DANIŞTAY İDARİ DAVA DAİRELERİ KURULU 2022/1742 E. , 2022/3446 K.
T.C.
D A N I Ş T A Y
İDARİ DAVA DAİRELERİ KURULU
Esas No : 2022/1742
Karar No : 2022/3446
TEMYİZ EDEN (DAVACI) : …
VEKİLİ : Av. …
KARŞI TARAF (DAVALI) : … Kurulu
VEKİLİ : Av. …
İSTEMİN KONUSU: Danıştay Beşinci Dairesinin 12/10/2021 tarih ve E:2017/2071, K:2021/3055 sayılı kararının temyizen incelenerek bozulması istenilmektedir.
YARGILAMA SÜRECİ :
Dava konusu istem: 667 sayılı Olağanüstü Hal Kapsamında Alınan Tedbirlere İlişkin Kanun Hükmünde Kararname’nin 3/1. maddesi uyarınca FETÖ ile iltisak ve irtibatının olduğu gerekçesiyle davacının meslekte kalmasının uygun olmadığına ve meslekten çıkarılmasına ilişkin Hâkimler ve Savcılar Kurulu Genel Kurulunun … tarih ve … sayılı kararı ile bu karara karşı yapılan yeniden inceleme talebinin reddine ilişkin aynı Kurulun … tarih ve … sayılı kararının iptali ve bu kararlar nedeniyle yoksun kaldığı parasal haklarının 24/08/2016 tarihinden itibaren işleyecek yasal faiziyle birlikte ödenmesine ve özlük haklarının iadesine karar verilmesi istenilmiştir.
Daire kararının özeti: Danıştay Beşinci Dairesinin 12/10/2021 tarih ve E:2017/2071, K:2021/3055 sayılı kararıyla;
Davalı idarenin usule ilişkin itirazları yerinde görülmeyerek işin esasına geçilmiş,
“Maddi Olay ve Hukuki Süreç” ile “İlgili Mevzuat”a yer verilmiş; “Yargılamada İzlenen Usul ve Süreç”, “FETÖ’ye İlişkin Tespit ve Değerlendirmeler”, “Demokratik Anayasal Düzene Sadakat Yükümlülüğü”, “Dava Konusu Edilen Kararların Hukuki Niteliği” başlıkları altında genel; “Kişiselleştirme ve Delillerin Değerlendirilmesi” başlığı altında hem genel hem de davacıya özel değerlendirmelerde bulunularak,
Davacı Yönünden Yapılan Değerlendirmede;
Davacının, ceza yargılaması sonucunda … Ağır Ceza Mahkemesinin … tarih ve E:…, K:… sayılı kararı ile silahlı terör örgütüne üyelik suçundan 6 yıl 10 ay 15 gün hapis cezası ile cezalandırılmasına karar verildiği, Dairelerinin karar verdiği tarih itibarıyla UYAP ortamından yapılan inceleme sonucu anılan mahkumiyet kararının kesinleşmediğinin görüldüğü,
ByLock delili yönünden, davacı hakkında düzenlenen “ByLock CBS Sorgu Sonucu Raporu” ve “ByLock Tespit ve Değerlendirme Tutanağı” ile Ceza Mahkemesi kararında yapılan tespitlerin birlikte değerlendirilmesinden, gerçek kullanıcısının davacı olduğu tespit edilen GSM hattı üzerinden davacının … ID numarasıyla ve bir kullanıcı adı ve şifre almak suretiyle bu ağa dahil olduğunun anlaşıldığı,
Davacı hakkındaki tanık beyanları yönünden, davacının örgütün içinde yer aldığına, üniversite döneminde örgüte ait evlerde kaldığına, örgüt toplantılarına katıldığına, insanları örgüte ısındırmak amacıyla faaliyetlerde bulunduğuna, örgüt adına himmet toplanması amacıyla çalışmalar yaptığına, 2014 yılı HSK seçimlerinde örgütün sözde “bağımsız” adaylarına oy verdiğine ve diğer hususlara yönelik tanık ifadelerinin ve davacının bu ifadelere karşı beyanlarının değerlendirilmesi sonucunda, davacının beyanlarına itibar edilmeyerek FETÖ ile süregelen bir ilişki içerisinde olduğu sonucuna varıldığı belirtilerek,
Dava dosyasında bulunan bilgi ve belgeler ile kararda yer verilen açıklamalar bir bütün olarak değerlendirildiğinde; davacının, FETÖ ile iltisak ve irtibatının olduğu ve bu nedenle demokratik anayasal düzene sadakat yükümlülüğünü ihlal ettiği, dava konusu kararlarla özel hayatına saygı hakkına yapılan müdahalenin AİHS ve Anayasa anlamında durumun gerektirdiği ölçüde bir tedbir niteliğinde olduğu anlaşıldığından dava konusu kararlarda hukuka aykırılık görülmediği,
Dava konusu kararlarda hukuka aykırılık görülmediğinden davacının bu kararlar nedeniyle yoksun kaldığı parasal haklarının yasal faiziyle birlikte ödenmesine ve özlük haklarının iadesine karar verilmesine yönelik isteminin de reddi gerektiği gerekçesiyle, davanın reddine karar verilmiştir.
TEMYİZ EDENİN İDDİALARI : Davacı tarafından, tanık beyanlarının tamamının meslekten çıkarma kararından sonra ortaya çıktığı, anlatımların ise FETÖ’nün terör örgütü olarak kabul edildiği tarihten çok öncesine ait olduğu, anayasal düzene sadakat yükümlülüğünü ihlal ettiğine yönelik meslekten çıkarma kararında herhangi bir iddianın bulunmadığı, Dairenin söz konusu gerekçeyi üreterek tarafsızlığını kaybettiği, dava konusu işlemin disiplin cezası niteliğinde göreve son verme işlemi olduğu, bu nedenle, 2802 sayılı Kanun’un disiplin cezasına ilişkin hükümlerinin uygulanmasının yasal bir zorunluluk olduğu, geçici olmayan ve nihai sonuç doğuran olağanüstü tedbir niteliğinde bir kavramın hukuk aleminde bulunmadığı, aleyhine beyanda bulunan tanıkların etkin pişmanlıktan yararlanan kişiler olduğu, salt kendini kurtarma gayesi ile beyanda bulundukları, özgür iradeye dayanmayan tanık beyanları yasa dışı delil niteliğinde olduğundan, hiçbir karara dayanak yapılamayacağı, bir kişinin aynı suçlamaya dayalı olarak iki kez yargılanıp iki ayrı cezaya mahkum edilemeyeceği, aynı suçlama ve faaliyetlere dayalı olarak 6 yıl 10 ay hapis cezasına mahkum edildiği bilinmesine rağmen dava konusu meslekten çıkarma kararının iptal edilmemesinin hukuka aykırı olduğu, bu yöndeki iddiasının Daire kararında karşılanmaması nedeniyle gerekçeli karar hakkının ihlal edildiği, savunması alınmadan işlem tesis edildiği, olağanüstü hal döneminde olağanüstü halin gerektirdiği ölçüde ve olağanüstü hal süresiyle sınırlı geçici tedbirlerin alınabileceği, olağanüstü hal döneminde alınan tedbirler çerçevesinde hakimlik savcılık mesleğinden çıkarıldığı, 18/07/2018 tarihinde olağanüstü hal uygulamasına son verildiğinden, kendisine uygulanan yaptırımın anayasal dayanağının kalmadığı, meslekten çıkarma kararının verildiği tarihte FETÖ’nün silahlı terör örgütü olduğuna dair herhangi bir karar bulunmadığından, silahlı terör örgütüne mensubiyet, irtibat ve iltisaktan da bahsedilemeyeceği, masumiyet karinesinin ihlal edildiği, ByLock uygulamasını kullanmadığı, veriler üzerinde bağımsız bilirkişilerce inceleme yapılması gerektiği, söz konusu uygulamanın münhasıran FETÖ üyeleri tarafından kullanılan bir program olduğu iddiasının gerçeği yansıtmadığı, ByLock delilinin hukuka aykırı olarak elde edildiği ve delil olarak kullanılamayacağı, CGNAT kayıtlarında çelişkiler bulunduğu, makul sürede yargılanma hakkının ihlal edildiği, meslekten çıkarma kararının Ceza Hukuku anlamında bir ceza olduğu, dolayısıyla Ceza Hukukuna ilişkin tüm ilkelerin uygulanması gerektiği, özel hayata saygı hakkının ihlal edildiği, 667 sayılı KHK’nın 3. maddesinde yer verilen “iltisak” ve “irtibat” kavramlarının muğlak olduğu, çekirdek haklara müdahale edildiği, Dairece hükme esas alınan ceza kovuşturmasının usulsüz olduğu hususunun görmezden gelindiği ileri sürülmektedir.
KARŞI TARAFIN SAVUNMASI : Davalı idare tarafından, Danıştay Beşinci Dairesince verilen kararın usul ve hukuka uygun bulunduğu ve temyiz dilekçesinde öne sürülen nedenlerin, kararın bozulmasını gerektirecek nitelikte olmadığı belirtilerek temyiz isteminin reddi gerektiği savunulmaktadır.
DANIŞTAY TETKİK HÂKİMİ …’NIN DÜŞÜNCESİ : Temyiz isteminin reddi ile Daire kararının onanması gerektiği düşünülmektedir.
TÜRK MİLLETİ ADINA
Karar veren Danıştay İdari Dava Daireleri Kurulunca, Tetkik Hâkiminin açıklamaları dinlendikten ve dosyadaki belgeler incelendikten sonra, dosya tekemmül ettiğinden davacının yürütmenin durdurulması istemi ile Kurulumuzun 06/07/2022 tarih ve E:2022/1742 sayılı ara kararı üzerine davacı tarafından temyiz harcı ile posta ücretinin yatırıldığı görüldüğünden, temyiz dilekçesinde talep ettiği adli yardım istemi hakkında ayrıca bir karar verilmeksizin gereği görüşüldü:
HUKUKİ DEĞERLENDİRME :
Danıştay dava dairelerinin nihai kararlarının temyizen incelenerek bozulması, 2577 sayılı İdari Yargılama Usulü Kanunu’nun 49. maddesinde yer alan;
“a) Görev ve yetki dışında bir işe bakılmış olması,
b) Hukuka aykırı karar verilmesi,
c) Usul hükümlerinin uygulanmasında kararı etkileyebilecek nitelikte hata veya eksikliklerin bulunması” sebeplerinden birinin varlığı hâlinde mümkündür.
Temyizen incelenen karar usul ve hukuka uygun olup, temyiz dilekçesinde ileri sürülen iddialar kararın bozulmasını gerektirecek nitelikte görülmemiştir.
Diğer yandan, UYAP ortamından yapılan inceleme sonucu davacı hakkında verilen mahkumiyet kararının … Ceza Dairesinin … tarih ve E:…, K:… sayılı kararıyla onanarak kesinleştiği anlaşılmaktadır.
KARAR SONUCU :
Açıklanan nedenlerle;
1. Davacının temyiz isteminin reddine,
2. Davanın yukarıda özetlenen gerekçeyle reddine ilişkin Danıştay Beşinci Dairesinin temyize konu 12/10/2021 tarih ve E:2017/2071, K:2021/3055 sayılı kararının ONANMASINA,
3. Kesin olarak, 30/11/2022 tarihinde oybirliği ile karar verildi.