Danıştay 2. Daire Başkanlığı 2022/2965 E. , 2022/6036 K.
T.C.
D A N I Ş T A Y
İKİNCİ DAİRE
Esas No : 2022/2965
Karar No : 2022/6036
KARŞILIKLI TEMYİZ İSTEMİNDE BULUNANLAR :
1-DAVACI : …
VEKİLİ : Av. …
2- DAVALI : … Müdürlüğü
VEKİLİ : Av. …
İSTEMİN KONUSU : … İdare Mahkemesince verilen … günlü, E:…, K:…. sayılı kararın, taraflarca, dilekçelerde yazılı nedenlerle 2577 sayılı İdari Yargılama Usulü Kanunu’nun 49. maddesi uyarınca temyizen incelenerek bozulması isteminden ibarettir.
YARGILAMA SÜRECİ :
Dava Konusu İstem : Dava; 02/05/2009 tarihinde yapılan komiser yardımcılığı sınavında başarılı olup komiser yardımcılığı kursuna başlayan ve bu kursu başarıyla tamamlayarak komiser yardımcısı olarak atanan davacının, söz konusu sınavda yer alan bazı soruların mahkeme kararıyla iptal edilmesi üzerine, yeniden yapılan değerlendirmede başarısız duruma düştüğünden bahisle tekrar polis memurluğuna atanmasına ilişkin Emniyet Genel Müdürlüğünün 03/09/2014 günlü işleminin iptali ile işlem nedeniyle yoksun kalınan parasal ve özlük haklarının yasal faiziyle birlikte iadesine karar verilmesi istemiyle açılmıştır.
Danıştay Beşinci Dairesinin 15/01/2019 günlü, E:2016/20899, K:2019/326 sayılı bozma kararına uyulmak suretiyle davanın reddi yolunda … İdare Mahkemesince verilen … günlü, E:…, K:… sayılı karar, Danıştay İkinci Dairesinin 11/10/2021 günlü, E:2021/9891, K:2021/3239 sayılı kararıyla yeniden bozulmuştur.
İlk Derece Mahkemesi Kararının Özeti : Danıştay İkinci Dairesinin bozma kararına uyulmak suretiyle verilen … İdare Mahkemesinin temyize konu kararıyla; uyuşmazlık konusu olayda, hatalı soruların mahkeme kararıyla iptali sonucunda, idarece mahkeme kararı üzerine yapılan değerlendirmede, sıralamaya giremeyerek başarısız oldukları anlaşılan kursiyerlerin ilişikleri kesilmeyerek kursa devamının sağlandığı ve davacının durumunda olduğu gibi bu kişiler kursu başarıyla tamamlayarak komiser yardımcısı olarak atanmak suretiyle bu statüleri gereği kişisel kazanımlar elde ettikleri; davacının komiser yardımcısı olarak atanmasından dört yıl sonra yargı kararının uygulandığından bahisle, subjektif kazanımlarını ortadan kaldıracak şekilde, komiser yardımcılığından polis memurluğuna atanması yolunda tesis edilen işlemde hukuki güvenlik ve idari istikrar ilkelerine uyarlık bulunmadığı; diğer taraftan, davacının komiser yardımcılığına, hukuk müşavirliğinin görüşü doğrultusunda yapılan bir değerlendirme sonucunda atandığı, idarenin açık mevzuat hükmüne aykırı bir uygulamasından söz edilemeyeceği, maddi olay yönünden de hatalı bir saptamaya dayanılmadığı görüldüğünden, bu atama işleminin açık hataya dayandığı ve her zaman geri alınabileceği sonucuna varılamayacağı gerekçesiyle dava konusu işlemin iptaline, davacının yoksun kaldığı parasal haklarının davanın açıldığı tarihten itibaren işleyecek yasal faiziyle birlikte davacıya ödenmesine karar verilmiştir.
TEMYİZ EDENLERİN İDDİALARI :
Davacının İddiaları : Davanın ilk aşamasında verilen E:… sayılı iptal kararında davacı yararına 750.00-TL vekalet ücretine hükmedilmiş ise de, Avukatlık Asgari Ücret Tarifesi uyarınca kararın verildiği tarihteki tarifeye göre avukatlık ücreti hesaplanması gerektiği, bu nedenle temyize konu en son kararın verildiği tarihteki tarifeye göre avukatlık ücretine hükmedilmesi gerektiği ileri sürülerek, İdare Mahkemesi kararının bozulması istenilmektedir.
Davalı İdarenin İddiaları : Dava konusu işlemin yargı kararları doğrultusunda tesis edildiği, ilgili hukuk biriminin görüşü doğrultusunda, aralarında davacının da bulunduğu nihai başarı sıralamalarında başarısız duruma düşen personel hakkında rütbe tenzili işlemi yapıldığı; idarenin, yokluk ve açık hata hallerinde süre aranmaksızın kanunsuz işlemi her zaman geri alabileceği ileri sürülmektedir.
TARAFLARIN CEVABI :
Davacı tarafından; davalı idarenin temyiz isteminin reddi gerektiği ileri sürülmektedir.
Davalı idare tarafından; davacının temyiz isteminin reddi gerektiği ileri sürülmektedir.
DANIŞTAY TETKİK HAKİMİ : …
DÜŞÜNCESİ : Temyiz isteminin reddi ile usul ve yasaya uygun olan İdare Mahkemesi kararının onanması gerektiği düşünülmektedir.
TÜRK MİLLETİ ADINA
Karar veren Danıştay İkinci Dairesince; Tetkik Hâkiminin açıklamaları dinlendikten ve dosyadaki belgeler incelendikten sonra, dosyanın tekemmül ettiği görüldüğünden davalı idarenin yürütmenin durdurulması istemi hakkında karar verilmeksizin gereği görüşüldü:
HUKUKİ DEĞERLENDİRME :
Davacının, kararın vekalet ücretine ilişkin kısmına yönelik temyiz istemine ilişkin yapılan incelemede;
2577 sayılı İdari Yargılama Usulü Kanunu’nun 31. maddesinde, bu Kanun’da hüküm bulunmayan yargılama giderlerine ilişkin hususlarda Hukuk Usulü Muhakemeleri Kanunu hükümlerinin uygulanacağı düzenlenmiş; 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu’nun 323. maddesinde, vekille takip edilen davalarda kanun gereğince takdir olunacak vekalet ücreti yargılama giderleri içinde sayılmış; 332. maddesinde de, yargılama giderlerine mahkemece re’sen hükmedileceği hükme bağlanmıştır.
Öte yandan, 1136 sayılı Avukatlık Kanunu’nun “Avukatlık Ücreti” başlıklı 164. maddesinde, avukatlık ücretinin, avukatın hukuki yardımının karşılığı olan meblağı veya değeri ifade ettiği belirtilmiş; 168. maddesinin son fıkrasında ise, avukatlık ücretinin takdirinde, hukuki yardımın tamamlandığı veya dava sonunda hüküm verildiği tarihte yürürlükte olan tarifenin esas alınacağı düzenlenmiştir.
2577 sayılı İdari Yargılama Usulü Kanunu’nun “Temyiz incelemesi üzerine verilecek kararlar” başlıklı 49. maddesinin 1. fıkrasının (b) bendinde; temyiz incelemesi sonunda kararda yeniden yargılama yapılmasına ihtiyaç duyulmayan maddi hatalar ile düzeltilmesi mümkün eksiklik veya yanlışlıklar varsa, Danıştayın kararı düzelterek onayacağı hükme bağlanmıştır.
49. maddenin gerekçesinde ise, madde ile temyiz incelemesinde sadece maddi hatalarda değil, aynı zamanda yeniden yargılama yapılmasını gerektirmeyen eksiklik ya da yanlışlıklarda da düzelterek onama kararı verilmesinin sağlandığı; uygulamada, vekâlet ücretine, yargılama giderlerine ya da faize hükmedilmesinin unutulması ya da bunların yanlış hesaplanması gibi, kararın asli olmayan unsurlarında görülen bir kısım eksiklik ya da yanlışlıklar nedeniyle bozma kararları verildiği, bunun mahkeme tarafından tekrar karara bağlandığı ve yine bu kararlara karşı yeniden kanun yollarına başvurulabilmesi nedeniyle hem zaman, hem de emek kaybına neden olunduğunun görüldüğü, bu suretle esasa etkili olmayan konularda Danıştayın kesin karar vermesi sağlanarak uyuşmazlığın hızla sonuçlandırılmasının amaçlandığı hususlarına yer verilmiştir.
Davada; İdare Mahkemesince … günlü, E:…, K:… sayılı ilk karar ile dava konusu işlemin iptaline, davacının yoksun kaldığı özlük haklarının dava tarihi olan 17/09/2014 gününden itibaren hesaplanacak yasal faizi ile birlikte davacıya ödenmesine karar verildiği, kararın davalı idare tarafından temyiz edilmesi üzerine Danıştay Beşinci Dairesinin 15/01/2019 günlü, E:2016/20899, K:2019/326 sayılı kararıyla bozulduğu, bozma kararına uyularak İdare Mahkemesince verilen … günlü, E:…, K:… sayılı kararla davanın reddine karar verildiği, bu kararın da davacı tarafından temyiz edilmesi üzerine Dairemizin 11/10/2021 günlü, E:2021/9891, K:2021/3239 sayılı kararıyla bozulduğu, Mahkemece, bozma kararına uyarak dava konusu işlemin iptaline, davacının yoksun kaldığı özlük haklarının dava tarihi olan 17/09/2014 gününden itibaren hesaplanacak yasal faizi ile birlikte davacıya ödenmesine karar verdiği ve yargılama giderlerinin de davanın başından itibaren yapılan masraflar dikkate alınarak hesaplandığı, davacı lehine ise vekalet ücretine hükmedilmediği görülmüştür.
Davacı lehine ilk kararda avukatlık ücretine hükmedilmiş ise de; Mahkeme kararının iki kez bozulması ile birlikte kararın avukatlık ücretini de içeren yargılama giderlerine ilişkin kısmı da bozulmuş olduğundan, İdare Mahkemesince son bozma kararı üzerine verilen kararda yeniden yargılama giderleri (avukatlık ücreti de dahil olmak üzere) hakkında hüküm kurulurken ilk kez kararın verildiği tarih olan 24/05/2015′ de yürürlükte olan avukatlık ücret tarifesine göre karar verilmesi gerekirken, bozma üzerine herhangi bir avukatlık ücretine hükmedilmemesinde hukuka uyarlık bulunmamıştır.
Bu husus, yeniden yargılama yapılmasına ihtiyaç duyulmayan, düzeltilmesi mümkün eksiklik olarak görüldüğünden, hüküm fıkrasına “ilk kararın verildiği 24/03/2015 tarihinde yürürlükte olan Avukatlık Asgari Ücret Tarifesi uyarınca belirlenen 750,00 TL avukatlık ücretinin davalı idareden alınarak davacıya verilmesine” ibaresinin eklenmesi suretiyle kararın vekalet ücreti yönünden düzeltilerek onanması gerektiği sonucuna varılmıştır.
Davalı idarenin, Mahkeme kararının “dava konusu işlemin iptaline” ilişkin kısmına yönelik temyiz istemine ilişkin yapılan incelemede;
İdare ve vergi mahkemelerinin nihai kararlarının temyizen bozulması, 2577 sayılı İdari Yargılama Usulü Kanunu’nun 49. maddesinde yer alan sebeplerden birinin varlığı hâlinde mümkün olup; davalı idare tarafından ileri sürülen hususlar İdare Mahkemesi kararının dava konusu işlemin iptaline ve işlem nedeniyle yoksun kalınan parasal ve özlük haklarının yasal faiziyle birlikte iadesine ilişkin kısmının bozulmasını gerektirecek nitelikte görülmemiştir.
KARAR SONUCU :
Açıklanan nedenlerle;
1.DAVACININ TEMYİZ İSTEMİNİN KABULÜ ile … İdare Mahkemesince verilen … günlü, E:…, K:… sayılı kararın, vekalet ücretine yönelik hüküm fıkrasının yukarıda belirtildiği şekilde DÜZELTİLEREK ONANMASINA,
2. DAVALI İDARENİN TEMYİZ İSTEMİNİN REDDİ ile anılan kararın, esasına yönelik kısmının ONANMASINA,
3. Temyiz giderlerinin istemde bulunan davalı idare üzerinde bırakılmasına,
4.Temyiz aşamasında davacı tarafından yapılan yargılama giderlerinin davalı idareden alınarak davacıya verilmesine,
4. Dosyanın Mahkemesine gönderilmesine,
5. 2577 sayılı Kanun’un (Geçici 8. maddesi uyarınca uygulanmasına devam edilen) 54. maddesinin 1. fıkrası uyarınca bu kararın tebliğ tarihini izleyen günden itibaren (15) onbeş gün içinde Danıştay’da karar düzeltme yolu açık olmak üzere, 29/11/2022 tarihinde, oyçokluğuyla karar verildi.
(X) KARŞI OY :
Davalı İdarenin Temyiz İstemi Yönünden:
Yargı kararı uyarınca yapılan yeni sıralamaya göre, yapılan komiser yardımcılığı sınavında başarısız olduğu sabit olan davacının, komiser yardımcılığı kursuna devam ettirilerek kursu başarıyla tamamlaması üzerine komiser yardımcılığına atanmasında idarenin açık hatası bulunduğu ve davacının hukuka aykırı işlem dolayısıyla elde ettiği komiser yardımcılığı statüsünün kazanılmış hak kapsamında değerlendirilemeyeceği sonucuna ulaşıldığından, davacının komiser yardımcılığından polis memurluğuna atanmasına ilişkin dava konusu işlemde hukuka aykırılık görülmediğinden, temyize konu kararın bozulması gerektiği görüşüyle onama yönündeki Daire kararına katılmıyorum.
Davacının Temyiz İstemi Yönünden:
2577 sayılı İdari Yargılama Usulü Kanunu’nun 6545 sayılı Kanun’un 22. maddesiyle değişik “Temyiz incelemesi üzerine verilecek kararlar” başlıklı 49. maddesinde; “1. Temyiz incelemesi sonunda Danıştay;
a) Kararı hukuka uygun bulursa onar. Kararın sonucu hukuka uygun olmakla birlikte gösterilen gerekçeyi doğru bulmaz veya eksik bulursa, kararı, gerekçesini değiştirerek onar.
b) Kararda yeniden yargılama yapılmasına ihtiyaç duyulmayan maddi hatalar ile düzeltilmesi mümkün eksiklik veya yanlışlıklar varsa kararı düzelterek onar.” hükmüne yer verilmiştir.
Temyiz incelemesinde; incelemeye tabi karardaki gerekçenin değiştirilmesi veya maddi hata ve yanlışlıkların düzeltilmesi, eksikliklerin tamamlanması mümkün olmakla birlikte, hükmün sonucunu, kapsamını değiştirecek şekilde düzeltme yapılması mümkün bulunmamaktadır.
Bu husus, yukarıda belirtildiği üzere 2577 sayılı İdari Yargılama Usulü Kanunu’nun “Temyiz incelemesi üzerine verilecek kararlar” başlıklı 49. maddesinin 1. fıkrasının (b) bendi kapsamında bulunmayıp; kararın bozulmasını gerektiren “hukuka aykırılık” teşkil etmektedir.
Bu sebeple, İdare Mahkemesi kararının vekalet ücretine ilişkin kısmının, Mahkemece yeniden bir karar verilmek üzere bozulması gerektiği oyuyla, aksi yönde oluşan düzeltilerek onama kararına katılmıyorum.