Danıştay 12. Daire Başkanlığı 2022/4452 E. , 2022/5896 K.
T.C.
D A N I Ş T A Y
ONİKİNCİ DAİRE
Esas No : 2022/4452
Karar No : 2022/5896
TEMYİZ EDEN (DAVACI) : …
VEKİLİ : Av. …
KARŞI TARAF (DAVALILAR) : 1- … Başkanlığı
VEKİLİ : Av. …
2- … Valiliği
VEKİLİ : Av. …
İSTEMİN KONUSU : … Bölge İdare Mahkemesi … İdari Dava Dairesinin … tarih ve E:…, K:… sayılı kararının temyizen incelenerek bozulması istenilmektedir.
YARGILAMA SÜRECİ :
Dava konusu istem: Samsun ili, İlkadım ilçesi, … Ortaokulunda din kültürü ve ahlak bilgisi öğretmeni olarak görev yapan davacının, Sosyal Güvenlik Kurumu Başkanlığınca, Samsun Eğitim ve Araştırma Hastanesinin … tarih ve … sayılı sağlık kurulu raporuna istinaden, 5510 sayılı Sosyal Sigortalar ve Genel Sağlık Sigortası Kanunu’nun 25. maddesinin birinci fıkrası uyarınca malul olduğuna karar verildiğinden bahisle, malulen emekliye sevkine ilişkin … tarih ve … sayılı işlemin iptali istenilmiştir.
İlk Derece Mahkemesi kararının özeti: … İdare Mahkemesince verilen … tarih ve E:…, K:… sayılı kararla; uyuşmazlıkta, ara kararıyla, davacının çalışma gücünün ne kadarını kaybettiği ve hastalığı sebebiyle malul sayılıp sayılmayacağı, mevcut hastalığı nedeniyle öğretmenlik mesleğini icra edip edemeyeceği, şayet öğretmenlik mesleğini icra edemiyorsa diğer hizmet sınıflarında memur olarak görev yapıp yapamayacağı hususlarının tespitinin istenilmesi üzerine Ondokuz Mayıs Üniversitesince düzenlenen … tarih ve … sayılı Psikiyatri Kurul Raporunda; davacının çalışma gücünün %80’ini kaybetmiş olduğu ve malul sayılacağının, ayrıca mevcut hastalığı nedeniyle öğretmenlik mesleğini yapmasının beklenemeyeceğinin açıkça ifade edilmesi karşısında, malulen emekliye sevkine ilişkin işlemde hukuka aykırılık bulunmadığı gerekçesiyle davanın reddine karar verilmiştir.
Bölge İdare Mahkemesi kararının özeti: … Bölge İdare Mahkemesi …. İdari Dava Dairesince; istinaf başvurusuna konu İdare Mahkemesi kararının hukuka ve usule uygun olduğu ve davacı tarafından ileri sürülen iddiaların söz konusu kararın kaldırılmasını sağlayacak nitelikte görülmediği gerekçesiyle 2577 sayılı İdari Yargılama Usulü Kanunu’nun 45. maddesinin üçüncü fıkrası uyarınca istinaf başvurusunun reddine karar verilmiştir.
TEMYİZ EDENİN İDDİALARI : Dava konusu işleme esas alınan sağlık kurulu raporunun eksik ve yetersiz olduğu, aynı durumda olan birçok kişinin kullandığı ilaçlar ve aldığı tedaviler neticesinde hastalığının önemli oranda düzeldiği, özellikle kişilerle teması olmayan masa başı evrak işlemlerini yapabilecek kadar tedavisinin mümkün olmasına rağmen, bu husustaki itirazlarının karşılanmadığı ileri sürülmektedir.
KARŞI TARAFIN SAVUNMASI : Savunma verilmemiştir.
DANIŞTAY TETKİK HÂKİMİ : …
DÜŞÜNCESİ : Temyiz isteminin kabulü gerektiği düşünülmektedir.
TÜRK MİLLETİ ADINA
Karar veren Danıştay Onikinci Dairesince, Tetkik Hâkiminin açıklamaları dinlendikten ve dosyadaki belgeler incelendikten sonra gereği görüşüldü:
İNCELEME VE GEREKÇE:
MADDİ OLAY :
Öğretmen olarak görev yapan davacının; 657 sayılı Devlet Memurları Kanunu’nun Geçici 37. maddesi uyarınca 14/06/2011 tarihinde sözleşmeli iken kadroya ataması yapılmış olup, görevini ifa ederken rahatsızlığı nedeniyle durumunun tespiti için gönderildiği Samsun Eğitim ve Araştırma Hastanesince düzenlenen … tarih ve … sayılı sağlık kurulu raporunda; davacı hakkında ”Bipolar affektif bozukluk” tanısı konularak, mevcut haliyle öğretmenlik mesleğini yapamayacağı bildirilmiştir.
Anılan raporun Sosyal Güvenlik Kurumu Başkanlığı Sağlık Kurulunca incelenmesi neticesinde; 5510 sayılı Sosyal Sigortalar ve Genel Sağlık Sigortası Kanunu’nun 25. maddesinin birinci fıkrası uyarınca malul olduğuna, başka birinin sürekli bakımına muhtaç olmadığına, kontrol muayenesi gerekmediğine karar verilmiştir.
… Valiliği İl Milli Eğitim Müdürlüğünün … tarih ve … sayılı işlemiyle; anılan Kanun uyarınca malulen emekliye sevk edilmiştir.
Bunun üzerine temyizen incelenen dava açılmıştır.
İLGİLİ MEVZUAT:
5510 sayılı Sosyal Sigortalar ve Genel Sağlık Sigortası Kanunu’nun ”Malul sayılma” başlıklı 25. maddesinin birinci fıkrasında; “Sigortalının veya işverenin talebi üzerine Kurumca yetkilendirilen sağlık hizmeti sunucularının sağlık kurullarınca usûlüne uygun düzenlenecek raporlar ve dayanağı tıbbî belgelerin incelenmesi sonucu, 4 üncü maddenin birinci fıkrasının (a) ve (b) bentleri kapsamındaki sigortalılar için çalışma gücünün veya iş kazası veya meslek hastalığı sonucu meslekte kazanma gücünün en az %60’ını, (c) bendi kapsamındaki sigortalılar için çalışma gücünün en az %60’ını veya vazifelerini yapamayacak şekilde meslekte kazanma gücünü kaybettiği Kurum Sağlık Kurulunca tespit edilen sigortalı, malûl sayılır.” kuralına yer verilmiştir.
Anılan Kanun’un ”Uyuşmazlıkların çözüm yeri” başlıklı 101. maddesinde; bu Kanun’da aksine hüküm bulunmayan hallerde, bu Kanun hükümlerinin uygulanmasıyla ilgili ortaya çıkan uyuşmazlıkların iş mahkemelerinde görüleceği, ”5434 sayılı Kanun’a ilişkin geçiş hükümleri” başlıklı Geçici 4. maddesinin birinci fıkrasında; bu Kanun’un yürürlüğe girdiği tarih itibarıyla 08/06/1949 tarih ve 5434 sayılı Kanun’a göre; aylık, tazminat, harp malullüğü zammı, diğer ödemeler ve yardımlar ile 08/02/2006 tarih ve 5454 sayılı Kanun’un 1. maddesine göre ek ödeme verilmekte olanlara, bu Kanunla yürürlükten kaldırılan hükümleri de dahil 5434 sayılı Kanun’da kendileri için belirtilmiş olan şartları haiz oldukları müddetçe bunların ödenmesine devam olunacağı, ikinci fıkrasında; bu Kanun’un yürürlüğe girdiği tarihten önce iştirakçiliği sona erenlerden tahsis talebinde bulunacaklar ile bu Kanun’un yürürlüğe girdiği tarihten önce 5434 sayılı Kanun hükümlerine göre tahsis talebinde bulunanlardan işlemleri devam edenler hakkında, bu Kanunla yürürlükten kaldırılan hükümleri de dahil 5434 sayılı Kanun hükümlerine göre işlem yapılacağı, beşinci fıkrasında; bu madde kapsamına girenlerin aylıkların bağlanması, artırılması, azaltılması, kesilmesi, yeniden bağlanması, toptan ödemeleri, ilgi devamı, ihya ve borçlanmaları, diğer ödemeler ve yardımlar ile emeklilik ikramiyeleri hakkında bu Kanunla yürürlükten kaldırılan hükümleri de dahil 5434 sayılı Kanun hükümlerine göre işlem yapılacağı, onikinci fıkrasında; bu Kanun’un yürürlüğe girdiği tarihten önceki dönemlere ait 5434 sayılı Kanun’dan kaynaklanan alacakların takip ve tahsil işlemlerinin 5434 sayılı Kanun’un bu Kanunla yürürlükten kaldırılan ilgili hükümlerine göre Kurumca sonuçlandırılacağı, 108. maddesinde; bu Kanun’un, sayma yoluyla belirtilen maddeleri dışındaki diğer hükümlerinin 2008 yılı Ekim ayı başında yürürlüğe gireceği belirtilmiştir.
HUKUKİ DEĞERLENDİRME:
5510 sayılı Kanun’un 96. maddesi ve bu madde uyarınca çıkarılan yönetmelik kurallarının uygulanmasından kaynaklanan uyuşmazlıkla ilgili Danıştay Onbirinci Dairesinin E:2010/743 esasına kayıtlı dosyanın temyizen incelenmesi sırasında, 24/02/2010 tarihli kararıyla, 5510 sayılı Sosyal Sigortalar ve Genel Sağlık Sigortası Kanunu’nun 101. maddesinde yer alan “Bu Kanun hükümlerinin uygulanmasıyla ilgili ortaya çıkan uyuşmazlıklar iş mahkemelerinde görülür.” ibaresinin Anayasa’ya aykırı olduğu kanısına ulaşılması nedeniyle, iptali ve yürürlüğünün durdurulması istemiyle Anayasa Mahkemesine başvurulması üzerine, Anayasa Mahkemesinin 22/12/2011 tarih ve E:2010/65, K:2011/169 sayılı kararıyla; “…5510 sayılı Kanun ile birlikte sosyal güvenlik tek çatı altında toplanmış, özel hukuk niteliği ağır basan sosyal güvenlik hukuku alanı oluşmuştur. İtiraz konusu kuralda, ayrım yapılmaksızın 5510 sayılı Kanun’da ki iş ve işlemler hakkında genel düzenleme yapılmış ve aksine hüküm bulunmayan hallerde, kanun kapsamındaki uyuşmazlıkların çözüm yeri olarak iş mahkemeleri gösterilmiştir. İş mahkemeleri, iş hukuku alanındaki uyuşmazlıkları çözmekle görevli, ihtisaslaşmış adli yargı mahkemeleridir. Yasa koyucu 5510 sayılı Kanun kapsamındaki iş ve işlemleri, prim esasına dayalı yeni sistemin niteliğine bağlı olarak iş mahkemelerinin görev alanı kapsamına alabilir. Sosyal güvenlik hukuku kapsamında aynı konuya ilişkin tüm uyuşmazlıkların, bu alanda görevli uzman mahkeme olan iş mahkemelerinde görülmesinin, hak arama özgürlüğünü kolaylaştırıcı nitelikte olduğu, bu suretle kısa sürede sonuç alınmasını olanaklı kıldığı açıktır.
Bu bakımdan, 5510 sayılı Kanun’un yürürlüğünden sonra, prim esasına dayalı yeni sistemin içeriği ve Kanun kapsamındaki iş ve işlemlerin niteliği göz önünde bulundurulduğunda, itiraz konusu kuralla, yargılama bütünlüğü ve uzman mahkeme olması nedeniyle Kanun hükümlerinin uygulanmasıyla ilgili ortaya çıkan uyuşmazlıkların çözümünde iş mahkemelerinin görevlendirilmesinde Anayasa’ya aykırılık görülmemiştir.
Ancak, yukarıda açıklandığı üzere 5754 sayılı Kanun’un yürürlüğe girmesinden önce statüde bulunan memurlar ile diğer kamu görevlileriyle ilgili sosyal güvenlik mevzuatının uygulanmasından doğan idari işlem ve eylem niteliğindeki uyuşmazlıklarda idari yargının görevinin devam edeceği açıktır.” gerekçesiyle itirazın reddine karar verilmiştir.
Bu durumda yukarıda yer verilen Kanun hükümleri ve Anayasa Mahkemesi kararının gerekçesi birlikte değerlendirildiğinde; 5510 sayılı Kanun yürürlüğe girmeden önce 5434 sayılı Kanun’a tabi hizmeti bulunmayan ilgililer hakkında, 5510 sayılı Kanun hükümlerinin uygulanması gerektiğinden, uyuşmazlıkların görüm ve çözümünde de adli yargının (iş mahkemeleri) görevli bulunduğu açıktır.
5510 sayılı Kanun’un 25. maddesinin birinci fıkrası uyarınca hakkında malulen emekliye sevk yönünde işlem tesis edilen davacıya ait hizmet belgesi ve UYAP ekranından yapılan sorgulama neticesinde elde edilen SGK hizmet dökümünün incelenmesinden; davacının 14/06/2011 tarihinde stajyerliğinin kaldırıldığı, aynı tarihte 657 sayılı Kanun’un Geçici 37. maddesi uyarınca sözleşmeli iken kadroya atandığı, bu tarih öncesinde 5510 sayılı Kanun’un dördüncü maddesinin birinci fıkrasının (a) bendi kapsamında çalışmasının bulunduğu görülerek, malulen emekli edildiği 31/08/2020 tarihi itibarıyla 8 yıl, 8 ay, 17 gün fiili hizmetinin bulunduğu anlaşılmaktadır.
Uyuşmazlığın görüm ve çözümünün, hangi yargı yerinde görüleceğinin belirlenebilmesi için önem arz ettiğinden, davacının 5510 sayılı Kanun’un yürürlüğe girmesinden önce 5434 sayılı Kanun kapsamında iştirakçiliğinin bulunup bulunmadığı hususunun tespiti gerekmektedir.
Buna göre, davacının, 5510 sayılı Kanun’un yürürlüğe girmesinden önce 5434 sayılı Kanun kapsamında iştirakçiliğinin bulunup bulunmadığı araştırılarak sonucuna göre bir karar verilmesi gerekirken, bu yapılmaksızın, işin esasına girilmek suretiyle eksik inceleme neticesinde verilen kararda hukuki isabet görülmemiştir.
KARAR SONUCU:
Açıklanan nedenlerle;
1. 2577 sayılı Kanun’un 49. maddesine uygun bulunan davacının temyiz isteminin kabulüne,
2. Davanın yukarıda özetlenen gerekçeyle reddine ilişkin İdare Mahkemesi kararına karşı yapılan istinaf başvurusunun reddi yolundaki temyize konu … Bölge İdare Mahkemesi … İdari Dava Dairesinin … tarih ve E:…, K:… sayılı kararının BOZULMASINA,
3. Yeniden bir karar verilmek üzere dosyanın … Bölge İdare Mahkemesi … İdari Dava Dairesine gönderilmesine, kesin olarak 30/11/2022 tarihinde oybirliğiyle karar verildi.