Danıştay 13. Daire Başkanlığı 2021/2612 E. , 2022/4463 K.
T.C.
D A N I Ş T A Y
ONÜÇÜNCÜ DAİRE
Esas No:2021/2612
Karar No:2022/4463
TEMYİZ EDEN (DAVALI) : … Başkanlığı
VEKİLİ : Av. …
KARŞI TARAF (DAVACI) : …
VEKİLİ : Av. …
İSTEMİN KONUSU : … İdare Mahkemesi’nin … tarih ve E:…, K:… sayılı kararının temyizen incelenerek bozulması istenilmektedir.
YARGILAMA SÜRECİ :
Dava konusu istem: Toplu Konut İdaresi Başkanlığı’nca Emlak Yönetim Hizmetleri ve Ticaret Anonim Şirketi aracılığıyla İstanbul ili, Bakırköy ilçesi, … Mahallesi, … ada, … parsel sayılı taşınmaz üzerine yapılan … Alışveriş ve Rezidans Yaşam Merkezindeki 1 adet alışveriş merkezi ile 27 adet rezidans dairenin 13/08/2020 tarihinde açık artırma ile satışına ilişkin işlemin iptali istenilmiştir.
İlk Derece Mahkemesi kararının özeti: … İdare Mahkemesi’nce verilen kararda; İstanbul ili, Bakırköy ilçesi, … Mahallesi, … Sokak, … pafta, … ada, … sayılı parselde bulunan 42.245,66 m² alanlı taşınmazın tamamının maliki olan Toplu Konut İdaresi Başkanlığı ile … İnşaat Turizm San. ve Tic. A.Ş. – … Yapı Konut A.Ş. – … İnşaat ve Tüketim Maddeleri Tic. A.Ş. – … İnşaat San. Tic. Ltd. Şti. iş ortaklığı arasında 28/06/2010 tarihinde arsa satışı karşılığı gelir paylaşımı sözleşmesi imzalandığı, bu sözleşme kapsamında anılan parselde 298 adet rezidans dairesi ile bir alışveriş merkezi olmak üzere “… Alışveriş ve Rezidans Yaşam Merkezi” yapılmasının kararlaştırıldığı, söz konusu proje için Bakırköy Belediyesi’nden 28/06/2011 tarihinde yapı ruhsatı alınarak inşaata başlandığı, bahse konu taşınmaz üzerine Bakırköy Tapu Sicil Müdürlüğü tarafından … tarih ve … yevmiye numaralı kat irtifakı tesis edildiği, Çevre ve Şehircilik Bakanlığı Toplu Konut İdaresi Başkanlığı Strateji Geliştirme Dairesi Başkanlığı’nın … tarihli ve E…. sayılı işlemiyle Arsa Satışı Karşılığı Gelir Paylaşımı modeliyle yapılan … Alışveriş ve Rezidans Yaşam Merkezinde bulunan 1 adet Alışveriş Merkezi ile 27 adet rezidans dairenin Toplu Konut İdaresi Başkanlığı Satış, Devir, İntikal, Kiraya Verme, Trampa, Sınırlı Ayni Hak Tesisi ve Arsa Satışı Karşılığı Gelir Paylaşımı İhale Yönetmeliği uyarınca Emlâk Yönetim Hizmetleri ve Ticaret Anonim Şirketi aracılığıyla Toplu Konut İdaresi Başkanlığı’nca 13/08/2020 tarihinde açık artırmalı satış yöntemiyle satışına karar verildiği, bunun üzerine bakılan davanın açıldığı; … İnşaat ve Tüketim Maddeleri Ticaret Anonim Şirketi’nin yönetim kurulu başkanı ve hissedarı olan başka bir davacı tarafından aynı işlemin iptali istemiyle açılan davada, Mahkemelerinin … tarihli ve E:…, K:… sayılı kararıyla dava konusu işlemin iptaline karar verildiğinden, bakılan davanın konusuz kaldığı; Mahkemelerinin anılan kararıyla davalı idarenin davaya konu işlemin hukuka aykırılığı ortaya konulduğundan davacı tarafından yapılan yargılama giderlerinin davalı idareden alınarak davacıya verilmesi gerektiği sonucuna varılmıştır.
Belirtilen gerekçelerle konusu kalmayan dava hakkında karar verilmesine yer olmadığına karar verilmiştir.
TEMYİZ EDENİN İDDİALARI : Davalı idare tarafından, dava konusu satış işleminin adli yargının görev alanında bulunduğu, idari yargıda çözümlenemeyeceği, bu hususun kesinleşmiş Danıştay kararlarıyla sabit olduğu, ihale değil açık artırma yolu ile satışın söz konusu olduğu, satış yapılmasının sözleşmeye aykırı olmadığı, yüklenici iş ortaklığını oluşturan şirketler arasındaki ihtilafın kamuyu zarara uğratacak şekilde kullanılmasının kabul edilemeyeceği, mülkiyetin idareye ait olduğu, satış işleminin Asliye Ticaret Mahkemesi’nin ihtiyati tedbir kararı gereğince yapılamadığı, görevli yargı kolunun adli yargı olduğu ileri sürülmektedir.
KARŞI TARAFIN SAVUNMASI : Davacı tarafından, savunma verilmemiştir.
DANIŞTAY TETKİK HÂKİMİ …’IN DÜŞÜNCESİ : Temyiz isteminin kabulü gerektiği düşünülmektedir.
TÜRK MİLLETİ ADINA
Karar veren Danıştay Onüçüncü Dairesi’nce, Tetkik Hâkiminin açıklamaları dinlendikten ve dosyadaki belgeler incelendikten sonra gereği görüşüldü:
İNCELEME VE GEREKÇE:
USUL YÖNÜNDEN:
Dava, İstanbul ili, Bakırköy ilçesi, … Mahallesi, … Sokak, … ada, … parsel sayılı yerde bulunan ve mülkiyeti Toplu Konut İdaresi Başkanlığı’na ait olan 42.245,66 m² alanlı taşınmaz üzerine Arsa Satışı Karşılığı Gelir Paylaşımı modeli ile yapılan … Alışveriş ve Rezidans Yaşam Merkezi’nde bulunan 1 adet Alışveriş Merkezi ile 27 adet rezidans dairenin 13/08/2020 tarihinde açık artırma ile satışına ilişkin kararın iptali istemiyle açılmış; İdare Mahkemesi’nce; aynı işleme karşı başka bir davacı tarafından Mahkemelerinin E:… sayılı esasına kayıtlı davanın açıldığı, Mahkemenin … tarih ve K:… sayılı kararıyla işlemin iptaline karar verildiği, bu nedenle bakılan davanın konusuz kaldığı gerekçesiyle konusu kalmayan dava hakkında karar verilmesine yer olmadığına karar verilmiş, bu karar davalı idare tarafından temyiz edilmiştir.
2577 sayılı İdari Yargılama Usulü Kanunu’nun 14. maddesinin üçüncü fıkrasının (a) bendinde, dilekçelerin görev ve yetki yönünden inceleneceği, 15/1-(a) maddesinde, adlî yargının görevli olduğu konularda açılan davaların görev yönünden reddedileceği belirtilmiştir.
2577 sayılı Kanun’a 6545 sayılı Kanun’un 18. maddesiyle eklenen “İvedi yargılama usulü” başlıklı 20/A maddesinin 1. fıkrasının (a) bendinde, ihaleden yasaklama kararları hariç ihale işlemlerinden doğan uyuşmazlıklarda söz konusu yargılama usulünün uygulanacağı, (g) bendinde ise, verilen nihaî kararlara karşı tebliğ tarihinden itibaren on beş gün içinde temyiz yoluna başvurulabileceği kurala bağlanmıştır.
2577 sayılı Kanun’un 6545 sayılı Kanun’un 19. maddesiyle değiştirilen “İstinaf” başlıklı 45. maddesinin 1. fıkrasında, idare ve vergi mahkemelerinin kararlarına karşı, başka kanunlarda aksine hüküm bulunsa dahi, mahkemenin bulunduğu yargı çevresindeki bölge idare mahkemesine, kararın tebliğinden itibaren otuz gün içinde istinaf yoluna başvurulabileceği, 6. fıkrasında, bölge idare mahkemelerinin 46. maddeye göre temyize açık olmayan kararlarının kesin olduğu, 8. fıkrasında ise, ivedi yargılama usulüne tâbi olan davalarda istinaf yoluna başvurulamayacağı kuralları yer almıştır.
2577 sayılı Kanun’a 6545 sayılı Kanun’un 27. maddesiyle eklenen Geçici 8. maddenin 1. fıkrasında, ivedi yargılama usulü hariç olmak üzere bu Kanunla idari yargıda kanun yollarına ilişkin getirilen hükümlerin, 2576 sayılı Kanun’un, bu Kanun’la değişik 3. maddesine göre kurulan bölge idare mahkemelerinin tüm yurtta göreve başlayacakları tarihten sonra verilen kararlar hakkında uygulanacağı, bu tarihten önce verilmiş kararlar hakkında, kararın verildiği tarihte yürürlükte bulunan kanun yollarına ilişkin hükümlerin uygulanacağı belirtilmiş, 07/11/2015 tarih ve 29525 sayılı Resmî Gazete’de yayımlanan “Bölge Adliye Mahkemeleri ve Bölge İdare Mahkemelerinin Tüm Yurtta Göreve Başlayacakları Tarihe İlişkin Karar” ile, Bölge İdare Mahkemelerinin 20/07/2016 tarihinde tüm yurtta görevlerine başlayacakları ilan edilmiştir. Aktarılan düzenlemelere göre, ivedi yargılama usulüne tâbi olan işlemlerden doğan uyuşmazlıklarla ilgili olarak ilk derece mahkemelerince verilen kararlara karşı hangi tarihte verildiğine bakılmaksızın temyiz kanun yoluna başvurulabileceği, bunlar dışında kalan uyuşmazlıklarla ilgili olarak 20/07/2016 tarihinden sonra verilen kararlara karşı kural olarak istinaf kanun yoluna başvurulabileceği, ancak 2577 sayılı Kanun’un 46. maddesinde tahdidî olarak sayılan uyuşmazlıklarla ilgili kararlara karşı istinaf kanun yolundan sonra temyiz kanun yoluna da başvurulabileceği açıktır.
Mahkeme kararına karşı istinaf kanun yoluna mı, yoksa temyiz kanun yoluna mı başvurulabileceğinin belirlenmesi için öncelikle dava konusu uyuşmazlığın ivedi yargılama usulüne tâbi olup olmadığının tespiti zorunludur.
2577 sayılı Kanun’a 6545 sayılı Kanun’un 18. maddesiyle eklenen “İvedi yargılama usulü” başlıklı 20/A maddesinin 1. fıkrasının (a) bendinde, ihaleden yasaklama kararları hariç ihale işlemlerinden doğan uyuşmazlıklarda ivedi yargılama usulünün uygulanacağı kurala bağlandığından, ihale işlemlerinden doğan uyuşmazlıklardan ne anlaşılması gerektiğinin açıklığa kavuşturulması gerekmektedir.
Danıştay ve Uyuşmazlık Mahkemesi kararları ile, ihale sürecinde sözleşme öncesi işlemlerin ihale işlemi, dolayısıyla idari işlem olmaları nedeniyle idari yargının görev alanına girdiği kabul edilmiş ve bu yöndeki kararlar istikrar kazanmış bulunmaktadır.
Öte yandan, ihale işlemlerine ilişkin idari usulü düzenleyen temel kanunlardan olan 2886 sayılı Devlet İhale Kanunu’nun 4. maddesinde, ihalenin, “Bu Kanunda yazılı usul ve şartlarla işin istekliler arasından seçilecek birisi üzerine bırakıldığını gösteren ve yetkili mercilerin onayı ile tamamlanan sözleşmeden önceki işlemleri”; 4734 sayılı Kamu İhale Kanunu’nun 4. maddesinde ise, “Bu Kanunda yazılı usul ve şartlarla mal veya hizmet alımları ile yapım işlerinin istekliler arasından seçilecek birisi üzerine bırakıldığını gösteren ve ihale yetkilisinin onayını müteakip sözleşmenin imzalanması ile tamamlanan işlemleri” ifade ettiği belirtilmiş olup, bu kanunî tanımlamalar ve istikrar kazanan içtihatlar dikkate alınarak ihale ilanı ile başlayıp sözleşmenin imzalanması ile tamamlanan süreçte idarece tesis edilen işlemlerin ivedi yargılama usulüne tâbi ihale işlemleri olduğunun kabulü gerekir.
6545 sayılı Kanun’un 18. maddesinin gerekçesinde, “İdari yargıda davaların tümü aynı usul takip edilmek suretiyle sonuçlandırılmaktadır. Ancak idari davaların bazıları, niteliği itibarıyla diğerlerinden farklıdır. Bu tür davaların geciktirilmeksizin karara bağlanması gerekmektedir. Bu bakımdan, gecikerek karar verilmesinde hem idare hem de davacılar bakımından katlanılması zor ya da imkânsız sonuçlar doğuracak sınırlı sayıdaki dava türünün, diğerlerine göre daha ivedi bir şekilde sonuçlandırılması gerekmektedir. Yargısal sürecin, süratle sonuçlandırılması özel önem taşıyan ihale, özelleştirme, acele kamulaştırma uyuşmazlıklarından kaynaklanan bazı davaların ivedilikle sonuçlandırılmaması hâlinde, hukuki belirsizlik doğmasına neden olunmaktadır. Madde ile Avrupa örneklerinde olduğu gibi idari yargılamaya ivedi yargılama usulü kurumu kazandırılmaktadır.” açıklamalarına yer verilmiştir.
Kanun’un gerekçesinde de ifade edildiği üzere, sınırlı sayıdaki dava türü ivedi yargılama usulüne tâbidir. Nitekim gerekçede ihaleyle bağlantılı tüm işlemlerin değil, yargısal sürecin süratle sonuçlandırılması özel önem taşıyan ihale uyuşmazlıklarının bu yargılama usulüne tâbi kılındığı vurgulanmıştır.
2576 sayılı Bölge İdare Mahkemeleri, İdare Mahkemeleri ve Vergi Mahkemelerinin Kuruluşu ve Görevleri Hakkında Kanunu’nun 1. maddesinde, bölge idare mahkemeleri, idare mahkemeleri ve vergi mahkemelerinin bu Kanun’la verilen görevleri yerine getirmek üzere kurulmuş “genel görevli” mahkemeler olduğu belirtildikten sonra, 5. maddesinde, idare mahkemelerinin, vergi mahkemelerinin görevine giren davalarla, ilk derecede Danıştay’da çözümlenecek olanlar dışındaki; iptal davalarını, tam yargı davalarını, tahkim yolu öngörülen imtiyaz şartlaşma ve sözleşmelerinden doğan uyuşmazlıklar hariç, kamu hizmetlerinden birinin yürütülmesi için yapılan idarî sözleşmelerden dolayı taraflar arasında çıkan uyuşmazlıklara ilişkin davaları çözümleyeceği kurala bağlanmıştır.
İdari yargı mercilerinde yargısal denetimi yapılarak çözümlenecek uyuşmazlıklarda, öncelikle davaya konu işlemin idari bir işlem olup olmadığı hususunun, başka bir anlatımla idare hukuku kurallarına göre tesis edilen bir işlem olup olmadığının ortaya konması gerekmektedir. İdarî makamlar tarafından tesis edilmiş olsa bile, özel hukuk hükümlerine tabi olan işlem ve sözleşmelerden kaynaklanan uyuşmazlıkların çözümünde adli yargı mercileri görevlidir.
İdari işlemler, idarî makamların, kamu gücü kullanarak, idare işlevine ilişkin olarak tesis ettikleri, muhatapları yönünden çeşitli hak ve/veya yükümlülükler doğuran, muhataplarının hukukî durumlarında değişiklik yapan tek yanlı irade açıklamalarıdır. Buna göre, idari işlemlerin “idari makamlarca tesis edilmiş olma”, “tek yanlı olma” ve “icrailik niteliğini taşıma” unsurlarını bünyesinde barındırması gerekmektedir. Bir işlemin iptal davasına konu edilebilir nitelikte kesin ve yürütülebilir bir işlem olup olmadığının, işlemin ismine veya idarenin isimlendirmesine bakılarak değil, işlemin içeriğine bakılarak belirlenmesi gerekmektedir.
Bir sözleşmenin idari sözleşme sayılabilmesi için sürekli bir kamu hizmetinin görülmesi amacını taşıması, taraflardan birinin idare olması ve kamu hukukuna özgü, kamu hukukundan doğan şart ve hükümlerin sözleşmede yer alması zorunludur. Taraflardan biri idare olmakla birlikte, tarafların özgür iradeleriyle imzalanan ve idari sözleşme niteliği taşımayan bir sözleşmenin uygulanmasından kaynaklanan uyuşmazlıklar, özel hukuk hükümlerine göre adli yargı yerlerince çözümlenecektir.
Bakılan davanın … 1 adet Alışveriş Merkezi ile 27 adet Rezidans Dairenin açık artırma ile satış yetkisinin 28/06/2010 tarihinde imzalanan Arsa Satışı Karşılığı Gelir Paylaşımı Sözleşmesi’nin 5. maddesi uyarınca … İnşaat Turizm Sanayi ve Ticaret A.Ş. – … Yapı Konut A.Ş. – … İnşaat ve Tüketim Maddeleri Ticaret A.Ş. – … İnşaat Sanayi Ticaret Ltd. Şti. adi ortaklığında olmasına rağmen davalı idare tarafından satışa çıkarılmasının hukuka aykırı olduğu iddiasıyla açıldığı dikkate alındığında, idarenin kamu gücünü kullanarak tesis ettiği tek taraflı bir işlemin olmadığı, alışveriş merkezi ile rezidans dairelerinin özel hukuk kurallarına tâbi olarak satışa çıkarıldığı ve uyuşmazlığın anılan sözleşme ile taraflar arasındaki özel hukuk ilişkisinden kaynaklandığı anlaşıldığından, çözümünün adli yargı yerlerince karara bağlanması gerektiği sonucuna varılmıştır.
Somut bir ihaleye ilişkin olmayan ve öncelikle sonuçlandırılması özel önem taşıyan uyuşmazlık olarak nitelendirilmesine imkân bulunmayan taraflar arasındaki özel hukuk ilişkisinden kaynaklanan uyuşmazlığın ivedi yargılama usûlü kapsamında yer almadığı, dolayısıyla ivedi yargılama usûlü kapsamında olmayan davada verilen karara karşı da 30 (otuz) gün içinde istinaf yoluna başvurulabileceği, Mahkemece davanın görev yönünden reddine karar verilmesi gerekirken, işin esası incelenerek ve ivedi yargılama usûlü uygulanmak suretiyle verilen kararda usûl kurallarına uygunluk bulunmamaktadır.
KARAR SONUCU :
Açıklanan nedenlerle;
1. Davalının temyiz isteminin kabulüne;
2. 2577 sayılı İdari Yargılama Usulü Kanunu’nun 49. maddesi uyarınca … İdare Mahkemesi’nin … tarih ve E:…, K:… sayılı kararının BOZULMASINA,
3. Yeniden bir karar verilmek üzere dosyanın anılan Mahkeme’ye gönderilmesine, 29/11/2022 tarihinde kesin olarak oybirliğiyle karar verildi.