Danıştay 7. Daire Başkanlığı 2019/3422 E. , 2022/4780 K.
T.C.
D A N I Ş T A Y
YEDİNCİ DAİRE
Esas No : 2019/3422
Karar No : 2022/4780
TEMYİZ EDENLER : 1- (DAVACI) : …
2- (DAVALI) : … Vergi Dairesi Müdürlüğü
İSTEMİN KONUSU : … Bölge İdare Mahkemesi … Vergi Dava Dairesinin … tarih ve E:… , K:… sayılı kararının taraflarca temyizen incelenerek bozulması istenilmektedir.
YARGILAMA SÜRECİ :
Dava konusu istem: … Petrokimya Nakliye Plastik İnşaat ve İnşaat Malzemeleri ve İmalat İthalat İhracat Ticaret ve Sanayi Limited Şirketinin 2009 yılının Haziran ilâ Kasım dönemlerine ait özel tüketim vergisinden oluşan amme alacağının asıl borçlu şirketten tahsil edilemediğinden bahisle 6183 sayılı Amme Alacaklarının Tahsil Usulü Hakkında Kanun’un 35. maddesi uyarınca davacı adına şirket ortağı sıfatıyla düzenlenen ödeme emrinin iptali istemiyle dava açılmıştır.
İlk Derece Mahkemesi kararının özeti: … Vergi Mahkemesinin … tarih ve E:…, K:… sayılı kararıyla; olayda, 03/12/2009 ilâ 25/03/2011 tarihleri arasında ortağı olduğu asıl borçlu şirketin 6111 ve 6736 sayılı Kanunlar kapsamında başvuruda bulunması üzerine yapılandırma sonucu taksitlendirilip ödenmediğinin anlaşılması karşısında, davacı adına düzenlenen ödeme emri içeriği vergi borcunun nitelik değiştirdiği sonucuna ulaşıldığından, anılan şirket adına tekrar ödeme emri tanzim ve tebliğ edilerek tahsil olanaksızlığının ortaya konulmasından sonra şirket ortağı adına takibe geçilmesi gerekirken, davacı adına doğrudan ödeme emri düzenlenmesinde yasal isabet bulunmadığı gerekçesiyle dava konusu işlemin iptaline karar verilmiştir.
Bölge İdare Mahkemesi kararının özeti: Türk Ticaret Kanunu hükümlerine göre, şirketlerin tüzel kişiliği sona ermesinden önceki dönemlerle ilgili olsa dahi, ticaret sicilinden kaydı silinen şirket adına tarh, tahakkuk, ceza kesme ve takibat işlemlerinin tesis edilemeyeceği, bu nedenle, 2014 yılında ticaret sicilinden silinmesi sebebiyle tüzel kişiliği ortadan kalkan asıl borçlu şirket adına dava konusu ödeme emri içeriği borçlar dahil kesinleşmiş tüm vergi borçları yönünden 6736 sayılı Kanun kapsamında yapılan başvurunun ve 28/12/2016 tarihinde şirket hakkında mal varlığı araştırması yapılmasının hukuki sonuç doğurmayacağı; şirketin ticaret sicilinden silinmeden önceki tasfiye öncesi dönemlere ilişkin vergi borçlarından dolayı vergisel ödevleri yerine getirmeyen kanuni temsilcisi veya silinmeden önce kesinleşen borçlar için tahakkuk tarihindeki ortakları adına düzenlenecek ödeme emri ile takibe devam edilmesinin icap ettiği, “Amme alacağının doğduğu zaman” kavramıyla, vergiyi doğuran olayların gerçekleştiği, alacağın ilgili olduğu vergilendirme döneminin kastedildiği düşünülebilir ise de, 6183 sayılı Kanun’un 35. maddesinde bu amaçla, vergi hukukunun “vergilendirme dönemi” ya da “vergiyi doğuran olayın gerçekleştiği dönem” kavramları kullanılabilecekken “amme alacağının doğduğu zaman” kavramı kullanılmasının, vergi ile ilgili faaliyet döneminde ortak olan kişilerin değil, verginin tahakkuk ettiği tarihte ortak sıfatı taşıyan kişilerin muhatap alındığını gösterdiği, dava konusu ödeme emri içeriği 2009 yılının Haziran ilâ Ekim dönemlerine ilişkin amme alacağının doğduğu zamanın, şirket ortaklığı sıfatının sona erdiği 25/03/2011 tarihinden sonrasına rastlaması nedeniyle davacı belirtilen borçlardan sorumlu tutulamayacağından dava konusu ödeme emrinin bu kısmında hukuka uyarlık görülmediği; 24/03/2011 tarihli dilekçe ile 6111 sayılı Kanun kapsamında yapılan başvurunun 2009 yılının Kasım dönemine ilişkin özel tüketim vergisini kapsamadığı, ortaklık dönemi dikkate alındığında beyan üzerine şirket adına usulüne uygun tahakkuk ettirilerek kesinleştirilen 2009 yılının Kasım dönemine ilişkin özel tüketim vergisi borcundan dolayı tahakkuk tarihinde şirket ortağı olan davacı adına düzenlenen ödeme emrinin anılan kısmında hukuka aykırılık bulunmadığı gerekçesiyle istinaf başvurusunun kısmen reddine, kısmen de kabulü ile dava konusu işlemin 2009 yılının Kasım dönemine isabet eden kısmı yönünden davanın reddine karar verilmiştir.
TEMYİZ EDENLERİN İDDİALARI : Davacı tarafından, öncelikle şirket ve kanuni temsilcileri nezdinde takip yapılması gerektiği, 6183 sayılı Kanun’da öngörülen takip usullerine uyulmadığı; davalı idarece, tesis edilen işlemde hukuka aykırılık bulunmadığı ileri sürülmektedir.
TARAFLARIN SAVUNMALARI : Taraflarca savunma verilmemiştir.
DANIŞTAY TETKİK HÂKİMİ … ‘NİN DÜŞÜNCESİ : Bölge idare mahkemesi kararının, 2009 yılının Kasım dönemine ait özel tüketim vergisi yönünden davanın reddine ilişkin hüküm fıkrasının onanması; limited şirket ortaklarının 06/06/2008 tarihinden sonraki dönemlere ait vergi borçları bakımından payı devreden ve devralan şahısların devir öncesine ait amme alacaklarının ödenmesinden müteselsilen sorumlu tutulacakları yapılan hisse devri ile şirkete ortak olan davacının dava konusu ödeme emri içeriği amme borçlarından müteselsilen sorumluluğu devam ettiğinden 2009 yılının Haziran ilâ Ekim dönemlerine ait özel tüketim vergisinin iptali yolundaki hüküm fıkrasının bozulması gerektiği düşünülmektedir.
TÜRK MİLLETİ ADINA
Karar veren Danıştay Yedinci Dairesince, Tetkik Hâkiminin açıklamaları dinlendikten ve dosyadaki belgeler incelendikten sonra gereği görüşüldü:
İNCELEME VE GEREKÇE:
MADDİ OLAY : … Petrokimya Nakliye Plastik İnşaat ve İnşaat Malzemeleri ve İmalat İthalat İhracat Ticaret ve Sanayi Limited Şirketinin 2009 yılının Haziran ilâ Kasım dönemlerine ait özel tüketim vergisinden oluşan amme alacağının asıl borçlu şirketten tahsil edilemediğinden bahisle şirket adına düzenlenen 22/01/2014 tarihli ödeme emrinin, şirket bilinen adreslerinde bulunamaması sonucu mükellefiyetinin vergi dairesince 21/02/2013 tarihinde terkin edilmesi nedeniyle şirketin kanuni temsilcisi …’in ikametgah adresinde 03/03/2014 tarihinde eşine tebliğ edildiği, şirket adına düzenlenen 12/01/2010 tarihli ödeme emrinin 13/01/2010 tarihinde, 01/11/2009 tarihli ödeme emrinin 04/11/2009 tarihinde, 15/08/2009 tarihli ödeme emrinin 31/08/2009 tarihinde şirkete tebliğ edildiği, 24/03/2011 tarihinde dava konusu ödeme emri içeriği 2009 yılının Haziran ilâ Ekim dönemleri özel tüketim vergisi borçları dahil olmak üzere 6111 sayılı Kanun’dan faydalanmak için dilekçe verilmekle birlikte, 6111 sayılı tecil dosyasının ödeme şartlarının ihlali nedeniyle 11/07/2013 tarihinde kaldırıldığı, şirket ticaret sicilinden kaydı silindikten sonra 06/09/2016 tarihinde 6736 sayılı Kanun’dan faydalanmak amacıyla dilekçe verildiği, hiç ödeme yapılmadığından, tecil dosyasının 14/03/2017 tarihinde kaldırıldığı, 28/12/2016 tarihinde hakkında yapılan mal varlığı araştırmalarında şirketin herhangi bir mal varlığına rastlanılmadığından bahisle 6183 sayılı Amme Alacaklarının Tahsil Usulü Hakkında Kanun’un 35. maddesi uyarınca davacı adına şirket ortağı sıfatıyla düzenlenen ödeme emrinin iptali istemiyle dava açıldığı anlaşılmıştır.
İLGİLİ MEVZUAT:
6183 sayılı Amme Alacaklarının Tahsil Usulü Hakkında Kanun’un 5766 sayılı Kanun’la değişik 35. maddesinin 1. fıkrasında, limited şirket ortaklarının şirketten tamamen veya kısmen tahsil edilemeyen veya tahsil edilemeyeceği anlaşılan amme alacağından sermaye hisseleri oranında doğrudan doğruya sorumlu olacağı ve bu Kanun hükümleri gereğince takibe tabi tutulacağı; 2. fıkrasında, ortağın şirketteki sermaye payını devretmesi halinde, payı devreden ve devralan şahısların devir öncesine ait amme alacaklarının ödenmesinden 1. fıkra hükmüne göre müteselsilen sorumlu tutulacağı; 3. fıkrasında ise, amme alacağının doğduğu ve ödenmesi gerektiği zamanlarda pay sahiplerinin farklı şahıslar olmaları halinde bu şahısların, amme alacağının ödenmesinden 1. fıkra hükmüne göre müteselsilen sorumlu tutulacağı kurala bağlanmıştır.
HUKUKİ DEĞERLENDİRME :
Dayandığı hukuki ve kanuni nedenlerle gerekçesi yukarıda açıklanmış bulunan bölge idare mahkemesi kararının, davanın reddine ilişkin hüküm fıkrası aynı gerekçe ve nedenlerle Dairemizce de uygun görülmüş olup, davacı tarafından temyiz dilekçesinde ileri sürülen iddialar sözü geçen hüküm fıkrasının bozulmasını gerektirecek durumda görülmemiştir.
Davalı idarenin temyiz istemine gelince;
Dosyanın incelenmesinden, davacının 03/12/2009 tarihli ortaklar kurulu kararıyla ortak olduğu, 25/03/2011 tarihi itibarıyla ortaklıktan ayrıldığı, şirketin 24/03/2011 tarihli dilekçesi ile dava konusu ödeme emri içeriği 2009 yılının Haziran ilâ ekim dönemleri özel tüketim vergisi borçları dahil olmak üzere 6111 sayılı Kanun’dan faydalanmak için dilekçe verilmekle birlikte, ödeme şartlarının ihlali nedeniyle yapılandırmanın 11/07/2013 tarihinde iptal edildiği, 06/09/2016 tarihli dilekçe ile 6736 sayılı Kanun’dan faydalanmak amacıyla tekrar dilekçe verildiği ve hiç ödeme yapılmaması nedeniyle, 14/03/2017 tarihinde yapılandırmanın iptal edilmesi üzerine davalı idarece anılan şirketin kesinleşmiş ve vadesinde ödenmeyen 2009 yılının Haziran ilâ Kasım dönemlerine ilişkin amme borçlarının şirketten tahsil imkanının bulunmadığından bahisle 6183 sayılı Kanun’un 35. maddesi gereğince şirket ortağı sıfatıyla davacıdan tahsili amacıyla dava konusu ödeme emrinin düzenlendiği anlaşılmaktadır.
Bu durumda, yapılandırma işlemleriyle birlikte borcun tutarı ve vadesinin değişmesi tabii olmakla birlikte, olayda, 6111 sayılı Kanun kapsamında yapılandırılan borç için kısmi ödeme yapıldığı, 6736 sayılı Kanun kapsamında yapılandırılan borç için ise ödeme yapılmadığı, dolayısıyla borcun toplam tutarında bir değişiklik meydana gelmediği, 6111 ve 6736 sayılı Kanunlar kapsamında borcun yapılandırılmış olmasının amme alacağının doğduğu tarihi etkilemeyeceği, bu durumda, vergilendirme dönemi itibarıyla sorumlu olduğu sonucuna ulaşılan davacı adına ödeme emri düzenlenmesinde hukuka aykırılık görülmediğinden temyize konu kararın dava konusu işlemin iptaline ilişkin hüküm fıkrasında hukuki isabet bulunmamıştır.
KARAR SONUCU:
Açıklanan nedenlerle;
1. Davacının temyiz isteminin reddine, davalı idarenin temyiz isteminin ise kabulüne,
2. … Bölge İdare Mahkemesi … Vergi Dava Dairesinin … tarih ve E:…, K:… sayılı kararının, davanın reddine ilişkin hüküm fıkrasının ONANMASINA,
3. Kararın, istinaf isteminin kısmen reddine ilişkin hüküm fıkrasının ise BOZULMASINA,
4. … TL maktu harç tutarının temyiz eden davacıdan alınmasına,
5. Bozulan kısım hakkında yeniden bir karar verilmek üzere dosyanın anılan Daireye gönderilmesine,
6. 492 sayılı Harçlar Kanunu’nun 13. maddesinin (j) bendi parantez içi hükmü uyarınca alınması gereken harç dahil olmak üzere, yargılama giderlerinin yeniden verilecek kararda karşılanması gerektiğine, 30/11/2022 tarihinde kesin olarak oybirliğiyle karar verildi.