Danıştay 4. Daire Başkanlığı 2019/9809 E. , 2022/7126 K.
T.C.
D A N I Ş T A Y
DÖRDÜNCÜ DAİRE
Esas No : 2019/9809
Karar No : 2022/7126
TEMYİZ EDEN (DAVALI) : … Vergi Dairesi Başkanlığı
(… Vergi Dairesi Müdürlüğü)
VEKİLİ : Av. …
KARŞI TARAF (DAVACI) : … Otomotiv Petrol Nakliyat Sanayi ve Ticaret Anonim Şirketi
VEKİLİ : Av. …
İSTEMİN KONUSU : … Bölge İdare Mahkemesi … Vergi Dava Dairesinin … tarih ve E:… , K:… sayılı kararının temyizen incelenerek bozulması istenilmektedir.
YARGILAMA SÜRECİ :
Dava konusu istem: Davacı adına, ortağına ait olan taşınmazı, emsallerine nazaran yüksek bedelle satın aldığı ve Diğer Alacaklar hesabı ile Diğer Çeşitli Borçlar hesaplarını kullanarak, ortaklarına transfer fiyatlandırması yoluyla örtülü kazanç dağıtımında bulunduğundan bahisle, hazırlanan vergi inceleme raporu uyarınca, re’sen tarh edilen 2013/12 dönemi tekerrür uygulamalı vergi ziyaı cezalı gelir(stopaj) vergisinin kaldırılması istenilmiştir.
İlk Derece Mahkemesi kararının özeti: … Vergi Mahkemesince verilen …tarih ve E:… , K:… sayılı kararda; davacının, ortağına ait olan taşınmazı, emsallerine nazaran yüksek bedelle satın aldığından bahisle yapılan tarhiyat yönünden; takdir komisyonunca belirlenen tutar ile … Sulh Hukuk Mahkemesinin … D.İŞ dosyasında yapılan bilirkişi incelemesi neticesinde düzenlenen bilirkişi raporunda tespit edilen değerler arasında büyük fark olduğu, davalı idarece tarhiyata esas alınan takdir komisyonu kararında, taşınmazın değer tespiti yapılırken, taşınmazın değerine etki edebilecek 2013 yılı m2 fiyatları, taşınmazın imar durumu, Çevre ve Şehircilik Bakanlığı Yapı Yaklaşık Birim Maliyet değerleri, yıpranması, halizhazır durumu, belediye hizmetlerinden yararlanma durumu, alt yapı ve ulaşım olanakları vs hususlarda her hangi bir değerlendirme yapılmaksızın, yalnızca 3 emlakçı tarafından hangi kriterlerin baz alınarak verildiği belli olmayan asgari ve azami tutarların ortalaması alınmak suretiyle emsal bedelin takdir edildiği, bu durumda, davacı şirketin ortağı olan gerçek kişiden emsaline göre yüksek bedelle taşınmaz satın aldığı iddiasının yeterli inceleme ve araştırma yapılmadan, takdir komisyonunca belirlenen tutar dikkate alınarak bulunan tutar üzerinden re’sen tarh edilen dava konusu tekerrür uygulanmış vergi ziyaı cezalı gelir stopaj vergisinde yasal isabet bulunmadığı kalan kısımlar yönünden ise hukuka aykırılık bulunmadığı sonucuna varılmıştır. Belirtilen gerekçelerle davanın kısmen kabulüne, kısmen reddine karar verilmiştir.
Bölge İdare Mahkemesi kararının özeti: Bölge İdare Mahkemesince; istinaf başvurusuna konu Vergi Mahkemesi kararının usul ve hukuka uygun olduğu ve davalı tarafından ileri sürülen iddiaların söz konusu kararın kaldırılmasını sağlayacak nitelikte görülmediği belirtilerek 2577 sayılı İdari Yargılama Usulü Kanunu’nun 45. maddesinin 3. fıkrası uyarınca istinaf başvurusunun reddine karar verilmiştir.
TEMYİZ EDENİN İDDİALARI : Davalı idare tarafından, idarece yapılan işlemlerin hukuka uygun olduğu, kararın kabule ilişkin kısmının bozulması gerektiği ileri sürülmektedir.
KARŞI TARAFIN SAVUNMASI : Temyiz isteminin reddi gerektiği savunulmuştur.
TETKİK HÂKİMİ : …
DÜŞÜNCESİ : Temyiz isteminin kabulü gerektiği düşünülmektedir.
TÜRK MİLLETİ ADINA
Karar veren Danıştay Dördüncü Dairesince, Tetkik Hâkiminin açıklamaları dinlendikten ve dosyadaki belgeler incelendikten sonra gereği görüşüldü:
İNCELEME VE GEREKÇE :
2577 sayılı İdari Yargılama Usulü Kanununda re’sen araştırma ilkesi benimsenmiş, aynı Kanunun 31. maddesinin yollamada bulunduğu Hukuk Muhakemeleri Kanununun 266. maddesinde, hakimin özel ve teknik bilgi isteyen bir konuda bilirkişi incelemesi yaptırmaya yetkili olduğu belirtilmiştir.
213 sayılı Vergi Usul Kanunu’nun 3. maddesinin (B) bendinde, vergilendirmede vergiyi doğuran olay ve bu olaya ilişkin muamelelerin gerçek mahiyetinin esas olduğu, vergiyi doğuran olay ve bu olaya ilişkin muamelelerin gerçek mahiyetinin yemin hariç her türlü delille ispatlanabileceği; 134. maddesinde de, vergi incelemesinden maksadın, ödenmesi gereken vergilerin doğruluğunu araştırmak, tespit etmek ve sağlamak olduğu düzenlemelerine yer verilmiştir.
5520 sayılı Kurumlar Vergisi Kanunu’nun ”Transfer Fiyatlandırması Yoluyla Örtülü Kazanç Dağıtımı” başlıklı 13. maddesinde; ”Kurumlar, ilişkili kişilerle emsallere uygunluk ilkesine aykırı olarak tespit ettikleri bedel veya fiyat üzerinden mal veya hizmet alım ya da satımında bulunursa, kazanç tamamen veya kısmen transfer fiyatlandırması yoluyla örtülü olarak dağıtılmış sayılır. Alım, satım, imalat ve inşaat işlemleri, kiralama ve kiraya verme işlemleri, ödünç para alınması ve verilmesi, ikramiye, ücret ve benzeri ödemeleri gerektiren işlemler her hal ve şartta mal veya hizmet alım ya da satımı olarak değerlendirilir. İlişkili kişi; kurumların kendi ortakları, kurumların veya ortaklarının ilgili bulunduğu gerçek kişi veya kurum ile idaresi, denetimi veya sermayesi bakımından doğrudan veya dolaylı olarak bağlı bulunduğu ya da nüfuzu altında bulundurduğu gerçek kişi veya kurumları ifade eder. Ortakların eşleri, ortakların veya eşlerinin üstsoy ve altsoyu ile üçüncü derece dahil yansoy hısımları ve kayın hısımları da ilişkili kişi sayılır. Emsallere uygunluk ilkesi, ilişkili kişilerle yapılan mal veya hizmet alım ya da satımında uygulanan fiyat veya bedelin, aralarında böyle bir ilişkinin bulunmaması durumunda oluşacak fiyat veya bedele uygun olmasını ifade eder. Emsallere uygunluk ilkesi doğrultusunda tespit edilen fiyat veya bedellere ilişkin hesaplamalara ait kayıt, cetvel ve belgelerin ispat edici kâğıtlar olarak saklanması zorunludur.” hükümlerine yer verilmiş olup, devamında kurumların ilişkili kişilerle yaptığı işlemlerde uygulayacağı fiyat ve bedellerin hangi yöntemlerle kullanılacağı ile transfer fiyatlandırması yoluyla örtülü kazanç dağıtımına ilişkin diğer usul ve esaslar düzenlenmiştir.
Dosyanın incelenmesinden; davacının satın aldığı, ortağına ait taşınmazın bedelinin emsallerine nazaran bedelinin tespiti uyuşmazlığın esasını oluşturmaktadır, davacı tarafından Sulh Hukuk Mahkemesince tespit edilen değerin esas alınması gerektiği savunulmakta olup dosya içeriğinde bilgileri mevcut takdir komisyonu kararı uyarınca belirlenen bedelin gerçeği yansıtmadığı iddia edilmektedir.
Olayda; mahkemece her ne kadar, tespit davasında mevcut bulunan ilgili raporun daha detaylı incelemeler içerdiğinden bahisle esas alınması gerektiğinden bahisle karar verilmişse de takdir komisyonunca, söz konusu taşınmazın bulunduğu mahalde faaliyet gösteren üç farklı emlakçıdan ilgili taşınmazın açık adresinin de gösterilmesi suretiyle emsal fiyat sorulduğu, buna göre adı geçen, alanında uzman olduğuna şüphe de bulunmayan meslek mensuplarınca verilen fiyatın, taşınmazın tüm özelliklerini dikkate alarak verildiğine bir duraksama bulunmamaktadır, öyleyse, alanında uzman kişilerce belirlenmiş olan farklı bedeller arasındaki radikal farkın nedeninin ve ilgili taşınmazın gerçek değerinin tespiti noktasında, teknik uzmanlık gerektiren bir mesele olması da dikkate alınarak, gerekirse keşif yapılarak bilirkişi marifetiyle çözümlenmesi gerekirken yazılı gerekçeyle verilen kararda hukuki isabet görülmemiştir.
KARAR SONUCU :
Açıklanan nedenlerle;
1. Temyiz isteminin kabulüne,
2. Temyize konu … Bölge İdare Mahkemesi … Vergi Dava Dairesinin … tarih ve E:… , K:… sayılı kararının BOZULMASINA,
3. Yeniden bir karar verilmek üzere dosyanın Vergi Dava Dairesine gönderilmesine, 29/11/2022 tarihinde oyçokluğuyla karar verildi.
(X) KARŞI OY :
213 sayılı Vergi Usul Kanunu’nun 3. maddesinin (B) bendinde, vergilendirmede vergiyi doğuran olay ve bu olaya ilişkin muamelelerin gerçek mahiyetinin esas olduğu, vergiyi doğuran olay ve bu olaya ilişkin muamelelerin gerçek mahiyetinin yemin hariç her türlü delille ispatlanabileceği; 134. maddesinde de, vergi incelemesinden maksadın, ödenmesi gereken vergilerin doğruluğunu araştırmak, tespit etmek ve sağlamak olduğu düzenlemelerine yer verilmiştir.
5520 sayılı Kurumlar Vergisi Kanunu’nun ”Transfer Fiyatlandırması Yoluyla Örtülü Kazanç Dağıtımı” başlıklı 13. maddesinde; ”Kurumlar, ilişkili kişilerle emsallere uygunluk ilkesine aykırı olarak tespit ettikleri bedel veya fiyat üzerinden mal veya hizmet alım ya da satımında bulunursa, kazanç tamamen veya kısmen transfer fiyatlandırması yoluyla örtülü olarak dağıtılmış sayılır. Alım, satım, imalat ve inşaat işlemleri, kiralama ve kiraya verme işlemleri, ödünç para alınması ve verilmesi, ikramiye, ücret ve benzeri ödemeleri gerektiren işlemler her hal ve şartta mal veya hizmet alım ya da satımı olarak değerlendirilir. İlişkili kişi; kurumların kendi ortakları, kurumların veya ortaklarının ilgili bulunduğu gerçek kişi veya kurum ile idaresi, denetimi veya sermayesi bakımından doğrudan veya dolaylı olarak bağlı bulunduğu ya da nüfuzu altında bulundurduğu gerçek kişi veya kurumları ifade eder. Ortakların eşleri, ortakların veya eşlerinin üstsoy ve altsoyu ile üçüncü derece dahil yansoy hısımları ve kayın hısımları da ilişkili kişi sayılır. Emsallere uygunluk ilkesi, ilişkili kişilerle yapılan mal veya hizmet alım ya da satımında uygulanan fiyat veya bedelin, aralarında böyle bir ilişkinin bulunmaması durumunda oluşacak fiyat veya bedele uygun olmasını ifade eder. Emsallere uygunluk ilkesi doğrultusunda tespit edilen fiyat veya bedellere ilişkin hesaplamalara ait kayıt, cetvel ve belgelerin ispat edici kâğıtlar olarak saklanması zorunludur.” hükümlerine yer verilmiş olup, devamında kurumların ilişkili kişilerle yaptığı işlemlerde uygulayacağı fiyat ve bedellerin hangi yöntemlerle kullanılacağı ile transfer fiyatlandırması yoluyla örtülü kazanç dağıtımına ilişkin diğer usul ve esaslar düzenlenmiştir.
Dosyanın incelenmesinden; davacının satın aldığı, ortağına ait taşınmazın bedelinin emsallerine nazaran bedelinin tespiti uyuşmazlığın esasını oluşturmaktadır, davacı tarafından Sulh Hukuk Mahkemesince tespit edilen değerin esas alınması gerektiği savunulmakta olup dosya içeriğinde bilgileri mevcut takdir komisyonu kararı uyarınca belirlenen bedelin gerçeği yansıtmadığı iddia edilmektedir.
Olayda; dosya içerisinde mevcut bulunan takdir komisyonu kararı ve eklerinin incelenmesinden, takdir komisyonunca yeterli araştırma ve incelemenin yapıldığı nitekim ilgili bedel belirlenirken alanında uzman ve mezkur taşınmazın mahallindeki emlakçılardan yararlanıldığı birden fazla emlakçıdan bilgi alındığı ve tutanağa bağlandığı buna göre söz konusu bedel üzerinden yapılan cezalı tarhiyatta hukuka aykrılık bulunmadığı anlaşılmaktadır.
Açıklanan nedenlerle, yazılı gerekçeyle verilen kararın bozulması gerektiği görüşüyle daire kararında belirtilen gerekçeye katılmıyorum.