Danıştay Kararı 6. Daire 2022/4574 E. 2022/10332 K. 29.11.2022 T.

Danıştay 6. Daire Başkanlığı         2022/4574 E.  ,  2022/10332 K.
T.C.
D A N I Ş T A Y
ALTINCI DAİRE
Esas No : 2022/4574
Karar No : 2022/10332

TEMYİZ EDEN (DAVACI) : …
VEKİLİ : Av. …

KARŞI TARAF (DAVALI) : … Büyükşehir Belediye Başkanlığı
VEKİLİ : Av. …

İSTEMİN KONUSU : Danıştay Altıncı Dairesinin 24/12/2010 tarih ve E:2019/13814, K:2019/15088 sayılı bozma kararına uyularak, … İdare Mahkemesince verilen … tarih ve E:…, K:… sayılı kararın temyizen incelenerek bozulması istenilmektedir.

YARGILAMA SÜRECİ:
Dava konusu istem: İstanbul İli, Silivri İlçesi, … Mahallesi, … ada, … ve … parsel sayılı taşınmazlara yönelik İstanbul Büyükşehir Belediye Meclisinin … tarih ve … sayılı kararı ile kabul edilerek, 10.12.2012 tarihinde onaylanan 1/5000 ölçekli Silivri Merkez Sahil Bölgesine Nazım İmar Planının iptali istenilmektedir.

İlk Derece Mahkemesi kararının özeti: Temyize konu kararda; dava konusu 1/5000 ölçekli nazım imar planından önce alanda yürürlükte olan 03.12.1986 onay tarihli 1/1000 ölçekli uygulama imar planında da … parsel sayılı taşınmazın kuzey cephesinden mahreç aldığı doğu-batı yönlü 10 metre genişliğinde taşıt yolunun ayrılmış olduğu, dolayısıyla uyuşmazlığa konu 12 metre genişliğindeki yol alanı her ne kadar sahil şeridinin ilk 50 metresi içerisinde planlanmış ise de kıyı mevzuatına, planlama esaslarına ve şehircilik ilkelerine uygun olduğu sonucuna varılmıştır.
Belirtilen gerekçelerle, uyuşmazlığa konu … parsel sayılı taşınmaza getirilen 12 metre genişliğinde taşıt yolu işlevine ilişkin kısmı yönünden dava konusu nazım imar planı değişikliği hukuka uygun bulunarak davanın reddine karar verilmiştir.

TEMYİZ EDENİN İDDİALARI : Kıyı Kanununun yürürlüğe girdiği 1992 yılı öncesinde taşınmaz üzerinde mevzuata ve imar planına uygun şekilde alınan yapı ruhsatı doğrultusunda tamamlanmış yapı bulunduğu ve yapı kullanma izninin de mevcut olduğu, kıyı mevzuatı gereğince davacının sahip olduğu kazanılmış hakkının göz ardı edilmesinin mülkiyet hakkına ve hukuka aykırı olduğu
ileri sürülmektedir.

KARŞI TARAFIN SAVUNMASI : Savunma verilmemiştir.

DANIŞTAY TETKİK HAKİMİ …’NUN DÜŞÜNCESİ : Temyiz isteminin kabulü ile mahkeme kararının bozulması gerektiği düşünülmektedir.

TÜRK MİLLETİ ADINA
Karar veren Danıştay Altıncı Dairesince, Tetkik Hakiminin açıklamaları dinlendikten ve dosyadaki belgeler incelendikten sonra gereği görüşüldü:

İNCELEME VE GEREKÇE:

MADDİ OLAY :
Davacıya ait İstanbul İli, Silivri İlçesi, … Mahallesi, … ada, … parsel sayılı taşınmaz 03.12.1986 onay tarihli 1/1000 ölçekli uygulama imar planında kısmen blok nizam 2 kat yapılaşma koşulunda konut alanı, kısmen 10 metre genişliğinde yol alanı kullanımlarında, … parsel sayılı taşınmaz ise yeşil alan kullanımında kalmakta iken; dava konusu 10.12.2012 onay tarihli 1/5000 ölçekli nazım imar planı ile …parsel sayılı taşınmaza kısmen genel yeşil alan, kısmen 12 metre genişliğinde yol alanı işlevleri getirilmiş, genel yeşil alan içinde kalan kısmı önlemli alan-2 ve transfer edilecek alan sınırları içerisine alınmıştır. Uyuşmazlığa konu … parsel sayılı taşınmazın ise büyük kısmı kıyı kenar çizgisinin deniz tarafında kaldığından plan onama sınırı dışında bırakılmış, plan onama sınırı içerisinde kalan kısmına genel yeşil alan işlevi getirilerek, önlemli alan-2 ve tranfer edilecek alan sınırları içerisine alınmıştır.
Bunun üzerine açılan davada, dava konusu işlemin iptali yolunda … İdare Mahkemesince verilen … tarih ve E:…, K:… sayılı kararın, Danıştay Altıncı Dairesinin 22/05/2018 tarih ve E:2015/3330, K:2018/5036 sayılı kararı ile taşınmazların genel yeşil alan ve … parsel sayılı taşınmazın 12 metre genişliğinde yol alanı işlevine ayrılması ile önlemli alan-2 sınırı içinde belirlenmelerine ilişkin kısmı yönünden bozulmasına, transfer edilecek alan sınırı içinde belirlenmelerine ilişkin kısmı yönünden gerekçesi değiştirilmek sureti ile onanmasına karar verilmiştir.
Kararın bozulan kısmına uyularak … İdare Mahkemesinin … tarih ve E:…, K:… sayılı kararı ile, taşınmazların genel yeşil alan işlevine ayrılması ile önlemli alan-2 sınırı içinde belirlenmesine ilişkin kısmı yönünden davanın reddine, … parsel sayılı taşınmaza 12 metre genişliğinde yol alanı işlevi getirilmesine ilişkin kısmı yönünden dava konusu işlemin iptaline karar verilmiş, bu kararın redde ilişkin kısmının davacı, iptale ilişkin kısmının davalı idare vekili tarafından temyiz edilmesi üzerine yapılan inceleme sonucunda Danıştay Altıncı Dairesinin 24/12/2019 tarih ve E:2019/13814, K:2019/15088 sayılı kararı ile, davacının temyiz isteminin reddi ile davanın reddine yönelik kısmın onanmasına, davalı idarenin temyiz isteminin kabulü ile dava konusu işlemin iptaline yönelik kısmın bozulmasına karar verilmiştir.
Anılan bozma kararına uyularak … parsel sayılı taşınmaza 12 metre genişliğinde taşıt yolu işlevi getirilmesine ilişkin kısmı yönünden davanın reddi yolunda … İdare Mahkemesince verilen … tarih ve E:…, K:… sayılı karara karşı davacı vekili tarafından bakılan temyiz isteminde bulunulmuştur.

İLGİLİ MEVZUAT:
3621 sayılı Kıyı Kanununun genel esasları düzenleyen 5. maddesinde, sahil şeritlerinde yapılacak yapıların kıyı kenar çizgisine en fazla 50 metre yaklaşabileceği, yaklaşma mesafesi ve kıyı kenar çizgisi arasında kalan alanların ancak yaya yolu, gezinti, dinlenme, seyir ve rekreaktif amaçla kullanılmak üzere düzenlenebileceği hükmüne; “Sahil Şeridinde Yapılabilecek Yapılar” başlıklı 8. maddesinin son fıkrasında, bu alanlarda uygulama imar planı kararıyla 6. ve 7. maddede belirtilen yapı ve tesislerle birlikte toplum yararına açık olmak şartıyla konaklama hariç günübirlik turizm yapı ve tesislerin yapılabileceği hükmüne yer verilmiştir.
Aynı Kanun’un geçici maddesinde, bu Kanunun yürürlüğe girdiği tarihten önce mevzuat hükümlerine uygun olarak onaylanmış ve kısmen veya tamamen yapılaşmış 1/1000 ölçekli uygulama imar planlarının sahil şeritleri ile ilgili hükümlerinin geçerli olduğu düzenlenmiştir.
Kıyı Kanununun Uygulanmasına Dair Yönetmeliğin “Sahil Şeridinde Planlama” başlıklı 17. maddesinde, sahil şeritlerinin birinci bölümünün tümüyle açık alan olarak toplumun kullanımına tahsis edilecek şekilde düzenleneceği, bu alanlarda sadece yaya yolları, gezinti ve dinlenme alanları, seyir teras ve alanları ile bu Yönetmeliğin 4 . maddesinde tanımlanan rekreaktif amaçlı kullanımlar ile bu Yönetmeliğin 13. maddesinde belirlenen yapı ve tesislerin yer alabileceği, bu alan içinde toplumun yararlanmasına açık yapılar da dahil olmak üzere başka hiçbir yapı ve tesis yapılamayacağı, sahil şeridinin ikinci bölümünde ise bu Yönetmeliğin 13. ve 14. maddelerinde sayılan yapı ve tesisler ile toplumun yararlanmasına açık olmak şartı ile konaklama hariç bu Yönetmelikte tanımlanan günübirlik turizm yapı ve tesisleri kapsayacak şekilde düzenleme yapılabileceği kuralına yer verilmiştir.
Aynı Yönetmeliğin 16. maddesinin son fıkrasında ise, sahil şeridinin birinci bölümünde yeni taşıt yollarının açılamayacağı, ancak 11 Temmuz 1992 tarihinden önce mevzuat hükümlerine uygun olarak onaylanmış planlara göre yapımına başlanmış veya kullanılmakta olan Devlet Karayolları ile yapımı gerçekleştirilmiş imar yollarındaki müktesep hakların saklı olduğu, inşaatına başlanmış imar yollarında ise mümkün olan en kısa mesafede iç yollarla bağlantı sağlanmak üzere imar planı revizyonu yapılacağı, sahil şeridi birinci bölümünde ancak iç yollarla dolgu alanlarındaki yapılmış veya yapılacak yolları bağlayan kısa geçişler için imar yolları planlanabileceği hüküm altına alınmıştır.

HUKUKİ DEĞERLENDİRME:
Kıyılardan ve sahil şeritlerinden yararlanmada öncelikle kamu yararının gözetilmesi gerektiğinden, bu alanlarda kıyı mevzuatının amacına uygun olarak kazanılmış hakla ilgili ölçüt belirlenirken, ulaşım ve trafik güvenliği ile şehircilik ilkelerine uygun şekilde planlandığı anlaşılan taşıt yollarının kamu yararı niteliğinin dikkate alınması ve tamamen veya kısmen yapılaşmış alanlardaki imar haklarından farklı değerlendirilmesi gerektiği kuşkusuzdur.
Yukarıda detaylarına yer verilen yasal düzenlemelerle, sahil şeridinin ilk 50 metrelik kısmında yeni taşıt yolu açılamayacağına dair genel kurala istisna getirilmiş ve 11.07.1992 tarihinden önce mevzuat hükümlerine uygun olarak onaylanmış planlara göre yapımına başlanmış veya kullanılmakta olan Devlet Karayolları ile yapımı gerçekleştirilmiş imar yollarındaki kazanılmış hakların saklı tutulduğu hüküm altına alınmıştır.
Somut uyuşmazlıkta, 1/5000 ölçekli nazım imar planında sahil şeridinin ilk 50 metrelik bölümünde ayrılan ve bir kısmı uyuşmazlık konusu … parsel sayılı taşınmaza isabet eden doğu-batı yönlü 12 metre genişliğindeki taşıt yolunun 11.07.1992 tarihinden önce bölgede yürürlükte olan 03.12.1986 onay tarihli 1/1000 ölçekli uygulama imar planında da aynı konum ve güzergahta planlı olduğu, ancak genişliğinin 12 metre değil 10 metre olarak öngörüldüğü, … parsel sayılı taşınmazın ise kuzey cephesinde bu yoldan mahreç aldığı görülmektedir.
Diğer taraftan, alana yönelik güncel uydu görüntülerinden, sahil şeridinin uyuşmazlığa konu kısmında doğu-batı istikametinde devam eden 2 şeritli taşıt yolunun zeminde mevcut olduğu ve bu yolun davacıya ait … parsel sayılı taşınmazın cephe aldığı kısımdaki yaklaşık genişliğinin 9-10 metre civarında olduğu anlaşılmaktadır.
Bu çerçevede, sahil şeridinin ilk 50 metresi içinde ayrılan taşıt yollarının kazanılmış hakkından söz edilebilmesi için sadece 11.07.1992 tarihinden önce onaylanmış imar planlarında ayrılmış olması değil, bu plana göre yolun yapımının da tamamlanmış olması, henüz tamamlanmamış imar yolları yönünden ise iç yollarla en kısa mesafede bağlantının sağlanmasına yönelik imar planı revizyonu yapılması gerektiğinden, uyuşmazlığa konu alana yönelik güncel uydu görüntülerinden her ne kadar zeminde açılmış ve fiilen kullanımda olan bir taşıt yolunun mevcut olduğu görülmekte ise de, söz konusu yolun yapımının ne zaman gerçekleştiğine ve kesin olarak kaç metre en kesitli tamamlandığına dair uyuşmazlığın çözümü için gerekli olan bilgi ve belgeler dosyada yer almadığından, bu aşamada kıyı mevzuatına uygunluk yönünden yargısal denetim yapılmasına imkan bulunmamaktadır.
Öte yandan, 03.12.1986 onay tarihli 1/1000 ölçekli uygulama imar planında sahil şeridinin büyük kısmına konut, ticaret, turizm gibi bölgedeki nüfus yoğunluğunu artırıcı türden kullanımlar getirildiği ve sahil şeridinde oluşacak kalıcı nüfus ile kullanıcı nüfusuna hizmet etmek üzere 10 metre genişliğinde taşıt yolu planlandığı halde; dava konusu 1/5000 ölçekli nazım imar planında sahil şeridinin kıyı mevzuatına uygun şekilde yapılaşmalardan arındırılarak tüm alt bölgeye ve kente hizmet etmek üzere kamuya açık rekreaktif-yeşil alan olarak kurgulanması suretiyle bölgedeki nüfus yoğunluğunun düşürüldüğü, buna karşılık sahil şeridinin ilk 50 metrelik kısmı içinde ayrılan taşıt yolunun genişliğinin 10 metreden 12 metreye çıkarıldığı görülmektedir.
Söz konusu taşıt yoluna yönelik olarak açılan ve temyiz istemleri Danıştay Altıncı Dairesinin E:2015/11087 ve E:2015/6037 sayılı dosyalarında incelenen diğer davalarda, mahallinde yaptırılan keşif ve bilirkişi incelemeleri sonucunda düzenlenen bilirkişi raporlarında genel olarak; yolun sürekliliğinin bulunduğu, kıyı ile iç bölgelerin bu aks üzerinden bağlantısının kurulduğu, söz konusu yolun geçirilmemesi halinde kıyıya doğru inen bütün yolların çıkmaz sokaklara dönüşeceği, kıyı boyunca kuzey-güney yönündeki yolları toplayan ve ana akslara bağlayan, erişilebilirliği arttırmak suretiyle kıyı kullanımını bölgede yaşayanlarla sınırlamaksızın genele yayan bir kullanım kararı olduğu, ulaşım sistemi açısından gereklilik arz ettiği yönünde değerlendirmelere yer verildiği görüldüğünden, ilçenin sahil ile bağlantısını sağlayan, toplayıcı ve dağıtıcı statüde sürekliliği bulunan bir yol olduğu anlaşılan uyuşmazlığa konu taşıt yolunun korunmasında kamu yararı bulunduğu açık olmakla birlikte, dava konusu 1/5000 ölçekli nazım imar planı ile bölgeye herhangi bir yoğunluk artışı getirilmediğinden, söz konusu yolun önceki planda 10 metre olan genişliğinin 12 metreye çıkarılmasının ihtiyaçtan kaynaklanıp kaynaklanmadığı, yolun 10 metre olan genişliğinin korunmasının mevcut dokuda işlevini sağlayıp sağlamadığı ve dava konusu plan kararları ile sahil şeridinde öngörülen dönüşüm sonucunda tahmin edilen nüfus yoğunluğunun ulaşım taleplerini karşılamaya elverişli olup olmadığı hususlarının da ayrıca değerlendirilmesi gerekmektedir.
Bu tespit ve açıklamalar doğrultusunda, öncelikle davaya konu taşıt yolunun kıyı mevzuatında öngörülen koşullara uygun şekilde yapımının tamamlanıp tamamlanmadığının ortaya konulması, tamamlanmış olması halinde 1986 yılı onaylı 1/1000 ölçekli uygulama imar planında 10 metre olan genişliğinin dava konusu 1/5000 ölçekli nazım imar planında 12 metreye çıkarılmasının kazanılmış hak ölçütü bağlamında kıyı mevzuatına uygunluğunun değerlendirilmesi, yanı sıra yolun genişliğinin artırılmasının bölgenin ihtiyacından kaynaklanıp kaynaklanmadığı, söz konusu artışı zorunlu kılan nesnel, teknik gerekçeler bulunup bulunmadığı hususlarının da araştırılması suretiyle, elde edilecek sonuca göre yeniden bir karar verilmesi gerekmektedir.

KARAR SONUCU :
Açıklanan nedenlerle;
1.2577 sayılı Kanunun 49. maddesine uygun bulunan davacının temyiz isteminin kabulüne,
2. Yukarıda belirtilen gerekçeyle uyuşmazlığa konu … parsel sayılı taşınmaza getirilen 12 metre genişliğinde taşıt yolu işlevine ilişkin kısmı yönünden davanın reddi yolunda … İdare Mahkemesince verilen … tarih ve E:…, K:… sayılı kararın BOZULMASINA,
3. Yeniden karar verilmek üzere dosyanın anılan Mahkemeye gönderilmesine, 2577 sayılı Kanunun (Geçici 8. maddesi uyarınca uygulanmasına devam edilen) 54. maddesinin 1. fıkrası uyarınca bu kararın tebliğ tarihini izleyen 15 gün içerisinde kararın düzeltilmesi yolu açık olmak üzere 29/11/2022 tarihinde oybirliğiyle karar verildi.