Danıştay Kararı 9. Daire 2020/6090 E. 2022/6025 K. 30.11.2022 T.

Danıştay 9. Daire Başkanlığı         2020/6090 E.  ,  2022/6025 K.
T.C.
D A N I Ş T A Y
DOKUZUNCU DAİRE
Esas No : 2020/6090
Karar No : 2022/6025

TEMYİZ EDENLER : 1- (DAVACI) … San. A. Ş.
VEKİLİ : Av…

2- (DAVALI) … Vergi Dairesi Müdürlüğü-…
VEKİLİ : Av. …

İSTEMİN KONUSU : … Bölge İdare Mahkemesi … Vergi Dava Dairesinin … tarih ve E:…, K:… sayılı kararının, taraflarca temyizen incelenerek bozulması istenilmektedir.

YARGILAMA SÜRECİ:
Dava konusu istem:Davacı şirket adına, vergi inceleme raporuna dayanılarak re’sen tarh edilen 2014 yılı vergi ziyaı cezalı kurumlar vergisi ve 2014/ Temmuz-Eylül,Ekim-Aralık dönemleri geçici vergileri ile bu vergiler üzerinden kesilen bir kat vergi ziyaı cezalarının kaldırılması istemine ilişkindir.
İlk Derece Mahkemesi kararının özeti: … Vergi Mahkemesinin … tarih ve E:…, K:… sayılı kararıyla;uyuşmazlığın çözümü için 2014 hesap döneminde matrah farkının oluşmasına etki eden hususların ayrı ayrı değerlendirilmesi gerektiği,bu kapsamda;üyeliği zorunlu olmayan derneğe ödenen üyelik aidatlarının gider yazılmasına ilişkin olarak, 193 sayılı Gelir Vergisi Kanunu’nun 40/1 maddesine göre ticari kazancın elde edilmesi ve idame ettirilmesi için yapılan genel giderlerin safi kazancın tespiti için indirilebileceği, 5520 sayılı Kurumlar Vergisi Kanunu’nun 6. maddesinde de kurumlar vergisinin mükelleflerin bir hesap dönemi içinde elde ettikleri safî kurum kazancı üzerinden hesaplanacağı, safî kurum kazancının tespitinde Gelir Vergisi Kanunu’nun ticarî kazanç hakkındaki hükümlerinin uygulanacağının belirtildiği; yapılan giderin kurum kazancından indirilebilmesi için bu giderin gelirin elde edilmesi için yapılması, katlanılan giderle yapılan iş arasında açık bir bağın olması ve katlanılan giderle yapılan iş arasında ölçülülük ilkesine aykırı bir durumun olmaması gerektiği,olayda, şirketin faaliyetini gerçekleştirmesi için anılan derneğe üye olmasının zorunlu olmadığı, bu durumun şirketin takdirinde olduğu, bu itibarla da söz konusu derneğe yapılan üyelik aidat ödemesinin gider yazılmasında hukuka uygunluk bulunmadığı; ödenmeyen ihbar ve kıdem tazminatlarının kurum kazancının tespitinde gider olarak yazılmasına ilişkin olarak; 193 sayılı Gelir Vergisi Kanunu’nun 40/3. maddesine göre işle ilgili olmak şartıyla, mukavelenameye veya ilama veya kanun emrine istinaden ödenen zarar, ziyan ve tazminatların safi kazancın tespiti için indirilebileceği, bu nedenle, kanun emrine istinaden ayrılan ihbar ve kıdem tazminatlarının gider olarak dikkate alınması için ödenmesinin gerekli olduğu, ilgili dönem giderlerine yansıtıldığı halde ödenmeyen ihbar ve kıdem tazminatlarının kurum kazancının yanlış hesaplanmasına sebep olacağı, bu itibarla ödenmeyen ihbar ve kıdem tazminatlarının gider yazılmasında da hukuka uygunluk bulunmadığından vergi ziyaı cezalı kurumlar vergisi ile geçici vergi üzerinden kesilen vergi ziyaı cezasının bu kısımlarında hukuka aykırılık bulunmadığı;davacı şirketin ilişkili kişilerle yapılan ticari işlemlerine emsaline nazaran daha uzun vade uygulamak ve bu şekilde nemasız para kullandırmak suretiyle transfer fiyatlandırması yoluyla örtülü kazanç dağıtımında bulunması ile ilgili olarak, davacı şirketin 2014 hesap döneminde Rotapack LLP şirketi dışındaki yurtdışı alıcılarına yaptığı mal satışları dolayısıyla yurtdışı alacaklarını belli sürelerle tahsil ettiği,ancak bu şirketten olan alacakların özellikle … ” ve”…” alt hesabıyla takip edilen tutarların uzun süreler boyunca anılan şirket üzerinde bırakıldığının tespit edildiği, davacının yapmış olduğu satışlar sebebiyle hesaplarına intikal etmesi gereken tutarların … şirketi üzerinde uzun süre ve yüksek tutarda bırakılmasının, söz konusu aktiflerin farklı yatırım alanlarında kullanılmasından doğacak getiriden vazgeçmek anlamına geleceği, bu hususun ise iktisadi, ticari ve teknik icaplara aykırı olduğu, Kurumlar Vergisi Kanunu’nun 13. maddesinde yer alan hükümler uyarınca, yurt dışı ilişkili firmaya transfer fiyatlandırması yoluyla örtülü kazanç dağıtımında bulunmak suretiyle 2014 hesap döneminde 88.178,33-TL eksik beyan edilen kurum kazancının kurumlar vergisi matrahına eklenmesi gerektiğinden vergi ziyaı cezalı kurumlar vergisi ile geçici vergilere ait vergi ziyaı cezalarının bu tutar nazara alınarak hesaplanan kısımında hukuka aykırılık bulunmadığı;davacı şirkete ait hesaplarda adatlama işleminin yapılarak aktif hesaplarda biriken tutarın ortaklara kullandırıldığı, kurum ortaklarından olan alacakların uzun süre tahsil edilmediği ve bu tutarlara ilişkin faiz gelirinin hesaplanmadığı hususu ile ilgili olarak, davacı şirketin 2014 hesap döneminde yevmiye defterinin 22/04/2014 tarihli 1560 numaralı yevmiye kaydında yer alan 400.000 TL’yi ve 22/03/2014 tarihli 1121 numaralı yevmiye kaydında yer alan 350.000,00 TL’yi 100 hesap kodlu kasa hesabına ”günlük kasa ödemeleri” olarak alacak,159 kodlu verilen sipariş avansları hesabına ”375409 verilen sipariş avansı” olarak borç kaydettiğinin tespit edildiği, kasadan verilen sipariş avansları adıyla çıkılan tutarlar karşılığında mal veya hizmet alınıp alınmadığı veya kasadan çıkarılan bu tutarın daha sonra şirkete geri ödenip ödenmediği hususlarında herhangi bir kayda rastlanılmadığı, şirket yetkililerince de tespit edilen bu durumun aksine hiçbir belge sunulamadığı hususları birlikte değerlendirildiğinde, davacının 2014 hesap döneminde 136-diğer çeşitli alacaklar ve 100-kasa hesabında bulunan kaynağını şirket ortaklarından uzun süre tahsil etmeyerek kullandırmasına rağmen herhangi bir faiz hesaplaması yapmadığı ve transfer fiyatlandırması yoluyla örtülü kazanç dağıtımında bulunduğu, hesaplaması gereken faiz tutarı için belge düzenlemediği ve yasal defterlerine hasılat olarak da kaydetmediği, yapılan hesaplamalar sonucunda 892.730,74-TL’nin eksik beyan edildiği ve söz konusu tutarın kurumlar vergisi matrahına eklenmesi gerektiğinden vergi ziyaı cezalı kurumlar vergisi ile geçici vergilere ait vergi ziyaı cezalarının, bu tutar nazara alınarak hesaplanan kısmında da hukuka aykırılık bulunmadığı; 2014/Temmuz-Eylül,Ekim-Aralık dönemlerine ait geçici vergi asıllarına ilişkin olarak; Gelir Vergisi Kanunu’nun mükerrer 120. maddesinde mahsup süresi geçtikten sonra kesinleşen geçici vergilerin terkin edileceği belirtildiğinden geçici vergi asıllarına ilişkin tarhiyatlarda hukuka uygunluk bulunmadığı gerekçesiyle davanın kısmen kabulüne, kısmen reddine,2014/Temmuz-Eylül,Ekim-Aralık dönemlerine ilişkin geçici vergi asıllarının kaldırılmasına karar verilmiştir.
Bölge İdare Mahkemesi kararının özeti: İstinaf başvurusuna konu Vergi Mahkemesi kararının, şirketin üyeliği zorunlu olmayan derneklere ödediği üyelik aidatlarının kanunen kabul edilmeyen gider olarak dikkate alınmasından doğan 1.350,00-TL.’nin, ödenmeyen ihbar ve kıdem tazminatlarının şirket giderlerden çıkarılmasından doğan 72.008,64-TL.’nin ve şirketin aktif hesaplarında bulunan tutarları ortaklara kullandırması ile ortaklarından alacaklarını uzun süre tahsil etmemesi nedeniyle yapılan adatlandırmadan doğan 892.730,74-TL.’nin şirketin kurumlar vergisi matrahına eklenmesinde hukuka aykırılık bulunmadığı yönündeki gerekçesinde hukuka aykırılık görülmediği;davacı şirketin ilişkili kişilerle yapılan ticari işlemlerine emsaline nazaran daha uzun vade uygulamak ve bu şekilde nemasız para kullandırmak suretiyle transfer fiyatlandırması yoluyla örtülü kazanç dağıtımında bulunması ile ilgili olarak, şirketin cari hesaplarındaki hareketlere bakıldığında, dolar cinsinden cari hesabındaki önceki yıllardan devreden 01/01/2014 tarihli açılış kaydında bulunan 3.618.280,91-TL alacağın ve euro cinsinden cari hesabındaki önceki yıllardan devreden 01/01/2014 tarihli açılış kaydında bulunan 55.880,86-TL alacağın yıl boyunca tahsil edilmemesi nedeniyle söz konusu tutarlar üzerinden hesaplanan 81.624,45-TL.’nin ve 1.222,24-TL.’nin davacı şirketin kurumlar vergisi matrahına eklenmesinde hukuka aykırılık bulunmadığı; dolar cinsinden cari hesaptaki diğer işlemler incelendiğinde ise, yıl bazında ticari işlemlere ait 81 adet işlem olduğu, bunlardan 26 adedinin alacak, 55 adedinin ise borç olarak kaydedildiği ve adatlandırılma sonucunda 5.331,64-TL fark tespit edildiğinin görüldüğü,yıl içerisindeki cari hesap hareketlerinin devamlı olduğu , ilişkili şirket üzerinde uzun süre alacak bırakılmadığı dikkate alındığında yıl içerisindeki ticari işlemlerden doğan cari hesaptaki tutarlar için transfer fiyatlandırması yoluyla örtülü kazanç dağıtımında bulunduğundan söz edilmesinin mümkün olmadığı,5.331,64-TL.’nin davacının kurumlar vergisi matrahına eklenmesinde hukuka uyarlık bulunmadığı;bu tespitlere göre toplam 1.048.936,07-TL.’nin (1.350,00-TL.+72.008,64-TL.+ 892.730,74-TL.+82.846,69-TL.) şirketin beyan ettiği 847.868,39-TL kazanca ilave edilmesinde hukuka aykırılık bulunmadığı, ancak, davacı şirketin 2014 yılı kurumlar vergisi beyanına göre 2.261.800,35-TL geçmiş yıl zararının ve 8.741.849,83-TL yatırım indirimi istisnasının bulunduğu, vergi inceleme raporunda, şirketin 2014 yılında dikkate alabileceği geçmiş yıl zararının 2013 yılına ilişkin olarak düzenlenen … tarih ve … sayılı vergi inceleme raporu uyarınca 1.713.366,60-TL olduğu, 8.741.849,83-TL yatırım indirimi istisnasının ise 2012 yılına ilişkin 12/10/2018 tarih ve 2018-A-5689/6 sayılı vergi tekniği raporu uyarınca mahsup nedeniyle kalmadığı dikkate alınarak matrah hesaplandığı halde Vergi Mahkemesince bu hususlar hakkında herhangi bir hukuki değerlendirme yapılmadığının görüldüğü; davacı adına tarh edilen 2012 yılı vergi ziyaı cezalı kurumlar vergisi ile 2012/Ocak-Mart, Nisan-Haziran, Temmuz-Eylül dönemlerine ait vergi ziyaı cezalı geçici vergilerin kaldırılması istemiyle açılan davanın kabulü yolunda verilen … Vergi Mahkemesi’nin … gün ve E:…; K:… sayılı kararına karşı yapılan istinaf başvurusunun Dairelerinin 21/01/2020 tarih ve E:2019/1016; K:2020/61 sayılı kararıyla reddedildiği,dolayısıyla davacının 2012 yılından devreden yatırım indirimi istisnasının bulunmadığının kabul edilmesinde hukuka uyarlık bulunmadığı; öte yandan, davacının 2012 yılı hesaplarının daha önce incelenmesi sonucunda düzenlenen … tarih … sayılı vergi inceleme raporu ile şirketin 2013 yılına devreden toplam yatırımı indirim istisnasının 7.630.121,62-TL olarak tespit edildiği, yine, davacı şirketin 2013 yılı hesaplarının daha önce incelenmesi sonucunda düzenlenen … tarih ve … sayılı vergi inceleme raporu ile şirketin 2014 yılına devreden zararının 1.966.255,69-TL olarak tespit edildiği ve davalı tarafından söz konusu raporlara konu işlemlere karşı dava açılmadığının belirtildiği;davacının 2013 yılı hesaplarıyla ilgili düzenlenen … tarih ve … sayılı vergi inceleme raporu ile bulunan matrah farkının 2014 yılına ilişkin olarak yapılan hukuki değerlendirmelerdeki aynı hukuki sebep ve gerekçelerle 1.441,83-TL’nı aşan kısmında hukuka aykırılık,söz konusu matrah farkının 1.441,83-TL tutarındaki kısmında ise hukuka uyarlık bulunmadığı, bu hususlar dikkate alındığında davacı şirketin 2014 yılına devreden zararının 1.714.808,43-TL olarak hesaplandığı; davacının 2014 yılında beyan ettiği 847.868,39-TL kazanç ile vergi incelemesinde tespit edilip hukuka aykırılık bulunmadığına karar verilen 1.048.936,07-TL.’nin toplamı 1.896.804,46-TL.’den şirketin 1.714.808,43-TL geçmiş yıl zararı mahsup edildiğinde geçmiş yıl zararının kalmadığının ve 181.996,03-TL yatırım indirimi istisnasından yararlanılması sonucunda (7.630.121,62-TL.-181.996,03-TL.) 7.448.125,59-TL endekslenmemiş yatırım indiriminin kaldığı, bu durumda da, hesaplanacak matrah farkı bulunmadığından bir kat vergi ziyaı cezalı kurumlar vergisi ile geçici vergi üzerinden kesilen vergi ziyaı cezasında hukuka uyarlık bulunmadığından Mahkeme kararının bu kısmının kaldırılmasına,bu kısım yönünden davanın kabulüne,cezalı tarhiyatın geçici vergi aslı dışındaki kısmının kaldırılmasına; 2014/Temmuz-Eylül dönemine ilişkin geçici vergi aslına yönelik davalı istinaf başvurusunun reddine, 2014/Ekim-Aralık dönemine ilişkin geçici vergi aslına yönelik davalı istinaf başvurusuna gelince; olayda, geçici vergi dönemlerinde üzerinden geçici vergi hesaplanacak matrah farkı bulunmadığı tespit edildiğinden, üzerinden vergi ziyaı cezası hesaplanacak vergi aslı da bulunmadığı görülmekte ise de, ihbarnamede, mahsup döneminin geçmiş olması sebebiyle geçici vergi aslının tahakkuk ettirilmeyeceğinin belirtildiği, davacı adına tahakkuk ettirilmeyecek olan geçici vergi aslının da dava konusu edildiği anlaşıldığından bu kısım yönünden davanın incelenmeksizin reddi gerektiği gerekçesiyle kabulüne, Mahkeme kararının anılan kısmının kaldırılmasına, 2014/Ekim-Aralık dönemine ilişkin geçici vergi aslı yönünden davanın incelenmeksizin reddine karar verilmiştir.

TEMYİZ EDENLERİN İDDİALARI:
DAVACININ İDDİALARI:Geçici vergilere ilişkin dava konusu ihbarnamelerde vergi aslının terkin edileceğinin belirtildiği,2014/Ekim-Aralık dönemi vergi aslı için de “kabul” kararı verilmesi gerektiği iddialarıyla kararın aleyhe olan kısmının bozulması istenilmektedir.

DAVALININ İDDİALARI:Davacı şirket hakkında düzenlenen vergi tekniği ve vergi inceleme raporları kapsamında dava konusu tarhiyatlarda hukuka aykırılık bulunmadığı, geçici vergi aslı tahakkuk ettirilmeyecek olduğundan 2014/Temmuz-Eylül dönemine ilişkin geçici vergi aslı yönünden de incelenmeksizin ret kararı verilmesi gerektiği iddialarıyla kararın aleyhe olan kısmının bozulması istenilmektedir.

KARŞI TARAFIN SAVUNMALARI: Taraflarca savunma verilmemiştir.

DANIŞTAY TETKİK HÂKİMİ …’IN DÜŞÜNCESİ: Temyiz istemlerinin reddi ile usul ve yasaya uygun olan Bölge İdare Mahkemesi kararının onanması gerektiği düşünülmektedir.

TÜRK MİLLETİ ADINA
Karar veren Danıştay Dokuzuncu Dairesince, Tetkik Hâkiminin açıklamaları dinlendikten ve dosyadaki belgeler incelendikten sonra gereği görüşüldü:

İNCELEME VE GEREKÇE:

MADDİ OLAY:
Davacı şirket adına, vergi inceleme raporuna dayanılarak re’sen tarh edilen 2014 yılı vergi ziyaı cezalı kurumlar vergisi ve 2014/Temmuz-Eylül,Ekim-Aralık dönemleri geçici vergileri ile bu vergiler üzerinden kesilen bir kat vergi ziyaı cezalarının kaldırılması istenilmektedir.

İLGİLİ MEVZUAT ve HUKUKİ DEĞERLENDİRME:
Bölge İdare mahkemelerinin nihai kararlarının temyizen bozulması, 2577 sayılı İdari Yargılama Usulü Kanunu’nun 49. maddesinde yer alan sebeplerden birinin varlığı halinde mümkündür.
Bölge İdare Mahkemesi kararının,dava konusu 2014 yılı vergi ziyaı cezalı kurumlar vergisi ve 2014/ Temmuz-Eylül,Ekim-Aralık dönemlerine ilişkin geçici vergilere ait vergi ziyaı cezalarının şirketin üyeliği zorunlu olmayan derneklere ödediği üyelik aidatlarının kanunen kabul edilmeyen gider olarak dikkate alınmasından doğan 1.350,00-TL.’nin, ödenmeyen ihbar ve kıdem tazminatlarının şirket giderlerden çıkarılmasından doğan 72.008,64-TL.’nin, şirketin aktif hesaplarında bulunan tutarları ortaklara kullandırması ile ortaklarından alacaklarını uzun süre tahsil etmemesi nedeniyle yapılan adatlandırmadan doğan 892.730,74-TL.’nin ve şirketin dolar cinsinden cari hesabındaki önceki yıllardan devreden 01/01/2014 tarihli açılış kaydında bulunan 3.618.280,91-TL alacağın ve euro cinsinden cari hesabındaki önceki yıllardan devreden 01/01/2014 tarihli açılış kaydında bulunan 55.880,86-TL alacağın yıl boyunca tahsil edilmemesi nedeniyle söz konusu tutarlar üzerinden hesaplanan 81.624,45-TL.’nin ve 1.222,24-TL.’nin (toplamda 82.846,69-TL.) davacı şirketin kurumlar vergisi matrahına eklenmesinde hukuka aykırılık bulunmadığı; davacı şirketin dolar cinsinden cari hesaptaki diğer işlemlerinden doğan tutarlarına ilişkin ise transfer fiyatlandırması yoluyla örtülü kazanç dağıtımında bulunduğundan söz edilmesinin mümkün olmadığı, davacı şirketin alacakları ile ilişkili şirketin davacı şirketten olan alacaklarının adatlandırılması sonucunda tespit edilen fark 5.331,64-TL.’nin kurumlar vergisi matrahına eklenmesi yönündeki hukuki değerlendirmede isabetsizlik görülmemekle birlikte; davacı şirket adına tarh edilen 2012 yılı vergi ziyaı cezalı kurumlar vergisi ile 2012/Ocak-Mart, Nisan-Haziran, Temmuz-Eylül dönemlerine ait vergi ziyaı cezalı geçici vergilerin kaldırılması istemiyle açılan davada Vergi Mahkemesince davanın kabulü yolunda verilen karara karşı davalı idarenin istinaf başvurusunun reddine dair Bölge İdare Mahkemesi kararı Dairemizin 30/11/2022 tarih ve E:2020/4693, K:2022/6023 sayılı kararıyla bozulmuş olup, yine davacı şirket adına tarh edilen 2013/Ocak-Mart,Nisan-Haziran ve Temmuz-Eylül dönemleri geçici vergileri ile bu vergiler üzerinden kesilen bir kat vergi ziyaı cezalarının kaldırılması istemiyle açılan davada Vergi Mahkemesinin davanın geçici vergilere ait vergi ziyaı cezalarının geçmiş yıl zararları ve yatırım indirimi istisnasının 0,00-TL alınmasından kaynaklanan kısımları yönünden kabulüne, üyeliği zorunlu olmayan derneğe ödenen üyelik aidatları ile ödenmeyen ihbar ve kıdem tazminatlarının gider hesaplarından çıkarılmasından kaynaklanan kısımları yönünden reddine, geçici vergi tarhiyatları yönünden ise incelenmeksizin reddine ilişkin kararına taraflarca yapılan istinaf başvurularının reddine dair Bölge İdare Mahkemesi kararı Dairemizin 30/11/2022 tarih ve E:2020/2367, K:2022/6024 sayılı kararıyla geçici vergi asılları ile geçici vergilere ait vergi ziyaı cezalarının geçmiş yıl zararları ve yatırım indirimi istisnasının 0,00-TL alınmasından kaynaklanan kısmı yönünden bozulduğu, diğer kısımlar yönünden onandığından Bölge İdare Mahkemesi kararının bu hususlar göz önünde bulundurularak yeniden bir karar verilmek üzere bozulması gerekmektedir.

Bölge İdare Mahkemesi kararının 2014/Temmuz-Eylül dönemine ilişkin geçici vergi aslına ilişkin hüküm fıkrası usul ve hukuka uygun olup, davalı tarafından ileri sürülen temyiz nedenleri kararın belirtilen hüküm fıkrasının bozulmasını gerektirecek nitelikte görülmemiştir.
Bölge İdare Mahkemesi kararının,2014/Ekim-Aralık dönemi geçici vergi aslına ilişkin kısmına yönelik davacı temyiz istemine gelince;
193 sayılı Gelir Vergisi Kanunu’nun mükerrer 120. maddesinin 4. fıkrasında, yapılan incelemeler sonucu, geçmiş dönemlere ait geçici verginin %10’u aşan tutarda eksik beyan edildiğinin tespiti hâlinde, eksik beyan edilen bu kısım için re’sen veya ikmâlen geçici vergi salınacağı, mahsup süresi geçtikten sonra, kesinleşen geçici vergilerin terkin edileceği, ancak gecikme faizi ve ceza tahsil edileceği düzenlenmiştir. Sözü geçen fıkrada, beyandaki noksanlığın bağlandığı %10 oranı, bu nedenle yapılması gereken vergilendirmenin ön koşuludur ve belirtilen oranı aşmayan noksan bildirimlerin, vergilendirme konusu yapılmaması amacıyla öngörülmüştür. Noksan bildirimin %10’u aşması hâlinde, beyan dışı bırakılan tutarın tümünün re’sen veya ikmâlen vergilendirmeye esas alınması, Vergi Usul Kanunu’nun 29 ve 30. maddelerinin gereğidir.
Türkiye Cumhuriyeti Anayasası’nın “Anayasanın bağlayıcılığı ve üstünlüğü” başlıklı 11. maddesinde, Anayasa hükümlerinin, yasama, yürütme ve yargı organlarını, idare makamlarını ve diğer kuruluş ve kişileri bağlayan temel hukuk kuralları olduğu; “Hak arama hürriyeti” başlıklı 36. maddesinde, herkesin, meşru vasıta ve yollardan faydalanmak suretiyle yargı mercileri önünde davacı ve davalı olarak iddia ve savunma ile adil yargılanma hakkına sahip olduğu hükümlerine yer verilmiştir. Anayasa’nın “Temel hak ve hürriyetlerin korunması” başlıklı 40. maddesine, 4709 sayılı Kanun’un 16. maddesiyle eklenen 2. fıkrada ise “Devlet, işlemlerinde, ilgili kişilerin hangi kanun yolları ve mercilere başvuracağını ve sürelerini belirtmek zorundadır.” düzenlemesi yapılmıştır. Bu ek fıkranın gerekçesinde değişikliğin, bireylerin yargı ya da idari makamlar önünde sonuna kadar haklarını arayabilmelerine kolaylık ve imkan sağlanması amacıyla ve son derece dağınık mevzuat karşısında kanun yolu, mercii ve sürelerin belirtilmesinin hak arama, hak ve hürriyetlerin korunması açısından zorunluluk haline gelmesi nedeniyle yapıldığına değinilmiştir.
Anayasal düzenlemeler ve değinilen gerekçeden Devletin, kurumları vasıtasıyla tesis edilen her türlü işlemlerinde, bu işlemlere karşı başvurulacak yargı yeri veya idari makamlar ile başvuru süresinin gösterilmesinin bir anayasal zorunluluk haline getirildiği anlaşılmaktadır. Anayasanın bağlayıcılığı karşısında, bu zorunluluğa; yasama, yürütme ve yargı organlarının, idare makamlarının ve diğer kamu kurum ve kuruluşlarının uymakla yükümlü oldukları sonucuna ulaşılmaktadır. Bu durum, Anayasa Mahkemesinin 18/10/2003 tarih ve E:2003/67, K:2003/88 sayılı kararında; hukukun üstünlüğünün egemen olduğu ve bireyin insan olarak varlığının korunmasını amaçlayan hukuk devletinde vatandaşların hukuk güvenliğinin sağlanmasının, hukuk devleti ilkesinin yerine getirilmesinin zorunlu koşullarından olduğu ve hukukî güvenliğin, statü hukukuna ilişkin düzenlemelerde istikrar, belirlilik ve öngörülebilirlik ilkelerinin göz önünde bulundurularak açık ve belirgin hukuk kuralları yürürlüğe koyup uygulayarak sağlanacağı şeklinde ifade edilmiştir.
Yukarıda anılan anayasal ve yasal düzenlemeler uyarınca, idarelerce muhataplarına tebliğ edilecek olan idari işlemlerde, ilgililerden ödenmesi istenilen vergi ve ceza miktarlarının hiçbir tereddüte mahal vermeyecek şekilde açık ve anlaşılabilir nitelikte olması, ayrıca kanun yolu, merci ve sürelerin, söz konusu işlemler üzerinde belirtilmesi gerektiği tabiidir.
Her ne kadar geçici vergiye ilişkin ihbarnamelerde, mahsup dönemi geçmiş geçici vergi aslının; Gelir Vergisi Kanunu’nun mükerrer 120. maddesi gereğince tahakkuk ettirilmeyeceği, normal vade tarihinden mahsup tarihine kadar geçen süre için sistemde gecikme faizi hesaplanabilmesi için ihbarnamelerde zorunlu olarak yer aldığı belirtilse de; söz konusu ihbarnamelerde geçici vergiye yer verilmesi nedeniyle, davacı tarafından, daha sonra hakkında yapılacak işlemler yönünden açık ve anlaşılır olmayan bu kısmın da dava konusu edildiği, belirsizliğe neden olan ve gecikme faizinin hesaplanabilmesi için davalının sisteminden kaynaklanan bu durumun, davacıya yöneltilebilecek bir kusur oluşturmayacağı dikkate alındığında ve söz konusu verginin mahsup döneminin geçmiş olduğu da anlaşıldığından,2014/Ekim-Aralık dönemi geçici vergi aslı yönünden davanın incelenmeksizin reddine hükmeden Bölge İdare Mahkemesi kararının bu kısmında hukuki isabet bulunmamaktadır.

KARAR SONUCU:
Açıklanan nedenlerle;
1.Davacının temyiz isteminin kabulüne,davalının temyiz isteminin kısmen kabulüne, kısmen reddine,
2. … Bölge İdare Mahkemesi … Vergi Dava Dairesinin … tarih ve E:…, K:… sayılı kararının 2014 yılı vergi ziyaı cezalı kurumlar vergisi ve 2014/Temmuz-Eylül,Ekim-Aralık geçici vergileri üzerinden kesilen bir kat vergi ziyaı cezaları ile 2014/Ekim-Aralık dönemi geçici vergi aslına ilişkin hüküm fıkrasının BOZULMASINA, 2014/Temmuz-Eylül dönemine ilişkin geçici vergi aslına ilişkin kısmının ONANMASINA,
3. Bozulan kısım hakkında yeniden bir karar verilmek üzere dosyanın … Bölge İdare Mahkemesi … Vergi Dava Dairesine gönderilmesine, 30/11/2022 tarihinde kesin olarak oybirliğiyle karar verildi.