Danıştay Kararı 7. Daire 2022/3831 E. 2022/4737 K. 29.11.2022 T.

Danıştay 7. Daire Başkanlığı         2022/3831 E.  ,  2022/4737 K.
T.C.
D A N I Ş T A Y
YEDİNCİ DAİRE
Esas No : 2022/3831
Karar No : 2022/4737

TEMYİZ EDEN (DAVACI) : … Kimyevi Maddeler İthalat İhracat Sanayi ve Ticaret Limited Şirketi

KARŞI TARAF (DAVALI) : … Vergi Dairesi Başkanlığı
VEKİLİ : Av. …

İSTEMİN KONUSU : … Vergi Mahkemesinin … tarih ve E:…, K:… sayılı kararının temyizen incelenerek bozulması istenilmektedir.

YARGILAMA SÜRECİ :
Dava konusu istem: Davacının hesap ve işlemlerinin incelenmesi sonucunda düzenlenen vergi inceleme raporuna istinaden, 4760 sayılı Özel Tüketim Vergisi Kanunu’nun 8. maddesi uyarınca, ithal edilen white spritin, (I) sayılı liste dışı mal üretiminde kullanılmadığı, akaryakıt olarak kullanılmak üzere satıldığından bahisle 2012 yılının Mart dönemi için re’sen salınan özel tüketim vergisi ile üç kat kesilen vergi ziyaı cezasının iptali istemiyle dava açılmıştır.
İlk Derece Mahkemesi kararının özeti: Bozma kararı üzerine, olayda, hakkında düzenlenen vergi tekniği raporunda yer alan; davacı tarafından 2011 yılına ilişkin olarak hakkında sahte fatura düzenleme nedeniyle vergi tekniği raporu düzenlenen mükellefler ile sahte belge düzenleme yönünden hakkında olumsuz tespit bulunan mükelleflerden 1.640.322,00 TL’lik mal alımı yapıldığı, buna göre 2011 yılı alışlarının %97’sinin, 2012 yılı alışlarının ise, %71 oranında gerçek mal alımına dayanmadığı, satış yapılan mükelleflerin bir kısmı hakkında sahte fatura düzenlemekten dolayı vergi tekniği raporu düzenlendiği, bir kısmı hakkında ise sahte fatura kullanmaktan dolayı olumsuz tespitler bulunduğu, kapasite raporuna göre başka hiçbir kimyasal ürün üretmediği, sadece ahşap koruyucu ürettiği düşünülse bile mevcut araç gereç ekipman, işçi sayısı ile yıllık üretebileceği bütün kimyasal ürünler toplamı 1.593.000 kg olmasına karşın 07/05/2012-11/06/2012 tarihleri arasında ithal edilen 1.328.000 kg ‘white spirit’in Haziran ve Temmuz aylarında üretime sevki sonucunda 1.897.140 kg ahşap koruyucu üretilmesinin, dolayısıyla sadece iki ayda tüm yıllık üretim kapasitesinin aşılmasının mümkün olmadığı, 2011-2012 yılları stok, hammadde, mamul ve ticari mal mevcutları içerisinde, toluen, ksilen, alkil reçine, piğment maddelerinin olmadığının tespit edildiği, mükellef temsilcisi tarafından da söz konusu ürünler olmadan üretim yapılmasının mümkün olmadığının ifade edildiği, üretimde kullanıldığı belirtilen katık maddelere ait faturaların 2012 yılının Mart ve Mayıs-Haziran dönemlerine ilişkin üretim tasdik raporlarında mükerrer olarak kullanıldığı, 2012 yılı Mart dönemi üretim tasdik raporunda, üretimde kullanıldığı belirtilen ahşap koruyucu katık faturalarında mal cinsinin elle düzeltildiği, bazı emtia alışları için düzenlenen fatura asıllarında ürün cinsinin “ahşap koruyucu” veya ” ahşap koruyucu boya” olduğunun tespit edildiği, üretim tasdik raporu ekinde yer alan fatura fotokopilerinde ise elle oynama yapılarak ürün cinsinin “ahşap koruyucu boya katığı” olarak değiştirildiği, mükellefin 3.942.815,77 TL’lik ödenmesi gereken vergi borcunun bulunduğu, 42.273,54 TL vergi ödediği, bankalar üzerinden gerçekleşen para hareketlerinin olduğu şirketlerle organik bağlarının bulunduğu, anılan şirketlerin bazıları hakkında sahte belge düzenleme nedeniyle vergi tekniği raporu düzenlendiği yahut olumsuz tespitlerin bulunduğu, mükellef kurum ve ortakları ile grup şirketleri arasında aynı tutarlı çok sayıda para hareketinin tespit edildiği, üretilen ürünlerin teneke, bidon, tanker vb. şekilde paketlenip alıcılara teslim edildiği şeklinde beyanda bulunulmasına karşın ürünlerin paketlenmesine yarayacak emtia alım faturasının bulunmadığı yolundaki tespitlerden hareketle, davacının kaçak akaryakıt üretimi yaptığı, bunu gizlemek amacıyla da düzenlenen faturalarda “sentetik tiner ve ahşap koruyucu” isimleri adı altında mamul madde satıldığına dair sahte belge düzenlediği sonucuna varıldığından, davacı şirket adına yapılan üç kat vergi ziyaı cezalı özel tüketim vergisi tarhiyatında hukuka aykırılık bulunmadığı gerekçesiyle davanın reddine karar verilmiştir.

TEMYİZ EDENİN İDDİALARI : Antrepodan yaptıkları fişleri bulunan alımların gerçek olduğu, sahte faturaya ilişkin söz konusu dönemde olumsuz tespit olmadığı, mal satışı yapılan firmalar hakkında vergi incelemesi yapılmasının kendilerini hukuki olarak bağlamayacağı, ürünlerin akaryakıt olarak kullanılmış olmasına dair iddiaların ancak adli yargıda yapılacak soruşturma sonucunda ispatlanabileceği, şirket yetkililerinin muhteviyatı itibarıyla yanıltıcı belge düzenlemekten yargılanarak beraat ettikleri, üretim miktarlarının kapasite raporları ile uyumlu olduğu, varsayımdan hareketle tarhiyat yapılamayacağı ileri sürülmektedir.

KARŞI TARAFIN SAVUNMASI: Savunma verilmemiştir.

DANIŞTAY TETKİK HÂKİMİ …’İN DÜŞÜNCESİ : Temyiz isteminin reddi ile usul ve yasaya uygun olan kararın onanması gerektiği düşünülmektedir.

TÜRK MİLLETİ ADINA
Karar veren Danıştay Yedinci Dairesince, Tetkik Hâkiminin açıklamaları dinlendikten ve dosyadaki belgeler incelendikten sonra gereği görüşüldü:

HUKUKİ DEĞERLENDİRME:
İdare ve vergi mahkemelerinin nihai kararlarının temyizen bozulması, 2577 sayılı İdari Yargılama Usulü Kanunu’nun 49. maddesinde yer alan sebeplerden birinin varlığı hâlinde mümkündür.
Temyizen incelenen karar usul ve hukuka uygun olup, dilekçede ileri sürülen temyiz nedenleri kararın bozulmasını gerektirecek nitelikte görülmemiştir.

KARAR SONUCU:
Açıklanan nedenlerle;
1. Temyiz isteminin reddine,
2. … Vergi Mahkemesinin … tarih ve E:…, K:… sayılı kararının ONANMASINA,
3. Hüküm altına alınan tutar üzerinden binde 9,10 oranında ve … TL’den az olmamak üzere hesaplanacak nispi karar harcından, Mahkemece karara bağlanan harcın mahsubundan sonra, kalan harç tutarının temyiz eden davacıdan alınmasına,
4. Dosyanın anılan Mahkemeye gönderilmesine,
5. 2577 sayılı Kanun’un (Geçici 8. maddesi uyarınca uygulanmasına devam edilen) 54. maddesinin 1. fıkrası uyarınca bu kararın tebliğ tarihini izleyen günden itibaren onbeş gün içinde karar düzeltme yolu açık olmak üzere, 29/11/2022 tarihinde oyçokluğuyla karar verildi.

(X) KARŞI OY :
Madeni yağ imalatı ve ticari faaliyeti ile uğraşan davacı hakkında düzenlenen vergi tekniği raporunda davacının tecil-terkin uygulaması kapsamında yurt içinden aldığı ve ithal ettiği baz yağları taahhüt ettiği ahşap koruyucu üretiminde kullanmayarak doğrudan piyasaya sattığı hususu somut bir biçimde saptanmadan, eksik inceleme ve varsayıma dayanılarak yapılan tarhiyatta hukuka uygunluk bulunmadığından, temyiz isteminin kabul edilerek davanın reddine dair mahkeme kararının bozulması gerektiği oyu ile, karara katılmıyorum.

(XX) KARŞI OY :
213 sayılı Vergi Usul Kanunu’nun “Vergi ziyaı cezası” başlıklı 344. maddesinin birinci fıkrasında, 341. maddede yazılı hallerde vergi ziyaına sebebiyet verildiği takdirde, mükellef veya sorumlu hakkında ziyaa uğratılan verginin bir katı tutarında vergi ziyaı cezası kesileceği, ikinci fıkrasında ise, vergi ziyaına 359. maddede yazılı fiillerle sebebiyet verilmesi halinde bu cezanın üç kat, bu fiillere iştirak edenlere ise bir kat olarak uygulanacağı hükme bağlanmıştır.
Olayda temyize konu kararla; davacı tarafından, 213 sayılı Kanun’un 359. maddesinde yazılı fiillerle vergi ziyaına sebebiyet verildiği kanaatiyle vergilerin üç katı tutarında vergi ziyaı cezası kesilmesinde hukuka aykırılık bulunmadığı gerekçesiyle davanın vergi ziyaı cezasının bir katını aşan kısmı da reddedilmiş ise de; dosyada yer alan … Asliye Ceza Mahkemesinin E:… sayılı dosyasında, aralarında sanık sıfatıyla davacı şirketin ortak ve yöneticilerinin de bulunduğu davada, 2011 ve 2012 takvim yıllarına ilişkin muhteviyatı itibarıyla yanıltıcı belge düzenleme eylemi nedeniyle yapılan yargılamada, sanıkların ayrı ayrı beraatlerine karar verildiği anlaşılmıştır.
Bu bakımdan, davacı şirket hakkında düzenlenen vergi suçu raporunun getirtilmesi ve raporda isnad edilen ve üç katı tutarında ceza kesme işleminin sebebini oluşturan fiil ile, davacı şirket ortak ve yetkileri hakkında açılan ceza davasının konusunu oluşturan fiilin ilgilisinin tespit edilmesi suretiyle bu dava sonucunda fiilin işlenmediğine; dolayısıyla, vergi suçu raporunda yer alan tespitlerin gerçekleşmediğine yönelik verilmiş bir beraat hükmünün varlığının ortaya konulması halinde davacının “masumiyet karinesinden” yararlanıp yararlanmayacağının tartışılmasından sonra ceza tutarının belirlenecek bu sonuca göre değerlendirilmesi gerekmektedir.
Açıklanan nedenle, davacı adına üç kat tutarında kesilen vergi ziyaı cezasının, vergi aslının bir katını aşan kısmının belirtilen araştırmanın yapılmasından sonra karara bağlanması gerektiği oyuyla, Daire kararına bu yönden katılmıyorum.