlama alanının jeolojik, halihazır, mülkiyet ve kadastral durum bilgilerinin ve yapı analizi çalışmalarının bulunmasına rağmen yapılan plan değişikliğinin kamusal kullanım olan sosyal altyapı alanlarının plan değişikliği ile kaldırılması olduğu için gereklilik analizi niteliğindeki donatı hesap tabloları ve sosyal donatı yerleşim analizleri gibi somut ve yerleşmeye özel verileri içermediği, davaya konu parsele isabet eden sosyal altyapı alanlarının bölge bütününde bakıldığında hizmet etki alanları ile ilgili analiz çalışmalarının yapılmadığı ve bu analizlerin üst üste çakıştırılması ile oluşan sentez çalışmasının plan açıklama raporunda yer almadığı görüldüğünden dava konusu plan değişikliklerinin şehircilik ilkeleri ve planlama esaslarına aykırı olduğu değerlendirmelerine yer verilmiştir.
Yukarıda yer verilen mevzuat hükümleri uyarınca özelleştirme programındaki kuruluşlara ait veya özelleştirilmek üzere özelleştirme programına alınan arsa ve arazilerde, Özelleştirme İdaresi Başkanlığınca, ilgili kuruluşlardan gerekli görüş alınmak suretiyle, sınırlı bir alanda her ölçekteki imar planı değişikliklerinin yapılması mümkün olmakla beraber; bu plan ve plan değişikliklerinin, üst ölçekli planlara uygun, çevre ve imar bütünlüğünü bozmayacak şekilde yapılması gerektiği kuşkusuzdur. Bu nedenle plan değişikliklerinin sadece, parçacıl olarak, özelleştirme programına alınan taşınmaz/taşınmazlar dikkate alınarak yapılmaması, üst ölçekli ve bölgenin imar planları kapsamında planlama bütünlüğünü ve sosyal donatı dengesini bozmayacak planlama kararlarının üretilmesi gerekmektedir.
Bu durumda bilirkişi raporunda, uyuşmazlığa konu planların üst 1/25000 ölçekli plana aykırı olduğu, üst ölçekli bu planla ve imar planlarıyla, bölge için belirlenen kentin planlama bütünlüğünün bozulduğu, ayrıca kaldırılan sosyal ve teknik altyapı alanları yerine aynı bölgede eşdeğer yer ayrılmadığı gibi dava konusu planlamalarda artan nüfus için gerekli olan sosyal ve teknik altyapının öngörülmediği tespit edildiğinden anılan planlarda, şehircilik ve planlama ilkelerine, kamu yararına ve hukuka uyarlık bulunmadığı sonucuna ulaşılmıştır.
Açıklanan nedenlerle dava konusu Özelleştirme İdaresi Başkanlığınca yapılıp Cumhurbaşkanınca onaylanan 1/5000 ölçekli nazım ve 1/1000 ölçekli uygulama imar planlarının iptali gerektiği düşünülmektedir.

TÜRK MİLLETİ ADINA
Karar veren Danıştay Altıncı Dairesince, Tetkik Hakiminin açıklamaları dinlendikten ve dosyadaki belgeler incelendikten sonra 2577 sayılı Yasanın 20/A maddesi uyarınca işin gereği görüşüldü:

İNCELEME VE GEREKÇE:
MADDİ OLAY:
Dava konusu taşınmazı da kapsayan alanda onaylanan 12/11/2020 tarihli 1/50.000 ölçekli çevre düzeni planında taşınmaz “kentsel gelişme alanı” kullanımında, 2007 tarihli 1/25.000 ölçekli çevre düzeni planında “orta yoğunlukta kentsel gelişim konut alanı” kullanımında kalmaktadır.
Armutlu Belediye Meclisinin … tarih ve … sayılı kararıyla onaylanan 1/5.000 ölçekli nazım imar planında “kamu hizmet alanı, sağlık tesis alanı, parklar ve dinlenme alanları ve yol” olarak planlanan taşınmaz, Armutlu Belediye Meclisinin … tarih ve … sayılı kararıyla onaylanan 1/1.000 ölçekli uygulama imar planında “sosyal tesis alanı, idari hizmet alanı, park ve yol” kullanımında kalmıştır.
Özelleştirme Yüksek Kurulunun … tarih ve … sayılı kararı ile özelleştirme kapsam ve programına alınan taşınmaza yönelik hazırlanan 1/5.000 ölçekli nazım imar planı değişikliği ve 1/1.000 ölçekli uygulama imar planı değişikliği … tarih ve … sayılı Cumhurbaşkanlığı Kararı ile onaylanmış, Armutlu Belediye Başkanlığının … tarih ve ve … sayılı yazısı ile söz konusu imar planları altlıklarının eski olduğu hususuna itiraz edilmiş, anılan itiraz kabul edilerek dava konusu imar planı değişiklikleri … tarihli ve … sayılı Cumhurbaşkanlığı Kararı ile yeniden onaylanmıştır.
Anılan plan değişikliklerinin 08/05/2019-10/06/2019 tarihleri arasında Armutlu Belediye Başkanlığında askıya çıkarılması üzerine 27/06/2019 tarihinde bakılmakta olan dava açılmıştır.

İLGİLİ MEVZUAT:
4046 sayılı Özelleştirme Uygulamaları Hakkında Kanununun 1. maddesinde:” Bu Kanunun amacı; A) Bu maddede belirtilen ve Kanunun uygulanmasında “kuruluş” adı ile anılacak olan;
a) İktisadi devlet teşekküllerinin, bunların müessese, bağlı ortaklık, işletme, işletme birimleri ile varlıklarının ve iştiraklerindeki kamu paylarının,
b) Kamu iktisadi teşebbüsleri statüsü dışında kalmakla beraber sermayesinin tamamı veya yarısından fazlası devlete ve/veya diğer kamu tüzelkişilerine ait olan ticari amaçlı kuruluşlardaki kamu payları ile bu kuruluşlara ait müessese, bağlı ortaklık, işletme, işletme birimleri ve varlıklarının, iştiraklerindeki kamu paylarının,
c) Devletin diğer iştiraklerindeki kamu payları ile Hazineye ait payların,
d) Genel ve katma bütçeli idareler ile bunlara bağlı döner sermayeli kuruluşların ve kamu iktisadi teşebbüslerinden kamu iktisadi kuruluşlarının gördükleri kamu hizmetleri ile doğrudan doğruya ilgili olmayan varlıklarının ve iştiraklerindeki paylarının,
e) Belediye ve il özel idarelerine ait ticari amaçlı kuruluşlar ile pay oranlarına bakılmaksızın her türlü iştiraklerindeki paylarının,
f) Genel ve katma bütçeli idarelerle bunlara bağlı döner sermayeli kuruluşların, mal ve hizmet üretim birimleri ve varlıkları (baraj, gölet, otoyol, yataklı tedavi kurumları, limanlar ve benzeri diğer mal ve hizmet üretim birimleri) ile bu Kanunun 35 inci maddesinin (B) fıkrasında belirtilen kamu iktisadi kuruluşlarının temel kuruluş amaçlarına uygun mal ve hizmet üretim birimlerinin işletilmesi haklarının, ekonomide verimlilik artışı, kamu giderlerinde azalma sağlamak, Hazineye ait taşınmazları değerlendirmek suretiyle kamuya gelir elde etmek gerekçelerinden birisi ile özelleştirilmelerine ilişkin esasları düzenlemektir. “kuralına yer verilmiştir.
3194 sayılı İmar Kanununun “İmar Planlarında Bakanlığın Yetkisi”ni düzenleyen 9. maddesine 4046 sayılı Kanunun 41. maddesiyle eklenen 2. fıkrada: “Belediye hudutları ve mücavir alanlar içerisinde bulunan ve özelleştirme programına alınmış kuruluşlara ait arsa ve arazilerin, ilgili kuruluşlardan (Belediye) gerekli görüş alınarak çevre imar bütünlüğünü bozmayacak (Ek ibare: 03/04/1997 – 4232/4 maddesi) imar tadilatları ve mevzi imar planlarının ve buna uygun imar durumları; Özelleştirme İdaresi Başkanlığınca hazırlanarak Özelleştirme Yüksek Kurulunca onaylanmak suretiyle yürürlüğe girer ve ilgili Belediyeler bu arsa ve arazilerin imar fonksiyonlarını 5 yıl değiştiremezler. (Ek ibare: 03/04/1997 – 4232/4 maddesi) ilgili belediyeler görüşlerini onbeş gün içinde bildirir.” hükmüne yer verilmiştir.
Anılan Yasa’nın Ek-3. maddesinde: “Özelleştirme programındaki kuruluşlara ait veya kuruluş lehine irtifak ve/veya kullanım hakkı alınmış arsa ve araziler ile özel kanunları uyarınca özelleştirilmek üzere özelleştirme programına alınan arsa ve arazilerin, 3621 sayılı Kıyı Kanunu veya 2634 sayılı Turizmi Teşvik Kanunu kapsamında kalan yerler dahil olmak üzere genel ve özel kanun hükümleri kapsamında yer alan tüm alanlarda imar planlarını yapmaya ve onaylamaya yetkili olan kurum veya kuruluşlardan görüş alınarak çevre imar bütünlüğünü bozmayacak her tür ve ölçekte plan, imar planı ile değişiklik ve revizyonları müellifi şehir plancısı olmak üzere Başbakanlık Özelleştirme İdaresi Başkanlığınca yapılarak veya yaptırılarak Özelleştirme Yüksek Kurulunca onaylanmak ve Resmi Gazetede yayımlanmak suretiyle kesinleşir (İptal ibare: Anayasa Mahkemesi’nin 09/06/2011 tarih ve 2008/87 E, 2011/95 K. sayılı Kararı ile.) yürürlüğe girer. İlgili kuruluşlar bu madde kapsamında yapılan planları devir tarihinden itibaren beş yıl süreyle değiştiremezler. Bu süre içerisinde imar planlarına ilişkin olarak, verilecek mahkeme kararlarının gereklerinin yerine getirilmesini teminen yapılacak imar planı değişikliğine ilişkin iş ve işlemler Özelleştirme İdaresi Başkanlığınca bu maddede belirtilen usul ve esaslara göre gerçekleştirilir. İlgili kuruluşlar görüşlerini onbeş gün içinde bildirirler. Bu madde kapsamında yapılan her ölçekteki plan ve imar planlarında 2863 sayılı Kültür ve Tabiat Varlıklarını Koruma Kanununun 17 nci maddesinin (a) bendinin ikinci ve sekizinci paragrafındaki hükümler uygulanmaz. Özelleştirme sürecinde ihtiyaç duyulması halinde, bu planlara göre yapılacak imar uygulamasına ilişkin parselasyon planları Özelleştirme İdaresi Başkanlığı tarafından yapılır veya yaptırılır. Bu parselasyon planları Özelleştirme İdaresi Başkanlığınca onaylanır (İptal ibare: Anayasa Mahkemesi’nin 09/06/2011 tarih ve 2008/87 E, 2011/95 K.sayılı Kararı ile.) Bu planlara göre yapılacak yapılarda her türlü ruhsat ve diğer belgeler ile izinler, ilgili mevzuat çerçevesinde yetkili kurum ve kuruluşlarca verilir.” kuralı bulunmaktadır.
3194 sayılı İmar Kanununun 5. maddesinde nazım imar planı; varsa bölge planlarının mekana ilişkin genel ilkelerine ve varsa çevre düzeni planlarına uygun olarak halihazır haritalar üzerine, yine varsa kadastral durumu işlenmiş olarak çizilen ve arazi parçalarının; genel kullanış biçimlerini, yerleşme alanlarının gelişme yön ve büyüklüklerini, nüfus yoğunlukları ve eşiklerini, ulaşım sistemlerini göstermek ve uygulama imar planlarının hazırlanmasına esas olmak üzere düzenlenen, plan hükümleri ve raporuyla beraber bütün olan plan olarak, uygulama imar planı ise; tasdikli halihazır haritalar üzerine varsa kadastral durumu işlenmiş olarak nazım imar planı esaslarına göre çizilen ve çeşitli bölgelerin yapı adalarını, bunların yoğunluk ve düzenini, yolları ve uygulama için gerekli imar uygulama programlarına esas olacak uygulama etaplarını ve diğer bilgileri ayrıntıları ile gösteren plan olarak tanımlanmıştır.
3194 sayılı İmar Kanununun 6. maddesinde, “Mekansal planlar, kapsadıkları alan ve amaçları açısından Mekansal Strateji Planlarına uygun olarak; “Çevre Düzeni Planları” ve “İmar Planları” kademelerinden oluşur. İmar planları ise nazım imar planı ve uygulama imar planı olarak hazırlanır. Her plan bir üst kademedeki plana uygun olarak hazırlanır.” hükmü yer almıştır.
Mekânsal Planlar Yapım Yönetmeliğinin 26.maddesinde, “İmar planı değişikliği; plan ana kararlarını, sürekliliğini, bütünlüğünü, sosyal ve teknik altyapı dengesini bozmayacak nitelikte, kamu yaran amaçlı, teknik ve nesnel gerekçelere dayanılarak yapılır.” kuralına yer verilmiştir.
2577 sayılı İdarî Yargılama Usûlü Kanununun 7.maddesinde, “Dava açma süresi, özel kanunlarında ayrı süre gösterilmeyen hallerde Danıştayda ve idare mahkemelerinde altmış ve vergi mahkemelerinde otuz gündür.”hükmü, 20/A maddesinde ise, Özelleştirme Yüksek Kurulu kararlarına karşı açılacak davaların ivedi yargılama usulüne tabi olduğu, bu usulde dava açma süresinin 30 gün olduğu hükmü yer almaktadır.

HUKUKİ DEĞERLENDİRME:
Usul yönünden;
Davalı tarafından, davacının dava açma ehliyetinin olmadığı ve davanın süresinde açılmadığı ileri sürülmüştür.
Ehliyet itirazına ilişkin olarak, idari işlemlerin hukuka uygunluğunun yargı yoluyla denetimini amaçlayan iptal davasının görüşülebilmesinin ön koşullardan biri olan “dava açma ehliyeti”, her idari işleme karşı herkes tarafından iptal davası açılmasının idare ile işlemlerinde istikrarsızlığa neden olmaması ve idarenin işleyişinin buna bağlı olarak olumsuz etkilenmemesi için, dava konusu edilecek işlem ile dava açacak kişi arasında belli ölçütler içinde menfaat ilişkisinin varlığını ifade etmektedir.
Söz konusu menfaat ihlalinin ise kişisel, meşru ve güncel olması gerekmekte olup her uyuşmazlıkta idari işlem ve davacı özelinde bu ölçütler ekseninde yargı mercilerince değerlendirilerek takdir edilmektedir.
Danıştay İçtihatları Birleştirme Kurulunun 08/03/1979 tarihli, E:1971/1, K:1979/1 sayılı kararında, Türk Mühendis ve Mimar Odalarının, tüzel kişiliği haiz birlikler gibi hak ve yetkilerinin bulunduğu gerekçesiyle davacı ve davalı olarak taraf ve dava ehliyetleri bulunduğuna karar verilmiş, 521 sayılı Danıştay Kanununun 69. ve 70. maddelerinde yer alan “ilgililer” ibaresinin gerçek ve tüzel kişilerden daha kapsamlı olduğu vurgulanmıştır. Aynı ibare 2577 sayılı İdari Yargılama Usulü Kanunununda da yer almıştır.
Bu durumda, “ilgililer” kavramından imar faaliyetlerinden etkilenen belde sakinlerinin de anlaşılması gerektiği ve bu faaliyetler nedeniyle dava açabilecekleri sonucuna varıldığından, ifa ettikleri meslek ve sanat açısından şehirleşme ve dolayısıyla imar faaliyetleriyle çok yakından ilgileri bulunan şehir plancılarının oluşturduğu oda ve şubelerde görevli bulunanlar, belde sakini sıfatıyla ayrı ayrı dava açabileceklerine göre bu kişiler tarafından kurulan ve yürütülen odaların da doğrudan dava açabileceği değerlendirildiğinden davacı Oda’nın görülmekte olan davayı açmakta ehliyeti bulunduğu sonucuna varılmaktadır.
Süre itirazına ilişkin olarak, Cumhurbaşkanlığının … tarih ve … sayılı kararıyla onaylanan dava konusu imar planı değişikliklerinin 08/05/2019-10/06/2019 tarihleri arasında Armutlu Belediye Başkanlığında askıya çıkarılması üzerine son askı tarihinden itibaren yasal dava açma süresi içinde, 27/06/2019 tarihinde açılan davada süre aşımı bulunmadığından, davalı idarelerin süre aşımı itirazı yerinde görülmemiştir.

Esas yönünden;
Uyuşmazlık konusu imar planı değişikliklerinin dava konusu taşınmazlar açısından geçmişten itibaren belirlenen fonksiyonların değerlendirilmesi suretiyle, dava konusu imar planı değişiklikleri ile getirilen kullanım kararlarının ve yapılaşma koşullarının çevre ve imar bütünlüğünü ve sosyal donatı dengesini bozucu nitelikte olup olmadığının, bozuyor ise sosyal donatı dengesini hangi yönlerden bozduğunun, üst ölçekli imar planları ile imar planlarının kademeli birlikteliği ilkesine uygun olup olmadığının, uyuşmazlığa konu taşınmazlara verilen fonksiyonların yer seçiminin uygunluğunun, imar planı değişikliklerinin imar mevzuatı uyarınca zorunlu olup olmadığının tespiti amacıyla naip üye … niyabetinde Doç. Dr. …, Dr. Öğretim Üyesi …, Öğretim Görevlisi Dr. …’dan oluşan bilirkişi kurulunca yerinde yaptırılan keşif ve bilirkişi incelemesi sonucunda düzenlenen raporda;
“-Dava konusu Yalova İli, Armutlu İlçesi, … Mahallesi, … sayılı parselin planların kademeli birlikteliği ilkesi kapsamında, üst ölçekli Yalova İli 1/25000 ölçekli Çevre Düzeni Planı’nda “orta yoğunlukta kentsel gelişme konut alanları” olarak planlandığı, dava konusu 1/5000 ölçekli nazım imar planı değişikliğinde kısmen “yüksek yoğunluklu gelişme konut alanı (251- 400 kişi/ha)”, kısmen “park ve yeşil alanlar” ve kısmen “10m lik ve 12m lik imar yolları” kullanımlarında kaldığı ve son olarak dava konusu 1/1000 ölçekli uygulama imar planı değişikliğinde kısmen “gelişme konut alanı (ayrık nizam, 4 katlı, ön bahçe çekme mesafesi 5m, yan bahçe çekme mesafesi 3m, taks:0.40, kaks: 1.60 yapılaşma koşullu)”, kısmen “park alanı” ve kısmen “12m lik, 10m lik yol (taşıt yolu) ve 7m lik yol (yaya yolu)” olarak planlandığı, 1/5000 ölçekli nazım imar planı ve 1/1000 ölçekli uygulama imar planı değişiklikleri ile getirilen kentsel fonksiyonların kendi arasında plan kademelenmesi kapsamında uyumunun bulunduğu, üst ölçekli plan olan Yalova İli 1/25000 ölçekli Çevre Düzeni Planında tanımlanan “kentsel gelişme konut alanları” kullanımı ile ilk etapta uyumlu gözükmesine rağmen, dava konusu taşınmaz için; Yalova İli 1/25000 ölçekli Çevre Düzeni Planında tanımlanan orta yoğunlukta kentsel gelişme konut alanları için plan hükmünde “… kentsel gelişme konut alanlarında yapılacak alt ölçekli planlar için nüfus yoğunluk aralıkları (brüt 100-150 kişi/ha)” olarak belirtilmesi ve yine plan hükümlerinde “…Bu plan ile belirlenen nüfus esas olmak üzere, alt ölçekli imar planı çalışmaları sırasında çevre imar bütünlüğü de dikkate alınarak kentsel yerleşik konut alanları ve kentsel gelişme konut alanlarında yoğunluk aktarımı yapılabilir. Yoğunluk aktarımı yapılırken nazım ve uygulama imar planlarının idari sınırlar bütününü kapsaması zorunludur. Yoğunluk aktarımı yapılan alanda artan nüfus ihtiyacına yönelik sosyal donatı alanları alt ölçekli imar planlarında ayrılmak zorundadır…”ibaresi bulunmasına karşın 1/5000 ölçekli nazım imar planı değişikliğinde anılan taşınmaz için planlanan “konut alanları” için kısmen “yüksek yoğunluklu gelişme konut alanı ( brüt 251- 400 kişi/ha)” kullanım kararı getirilmiş olması ve bu karar ile oluşan artan nüfus ihtiyacına yönelik sosyal donatı alanları ayrılmaması sebepleriyle bir üst ölçeğin ana kararlarını koruyan özgün bir plan olması beklenirken bu ana kararları korumadığı, bir alt ölçekte alınan plan kararlarının bir üst ölçek plan kararları ile çeliştiği ve planların kademeli birlikteliği ilkesine aykırı olduğu,
Dava konusu 1/1000 ölçekli uygulama imar planı değişikliğinde 15.294,68 m2 yüz ölçümüne sahip gelişme konut alanı öngörüldüğü, ana planın (bir önceki plan) hesaplarına göre 1200 m2 yüzölçümüne sahip parsellerde 4 katlı yapılarda 3 hane yaşayacağı ve her hanede de ortalama 3 kişinin bulunduğu düşünüldüğünde 1200 m2’lik yüzölçümünde 9 kişinin yaşayacağı bir durumun öngörüldüğü, buradan 15.294,68*9/1200= 115 kişi değerine ulaşıldığı, bu durumda 1/1000 ölçekli planda öngörülen yapılaşma yoğunluğu değerleri ile dava konusu parselde en fazla 115 kişi/ha yaşayabildiğinin hesaplandığı, dava konusu nazım imar planında ise bu bölge 251-400 kişi / ha yüksek yoğunluklu gelişme konut alanı içerisinde tanımlandığı, halbuki 115 kişi /ha değerin orta yoğunluk (100-150 kişi/ha) içerisinde tanımlanması gerektiği, uygulama imar planında nazım imar planındaki yoğunluk değerleri aşılmamış olsa da nazım imar planındaki yüksek yoğunluk değerlerinin hem 1/25000 ölçekli çevre düzeni planı hem de 1/1000 ölçekli uygulama imar planı ile örtüşmediğinden planların kademeli birlikteliği ilkesine nüfus ve yapılaşma koşulları ilişkisi çerçevesinde de aykırı bir durumun oluştuğu,
Dava konusu plan değişikliği öncesi yürürlükte olan imar planında … sayılı parselde planlanan “sosyal tesis alanı”, “idari hizmet alanı” ve kısmen “park alanı” kullanımlarının Mekansal Planlar Yapım Yönetmeliğinin 5/i bendine göre “sosyal altyapı alanları” olarak tarif edildiği ve bu kullanımların “gelişme konut alanı (ayrık nizam, 4 katlı, ön bahçe çekme mesafesi 5m, yan bahçe çekme mesafesi 3m, TAKS: 0.40, KAKS: 1.60 yapılaşma koşullu)” kullanıma dönüştürülmesi işleminin yine Mekansal Planlar Yapım Yönetmeliğinin 26/2 bendinde belirtilen “…İmar planlarında sosyal ve teknik altyapı hizmetlerinin iyileştirilmesi esastır. Yürürlükteki imar planlarında öngörülen sosyal ve teknik altyapı standartlarını düşüren plan değişikliği yapılamaz….” ve 26/3-b fıkrasında belirtilen “…İmar planında yer alan yol hariç sosyal ve teknik altyapı alanlarının ve kamuya ait sosyal ve kültürel tesis alanlarının kaldırılabilmesi veya küçültülmesi ancak bu tesislerin hitap ettiği hizmet etki alanı içinde eşdeğer yeni bir alanın ayrılması suretiyle yapılabilir…” maddelerine uymadığı, dava konusu plan değişikliği öncesi plan konumunda olan … tarih ve … sayılı Armutlu Belediye Meclisi kararıyla onaylanan 1/1000 ölçekli uygulama imar planı ilave ve revizyonu plan açıklama raporunda belirtilen 562,1ha’lık plan alanı için 2035 yılı plan nüfusunun üst ölçekli çevre düzeni planı kararları doğrultusunda 36000 kişi olarak belirlendiği ve tüm sosyal ve teknik altyapı alanlarının miktarının bu nüfusa göre hesaplandığı, bu kapsamda parsel bazında yapılan plan değişikliği ile sosyal altyapı alanlarında azalma olacağı ve plan değişikliği işlemi ile kaldırılan sosyal altyapı alanlarının hitap ettiği hizmet etki alanı içinde eşdeğer yeni bir alanın ayrılmadığı, bu kapsamda davaya konu parselin eğim, zemin özellikleri vb. fiziksel koşullar açısından “gelişme konut alanı” kentsel kullanımına uygun bir alan olarak gözükmesine rağmen sosyal altyapı alanlarına bir önceki plan sınırları dahilinde eş değer bir alan yaratmaması ve dolayısıyla azaltması, plan değişikliği ile getirdiği yeni nüfusa yönelik yeni sosyal ve teknik altyapı alanı hesaplarına ve fiziksel mekan çalışmalarına plan kapsamında girmemesi sebepleriyle mevzuata aykırılık taşıdığı, ayrıca, 1/5000 ölçekli nazım imar planındaki yüksek yoğunluk (251-400 kişi/ha) değerinin 1/1000 ölçekli uygulama imar planındaki yapılaşma koşulları ile ilişkisinin kurulmadığı, bu durumun dava konusu planlarda açıklanmamasının bir belirsizlik yarattığı, çünkü ana planda dava konusu parselin bulunduğu bölgede nazım imar planında orta yoğunluklu konut alanlarına denk gelen parsellerde uygulama imar planında TAKS=0,40 KAKS=1,60 yapılaşma koşulları öngörülmüşken, dava konusu nazım imar planında yüksek yoğunluklu konut alanı olarak belirlenen alanda yine TAKS=0,40, KAKS=1,60 yapılaşma koşullarının belirlenmesinin mümkün olmadığı, plana ilişkin nüfus ve yapılaşma koşulları ilişkisinin net bir şekilde kurulmamış olmasından ötürü, dava konusu nazım imar planında dava konusu parselde öngörülen nüfus yoğunluğu değerinin çevredeki gelişme konut alanlarındaki nüfus yoğunluğu değerlerinden fazla olup mekansal anlamda dava konusu parsel ile çevresindeki parseller arasında yapılaşma koşulu açısından eşitsizlik yarattığı ve adalet ilkesinin sarsıldığı,
Dava konusu plan değişikliği öncesi yürürlükte olan imar planında … sayılı parselde planlanan, kısmen “7m’den dar yol (yaya yolu)” kullanımlarının “gelişme konut alanı (ayrık nizam, 4 katlı, ön bahçe çekme mesafesi 5m, yan bahçe çekme mesafesi 3m, TAKS: 0.40, KAKS: 1.60 yapılaşma koşullu)” kullanıma dönüştürülmesi işleminin ise Mekansal Planlar Yapım Yönetmeliğinin 26/3-b fıkrasında belirtilen “…İmar planında yer alan yol hariç sosyal ve teknik altyapı alanlarının ve kamuya ait sosyal ve kültürel tesis alanlarının kaldırılabilmesi veya küçültülmesi ancak bu tesislerin hitap ettiği hizmet etki alanı içinde eşdeğer yeni bir alanın ayrılması suretiyle yapılabilir…” maddesinde belirtilen “…yol hariç…” tanımlamasından dolayı mevzuata aykırılık taşımadığı,
Özelleştirme İdaresi Başkanlığı tarafından hazırlanan ve Cumhurbaşkanlığının 18/04/2019 tarih ve 994 sayılı kararıyla onaylanarak yürürlüğe giren 1/1000 ölçekli uygulama imar planı değişikliğinin plan açıklama raporunda plan gerekçesinin yeterli detayı içermediği, davaya konu parsele “gelişme konut alanı”, “park alanı” ve “yol” planlama kararları getirilirken parselden kaldırılan “sosyal tesis alanı”, “idari hizmet alanı” ve kısmen “park alanı” kullanımlarının bölge bütününe hizmet eden kamusal kullanımlar olması sebebiyle ne olacağı veya nereye gideceğinin plan açıklama raporundan tespit edilmediği, raporda kaldırılacak olan sosyal altyapı alanlarının imar mevzuatı kapsamı dâhilinde fiziki mekân anlamında planlanmadığı, sosyal ve teknik altyapı alanlarının kentsel mekandaki gösterimlere/kararlara ilişkin tanımlamaların net olarak yapılmadığı, raporda jeolojik, halihazır, mülkiyet ve kadastral durum bilgilerinin ve yapı analizi çalışmalarının bulunmasına rağmen yapılan plan değişikliğinin kamusal kullanım olan sosyal altyapı alanlarının plan değişikliği ile kaldırılması olduğu için gereklilik analizi niteliğindeki donatı hesap tabloları ve sosyal donatı yerleşim analizleri gibi somut ve yerleşmeye özel verileri içermediği, davaya konu parsele isabet eden sosyal altyapı alanlarının bölge bütününde bakıldığında hizmet etki alanları ile ilgili analiz çalışmalarının yapılmadığı sebeplerine dayanarak Mekansal Planlar Yapım Yönetmeliği’nin 9/4. bendinde belirtilen tanımı karşılamadığı,
Davaya konu parsele denk gelen kamusal alanların düzenleme ortaklık payı (DOP) oranı olarak tanımlanamayacağı, dolayısıyla düzenleme ortaklık payı (DOP) oranının yasal sınırı aşım hali (veya yüksekliği) ifadesinin doğru bir tanımlama olmadığı, düzenleme ortaklık payı (DOP) kesintisinin imar planı uygulamasına ilişkin bir kavram olduğu ve imar planlarındaki kamusal alan miktarının doğrudan bir planlama kusuru olarak görülemeyeceği, sonuç itibariyle davalı idarenin yüksek düzenleme ortaklık payı (DOP) oranı tespitinin imar planı değişikliği için bir gerekçe oluşturmadığı,
Uyuşmazlığa konu plan değişikliği ile dava konusu … sayılı parsele getirilen “yüksek yoğunluklu gelişme konut alanı”, “park alanı” ve “yol” kullanımlarının yerine geldiği “sosyal tesis alanı”, “idari hizmet alanı” ve kısmen “park alanı” kullanımlarının “sosyal altyapı alanı” olması ve tüm sosyal altyapı alanı hesaplarına girmiş olması ve tablolara işlenmesi, “sosyal altyapı alanı” olarak bölgeye hitap eden “üstün kamu yararı” etkisinin olmasından dolayı bu kullanımların hizmet etki alanında eşdeğer alanın ayrılmasını zorunlu kıldığı, ancak eşdeğer alan kullanımı ayrılmadığı,
Planlama alanının jeolojik, halihazır, mülkiyet ve kadastral durum bilgilerinin ve yapı analizi çalışmalarının bulunmasına rağmen yapılan plan değişikliğinin kamusal kullanım olan sosyal altyapı alanlarının plan değişikliği ile kaldırılması olduğu için gereklilik analizi niteliğindeki donatı hesap tabloları ve sosyal donatı yerleşim analizleri gibi somut ve yerleşmeye özel verileri içermediği, davaya konu parsele isabet eden sosyal altyapı alanlarının bölge bütününde bakıldığında hizmet etki alanları ile ilgili analiz çalışmalarının yapılmadığı ve bu analizlerin üst üste çakıştırılması ile oluşan sentez çalışmasının plan açıklama raporunda yer almadığı görüldüğünden dava konusu plan değişikliklerinin şehircilik ilkeleri ve planlama esaslarına aykırı olduğu,” tespit ve değerlendirmelerine yer verilmiştir.
Bilirkişi raporunun tebliği üzerine davalı idarece bilirkişi raporuna itiraz edilmiş ise de, davalı idarenin itirazları raporu kusurlandıracak nitelikte olmayıp, rapor karar vermeye esas alınabilir nitelikte ve yeterlilikte görülmüştür.
Yukarıda yer verilen mevzuat hükümleri uyarınca; özelleştirme programındaki kuruluşlara ait veya özelleştirilmek üzere özelleştirme programına alınan arsa ve arazilerde, ilgili kuruluşlardan gerekli görüş alınmak suretiyle her ölçekteki imar planı değişiklikleri yapmak Özelleştirme İdaresi Başkanlığının yetkisi dahilinde olmakla beraber; bu plan ve plan değişikliklerinin çevre ve imar bütünlüğünü bozmayacak şekilde yapılması gerektiği kuşkusuz olup; dava konusu imar planlarına ilişkin yargılamanın da belirtilen bu hususla birlikte, 3194 sayılı İmar Kanununun 9. maddesinin ikinci fıkrasında verilmiş olan yetkiye istinaden Özelleştirme İdaresi Başkanlığınca yalnızca dava konusu parsel ile sınırlı bir alana ilişkin imar planı değişikliğine gidildiği göz önünde bulundurularak yapılması gerekmektedir.
Dava konusu imar planı değişikliklerinden önce Armutlu Belediye Meclisinin … tarih ve … sayılı kararıyla onaylanan 1/5.000 ölçekli nazım imar planında taşınmaz “kamu hizmet alanı, sağlık tesis alanı, parklar ve dinlenme alanları ve yol” olarak planlanmışken Armutlu Belediye Meclisinin … tarih ve … sayılı kararıyla onaylanan 1/1.000 ölçekli uygulama imar planında “sosyal tesis alanı, idari hizmet alanı, park ve yol” kullanım kararı getirilmiştir. Bu haliyle iki ana planın planların kademeli birlikteliği ilkesi bakımından uyumlu olmadığı görüldüğünden dava konusu plan değişikliklerinde bilimsel, teknik ve nesnel gerekçeler bulunmaktadır.
Mahallinde Dairemizce yaptırılan keşif ve bilirkişi incelemesi sonucu hazırlanan rapordaki tespitlerin incelenmesinden;
– Dava konusu 1/5000 ölçekli nazım imar planı ve 1/1000 ölçekli uygulama imar planı değişiklikleri ile getirilen kentsel fonksiyonların plan kademelenmesi kapsamında birbirleri ile uyumunun bulunduğu, ancak dava konusu taşınmaz için; Yalova İli 1/25000 ölçekli Çevre Düzeni Planında orta yoğunlukta kentsel gelişme konut alanı öngörülmesine karşın dava konusu 1/5000 ölçekli nazım imar planı değişikliğinde planlanan “konut alanları” için kısmen “yüksek yoğunluklu gelişme konut alanı ( brüt 251- 400 kişi/ha)” kullanım kararı getirilmesinin üst ölçekli plan kararları ile çeliştiği ve planların kademeli birlikteliği ilkesine aykırı olduğu ve nüfus yoğunluğu değerinin çevredeki gelişme konut alanlarındaki nüfus yoğunluğu değerlerinden fazla olduğu, bu nedenle eşitsizlik yarattığı tespiti yönünden;
Dosyada bulunan plan paftalarının incelenmesinden, dava konusu taşınmazın bulunduğu bölgede 1/5000 ölçekli nazım imar planında orta yoğunluklu konut alanlarına denk gelen parsellerde 1/1000 ölçekli uygulama imar planında TAKS=0,40 KAKS=1,60 yapılaşma koşullarının öngörüldüğü, yine çevre imar düzeni ile uyumlu olarak dava konusu 1/1000 ölçekli uygulama imar planı değişikliğiyle TAKS=0,40, KAKS=1,60 yapılaşma koşullarının belirlendiği, nazım imar planındaki yüksek yoğunluk değerlerinin hem 1/25000 ölçekli çevre düzeni planı hem de 1/1000 ölçekli uygulama imar planı ile örtüşmediğinden planların kademeli birlikteliği ilkesine nüfus ve yapılaşma koşulları ilişkisi çerçevesinde aykırı bir durumun oluştuğu ileri sürülmüş ise de, planlama esasları gereği planlama alanında yapılacak uygulamalarda 1/1000 ölçekli uygulama imar planı esas alınacağından, bilirkişi raporundaki bu olumsuz tespite itibar edilmemiştir.
-Parsel bazında yapılan plan değişikliği ile sosyal altyapı alanlarında azalma olacağı ve plan değişikliği işlemi ile kaldırılan sosyal altyapı alanlarının hitap ettiği hizmet etki alanı içinde eşdeğer yeni bir alanın ayrılmadığı tespiti yönünden;
Özelleştirme İdaresi Başkanlığınca hazırlanan imar planlarıyla; yürürlükteki imar planlarında öngörülen sosyal ve teknik altyapı standartlarını düşüren imar planı değişikliği yapılamayacağı açıktır.
Aynı şekilde, Özelleştirme İdaresi Başkanlığınca hazırlanan, imar planında verilmiş olan inşaat emsalinin, kat adedinin, ifraz şartlarının değiştirilmesi sonucu nüfus yoğunluğunun artırılmasına dair imar planı değişikliklerinde de, artan nüfusun ihtiyacı olan sosyal ve teknik altyapı alanlarının standartlara uygun olarak plan değişikliğine konu alana hizmet vermek üzere ayrılması, diğer yetkili idarelerce yapılan imar planı değişikliklerinde olduğu gibi bir zorunluluktur.
Dava konusu imar planları değişikliklerinden önceki planlarda … parsel sayılı taşınmaza sosyal donatı kullanımı olarak uygulama imar planıyla idari hizmet alanı ve sosyal tesis alanı, nazım imar planıyla ise kamu hizmet alanı ve sağlık tesis alanı fonksiyonları getirilmiş, dosyadaki bilgi ve belgeler ile plan paftalarının incelenmesinden, sağlık tesis alanı açısından Yalova Valiliği İl Sağlık Müdürlüğü tarafından yatırım ve planlama talebi bulunmadığından plan değişikliğinin taraflarınca uygun görüldüğüne ilişkin görüş yazısının bulunduğu, yine dava konusu plan değişikliklerinden önceki 1/1000 ölçekli uygulama imar planında taşınmaza getirilen idari hizmet alanı kullanımının hangi kuruma özgülendiği konusunda içeriğinin somut ve belirli olmadığı göz önünde bulundurulduğunda, dava konusu imar planı değişikliklerinde mevcut sosyal ve teknik altyapı alanlarına ilave yeni alanlar ayrılmasının gerekmediği, kaldı ki davalı idarenin planlama yetkisinin özelleştirme kapsam ve programına alınan parsellerle sınırlı olduğu, alanın tamamı üzerinde düzenleme yapma yetkisi bulunmadığı göz önünde bulundurulduğunda, bilirkişi raporundaki bu olumsuz tespite de itibar edilmemiştir.
-Plan açıklama raporunda planlama alanının jeolojik, halihazır, mülkiyet ve kadastral durum bilgilerinin ve yapı analizi çalışmalarının bulunmasına rağmen yapılan plan değişikliğinin kamusal kullanım olan sosyal altyapı alanlarının plan değişikliği ile kaldırılması olduğu için gereklilik analizi niteliğindeki donatı hesap tabloları ve sosyal donatı yerleşim analizleri gibi somut ve yerleşmeye özel verileri içermediği görüldüğünden dava konusu plan değişikliklerinin şehircilik ilkeleri ve planlama esaslarına aykırı olduğuna ilişkin tespit yönünden;
Planlama alanında, “gelişme konut alanı” kullanımının yoğun şekilde bulunduğu, alanın yaklaşık %41,46’sının sosyal donatı alanı olarak ayrılmasının çevre arazi kullanım kararıyla ve planlama esaslarıyla uyumlu bir yaklaşım olduğu, planlama kapsamında alınan kurum görüşünde dava konusu taşınmazın kısmen “idari hizmet alanı” kullanımında kalması gerekliliğine ilişkin teknik ve bilimsel gerekçelerinin ortaya konulamadığı, dava konusu imar planlarının üst ölçekli çevre düzeni planları ile de uyumlu olduğu hususları dikkate alındığında, plan açıklama raporunun belirtilen yönlerden eksik olması, dava konusu imar planı değişikliklerini tek başına kusurlandırmayacağından, anılan tespite de itibar edilmemiştir.
Yukarıda yer verilen açıklama ve değerlendirmeler çerçevesinde; dava konusu nazım ve uygulama imar planı değişikliklerinin, planlama ve şehircilik ilkelerine, imar mevzuatına, hukuka ve kamu yararına uygun olduğu sonucuna varılmıştır.

KARAR SONUCU:
Açıklanan nedenlerle;
1. 2577 sayılı Kanunun “İvedi yargılama usulü” başlıklı 20/A maddesi kapsamında kalan DAVANIN REDDİNE,
2. Ayrıntısı aşağıda gösterilen toplam …-TL yargılama giderinin davacı üzerinde bırakılmasına,
3. Karar tarihinde yürürlükte bulunan Avukatlık Asgari Ücret Tarifesi uyarınca …TL vekâlet ücretinin davacıdan alınarak davalı idareye verilmesine,
4. Maliye Bakanlığı tarafından keşif ve bilirkişi giderleri için yatırılan …TL avanstan harcanan …TL’nin davacıdan alınıp Hazine adına yatırılması için kararın bir örneğinin Maliye Bakanlığı Baş Hukuk Müşavirliği ve Muhakemat Genel Müdürlüğü’ne tebliğine, keşif avansından artan kısmın Maliye Bakanlığı’na iadesine,
5. Posta gideri avansından artan tutarın kararın kesinleşmesinden sonra davacıya iadesine,
6. 2577 sayılı Kanunun 20/A maddesinin 2. fıkrasının (g) bendi uyarınca bu kararın tebliğ tarihini izleyen 15 gün içerisinde Danıştay İdari Dava Daireleri Kuruluna temyiz yolu açık olmak üzere, 30/11/2022 tarihinde oy birliğiyle karar verildi.