Danıştay Kararı İdari Dava Daireleri Kurulu 2022/2674 E. 2022/3440 K. 30.11.2022 T.

DANIŞTAY İDARİ DAVA DAİRELERİ KURULU         2022/2674 E.  ,  2022/3440 K.
T.C.
D A N I Ş T A Y
İDARİ DAVA DAİRELERİ KURULU
Esas No : 2022/2674
Karar No : 2022/3440

TEMYİZ EDEN (DAVACI) : … Belediye Başkanlığı
VEKİLİ : Av. …

KARŞI TARAF (DAVALILAR) : 1- …
2- … Başkanlığı
VEKİLLERİ : Av. …

DAVALI YANINDA MÜDAHİL : … Anonim Şirketi
VEKİLİ : Av. …

İSTEMİN KONUSU : Danıştay Altıncı Dairesinin 23/05/2022 tarih ve E:2019/12359, K:2022/5997 sayılı kararının temyizen incelenerek bozulması istenilmektedir.

YARGILAMA SÜRECİ :
Dava konusu istem: Muğla ili, Datça ilçesi, … Mahallesi, … ada, … parsel sayılı taşınmaza ilişkin olarak 08/01/2019 tarih ve 575 sayılı Cumhurbaşkanı Kararı ile onaylanan 1/1000 ölçekli uygulama ve 1/5000 ölçekli nazım imar planı değişikliği ile 1/100.000 ölçekli çevre düzeni planı değişikliğinin iptali istenilmiştir.
Daire kararının özeti: Danıştay Altıncı Dairesinin 23/05/2022 tarih ve E:2019/12359, K:2022/5997 sayılı kararıyla;
Usul yönünden; davacının dava açma ehliyetine sahip olduğu ve davada süre aşımı bulunmadığına karar verilmiş,
Esas yönünden; dosyanın ve yerinde yaptırılan keşif ve bilirkişi incelemesi neticesinde düzenlenen raporun birlikte değerlendirilmesinden;
1/100.000 ölçekli çevre düzeni değişikliği açısından:
09/03/2011 tarihinde onaylanan Aydın-Muğla-Denizli Planlama Bölgesi 1/100.000 ölçekli Çevre Düzeni Planında, dava konusu alanın “kentsel yerleşik alan” ve “tarım alanı” kullanımlarına ayrıldığı, 04/12/2017 tarihinde Özelleştirme İdaresi Başkanlığınca hazırlanan 1/100.000 ölçekli çevre düzeni planı değişikliği ile alanın kısmen “kentsel meskun (yerleşik) alan” kısmen “kentsel gelişme alanı” olarak düzenlendiği, dava konusu edilen işlem ile de, anılan parseli kapsayan alanın, yalnızca “kentsel meskun (yerleşik) alan” olarak belirlendiği,
Plan notlarında bu kullanımın; “Bu planın onayından önce içerisinde boşluklar olsa dahi büyük oranda iskan edilmiş alanlardır.” şeklinde tanımlandığı,
4046 sayılı Özelleştirme Uygulamaları Hakkında Kanunda belirlenen esasları gerçekleştirmeye yönelik, Özelleştirme İdaresi Başkanlığının her tür ve ölçekte planlama yapma yetkisi kapsamında davaya konu çevre düzeni planı değişikliğinin yapıldığı,
Uyuşmazlık konusu taşınmazın, 1/100.000 ölçekli çevre düzeni planında kısmen “kentsel yerleşik alan” kısmen de “tarım alanı” olarak gösterildiği, 2014 yılında onaylanan Özel Çevre Koruma Bölgesi 1/25.000 ölçekli Çevre Düzeni Planında ise, artık bu bölgede tarımsal nitelikli korunacak alan gösteriminin tamamen kaldırıldığı, dava konusu işlem ile özelleştirme kapsamındaki uyuşmazlık konusu taşınmazın kullanımının, “kentsel meskun (yerleşik) alan” olarak düzenlendiği,
Çevre düzeni planı kararlarının, kurumlardan ve arazi çalışmalarından elde edilen veriler, nüfus projeksiyonları ve yerel idarelerin imar planları, bölgesel yatırım kararları, koruma statülü alanlar, ulaşım ağları gibi plana girdi sağlayan veriler değerlendirilerek oluşturulması gerektiği, dolayısıyla nüfus projeksiyonlarına göre, yerleşim alanlarının belirlenmesi, bu doğrultuda, tarım alanları, orman alanları, meralar, jeolojik açıdan sakıncalı alanların korunması gerektiğinden, bu tür alanlarda, münferit kentsel gelişme taleplerinin plan bütünlüğü göz önünde bulundurularak değerlendirilmesi gerektiği,
Bilirkişiler tarafından 2011 yılı onay tarihli 1/100.000 ölçekli plan ana kararlarını gösteren çevre düzeni planında bölgede, “tarım alanı” kullanımının bulunması nedeniyle, korunmasına karar verilmiş olan tarımsal alanın veya zeytin ağaçlarının alt ölçekli planda konut alanlarıyla içiçe bile olsa korunması ve sürdürülmesi olanaklı olduğu, üst ölçekli bir çevre düzeni planında plan hükümlerine ilaveler yapılarak alt ölçekli planları yönlendirip bu olanakların hayata geçirilmesinin sağlanması gerektiği, tespitlerine yer verilmiş ise de, uyuşmazlığa konu taşınmazın tarım arazisi olduğuna dair yeterli veri bulunmadığı, ilgili kurum olan İlçe Tarım Müdürlüğü tarafından, tarım alanı olduğuna dair resmi bir kayıt oluşturulmadığı, artan nüfus öngörüsüne uygun olarak, bakılan dava konusu imar planı değişikliklerinden önce, ilçe belediyesi ve büyükşehir belediyesi tarafından kabul edilen 1/5000 ölçekli nazım ve 1/1000 ölçekli uygulama imar planlarında, kentsel gelişme alanı olarak planlandığı,
4046 sayılı Özelleştirme Uygulamaları Hakkında Kanunda, belirlenen yetki doğrultusunda, daha önceki 1/100.000 ölçekli çevre düzeni planında kısmen “kentsel yerleşik alan” kısmen de “tarım alanı” olarak gösterilen, ölçeği gereği çevre düzeni planı değişikliğine konu olabilecek 56 hektarlık dava konusu taşınmazda, anılan çevre düzeni planı değişikliğinin, fiziki ve teknik eşikler, mülkiyet durumu ve çevredeki kullanımlar ile bölgenin ihtiyaçları göz önünde bulundurularak yapılmış olduğu, alt ölçeği plan kararlarına esas olacak yapılaşma şeklini ortaya koyan arazi kullanım kararı getirildiği görüldüğünden, davaya konu taşınmazın kentsel yerleşik alan olarak belirlenmesinde şehircilik ilkelerine, planlama esaslarına ve kamu yararına aykırılık bulunmadığı,
1/5000 ölçekli nazım imar planı ve 1/1000 ölçekli uygulama imar planı değişikliği yönünden:
Özelleştirme İdaresi tarafından, 04/12/2017 tarihli plan değişikliklerine, askı sürecinde yapılan itirazlardan olan yol genişliğinin 10 metreye düşürülmesine, teknik altyapı alanı ayrılmamasına ve gösterimlere ilişkin itirazların kabul edilerek, bakılan davanın konusu olan, nazım ve uygulama imar planı değişikliğinin yapıldığı,
Davaya konu taşınmazın bulunduğu alanda, imar planı yapma yetkisinin Özelleştirme Yüksek Kuruluna ait olduğu, davaya konu edilen imar planı yapılırken ilgili kurum ve kuruluşların görüşlerinin alındığı, bakılan dava konusu işlem ile aynı zamanda 1/100.000 ölçekli çevre düzeni planında da değişiklik yapılarak, dava konusu taşınmazın bulunduğu alanın çevre düzeni planında “kentsel yerleşik alan” olarak planlandığı, anılan çevre düzeni planı değişikliğinin de hukuka uygun olduğu değerlendirildiğinden, plan değişikliklerinin üst ölçekli planlara aykırılık oluşturmadığı, çevre ve imar bütünlüğü yönünden değerlendirildiğinde ise; bilirkişi raporunda da ifade edildiği gibi konut alanlarında getirilen yapılaşma koşulunun alandaki mevcut yapılarla, bu alandaki imar düzeni ve dokuyla, alana ilişkin geçmiş planlarla uyumlu olduğu, 1/100.000 ölçekli çevre düzeni planında da değişiklik yapılarak plan hiyerarşisine uygunluğun sağlandığı, özelleştirmenin amacına uygun olarak, taşınmazın verimli olarak kullanımının sağlanması için, parsel bazlı değişiklik yapıldığı, 2005 yılında onaylanan imar planlarındaki kullanım şeklinin korunduğu, diğer taraftan dava konusu parselle sınırlı olarak yapılan bu değişikliğin, sosyal ve teknik alt yapı dengesini etkileyecek nitelikte olmadığı, ayrıcalıklı haklar verilerek çevre imar bütünlüğünün bozulmadığı,
Diğer taraftan bilirkişi raporunda, 20/02/2020 tarih ve 31045 sayılı Resmi Gazete’de yayımlanan ve İmar Kanunu’nda yapılan değişiklik ile, “bina yükseklikleri yençok:serbest olarak belirlenemez” şeklindeki düzenlemeye karşın, parseldeki ibadet alanının, yençok:serbest olarak belirlenmesi yönündeki plan kararının, İmar Kanunu’na aykırı olduğu ifade edilmiş ise de, dava konusu işlem tarihi itibarıyla yürürlükte olmayan mevzuat hükmünün, bakılan davada değerlendirmeye esas alınamayacağı gerekçesiyle davanın reddine karar verilmiştir.

TEMYİZ EDENİN İDDİALARI : Davacı tarafından, Datça-Bozburun Özel Çevre Koruma Bölgesi kapsamında kalan Datça’da, Özelleştirme İdaresi Başkanlığının imar planı yapma ve onaylama yetkisinin bulunmadığı, Özelleştirme İdaresi Başkanlığının 2016 yılında hazırladığı plan değişikliği aşamasında Datça Belediyesinden görüş istenmesine rağmen, yeniden hazırlanan ve onaylanan plan değişikliğinde görüş istenmediği, dava konusu plan değişikliğinin Mekansal Planlar Yapım Yönetmeliğinin 26. maddesinde belirtilen “zorunlu haller” kapsamında yer almadığı, aynı zamanda Yönetmelikteki “aynı bölgede eşdeğer alanın ayrılması” hususunun da göz ardı edildiği, bu nedenlerle 08/01/2019 tarihinde Özelleştirme Yüksek Kurulunca onaylanan imar planı değişikliklerinin, Mekansal Planlar Yapım Yönetmeliği’ne, şehircilik ilkelerine ve kamu yararına aykırı olduğu ve iptali gerektiği ileri sürülmektedir.

KARŞI TARAFIN SAVUNMALARI : Davalı idareler ve davalı idareler yanında müdahil tarafından, Danıştay Altıncı Dairesince verilen kararın usul ve hukuka uygun bulunduğu ve temyiz dilekçesinde öne sürülen nedenlerin, kararın bozulmasını gerektirecek nitelikte olmadığı belirtilerek temyiz isteminin reddi gerektiği savunulmaktadır.

DANIŞTAY TETKİK HÂKİMİ …’IN DÜŞÜNCESİ : Temyiz isteminin kabulü ile Daire kararının bozularak işlemin iptaline karar verilmesinin uygun olacağı düşünülmektedir.

TÜRK MİLLETİ ADINA
Karar veren Danıştay İdari Dava Daireleri Kurulunca, Tetkik Hâkiminin açıklamaları dinlendikten ve dosyadaki belgeler incelendikten sonra, dosya tekemmül ettiğinden yürütmenin durdurulması istemi hakkında ayrıca bir karar verilmeksizin, 2577 sayılı İdari Yargılama Usulü Kanunu’nun 20/A maddesi uyarınca gereği görüşüldü:

İNCELEME VE GEREKÇE:
MADDİ OLAY :
22/07/2015 tarihinde özelleştirme kapsam ve programına alınan uyuşmazlığa konu taşınmaz, 09/03/2011 tarihinde onaylanan Aydın-Muğla-Denizli Planlama Bölgesi 1/100.000 ölçekli Çevre Düzeni Planında, “kentsel yerleşik alan” ve “tarım alanı” kullanımlarına ayrılmış olup, tapu kaydında “zeytinli tarla” vasfında görülmekte ve üzerinde kısmen zeytin ağaçları bulunmaktadır.
Aynı alan, 2005 yılında onaylanan 1/5000 ölçekli nazım ve 1/1000 ölçekli uygulama imar planlarında “kentsel gelişme alanı”; 2014 yılında onaylanan Özel Çevre Koruma Bölgesi 1/25.000 ölçekli Çevre Düzeni Planında ise “kentsel meskun (yerleşik) alan” olarak belirlenmiştir.
Taşınmazın bulunduğu alanda, Özelleştirme Yüksek Kurulunun … tarih ve … sayılı kararı ile plan değişikliğine gidilerek 1/100.000 ölçekli çevre düzeni planında kısmen “kentsel meskun (yerleşik) alan” kısmen “kentsel gelişme alanı” olarak gösterilmiş ve 1/100.000 ölçekli çevre düzeni planı ile 1/5000 ölçekli nazım ve 1/1000 ölçekli uygulama imar planı değişiklikleri onaylanarak … tarih ve … sayılı Resmi Gazetede yayımlanmıştır.
Bu kapsamda, 1/1000 ölçekli uygulama imar planı değişikliği, 29/12/2017 tarihinden itibaren 30 gün süreyle Datça Belediyesi İmar ve Şehircilik Müdürlüğünce; 1/5000 ölçekli nazım imar planı ile 1/100.000 ölçekli çevre düzeni planı değişikliği ise, aynı tarihten itibaren 30 gün süreyle, Muğla Büyükşehir Belediyesince askıya çıkartılmıştır.
Anılan karar ile onaylanan 1/100.000 ölçekli çevre düzeni planı değişikliğinin iptali istemiyle, …Belediye Başkanlığı tarafından açılan davada, Danıştay Altıncı Dairesinin 23/05/2022 tarih ve E:2018/7110, K:2022/5996 sayılı kararı ile davanın reddine karar verilmiş olup, bu karar temyiz edilmeyerek kesinlenmiştir.
1/5000 ölçekli nazım imar planı ile 1/1000 ölçekli uygulama imar planı değişiklerinin iptali istemiyle yine aynı davacı tarafından açılan dava, Danıştay Altıncı Dairesinin 23/05/2022 tarih ve E:2018/6654, K:2022/5995 sayılı kararı ile reddedilmiş ve bu karar da temyiz edilmeyerek kesinleşmiştir.
Öte yandan, 04/12/2017 tarihli imar planı değişikliklerine, askıda yapılan itirazların kısmen kabulüne karar verilerek, Cumhurbaşkanının 08/01/2019 tarih ve 575 sayılı kararı ile onaylanan işbu davaya konu imar planı değişiklikleri yapılmış ve taşınmaz; 1/100.000 ölçekli çevre düzeni planında “kentsel meskun (yerleşik) alan”; alt ölçekli imar planlarında da kısmen ayrık nizam 2 kat, TAKS:0.15, KAKS:0.30 yapılaşma koşulunda gelişme konut alanı, kısmen E:0.50, YENÇOK=Serbest yapılaşma koşulunda ibadet alanı, kısmen E:0.50 ve YENÇOK=Serbest yapılaşma koşulunda teknik altyapı alanı, kısmen park, kısmen de yol olarak planlanmıştır.
Yapılan değişikliğe konu, 1/100.000 ölçekli çevre düzeni planı ile 1/5000 ölçekli nazım imar planı değişikliği Muğla Büyükşehir Belediye Başkanlığı; 1/1000 ölçekli uygulama imar planı değişikliği ise, Datça Belediye Başkanlığı tarafından, 22/01/2019-21/02/2019 tarihleri arasında askıya çıkartılmış, bunun üzerine 19/03/2019 tarihinde temyizen incelenen dava açılmıştır.

İLGİLİ MEVZUAT :
2872 sayılı Çevre Kanunu’nun 9. maddesinin birinci fıkrasının (d) bendinde, “Ülke ve dünya ölçeğinde ekolojik önemi olan, çevre kirlenmeleri ve bozulmalarına duyarlı toprak ve su alanlarını, biyolojik çeşitliliğin, doğal kaynakların ve bunlarla ilgili kültürel kaynakların gelecek kuşaklara ulaşmasını emniyet altına almak üzere gerekli düzenlemelerin yapılabilmesi amacıyla, Özel Çevre Koruma Bölgesi olarak tespit ve ilan etmeye, bu alanlarda uygulanacak koruma ve kullanma esasları ile plân ve projelerin hangi bakanlıkça hazırlanıp yürütüleceğini belirlemeye Cumhurbaşkanı yetkilidir.
Bu bölgelere ilişkin plân ve projelerde; 3/5/1985 tarihli ve 3194 sayılı İmar Kanununun 9 uncu maddesi, 4/4/1990 tarihli ve 3621 sayılı Kıyı Kanununun plân onama yetkisini düzenleyen hükümleri, 21/7/1983 tarihli ve 2863 sayılı Kültür ve Tabiat Varlıklarını Koruma Kanununun 8 inci maddesinin tabiat varlıkları, doğal sit alanları ve bunların korunma alanlarının tespit ve tescili dışında kalan yetkileri düzenleyen hükümleri ile aynı Kanunun 17 nci maddesinin (a) bendi hükümleri uygulanmaz.” hükmüne yer verilmiştir.
3194 sayılı İmar Kanunu’nun “İmar Planlarında Bakanlığın Yetkisi”ni düzenleyen 9. maddesinin ikinci fıkrasında: “Belediye hudutları ve mücavir alanlar içerisinde bulunan ve özelleştirme programına alınmış kuruluşlara ait arsa ve arazilerin, ilgili kuruluşlardan (Belediye) gerekli görüş alınarak çevre imar bütünlüğünü bozmayacak imar tadilatları ve
mevzi imar planlarının ve buna uygun imar durumları; Özelleştirme İdaresi Başkanlığınca hazırlanarak Özelleştirme Yüksek Kurulunca onaylanmak suretiyle yürürlüğe girer ve ilgili Belediyeler bu arsa ve arazilerin imar fonksiyonlarını 5 yıl değiştiremezler. İlgili belediyeler görüşlerini onbeş gün içinde bildirir.” hükmü, anılan Kanun’un Ek 3. Maddesinde: “Özelleştirme programındaki kuruluşlara ait veya kuruluş lehine irtifak ve/veya kullanım hakkı alınmış arsa ve araziler ile özel kanunları uyarınca özelleştirilmek üzere özelleştirme programına alınan arsa ve arazilerin, 3621 sayılı Kıyı Kanunu veya 2634 sayılı Turizmi Teşvik Kanunu kapsamında kalan yerler dahil olmak üzere genel ve özel kanun hükümleri kapsamında yer alan tüm alanlarda imar planlarını yapmaya ve onaylamaya yetkili olan kurum veya kuruluşlardan görüş alınarak çevre imar bütünlüğünü bozmayacak her tür ve ölçekte plan, imar planı ile değişiklik ve revizyonları müellifi şehir plancısı olmak üzere Başbakanlık Özelleştirme İdaresi Başkanlığınca yapılarak veya yaptırılarak Özelleştirme Yüksek Kurulunca onaylanmak ve Resmi Gazetede yayımlanmak suretiyle kesinleşir, yürürlüğe girer.” hükmü bulunmaktadır.
Öte yandan, anılan Kanun’un işlem tarihinde olan yürürlükteki haliyle “Planların hazırlanması ve yürürlüğe konulması” başlıklı 8. maddesinde, “Planların hazırlanmasında ve yürürlüğe konulmasında aşağıda belirtilen esaslara uyulur.
… c) Tarım arazileri, Toprak Koruma ve Arazi Kullanımı Kanununda belirtilen izinler alınmadan tarımsal amaç dışında kullanılmak üzere planlanamaz.” hükmü yer almaktadır.
Mekansal Planlar Yapım Yönetmeliği’nin “Plan raporu” başlıklı 9. maddesinde, “(1) Mekânsal planlara ilişkin, kendi kademesine göre ve yapılış amacının gerektirdiği açıklamaları içeren bir plan raporu hazırlanır.
(2) Plan raporunda, planın türü, ölçeği, kapsamı ve özelliğine göre; vizyon, amaç, hedefler ve stratejiler belirlenerek, koruma-kullanma esasları, alan kullanım kararları, yoğunluk ve yapılaşmaya ilişkin konularda planlama esasları ve uygulama ilkeleri, eylem planları, açık ve yeşil alan sistemi, ulaşım, erişilebilirlik ve mekânın etkin kullanılması, gerektiğinde koruma, sağlıklaştırma ve yenileme program, alan ve projelerinin etaplama esasları, alan kullanım dağılımı tablosu gibi hususlarda açıklamalara yer verilir.
(3) Planların araştırma aşamasında yapılan çalışmalarda elde edilen bilgi, belge ve sonuçlar ayrı raporlar halinde sunulabilir.

(4) Plan değişikliklerinde, değişiklik gerekçesi ve yapılan gereklilik analizlerini ayrıntılı açıklayan plan raporu hazırlanması zorunludur.
(5) İmar planlarında, bu Yönetmelikte tanımlanan veya plan gösteriminde bulunan kullanımlardan birden fazla mekânsal kullanımın aynı alanda bir arada bulunması durumunda uygulamaya yönelik alan kullanım oranları, otopark, yeşil alan ve benzeri sosyal ve teknik altyapı kullanımlarına ilişkin detaylar ile gerektiğinde bağımsız bölüm sayısı, plan raporu ve plan notlarında ayrıntılı olarak açıklanır.” hükmüne, “İmar planı değişiklikleri” başlıklı 26. maddesinin birinci fıkrasında, “İmar planı değişikliği; plan ana kararlarını, sürekliliğini, bütünlüğünü, sosyal ve teknik altyapı dengesini bozmayacak nitelikte, kamu yararı amaçlı, teknik ve nesnel gerekçelere dayanılarak yapılır.” hükmüne, yedinci fıkrasında da, “Yoğunluk artıran veya kentsel ulaşım sistemini etkileyen imar plan değişikliklerinde, kentsel teknik altyapıya yönelik etkilerin belirlenmesi ve gerekli önlemlerin alınması amacıyla ayrıca kentsel teknik altyapı etki değerlendirmesi raporu, analizi hazırlanır veya hazırlatılır.” kuralına yer verilmiştir.
1 sayılı Cumhurbaşkanlığı Kararnamesi’nin 109. maddesinde, Çevre Şehircilik ve İklim Değişikliği Bakanlığı teşkilatında yer alan Tabiat Varlıklarını Koruma Genel Müdürlüğü’nün görevleri sayılmış olup, (c) bendinde, “Milli parklar, tabiat parkları, tabiat anıtları, tabiatı koruma alanları, doğal sit alanları, sulak alanlar, özel çevre koruma bölgeleri ve benzeri koruma statüsü bulunan diğer alanların kullanma ve yapılaşmaya yönelik ilke kararlarını belirlemek ve her tür ve ölçekte çevre düzeni, nazım ve uygulama imar planlarını yapmak, yaptırmak, değiştirmek, onaylamak, uygulamak veya uygulanmasını sağlamak” anılan Müdürlüğün görevleri arasında sayılmıştır.
5403 sayılı Toprak Koruma ve Arazi Kullanım Kanunu’nun “Tanımlar” başlıklı 3. maddesinde, “Bu Kanunda geçen;(…) d) Tarım arazisi: Toprak, topografya ve iklimsel özellikleri tarımsal üretim için uygun olup, hâlihazırda tarımsal üretim yapılan veya yapılmaya uygun olan veya imar, ihya, ıslah edilerek tarımsal üretim yapılmaya uygun hale dönüştürülebilen arazileri, f) Özel ürün arazisi: Mutlak tarım arazileri dışında kalan, toprak ve topografik sınırlamaları nedeniyle yöreye adapte olmuş bitki türlerinin tamamının tarımının yapılamadığı ancak özel bitkisel ürünlerin yetiştiriciliği ile su ürünleri yetiştiriciliğinin ve avcılığının yapılabildiği, ülkesel, bölgesel veya yerel önemi bulunan arazileri, g) Dikili tarım arazisi: Mutlak ve özel ürün arazileri dışında kalan ve üzerinde yöre ekolojisine uygun çok yıllık ağaç, ağaççık ve çalı formundaki bitkilerin tarımı yapılan, ülkesel, bölgesel veya yerel önemi bulunan arazileri, … ” şeklinde tanımlanmış, “Tarım arazilerinin amaç dışı kullanımı” başlıklı 13 maddesinde, “Mutlak tarım arazileri, özel ürün arazileri, dikili tarım arazileri ile sulu tarım arazileri tarımsal üretim amacı dışında kullanılamaz. Ancak, alternatif alan bulunmaması ve Kurulun uygun görmesi şartıyla;
a) Savunmaya yönelik stratejik ihtiyaçlar,
b) Doğal afet sonrası ortaya çıkan geçici yerleşim yeri ihtiyacı,
c) Petrol ve doğal gaz arama ve işletme faaliyetleri,
ç) İlgili bakanlık tarafından kamu yararı kararı alınmış madencilik faaliyetleri,
d)Bakanlıklarca kamu yararı kararı alınmış plân ve yatırımlar,
e)Kamu yararı gözetilerek yol altyapı ve üstyapısı faaliyetlerinde bulunacak yatırımlar,
f)Enerji Piyasası Düzenleme Kurumunun talebi üzerine 20/2/2001 tarihli ve 4628 sayılı Elektrik Piyasası Kanunu uyarınca yenilenebilir enerji kaynak alanlarının kullanımı ile ilgili yatırımları,
g)Jeotermal kaynaklı teknolojik sera yatırımları,
İçin bu arazilerin amaç dışı kullanım taleplerine, toprak koruma projelerine uyulması kaydı ile Bakanlık tarafından izin verilebilir. Bakanlık bu yetkisini valiliklere devredebilir.
Mutlak tarım arazileri, özel ürün arazileri, dikili tarım arazileri ile sulu tarım arazileri dışında kalan tarım arazileri; toprak koruma projelerine uyulması kaydı ile valilikler tarafından tarım dışı kullanımlara tahsis edilebilir.” kuralı yer almaktadır.
3573 sayılı Zeytinciliğin Islahı ve Yabanilerinin Aşılattırılması Hakkında Kanun’un, 20. maddesinin ikinci fıkrasında, “Zeytincilik sahaları daraltılamaz. Ancak, belediye sınırları içinde bulunan zeytinlik sahalarının imar hudutları kapsamı içine alınması hâlinde altyapı ve sosyal tesisler dahil toplam yapılaşma, zeytinlik alanının % 10’unu geçemez. Bu sahalardaki zeytin ağaçlarının sökülmesi Tarım ve Köyişleri Bakanlığının fenni gerekçeye dayalı iznine tabidir. Bu iznin verilmesinde, Tarım ve Köyişleri Bakanlığına bağlı araştırma enstitülerinin ve mahallinde varsa ziraat odasının uygun görüşü alınır. Bu hâlde dahi kesin zaruret görülmeyen zeytin ağacı kesilemez ve sökülemez…” hükmüne yer verilmiştir.

HUKUKİ DEĞERLENDİRME:
Uyuşmazlığa konu taşınmazın bulunduğu alan, 09/03/2011 tarihinde onaylanan Aydın-Muğla-Denizli Planlama Bölgesi 1/100.000 ölçekli Çevre Düzeni Planında, “kentsel yerleşik alan” ve “tarım alanı” kullanımında kalmaktayken, … tarih ve … sayılı karar ile yapılan plan değişikliği sonucu 1/100.000 ölçekli çevre düzeni planında kısmen “kentsel meskun (yerleşik) alan”, kısmen “kentsel gelişme alanı” olarak belirlenmiş ve bu işleme karşı açılan dava, Danıştay Altıncı Dairesinin 23/05/2022 tarih ve E:2018/7110, K:2022/5996 sayılı kararı ile reddedilmiş olmakla birlikte, anılan plan değişikliklerine askı ilan süresi içerisinde yapılan itirazların kısmen kabulüne karar verilerek … tarih ve … sayılı kararla, 1/100.000 ölçekli çevre düzeni planında “kentsel meskun (yerleşik) alan”; alt ölçekli imar planlarında da kısmen ayrık nizam 2 kat, TAKS:0.15, KAKS:0.30 yapılaşma koşulunda gelişme konut alanı, kısmen E:0.50, YENÇOK=Serbest yapılaşma koşulunda ibadet alanı, kısmen E:0.50 ve YENÇOK=Serbest yapılaşma koşulunda teknik altyapı alanı, kısmen park, kısmen de yol olarak yeniden planlanmıştır.
Bu itibarla dava konusu taşınmazın bulunduğu alanda yapılan plan değişiklikleri 08/01/2019 tarih ve 575 sayılı Cumhurbaşkanlığı kararıyla nihai halini almıştır.
Öte yandan, kararın maddi olay kısmında da belirtildiği üzere, “Datça-Bozburun Özel Çevre Koruma Bölgesi” kapsamında kalan taşınmazın bulunduğu alan, 2005 yılında onaylanan 1/5000 ölçekli nazım ve 1/1000 ölçekli uygulama imar planlarında “kentsel gelişme alanı”; 2014 yılında onaylanan “Özel Çevre Koruma Bölgesi 1/25.000 ölçekli Çevre Düzeni Planında” ise, “kentsel meskun (yerleşik) alan” olarak belirlenmiştir.
Hal böyle olunca uyuşmazlığa konu taşınmazın, 09/03/2011 tarihinde onaylanan 1/100.000 ölçekli çevre düzeni planında kısmen “tarım alanı” kullanımda gösterilmesi, tapu kaydında “zeytinli tarla” vasfında görülmesi, üzerinde kısmen zeytin ağaçlarının bulunması ve Datça-Bozburun Özel Çevre Koruma Bölgesinde kalması nedenleriyle, … tarih ve … sayılı kararla nihai halini alan plan değişikliklerinin yargısal denetimi yapılırken taşınmazın bu niteliklerinin de değerlendirilmesi gerekmektedir.
Yukarıda yer verilen mevzuat hükümleri birlikte değerlendirildiğinde, özelleştirme kapsam ve programına alınan arsa ve arazilerde (Özel çevre koruma bölgesinde olanlar dahil) her ölçekteki imar planı ve değişikliğini yapmak, Özelleştirme İdaresi Başkanlığının yetkisinde olmakla beraber, bu plan ve plan değişikliklerinin çevre ve imar bütünlüğünü bozmayacak nitelikte ve imar mevzuatı ile belirlenen planlama usul ve esaslarına uygun olarak yapılması ve bu değişiklikler yapılırken taşınmazın bulunduğu alanın niteliğine göre ilgili Bakanlıklardan görüş ve izinlerin alınması zorunludur. Bu çerçevede taşınmazın bulunduğu alan, eğer tarım alanı ise, tarım dışı kullanım sonucunu doğuran plan tadilatları açısından, 3194 sayılı Kanunun 8. maddesi uyarınca Tarım ve Orman Bakanlığının izni; özel çevre koruma bölgesi yönünden de, Çevre, Şehircilik ve İklim Değişikliği Bakanlığının (Tabiat Varlıklarını Koruma Genel Müdürlüğü) görüşü alınmalıdır.
Uyuşmazlıkta, Danıştay Altıncı Dairesinin 11/04/2019 tarih ve E:2019/12359 sayılı ara kararı ile dava konusu işleme ilişkin tüm bilgi ve belgeler ile ilgili kurumlardan alınan görüşlerin ve zemin etüd raporu ile varsa diğer raporların gönderilmesinin istenildiği, davalı idarelerce verilen cevapta plan değişiklik taslaklarının ilgili kurum ve kuruluşların görüşüne sunulduğu belirtilmekle birlikte, 09/03/2011 tarihinde onaylanan 1/100.000 ölçekli çevre düzeni planında “tarım alanı” olarak planlanan, tapu kaydında “zeytinli tarla” vasfında gösterilen, üzerinde kısmen zeytin ağaçları bulunan ve özel çevre koruma bölgesinde kalan taşınmaz için Tarım ve Orman Bakanlığından izin ve Çevre, Şehircilik ve İklim Değişikliği Bakanlığından ise görüş alındığına ilişkin herhangi bir bilgi ve belgenin sunulmadığı ve buna ilişkin bilgi ve belgelerin dava dosyasında bulunmadığı anlaşılmaktadır.
Bu durumda, her ne kadar Daire kararında; dava konusu imar planı değişikliklerinden önce onaylanan 1/5000 ölçekli nazım ve 1/1000 ölçekli uygulama imar planlarında uyuşmazlık konusu alanın, “kentsel gelişme alanı”, 2014 yılında onaylanan Özel Çevre Koruma Bölgesi 1/25.000 ölçekli Çevre Düzeni Planında ise “kentsel meskun (yerleşik) alan” olarak belirlendiği ve İlçe Tarım Müdürlüğü tarafından taşınmazın tarım alanı olduğuna dair resmi bir kayıt oluşturulmadığı belirtilmiş ise de; uyuşmazlığa konu taşınmazın plan değişikliği öncesi, gerekli araştırmalar yapılarak onaylanan ve yürürlükte olan 09/03/2011 onay tarihli 1/100.000 ölçekli çevre düzeni planında “tarım alanı” olarak gösterildiği, tapu kaydında “zeytinli tarla” vasfında olduğu, üzerinde kısmen zeytin ağaçları bulunduğu ve özel çevre koruma bölgesinde kaldığı dikkate alındığında, ilgili kanunlarda öngörülen izin ve görüş alma prosedürleri işletilmeksizin plan değişikliği yapılması mümkün bulunmamaktadır.
Öte yandan, uyuşmazlığa konu plan değişikliklerinin, yürürlükte olan imar planı paftaları yerine halihazır haritalar üzerine işlenmekle yetinildiği ve buna ilişkin teknik veya hukuki bir gerekçenin de hukuki denetime imkan verecek şekilde ortaya konulamadığı görülmektedir.
Bunun yanı sıra, plan değişikliklerinde, değişiklik gerekçesini ve yapılan gereklilik analizlerini ayrıntılı açıklayan plan raporunun hazırlanması zorunlu olup, özellikle yoğunluk artırıcı veya kentsel ulaşım sistemini etkileyen imar plan değişikliklerinde, kentsel teknik altyapıya yönelik etkilerin belirlenmesi ve gerekli önlemlerin alınması amacıyla ayrıca kentsel teknik altyapı etki değerlendirmesi raporunun ve analizinin de hazırlanması/hazırlattırılması gerekmektedir.
Dosyada bulunan plan açıklama raporu ile diğer bilgi ve belgelere göre taşınmazın %21,76’lık kısmının park, %3,37’lik kısmının ibadet, %1,59’luk kısmının teknik alt yapı, %22,83’lük kısmının da yol olmak üzere toplam %49,55’lik kısmının sosyal ve teknik altyapı alanı olarak ayrıldığı, parselin gelişme konut alanı belirlenen kısmı açısından öngörülen yapılaşma koşullarının, çevre-imar bütünlüğü ile etraftaki yapı adalarında belirlenen koşullarla uyumlu olduğu ve taşınmaza özgü olarak ayrıcalıklı yapılaşma imkanı tanınmadığı görülmektedir. Öte yandan, parsele getirilen konut kullanımı açısından, bu alanda gelecekte yaşaması öngörülen nüfus ve bu nüfusun, sosyal donatı ve teknik altyapı alanı ihtiyacının nasıl karşılanacağı ve mevcut alt yapıya uyumu ve getireceği yükün ne şekilde olacağı hususlarında, dava konusu plan değişikliği, ilgili Bakanlıklardan alınması gereken izin ve görüş prosedürleri yönünden hukuka aykırı bulunduğundan, bu aşamada bir değerlendirme yapılmasına gerek görülmemiştir.
Bu durumda; Muğla ili, Datça ilçesi, … Mahallesi, … ada, … parsel sayılı taşınmaza ilişkin kabul edilen 1/100.000 ölçekli çevre düzeni, 1/5000 ölçekli nazım ve 1/1000 ölçekli uygulama imar planı değişikliklerinde hukuka uyarlık görülmediğinden davanın reddi yolundaki Daire kararında hukuki isabet bulunmamıştır.

KARAR SONUCU:
Açıklanan nedenlerle;
1.Davacının temyiz isteminin kabulüne;
2.Davanın yukarıda özetlenen gerekçeyle reddine ilişkin Danıştay Altıncı Dairesinin temyize konu 23/05/2022 tarih ve E:2019/12359, K:2022/5997 sayılı kararının BOZULMASINA, dava konusu işlemin İPTALİNE,
3.Ayrıntısı aşağıda gösterilen toplam …-TL yargılama gideri ile karar tarihinde yürürlükte bulunan Avukatlık Asgari Ücret Tarifesi uyarınca …-TL vekâlet ücretinin davalılardan alınarak davacıya verilmesine,
4.Keşif ve bilirkişi incelemesi giderinden artan …-TL ile kullanılmayan …-TL yürütmeyi durdurma harcının davacıya iadesine, posta gideri avansından artan tutarların kararın kesinleşmesinden sonra taraflara iadesine,
5.Davalılar yanında müdahil tarafından yapılan masrafların üzerinde bırakılmasına,
6.Dosyanın Danıştay Altıncı Dairesine gönderilmesine,
7.Kesin olarak, 30/11/2022 tarihinde oyçokluğu ile karar verildi.

KARŞI OY
X- Temyiz edilen kararla ilgili dosyanın incelenmesinden; Danıştay Altıncı Dairesince verilen kararın usul ve hukuka aykırı bulunmadığı, dilekçede ileri sürülen temyiz nedenlerinin kararın bozulmasını gerektirecek nitelikte olmadığı anlaşıldığından, temyiz isteminin reddi ile temyize konu kararın onanması gerektiği oyuyla, karara katılmıyoruz.