Danıştay Kararı 4. Daire 2022/5460 E. 2022/7407 K. 30.11.2022 T.

Danıştay 4. Daire Başkanlığı         2022/5460 E.  ,  2022/7407 K.
T.C.
D A N I Ş T A Y
DÖRDÜNCÜ DAİRE
Esas No : 2022/5460
Karar No : 2022/7407

TEMYİZ EDEN (DAVACI) : … Katı Atık İşleme Enerji ve Çevre Sanayi Ticaret Anonim Şirketi
VEKİLİ : Av. …

KARŞI TARAF (DAVALI) : … Vergi Dairesi Başkanlığı
(… Vergi Dairesi Müdürlüğü)
VEKİLİ : Av. …

İSTEMİN KONUSU : … Bölge İdare Mahkemesi … Vergi Dava Dairesinin … tarih ve E:… , K:… sayılı kararının temyizen incelenerek bozulması istenilmektedir.

YARGILAMA SÜRECİ :
Dava konusu istem: Davacı şirketin ilişkili olduğu şirketlere verdiği borç para nedeniyle elde ettiği faiz gelirinin, söz konusu kurumların ilgili dönemde zarar beyan etmesi nedeniyle, iştirâk kazancı istisnasından faydalanamayacağından bahisle ihtirazi kaydı kabul edilmeyerek tesis edilen 2017 yılı mali zararının azaltılmasına ilişkin tahakkuk işleminin iptali istenilmiştir.
Bölge İdare Mahkemesi kararının özeti: Danıştay bozma kararı üzerine Bölge İdare Mahkemesinin temyize konu kararıyla; 5520 sayılı Kanun’un 12. maddesinin son fıkrası ile borç veren kurumlar için bazı koşullarda sağlanan düzeltme hakkıyla hem mükerrer vergilendirmeyi önleme hem de cezalandırma ile karşılaşılmadan işlemlerin düzeltilmesine olanak sağlandığı, bu açıdan, mezkûr hükmün, son derece belirgin olup lafızda yer alan düzenlemeler de hem örtülü sermaye düzenlemesinin konuluşundaki maksat hem de kanunun yapısındaki yeri ve diğer maddelerle ilişkisi bakımından tutarlı olduğu, bu nedenle, örtülü sermaye kullanan şirketler nezdinde herhangi bir vergi tarhiyatı yapılmadan ve bu tarhiyat kesinleşip ödenme şartı (örtülü sermaye nedeniyle oluşan matrah farkı kadar veya kısmi gerçekleşme halinde kısmi düzeltme imkanı sağlayacak kadar) gerçekleşmeksizin; borç veren şirketçe elde edilen faiz gelirlerine kâr payı muamelesi yapılarak düzeltme yoluyla kurum kazancından indirim (daha önce alınan verginin iade edilmesi) imkanı sağlanmasının sebepsiz yere hazinenin vergi kaybetmesine neden olacağı gibi vergilendirme işlemlerinde de mükellefler arasında adaletsizliğe ve eşitsizliğe yol açacağı, bu açıdan, kâr payı sayılma nedeniyle borç veren tam mükellef kurumda yapılacak düzeltmenin; örtülü sermaye kullanan kurum adına tarh edilen vergilerin kesinleşmiş ve ödenmiş olması şartına bağlanmış olup, dava konusu olayda davacının iştirakine vermiş olduğu borçlar nedeniyle elde ettiği faiz gelirlerinin, iştirak edilen şirketler tarafından kanunen kabul edilmeyen gider olarak kurum kazancına eklendiği ancak dönem zararı veya geçmiş yıl zararlarının mahsubu nedeniyle kurumlar vergisi hesaplanmadığından, davalı idarece, kâr payı kazançlarının vergilendirilmemiş olduğundan bahisle borç alan kurumun söz konusu faiz gelirlerinin iştirak kazançları istisnasından yararlanamayacağı gerekçesiyle yapılan işlemde hukuka aykırılık bulunmadığı sonucuna ulaşılmıştır. Belirtilen gerekçelerle davanın reddine karar verilmiştir.

TEMYİZ EDENİN İDDİALARI : Davacı tarafından, şirketin grup şirketine 2017 yılı boyunca borç para kullandırttığı, şirketin kullandırdığı borç paralar nedeniyle 2017 yılında hesaplanan ve grup şirketine faturalanan faiz tutarlarının bulunduğu, söz konusu faiz tutarlarının şirketin 2017 yılı kurumlar vergisine tabi kazanç olarak dikkate alındığı, öte yandan aynı faiz tutarları ile ilgili grup şirketinde, 5520 sayılı Kanun’un 12/7. maddesi uyarınca örtülü sermaye uygulaması kapsamında örtülü sermayeye isabet eden faiz giderleri olarak hesap dönemi sonu itibariyle borcu veren şirketlerine dağıtılan kar payı olarak değerlendirildiği ve bu çerçevede ilgili şirketin 2017 yılı kurumlar vergisi beyannamesinde kanunen kabul edilmeyen gider olarak dikkate alındığı, bu çerçevede borç veren kurum olarak şirketlerinin 2017 yılı boyunca ilgili grup şirketinden elde ettiği toplam 6.921.486,85 TL’lik faiz gelirlerinin 2017 yılı sonu itibariyle şirketlerine dağıtılan kar payı niteliğini kazandığı, dolayısıyla grup şirketinden elde edilen kar payı niteliği kazanan söz konusu 6.921.486,85 TL’lik tutarın şirketin 2017 kurumlar vergisi matrahının tespitinde iştirak kazanç istisnası olarak dikkate alınması gerektiği, ancak söz konusu grup şirketinin, 2017 yılında kurum kazancının oluşmaması nedeniyle kurumlar vergisi matrahının oluşmadığı, dolayısıyla herhangi bir kurumlar vergisi ödemesi bulunmadığı, bu çerçevede davalı vergi dairesi tarafından, söz konusu tutarların iştirak kazancı olarak değerlendirilebilmesi için borç alan grup şirketinin 2017 yılı kurumlar vergisi matrahının olması ve vergi ödemesi gerektiğinin belirtildiği, 5520 sayılı Kanun’un 12/7. maddesinde yer alan hükmün ilk cümlesinde örtülü sermaye üzerinden faiz ve benzeri ödemeler veya hesaplanan tutarların, Gelir ve Kurumlar Vergisi Kanunları’nın uygulanmasında gerek borç alan gerekse borç veren nezdinde, örtülü sermaye şartlarının gerçekleştiği hesap döneminin son günü itibariyle dağıtılmış kar payı olduğunun çok açık ve net bir şekilde belirlendiği, dolayısıyla bu durumun, şirketin 2017 yılında elde ettiği ve gelir olarak kayıtlarına aldığı faiz gelirlerini, yıl sonu itibariyle ilgili grup şirketinden elde ettiği kar payı geliri olarak dikkate almasını ve 2017 yılı kurumlar vergisi beyanında bu gelirlerini kurumlar vergisinden istisna iştirak kazancı olarak beyan etmesini gerektirdiği, önceden faiz geliri olan ancak sonradan kar payı haline gelen bu gelirlerin kurumlar vergisi beyanı sırasında 5520 sayılı Kanun’un 5/1-a. hükmü gereğince iştirak kazancı olarak kurumlar vergisinden istisna edilmesi gerektiği, 12/7. maddesinde yer alan örtülü sermaye kullanan kurum adına tarh edilen vergilerin kesinleşmiş ve ödenmiş olması şartının, borcu veren (kar payı elde eden) şirket nezdinde daha önce bir vergilendirme işlemi yapılmış ise bunun nasıl düzeltileceği ile ilgili bir düzenlemeye ilişkin olduğu, bu hükmün geçmişe yönelik yapılmış olan bir tarhiyatın düzeltilmesini düzenlediği, bu kapsamda ikmalen ve resen yapılan bir tarhiyat söz konusu olduğunda taraf olan mükellefler nezdinde yapılacak düzeltme için örtülü sermaye kullanan kurum adına tarh edilen vergilerin kesinleşmiş ve ödenmiş olmasının talep edildiği, bu nedenle cari dönemde tarafların kendi beyanları ile örtülü sermaye hükümlerine uygun olarak yapacakları beyan ve düzeltme işlemleri ile alakasının bulunmadığı, anılan maddenin son cümlesindeki bu şartın, birinci cümledeki örtülü sermaye kapsamında faizi dağıtılmış kar payı sayma uygulamasının tüm durumlarına uygulamanın kanuna ve birinci cümlenin getiriliş amacı olan mükerrer vergilemeyi önleme amacına tamamen aykırı olduğu, bu çerçevede söz konusu kesinleşme ve ödenme şartının sonradan yapılan düzeltmelerle ilgili olduğu belirtilerek temyiz isteminin kabulü ile Vergi Dava Dairesi kararının bozulması gerektiği ileri sürülmektedir.

KARŞI TARAFIN SAVUNMASI : Cevap verilmemiştir.

TETKİK HÂKİMİ : …
DÜŞÜNCESİ : Temyiz isteminin reddi gerektiği düşünülmektedir.

TÜRK MİLLETİ ADINA
Karar veren Danıştay Dördüncü Dairesince, Tetkik Hâkiminin açıklamaları dinlendikten ve dosyadaki belgeler incelendikten sonra gereği görüşüldü:

İNCELEME VE GEREKÇE :
Bölge İdare Mahkemesi kararlarının Danıştay tarafından bozulması halinde, Bölge İdare Mahkemesince bozmaya ilişkin kararlar üzerine yeniden verilen kararlara karşı yapılan temyiz başvuruları, bozma kararındaki esaslara uyulup uyulmadığı yönünden incelenebilecektir.
Temyiz istemine konu kararın Danıştay Dördüncü Dairesinin 08/12/2021 tarih ve E:2019/6054, K:2021/8128 sayılı kararındaki esaslar doğrultusunda verildiği anlaşıldığından, temyiz konusu karar usul ve hukuka uygun olup, dilekçede ileri sürülen temyiz nedenleri kararın bozulmasını gerektirecek nitelikte görülmemiştir.

KARAR SONUCU :
Açıklanan nedenlerle;
1. Temyiz isteminin reddine,
2. Temyize konu … Bölge İdare Mahkemesi … Vergi Dava Dairesinin … tarih ve E:… , K:… sayılı kararının ONANMASINA,
3. 492 sayılı Harçlar Kanunu’na bağlı (3) sayılı Tarife uyarınca, … TL maktu karar harcından, varsa evvelce ödenen harcın mahsubundan sonra kalan harç tutarının temyiz eden davacıdan alınmasına,
4. Temyiz giderlerinin istemde bulunan üzerinde bırakılmasına,
5. 2577 sayılı İdari Yargılama Usulü Kanunu’nun 50. maddesi uyarınca, kararın taraflara tebliğini ve bir örneğinin de Vergi Dava Dairesine gönderilmesini teminen dosyanın anılan Vergi Mahkemesine gönderilmesine, 30/11/2022 tarihinde oybirliğiyle karar verildi.