Danıştay 4. Daire Başkanlığı 2022/4849 E. , 2022/7388 K.
T.C.
D A N I Ş T A Y
DÖRDÜNCÜ DAİRE
Esas No : 2022/4849
Karar No : 2022/7388
TEMYİZ EDEN (DAVACI) : … Madencilik Anonim Şirketi
(Eski Unvanı: … Madencilik
Sanayi Ticaret Limited Şirketi)
VEKİLİ : Av. …
KARŞI TARAF (DAVALI) : … Vergi Dairesi Başkanlığı
(… Vergi Dairesi Müdürlüğü)
VEKİLİ : Av. …
İSTEMİN KONUSU : …. Vergi Mahkemesinin … tarih ve E:…, K:… sayılı kararının temyizen incelenerek bozulması istenilmektedir.
YARGILAMA SÜRECİ :
Dava konusu istem: Davacı şirket adına, bağlı ortaklığı olan … Bakır İşletmeleri San. Tic. Ltd. Şti.’nin tasfiyesi sonucu 2014 yılı beyannamesinde kanunen kabul edilmeyen gider sayılan 1.398.894,97 TL zararının, ticari kazancın tespitinde gider olarak dikkate alınması gerektiği ve dolayısıyla 2014 yılı zararının belirtilen tutar kadar artması gerektiği yönünde ihtirazı kayıtla verilen 01/01/2015 – 12/02/2015 kıst dönemi kurumlar vergisi beyannamesi üzerine yapılan tahakkuk işleminin iptali istenilmiştir.
İlk Derece Mahkemesi kararının özeti: Danıştay bozma kararı üzerine Vergi Mahkemesinin temyize konu kararıyla; davacı şirketin bağlı ortaklığı … Bakır İşletmeleri San. Tic. Ltd. Şti.’nin tasfiyesi dolayısıyla oluşan zararın, ticari faaliyetinden sağlanan hasılattan gider olarak indirilebilmesi için bu giderin bu hasılatın elde edilmesi veya idame ettirilmesi amacıyla yapılması, yani gelirle gider arasında doğrudan ve açık bir illiyet bağının bulunması gerekmekte olup, söz konusu iştirak şirketinin tasfiyesi nedeniyle oluşan zararın şirketin ticari kazancının elde edilmesi veya idamesi ile ilgili bir gider olarak değerlendirilmesine imkan bulunmadığı gibi söz konusu zararın gider olarak gösterilmesine 5520 sayılı Kanun’un 5. maddesinin 3. fıkrasının da engel teşkil ettiği, bu durumda, iştirak hisselerine ilişkin tutarın zarar olarak kabul edilmesi talebinin kabul edilmemesi suretiyle yapılan dava konusu tahakkuk işleminde hukuka aykırılık bulunmadığı sonucuna ulaşılmıştır. Belirtilen gerekçelerle davanın reddine karar verilmiştir.
TEMYİZ EDENİN İDDİALARI : Davacı tarafından, oluşan zararın ticari zarar olduğu ve mevzuat hükümlerinin iştirak edilen şirketin tasfiyesi sebebiyle öz sermayesinde oluşan azalmalarının kurum kazancının tespitinde indirim konusu edilebilmesine cevaz verdiği, iştirake ilişkin yapılan finansal yatırımın 1.398.894,97 TL zarar ile sonuçlandığı ve … Madencilik Ltd. Şti.’nin öz sermayesinde bu oranda bir azalmanın söz konusu olduğu, nasıl ki bir iştirak hissesinin değerinden fazla bir tutara satılması halinde aradaki fark öz sermayede bir artış olarak kabul ediliyor ise, tasfiye nedeniyle oluşan zararın da öz sermayede bir azalış niteliğinde olacağı, kökleşmiş içtihatların, “iştirakin tasfiye edilmesi sonucunda karşılıksız kalan iştirak payının gider olarak dikkate alınabileceği” noktasında açık hükümler içerdiği, pek çok kökleşmiş yargı ve yüksek yargı kararlarında da lehe karar verildiği görülmekteyken, aynı işleme farklı sonuç bağlanmasıyla hukuki güvenlik ilkesi de dahil olmak üzere, anayasal pek çok ilkenin ihlal edildiği, Danıştay Dördüncü Dairesi’nin 30/03/2016 tarih ve E:2012/6305, K:2016/1337 sayılı kararı ile 14/10/2014 tarih ve E:2012/5200, K:2014/5637 sayılı kararının aksi yönde olduğu, hiçbir kanun veya mevzuat değişikliği olmamasına karşın, yüksek mahkemenin bu hususta tam tersine ve tamamıyla mükellefler aleyhine görüş değiştirmesinin, vergisel yükümlülüklerin kanunilik ve belirlilik, öngörülebilirlik gibi temel hukuki kavram ve anayasal ilkelere de açık olarak aykırılık teşkil ettiği, iştirak edilen şirketin tasfiyesi sonucu ortaya çıkan zarar, mutat bir ticari “işlem zararı” olup, bu zararın 5520 sayılı Kanun’un 5/3. maddesi kapsamında değerlendirilemeyeceği, tasfiye sebebiyle doğan zararın, istisna edilen işleme ilişkin bir gider mahiyetinde bulunmadığı, somut uyuşmazlıkta, tasfiye nedeniyle doğan zararın, ne istisna edilen kazançlara ilişkin yapılan bir gider niteliğinde, ne de istisna kapsamındaki faaliyetlerden doğan bir zarar niteliğinde olduğu, ortaya çıkan zarar, tam anlamıyla bir “işlem zararı” olup, Kanun’un 5/3. maddesinde yer verilen hükmün bu işlemlere teşmil edilmesinin hukuken mümkün bulunmadığı, dolayısıyla bahsi geçen işlem zararına istinaden firmanın öz sermayesinde meydana gelen azalmanın tamamının kurum kazancının tespitinde matrahtan tenzil edilmesi gerektiği belirtilerek temyiz isteminin kabulü ile Vergi Mahkemesi kararının bozulması gerektiği ileri sürülmektedir.
KARŞI TARAFIN SAVUNMASI : Cevap verilmemiştir.
TETKİK HÂKİMİ : …
DÜŞÜNCESİ : Temyiz dilekçesinde öne sürülen hususlar Danıştay bozma kararı esas alınarak verilen mahkeme kararının bozulmasını sağlayacak nitelikte bulunmadığından temyiz isteminin reddi gerektiği düşünülmektedir.
TÜRK MİLLETİ ADINA
Karar veren Danıştay Dördüncü Dairesince, Tetkik Hâkiminin açıklamaları dinlendikten ve dosyadaki belgeler incelendikten sonra gereği görüşüldü:
İNCELEME VE GEREKÇE :
Mahkeme kararlarının Danıştay tarafından bozulması halinde, Mahkemelerce bozmaya ilişkin kararlar üzerine yeniden verilen kararlara karşı yapılan temyiz başvuruları, bozma kararındaki esaslara uyulup uyulmadığı yönünden incelenebilecektir.
Temyiz istemine konu kararın Danıştay Dördüncü Dairesinin 25/01/2021 tarih ve E:2016/930, K:2021/437 sayılı kararındaki esaslar doğrultusunda verildiği anlaşıldığından, temyiz konusu karar usul ve hukuka uygun olup, dilekçede ileri sürülen temyiz nedenleri kararın bozulmasını gerektirecek nitelikte görülmemiştir.
KARAR SONUCU :
Açıklanan nedenlerle;
1. Temyiz isteminin reddine,
2. Temyize konu … Vergi Mahkemesinin … tarih ve E:…, K:… sayılı kararının ONANMASINA,
3. 492 sayılı Harçlar Kanunu’na bağlı (3) sayılı Tarife uyarınca, … TL maktu karar harcından, varsa evvelce ödenen harcın mahsubundan sonra kalan harç tutarının temyiz eden davacıdan alınmasına,
4. Temyiz giderlerinin istemde bulunan üzerinde bırakılmasına,
5. Dosyanın anılan Vergi Mahkemesine gönderilmesine,
6. 2577 sayılı İdari Yargılama Usulü Kanunu’nun (Geçici 8. maddesi uyarınca uygulanmasına devam edilen) 54. maddesinin 1. fıkrası uyarınca bu kararın tebliğ tarihini izleyen günden itibaren onbeş (15) gün içinde karar düzeltme yolu açık olmak üzere, 30/11/2022 tarihinde oybirliğiyle karar verildi.