Danıştay Kararı 13. Daire 2021/2891 E. 2022/4461 K. 29.11.2022 T.

Danıştay 13. Daire Başkanlığı         2021/2891 E.  ,  2022/4461 K.
T.C.
D A N I Ş T A Y
ONÜÇÜNCÜ DAİRE
Esas No:2021/2891
Karar No:2022/4461

TEMYİZ EDEN (DAVALI) : … Başkanlığı
VEKİLİ : Av. …

KARŞI TARAF (DAVACI) : …
VEKİLİ : Av. …

İSTEMİN KONUSU : … İdare Mahkemesi’nin … tarih ve E:…, K:…, Temyiz No:… sayılı “Temyiz isteminin süre aşımı nedeniyle reddine” dair kararın kaldırılması ve dava konusu işlemin iptali yolundaki … tarih ve E:…, K:… sayılı kararının temyizen incelenerek bozulması istenilmektedir.

YARGILAMA SÜRECİ :
Dava konusu istem: Toplu Konut İdaresi Başkanlığı’nca Emlak Yönetim Hizmetleri ve Ticaret Anonim Şirketi aracılığıyla İstanbul ili, Bakırköy ilçesi, … Mahallesi, … ada, … parsel sayılı taşınmaz üzerine yapılan … Alışveriş ve Rezidans Yaşam Merkezindeki 1 adet alışveriş merkezi ile 27 adet rezidans dairenin 13/08/2020 tarihinde açık artırma ile satışına ilişkin işlemin iptali istenilmiştir.
İlk Derece Mahkemesi kararının özeti: … İdare Mahkemesi’nce verilen … tarih ve E:…, K:… sayılı kararda; hukuka aykırı olduğu gerekçesiyle dava konusu işlemin iptaline ve 2577 sayılı İdari Yargılama Usulü Kanunu’nun 20/A maddesi uyarınca kararın tebliğinden itibaren 15 (on beş) gün içerinde Danıştay’a temyiz yolu açık olmak üzere karar verilmiş; davalı idare tarafından, 05/03/2021 tarihinde UYAP üzerinden gönderilen dilekçeyle karara karşı temyiz yoluna başvurulmuştur.
… İdare Mahkemesi’nce verilen … tarih ve E:…, K:…, Temyiz No:… sayılı kararda; temyizen incelenerek bozulması istenen Mahkemelerinin … tarih ve E:…, K:… sayılı kararının davalı idarenin UETS adresine 03/02/2021 tarihinde teslim edildiği, dolayısıyla 08/02/2021 tarihinde tebliğ edilmiş sayılacağı, davalı idare tarafından ise 05/03/2021 tarihinde Mahkemeleri kaydına alınan dilekçe ile temyiz isteminde bulunulduğu; bu durumda, temyiz isteminin 2577 sayılı Kanun’un 20/A maddesi uyarınca kararın tebliğinden itibaren 15 gün içerisinde en geç 23/02/2021 Salı gününün sonuna kadar yapılması gerekirken 05/03/2021 Cuma günü kayda alınan dilekçeyle yapıldığı görüldüğünden, temyiz isteminin süre aşımı yönünden reddi gerektiği sonucuna varılmıştır.
Belirtilen gerekçelerle temyiz isteminin süre aşımı nedeniyle reddine karar verilmiştir.

TEMYİZ EDENİN İDDİALARI : Davalı idare tarafından, temyiz dilekçesinin süresi içinde verildiği, temyiz isteminin süre aşımı nedeniyle reddi kararının usul ve yasaya aykırı olduğu, dava konusu satış işleminin adli yargının görev alanında bulunduğu, idari yargıda çözümlenemeyeceği, bu sebeple ivedi yargılama usulünün uygulanamayacağı, temyiz süresinin 15 gün olduğu kararına katılmanın da mümkün olmadığı, bu hususun kesinleşmiş Danıştay kararlarıyla sabit olduğu, ihale değil açık artırma ile satışın söz konusu olduğu, satış yapılmasının sözleşmeye aykırı olmadığı, yüklenici iş ortaklığını oluşturan şirketler arası ihtilafın kamuyu zarara uğratacak şekilde kullanılmasının kabul edilemeyeceği, mülkiyetin idareye ait olduğu, satış işleminin Asliye Ticaret Mahkemesi’nin ihtiyati tedbir kararı gereğince yapılamadığı ileri sürülmektedir.

KARŞI TARAFIN SAVUNMASI : Davacı tarafından, davalının süresinde temyiz kanun yoluna başvuruda bulunmadığı; davalının sözleşmeye ve kanuna aykırı şekilde satış yapılacağını ilan ettiği, dava konusu işlemin adi ortaklık ile idare arasındaki sözleşmeye aykırılık teşkil ettiği, sözleşmeye göre satış yetkisinin idarede değil iş ortaklığında olduğu, Asliye Ticaret Mahkemesi’nin söz konusu alanın satışına ilişkin ihtiyati tedbir kararı olduğu, satış kararının kamu yararıyla örtüşmediği, hukuki riski gören hiçbir basiretli tacirin taşınmazı almak istemeyeceği, taşınmazların tamamının davalı şerhinin bulunduğu, ilan ile satış tarihi arasında kısa bir zaman dilimi olduğu, bu durumun katılımı olumsuz etkilediği, şartnamenin temin edilemediği, katılımın engellendiği, satış şartnamesinde değişiklik yapıldığı, satış bedelinin keyfi olarak belirlendiği, dava konusu işlemin hukuka aykırı olduğu, görevli yargı kolunun idari yargı olduğu belirtilerek istemin reddi gerektiği savunulmuştur.

DANIŞTAY TETKİK HÂKİMİ …’IN DÜŞÜNCESİ : Mahkemece, dava konusu işlemin iptali yönünde verilen kararda, bu karara karşı 2577 sayılı Kanun’un 20/A maddesi uyarınca kararın tebliğini izleyen günden itibaren 15 (on beş) gün içinde Danıştay’a temyiz yoluna başvurulabileceğinin belirtildiği, ancak, 2577 sayılı Kanun’un 20/A maddesinin, idari yargının görev alanına giren ve maddede tahdidi olarak sayılan işlem ve kararların iptali için açılan davalarda uygulanabileceği, bu nedenle anılan karara karşı kararın tebliğini izleyen günden itibaren 30 (otuz) gün içerisinde istinaf kanun yoluna başvurulabileceğinin belirtilmesi gerektiği, bu itibarla, kararda usul hükümlerine uygunluk bulunmadığı açık olmakla birlikte, usul ekonomisi gereğince, Dairemizce dosyanın görev yönünden reddedilerek, istinaf incelemesinde görevli (ve yetkili) ilgili bölge idare mahkemesine gönderilmesi gerektiği düşünülmektedir.

TÜRK MİLLETİ ADINA
Karar veren Danıştay Onüçüncü Dairesi’nce, Tetkik Hâkiminin açıklamaları dinlendikten ve dosyadaki belgeler incelendikten sonra gereği görüşüldü:

İNCELEME VE GEREKÇE :
USUL YÖNÜNDEN:
2577 sayılı Kanun’a 6545 sayılı Kanun’un 18. maddesiyle eklenen “İvedi yargılama usulü” başlıklı 20/A maddesinin 1. fıkrasının (a) bendinde, ihaleden yasaklama kararları hariç ihale işlemlerinden doğan uyuşmazlıklarda söz konusu yargılama usulünün uygulanacağı, (g) bendinde ise, verilen nihaî kararlara karşı tebliğ tarihinden itibaren on beş gün içinde temyiz yoluna başvurulabileceği kurala bağlanmıştır.
2577 sayılı Kanun’un 6545 sayılı Kanun’un 19. maddesiyle değiştirilen “İstinaf” başlıklı 45. maddesinin 1. fıkrasında, idare ve vergi mahkemelerinin kararlarına karşı, başka kanunlarda aksine hüküm bulunsa dahi, mahkemenin bulunduğu yargı çevresindeki bölge idare mahkemesine, kararın tebliğinden itibaren otuz gün içinde istinaf yoluna başvurulabileceği, 6. fıkrasında, bölge idare mahkemelerinin 46. maddeye göre temyize açık olmayan kararlarının kesin olduğu, 8. fıkrasında ise, ivedi yargılama usulüne tâbi olan davalarda istinaf yoluna başvurulamayacağı kuralları yer almıştır.
2577 sayılı Kanun’a 6545 sayılı Kanun’un 27. maddesiyle eklenen Geçici 8. maddenin 1. fıkrasında, ivedi yargılama usulü hariç olmak üzere bu Kanunla idari yargıda kanun yollarına ilişkin getirilen hükümlerin, 2576 sayılı Kanun’un, bu Kanun’la değişik 3. maddesine göre kurulan bölge idare mahkemelerinin tüm yurtta göreve başlayacakları tarihten sonra verilen kararlar hakkında uygulanacağı, bu tarihten önce verilmiş kararlar hakkında, kararın verildiği tarihte yürürlükte bulunan kanun yollarına ilişkin hükümlerin uygulanacağı belirtilmiş, 07/11/2015 tarih ve 29525 sayılı Resmî Gazete’de yayımlanan “Bölge Adliye Mahkemeleri ve Bölge İdare Mahkemelerinin Tüm Yurtta Göreve Başlayacakları Tarihe İlişkin Karar” ile, Bölge İdare Mahkemelerinin 20/07/2016 tarihinde tüm yurtta görevlerine başlayacakları ilan edilmiştir. Aktarılan düzenlemelere göre, ivedi yargılama usulüne tâbi olan işlemlerden doğan uyuşmazlıklarla ilgili olarak ilk derece mahkemelerince verilen kararlara karşı hangi tarihte verildiğine bakılmaksızın temyiz kanun yoluna başvurulabileceği, bunlar dışında kalan uyuşmazlıklarla ilgili olarak 20/07/2016 tarihinden sonra verilen kararlara karşı kural olarak istinaf kanun yoluna başvurulabileceği, ancak 2577 sayılı Kanun’un 46. maddesinde tahdidî olarak sayılan uyuşmazlıklarla ilgili kararlara karşı istinaf kanun yolundan sonra temyiz kanun yoluna da başvurulabileceği açıktır.
Mahkeme kararına karşı istinaf kanun yoluna mı, yoksa temyiz kanun yoluna mı başvurulabileceğinin belirlenmesi için öncelikle dava konusu uyuşmazlığın ivedi yargılama usulüne tâbi olup olmadığının tespiti zorunludur.
2577 sayılı Kanun’a 6545 sayılı Kanun’un 18. maddesiyle eklenen “İvedi yargılama usulü” başlıklı 20/A maddesinin 1. fıkrasının (a) bendinde, ihaleden yasaklama kararları hariç ihale işlemlerinden doğan uyuşmazlıklarda ivedi yargılama usulünün uygulanacağı kurala bağlandığından, ihale işlemlerinden doğan uyuşmazlıklardan ne anlaşılması gerektiğinin açıklığa kavuşturulması gerekmektedir.
Danıştay ve Uyuşmazlık Mahkemesi kararları ile, ihale sürecinde sözleşme öncesi işlemlerin ihale işlemi, dolayısıyla idari işlem olmaları nedeniyle idari yargının görev alanına girdiği kabul edilmiş ve bu yöndeki kararlar istikrar kazanmış bulunmaktadır.
Öte yandan, ihale işlemlerine ilişkin idari usulü düzenleyen temel kanunlardan olan 2886 sayılı Devlet İhale Kanunu’nun 4. maddesinde, ihalenin, “Bu Kanunda yazılı usul ve şartlarla işin istekliler arasından seçilecek birisi üzerine bırakıldığını gösteren ve yetkili mercilerin onayı ile tamamlanan sözleşmeden önceki işlemleri”; 4734 sayılı Kamu İhale Kanunu’nun 4. maddesinde ise, “Bu Kanunda yazılı usul ve şartlarla mal veya hizmet alımları ile yapım işlerinin istekliler arasından seçilecek birisi üzerine bırakıldığını gösteren ve ihale yetkilisinin onayını müteakip sözleşmenin imzalanması ile tamamlanan işlemleri” ifade ettiği belirtilmiş olup, bu kanunî tanımlamalar ve istikrar kazanan içtihatlar dikkate alınarak ihale ilanı ile başlayıp sözleşmenin imzalanması ile tamamlanan süreçte idarece tesis edilen işlemlerin ivedi yargılama usulüne tâbi ihale işlemleri olduğunun kabulü gerekir.
6545 sayılı Kanun’un 18. maddesinin gerekçesinde, “İdari yargıda davaların tümü aynı usul takip edilmek suretiyle sonuçlandırılmaktadır. Ancak idari davaların bazıları, niteliği itibarıyla diğerlerinden farklıdır. Bu tür davaların geciktirilmeksizin karara bağlanması gerekmektedir. Bu bakımdan, gecikerek karar verilmesinde hem idare hem de davacılar bakımından katlanılması zor ya da imkânsız sonuçlar doğuracak sınırlı sayıdaki dava türünün, diğerlerine göre daha ivedi bir şekilde sonuçlandırılması gerekmektedir. Yargısal sürecin, süratle sonuçlandırılması özel önem taşıyan ihale, özelleştirme, acele kamulaştırma uyuşmazlıklarından kaynaklanan bazı davaların ivedilikle sonuçlandırılmaması hâlinde, hukuki belirsizlik doğmasına neden olunmaktadır. Madde ile Avrupa örneklerinde olduğu gibi idari yargılamaya ivedi yargılama usulü kurumu kazandırılmaktadır.” açıklamalarına yer verilmiştir.
Kanun’un gerekçesinde de ifade edildiği üzere, sınırlı sayıdaki dava türü ivedi yargılama usulüne tâbidir. Nitekim gerekçede ihaleyle bağlantılı tüm işlemlerin değil, yargısal sürecin süratle sonuçlandırılması özel önem taşıyan ihale uyuşmazlıklarının bu yargılama usulüne tâbi kılındığı vurgulanmıştır.
Bakılan davanın … 1 adet Alışveriş Merkezi ile 27 adet Rezidans Dairenin açık artırma ile satış yetkisinin 28/06/2010 tarihinde imzalanan Arsa Satışı Karşılığı Gelir Paylaşımı Sözleşmesi’nin 5. maddesi uyarınca … İnşaat Turizm Sanayi ve Ticaret A.Ş. – … Yapı Konut A.Ş. – … İnşaat ve Tüketim Maddeleri Ticaret A.Ş. – … İnşaat Sanayi Ticaret Ltd. Şti. adi ortaklığında olmasına rağmen davalı idare tarafından satışa çıkarılmasının hukuka aykırı olduğu iddiasıyla açıldığı dikkate alındığında, idarenin kamu gücünü kullanarak tesis ettiği tek taraflı bir işlemin olmadığı, alışveriş merkezi ile rezidans dairelerinin özel hukuk kurallarına tâbi olarak satışa çıkarıldığı ve uyuşmazlığın anılan sözleşme ile taraflar arasındaki özel hukuk ilişkisinden kaynaklandığı anlaşıldığından, çözümünün adli yargı yerlerince karara bağlanması gerektiği sonucuna varılmıştır.
Somut bir ihaleye ilişkin olmayan ve öncelikle sonuçlandırılması özel önem taşıyan uyuşmazlık olarak nitelendirilmesine imkân bulunmayan uyuşmazlığın ivedi yargılama usûlü kapsamında yer almadığı, dolayısıyla ivedi yargılama usûlü kapsamında olmayan davada verilen karara karşı da 30 (otuz) gün içinde istinaf yoluna başvurulabileceği anlaşıldığından, Mahkemece ivedi yargılama usûlü uygulanmak suretiyle verilen kararda ve bu karara karşı yapılan temyiz isteminin 2577 sayılı Kanun’un 20/A maddesi uyarınca 15 (on beş) gün içinde yapılmadığı gerekçesiyle süre aşımı nedeniyle reddine ilişkin kararda usûl kurallarına uygunluk bulunmamaktadır.
Bu itibarla, … İdare Mahkemesi’nin, temyiz isteminin süre aşımı nedeniyle reddine ilişkin … tarih ve E:…, K:…, Temyiz No:… sayılı kararının kaldırılarak ivedi yargılama usûlü uygulanmaksızın yeniden bir karar verilmek üzere Mahkeme kararının bozulması gerekmektedir.

KARAR SONUCU :
Açıklanan nedenlerle;
1. Davalının temyiz isteminin kabulüne,
2. 2577 sayılı İdari Yargılama Usulü Kanunu’nun 49. maddesi uyarınca … İdare Mahkemesi’nin … tarih ve E:…, K:… sayılı kararının BOZULMASINA,
3. Yeniden bir karar verilmek üzere dosyanın anılan Mahkeme’ye gönderilmesine,
4. 2577 sayılı Kanun’un 20/A maddesisin ikinci fıkrasının (i) bendi uyarınca kesin olarak (karar düzeltme yolu kapalı olmak üzere), 29/11/2022 tarihinde kesin olarak oybirliğiyle karar verildi.