Danıştay 6. Daire Başkanlığı 2022/2488 E. , 2022/10331 K.
T.C.
D A N I Ş T A Y
ALTINCI DAİRE
Esas No : 2022/2488
Karar No : 2022/10331
KARAR DÜZELTME İSTEMİNDE BULUNAN
(DAVACI) : … San. ve Tic. A.Ş.
VEKİLİ : Av. …
KARŞI TARAF (DAVALI) : … Büyükşehir Belediye Başkanlığı
VEKİLİ : Av. …
İSTEMİN KONUSU : Danıştay Altıncı Dairesinin 06/12/2021 tarih ve E:2020/5671, K:2021/13334 sayılı kararının; 2577 sayılı İdari Yargılama Usulü Kanununun Geçici 8. maddesi uyarınca uygulanmasına devam edilen 3622 sayılı Kanun ile değişik 54. maddesi uyarınca düzeltilmesi istenilmektedir.
YARGILAMA SÜRECİ :
Dava konusu istem: İstanbul ili, Silivri ilçesi, … Mahallesi, … Mevkii, … pafta, … ada, … ve … parsel sayılı taşınmazlara yönelik 10.12.2012 onay tarihli 1/5000 ölçekli Silivri Merkez Sahil Bölgesi Nazım İmar Planı değişikliğinin iptali istenilmektedir.
İlk Derece Mahkemesi kararının özeti: Danıştay Altıncı Dairesinin bozma kararına uyularak … İdare Mahkemesince verilen … tarih ve E:…, K:… sayılı kararda; uyuşmazlığa konu … parsel sayılı taşınmaza isabet eden 12 metre genişliğindeki taşıt yolunun 11.07.1992 tarihinden önce yürürlükte olan 1/1000 ölçekli uygulama imar planında düzenlenip düzenlenmediğinin dava dışı Silivri Belediye Başkanlığından sorulmasına dair Mahkemenin … tarih ve E:… sayılı ara kararına cevaben dosyaya sunulan bilgi ve belgelerden, 03.12.1986 onay tarihli 1/1000 ölçekli uygulama imar planında 10 parsel sayılı taşınmazın kuzey cephesinden mahreç aldığı doğu-batı yönlü 10 metre genişliğinde taşıt yolunun yer aldığı anlaşıldığından, kıyı alanlarında düzenlenecek rekreaktif alanların yerleşimin iç kısımları ve diğer yeşil alanlar ile bağlantısının sağlanması amacıyla getirildiği açık olan söz konusu işleve ilişkin kısmı yönünden dava konusu plan değişikliğinde mevzuata, üst ölçekli plan kararlarına, şehircilik ilkelerine ve kamu yararına aykırılık bulunmadığı sonucuna varılmaktadır.
Belirtilen gerekçelerle, uyuşmazlığa konu … parsel sayılı taşınmaza getirilen 12 metre genişliğinde yol alanı işlevine ilişkin kısmı yönünden davanın reddine karar verilmiştir.
Daire kararının özeti: Davacının temyiz isteminin reddi ile hukuk ve usule uygun bulunan İdare Mahkemesi kararının onanmasına karar verilmiştir.
KARAR DÜZELTME TALEP EDENİN İDDİALARI Uyuşmazlığa konu … parsel sayılı taşınmaz üzerinde 1970’li yıllarda alınan ruhsata dayalı olarak inşa edilen ve mesken amacıyla kullanılan yapının mevcut olduğu, taşınmazdaki yapılaşma 1992 yılından önce mevzuata uygun şekilde tamamlanmış olduğundan, Kıyı Kanunu gereğince davacının sahip olduğu kazanılmış hakkın, planla getirilen 12 metre genişliğindeki yol alanı ile ihlal edildiği, taşınmazın bulunduğu sahil şeridinin tamamının dava konusu planda öngörülen şekilde yeşil alana çevrilmesi ve yeni taşıt yolları açılmasının çok ciddi kamulaştırma maliyeti getireceği, bu nedenle plan kararlarının uygulanabilirliğinin bulunmadığı ileri sürülmektedir.
KARŞI TARAFIN SAVUNMASI : Savunma verilmemiştir.
DANIŞTAY TETKİK HAKİMİ …’NUN DÜŞÜNCESİ: Kararın düzeltilmesi isteminin kabulü ile İdare Mahkemesi kararının bozulmasına karar verilmesi gerektiği düşünülmektedir.
TÜRK MİLLETİ ADINA
Karar veren Danıştay Altıncı Dairesince, Tetkik Hakiminin açıklamaları dinlendikten ve dosyadaki belgeler incelendikten sonra gereği görüşüldü:
6545 sayılı Türk Ceza Kanunu İle Bazı Kanunlarda Değişiklik Yapılmasına Dair Kanunun 103. maddesinin b) bendi ile 2577 sayılı İdari Yargılama Usulü Kanununun 54. maddesi yürürlükten kaldırılmış ise de; anılan Yasanın 27. maddesiyle 2577 sayılı Yasaya eklenen Geçici 8. maddenin 1. fıkrasındaki “Bu Kanunla idari yargıda kanun yollarına ilişkin getirilen hükümler, 2576 sayılı Kanunun, bu Kanunla değişik 3 üncü maddesine göre kurulan bölge idare mahkemelerinin tüm yurtta göreve başlayacakları tarihten sonra verilen kararlar hakkında uygulanır. Bu tarihten önce verilmiş kararlar hakkında, kararın verildiği tarihte yürürlükte bulunan kanun yollarına ilişkin hükümler uygulanır.” kuralı uyarınca, bu maddeye göre kararın düzeltilmesi yolundaki istemin incelemesine geçildi.
2577 sayılı İdari Yargılama Usulü Kanununun 54. maddesinin 1. fıkrasının (c) bendine göre kararın düzeltilmesi istemi yerinde görüldüğünden Dairemizin 06/12/2021 tarih ve E:2020/5671, K:2021/13334 sayılı kararı kaldırılarak işin esası incelendi:
İNCELEME VE GEREKÇE:
MADDİ OLAY :
Davacıların hissedarı olduğu İstanbul İli, Silivri İlçesi, … Mahallesi, … ada, … ve … parsel sayılı taşınmazlar 03.12.1986 onay tarihli 1/1000 ölçekli uygulama imar planında turistik tesis alanı kullanımında kalmakta iken; dava konusu 10.12.2012 onay tarihli 1/5000 ölçekli nazım imar planı ile 10 parsel sayılı taşınmaza kısmen genel yeşil alan, kısmen 12 metre genişliğinde yol alanı işlevleri getirilmiş, genel yeşil alan içinde kalan kısmı önlemli alan-2 ve transfer edilecek alan sınırları içerisine alınmıştır. Uyuşmazlığa konu … parsel sayılı taşınmazın ise büyük kısmı kıyı kenar çizgisinin deniz tarafında kaldığından plan onama sınırı dışında bırakılmış, plan onama sınırı içerisinde kalan kısmına genel yeşil alan işlevi getirilerek, önlemli alan-2 ve tranfer edilecek alan sınırları içerisine alınmıştır.
Bunun üzerine davacı tarafından; 1986 yılı onaylı 1/1000 ölçekli uygulama imar planı doğrultusunda taşınmazların içinde yer aldığı imar adasının tamamının konut alanı olarak teşekkül etmiş olduğu, … parsel sayılı taşınmaz üzerinde de 1978 yılında ruhsata uygun şekilde inşa edilmiş ve yapı kullanma izni verilmiş bodrum, zemin kat ve 1 normal kattan oluşan yapı bulunduğu, dava konusu plan değişikliği ile taşınmazların yapılaşmaya kapatılarak genel yeşil kullanımına ayrılmasının mülkiyet hakkını zedelediği ve kazanılmış hakları ihlal ettiği şeklinde iddialar ileri sürülerek açılan davada, … İdare Mahkemesinin … tarih ve E:…, K:… sayılı kararı ile, mahallinde yaptırılan keşif ve bilirkişi incelemesi sonucunda düzenlenen bilirkişi raporu ile dosyanın birlikte değerlendirilmesinden, taşınmazlara getirilen genel yeşil alan işlevine ilişkin kısmı yönünden davanın reddine, … parsel sayılı taşınmaza getirilen 12 metre genişliğinde taşıt yolu işlevi ile taşınmazların transfer edilecek alan sınırı içinde belirlenmesine ilişkin kısmı yönünden dava konusu işlemin iptaline karar verilmiş, bu kararın redde ilişkin kısmının davacı vekili, iptale ilişkin kısmının davalı idare vekili tarafından temyiz edilmesi üzerine yapılan inceleme sonucunda Danıştay Altıncı Dairesinin 06/11/2017 tarih ve E:2015/7345, K:2017/8573 sayılı kararı ile, taşınmazlara genel yeşil alan işlevi getirilmesine ve önlemli alan-2 sınırı içinde belirlenmelerine ilişkin kısmı yönünden onanmasına, transfer edilecek alan sınırı içerisinde belirlenmelerine ilişkin kısmı yönünden gerekçesi değiştirilmek sureti ile onanmasına, …parsel sayılı taşınmaza 12 metre genişliğinde taşıt yolu işlevi getirilmesine ilişkin kısmı yönünden bozulmasına karar verilmiştir.
Anılan bozma kararına uyularak … parsel sayılı taşınmaza 12 metre genişliğinde taşıt yolu işlevi getirilmesine ilişkin kısmı yönünden davanın reddi yolunda … İdare Mahkemesince verilen … tarih ve E:…, K:… sayılı karara karşı davacı vekili tarafından temyiz isteminde bulunulmuştur.
İLGİLİ MEVZUAT:
3621 sayılı Kıyı Kanununun genel esasları düzenleyen 5. maddesinde, sahil şeritlerinde yapılacak yapıların kıyı kenar çizgisine en fazla 50 metre yaklaşabileceği, yaklaşma mesafesi ve kıyı kenar çizgisi arasında kalan alanların ancak yaya yolu, gezinti, dinlenme, seyir ve rekreaktif amaçla kullanılmak üzere düzenlenebileceği hükmüne; “Sahil Şeridinde Yapılabilecek Yapılar” başlıklı 8. maddesinin son fıkrasında, bu alanlarda uygulama imar planı kararıyla 6. ve 7. maddede belirtilen yapı ve tesislerle birlikte toplum yararına açık olmak şartıyla konaklama hariç günübirlik turizm yapı ve tesislerin yapılabileceği hükmüne yer verilmiştir.
Aynı Kanun’un geçici maddesinde, bu Kanunun yürürlüğe girdiği tarihten önce mevzuat hükümlerine uygun olarak onaylanmış ve kısmen veya tamamen yapılaşmış 1/1000 ölçekli uygulama imar planlarının sahil şeritleri ile ilgili hükümlerinin geçerli olduğu düzenlenmiştir.
Kıyı Kanununun Uygulanmasına Dair Yönetmeliğin “Sahil Şeridinde Planlama” başlıklı 17. maddesinde, sahil şeritlerinin birinci bölümünün tümüyle açık alan olarak toplumun kullanımına tahsis edilecek şekilde düzenleneceği, bu alanlarda sadece yaya yolları, gezinti ve dinlenme alanları, seyir teras ve alanları ile bu Yönetmeliğin 4 . maddesinde tanımlanan rekreaktif amaçlı kullanımlar ile bu Yönetmeliğin 13. maddesinde belirlenen yapı ve tesislerin yer alabileceği, bu alan içinde toplumun yararlanmasına açık yapılar da dahil olmak üzere başka hiçbir yapı ve tesis yapılamayacağı, sahil şeridinin ikinci bölümünde ise bu Yönetmeliğin 13. ve 14. maddelerinde sayılan yapı ve tesisler ile toplumun yararlanmasına açık olmak şartı ile konaklama hariç bu Yönetmelikte tanımlanan günübirlik turizm yapı ve tesisleri kapsayacak şekilde düzenleme yapılabileceği kuralına yer verilmiştir.
Aynı Yönetmeliğin 16. maddesinin son fıkrasında ise, sahil şeridinin birinci bölümünde yeni taşıt yollarının açılamayacağı, ancak 11 Temmuz 1992 tarihinden önce mevzuat hükümlerine uygun olarak onaylanmış planlara göre yapımına başlanmış veya kullanılmakta olan Devlet Karayolları ile yapımı gerçekleştirilmiş imar yollarındaki müktesep hakların saklı olduğu, inşaatına başlanmış imar yollarında ise mümkün olan en kısa mesafede iç yollarla bağlantı sağlanmak üzere imar planı revizyonu yapılacağı, sahil şeridi birinci bölümünde ancak iç yollarla dolgu alanlarındaki yapılmış veya yapılacak yolları bağlayan kısa geçişler için imar yolları planlanabileceği hüküm altına alınmıştır.
HUKUKİ DEĞERLENDİRME:
Kıyılardan ve sahil şeritlerinden yararlanmada öncelikle kamu yararının gözetilmesi gerektiğinden, bu alanlarda kıyı mevzuatının amacına uygun olarak kazanılmış hakla ilgili ölçüt belirlenirken, ulaşım ve trafik güvenliği ile şehircilik ilkelerine uygun şekilde planlandığı anlaşılan taşıt yollarının kamu yararı niteliğinin dikkate alınması ve tamamen veya kısmen yapılaşmış alanlardaki imar haklarından farklı değerlendirilmesi gerektiği kuşkusuzdur.
Bu çerçevede, yukarıda detaylarına yer verilen yasal düzenlemelerle, sahil şeridinin ilk 50 metrelik kısmında yeni taşıt yolu açılamayacağına dair genel kurala istisna getirilmiş ve 11.07.1992 tarihinden önce mevzuat hükümlerine uygun olarak onaylanmış planlara göre yapımına başlanmış veya kullanılmakta olan Devlet Karayolları ile yapımı gerçekleştirilmiş imar yollarındaki kazanılmış hakların saklı tutulduğu hüküm altına alınmıştır.
Somut uyuşmazlıkta ise, 1/5000 ölçekli nazım imar planında sahil şeridinin ilk 50 metrelik bölümünde ayrılan ve bir kısmı uyuşmazlık konusu … parsel sayılı taşınmaza isabet eden doğu-batı yönlü 12 metre genişliğindeki taşıt yolunun 11.07.1992 tarihinden önce onaylı 1/1000 ölçekli uygulama imar planında yer alıp almadığının dava dışı Silivri Belediye Başkanlığından sorulmasına dair … İdare Mahkemesinin … tarih ve E:… sayılı ara kararına cevaben, söz konusu yolun 10 metre en kesitli olarak 03.12.1986 onay tarihli 1/1000 ölçekli uygulama imar planında düzenlendiğinin bildirilmesi ve buna ilişkin plan pafta örneğinin dosyaya gönderilmesi üzerine İdare Mahkemesince, söz konusu yolun plan kararlarına uygun şekilde yapımının tamamlanıp tamamlanmadığına yönelik herhangi bir araştırma yapılmaksızın ve önceki planda 10 metre olan genişliğinin dava konusu plan değişikliği ile 12 metreye çıkarılmasının kıyı mevzuatına uygunluğu yönünden hukuki bir değerlendirmeye yer verilmeksizin, sadece 1992 yılı öncesi imar planlarında düzenlenip düzenlenmediği hususuyla sınırlı olarak yapılan incelemeye dayalı şekilde davanın reddine karar verildiği anlaşılmaktadır.
Buna karşılık, sahil şeridinin ilk 50 metresi içinde ayrılan taşıt yollarının kazanılmış hakkından söz edilebilmesi için sadece 11.07.1992 tarihinden önce onaylanmış imar planlarında ayrılmış olması değil, bu plana göre yolun yapımının da tamamlanmış olması gerektiğinden, her ne kadar alana yönelik güncel uydu görüntülerinden, uyuşmazlığa konu sahil şeridinde doğu-batı istikametinde devam eden 2 şeritli taşıt yolunun zeminde açılmış ve fiilen kullanımda olduğu, bu yolun davacıya ait … parsel sayılı taşınmazın cephe aldığı kısımdaki yaklaşık genişliğinin 9-10 metre civarında olduğu görülmekte ise de, söz konusu yolun yapımının ne zaman gerçekleştiğine ve kesin olarak kaç metre en kesitli tamamlandığına dair uyuşmazlığın çözümü için gerekli olan hususlar ortaya konulmadığından, söz konusu yolun kıyı mevzuatına uygunluğunun yargısal denetiminin yapılmasına bu aşamada imkan bulunmamaktadır.
Öte yandan, 03.12.1986 onay tarihli 1/1000 ölçekli uygulama imar planında sahil şeridinin büyük kısmına konut, ticaret, turizm gibi bölgedeki nüfus yoğunluğunu artırıcı türden kullanımlar getirildiği ve sahil şeridinde oluşacak kalıcı nüfus ile kullanıcı nüfusuna hizmet etmek üzere 10 metre genişliğinde taşıt yolu planlandığı halde; dava konusu 1/5000 ölçekli nazım imar planında sahil şeridinin kıyı mevzuatına uygun şekilde yapılaşmalardan arındırılarak tüm alt bölgeye ve kente hizmet etmek üzere kamuya açık rekreaktif-yeşil alan olarak kurgulanması suretiyle bölgedeki nüfus yoğunluğunun düşürüldüğü, buna karşılık sahil şeridinin ilk 50 metrelik kısmı içinde ayrılan taşıt yolunun genişliğinin 10 metreden 12 metreye çıkarıldığı görülmektedir.
Söz konusu taşıt yoluna yönelik olarak açılan ve temyiz istemleri Danıştay Altıncı Dairesinin E:2015/11087 ve E:2015/6037 sayılı dosyalarında incelenen diğer davalarda, mahallinde yaptırılan keşif ve bilirkişi incelemeleri sonucunda düzenlenen bilirkişi raporlarında genel olarak; yolun sürekliliğinin bulunduğu, kıyı ile iç bölgelerin bu aks üzerinden bağlantısının kurulduğu, söz konusu yolun geçirilmemesi halinde kıyıya doğru inen bütün yolların çıkmaz sokaklara dönüşeceği, kıyı boyunca kuzey-güney yönündeki yolları toplayan ve ana akslara bağlayan, erişilebilirliği arttırmak suretiyle kıyı kullanımını bölgede yaşayanlarla sınırlamaksızın genele yayan bir kullanım kararı olduğu, ulaşım sistemi açısından gereklilik arz ettiği yönünde değerlendirmelere yer verildiği görüldüğünden, ilçenin sahil ile bağlantısını sağlayan, toplayıcı ve dağıtıcı statüde sürekliliği bulunan bir yol olduğu anlaşılan uyuşmazlığa konu taşıt yolunun korunmasında kamu yararı bulunduğu açık olmakla birlikte, dava konusu 1/5000 ölçekli nazım imar planı ile bölgeye herhangi bir yoğunluk artışı getirilmediğinden, söz konusu yolun önceki planda 10 metre olan genişliğinin 12 metreye çıkarılmasının ihtiyaçtan kaynaklanıp kaynaklanmadığı, yolun 10 metre olan genişliğinin korunmasının mevcut dokuda işlevini sağlayıp sağlamadığı ve dava konusu plan kararları ile sahil şeridinde öngörülen dönüşüm sonucunda tahmin edilen nüfus yoğunluğunun ulaşım taleplerini karşılamaya elverişli olup olmadığı hususlarının da ayrıca değerlendirilmesi gerekmektedir.
Bu tespit ve açıklamalar doğrultusunda, öncelikle davaya konu taşıt yolunun kıyı mevzuatında öngörülen koşullara uygun şekilde yapımının tamamlanıp tamamlanmadığının ortaya konulması, tamamlanmış olması halinde 1986 yılı onaylı 1/1000 ölçekli uygulama imar planında 10 metre olan genişliğinin dava konusu 1/5000 ölçekli nazım imar planında 12 metreye çıkarılmasının kazanılmış hak ölçütü bağlamında kıyı mevzuatına uygunluğunun değerlendirilmesi, yanı sıra yolun genişliğinin artırılmasının bölgenin ihtiyacından kaynaklanıp kaynaklanmadığı, söz konusu artışı zorunlu kılan nesnel, teknik gerekçeler bulunup bulunmadığı hususlarının da araştırılması suretiyle, elde edilecek sonuca göre yeniden bir karar verilmesi gerekmektedir.
KARAR SONUCU:
Açıklanan nedenlerle;
1. 2577 sayılı Kanunun 49. maddesine uygun bulunan davacının temyiz isteminin kabulüne,
2. Yukarıda özetlenen gerekçeyle … parsel sayılı taşınmaza getirilen 12 metre genişliğinde yol alanına ilişkin kısmı yönünden davanın reddi yolunda … İdare Mahkemesince verilen … tarih ve E:…, K:… sayılı kararının BOZULMASINA,
3. Yeniden bir karar verilmek üzere dosyanın anılan Mahkemeye gönderilmesine, 29/11/2022 tarihinde oybirliğiyle karar verildi.