Danıştay 6. Daire Başkanlığı 2022/2240 E. , 2022/10326 K.
T.C.
D A N I Ş T A Y
ALTINCI DAİRE
Esas No : 2022/2240
Karar No : 2022/10326
KARAR DÜZELTME İSTEMİNDE BULUNAN
(DAVACILAR) : 1-… 2- … ,…, 26- …
VEKİLLERİ : Av. …
KARŞI TARAF (DAVALI) : … Büyükşehir Belediye Başkanlığı
VEKİLİ : Av. …
İSTEMİN KONUSU : Danıştay Altıncı Dairesinin 03/01/2022 tarih ve E:2020/4907, K:2022/18 sayılı kararının; 2577 sayılı İdari Yargılama Usulü Kanununun Geçici 8. maddesi uyarınca uygulanmasına devam edilen 3622 sayılı Kanun ile değişik 54. maddesi uyarınca düzeltilmesi istenilmektedir.
YARGILAMA SÜRECİ :
Dava konusu istem: İstanbul İli, Silivri İlçesi, … Mahallesi, … ada, … parsel sayılı taşınmaza yönelik İstanbul Büyükşehir Belediye Meclisinin … tarih ve … sayılı kararı ile onaylanan 1/5000 ölçekli Silivri Merkez Sahil Bölgesi Nazım İmar Planının iptali istemiyle açılmıştır.
İlk Derece Mahkemesi kararının özeti: Danıştay Altıncı Dairesinin bozma kararına uyularak … İdare Mahkemesince verilen … tarih ve E:…, K:… sayılı kararda; taşınmazın 12 metrelik yol alanı fonksiyonuna ayrılmasına ilişkin kısmı yönünden, kıyılardan ve sahil şeritlerinden yararlanmada öncelikle kamu yararının gözetilmesi gerektiğinden, bu alanlarda kıyı mevzuatının amacına uygun olarak kazanılmış hakla ilgili ölçüt belirlenirken, ulaşım ve trafik güvenliği ile şehircilik ilkelerine uygun şekilde planlandığı anlaşılan taşıt yollarının kamu yararı niteliğinin dikkate alınması ve tamamen veya kısmen yapılaşmış alanlardaki imar haklarından farklı değerlendirilmesi gerektiği, bu doğrultuda dava dosyası ile Danıştay Altıncı Dairesinin E:2015/6037 sayılı dosyasının birlikte incelenmesinden, dava konusu 1/5000 ölçekli nazım imar planı değişikliği ile sahil şeridinin ilk 50 metresi içinde getirilen 12 metre genişliğindeki yol kararına ilişkin olarak mahallinde yaptırılan keşif ve bilirkişi incelemesi sonucunda düzenlenen bilirkişi raporlarında, yolun sürekliliği bulunduğu, kıyı ile iç bölgelerin bu aks üzerinden bağlantısının kurulduğu, söz konusu yolun geçirilmemesi halinde kıyıya doğru inen bütün yolların çıkmaz sokaklara dönüşeceği, kıyı boyunca kuzey-güney yönündeki yolları toplayan ve ana akslara bağlayan, erişilebilirliği arttırmak suretiyle kıyı kullanımını bölgede yaşayanlarla sınırlamaksızın genele yayan bir kullanım kararı olduğu, dava konusu yolun ulaşım sistemi açısından gereklilik arz ettiği yönünde değerlendirmelere yer verildiği, diğer taraftan dava konusu 1/5000 ölçekli nazım imar planından önce alanda 01.08.1986 onay tarihli 1/1000 ölçekli uygulama imar planının bulunduğu, söz konusu planda uyuşmazlık konusu taşınmazın güney cephesinden mahreç aldığı doğu-batı yönlü 10 metre genişliğinde taşıt yolu ayrılmış olduğu, sahil şeridinin ilk 50 metresi içerisinde yeni taşıt yolları planlanması kıyı mevzuatına aykırı olmakla birlikte, 11.07.1992 tarihinden önce mevzuata uygun olarak onaylanmış imar planlarına göre yapımı gerçekleştirilmiş olan taşıt yollarının korunması mümkün olduğundan, davaya konu edilen 12 metre genişliğindeki yol alanının Kıyı Kanununun Uygulanmasına Dair Yönetmelikte düzenlenen koşulları sağlamadığı, dava konusu plan değişikliği ile taşınmazın kısmen 12 metrelik taşıt yolu olarak belirlenmesine ilişkin kısım yönünden hukuka ve mevzuata uyarlık bulunmadığı, taşınmazın açık otopark alanı fonksiyonuna ayrılmasına ilişkin kısım yönünden ise, … İdare Mahkemesinin … tarih ve E:… sayılı ara kararına davalı idarece verilen cevaptan, taşınmazın açık otopark alanı işlevine ayrılan kısmının sahil şeridinin ikinci 50 metrelik kısmında kaldığı, ancak dava konusu plan değişikliğinden sonra onaylanan ve alanda halen yürürlükte olan 17/10/2017 onay tarihli 1/5000 ölçekli nazım imar planında söz konusu otopark alanının kaldırıldığı anlaşıldığından, taşınmaza açık otopark alanı fonksiyonu getirilmesine ilişkin kısmı yönünden dava konusu plan değişikliğinde hukuka aykırılık bulunmadığı sonucuna varılmaktadır.
Açıklanan nedenlerle, taşınmazın 12 metre genişliğinde yol alanı fonksiyonuna ayrılmasına ilişkin kısmı yönünden dava konusu işlemin iptaline, açık otopark alanı fonksiyonuna ayrılmasına ilişkin kısmı yönünden davanın reddine karar verilmiştir.
Daire kararının özeti: Davacı ile davalı idare vekillerinin temyiz başvuruları üzerine Danıştay Altıncı Dairesince; taşınmazın açık otopark alanına ayrılan kısmı yönünden temyize konu kararın hukuk ve usule uygun olduğu, 12 metre genişliğinde yol alanı yönünden ise, aynı taşınmazın bir başka hissedarı tarafından dava konusu plan değişikliğine karşı açılan diğer bir davada, … İdare Mahkemesince verilen … tarih ve E:…, K:… sayılı karar ile, 12 metrelik yol alanına ilişkin kısmı yönünden davanın reddine karar verildiği, anılan kararın Danıştay Altıncı Dairesinin 05/12/2019 tarih ve E:2019/20878, K:2019/13127 sayılı kararı ile onandığı ve kararın düzeltilmesi isteminin de aynı Dairenin 06.12.2021 tarih ve E:2020/3805 K:2021/13319 sayılı kararı ile reddedildiği, anılan davada mahallinde yaptırılan keşif ve bilirkişi incelemesi sonucunda düzenlenen bilirkişi raporunda, söz konusu yolun sürekliliğinin bulunduğu, kıyı ile iç bölgelerin bu aks üzerinden bağlantısının kurulduğu, yolun geçirilmemesi halinde kıyıya doğru inen bütün yolların çıkmaz sokaklara dönüşeceği, kıyı boyunca kuzey-güney yönündeki yolları toplayan ve ana akslara bağlayan, erişilebilirliği arttırmak suretiyle kıyı kullanımını bölgede yaşayanlarla sınırlamaksızın genele yayan bir kullanım kararı olduğu ve ulaşım sistemi açısından gereklilik arz ettği yönünde değerlendirmelere yer verildiği, dava konusu yolun yapımının tamamlanıp tamamlanmadığı, tamamlandı ise hangi tarihte yapıldığının sorulmasına yönelik … İdare Mahkemesinin 24.01.2019 tarihli ara kararına cevaben davalı idarece, taşınmazda ayrılan yolun 01.08.1986 onay tarihli 1/1000 ölçekli uygulama imar planı ile planlandığının, plan yapım tarihinde ve halihazırda kullanımda olduğunun bildirildiği görüldüğünden, 11.07.1992 tarihinden önce onaylanan imar planı doğrultusunda yapımı gerçekleşen yol alanının korunması gerektiği sonucuna varılarak, temyiz istemine konu kararın 12 metre genişliğinde yol alanına ilişkin kısmının bozulmasına, açık otopark alanına ilişkin kısmının onanmasına karar verilmiştir.
KARAR DÜZELTME TALEP EDENLERİN İDDİALARI : Danıştay Altıncı Dairesince verilen kararın bozmaya ilişkin kısmında yol alanı yönünden diğer bir dava dosyasındaki davalı idare beyanı esas alınmışsa da bu beyanın gerçeğe aykırı olduğu, mevcut durumda alanda yapımı tamamlanmış bir yol bulunmadığı, planlanan yol alanının kıyı mevzuatına aykırı olduğu, bölgede ihtiyacı karşılamaya yeterli çok sayıda açık otopark alanı bulunduğu, davacıların taşınmazının bir kısmının otopark alanına çevrilerek kamu eline geçirilmesine ihtiyaç bulunmadığı halde, dosyanın hiçbir aşamasında bu yönde bir inceleme yapılmadığı ileri sürülerek kararın düzeltilmesi istenilmektedir.
KARŞI TARAFIN SAVUNMASI : Düzeltilmesi istenen kararın usul ve yasaya uygun olduğu, ileri sürülen nedenlerin 2577 sayılı İdari Yargılama Usulü Kanununun 54. maddesine uymadığı, bu nedenle istemin reddi gerektiği savunulmaktadır.
DANIŞTAY TETKİK HAKİMİ …’NUN DÜŞÜNCESİ : Karar düzeltme isteminin kabulü ile İdare Mahkemesi kararının bozulmasına karar verilmesi gerektiği düşünülmektedir.
TÜRK MİLLETİ ADINA
Karar veren Danıştay Altıncı Dairesince, Tetkik Hakiminin açıklamaları dinlendikten ve dosyadaki belgeler incelendikten sonra gereği görüşüldü:
6545 sayılı Türk Ceza Kanunu İle Bazı Kanunlarda Değişiklik Yapılmasına Dair Kanunun 103. maddesinin b) bendi ile 2577 sayılı İdari Yargılama Usulü Kanununun 54. maddesi yürürlükten kaldırılmış ise de; anılan Yasanın 27. maddesiyle 2577 sayılı Yasaya eklenen Geçici 8. maddenin 1. fıkrasındaki “Bu Kanunla idari yargıda kanun yollarına ilişkin getirilen hükümler, 2576 sayılı Kanunun, bu Kanunla değişik 3 üncü maddesine göre kurulan bölge idare mahkemelerinin tüm yurtta göreve başlayacakları tarihten sonra verilen kararlar hakkında uygulanır. Bu tarihten önce verilmiş kararlar hakkında, kararın verildiği tarihte yürürlükte bulunan kanun yollarına ilişkin hükümler uygulanır.” kuralı uyarınca, bu maddeye göre kararın düzeltilmesi yolundaki istemin incelemesine geçildi.
2577 sayılı İdari Yargılama Usulü Kanununun 54. maddesinin 1. fıkrasının (c) bendine göre kararın düzeltilmesi istemi yerinde görüldüğünden Dairemizin 03/01/2022 tarih ve E:2020/4907, K:2022/18 sayılı kararı kaldırılarak işin esası incelendi:
İNCELEME VE GEREKÇE:
MADDİ OLAY :
Davacıların hissedarı olduğu İstanbul İli, Silivri İlçesi, … Mahallesi, … ada, … parsel sayılı taşınmaz, 01.08.1986 onay tarihli 1/1000 ölçekli uygulama imar planında konut alanı, spor tesisleri alanı ve günübirlik tesis alanı kullanımlarında kalmakta iken; dava konusu 10.12.2012 onay tarihli 1/5000 ölçekli nazım imar planı ile 120 k/ha az yoğunluklu konut alanı, genel yeşil alan, açık otopark alanı, 12 metre genişliğinde taşıt yolu, açık ve kapalı spor tesisi alanı fonksiyonları getirilmiş ve taşınmazın genel yeşil alan ile açık otopark alanı fonksiyonlarına ayrılan kısmı dere yapı yaklaşma sınırı ve alanı içerisinde, taşınmazın konut alanı dışında kalan kısımları transfer edilecek alan sınırı içerisinde, taşınmazın tamamı önlemli alan-2 sınırı içerisinde belirlenmiş olup, davacılar tarafından taşınmaza getirilen konut alanı dışındaki tüm kullanım kararları yönünden bakılmakta olan dava açılmıştır.
Bu kapsamda, … İdare Mahkemesinin … tarih ve E:…; K:… sayılı kararı ile, mahallinde yaptırılan keşif ve bilirkişi incelemesi sonucunda düzenlenen bilirkişi raporu ile dosyanın birlikte değerlendirilmesinden, taşınmaza getirilen genel yeşil alan, açık otopark alanı, 12 metre genişliğinde taşıt yolu ile dere yapı yaklaşma sınırı ve alanı yönünden davanın reddine, kapalı ve açık spor tesisi alanı ile transfer edilecek alan lejantı yönünden dava konusu işlemin iptaline karar verilmiş, bu kararın redde ilişkin kısmının davacı vekili, iptale ilişkin kısmının davalı idare vekili tarafından temyiz edilmesi üzerine yapılan inceleme sonucunda Danıştay Altıncı Dairesinin 19/10/2017 tarih ve E:2015/7726, K:2017/8088 sayılı kararı ile, taşınmazın dere yapı yaklaşma sınırı ve alanı ile önlemli alan-2 sınırı içerisinde belirlenmesine ve dere koruma alanı içerisinde kalan kısımlarına genel yeşil alan fonksiyonu getirilmesine ilişkin kısmı yönünden onanmasına, taşınmazın transfer edilecek alan sınırı içerisinde belirlenmesine ilişkin kısmı yönünden açıklama eklenerek onanmasına, açık ve kapalı spor tesisi fonksiyonu getirilmesine ilişkin kısmı yönünden değişik gerekçe ile onama, açık otopark alanı ile 12 metre genişliğinde taşıt yolu fonksiyonları getirilmesine ilişkin kısmı yönünden bozulmasına karar verilmiştir.
Anılan bozma kararına uyulmak suretiyle taşınmazın 12 metre genişliğinde taşıt yoluna ayrılan kısmı yönünden dava konusu işlemin iptali, açık otopark alanı işlevine ayrılan kısmı yönünden davanın reddi yolunda … İdare Mahkemesince verilen … tarih ve E:…, K:… sayılı kararın redde ilişkin kısmına karşı davacı vekili, iptale ilişkin kısmına karşı davalı idare vekili tarafından temyiz istemlerinde bulunulmuştur.
İLGİLİ MEVZUAT:
3621 sayılı Kıyı Kanununun genel esasları düzenleyen 5. maddesinde, sahil şeritlerinde yapılacak yapıların kıyı kenar çizgisine en fazla 50 metre yaklaşabileceği, yaklaşma mesafesi ve kıyı kenar çizgisi arasında kalan alanların ancak yaya yolu, gezinti, dinlenme, seyir ve rekreaktif amaçla kullanılmak üzere düzenlenebileceği hükmüne; “Sahil Şeridinde Yapılabilecek Yapılar” başlıklı 8. maddesinin son fıkrasında, bu alanlarda uygulama imar planı kararıyla 6. ve 7. maddede belirtilen yapı ve tesislerle birlikte toplum yararına açık olmak şartıyla konaklama hariç günübirlik turizm yapı ve tesislerin yapılabileceği hükmüne yer verilmiştir.
Aynı Kanun’un geçici maddesinde, bu Kanunun yürürlüğe girdiği tarihten önce mevzuat hükümlerine uygun olarak onaylanmış ve kısmen veya tamamen yapılaşmış 1/1000 ölçekli uygulama imar planlarının sahil şeritleri ile ilgili hükümlerinin geçerli olduğu düzenlenmiştir.
Kıyı Kanununun Uygulanmasına Dair Yönetmeliğin “Sahil Şeridinde Planlama” başlıklı 17. maddesinde, sahil şeritlerinin birinci bölümünün tümüyle açık alan olarak toplumun kullanımına tahsis edilecek şekilde düzenleneceği, bu alanlarda sadece yaya yolları, gezinti ve dinlenme alanları, seyir teras ve alanları ile bu Yönetmeliğin 4 . maddesinde tanımlanan rekreaktif amaçlı kullanımlar ile bu Yönetmeliğin 13. maddesinde belirlenen yapı ve tesislerin yer alabileceği, bu alan içinde toplumun yararlanmasına açık yapılar da dahil olmak üzere başka hiçbir yapı ve tesis yapılamayacağı, sahil şeridinin ikinci bölümünde ise bu Yönetmeliğin 13. ve 14. maddelerinde sayılan yapı ve tesisler ile toplumun yararlanmasına açık olmak şartı ile konaklama hariç bu Yönetmelikte tanımlanan günübirlik turizm yapı ve tesisleri kapsayacak şekilde düzenleme yapılabileceği kuralına yer verilmiştir.
Aynı Yönetmeliğin 16. maddesinin son fıkrasında ise, sahil şeridinin birinci bölümünde yeni taşıt yollarının açılamayacağı, ancak 11 Temmuz 1992 tarihinden önce mevzuat hükümlerine uygun olarak onaylanmış planlara göre yapımına başlanmış veya kullanılmakta olan Devlet Karayolları ile yapımı gerçekleştirilmiş imar yollarındaki müktesep hakların saklı olduğu, inşaatına başlanmış imar yollarında ise mümkün olan en kısa mesafede iç yollarla bağlantı sağlanmak üzere imar planı revizyonu yapılacağı, sahil şeridi birinci bölümünde ancak iç yollarla dolgu alanlarındaki yapılmış veya yapılacak yolları bağlayan kısa geçişler için imar yolları planlanabileceği hüküm altına alınmıştır.
HUKUKİ DEĞERLENDİRME:
Taşınmaza getirilen açık otopark alanı işlevi yönünden yapılan incelemede;
Yukarıda detaylarına yer verilen yasal düzenlemeler uyarınca, sahil şeridinin ilk 50 metrelik kısmının ancak yaya yolu, gezinti, dinlenme, seyir ve rekreaktif amaçlı kullanımlara ayrılabileceği, taşıt yollarının ise sahil şeridinin ikinci 50 metrelik kısmında planlanabileceği açık olup; otopark alanlarının da taşıt araçlarına hizmet veren bir işlev türü olması ve bu alanlara erişimin taşıt yolları aracılığıyla sağlanabilmesi karşısında, sahil şeritlerinde taşıt yollarının planlanmasına ilişkin yasal düzenlenmelere tabi olduğunun, diğer bir ifade ile sahil şeridinin birinci bölümünde otopark alanı ayrılamayacağının kabulü gerekmektedir.
Bu kapsamda, temyiz istemine konu kararda her ne kadar otopark alanının sahil şeridinin ikinci 50 metrelik kısmında ayrıldığı belirtilmişse de kıyı kenar çizgisi ile sahil şeridinin birinci ve ikinci bölümlerinin işaretlenmesi suretiyle davalı idarece dosyaya sunulan plan paftasından, taşınmazda öngörülen açık otopark alanının kısmen sahil şeridinin ilk 50 metrelik bölümünde, kısmen ikinci 50 metrelik bölümünde kalacak şekilde planlandığı ve otopark kullanımının sahil şeridinin hangi bölümünde gerçekleştirileceğine dair plan notlarında herhangi bir düzenlemeye yer verilmeyerek belirsizlik yaratıldığı görülmektedir.
Bu durumda, sahil şeridinin ilk 50 metrelik kısmında söz konusu işleve imkan verecek şekilde yapılan düzenlemenin kıyı mevzuatına aykırı olduğu anlaşıldığından, dava konusu plan değişikliğinin bu kısmının iptaline karar verilmesi gerekirken, davanın reddi yolunda verilen kararda isabet bulunmamaktadır.
Taşınmaza getirilen 12 metre genişliğinde taşıt yolu işlevi yönünden yapılan incelemede;
Kıyılardan ve sahil şeritlerinden yararlanmada öncelikle kamu yararının gözetilmesi gerektiğinden, bu alanlarda kıyı mevzuatının amacına uygun olarak kazanılmış hakla ilgili ölçüt belirlenirken, ulaşım ve trafik güvenliği ile şehircilik ilkelerine uygun şekilde planlandığı anlaşılan taşıt yollarının kamu yararı niteliğinin dikkate alınması ve tamamen veya kısmen yapılaşmış alanlardaki imar haklarından farklı değerlendirilmesi gerektiği kuşkusuzdur.
Bu kapsamda, yukarıda detaylarına yer verilen yasal düzenlemelerle, sahil şeridinin ilk 50 metrelik kısmında yeni taşıt yolu açılamayacağına dair genel kurala istisna getirilmiş ve 11.07.1992 tarihinden önce mevzuat hükümlerine uygun olarak onaylanmış planlara göre yapımına başlanmış veya kullanılmakta olan Devlet Karayolları ile yapımı gerçekleştirilmiş imar yollarındaki kazanılmış hakların saklı tutulduğu hüküm altına alınmıştır.
Bu doğrultuda, uyuşmazlık konusu taşınmazın farklı hissedarları tarafından dava konusu 1/5000 ölçekli nazım imar planının iptali istemiyle açılan ve … İdare Mahkemesinin E:… sayılı dosyasında görülmekte olan diğer bir davada, aynı alana ilişkin 1/5000 ölçekli nazım imar planından önce 01.08.1986 tarihinde onaylanan 1/1000 ölçekli uygulama imar planında sahil şeridinin ilk 50 metrelik bölümünde ayrılan ve bir kısmı uyuşmazlık konusu taşınmaza isabet eden doğu-batı yönlü 10 metre genişliğindeki taşıt yolunun yapımının tamamlanıp tamamlanmadığı hususunda … tarih ve E:… sayılı ara karara cevaben davalı idarece, 1/1000 ölçekli uygulama imar planının yapımı tarihinde ve hali hazırda yolun kullanımda olduğunun beyan edildiği, buna karşılık davacılar tarafından, bu beyanın gerçeğe aykırı olduğu, alanda yapımı tamamlanmış bir yol bulunmadığı şeklinde iddialar ileri sürüldüğü, yanı sıra güncel uydu görüntüsünden de sahil şeridinde doğu-batı istikametinde devam eden taşıt yolunun uyuşmazlık konusu taşınmaza isabet eden kısmının fiilen mevcut olmadığı görülmektedir.
Bu durumda, alanın güncel uydu görüntüsü ve tarafların konuya ilişkin çelişkili beyanları sonucunda oluşan tereddütün giderilmesi suretiyle bir karar verilmesi gerektiğinden, somut uyuşmazlığın çözümünde öncelikle, sahil şeridinin birinci 50 metrelik bölümünde planlanan 12 metre genişliğindeki taşıt yolunun davacıların hissedarı olduğu taşınmaza isabet eden kısmının kıyı mevzuatında öngörülen kazanılmış hak koşullarını sağlayıp sağlamadığının araştırılması, elde edilecek sonuca göre yeniden bir değerlendirme yapılması gerekmektedir.
Öte yandan, 01.08.1986 onay tarihli 1/1000 ölçekli uygulama imar planında sahil şeridinin büyük kısmına konut, ticaret, turizm gibi faydalı alan kullanımları getirildiği ve bölgede oluşacak kalıcı nüfus ile kullanıcı nüfusuna hizmet etmek üzere sahil şeridinin ilk 50 metrelik bölümünde 10 metre genişliğinde taşıt yolu planlandığı, dava konusu 1/5000 ölçekli nazım imar planında ise sahil şeridinin kıyı mevzuatına uygun şekilde yapılaşmalardan arındırılarak tüm alt bölgeye ve kente hizmet etmek üzere kamuya açık rekreaktif-yeşil alan olarak kurgulanması suretiyle bir taraftan bölgedeki kalıcı nüfus yoğunluğu düşürülürken diğer taraftan 1986 yılı onaylı plana göre taşıt yolunun genişliğinin artırıldığı anlaşılmaktadır.
Bu itibarla, İdare Mahkemesince yeniden yapılacak inceleme sonucunda davaya konu taşıt yolunun kıyı mevzuatında öngörülen koşullara uygun şekilde yapımının tamamlanmış olduğunun tespit edilmesi halinde, bu defa, 1986 yılı onaylı 1/1000 ölçekli uygulama imar planında 10 metre olan genişliğinin dava konusu 1/5000 ölçekli nazım imar planında 12 metreye çıkarılmasının kazanılmış hak ölçütü bağlamında kıyı mevzuatına uygunluğunun değerlendirilmesi, yanı sıra yolun genişliğinin artırılmasının bölgenin ihtiyacından kaynaklanıp kaynaklanmadığı, söz konusu artışı zorunlu kılan nesnel, teknik gerekçeler bulunup bulunmadığı hususlarının da ortaya konulması gerekmektedir.
Bu tespit ve açıklamalar ışığında, dava konusu nazım imar planının 12 metre genişliğindeki yol alanına ilişkin kısmı yönünden eksik incelemeye dayalı şekilde verilen kararda isabet bulunmamaktadır.
KARAR SONUCU:
Açıklanan nedenlerle;
1. 2577 sayılı Kanunun 49. maddesine uygun bulunan temyiz istemlerinin kabulüne,
2. Taşınmazın 12 metre genişliğinde taşıt yoluna ayrılan kısmı yönünden dava konusu işlemin iptali, açık otopark alanı işlevine ayrılan kısmı yönünden davanın reddi yolunda … İdare Mahkemesince verilen … tarih ve E:…, K:… sayılı kararın BOZULMASINA,
3. Yeniden bir karar verilmek üzere dosyanın anılan Mahkemeye gönderilmesine, 29/11/2022 tarihinde oybirliğiyle karar verildi.